Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Iklim Değişikliği

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Iklim Değişikliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iklim Değişikliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dünyada hava kirliliğinn en yoğun olduğu ülkelerinin listesi Haber

Dünyada hava kirliliğinn en yoğun olduğu ülkelerinin listesi

Rapor ayrıca, süregelen sağlık risklerine, ortaya çıkan bölgesel eğilimlere ve dünyanın hava kalitesi izleme sistemlerindeki önemli eksikliklere de dikkat çekiyor. Veriler, 143 ülke ve bölgedeki 9.400'den fazla şehirden derlenmiştir; bu, bir önceki yıla göre 12 ülke artışı anlamına gelmektedir ve bunlardan 7'si ilk kez listeye dahil edilmiştir. Yıllık karşılaştırmaya göre, 54 ülkede PM2.5 seviyelerinde artış, 75 ülkede azalma kaydedilmiş ve 2 ülkede ise değişiklik olmamıştır. 2025 yılı için şehirlere göre PM2.5 konsantrasyonlarını gösteren harita. Kaynak: IQAir Dünya genelindeki şehirlerin yalnızca %14'ü, DSÖ'nün PM2.5 ince partikül madde konsantrasyonu kılavuzunda belirtilen (5 µg/m³) güvenli eşiği karşılıyor; bu oran 2024'te %17 idi. 143 ülke ve bölgenin 130'u bu güvenli eşiği aşıyor. En kirli ülkeler listesinde Pakistan (67,3 µg/m³), Bangladeş, Tacikistan, Çad ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti yer alıyor. Kentsel düzeyde ise Loni (Hindistan) dünyanın en yüksek kirlilik seviyelerini kaydederken, Nieuwoudtville (Güney Afrika) en temiz şehir oldu. Dikkat çekici bir şekilde, dünyanın en kirli 25 şehrinin tamamı Hindistan, Pakistan ve Çin'de yoğunlaşmış durumda. En kirli şehirlerin dörtte üçü yalnızca Hindistan'da bulunuyor. ABD'de ortalama PM2.5 konsantrasyonunun 2025 yılına kadar 7,3 µg/m³'e yükselmesi bekleniyor. El Paso en kirli büyük şehir olurken, Los Angeles'ın güneydoğu bölgesi en ağır kirliliğe maruz kalan bölge olacak. Buna karşılık, Seattle ikinci yıl üst üste en temiz büyük şehir unvanını koruyacak. Bölgesel ölçekte, Doğu Asya'da ikinci yıldır Dünya Sağlık Örgütü (WHO) standartlarını karşılayan hiçbir şehir bulunmuyor. Avrupa'da ise karışık bir eğilim gözlendi; 23 ülkede kirlilik artışı, 18 ülkede ise sınır ötesi orman yangınları ve Sahra çölü tozunun etkisiyle kirlilik azalması yaşandı. Bu arada, Latin Amerika ve Karayipler nispeten olumlu gelişmeler gösterirken, Okyanusya %61'lik şehir oranıyla en temiz bölge olmaya devam ediyor. İklim değişikliği nedeniyle orman yangınları giderek daha şiddetli hale geliyor ve küresel hava kalitesinin düşmesinde de önemli bir faktör olarak belirleniyor. Yalnızca Kanada, tarihindeki en kötü ikinci orman yangını sezonunu yaşadı ve bu yıl Kuzey Amerika'nın en kirli bölgesi oldu. Rapor ayrıca izleme eksikliklerine de dikkat çekerek, bazı hava kalitesi izleme programlarının kapatılmasının 44 ülkede izlemeyi zayıflattığını ve altı ülkenin ise hiçbir izleme sistemine sahip olmadığını belirtti. 2025 raporu, dünya çapında hava kalitesini iyileştirme yolunda politika yapıcıları ve toplulukları desteklemede açık verilerin ve izleme ağlarının rolünü vurgulayan küresel bir ölçüt olarak görülmeye devam ediyor. IQAir'in 2025 raporundaki verilere göre Vietnam'da hava kalitesi hala DSÖ güvenlik standartlarını karşılamıyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, sivrisinek ve zararlılara karşı çevre ilaçlamada drone teknolojisine geçti. Haber

İzmir Büyükşehir Belediyesi, sivrisinek ve zararlılara karşı çevre ilaçlamada drone teknolojisine geçti.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı, halk sağlığını korumanın yanı sıra çevreyi gözeterek vektörlerle mücadelede günümüz teknolojilerinden yararlanıyor. Dron, amfibik araç destekli uygulamalar ve biyolojik ürünlerle süren çalışmalar, 30 ilçede görev yapan 27 ayrı ekip tarafından yürütülüyor. Ekipler, yalnızca yaz aylarında değil, kış dönemini de kapsayacak şekilde yılın 12 ayı aralıksız sahada görev yapıyor. Kent genelinde kayıt altına alınan 254 bin noktada düzenli kontrol ve ilaçlama çalışmaları yürütülüyor. 40 litrelik dron sistemleriyle yapılan uygulamalarda hem granül hem de sıvı formülasyonda biyolojik ürünler kullanılıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı Vektör Mücadele Birimi Foça Ekip Sorumlusu Çevre Mühendisi Ersin Harman, iklim değişikliği nedeniyle vektörlerin daha fazla üreme alanı bulabildiğini ifade ederek, ekiplerin bu nedenle sürekli sahada olduğunu vurguladı. Çalışmalarda teknolojiyi de aktif biçimde kullandıklarını belirten Harman, “Geniş arazilerde ve büyük sulak alanlarda dron teknolojisinden yararlanıyoruz” dedi. Vatadaşların da mücadeleye destek olmasının önemine değinen Harman, açık alanlarda biriken suların, bahçelerdeki kovaların, foseptiklerin ve kullanılmayan havuzların sivrisineklerin üremesi için uygun ortam oluşturduğunu hatırlattı.

Ekmen: Göksu Deltası adım adım tarım alanlarına dönüştürülüyor Haber

Ekmen: Göksu Deltası adım adım tarım alanlarına dönüştürülüyor

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda açıklama yaptı. Milli parkların ve doğal varlıkların en kıymetli alanlarından birine dikkat çekmek istediğini belirten Ekmen, “Defalarca Genel Kurul’da dile getirdim; Göksu Deltası ne yazık ki her yıl çıkan yangınlar bahanesiyle adım adım tarım alanlarına dönüştürülüyor. Ramsar Sözleşmesi kapsamında korunması gereken bu kuş cenneti yeterli korumadan yoksun bırakılıyor; binlerce kuş ve balık yaşamını yitiriyor, sazlık alanlar yok edilerek tarıma açılıyor ve tüm bu tahribatla etkin bir mücadele yürütülemiyor.” dedi. Ekmen, dünyanın en önemli kuş göç yolları üzerinde yer alan bu deltanın, geçen yıl nisan ayında ciddi bir yangın yaşadığını dile getirerek, şunları söyledi: “Yanlış tarımsal sulama politikaları ve yetersiz koruma uygulamaları, bu eşsiz ekosistemi tehdit etti ve ne yazık ki etmeye de devam ediyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ‘Özel Çevre Koruma Bölgesi’ ilan edilen bu alan, 300’ün üzerinde kuş türüne ev sahipliği yapıyor ve bir kuş cenneti olarak anılıyor. Ancak biz bu bölgeyi ne yazık ki kuşlarıyla değil, yangınlarıyla hatırlıyoruz. Önceki senelerde bu konuyu sürekli gündemde tutup, yetkililere seslenmiştim. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Sayın Murat Kurum ile Tarım ve Orman Bakanı Sayın İbrahim Yumaklı’ya bu değerin etkin biçimde korunması ve olası yangınların önlenmesi adına bir kez daha çağrıda bulunuyorum.”

Trump, sera gazlarının halk sağlığını tehdit ettiğine dair tarihi kararı iptal etti Haber

Trump, sera gazlarının halk sağlığını tehdit ettiğine dair tarihi kararı iptal etti

2009 tarihli "tehlike tespiti" olarak adlandırılan karar, bir dizi sera gazının halk sağlığı için tehdit oluşturduğu sonucuna varmıştı. Bu karar, özellikle araçlarda emisyonları kontrol altına alma yönündeki federal çabaların yasal temelini oluşturuyordu. Beyaz Saray, bu geri çevirmeyi "Amerikan tarihindeki en büyük düzenleme kaldırma" olarak nitelendirerek, otomobillerin daha ucuz hale geleceğini ve otomobil üreticileri için araç başına 2.400 dolar maliyet düşüşü sağlayacağını söyledi. Çevre grupları, bu hamlenin şimdiye kadar denenen en önemli iklim değişikliği geri adımı olduğunu ve mahkemelerde itiraz edeceklerini söylüyor. Perşembe günü Oval Ofis'te konuşan Trump, 2009 tarihli kararın "Amerikan otomotiv endüstrisine ciddi zarar veren ve Amerikan tüketicileri için fiyatları büyük ölçüde artıran felaket bir Obama dönemi politikası" olduğunu söyledi. Cumhuriyetçi başkan, Demokratların iklim gündemi hakkında, "Bu radikal kural, tarihin en büyük dolandırıcılıklarından biri olan Yeşil Yeni Dolandırıcılık'ın yasal temeli haline geldi" diye ekledi. Görevdeki başkanların politikaları hakkında nadiren yorum yapan eski Başkan Barack Obama, bu bulgunun iptal edilmesinin Amerikalıları daha savunmasız hale getireceğini söyledi. X'te yazdığı yazıda, "Bunun olmadan, daha az güvende, daha az sağlıklı ve iklim değişikliğiyle mücadele etme konusunda daha az yetenekli olacağız - bunların hepsi fosil yakıt endüstrisinin daha da fazla para kazanması için olacak" dedi.

Her 10 Kişiden 9'u İklim Değişikliği "Var" Diyor! Haber

Her 10 Kişiden 9'u İklim Değişikliği "Var" Diyor!

İklim Haber ve KONDA Araştırma'nın "Türkiye'de İklim Değişikliği Algısı" raporuna göre, Türkiye'de her 10 kişiden 9'u iklim değişikliğinin var olduğunu belirtirken, katılımcıların %54'ü İklim Kanunu hakkında bilgisinin olmadığını ya da yetersiz olduğunu söylüyor. İklim Haber ve KONDA Araştırma, Türkiye'de kamuoyunun iklim değişikliği algısını ölçmek ve iklim krizi hakkındaki görüşlerini öğrenmek için 2018'den bu yana gerçekleştirdiği araştırmanın bu yıl sekizincisini yayımladı. Rapor, her yıl giderek derinleşen iklim krizinin Türkiye'deki etkilerine, iklim inkarcılığına, 2025'te TBMM'de kabul edilen İklim Kanunu'na, enerji tercihlerine ve orman yangınlarına odaklanıyor. Türkiye çapında 1.980 kişiyle hanelerinde görüşme yapılarak gerçekleştirilen yeni araştırmanın sonuçları, İklim Haber'in yeni yayına aldığı internet sayfasından duyuruldu. İklim inkarcılığı geçtiğimiz yıl İklim Kanunu tartışmaları esnasında, özellikle sosyal medyada, öne çıkmış ve TBMM'deki görüşmelerin durmasında etkili olmuştu. İklim Haber bunun üzerine araştırmada iklim değişikliğinin var olup olmadığına dair toplumun ne düşündüğünü anlamak için bir soru yöneltti. Çalışma sonuçlarına göre, Türkiye'de iklim değişikliğinin varlığı toplum genelinde çok güçlü bir kabule sahip. Türkiye'de her 10 kişiden 9'u iklim değişikliğinin var olduğunu belirtirken, bu kanaatin özellikle gençlerde, öğrencilerde, üniversite mezunlarında, modern yaşam tarzını benimseyenlerde daha da yaygın olduğu görülüyor. İklim değişikliği yoktur diyenlerin oranı ise %9 civarında. En Çok Tercih Edilen Enerji Kaynağı Güneş ve Rüzgar! 2025 Temmuz ayında Meclis'ten geçen İklim Kanunu ise, Türkiye'de ilk kapsamlı iklim düzenlemesi olmasına rağmen toplumun büyük bir bölümü tarafından hâlâ yeterince bilinmiyor. Katılımcıların %54'ü kanun hakkında bilgisinin olmadığını ya da yetersiz olduğunu belirtirken, kanunu açık biçimde doğru bulanların oranı oldukça düşük. Daha yaygın tutum ise, kanunun varlığını olumlu bulmakla birlikte içeriğinin yetersiz olduğu yönünde. Çalışma aynı zamanda toplumun enerji tercihlerine olan yaklaşımını da irdeliyor. Buna göre, yenilenebilir enerji kaynakları açık ara en çok tercih edilen seçenekler olarak ön plana çıkıyor. Güneş ve rüzgar enerjisi tüm yaş, eğitim ve yerleşim gruplarında güçlü destek görüyor. Buna karşılık nükleer ve kömür santralleri, toplumun en fazla karşı çıktığı enerji türleri olarak işaret ediliyor. Toplumun %88'i Aşırı Hava Olaylarının Arttığını Düşünüyor İklim değişikliği konusundaki endişenin yıllar içindeki değişimi incelendiğinde 2018'den bu yana dalgalı bir trend görülüyor. 2018 sonrasında genel olarak düşüş gösteren endişe oranları 2022 yılına gelindiğinde en yüksek seviyesine ulaşıyor. Yeni çalışmada ise Türkiye'de her 100 kişiden 64'ü iklim değişikliği konusunda endişeli olduğunu belirtiyor. Emisyonların yeterli hızda azaltılmaması ve fosil yakıtlara yapılan yatırımların devam etmesi sonucunda iklim krizinin görünen yüzü olan aşırı hava olayları da her geçen yıl şiddetlenirken, sayısı artıyor. Katılımcıların %88'i de son yıllarda sel, fırtına, aşırı sıcaklık ve kuraklık gibi düzensiz hava olaylarının arttığını ifade ediyor. Bu algı, pandemi sonrası dönemde belirgin biçimde güçlenerek 2025 yılında yeniden yükseliş eğilimine giriyor. Bu önermenin ilk ölçüldüğü Mart 2018'deki araştırmada düzensiz hava olaylarının arttığını düşünenlerin oranı ise %76'ydı. Araştırma, orman yangınlarının iklim krizinin en somut boyutlarından biri olarak algılandığını ve Türkiye toplumunda orman yangınlarına karşı hazırlık düzeyine ilişkin algının belirgin biçimde olumsuz olduğunu ortaya koyuyor. Toplumun %63'ü, önümüzdeki yaz orman yangını yaşanması durumunda ülkenin yeterince hazırlıklı olmadığını düşünüyor. 2026 İklim Politikasında ve İletişiminde Türkiye için Kritik Yıl Araştırma sonuçlarını değerlendiren İklim Haber Yayın Yönetmeni Dr. Barış Doğru, iklim kriziyle mücadelede yurttaşların algılarını doğru biçimde görmenin önemini vurguladı. Sekiz yıldır tekrarlanan araştırmanın gösterdiği en önemli bulgunun, Türkiye toplumunun iklim değişikliği konusundaki yüksek farkındalığı olduğunu söyleyen Doğru, "% 9 civarındaki iklim inkarcılığı oranının, dünyanın birçok ülkesine göre son derece olumlu olduğunu söyleyebiliriz. Tabii her zamanki gibi sesleri, gerçek güçlerinden çok daha fazla çıkıyor" dedi. COP31'in bu yıl Türkiye'de düzenlenmesinin, iklim politikaları konusunun çok daha fazla konuşulmasını sağlayacağının altını çizen Doğru, "Bunu bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz. Tabii inkarcıların, yükselen kamuoyu ilgisini manipüle etme tehlikesi de mevcut. Dolayısıyla 2026, iklim politikası ve iletişiminde Türkiye için kritik bir yıl olacak" dedi. Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) İklim Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin, iklim değişikliği yok diyenlerin oranının %9'u bulmasının, hatta bu oranın kentlerde, orta yaş üzerinde ve dindar muhafazakârlarda daha yüksek olmasının artan dezenformasyon kampanyalarının etkisini açıklayabileceğini söylerken şöyle devam etti: "İklim Kanunu tartışmaları sırasındaki kampanyaların daha fazla insanı inkârcı kampa taşımış olması da olası. Eğer böyleyse %10'a yakın orandaki inkârcılık COP31 gündemi işgal ettiğinde daha da artabilir ve etkili olabilir. İklim hareketinin kamuoyunu etkileyebilecek kişiler aracılığıyla bu konuda özel bir çalışma yapması gerekiyor." Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan ise, gaza verilen desteğin son bir yılda yükseldiğine dikkat çekerken, bu sonucun Sakarya gaz sahasında başlayan yerli üretim nedeniyle gerçekleşmiş olabileceğini söyledi ve şu hatırlatmayı yaptı: "Burada artan üretime rağmen, son iki yıldır Türkiye'nin gaz tüketiminde yerli üretimin payı kısıtlı kaldı. 2024 yılında gaz tüketiminin %4'ünü karşılayan yerli gaz, 2025 yılının ilk 11 ayında ise artan tüketimle de birlikte yaklaşık %5'ini karşılayabilmiş durumda. Dolayısıyla yeni kurulacak bir gaz santrali enerji ithalatımızda daha fazla artışa yol açacaktır."

Bakan Kurum: Yaşadığı her imtihandan güçlenerek çıkan bir Türkiye var Haber

Bakan Kurum: Yaşadığı her imtihandan güçlenerek çıkan bir Türkiye var

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum’un konuşmasından bazı satır başları şöyle: “Bugün burada hep birlikte Yüzyılın Konut Projesi’nde Antalya’mızın kuralarını çekiyoruz. Ev Sahibi Türkiye Projemize başvurarak, devletine ve liderine güvenen tüm kardeşlerime yürekten teşekkür ediyorum. Birazdan kuralarını çekeceğimiz yeni yuvalarınızın sizlere ve ailelerinize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Kamuoyunun doğru, tarafsız, hızlı habere ulaşması için gece gündüz çalışan, işini hakkıyla yapan tüm basın mensuplarımızın, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyorum. Bizim de sesimiz olan, basın emekçilerimize bugün vesilesiyle de çok teşekkür ediyorum. Antalya’mız, Akdeniz’in mavisini, Toroslarıyla, heybetiyle buluşturan ve tarihiyle, doğasıyla Türkiye’nin incisi, milletimizin gözbebeğidir. Bu sene bütün dünyanın gözü, bir kez daha Antalya’mızda olacak. Bu sene Antalya’mızda dünyanın en önemli iklim zirvesi olan COP31’e ev sahipliği yapacağız. Dikkatinizi çekerim Türkiye, COP31 başkanlığı anlamında gerçekten çok önemli bir kazanımı elde etmiştir. Çünkü bu zirvede tüm ülkeler, iklim değişikliğiyle ilgili karar alırken dönüp Türkiye’nin, Antalya’nın sözüne bakacak. Verilen her kararın altında Türkiye’mizin imzası olacak. Bütün dünyaya, bir kez daha Türkiye’nin gücünü, vizyonunu, Antalya’mızın misafirperverliğini inşallah hep birlikte göstereceğiz. En önemlisi de zirveye değerli hemşehrilerim, 196 ülkeden 80 bini aşkın ziyaretçi gelecek. Bu misafir akını, Antalya’mızın esnafına, üretimine, tanıtımına inşallah bu büyük katkılar sağlayacak. Şimdiden COP31 Zirve’miz, Antalya’mız için, ülkemiz ve milletimiz için hayırlı, uğurlu olsun diyorum. Çok değil sadece son 5 yılı bile düşününce yaşadığı her imtihandan güçlenerek çıkan bir Türkiye var.”

Antalya'da POSEIDON Projesi Çalıştayı gerçekleştirildi Haber

Antalya'da POSEIDON Projesi Çalıştayı gerçekleştirildi

Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından, uluslararası POSEIDON Projesi kapsamında düzenlenen çalıştayda enerji geçişi ve iklim değişikliği uygulamaları tanıtıldı. İspanya’dan Madrid Politeknik Üniversitesi koordinatörlüğünde yürütülen ve DUT 2022 çağrısı kapsamında desteklenen POSEIDON Projesi kapsamında Antalya Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde bir çalıştay düzenlendi. Etkinliğe Avusturya’dan Wonderland ekibi de katıldı. Çalıştayda, proje personeline bilgi aktarımı sağlanarak fikir alışverişinde bulunuldu ve “Enerji Geçişini Birlikte Tasarlamak” temalı etkinlik gerçekleştirildi. Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Melike Kireçcibaşı ile Avrupa Birliği (AB) İlişkileri ve Proje Şube Müdürü Güliz Yaman, belediye tarafından yürütülen projeler ve enerji uygulamaları hakkında sunum yaptı. Wonderland ekibinden Bahanur Nasya ve Yılmaz Vurucu da proje hakkında katılımcılara bilgi verdi. Çalıştay kapsamında düzenlenen saha gezilerinde, Büyükşehir Belediyesi Çevre Eğitim ve İnovasyon Merkezi tanıtıldı ve burada yürütülen faaliyetler anlatıldı. Projeye ilişkin merkezde yürütülebilecek çalışmalar tartışıldı. Projede işbirliği ortağı olarak yer alan Antalya Büyükşehir Belediyesi, veri sağlama, araçların test edilmesi ve sonuçların yaygınlaştırılması süreçlerinde yer alarak sanal PED modellemesine katkı sunacak. Projeye Türkiye’den Demir Enerji, İtalya’dan Universita degli Studi Roma Tre ve Cesena Belediyesi, Fransa’dan Marsilya Belediyesi, İspanya’dan Grupo Impacte Planificacion Urbana SL ve Alcorcon Belediyesi, Portekiz’den Cascais Belediyesi ve Cascais Ambiente ortak olarak katılıyor. Büyükşehir yetkilileri ,bu işbirliği ile kentsel planlama ve enerji modellemesi alanındaki yetkinliklerini artırmayı ve uluslararası işbirliği ağını genişletmeyi hedeflediklerini aktardı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.