Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Iletişim

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Iletişim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iletişim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GNC Makina, CNC Masters projesiyle Prida Ödülü’nün sahibi oldu Haber

GNC Makina, CNC Masters projesiyle Prida Ödülü’nün sahibi oldu

GNC Makina tarafından hayata geçirilen CNC Masters projesi, İletişim Danışmanlığı Şirketleri Derneği tarafından düzenlenen Prida Ödülleri kapsamında ödüle layık görüldü. İşveren Markası kategorisinde ödül alan CNC Masters, Türkiye’nin ilk CNC operatörlük yarışması olarak öne çıkıyor. CNC Masters Yarışması, üretimde teknolojinin tek başına yeterli olmadığı, asıl farkı bu teknolojiyi doğru ve verimli kullanan insan kaynağının yarattığı gerçeğinden yola çıkılarak kurgulandı. GNC Makina, bu yaklaşımla yalnızca bir yarışma düzenlemekle kalmadı; CNC operatörlerini odağına alan, sahaya dokunan ve sektörde karşılığı olan bir işveren markası iletişimi modeli ortaya koydu. Yarışma sürecinde yürütülen iletişim ve dijital çalışmalar, CNC operatörlerine yönelik doğru içerik ve doğru dilin sektörde güçlü bir karşılık bulduğunu gösterdi. CNC Masters, kısa sürede üretim sahasında geniş bir etkileşim alanı yaratarak sektörün dikkatini insan kaynağı konusuna yeniden çekti. Dada Salon Kabarett sahnesinde gerçekleşen törende ödülü, GNC Makina Genel Müdürü Gökhan Yıldız ve GNC Makina Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Çetinkaya teslim aldı. Prida 2025’ten gelen bu ödül, CNC Masters’ın yalnızca bir sektör projesi olmadığını; sektöre dokunan, sürdürülebilir değer üreten, iletişim odaklı ve uzun vadeli katkı sağlayan bir model olduğunu tescilledi. GNC Makina, önümüzdeki dönemde CNC Masters’ı daha da geliştirerek kapsamını genişletmeyi ve sektöre katkısını artırmayı hedefliyor.

Duran: Türkiye, diyalog kanallarını açık tutmaya devam etmektedir Haber

Duran: Türkiye, diyalog kanallarını açık tutmaya devam etmektedir

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İstanbul’da uluslararası medya kuruluşlarının temsilcileriyle buluştu. Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde gazetecilerin üstlendiği sorumluluğa dikkat çeken Duran, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan düzenin zayıfladığını ve çok kutuplu bir yapının şekillendiğini belirtti. Türkiye'nin uluslararası sistemin çözüm kapasitesine yönelik eleştirilerini hatırlatan Duran, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın defalarca ifade ettiği gibi uluslararası sistemin küresel ölçekte sorunları çözme kapasitesi gittikçe zayıflamaktadır." dedi. Teknolojik dönüşüme ilişkin konuşan Duran, “Bugün iklim konuları, gıda güvenliği meselesi, teknolojik dönüşümün hayatımıza kattığı fırsatlar kadar riskler de geleneksel küresel sorunların yanına eklenmiş bulunuyor. Küresel olarak bu fotoğrafı çekebilmek için gazetecilerin çalışmaları, haberleri, katkıları en büyük delil olarak önümüzde duruyor” diye konuştu. Duran, Türkiye'nin dış politika ilkelerine ve sahadaki etkinliğine dair şunları kaydetti: “Rusya-Ukrayna savaşında Karadeniz Tahıl Girişimi’ne sağladığımız katkıdan İsrail’in soykırımına uğrayan Gazze’de ateşkes ve insani yardım çabalarına, Suriye’de istikrarın tesisi için verilen destekten Afrika’daki ara buluculuk girişimlerine ve Kafkasya’daki Karabağ işgalinin sonlandırılmasına kadar pek çok alanda barış ve istikrarı önceleyen ilkesel bir dış politika yürütüyoruz. Türkiye, diplomatik kapasitesini sahadaki tecrübesiyle birleştiren bütüncül bir devlet aklı ortaya koymaktadır” Dezenformasyonla mücadelenin önemine de değinen Duran, Türkiye Yüzyılı’nın bir parçası olan "İletişimin Yüzyılı" ideali çerçevesinde, uluslararası medya ile sağlıklı bir etkileşim sürdürmeye kararlı olduklarını belirtti.

Şikayetvar 2025 Verilerini Açıkladı:  Dolandırıcılık ve Bahis Siteleri Gündemi Sarstı Haber

Şikayetvar 2025 Verilerini Açıkladı: Dolandırıcılık ve Bahis Siteleri Gündemi Sarstı

Çözüm platformu Şikayetvar, 2025 yılı verilerini açıkladı. Aylık 20 milyonu aşan ziyaretin gerçekleştiği platformda bir yıl içerisinde yarım milyonu aşkın şikayet çözüme kavuştu. En çok şikayet; e-ticaret, finans ve iletişim sektörüne gelirken Türk Telekom, Garanti BBVA ve Akbank en çok merak edilen markalar oldu. . Platform, yıl içerisinde gündemin nabzını da tuttu. Verilere göre dolandırıcılık, sanal bahis ve TOKİ en çok konuşulanlar arasında yer aldı. Şikayetvar’ın açıkladığı verilere göre 2025 yılı genelinde platforma toplam 2 milyon 868 bin 914 şikayet ulaştı. Yıl boyunca gelen şikayetlere toplam 436 bin 342 yorum yazıldı. 2025’te yeni kullanıcı sayısı yüzde 11 artışla 1 milyon 359 bin 51 olarak kaydedildi. Yıl içinde toplam 533 bin 117 şikayet çözüme kavuştu. Platforma kayıtlı olan marka sayısıysa 2025’te 33 bin 500’e yaklaştı. En çok şikayet Aralıkta Açıklanan verilere göre şikayetlerin en yoğun olduğu ay 267 bin 49 şikayetle Aralık olurken yılın 47. hafta (63 bin 577) en çok şikayet artışının yaşandığı hafta olarak kaydedildi. Öğretmenler Günü’ne denk gelen 24 Kasım tarihi ise 2025’te en çok şikayetin geldiği gün olarak tarihe geçti. Yorum sayısında zirve Ocak ayında Peki, 2025, yorum sayıları açısından nasıl bir tablo ortaya koydu? Verilere göre yorum sayısının en çok olduğu ay 44 bin 533 yorum sayısıyla Ocak olarak kaydedildi. Yılın ilk haftası 11 bin 39 yorumla yılın yorum şampiyonu olurken 9 Ocak’ta bin 854 yorumla bu kulvarda liderliğini korudu. E-ticaret şikayetleri yine zirvede Şikayetvar tarafından açıklanan verilere göre e-ticaret sektörü 365 bin 395 şikayet sayısıyla tüketicilerin en çok çözüm beklediği sektör oldu. 2. sırada 312 bin 396 şikayet sayısıyla finans sektörü olurken, iletişim sektörü 286 bin 811 sayısıyla 3. sırada yer aldı. İnternet platformları (200 bin 880), şans oyunları ve bahis (163 bin 484), kargo ve nakliyat (141 bin 851), giyim (127 bin 258), beyaz eşya (116 bin 266), kamu (90 bin 394) ve ulaşım sektörü en çok şikayet edilen sektörler olarak sıralamada yerini aldı. E-ticarette en çok şikayet iade ve değişim sürecine… E-ticaret sektöründe şikayetlerin odağında “iptal–iade–değişim” süreçleri yer aldı. Bu başlık, toplam şikâyetlerin yüzde 63’ünü oluştururken, fiyat–fatura–ödeme konuları yüzde 56 ile ikinci sıraya çıktı. Ürünlerin teslim edilmediğine dair şikayetler ise yüzde 34 oranıyla dikkat çekti. Ürün tarafında kalite, ayıplı ürün ve eksik/yanlış ürün bildirimleri öne çıkan diğer başlıklar arasında sıralandı. Finans sektöründe en çok şikayet hesap işlemlerinde Finans sektöründe şikayetlerin lideri hesap işlemleri oldu (yüzde 36). Kredi kartı şikayetleri yüzde 31 ile üst sıralarda yer alırken, ATM ve şube kaynaklı bildirimler yüzde 22 seviyesinde gerçekleşti. Dijital kanallarda web sitesi sorunları da öne çıkarken (yüzde 19), transfer işlemleri ve personel davranışı şikayetleri sektörün gündeminde yerini korudu. 2025’in iletişim karnesi: Fatura ve internet hızı zirvede İletişim sektöründe en yoğun şikayet başlığı fiyat–fatura–ödeme oldu (yüzde 35). İnternet erişim ve hız şikayetleri yüzde 30 ile ikinci sıraya yerleşirken, web sitesi kaynaklı sorunlar yüzde 28 oranına ulaştı. Abonelik süreçlerinde taahhüt cayma bedeli, teknik tarafta modem/cihaz ve teknik destek şikâyetleri de dikkat çeken başlıklar arasında yer aldı. Bahis siteleri yıla damgasını vurdu Platformun aktardığı verilere göre bu yıl en çok şikayet edilen kategori, 155 bin 180 şikayetle Türkiye’nin gündeminden düşmeyen bahis siteleri oldu. 2023’te 75 bin 99 olan şikayet sayısı, 2024’te 110 bin 10’a yükseldi. Bu sayı 2025’te ise 155 bin 180’e ulaştı. GSM operatörleri ve internet servis sağlayıcıları yine gündemde GSM operatörlerinde şikayet sayısı 142 bin 419, internet servis sağlayıcılarında ise 135 bin 211 şikayet platforma ulaştı. Özel bankalarda 134 bin 944 şikayet sayısı, kargo kategorisinde 118 bin 232, pazaryeri sitelerinde 108 bin 299, giyim marka mağaza zincirinde şikayetler 56 bin 969 olarak kaydedildi. Kamu bankaları, karayolu ulaşım firmaları, zincir marketler, indirim marketleri ve dolandırıcılık kategorisi en çok şikayet edilen kategoriler olarak sıralandı. Temizlik sektörü çözüm oranında bu yılda parladı Temizlik sektörü bir önceki yıla kıyaslandığında yüzde 29,7 artışla çözüm oranı en yüksek sektörlerde bu yıl ilk sırada yer aldı. Emlak ve inşaat sektöründe bir önceki yılda 5 bin 391 olan çözüm sayısı yüzde 26’lık çözüm oranıyla 20 bin 494’e yükseldi. Kargo ve nakliyat, internet platformları, gıda ve sigortacılık çözüm oranıyla yılı zirvede kapatan sektörler oldu. “İstenmeyen numaralar” bu yıl da durmadı Çözüm oranı en düşük olan sektörler 2025 yılı için şu şekilde sıralandı: Ulaşım, kamu, turizm, spor, sağlık, cep telefonu, eğitim, enerji, otomotiv, alışveriş ve içecek… 2025 yılı kategori bazında değerlendirildiğinde herkesin kabusu olan “istenmeyen aramalar” 10 bin 49 şikayetle ilk sırada yerini aldı. Devlet üniversitesi hastaneleri çözüm üretmede sorun yaşayan 2. kategori oldu. Karayolu ulaşım firmaları, ulusal hava yolları ve ikinci el giyim siteleri diğer kategori olarak öne çıktı. En çok merak edilen sektörler: E-ticaret, finans, beyaz eşya… Şikayetvar verilerine göre 41 milyon 333 bin 518 ziyaretçi sayısıyla en çok şikayet edilen sektör e-ticaret oldu. Onu 26 milyon 985 bin 893 ziyaretçi sayısıyla finans, 18 milyon 951 bin 290 ziyaretçi sayısıyla beyaz eşya, 18 milyon 447 bin 237 ziyaretçi sayısıyla otomotiv sektörü izledi. Kamu, elektrikli ev-mutfak aletleri, alışveriş ve ses & görüntü sistemleri öne çıkan diğer sektörler arasındaydı. Merak edilen markalarda zirve değişmedi 3 milyon 597 bin 926 ziyaretçi sayısıyla Türk Telekom 2025’in en çok merak edilen ve Şikayetvar’da en çok araştırılan marka olarak kaydedildi. Ortalama 2 milyon ziyaretçi sayısıyla Garanti BBVA ikinci sırada, 1 milyon 977 bin 49 ziyaretçi sayısıyla Akbank üçüncü sırada yerini aldı. Vodafone, Instagram, Eminevim, Trendyol ve Arçelik en çok merak edilen markalar olarak öne çıktı. Dolandırıcılık şikayetleri 40 bini aştı Türkiye’nin 2025’te en çok konuştuğu konular arasında dolandırıcılık vakaları da yer aldı. Son bir yılda platforma konuyla ilgili toplam 40 bin 105 şikayet ulaştı. Çeşitli yollarla kullanıcıları ağlarına düşüren dolandırıcıların kullandıkları yollar platforma yansıdı. 2025’te “dolandırıcılık” alanında dava / icra SMS dolandırıcılığı yöntemi bir önceki yılla kıyaslandığında yüzde 162’lik artışla 11 bin 368 sayısını gördü. Sahte bahis sitelerinde yıllık şikayet artışı yüzde 67 oranında gözlemlendi ve şikayet sayısı 5 bin 868’e ulaştı. Evde paketleme dolandırıcılığı, sahte web sitesi dolandırıcılığı, Instagram dolandırıcılığı, kripto para yatırım dolandırıcılığı öne çıkan diğer yöntemler oldu. “Sosyal yardım” en çok yorum alan şikayet oldu Şikayetvar, 2025 yılında gelen ilginç şikayetlere de yer verdi. Verilere göre geçtiğimiz yıl en çok yorum alan şikayet şu oldu: “Arkadaşlar merhaba, iyi geceler. 2025 mayıs SED (Sosyal ve Ekonomik Destek) ödemesi yatan var mı acaba? İzmir henüz yatmadı. Nerelerde yattı arkadaşlar, yatan bilgi verebilir mi lütfen? Normalde 14'i gecesi 01:30'a kadar yatıyordu ama saat kaç oldu, hâlâ yatan yok. Hesabına yatan varsa il olarak bilgi verelim lütfen.” 2025’te en çok görüntülenen şikayet dolandırıcılık üzerine En çok görüntülenen şikayetse şu oldu: “29 Temmuz 2025 tarihinde saat 13:58’de ‘Ceza dosyanızın son günüdür mağdur olmamak için arayın’ diye mesaj geldi. Bu mesajın dolandırıcılık olduğunu düşünüyorum. E-devlet ve UYAP üzerinden yaptığım kontrolde böyle bir cezaya ait bir kaydın olmadığını gördüm. Bu numara, site veya hukuk bürosu tarafından adıma yapılan veya yapılacak hiçbir suçlamayı, hesap açılışını, kredi başvurusunu, para transferini, kumar işlemini, alım-satımı, devri, kefaleti veya bahis işlemlerini onaylamıyorum.” Gıda sektöründe kaliteden ödün şüphesi 2025 yılı özelinde gıda şikayetlerindeki artışın ana motoru artık sadece "pahalı olması" değil, kalitesinin bozulması olarak gözlemlendi. Girdi maliyetleri artan firmaların, ürün içeriğini değiştirmesi veya raflardaki ürünlerin yüksek fiyat nedeniyle yavaş dönmesi tüketicinin en hassas olduğu noktalardan biri olarak gözlemlendi. Tüketici, "Bu kadar para veriyorsam, ürün taze ve kaliteli olmak zorunda" diyerek hata payını sıfıra indirgemek istedi. "Harcama pişmanlığı" ve iptal ve iade fırtınası Hemen hemen tüm büyüyen kategorilerde (giyim, e-ticaret, hobiler vb) "iptal / iade / değişim" ve "fiyat / fatura / hesap / ödeme" konuları ilk iki sırada yer alıyor. Böylesi bir ortamda yapılan her harcama, tüketicinin bütçesinde büyük bir delik açıyor. Bu da "satın alma sonrası pişmanlık" veya "beklentinin karşılanmaması" durumunda iade sürecini bir "hak arama savaşına" dönüştürüyor. Lüks ve keyfi tüketimden kaçış… Bazı kategorilerde şikayetlerin azalması, o sektördeki memnuniyetin arttığı anlamına gelmiyor; aksine tüketicinin o üründen/hizmetten tamamen elini çektiğini gösteriyor. 2024’ün büyük trendleri olan air fryer ve oyun konsolu kategorisinde yaşanan sert şikayet düşüşleri "keyfi" harcamaların bıçak gibi kesildiğini kanıtlıyor. İnsanlar artık teknolojik oyuncaklar yerine temel ihtiyaçlara bütçe ayırıyor. Ev dekorasyonu ve yenileme harcamaları ertelenen harcamalar listesinin başında yer alıyor. "Online’dan fiziksele" dönüş: Teslimat ücreti etkisi Market alışveriş siteleri kategorisinde yaşanan yüzde 45’lik düşüş oldukça kritik bir veri olarak değerlendirilebilir. Öyle ki 2024’te 17 bin olan şikayet sayısı 2025’te 9 bine kadar gerilediği gözlemleniyor. Ekonomik zorluklar nedeniyle artan kurye ücretleri, servis bedelleri ve uygulama içi fiyat farkları, tüketiciyi “online konforu”ndan vazgeçip fiziksel marketlere özellikle indirim marketlerine geri döndürdü. İnsanlar artık 3-5 TL daha ucuza almak için artık kendi poşetini kendi taşıyor. 2025’te finansal "kış uykusu" yaşandı Bireysel emeklilik sisteminde 2025 yılında yaşanan yüzde 45’lik düşüş yeni katılımın azalmış olabileceğini veya insanların sistemdeki paralarına dokunmadan beklemeye geçtiğini gösteriyor. Öte yandan banka aracı yatırım şirketlerinin şikayetlerindeki yüzde 57’lik gerileme borsa veya yatırım araçlarındaki hacim daralması veya tüketicinin riskli yatırımlardan kaçıp mevduat gibi daha stabil alanlara çekilmesi bu düşüşü açıklıyor. E-ticaret: "Konfordan tasarrufa" geçiş E-ticaret sektörü geçen yıla oranla genel toplamda eksi yüzde 4 ile yatay bir seyir izlemiş gibi görünse de alt kırılımlar büyük bir kabuk değişimini gösteriyor. Market alışveriş sitelerinde yaşanan yüzde 45’lik sert düşüş, tüketicinin “kapıya gelsin” konforundan vazgeçip 5-10 TL daha ucuza ürün bulabileceği indirim marketlere geçiş yaptığını işaret ediyor. Yemek siteleri kategorisinde yüzde 13’lük artış, dışarıda yemek yemenin aşırı pahalılaşmasıyla “eve sipariş”in devam ettiğini gösteriyor. Beyaz eşya: "Yenisini alamıyoruz, eskiyi yaşatmalıyız" Verilere göre 2025 yılında beyaz eşya kategorisinde şikayetler yüzde 3.7’lik hafif bir düşüş yaşadı. Bu düşüş aslında bir "satın alma daralması”na işaret ediyor. Beyaz eşya fiyatlarındaki fahiş artışlar, tüketicinin "bozulana kadar kullan" moduna geçmesine neden oldu. Sektörün en büyük şikayet konuları "arıza-çalışmama" ve "servis" olarak öne çıktı. İnsanlar yeni bir buzdolabı almak yerine mevcut olanı tamir ettirmeye çalışıyor ve bu süreçteki yetersiz/yavaş servis hizmetleri en büyük gerginlik kaynağı olarak gözlemleniyor. Öte yandan elektrik zamları sonrası beyaz eşyaların "ne kadar yaktığı" konusu, ilk kez bu kadar üst sıralarda bir şikayet konusu haline geldi. 2025’te "fatura şokları” yaşadık Yüzde 3,5'lik artışla iletişim sektörü 2025'in en hareketli sektörlerinden biri olarak öne çıktı. Fiyat ve fatura konulu 82 bin şikayetle operatörlerin enflasyon güncellemesi altında yaptığı zamlar, tüketicinin en çok ses çıkardığı başlık oldu. Kullanıcılar "bir sonraki faturam ne olacak?" endişesiyle web sitelerini ve taahhüt yenileme süreçlerini (63 bin şikayet) didik didik etti. Verilere göre sektör artık "hizmet kalitesi"nden ziyade "fiyat adaleti" üzerinden eleştirilerin odağında yer aldı. Kargo sektöründe çarklar yavaşlıyor Kargo ve nakliyat sektöründe yüzde 21’lik şikayet düşüşü sektörün mükemmelleşmesinden ziyade, e-ticaret hacminin (özellikle mobilya, kırtasiye, teknoloji gibi büyük kalemlerde) daralmasıyla ilgili olabilir. Şikayetlerin hala açık ara lideri "geç teslimat" konusundan geldi. Tüketici, yüksek kargo ücretleri ödediği bir dönemde "hızlı teslimat" beklentisinden ödün vermedi. 2025’te TOKİ şikayetleri zirveyi gördü 2025 yılında en çok konuştuğumuz konulardan biri de TOKİ oldu. 439 bin 239 ziyaretçi sayısıyla kasım, aramaların zirve yaptığı ay olarak kaydedildi. Öte yandan bir önceki ay ile kıyaslandığında kasımda ziyaret oran artışı yüzde 639 olarak kaydedildi. Yine aynı dönemde şikayetler bir önceki aya göre yüzde 495’e yükseldi.

Dijital geçmişiniz geleceğinizi karartmasın! Haber

Dijital geçmişiniz geleceğinizi karartmasın!

Dijital platformlarda paylaşılan içeriklerin kalıcılığı, bireylerin uzun vadeli itibarını doğrudan etkileyebiliyor. İletişim ve Sosyal Medya Uzmanı Nurhan Demirel, sosyal medya platformlarında paylaşılan içe riklerin silinmesinin ya da kaldırılmasının sanıldığı kadar kolay olmadığını belirterek, son dönemde dijital itibar, unutulma hakkı ve dijital miras konularında yaşanan mağduriyetlerin arttığını söyledi. Demirel, farklı platformların içerik kaldırma politikalarının birbirinden ayrıldığını ve bu durumun kullanıcılar açısından süreci zorlaştırdığını ifade ederek, dijital dünyada atılan her adımın uzun vadeli sonuçlar doğurabildiğine dikkati çekti. Demirel, dijital itibar, unutulma hakkı ve içerik yönetimi alanında yürüttü ğü çalışmalarda, kullanıcıların büyük bölümünün haklarını ve başvuru yollarını bilmediği için süreci doğru yönetemediğini ifade etti. Geçmiş paylaşımlarınız en büyük pişmanlığınız olmasın Demirel, sosyal medya platformlarında yıllar önce yapılan paylaşımların arama motorlarında görünmeye devam ettiğine dikkati çekerek, “Kişiler çoğu zaman ergenlik ve gençlik dönemlerinde yaptıkları paylaşımların ilerleyen yıllarda karşılarına çıkacağını öngöremiyor. Oysa bu içerikler, eğitim hayatından işe alım süreçlerine kadar birçok alanda bireylerin karşısına çıkabiliyor ve iş ile sosyal hayatta kalıcı etkilere yol açabiliyor.” dedi. Ergenlik dönemin de yapılan paylaşımların bireyin dijital kimliğinin temelini oluşturduğunu vurgulayan Demirel, ebeveynlerin çocukluk döneminde çocukları adına yaptığı paylaşımların da uzun vadeli riskler barındırdığını belirtti. Demirel, “İyi niyetle anlık olarak paylaşılan çocukluk fotoğrafları, videolar veya özel anlar, çocuğun ilerleyen yaşlarında istemediği bir dijital iz haline gelebiliyor. Bu nedenle hem gençlerin hem de ebeveynlerin sosyal medya kullanımında daha bilinçli olması gerekiyor.” uyarısında bulundu. Demirel, dijital risklerin yalnızca paylaşılan içeriklerle sınırlı olmadığını, erişimi kaybedilen hesapların da benzer tehlikeler barındırdığını ifade etti. Demirel, dijital itibarın yalnızca paylaşılan güncel içeriklerle sınırlı olmadığını belirterek, Facebook, Instagram, X (Twitter) ve YouTube gibi platformlarda yapılan eski paylaşımların arama motorları üzerinden yıllar sonra dahi erişilebilir olabildiğine dikkat çekti. “Bir fotoğraf, bir yorum ya da yıllar önce yapılmış bir paylaşım, kişinin bugünkü kimliğini yansıtmadığı halde dijital dünyada kalıcı olabiliyor. Bu nedenle dijital içeriklerin ve sosyal medya geçmişinin düzenli olarak gözden geçirilmesi, dijital itibar yönetiminin temel bir parçası haline geldi.” ifadelerini kullandı. Demirel, sosyal medya hesaplarına erişim kaybı yaşanması, isim veya fotoğraf kullanılarak açılan sahte ve taklit hesaplar, hakaret ve iftira içerikli sayfalar, izinsiz paylaşılan görseller ile YouTube, Instagram, X ve TikTok gibi platformlarda içerik kaldırma veya hesap kapatma taleplerinin, bireylerin en sık karşılaştığı dijital mağduriyetler arasında yer aldığını belirterek, bu tür sorunların doğru başvuru ve içerik yönetimiyle kontrol altına alınabildiğini söyledi. Unutulan ve erişilemeyen hesaplar risk oluşturuyor Uzun süre kullanılmayan ya da şifreleri unutulan sosyal medya hesaplarının da ciddi riskler barındırdığını ifade eden Demirel, şu değerlendirmede bulundu: “Unutulmuş sosyal medya hesapları, kötü niyetli kişiler tarafından ele geçirilebiliyor. Özellikle bu hesapların vefat eden kişilere ait olması durumunda, aileler hem duygusal hem de hukuki açıdan zor bir süreçle karşı karşıya kalabiliyor. Bu hesaplar üzerinden sahte paylaşımlar yapılması, dolandırıcılık girişimlerinde bulunulması ya da kişinin adı kullanılarak yanlış içeriklerin yayılması söz konusu olabiliyor. Aynı zamanda aileler, vefat eden yakınlarının dijital varlıklarına erişemediği için hesapların kapatılması ya da anı hesabına dönüştürülmesi sürecinde ciddi belirsizlikler yaşanabiliyor.” Dijital miras planlaması giderek önem kazanıyor Vefat eden kişilere ait sosyal medya hesaplarının kapatılması, dondurulması ya da anı hesabına dönüştürülmesi sürecinin her platformda farklı işlediğini anlatan Demirel, dijital miras kavramının toplumda yeterince bilinmediğini söyledi. Bu durumun, ailelerin hangi adımları atması gerektiği konusunda belirsizlik yaşamasına yol açtığını belirtti. Demirel, “Aileler çoğu zaman hangi platforma, hangi belgelerle başvuracaklarını bilmiyor. Ölüm belgesi, veraset ilamı ya da yakınlık derecesini gösteren evraklar gibi belgelerin her platformda farklı şekilde talep edilmesi süreci uzatıyor. Bu belirsizlik, hem duygusal olarak zor bir dönemde olan aileleri yıpratıyor hem de hesapların uzun süre kontrolsüz şekilde açık kalmasına neden olabiliyor.” dedi. Dijital mirasın yalnızca sosyal medya hesaplarıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Demirel, e-posta hesapları, bulut depolama alanları ve dijital aboneliklerin de bu kapsama girdiğini ifade etti. Demirel, “Dijital mirasın planlanması, artık kişisel verilerin korunması kadar önemli bir başlık haline geldi. Bu konuda farkındalığın artması, hem bireylerin hem de ailelerin ileride yaşayabileceği sorunları en aza indirecektir.” değerlendirmesinde bulundu. İşe alımlarda dijital itibar belirleyici oluyor İşverenlerin ve insan kaynakları departmanlarının işe alım süreçlerinde adayların dijital izlerini incelediğine dikkati çeken İletişim ve Sosyal Medya Uzmanı Nurhan Demirel, bu durumun özell ikle profesyonel kariyer hedefleyen kişiler için kritik hale geldiğini vurguladı. Demirel, dijital ortamda yer alan içeriklerin, adayın mesleki yeterliliğiyle doğrudan ilişkili olmasa bile değerlendirme süreçlerini etkileyebildiğini söyledi. Demirel, işe alım süreçlerinde dijital itibarın doğru yönetilmesinin önemine dikkat çekerek, adayların da kişisel verileri üzerindeki haklarını bilmeleri gerektiğini, dijital geçmişin kontrol altına alınmasının artık kariyer planlamasının bir parçası haline geldiğini sözlerine ekledi. Türk hukukunda işe alım süreçlerinde kişisel verilerin korunmasına ilişkin sınırların bulunduğunu belirten Avukat Orhan Sinan Dural, işverenlerin adaylar hakkında yapacağı araştırmaların hukuki çerçeve içinde kalması gerektiğini ifade etti. Dural, “6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na göre, işverenlerin adaylar hakkında topladığı verilerin ölçülü, belirli ve meşru bir amaca dayanması gerekiyor. Adayın özel hayatına ilişkin paylaşımlar, siyasi görüşleri, inançları veya kişisel tercihleri, işe alım değerlendirmesinin temel kriteri haline getirilemez.” dedi. Uygulamada sosyal medya paylaşımları, eski haberler ve dijital profillerin sıklıkla incelendiğine işaret eden Dural, “Bu tür içeriklerin hukuka aykırı şekilde değerlendirilmesi, hem adaylar açısından hak kayıplarına yol açabiliyor hem de işverenler için idari ve hukuki yaptırım riskleri doğurabiliyor.” değerlendirmesinde bulundu. Dijital izlerin işe alım süreçlerine etkisi, unutulma hakkı başvurularını da gündeme getiriyor. Avukat Orhan Sinan Dural, kişisel verilerin korunmasına ilişkin ihlallerin yalnızca işe alım süreçleriyle sınırlı olmadığını belirterek, işten ayrılan çalışanlara ait kurumsal e-posta hesaplarının kapatılmamasının da ciddi hukuki sonuçlar doğurabildiğini ifade etti. Dural, Avrupa’da Belçika veri koruma otoritesinin, eski çalışana ait e-posta hesaplarının uzun süre aktif tutulmasını GDPR ihlali sayarak işveren hakkında yaptırım uyguladığını, Türkiye’de de benzer şekilde KVKK ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla işverenlerin idari para cezaları ve hak ihlali tespitleriyle karşı karşıya kaldığını hatırlattı. Unutulma hakkı ile arama motorlarından haberlerinizi kaldırabilirsiniz Unutulma hakkının bireylere, kendileriyle ilgili dijital içeriklerin arama motorlarından kaldırılmasını talep etme imkanı tanıdığını belirten Avukat Orhan Sinan Dural, bu hakkın Türk hukukunda açık bir karşılığı bulunduğunu söyledi. Dural, “Unutulma hak kı kapsamında kişiler, arama motorlarında yer alan ve güncelliğini yitirmiş, kamu yararı taşımayan ya da özel hayatın gizliliğini ihlal eden içeriklerin kaldırılmasını talep edebilir. Bu başvurular, içerik sağlayıcılar ve arama motorları tarafından değerlendirilerek çoğu zaman 10 ila 14 gün içerisinde sonuçlandırılabiliyor.” dedi. Başvurularda içeriğin niteliğinin belirleyici olduğuna dikkati çeken Dural, “Haberin kişinin güncel yaşamıyla bağlantısı, kamusal bir tartışmaya katkı sunup sunmadığı ve ölçülülük ilkesi değ erlendirme sürecinde esas alınıyor. Uygun bulunan durumlarda, içerik tamamen silinmese bile arama motoru sonuçlarından çıkarılarak görünürlüğü ortadan kaldırılabiliyor.” ifadelerini kullandı.

Neden Dijital Detoks Yapmalıyız ? Haber

Neden Dijital Detoks Yapmalıyız ?

Günlük yaşamın merkezine yerleşen dijital cihazlar, son yıllarda ekran süresinin kayda değer biçimde artmasına neden oldu. Uzmanlara göre bu artış yalnızca fiziksel yorgunlukla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda dikkat dağınıklığı, uyku düzensizliği, stres artışı ve sosyal ilişkilerde zayıflama gibi psikolojik sorunları da beraberinde getiriyor. Bu noktada “dijital detoks”, hem zihinsel hem fiziksel iyilik halini destekleyen önemli bir dengeleme yöntemi olarak öne çıkıyor. İstanbul Rumeli Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, uzun süreli ekran maruziyetinin özellikle genç yetişkinlerde zihinsel yorgunluğu artırdığını belirterek, “Dijital uyaranlara sürekli maruz kalmak, beynin dinlenme kapasitesini azaltıyor. Bildirimlerin yarattığı dikkat kesintileri, bireylerin odaklanma becerilerini zayıflatıyor ve içsel ritimlerini bozuyor. Dijital detoks, bu döngüyü kırmak ve zihni yeniden dengeye kavuşturmak açısından son derece etkili bir yöntemdir,” dedi. Uzmanlar, ekran süresinin artmasının beynin ödül sistemini etkileyerek dopamin dengesini bozduğunu, bunun da motivasyon kaybı, huzursuzluk ve odaklanma güçlüğü gibi sorunlara yol açtığını ifade ediyor. Ayrıca ekranlardan yayılan mavi ışığın uyku kalitesini düşürdüğü, bu durumun da gün içindeki enerji düzeyini ve bilişsel performansı olumsuz etkilediği belirtiliyor. Yapılan araştırmalar, düzenli dijital detoks yapan bireylerde stres seviyelerinin azaldığını, uyku kalitesinin yükseldiğini ve yaşam doyumunun arttığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, ekran süresini yönetmenin yalnızca zihinsel sağlık açısından değil, aynı zamanda kişilerarası ilişkilerde daha sağlıklı iletişim kurmak için de büyük önem taşıdığını vurguluyor. Prof. Dr. Şimşek, dijital detoks uygulamalarının teknolojiyi tamamen terk etmek anlamına gelmediğini vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “Dijital detoks, teknolojiyle aramıza sağlıklı bir mesafe koymayı öğretir. Amaç dijital dünyayı reddetmek değil; teknolojiyle olan ilişkimizi yeniden tanımlamaktır. Kişi, teknolojiyi nasıl ve ne kadar kullandığını fark ettiğinde, dijital araçları kendi yaşam ritmine uygun hale getirebilir. Günün belirli saatlerinde ekranlardan uzaklaşmak, sosyal medya kullanımını bilinçli biçimde sınırlandırmak, çevrimdışı etkinliklere ve doğayla temas içeren uğraşlara yönelmek zihinsel yenilenme açısından büyük fayda sağlar. Dijital detoks; zihni susturup duygusal dengeyi yeniden kurmak için bilinçli bir tercihtir. Bu uygulama, dikkat süresini uzatır, uyku kalitesini artırır ve bireyin kendi iç dünyasıyla temasını güçlendirir.” Prof. Dr. Şimşek, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Teknoloji çağında tamamen kopmak mümkün değil, ancak dengeyi kurmak bizim elimizde. Dijital detoks, bireyin hem zihinsel hem duygusal kapasitesini yenileyen bir öz farkındalık sürecidir. Ekran süresini kontrol altına almak, dijital çağın hızına karşı kendimize alan açmak anlamına gelir. Bu farkındalık, modern yaşamın getirdiği zihinsel yorgunluğu azaltmanın ve sürdürülebilir bir ruhsal denge kurmanın en etkili yoludur.”

Dr. Gökhan Gündoğdu: “Sosyal sorumluluk, ilkokul ve ortaokulda karakteri inşa eder; eğitimi güçlendirir” Haber

Dr. Gökhan Gündoğdu: “Sosyal sorumluluk, ilkokul ve ortaokulda karakteri inşa eder; eğitimi güçlendirir”

Erken yaşta sosyal sorumluluk, kalıcı davranışa dönüşüyor Gündoğdu Vakfı Başkanı Dr. Gökhan Gündoğdu, sosyal sorumluluk projelerinin yalnızca gönüllülük faaliyeti olarak görülmemesi gerektiğini ifade ederek, “Bu çalışmalar öğrencilerin s� �nıf içinde öğrendiklerini hayata taşıdığı, sahada gözlem yaptığı, ihtiyaç analizi gerçekleştirdiği ve çözüm ürettiği güçlü bir öğrenme alanıdır. Öğrenme, ezberden çıkar; kalıcı bir beceriye ve anlamlı bir deneyime dönüşür” dedi. “İlkokul ve ortaokul, değerlerin temellendiği kritik dönem” İlkokul ve ortaokul yıllarının karakter gelişimi ve değerler eğitimi bakımından belirleyici olduğunu belirten Dr. Gündoğdu, erken yaşta kazanılan sosyal sorumluluk deneyiminin davranışa dönüştüğüne dikkat çekti. Dr. Gündoğdu, “Paylaşma, dayanışma, saygı, çevre bilinci gibi değerler bu dönemde yalnızca anlatılarak değil; yaşayarak öğrenildiğinde kalıcı hale gelir. Erken yaşta sosyal sorumlulukla tanışan çocuklarda ‘seyirci kalma’ azalır, inisiyatif alma ve çözüm üretme eğilimi güçlenir” ifadelerini kullandı. Sorumluluk ve özdisiplin gelişiyor Dr. Gündoğdu, proje takvimine uyma, görev takibi, ekip içinde rol alma ve işi sonuçlandırma gibi süreçlerin öğrencilerde sorumluluk duygusunu güçlendirdiğini belirtti. “Bu alışkanlıklar ilkokul ve ortaokulda kazanıldığında, öğrencinin akademik yaşamına uzun vadede olumlu yansıyor” dedi. Sosyal-duygusal beceriler güçleniyor Sosyal sorumluluk çalışmalarının empati, iletişim, duygu yönetimi ve çatışma çözme gibi sosyal-duygusal öğrenme (SEL) becerilerini doğal biçimde geliştirdiğine dikkat çeken Dr. Gündoğdu, bunun okul iklimine de olumlu yansıdığını vurguladı. “Akran ilişkilerinde yapıcı iletişim artıyor, aidiyet güçleniyor, sınıf içi davranışlar olumlu yönde değişiyor” değerlendirmesinde bulundu. Problem çözme ve eleştirel düşünme pekişiyor Projelerin öğrenciyi “sorunu fark eden” konumundan “çözüm üreten” konumuna taşıdığını belirten Dr. Gü ndoğdu, “Öğrenci, ihtiyacı tanımlar; neden-sonuç ilişkisi kurar, kaynak planlar ve uygulamayı değerlendirir. Bu süreç, derslerde hedeflenen üst düzey düşünme becerilerini sahada pekiştirir” diye konuştu. Özgüven ve motivasyon artıyor Öğrencinin yaptığı çalışmanın karşılığını görmesinin “Ben değiştirebilirim” duygusunu güçlendirdiğini kaydeden Dr. Gündoğdu, sosyal sorumluluk projelerinin öğrencinin okula aidiyetini ve öğrenme motivasyonunu artırdığını ifade etti. “Dijital çağda değerler bilgiyle değil, deneyimle güçlenir” Günümüzde çocukların yoğun bilgi akışıyla karşı karşıya kaldığını belirten Dr. Gündoğdu, “Değerler ve toplumsal duyarlılık yalnızca bilgiyle değil; deneyimle gelişir. Sosyal sorumluluk projeleri, çocukların ekran dışındaki dünyayla bağ kurmasını ve toplumsal sorunlara gerçekçi çözümler geliştirmesini sağlar” de di. Sonuç: “Daha duyarlı ve üretken nesiller için güçlü bir eğitim bileşeni” Açıklamasının sonunda sosyal sorumluluk projelerinin öğrenciyi sadece akademik açıdan değil, yaşam becerileri açısından da güçlendirdiğini vurgulayan Gündoğdu Vakfı Başkanı Dr. Gökhan Gündoğdu, şu değerlendirmeyi yaptı: “Sosyal sorumluluk projeleri; sorumluluk alan, empati kuran, iş birliği yapan ve çözüm üreten bireyler yetiştirmenin etkili yollarından biridir. Bu çalışmaların ilkokul ve ortaokul düzeyinde sistemli biçimde desteklenmesi; değerler eğitimini güçlendirir, okul iklimini iyileştirir ve öğrencilerin eğitim-öğretim hayatında kalıcı, pozitif etkiler oluşturur.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.