Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İstikrar

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - İstikrar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstikrar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Erdoğan Rize'de konuştu: "Suları tersine akıtamazsınız" Haber

Erdoğan Rize'de konuştu: "Suları tersine akıtamazsınız"

Rize'deki programında parti teşkilatına ve hemşehrilerine seslenen Erdoğan, AK Parti'nin siyaset anlayışının hizmet ve eser üretmek üzerine kurulu olduğunu söyledi. 14 Ağustos'ta AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümünün Başkent Millet Bahçesi'nde geniş katılımlı bir programla kutlandığını hatırlatan Erdoğan, önümüzdeki dönem için de yeni hedefler ortaya koyduklarını ifade etti. "Millete hizmet heyecanımızdan hiçbir şey eksilmedi" Erdoğan, 25 yıllık siyasi mücadelelerinin ardından hizmet etme kararlılıklarının devam ettiğini belirterek, ilk günkü heyecanla çalışmayı sürdürdüklerini söyledi. AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın tecrübeyle dinamizmi bir araya getiren kadrolara sahip olduğunu savunan Erdoğan, Türkiye'nin geleceğine ilişkin büyük hedeflerinin bulunduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen 25 yıllık dönemde Türkiye'nin farklı alanlarda önemli bir altyapıya kavuştuğunu belirterek, bu birikimin üzerine "Türkiye Yüzyılı" hedefinin inşa edildiğini söyledi. AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü programında da Erdoğan, gelecek 25 ve 50 yıla yönelik vizyon ortaya koyduklarını açıklamıştı. "Suları tersine akıtamazsınız" Konuşmasının önemli bölümünü "Terörsüz Türkiye" sürecine ayıran Erdoğan, Türkiye'nin terör sorunundan kurtulmasının ülkenin kardeşliğini ve birlik duygusunu güçlendireceğini ifade etti. Erdoğan, bu sürece karşı çıkanlara yönelik mesajında, "Ne yaparsanız yapın, suları tersine akıtamazsınız" dedi. Türkiye'nin farklı kimlikleri ve kültürleriyle birlikte geleceğe yürümesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, Türk, Kürt, Arap ve Laz vatandaşların tamamını kapsayan bir birlik anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin yanı sıra çevre bölgelerde ve dünyada da barış, huzur, istikrar ve demokrasinin hakim olmasını istediklerini belirtti. Erdoğan'dan siyaset mesajı: "Sadece kuru hamasetle hiçbir yere varılamaz" Dünyanın ve bölgenin kritik bir dönemden geçtiğini söyleyen Erdoğan, siyasetin de değişen şartlara uyum sağlaması gerektiğini ifade etti. Siyasetin yalnızca söylem ve polemik üzerinden yürütülmemesi gerektiğini savunan Erdoğan, insanı merkeze almayan, dürüstlük ve hizmet anlayışından uzak siyaset biçimlerinin Türkiye'ye katkı sağlayamayacağını söyledi. Erdoğan ayrıca siyasetin kişisel kariyer veya çıkar aracı haline getirilmemesi gerektiğini dile getirerek, son dönemde belediyeler üzerinden gündeme gelen yolsuzluk iddialarına göndermede bulundu. Bu tür tartışmaların siyasetin hizmet üretme sorumluluğunu gölgelememesi gerektiğini savundu. "Türkiye'nin böyle bir siyaset biçimine tahammülü yoktur" Muhalefete de mesaj veren Erdoğan, Türkiye'nin sürekli çatışma ve iktidar karşıtlığı üzerinden şekillenen bir siyaset anlayışından uzaklaşması gerektiğini söyledi. Farklı siyasi görüşlerin korunabileceğini ancak milli meselelerde ortak zeminin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, siyaset kurumunda daha fazla diyalog ve uzlaşma çağrısı yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yaklaşımını "Büyük Türkiye mutabakatı" olarak tanımlarken, 86 milyon vatandaşın birlik, beraberlik ve ortak kader duygusu etrafında buluşmasının önemine dikkat çekti. "Terörsüz Türkiye" sürecine vurgu Erdoğan, Cumhur İttifakı'nın "Terörsüz Türkiye" sürecinde tarihi bir adım attığını belirterek, TBMM'de 467 oyla ortaya çıkan geniş mutabakata dikkat çekti. Terör sorununun kalıcı biçimde sona erdirilmesi konusunda toplumun güçlü bir irade ortaya koyduğunu savunan Erdoğan, bu konunun siyasi polemiklere malzeme edilmemesi gerektiğini söyledi. Şehitlerin ve gazilerin fedakarlıkları üzerinden siyaset yapılmasına tepki gösteren Erdoğan, siyasi aktörlerin toplumun hassasiyetlerini gözetmesi gerektiğini ifade etti. "Tarih bizden bunu bekliyor" Türkiye'nin önünde büyük hedefler bulunduğunu belirten Erdoğan, ülkenin geleceği açısından geri adım atılmaması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin önceliğinin geleceğe ilişkin hedeflerini gerçekleştirmek olduğunu ifade eden Erdoğan, siyasi tartışmaların ülkenin istikrarını ve birlik duygusunu zedelememesi gerektiğini vurguladı. Erdoğan konuşmasını, Türkiye'nin önündeki hedeflere ulaşmak için kararlılıkla ilerlemesi gerektiği mesajıyla sürdürürken, "Tarih bizden bunu bekliyor" ifadelerini kullandı.

Hakan Fidan: İttifakımızın resmi adı Mekke Savunma İttifakı Haber

Hakan Fidan: İttifakımızın resmi adı Mekke Savunma İttifakı

Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu'nun yanı sıra Pakistan ve Suudi Arabistan'dan yetkililer katıldı. Gemi kazasında hayatını kaybedenleri andı Bakan Fidan, açıklamasının başında KKTC'nin Girne açıklarında meydana gelen gemi kazasında hayatını kaybedenler için başsağlığı mesajı verdi. Hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına, Türkiye'ye ve KKTC halkına taziye dileklerini ileten Fidan, kazada yaralananlara da acil şifa temennisinde bulundu. “Yeni bir güvenlik ve iş birliği mimarisi” Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos 2026'da Mekke'de Ortak Savunma Anlaşması'nın imzalandığını hatırlatan Fidan, anlaşmanın bölgesel sahiplenme anlayışının bir sonucu olduğunu söyledi. Bölge ülkelerinin güvenlik, istikrar, refah ve kalıcı barış için ortak hareket etmesinin önemli bir ihtiyaç haline geldiğini belirten Fidan, anlaşmayla yeni bir bölgesel güvenlik ve iş birliği mimarisinin oluşturulması sürecinin başladığını ifade etti. Fidan, bölgeye dışarıdan getirilen çözüm arayışlarının her zaman sorunlara çözüm üretmediğini, aksine zaman zaman ağır sonuçlara yol açtığını dile getirdi. “Resmi adı Mekke Savunma İttifakı” Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi'nin ilk toplantısında anlaşmanın uygulanması ve kurumsal yapının oluşturulması için atılacak adımların ele alındığını belirten Fidan, ittifakın resmi ismi konusunda da mutabakata varıldığını açıkladı. Fidan, şu değerlendirmede bulundu: “İttifakımızın resmi adı Mekke Savunma İttifakı.” Anlaşma kapsamında kurulması planlanan sekretaryanın Riyad'da faaliyet göstermesinin öngörüldüğünü aktaran Fidan, ilk genel sekreterin Pakistanlı olması yönünde daha önce mutabakata varıldığını söyledi. Toplantıda, ittifakın kurumsallaşma sürecinde bundan sonra hangi adımların ne zaman atılacağına ilişkin ön kararların alındığını belirtti. “Herhangi bir devlete karşı değil” Mekke Savunma İttifakı'nın savunma temelli bir yapı olduğunu vurgulayan Fidan, ittifakın devletlerin egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı ile iç işlerine müdahale etmeme gibi uluslararası hukuk ilkelerine dayandığını ifade etti. İttifakın belirli bir devleti hedef almadığını kaydeden Fidan, temel ilkeleri benimseyen bölgedeki diğer devletlere de açık olduğunu söyledi. Mekke Savunma İttifakı'nın barışçıl vizyonunun, aynı ilkeleri paylaşan dost ülkelerin katılımıyla geliştirilmesinin ortak hedef olduğunu dile getirdi. NATO ve diğer anlaşmaların alternatifi değil Bakan Fidan, yeni ittifakın Türkiye'nin NATO başta olmak üzere mevcut uluslararası ittifak ve anlaşmalardan doğan yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığının da altını çizdi. Mekke Savunma İttifakı'nın mevcut yükümlülüklerin yerine geçen bir yapı olmadığını belirten Fidan, yeni oluşumun mevcut iş birliği mekanizmalarını tamamlayıcı nitelikte olduğunu ifade etti. Fidan, Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi'nin ilk toplantısıyla Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın bölgesel barış, güvenlik ve istikrar konusunda sorumluluk üstlenmeye hazır olduklarını ortaya koyduklarını belirterek, dost ülkelerle yakın iş birliği ve koordinasyonun sürdürüleceğini kaydetti.

MSB'den DSG'nin feshi açıklaması: 'Tek devlet, tek ordu anlayışı açısından önemli' Haber

MSB'den DSG'nin feshi açıklaması: 'Tek devlet, tek ordu anlayışı açısından önemli'

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) kaynakları, Demokratik Suriye Güçleri'nin (DSG) feshedilerek Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesine yönelik gelişmeleri, Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğü açısından önemli bir adım olarak değerlendirdi. Afyonkarahisar'da düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından MSB kaynakları, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. ABD merkezli danışmanlık şirketiyle yapılan sözleşme MSB ile ABD merkezli bir danışmanlık şirketi arasında imzalandığı belirtilen hizmet sözleşmesine ilişkin soruya kaynaklar, çalışmanın Türkiye ile ABD arasında gelişen ilişkilere katkı sunmayı hedeflediğini bildirdi. Açıklamada, savunma ve güvenlik alanındaki kurumsal diyaloğun güçlendirilmesi ile Türkiye'nin görüş ve önceliklerinin ilgili muhataplara doğru şekilde aktarılmasının amaçlandığı belirtilerek, söz konusu çalışmanın profesyonel bir yaklaşımla hazırlanan ortak stratejinin ürünü olduğu ifade edildi. 'Terörsüz Türkiye' sürecinde dört alt komisyon Çözüm sürecine ilişkin sorular üzerine, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in de görev aldığı Takip ve Değerlendirme Kurulu'nun, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında ilk toplantısını gerçekleştirdiği belirtildi. Çalışmaların yürütülmesine ilişkin usul ve esasların ele alındığı toplantıda dört alt komisyon kurulmasının kararlaştırıldığı aktarıldı. Alt komisyonların oluşturulmasına yönelik çalışmaların ilgili kurumlarla koordinasyon halinde sürdüğü kaydedildi. MSB kaynakları, "Terörsüz Türkiye" sürecinin sağlıklı ve istikrarlı biçimde ilerlemesinin önem taşıdığını vurguladı. Bakanlığın, terör örgütü ve bağlantılı yapıların fiili varlıklarının sona erdiğinin, ellerindeki silah ve mühimmatın tamamının teslim edildiğinin tespit ve teyidine yönelik görevlerini ilgili kurumlarla koordinasyon içinde sürdüreceği belirtildi. Türkiye-Suriye işbirliği ve DSG'nin entegrasyonu DSG'nin feshi ve Suriye devlet kurumlarına entegrasyonuna ilişkin soruyu yanıtlayan MSB kaynakları, bu gelişmenin Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunması ile "tek devlet, tek ordu" anlayışının güçlendirilmesi bakımından önemli olduğunu ifade etti. Söz konusu gelişmelerin memnuniyetle karşılandığı belirtilirken, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Suriye'deki olumlu sürecin ülke geneline yayılması ve istikrarın kalıcı hale getirilmesi için desteğini sürdüreceği kaydedildi. TSK'nın mevcut askeri işbirliği anlaşması çerçevesinde, Suriye ordusunun özellikle terörle mücadele alanındaki kapasitesinin geliştirilmesine yönelik çalışmalarına da destek vermeye devam edeceği bildirildi. İsrail ile çatışmazlık mekanizması MSB, İsrail'in Suriye'ye yönelik hava saldırılarının yakından takip edildiğini ve bu saldırıların bir an önce sona ermesi gerektiğini vurguladı. ABD makamlarının Suriye'yi de kapsayacak şekilde bir çatışmasızlık mekanizması kurulmasına yönelik girişimleri hakkında yapılan açıklama ve haberlerin de takip edildiği belirtildi. Bakanlığa bu konuda şu ana kadar resmi bir talep iletilmediği, böyle bir talebin gelmesi halinde konunun ilgili makamlarla koordinasyon içinde değerlendirileceği ifade edildi. Kerpe Adası'ndaki Patriot sistemine ilişkin değerlendirme Yunanistan'ın Kerpe Adası'nda konuşlu Patriot hava savunma sistemine ilişkin soruya da yanıt veren MSB kaynakları, gayriaskeri statüdeki adaların hukuki durumunun 1923 Lozan ve 1947 Paris Barış Antlaşmaları ile düzenlendiğini hatırlattı. Yunanistan'ın söz konusu adaları anlaşmalara aykırı şekilde silahlandırmasının hukuka aykırı olduğu görüşünü yineleyen Bakanlık, Patriot sistemlerinin Kerpe'den Girit'e taşınması kararını mevcut uygulamadan geri dönülmesi yönünde olumlu bir adım olarak değerlendirdi. Türkiye'nin, bölgede barış ve istikrara katkı sağlayacak, uluslararası hukuk ve anlaşmalardan doğan yükümlülüklere uygun yapıcı adımları desteklemeyi sürdüreceği belirtildi. Rodos'a İHA üssü iddiası Rodos Adası'na insansız hava aracı üssü kurulacağı yönündeki iddialar da MSB'nin gündemindeydi. Bakanlık kaynakları, Rodos'un gayriaskeri statüsünün uluslararası anlaşmalarla açık ve bağlayıcı şekilde düzenlendiğini belirterek, bu statüyü ihlal edecek girişimlerin Yunanistan'ın uluslararası yükümlülükleriyle bağdaşmayacağını ifade etti. Rodos'ta İHA üssü kurulmasına yönelik olası bir adımın, adanın gayriaskeri statüsünün ihlali anlamına geleceği ve Ege'de barış, istikrar ile iyi komşuluk ilişkilerine zarar verebileceği değerlendirmesinde bulunuldu. Türkiye'nin, uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve menfaatlerini korumaya ve bu doğrultuda gerekli tedbirleri almaya devam edeceği vurgulandı.

Mekke'de tarihi anlaşma: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ortak savunma mekanizması kurdu Haber

Mekke'de tarihi anlaşma: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ortak savunma mekanizması kurdu

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında savunma ve güvenlik alanındaki ilişkileri yeni bir seviyeye taşıyan Ortak Savunma Anlaşması imzalandı. Mekke'de gerçekleştirilen temaslar sırasında imzalanan anlaşmayla üç ülke arasındaki savunma iş birliğinin kurumsal bir zemine taşınması ve kolektif caydırıcılık kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Anlaşma, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman'ın daveti üzerine gerçekleştirdiği Mekke ziyareti sırasında imzalandı. Görüşmelerde Erdoğan'ın yanı sıra Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de yer aldı. Üç ülke arasındaki anlaşma, bölgesel güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği bir dönemde dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıktı. Erdoğan: "Hiçbir ülkeyi hedef almıyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşmanın ardından yaptığı açıklamada, yeni savunma mekanizmasının temelinde kolektif caydırıcılık bulunduğunu belirtti. Erdoğan, anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını özellikle vurgularken, bölgenin huzur, refah ve istikrarına katkı sağlayacak diğer kardeş ülkelerin de bu iş birliğine katılımına açık olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı'nın açıklamasında, anlaşmanın yalnızca askeri bir iş birliği çerçevesi olmadığı mesajı da öne çıktı. Güvenlik ve savunma alanındaki ilişkilerin geliştirilmesinin yanı sıra savunma sanayisinde ortak projeler oluşturulması ve terörizmle mücadelede koordinasyonun artırılması hedefleniyor. BM Şartı'nın 51. maddesine vurgu Anlaşmanın dikkat çeken unsurlarından biri de Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesine yapılan atıf oldu. Erdoğan, Mekke'de imzalanan anlaşmanın devletlerin savunma hakkını teyit ettiğini belirtti. Bu yaklaşım, üç ülke arasındaki savunma iş birliğinin uluslararası hukuk temelinde şekillendirileceği mesajını taşıyor. Anlaşmanın "savunma odaklı" bir iş birliği niteliği taşıdığı ve herhangi bir ülkeye karşı oluşturulmadığı vurgusu da bu çerçevede önem kazanıyor. Suudi Arabistan: Stratejik ilişkilerin derinliğini gösteriyor Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan da anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bin Ferhan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nın üç ülke arasındaki kardeşlik ve stratejik ilişkilerin ulaştığı seviyeyi gösterdiğini belirtti. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Bin Ferhan, anlaşmayı üç ülkenin savunma iş birliği sürecinde önemli bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. Suudi Bakan, bölgenin güvenliği ve istikrarını tehdit eden zorluklara karşı üç ülkenin güç birliği yapma yönündeki ortak iradesinin anlaşmayla somutlaştığını ifade etti. "Bölgenin tamamı üzerinde olumlu etki oluşturacak" Bin Ferhan'ın açıklamasında ekonomik ve sosyal istikrar da savunma anlaşmasının dolaylı hedefleri arasında gösterildi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, anlaşmanın bölgenin tamamında olumlu bir etki oluşturmasını beklediklerini belirterek, güvenliğin güçlendirilmesinin kalkınma ve refah açısından yeni fırsatlar ortaya çıkarabileceğini vurguladı. Bu yaklaşım, Mekke Anlaşması'nın yalnızca askeri kapasite oluşturmayı değil, güvenlik ile ekonomik kalkınma arasındaki bağlantıyı güçlendirmeyi amaçladığı yönünde bir çerçeve ortaya koyuyor. Savunma sanayisinde yeni ortaklıklar gündeme gelebilir Anlaşmanın Türkiye açısından önemli başlıklarından biri savunma sanayisi olacak. Türkiye'nin insansız hava araçları, hava savunma sistemleri, zırhlı araçlar, elektronik harp ve farklı savunma teknolojilerinde geliştirdiği kapasite, Suudi Arabistan ve Pakistan'la yürütülen mevcut iş birliklerinin genişletilmesi açısından önemli bir zemin oluşturuyor. Anlaşmayla birlikte üç ülkenin ortak savunma projeleri geliştirmesi, teknoloji ve deneyim paylaşımını artırması ve savunma sanayisindeki karşılıklı bağımlılığı güçlendirmesi beklenebilir. Pakistan'ın Güney Asya'daki stratejik konumu ile Suudi Arabistan'ın Körfez bölgesindeki ağırlığı, Türkiye'nin NATO üyeliği ve bölgesel savunma kapasitesiyle birleştiğinde ortaya farklı coğrafyaları birbirine bağlayan bir iş birliği modeli çıkıyor. Bölgesel güvenlik açısından yeni denklem Mekke'de imzalanan anlaşmanın zamanlaması da dikkat çekiyor. Ortadoğu'da devam eden çatışmalar, Körfez güvenliği, terör tehdidi ve küresel güç rekabeti, bölge ülkelerinin savunma kapasitelerini yeniden değerlendirmesine neden oluyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın ortak savunma mekanizması oluşturması, bu ortamda üç ülkenin güvenlik politikaları arasında daha güçlü koordinasyon kurulmasını sağlayabilir. Ancak Erdoğan ve Suudi Arabistan tarafının anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını vurgulaması, mekanizmanın doğrudan yeni bir askeri blok şeklinde konumlandırılmadığını gösteriyor. Erdoğan'dan diplomasi mesajı Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma anlaşmasının yanı sıra Türkiye'nin bölgesel krizlere yönelik diplomatik yaklaşımını da yineledi. Türkiye'nin çatışma ve krizlerin uluslararası hukuka saygı, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesine yönelik politikasını sürdüreceğini belirten Erdoğan, bölgesel sahiplenme vizyonunun devam edeceğini ifade etti. Bu mesaj, Türkiye'nin bir taraftan savunma ve caydırıcılık kapasitesini artırırken diğer taraftan diplomatik çözüm arayışlarını koruyacağına işaret ediyor. Mekke Anlaşması'nın geleceği merak ediliyor Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Ortak Savunma Anlaşması, üç ülkenin savunma ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Kolektif caydırıcılık, savunma sanayisi, terörle mücadele ve ortak güvenlik anlayışı anlaşmanın temel başlıklarını oluştururken, mekanizmanın ilerleyen dönemde hangi somut projelerle destekleneceği önem kazanacak. Suudi Arabistan'ın anlaşmayı üç ülke arasındaki stratejik ilişkilerin derinliğinin göstergesi olarak tanımlaması ve Türkiye'nin anlaşmanın diğer kardeş ülkelere açık olduğunu açıklaması, Mekke'de başlayan bu yeni iş birliği modelinin ileride daha geniş bir bölgesel çerçeveye taşınabileceği mesajını veriyor.

Bahçeli’den Süreç Yasası Açıklaması: “Bin Yıllık Kardeşliğimiz Bir Kez Daha Tescillendi” Haber

Bahçeli’den Süreç Yasası Açıklaması: “Bin Yıllık Kardeşliğimiz Bir Kez Daha Tescillendi”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’ye sunulan “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlanan süreç yasası teklifine ilişkin açıklamalarda bulundu. Gazeteci Sinan Burhan’a konuşan Bahçeli, teklifin ilk imzasını atan isimlerden biri olmasına ilişkin değerlendirmesinde, bu adımın tarihi bir anlam taşıdığını ifade etti. “Türk’üyle, Kürt’üyle herkes kazanmıştır” Süreç yasasına ilişkin konuşan Devlet Bahçeli, atılan imzanın Türkiye açısından önemli bir gelişme olduğunu belirtti. Bahçeli açıklamasında, “Attığımız bu imza hayırlı ve uğurlu olsun. Bu imzayla bin yıllık kardeşliğimiz bir kez daha tescillenmiştir.” ifadelerini kullandı. Türkiye’de yaşayan tüm vatandaşların ortak geleceğine vurgu yapan Bahçeli, Türk’üyle, Kürt’üyle ve farklı kimliklere sahip herkesin bu süreçten kazançlı çıkacağını savundu. Bahçeli, “86 milyon vatandaşımız ve Ortadoğu halkları kazanmıştır. Aynı zamanda küresel projelerin bozulmasının ilk adımı da atılmıştır.” değerlendirmesinde bulundu. MHP lideri açıklamasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile TBMM Başkanı’na da teşekkür etti. “Bu bir devlet projesidir” Bahçeli, yürütülen sürecin siyasi bir girişimden öte devlet politikası olduğunu ifade etti. Sürecin Meclis çatısı altında yürütüldüğünü belirten Bahçeli, “Bu proje bir devlet projesidir. Meclisimiz bu konuyla ilgili gerekli inisiyatifi almıştır. Devletimiz gerekli çalışmaları yürütüyor. Hep birlikte bu süreci takip edeceğiz.” dedi. Bahçeli, MHP olarak sürece destek verdiklerini ve devlet kurumlarının yürüttüğü çalışmalara uygun hareket ettiklerini söyledi. “Devlet adabına riayet ederiz” MHP grup toplantılarında son dönemde “Terörsüz Türkiye” sürecine neden daha az değindiği yönündeki soruya da yanıt veren Bahçeli, devlet kurumları arasındaki çalışma düzenine dikkat çekti. Bahçeli, “Biz devlet adabına riayet ederiz. Sayın Cumhurbaşkanımız süreci yakından takip ediyor. Sayın Meclis Başkanımız da konuya vaziyet ediyor. Biz de kendilerine destek veriyoruz. Onların yürüttüğü çalışmaların önüne geçmek doğru değildir.” ifadelerini kullandı. Bahçeli’den Demirtaş açıklaması Devlet Bahçeli, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında da dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Demirtaş’ı cezaevinde ziyaret etmediğini ancak avukatları aracılığıyla görüştüğünü belirten Bahçeli, aralarında geçmişten gelen bir hukuk bulunduğunu söyledi. Bahçeli, “Selahattin Demirtaş’ı ziyaret etmedim. Ancak avukatları vasıtasıyla düzenli olarak görüşür, halini hatırını sorarım. O da bana selamlarını iletir. İyi bir hukukumuz var.” dedi. MHP lideri, Demirtaş’ın herhangi bir talebi veya ihtiyacı olup olmadığını da avukatları aracılığıyla öğrendiğini ifade etti. “Türkiye huzur bulmalıdır” Bahçeli, daha önce yaptığı “Selahattin Demirtaş evine dönsün” açıklamasının hatırlatılması üzerine ise aynı görüşünü koruduğunu belirtti. Bahçeli açıklamasında, “Ben yine aynı şeyi söylüyorum. Selahattin Demirtaş evine, Ahmetler görevine, Öcalan umut hakkına kavuşmalıdır. Türkiye huzur bulmalıdır.” ifadelerini kullandı. MHP Genel Başkanı, hedeflerinin Türkiye’nin ve bölgenin istikrar ile huzura kavuşması olduğunu dile getirdi. Bahçeli’nin açıklamaları, TBMM’ye sunulan süreç yasası teklifinin ardından siyasi gündemde tartışmaların devam ettiği bir dönemde geldi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, NATO ve bölgesel barış mesajları verdi Haber

TBMM Başkanı Kurtulmuş, NATO ve bölgesel barış mesajları verdi

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, resmi temaslarda bulunmak üzere Finlandiya Parlamentosu’nu ziyaret etti. Kurtulmuş, Eduskunta’ya gelişinde Jussi Halla-Aho tarafından karşılandı. TBMM'nin resmi internet sitesinde yer alan habere göre baş başa görüşmenin ardından Devlet Salonu’nda şeref defterini imzalayan Kurtulmuş, Parlamento Genel Kurul Salonunu da gezerek mevkidaşı Halla-Aho’dan bilgi aldı. Ardından düzenlenen heyetler arası toplantıya başkanlık eden Kurtulmuş, ziyaretin Türkiye-Finlandiya ilişkilerine katkı sağlamasını temenni etti. Numan Kurtulmuş, NATO üyeliğinin iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemi başlattığını belirterek, İstanbul’da 28-29 Haziran 2026 tarihlerinde düzenlenecek NATO Parlamenter Zirvesi’ne Finlandiya Meclis Başkanı Halla-Aho’yu davet etti. Halla-Aho, zirveye katılımını teyit etti. Türkiye’nin 7-8 Temmuz’da NATO Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağını hatırlatan Kurtulmuş, zirvede NATO’nun geleceğinin tartışılacağını ve Finlandiya’nın katkısının önemli olacağını vurguladı. Türkiye’nin Avrupa ve NATO bağlamındaki stratejik önemine de değinen Kurtulmuş, ülkenin hem güçlü bir orduya sahip olduğunu hem de dünya güç merkezleriyle ilişkileri sayesinde NATO ve Avrupa’nın geleceğinde kritik bir rol oynadığını kaydetti. AB üyeliği konusunda Finlandiya’nın desteklerini takdirle karşıladıklarını belirten Kurtulmuş, bazı Avrupa ülkelerinin yaklaşımlarının Türkiye’nin AB sürecini yavaşlattığını dile getirdi. Görüşmede ayrıca bölgesel güvenlik konuları ele alındı. Kurtulmuş, Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki çatışmalar ve İsrail’in Gazze ile Batı Şeria’daki saldırılarının bölgeyi istikrarsızlaştırdığını vurguladı. Türkiye’nin barış ve istikrar hedefini destekleyen arabuluculuk rolüne dikkat çekti. Özellikle Filistin’deki insani trajedinin sonlandırılması gerektiğini belirten Kurtulmuş, İsrail’in saldırılarının bir an önce durdurulmasını ve sorumluların hesap vermesini talep etti. TBMM Başkanı, Finlandiya’yı demokrasi ve barış tecrübesi ile arabuluculukta örnek bir ülke olarak nitelendirerek, yeni bir küresel sistemin inşasında iş birliğine hazır olduklarını ifade etti. Görüşmeye, Türkiye-Finlandiya Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Tuğba Işık Ercan, Türkiye-İsveç Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti Konya Milletvekili Abdullah Ağralı, TBMM İdare Amirleri ve çeşitli milletvekilleri ile Türkiye’nin Helsinki Büyükelçisi Deniz Çakar katıldı. Ziyaretin sonunda Kurtulmuş, Halla-Aho ile birlikte Genel Kurul Salonunu gezerek çalışmaları inceledi ve parlamentoyu selamladı. Bu ziyaret, Türkiye’den Meclis Başkanı düzeyinde 12 yıl aradan sonra gerçekleştirilen resmi temas olmasının yanı sıra NATO iş birliği ve bölgesel barış mesajlarının güçlendirilmesi açısından önem taşıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bayram kardeşliğin, barışın ve dayanışmanın vesilesi olsun Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bayram kardeşliğin, barışın ve dayanışmanın vesilesi olsun

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kurban Bayramı dolayısıyla bir videomesaj yayımladı. Cumhurbaşkanlığı’nın resmi sosyal medya hesaplarından paylaşılan mesajda Erdoğan, “Aziz milletim, sevgili kardeşlerim; sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Rabbimizin manevi bir lütfu olan Kurban Bayramı’nızı canıgönülden tebrik ediyorum. Bu kutlu günlerin ülkemiz, aziz milletimiz, İslam âlemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı. Bayramın manevi atmosferine değinen Erdoğan, kurban ibadetinin yakınlaşma ve dayanışma anlamına geldiğini belirterek, “Şayet muhabbet ve diğergamlığın gönülleri sarıp sarmaladığı bu mübarek günleri hakkıyla idrak edebilirsek, kardeşliğimiz güçlenecek, darlığın yerini ferahlık, dargınlığın yerini kucaklaşma alacaktır” dedi. Mesajında Gazze’ye ve gönül coğrafyasına da seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazze başta olmak üzere bu bayramı hüzünle karşılayan tüm kardeşlerime şahsım ve milletim adına en güçlü dayanışma mesajlarımı gönderiyor, Kurban Bayramlarını ayrı ayrı tebrik ediyorum” sözleriyle dayanışma vurgusu yaptı. Erdoğan ayrıca bölgedeki savaş ve krizlere dikkat çekerek İsrail’in işgal ve yasa dışı yerleşim faaliyetlerini sürdürdüğünü, bunun enerji, tarım, ticaret ve güvenlik gibi birçok alanda olumsuz etkiler yarattığını ifade etti. Türkiye’nin bu süreçte istikrar adası olarak öne çıktığını belirten Erdoğan, savunma sanayisi ve ihracattaki gelişmelere dikkat çekti. “Sapa sağlam, hızla yola devam ediyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, etrafımızdaki toz bulutu dağıldıktan sonra inşallah yeni dönemin parlayan yıldızlarından birisi Türkiye’miz olacaktır. Ülkemizin istikbaliyle, bölgemizin istikrarı açısından taşıdığı stratejik değer bugünlerde daha iyi anlaşılan 'Terörsüz Türkiye' süreci bunlardan biridir. Sınırlarımız içinde huzur ve güvenliğin güçlenmesine, sınırlarımız dışında emperyalist oyunların bozulmasına katkı sunan bu tarihi süreci çok büyük bir özenle, sağduyu ve samimiyetle menziline doğru götürüyoruz. Türkiye'ye sadece ekonomik maliyeti 2 trilyon doları aşan bu musibetten milletimizi kurtarma irademiz tamdır” ifadelerini kullandı. Mesajında ayrıca vatandaşlara trafik kurallarına uymaları konusunda çağrıda bulunan Erdoğan, hac farizasını yerine getiren Müslümanların ibadetlerinin kabul olmasını diledi. Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan'ın Kurban Bayramı Mesajı “Bizleri sağlık ve sıhhat içinde, huzur-u kalple bir bayrama daha eriştiren Cenab-ı Allah’a şükürler olsun, diyorum. Bu kutlu günlerin ülkemiz, aziz milletimiz, İslam âlemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını… pic.twitter.com/wLPkE9AwtW — T.C. Cumhurbaşkanlığı (@tcbestepe) May 26, 2026

Cumhurbaşkanı Erdoğan : Türk Ordusu barışın ve istikrarın teminatıdır Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan : Türk Ordusu barışın ve istikrarın teminatıdır

EFES-2026 Tatbikatı kapsamında İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi’nde düzenlenen seçkin gözlemci gününe katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tatbikat alanında açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk ordusunun tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmediğini, aksine imar ve ihya ettiğini belirterek, Mehmetçiğin hem ülkenin güvenliğinin hem de bölgesel ve küresel barışın teminatı olduğunu söyledi. Dünyada yeni ittifaklar ve dengeler oluşurken küresel düzende belirsizliklerin sürdüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, çok kutuplu bir yapıya geçişin hızlandığını, Türkiye’nin ise bu yeni dönemde önemli bir aktör olarak öne çıktığını dile getirdi. Türkiye’nin içinde bulunduğu bölgenin küresel değişimin merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin barış, istikrar ve güvenlik politikalarını güçlendirmeye devam edeceğini ifade etti. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan: "Dünyada yeni dengeler, yeni ittifaklar kuruluyor; fakat küresel ölçekte yeni bir düzen kurulamıyor. Dünyamız, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen büyük güçlerin dizayn ettiği bir statükodan, çok kutuplu, çok aktörlü bir yapıya… pic.twitter.com/QA4tWj8d0C — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) May 21, 2026 Konuşmasında Türkiye’nin savaş ve kaos yerine barış ve istikrarı savunmayı sürdüreceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze, Lübnan ve diğer bölgelerde yaşanan insani krizlere de dikkat çekerek, Türk milletinin tarih boyunca dostluk ve güvenin simgesi olduğunu söyledi. Mehmetçiğin sadece askeri gücüyle değil, aynı zamanda güven veren yapısıyla da öne çıktığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu güven cephesinin sarsılmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gerçek barış şart Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gerçek barış şart

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi 6. Toplantısı ve Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) Gayriresmi Zirvesi'ne katılmak üzere gittiği Kazakistan dönüşü uçakta basın mensuplarının sorularını yanıtladı, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'in, ziyaretin başından sonuna kadar fevkalade bir misafirperverlik sergilediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tokayev'e ve Kazak makamlarına teşekkür etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Astana'daki görüşmelerinde, ilişkileri, bölgesel ve küresel gelişmeleri etraflıca değerlendirme imkanı bulduklarını belirterek, ilişkilerin seyrinden duyduğu memnuniyeti ve işbirliğini her alanda derinleştirme kararlılığını teyit ettiklerini aktardı. Muhtelif alanlarda akdedilen 12 belgeye ilave olarak Tokayev ile "Ebedi Dostluk ve Genişletilmiş Stratejik Ortaklık Bildirisi"ni imzaladıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, başarılı geçen 6. Konsey toplantısının iki kardeş ülke arasındaki ilişkiler açısından tarihi bir nitelik taşıdığını bildirdi, hayırlara vesile olmasını diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Orta Asya ülkelerinin, 6 Şubat depremleri sonrası Türkiye'ye desteğe koşan ilk ülkeler olduğuna işaret ederek, Kazakistan'ın Gaziantep'te inşa ettiği, Hoca Ahmet Yesevi'nin ismini verdikleri okulun açılış törenini de bu vesileyle Astana'da gerçekleştirdiklerini söyledi. İş Forumu'na katılarak Türk ve Kazak iş insanlarına Tokayev ile hitapta bulunduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Kazakistan ile ilişkilerimizin son yıllarda itici gücünü bilhassa ticaret, yatırımlar ve enerji oluşturuyor. Son 5 yılda ortalama yüzde 5'in üzerinde büyüyen bir Kazak ekonomisinden bahsediyoruz. Keza toplam dış ticaret hacmi 145 milyar doları bulan, Orta Asya'nın en büyük ekonomisine sahip bir Kazakistan var. 5 bin 500'e yakın şirketimizin inşaattan finansa, turizmden bilişime, 6 milyar dolara ulaşan yatırımları mevcut. Müteahhitlerimizin üstlendikleri projelerin değeri ise 30 milyar dolara varıyor. 10 milyar dolar ticaret hacmimizi, 15 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Enerji alanında da önemli bir işbirliğimiz söz konusu. Kazak petrolünün Bakü-Tiflis-Ceyhan Hattı üzerinden aktarımı konusunda, Kazakistan'ın Azerbaycan ile vardığı mutabakatı önemli görüyoruz. Ziyaretimiz sırasında Türkiye Petrolleri ile Kazak muadili arasında petrol ve gaz sahalarının işletilmesine dair belgeler imzalandı. Gelecekte enerji işbirliğimizin daha da güçleneceğine inanıyorum." Kazakistan ziyaretinin ikinci ayağında Türk dünyasının manevi başkentlerinden Türkistan şehrinde düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirvesi'ne iştirak ettiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, mevcut işbirliğini dijitalleşme ve yapay zeka imkanlarıyla daha etkin bir yapıya kavuşturmayı hedefleyen "Türkistan Bildirisi"ni, Türk devletleri liderleriyle imzaladıklarını anımsattı. Bildiriyle ayrıca Türk devletleri arasındaki kurumsal bütünleşme süreçlerinin, dijital çağın gerekleri doğrultusunda tahkim edilmesi gereğine iştirak ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim için bu zirvenin bir diğer önemi de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman'ın zirveye katılımıydı. Türk dünyasının ayrılmaz parçası olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Teşkilatın faaliyetlerine katılımına büyük önem veriyoruz. Türk dünyası da üzerine düşeni yaparak, Kıbrıs Türk halkını bağrına basıyor. İnşallah önümüzdeki sonbaharda ev sahipliği yapacağımız 13. Zirve ile devralacağımız dönem başkanlığımız süresince, Teşkilatımızı daha ileri seviyelere taşıyacağız. Gerek Astana'da gerek Türkistan'da yaptığımız istişarelerin hayırlara vesile olmasını diliyorum." "Türk dünyası ile ilişkilere her zaman önem veren bir iktidar olduk" Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. "Türk Yüzyılı" kapsamında bundan sonraki süreçte Türk devletleriyle ilişkilerde gerçekleşmesini istediği en önemli vizyon ve hedefin ne olduğuna ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Türk dünyası ile ilişkilere her zaman önem veren bir iktidar olduklarını ve Türk Devletleri Teşkilatı ile bunu taçlandırmanın gururunu yaşadıklarını söyledi. Aile meclisi olarak gördükleri Teşkilat bünyesinde her türlü işbirliğini ele aldıklarını, bütün fırsatları değerlendirmeye çalıştıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, hep birlikte ilerleme ve kalkınmaya inandıklarını kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk dünyasının, bölgenin huzur, istikrar ve güvenliği için daha etkin rol alabileceğini tüm platformlarda söylediğini hatırlatarak, AK Parti olarak, Türk dünyası çalışmalarına verdikleri öneme binaen Türk dünyasından sorumlu bir başkanlık kurduklarını ve Türkiye'de ilk "Türk Dünyası Vizyon Belgesi"ni hazırladıklarını ifade etti. Türk dünyasının ekonomik, kültürel, stratejik açılardan potansiyelinin çok yüksek olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz, bu potansiyeli harekete geçirmek, diplomasi, enerji, ticaret, ulaştırma, güvenlik, savunma başta olmak üzere her alanda daha ileri atılımlar yapmak için gayret gösteriyoruz. Ecdadımız, geçmişte nasıl Türk'ün gücünü dünyada barış ve adalet ile perçinlemişse, bugün de Türk dünyasının güçlü ve egemen ülkeleri olarak bunu yeniden tesis edeceğimize inanıyoruz. Bu yıl, Türk Devletleri Teşkilatının Liderler Zirvesi, ülkemizin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. Dönem başkanlığımızda Teşkilatın içeride ve dışarıda güçlenmesi için büyük gayret içinde olacağız. İnşallah bunda herhangi bir sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyorum." diye konuştu. "Bölgenin sorunlarının, bölge ülkeleri tarafından çözülebileceğine inanıyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD/İsrail-İran Savaşı'nın neden bitmediğine ilişkin soruya, şu yanıtı verdi: "Şimdi bu krizi doğuran ana etkenlerden biri, her fırsatta vurguladığım gibi, İsrail'in bitmek bilmeyen kışkırtmalarıdır. Birtakım hayaller ve ütopyalara kapılan İsrail, bu tahriklerle, bölgemizi kendi hevesleri uğruna ateşe atmaktan çekinmediğini defalarca gösterdi. İsrail istiyor ki, bu savaş bölge geneline yayılsın ve bölgemizdeki pus daha da artsın. Öncelikle İsrail'in kışkırtmalarının etkisiz kılınması, sonra da gerçek bir barışın inşa edilmesi şart. Türkiye olarak, bu kaosun daha çetrefilli bir tabloya dönüşmeden ortadan kalkması için biz elimizden gelen gayreti gösteriyoruz ve göstereceğiz. Biz, bölgenin sorunlarının, bölge ülkeleri tarafından çözülebileceğine inanıyoruz. Hep birlikte huzur, istikrar ve barış için gayretlerimizi artırarak, kanlı oyunları bozmalıyız. Eğer bölgede kalıcı bir istikrar isteniyorsa, herkes kısa vadeli hesaplarını bir kenara bırakmalıdır. Ülkeler, uluslararası şirketlerin, bölge dışı aktörlerin değil, kendi ülkesinin ve vatandaşının hakkını savunmalıdır." Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'de düzenlenecek NATO Zirvesi'ne ilişkin, "Ankara'da İttifak'ın geleceğine ve küresel güvenlik mimarisinin bundan sonraki şekline yönelik önemli kararlar alınmasını bekliyoruz." dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi 6. Toplantısı ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gayriresmi Zirvesi'ne katılmak üzere gittiği Kazakistan dönüşü uçakta basın mensuplarının sorularını yanıtladı, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin yakın zamanda NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapmasına ilişkin soru üzerine, Ankara'da 7-8 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi'nin, İttifak'ın tarihinde kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Gerek bölgede gerek dünyadaki son gelişmelerin Ankara zirvesinin önemini biraz daha artırdığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ankara'da İttifak'ın geleceğine ve küresel güvenlik mimarisinin bundan sonraki şekline yönelik önemli kararlar alınmasını bekliyoruz. Bugünkü dünya, NATO'nun kurulduğu günlerdeki o eski dünyanın devamı değil. Yeni bir dünya kuruldu ve bu yeni dünyada da NATO'nun konumu çok daha farklı. Tehditler karmaşıklaştı, riskler çeşitlendi, küresel sistem aşındı, kısaca dünya çok değişti. NATO içerisinde adaletli yük paylaşımı, samimi işbirliği ve ortak güvenlik anlayışı, İttifak'ın geleceği için çok çok önemli. Türkiye olarak daha kararlı ve tehditlere karşı daha hazırlıklı bir NATO için, üzerimize düşeni yapmaya hazırız." ifadelerini kullandı. "Türkiye, Avrupa Birliği için büyük bir fırsattır" Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyelik vizyonuna ilişkin soruya karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu vizyonu birilerine rakip olmak veya çelme takmak için ortaya koymadıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz, samimi bir şekilde Avrupa Birliği'nin parçası olarak hem ülkemizi hem Birliği kuvvetlendirmek istiyoruz. Fakat Avrupa Birliği maalesef bunun farkında değil. Avrupa Birliği bunun farkında değil diye, biz ideallerimizden vazgeçemeyiz. Şunu çok açık, net söyleyeyim, yıllardır bu vizyonumuzu kararlılıkla savunuyoruz, tutarlı adımlar atıyoruz. Bugüne kadar Türkiye'ye karşı zaman zaman ikircikli, zaman zaman düpedüz ayrımcı birtakım uygulamalara imza atılmış olmasına rağmen, üyelik teklifimize yine sadık bir şekilde bağlıyız. Türkiye, içinde yer aldığı yapılara yük olan değil, yük alan bir ülkedir. Bizim içinde yer aldığımız her platform, yükselen bir değerdir. Şunu da açık söyleyeyim, zaman zaman birlik içinden ülkemize yönelik çok talihsiz ve sığ ifadeler duyuyoruz. Bu tutumun, dünyanın her alanda kabuk değiştirdiği günümüzde, Avrupa Birliği'ne zarar verdiğini muhataplarımıza anlatıyoruz. Türkiye, Avrupa Birliği için büyük bir fırsattır ve Birlik bunu değerlendirmek konusunda tarihi bir karar vermek durumundadır. Avrupa, daha önce de ifade ettiğim gibi, bir yol ayrımına gelmiştir ve bu yol ayrımında durumu çok daha dikkatli değerlendirmelidir." Türkiye'nin F-35 programına geri dönüşüne ilişkin soru üzerine CumhurbaşkanI Erdoğan, "F-35 konusunda taleplerimiz ortada. Arkadaşlarımız Amerikalı muhataplarıyla temaslarını sürdürüyor. Müspet bir netice almayı umuyoruz." dedi. "KAAN bizim için ilk adımdır, daha güçlülerini de yapacağız" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin yerli ve milli savaş uçağı KAAN için ise "KAAN projemiz ise her geçen gün ilerliyor. Süreç tamamlandığında bu alanda artık yeni bir hikaye başlayacak. KAAN bizim için bir ilk adımdır. Daha iyilerini, daha güçlülerini de yaparız, yapacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Sadece KAAN değil, birçok savunma sanayisi ürünümüz dünyanın ilgisini çekme başarısını gösteriyor. İstanbul'da düzenlenen SAHA-2026'da savunma sanayisi alanındaki gücümüz ve etkinliğimiz ortaya konuldu. 150 binden fazla ziyaretçi orada ülkemizin bu alanda geldiği seviyeyi ve somut sonuçları gördü. 200'den fazla yeni ürün tanıtıldı ve bu arada 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Rakamlar hem ulaştığımız seviyeyi ortaya koyuyor hem de hedeflerimiz konusunda bizleri daha çok gayretlendiriyor." açıklamasını yaptı. "Terörsüz Türkiye' hedefine bütün engelleri aşarak mutlaka ulaşacağız" Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin soruyu cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Terörsüz Türkiye'nin 86 milyonun birlik, beraberlik ve ebedi kardeşliğini perçinleyecek bir hedefin adı olduğunu ifade etti. Cumhur İttifakı olarak hedef birliği içinde bu gayeye ulaşmak için sağlam, basiretli ve cesur adımlar attıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Geride bıraktığımız 18 ayda hem kayda değer mesafe aldık hem de TUSAŞ saldırısı gibi gizli-açık pek çok badire atlattık. Bunlara rağmen yolumuzdan dönmedik. Meclis komisyonumuz, uzlaşı temelinde bir yol haritası ortaya koydu. Yapıcı ve çözüm odaklı bir yaklaşımla yol haritasının hayata geçirilmesi gerekiyor. Sorumluluk duygusuyla hareket edilmesi, bu noktada çok çok önemlidir. Silah bırakmanın ivmelenmesi için İstihbarat Teşkilatımız çalışıyor. Şurası bir gerçek ki ilk günden beri sürecin başarısı için dua edenler, çaba gösterenler olduğu gibi, bundan rahatsız olanlar da var. Süreç bugüne kadar, kendi doğal güçlükleriyle beraber, bunlara rağmen de ilerledi. Biz kararlıyız, 'Terörsüz Türkiye'yi istemeyenleri sevindirmeyeceğiz. Kararlıyız, bunlara fırsat vermeyeceğiz. Niyetimiz hayırdır, yolumuz hayırlıdır. Allah'ın izniyle akıbetimiz de hayırlı olacaktır. 'Terörsüz Türkiye' hedefine, bütün engelleri vakar içinde aşarak mutlaka ulaşacağız. Cumhur İttifakı olarak bunu dayanışma ve eş güdüm içinde, maşeri vicdanın rehberliğinde ve milletin çizdiği rotada yürüyerek gerçekleştireceğiz." Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Biz çocuklarımızı algoritmaların insafına terk etmiyoruz. Ek tedbirler de planlayarak en kısa zamanda hayata geçirilecek. Çocuklarımızı korumak için seferberlik ruhuyla hareket etmeye mecburuz." dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi 6. Toplantısı ve Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) Gayriresmi Zirvesi'ne katılmak üzere gittiği Kazakistan dönüşü uçakta basın mensuplarının sorularını yanıtladı, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. CHP'den AK Parti'ye katılan belediye başkanlarına ilişkin sorular üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Biz millete hizmet etmek gayesiyle bir araya gelmiş, siyasetin kalitesini artırmaya odaklanmış bir hareketiz. Bizim yüksek değerlerimiz ve millete hizmet aşkımızı paylaşanlarla, tarihi yürüyüşümüze devam ediyoruz. Bundan asla vazgeçmeyecek ve kimseye fırsat vermeyeceğiz. CHP yöneticilerince tehdit edilen, baskı gören, hakarete maruz kalan bazı arkadaşlar, huzuru AK Parti'de bulmuş ve aramıza katılmışlardır. CHP yönetiminin partiyi ne hale getirdiğini özellikle en iyi o parti içinde bir dönem yer alanlar bilir. CHP'yi, yolsuzluğu, hırsızlığı, rüşveti savurma merkezi haline getirenlerin, içerideki çürümeyi derinleştirmesi, siyasetin itibarı açısından da çok çok üzücü. Bizi, CHP içindeki koltuk savaşları, birbirlerini suçlama yarışı ve iftira olimpiyatları ilgilendirmiyor. Biz yolumuza bakıyoruz. Milletimize hak ettiği hizmetleri vermeye gayret gösteriyoruz. AK Parti'ye katılan belediye başkanlarımızın ilk açıklamaları, 'Biz hizmet etmek istiyoruz. Bu CHP'de mümkün değil. CHP'nin iç kavgaları içinde belediyecilik yapamaz hale geldik' yönünde oldu. Yani bundan sonra da yine aynı şekilde aramıza katılacak olan arkadaşlar olabilir." Bir gazetecinin, "Muhalefet, gurbetçilerle ilgili çirkin bir dil kullanıyor. Bazen sokakta onların morallerini bozacak, Türkiye'ye geldiklerine pişman edecek pozisyona sokuyor onları. Bu konu hakkındaki değerlendirmelerinizi rica ediyorum." sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Bunu edep dışı bir şekilde yapıyorlar. Muhalefetin yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızı hedef alan küçümseyici ifadeleri asla kabul edilemez. Kim küfür ve hakarette daha iyiyse, mevcut CHP yönetiminin lütfuna mazhar oluyor, ön plana çıkıyor. Dün arkasından ağladıklarına bugün utanmadan küfredebiliyorlar. Dün öve öve bitiremediklerini, bugün tükürük yağmuruna tutabiliyorlar. Yıllarca beraber oldukları yol arkadaşlarına bunu meşru gören bir zihniyetin, vatandaşa neler yapacağını varın, siz hayal edin. Görünen o ki, ana muhalefete karşı ne yaparsanız yapın bu testi su tutmuyor. Berbat. Ama biz, tüm bunlara rağmen partimiz bütün teşkilatıyla beraber bunların bu yanlışları karşısında çok daha dik durmak suretiyle yola devam ediyoruz, devam edeceğiz." Sosyal medya platformlarında 15 yaş altına yönelik yasal düzenlemenin yanı sıra dijital platformlar için yeni tedbirlerin planlanıp planlanmadığının sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Dijital dünya bugün hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Biz de bu gerçeği biliyor ve ona göre hareket ediyoruz. Teknolojiyi reddeden değil, teknolojiyi insanlığın hayrına kullanan bir anlayışla düzenlemeler yapıyoruz. Bu konuyu çok önemsiyoruz. Çünkü dijital dünyanın kaotik atmosferi, çocuklarımızı tuzağa düşürmeye çalışan yapılar ve maalesef kişilerle dolu. Sanal dünyanın görünen ve görünmeyen tehditlerinin ne kadar yıkıcı hale geldiğini hep beraber biliyoruz. Siber birimlerimiz sanal devriyeleriyle dijital suçlarla mücadeleye devam ediyor. Şiddeti özendiren ve bağımlılık oluşturan içeriklerden, sapkın akımlara, sanal zorbalığa kadar bunların hepsine yönelik tedbirlerimizi alıyoruz. Yaş doğrulama sistemiyle internet artık 15 yaş altı çocuklarımız için daha güvenli hale gelecek. Bunun kararlarını verdik, veriyoruz. Ailelerin, sosyal ağ sağlayıcıların ve devletin işbirliği sayesinde bu koruma sağlanacak. Dijital okuryazarlığı güçlendirecek faaliyetlerle hem eğitimcilerimiz hem de ailelerimiz, sanal alem konusunda daha bilinçli olacak. Biz çocuklarımızı algoritmaların insafına terk etmiyoruz. Ek tedbirler de planlayarak en kısa zamanda hayata geçirilecek. Çocuklarımızı korumak için seferberlik ruhuyla hareket etmeye mecburuz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.