Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İstihdam

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - İstihdam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstihdam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cevdet Yılmaz açıkladı: 2026 büyüme ve enflasyon tahminleri güncellendi Haber

Cevdet Yılmaz açıkladı: 2026 büyüme ve enflasyon tahminleri güncellendi

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen toplantıda OVP'yi açıklayan Cevdet Yılmaz'a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan eşlik etti. Yılmaz, programın Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın ortak çalışmasıyla hazırlandığını, kamu kurumlarının yanı sıra özel sektör ve meslek kuruluşlarının görüşlerinin de hazırlık sürecine dahil edildiğini belirtti. Küresel ekonomide büyüme beklentileri geriledi Dünya ekonomisinin ekonomik, teknolojik ve jeopolitik gelişmelerin birbirini etkilediği yeni bir dönemden geçtiğini belirten Yılmaz, savaşlar, enerji ve emtia fiyatlarındaki hareketlilik ile ticaret politikalarındaki belirsizliklerin küresel görünümü olumsuz etkilediğini söyledi. Yılmaz'ın verdiği bilgilere göre, önceki OVP'de yüzde 3,1 olarak öngörülen küresel büyüme tahmini yüzde 3'e çekildi. Türkiye'nin ticaret ortaklarının büyüme beklentisi yüzde 2,4'ten yüzde 1,6'ya, Avro Bölgesi büyüme tahmini ise yüzde 1,2'den yüzde 0,9'a indirildi. Savaşın etkilerinin belirgin şekilde hissedildiği Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde ise daha önce yüzde 3,4 olarak öngörülen büyümenin yüzde eksi 0,5'e gerilemesinin beklendiği açıklandı. 2026 büyüme tahmini yüzde 3,3'e çekildi Cevdet Yılmaz, enerji ve emtia fiyatlarındaki yükseliş ile Türkiye'nin önemli ticaret ortaklarındaki ekonomik yavaşlamanın 2026 beklentilerine de yansıdığını ifade etti. Yılmaz, 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 3,3 olarak güncellediklerini, sanayi büyümesi beklentisini ise yüzde 2,3'e indirdiklerini açıkladı. Yıl sonu enflasyon tahmini de yüzde 28,4'e yükseltildi. Enerji maliyetlerindeki artış nedeniyle enerji ithalatı beklentisinin 63 milyar dolardan 71 milyar dolara çıkarıldığı belirtildi. Dış ticaret açığı tahmini 96 milyar dolardan 105 milyar dolara, cari işlemler açığının milli gelire oranı beklentisi ise yüzde 2,6'ya yükseltildi. Turizm gelirleri tahmini de savaşın etkileri nedeniyle 68 milyar dolardan 65 milyar dolara revize edildi. 2027'de küresel ekonomide toparlanma beklentisi Yılmaz, 2026'nın küresel büyüme ve dünya ticaretinin ivme kaybettiği bir yıl olduğunu, ancak 2027'de toparlanma beklentisinin güçlendiğini söyledi. Buna göre küresel büyümenin 2027'de yüzde 3,4'e, küresel ticaret hacmindeki artışın ise yüzde 4,3'e yükselmesi bekleniyor. Türkiye'nin dış talep koşullarının da bu toparlanmadan olumlu etkilenmesinin öngörüldüğü belirtildi. Türkiye'nin ihracatının yaklaşık yüzde 43'ünü gerçekleştirdiği Avrupa Birliği'nde büyümenin 2026'da yüzde 1,2'ye gerilemesi, 2027'de ise yüzde 1,4'e yükselmesi bekleniyor. MENA bölgesinde ise 2026'da yüzde 0,5 daralma, 2027'de yüzde 7,3 büyüme tahmini bulunuyor. Yılmaz, ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi ve Türkiye'nin dış ticaretinin bölgesel ve küresel şoklara karşı daha dirençli hale getirilmesi yönündeki çalışmaların sürdürüleceğini ifade etti. Rezervlerde 188,2 milyar dolara ulaşıldı Ekonomi politikalarının uygulanmasıyla Türk lirasına güvenin arttığını savunan Yılmaz, TL mevduatının toplam mevduat içerisindeki payının yüzde 31,6'dan 28 Ağustos itibarıyla yüzde 61,5'e yükseldiğini söyledi. Brüt rezervlerin 89,7 milyar dolarlık artışla 188,2 milyar dolara ulaştığını belirten Yılmaz, Türkiye'nin risk priminin de 700'lü seviyelerden 220'nin altına gerilediğini kaydetti. Yılmaz, rezervlerdeki yükselişin Türkiye ekonomisinin dış şoklara karşı dayanıklılığını güçlendirdiğini ve kamu ile özel sektörün yabancı para cinsinden borçlanma maliyetlerini düşürdüğünü belirtti. İhracatta yüksek teknolojili ürünlerin payı arttı Yıllıklandırılmış ihracatın ağustos itibarıyla 280 milyar dolar seviyesine ulaştığını açıklayan Yılmaz, ihracatın teknoloji kompozisyonunda da iyileşme yaşandığını söyledi. Buna göre orta ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracattaki payı 2024 Ağustos'unda yüzde 40 seviyesindeyken, 2026 Ağustos'unda yüzde 44,1'e çıktı. Yılmaz, enerji ve emtia fiyatlarındaki yükselişin cari denge üzerinde geçici baskı oluşturduğunu belirterek, 2026 Haziran itibarıyla cari işlemler açığının milli gelire oranının yüzde 2,3 olduğunu açıkladı. Enflasyonun yıl sonunda yüzde 28,4 olması bekleniyor Yılmaz, 2024 Mayıs ayında yüzde 75,5 seviyesine kadar çıkan enflasyonun uygulanan politikalarla gerilediğini, ancak savaş nedeniyle oluşan arz yönlü baskıların düşüş hızını yavaşlattığını ifade etti. Ağustos 2026 itibarıyla enflasyonun yüzde 31,5 seviyesinde bulunduğunu belirten Yılmaz, yılın son çeyreğinde yeniden düşüş beklediklerini ve 2026 sonunda enflasyonun yüzde 28,4 seviyesinde gerçekleşmesini öngördüklerini söyledi. Yılmaz ayrıca, savaşın enflasyon üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkilerinin yaklaşık 7 puan olarak hesaplandığını aktardı. 2029 için yüzde 5 büyüme hedefi 2027-2029 dönemine ilişkin yeni OVP'nin temel hedeflerini de açıklayan Yılmaz, büyümenin kademeli olarak güçlendirilmesinin planlandığını belirtti. Program kapsamında büyüme hedefleri şöyle sıralandı: 2026: yüzde 3,3 2027: yüzde 4,2 2028: yüzde 4,6 2029: yüzde 5 Yılmaz, büyümenin üretim kapasitesini ve verimliliği artıran, enflasyonist baskı oluşturmayan sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasının hedeflendiğini söyledi. İşsizlikte 2029 hedefi yüzde 7,6 Programda istihdam da öncelikli başlıklar arasında yer aldı. Yılmaz, 2026 yılında yüzde 8,1 olması beklenen işsizlik oranının 2027'de yüzde 8'e, 2028'de yüzde 7,8'e ve 2029'da yüzde 7,6'ya düşürülmesinin hedeflendiğini açıkladı. Program dönemi boyunca yaklaşık 2,1 milyon kişiye ilave istihdam sağlanması ve iş gücüne katılımın artırılması hedefleniyor. Enflasyon 2029'da tek haneye indirilecek OVP'nin en önemli hedeflerinden birinin dezenflasyon sürecinin sürdürülmesi olduğunu belirten Yılmaz, enflasyonun kademeli olarak düşürülmesinin öngörüldüğünü açıkladı. Yeni programdaki enflasyon hedefleri şöyle: 2026: yüzde 28,4 2027: yüzde 21 2028: yüzde 13,5 2029: yüzde 9 Yılmaz, program dönemi sonunda enflasyonun yeniden tek haneli seviyelere indirilmesinin hedeflendiğini söyledi. Bütçe açığında kademeli düşüş hedefleniyor Program kapsamında bütçe disiplininin korunacağını belirten Yılmaz, 2026 yılı için daha önce yüzde 3,5 olarak öngörülen bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3,1 seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini açıkladı. 2027 yılı için yüzde 3,5 olarak öngörülen bütçe açığı oranının ise program dönemi sonunda yüzde 2,8'e düşürülmesi hedefleniyor. Yılmaz, deprem sonrası harcamalar devam ederken savunma, personel ve sosyal güvenlik giderlerindeki artışa rağmen mali disiplinin korunacağını ifade etti. Cari açık 2029'da yüzde 1,6'ya indirilecek Bölgedeki savaşın etkilerinin azalmasıyla cari işlemler açığının kademeli olarak gerilemesi bekleniyor. Programda cari işlemler açığının milli gelire oranının 2027'de yüzde 1,9, 2028'de yüzde 1,8 ve 2029'da yüzde 1,6 seviyesine düşürülmesi hedeflendi. Gıda fiyatlarındaki oynaklığın azaltılması için ise tarımsal üretimde verimliliğin artırılması, üretim planlamasının güçlendirilmesi ve maliyet baskılarını azaltacak yapısal adımların hızlandırılması planlanıyor. Türkiye ekonomisinin 2026'da 1,8 trilyon doları aşması bekleniyor Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin ekonomik büyüklüğüne ilişkin beklentileri de paylaştı. Buna göre milli gelirin 2026 sonunda ilk kez 1,8 trilyon doları aşması, kişi başına milli gelirin ise 20 bin doların üzerine çıkması bekleniyor. Yılmaz, Türkiye'nin 2026 yılında yüksek gelirli ülkeler grubuna geçiş eşiğini aşmasının beklendiğini, nominal olarak dünyanın 16'ncı, satın alma gücü paritesine göre ise 11'inci büyük ekonomisi konumunun korunacağını ifade etti. Dijital Türk lirası için çalışmalar sürecek Programda finansal teknolojiler ve dijital Türk lirası da yer aldı. Yılmaz, dijital Türk lirasının kullanıma sunulması ve yaygınlaştırılması için çalışmaların devam edeceğini söyledi. Sermaye piyasalarının daha derin ve etkin hale getirilmesi, Türk lirası cinsinden tasarruf ve yatırım araçlarının çeşitlendirilmesi ve şirketlerin sermaye piyasalarından daha fazla finansman sağlaması da programın hedefleri arasında gösterildi. Yılmaz, önümüzdeki dönemde temel hedefin fiyat istikrarını kalıcı hale getirerek enflasyonu tek haneli seviyelere indirmek, mali disiplini korumak, istihdamı artırmak ve enerji başta olmak üzere kritik girdilerde arz güvenliğini güçlendirmek olduğunu belirtti.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat: 2029’da mal ihracatının 450 milyar dolara hedefleniyor Haber

Ticaret Bakanı Ömer Bolat: 2029’da mal ihracatının 450 milyar dolara hedefleniyor

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 2027-2029 Orta Vadeli Program (OVP) dönemine ilişkin ticaret politikası hedeflerini açıklayarak, ihracatı önceleyen, haksız ithalata karşı üreticiyi koruyan ve ticari diplomasiyle pazarları genişleten bir yaklaşımın sürdürüleceğini bildirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın koordinasyonunda hazırlanan OVP’nin kamuoyuyla paylaşıldığını hatırlatan Bolat, son üç yılda uygulanan program sayesinde makro finansal istikrarın güçlendiğini ve ekonominin daha dayanıklı bir yapıya kavuştuğunu ifade etti. TİCARET POLİTİKASINDA TEMEL ÖNCELİKLER Bakan Bolat’ın değerlendirmesinde, 2027-2029 döneminde ticaret politikasının başlıca öncelikleri arasında; enflasyonla mücadelenin kesintisiz sürdürülmesi, rekabet gücünün ve halkın satın alma gücünün artırılması, dış ticarette verimlilik artışı ve haksız uygulamalara karşı etkili tedbirler alınması, orta yüksek ve yüksek teknolojili ihracatın güçlendirilmesi, ihracatı önceleyen aktif bir dış ticaret rejiminin uygulanması, ticaret altyapısı ve finansmana erişimin güçlendirilmesi, pazara erişim, bağlantısallık ve ticari diplomasinin etkinleştirilmesi, yatırım-üretim-istihdam-ihracat eksenli kalkınma modelinin desteklenmesi 2027 VE 2029 HEDEFLERİ Bakan Bolat, küresel ekonomideki olumsuz koşullara ve artan belirsizliklere rağmen, 2027 yılında mal ihracatını 292 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini belirtti. OVP’nin son yılı olan 2029’da ise mal ve hizmet ihracatının 450 milyar dolara ulaşmasının hedeflendiğini kaydetti. Petrol ve emtia fiyatlarındaki artışın etkisiyle 2027 yılı için mal ithalatı hedefi 397 milyar dolar olarak belirlendi. Bolat, aynı dönemde cari işlemler açığının GSYH’ye oranının yüzde 1,9 seviyesinde kalmasının beklendiğini söyledi. YEŞİL VE DİJİTAL DÖNÜŞÜME VURGU Bolat, program döneminde yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürünlerin ihracattaki payının artırılacağını, yeni nesil hizmet alanlarının geliştirileceğini ve firmaların küresel değer zincirlerindeki konumunun güçlendirileceğini ifade etti. Ayrıca yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerine uyumun destekleneceğini, gümrüklerde dijital ve fiziki altyapının güçlendirilerek ticaretin kolaylaştırılacağını, yasa dışı ticaretle mücadelede ise denetimlerin sürdürüleceğini vurguladı. Bolat, dünya ticaretinin ağırlık merkezinin coğrafyaya yaklaşmasıyla Türkiye’nin stratejik öneminin arttığını belirterek, Orta Koridor, Kalkınma Yolu ve Hicaz Yolu gibi projelerle Türkiye’nin üretim, ticaret ve yatırımda cazibe merkezi haline getirilmesi için çalışmaların sürdüğünü aktardı. Ticaret Bakanı Bolat, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu “Yatırım-Üretim-İstihdam-İhracat” odaklı kalkınma vizyonunun önümüzdeki dönemde de kararlılıkla sürdürüleceğini belirterek, Ticaret Bakanlığı olarak bu hedefler doğrultusunda çalışmaya devam edeceklerini ifade etti.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu: Özel sektör güçlü olursa, Türkiye güçlü olur Haber

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu: Özel sektör güçlü olursa, Türkiye güçlü olur

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a ilişkin değerlendirmede bulundu. OVP’nin Türkiye ve iş dünyası açısından hayırlı olmasını dileyen Hisarcıklıoğlu, programda yer alan enflasyonun kalıcı olarak tek haneye indirilmesi, mali disiplinin korunması ve üretim odaklı büyüme hedeflerini önemsediklerini belirtti. İŞ DÜNYASININ ÖNCELİKLERİ SIRALANDI Hisarcıklıoğlu, özellikle dış kaynaklı haksız rekabetle mücadele, ticaret politikası araçlarının etkin kullanılması, girdi maliyetlerinin düşürülmesi ve reel sektörle düzenli istişarenin kurumsallaştırılmasının iş dünyası açısından önem taşıdığını ifade etti. Küresel ve bölgesel belirsizliklerin yanı sıra korumacılık ve ticaret savaşlarının arttığına dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, bu dönemde Türkiye’nin üretim ve ihracat kapasitesinin korunmasının kritik olduğunu vurguladı. “KAPSAMLI SANAYİ KORUMA STRATEJİSİ OLUŞTURULMALI” Hisarcıklıoğlu, iş dünyasının OVP dönemindeki temel beklentilerini de sıraladı. Buna göre özel sektör, üretim, yatırım, istihdam ve ihracat kapasitesini koruyacak adımların hızla atılmasını, finansal istikrarın güçlendirilmesini ve finansmana erişimin kolaylaştırılmasını bekliyor. İhracatçıların desteklenmesi gerektiğini belirten TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ayrıca kapsamlı bir Sanayi Koruma Stratejisi oluşturulması çağrısında bulundu. Hisarcıklıoğlu, iş dünyasının Türkiye’nin hedefleri doğrultusunda çalışmaya devam edeceğini belirterek mesajını, “Özel sektör güçlü olursa, Türkiye güçlü olur” ifadeleriyle tamamladı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Yeni ekonomik hedefleri açıkladı, enflasyon tek haneye inecek Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Yeni ekonomik hedefleri açıkladı, enflasyon tek haneye inecek

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program (OVP) sunumunda ekonomiye ilişkin hedef ve politikaları açıkladı. Yılmaz, programın temel önceliklerinden birinin enflasyonla mücadele olduğunu belirterek, 2024 yılı Mayıs ayında yüzde 75,5 seviyesine çıkan enflasyonun uygulanan politikalarla gerilediğini söyledi. Ağustos 2026 itibarıyla enflasyonun yüzde 31,5 seviyesinde olduğunu belirten Yılmaz, yıl sonunda enflasyonun yüzde 28,4 olmasının beklendiğini ifade etti. Yılmaz, savaş kaynaklı arz baskılarının enflasyonun düşüşünü geçici olarak yavaşlattığını belirterek, arz şoklarının etkisinin azalmasıyla birlikte enflasyondaki düşüşün yeniden hızlanmasının beklendiğini kaydetti. 2,1 MİLYON YENİ İSTİHDAM HEDEFİ “Güçlü Türkiye” hedefi doğrultusunda program döneminde 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulması planlanıyor. Yılmaz, dönem sonunda işsizlik oranının yüzde 8’in altına çekilmesinin hedeflendiğini belirtti. Ekonomik büyüklüğün artırılması kapsamında ise milli gelirin 2,2 trilyon doların üzerine, mal ve hizmet ihracatının ise 450 milyar dolara taşınması öngörülüyor. Kişi başına milli gelirin de 25 bin dolar seviyesine çıkarılması hedeflenirken, uzun vadeli amaçlardan birinin enflasyonu yeniden tek haneli seviyelere indirmek olduğu vurgulandı. DEPREM BÖLGESİNE 116 MİLYAR DOLARI AŞAN KAYNAK OVP sunumunda deprem bölgesine yönelik harcamalar da önemli başlıklardan biri oldu. Yılmaz, 2023-2026 döneminde depremin yarattığı kayıp ve zararların telafisi ile afet risklerinin azaltılması amacıyla 2026 fiyatlarıyla 5,4 trilyon lira, yaklaşık 104 milyar dolar harcama yapılmış olacağını açıkladı. Bu tutarın 2027 sonunda 116 milyar doları aşmasının beklendiğini belirten Yılmaz, deprem bölgesinde yalnızca yıkılan yapıların yerine yenilerinin yapılmadığını, daha güvenli ve dayanıklı yaşam alanlarının oluşturulduğunu söyledi. Hak sahipleri için 455 bin bağımsız bölümün inşasının tamamlandığını belirten Yılmaz, bölgede ilave sosyal konut çalışmalarının da sürdüğünü ifade etti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Orta Vadeli Program (2027-2029) Sunumu’nda konuştu: (Güçlü Türkiye) "İlk defa açtığımız bir başlık olarak, program döneminde ekonomik güvenlik ve dayanıklılığı önceleyerek kritik alanlarda dışa bağımlılığı azaltan ve ekonomimizin çoklu… pic.twitter.com/yatl9aLUIW — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) September 6, 2026 DÖRT ALANDA EKONOMİK GÜVENLİK HEDEFİ OVP kapsamında ilk kez ayrı bir başlık olarak “ekonomik güvenlik ve dayanıklılık” yaklaşımının öne çıkarıldığı belirtildi. Bu kapsamda dört kritik alana odaklanılacak: Enerji ve doğal kaynaklarda arz güvenliği ve dışa bağımlılığın azaltılması, Gıda arz güvenliği ve tarımsal dayanıklılığın güçlendirilmesi, Savunma sanayii, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zekâ başta olmak üzere kritik teknolojilerde yerli kapasitenin artırılması, Ailenin ve demografik yapının güçlendirilmesi ile şehirlerin afetlere karşı daha dayanıklı hale getirilmesi. Kritik mineraller, nükleer ve hidrojen teknolojileri ile enerji ve madencilikte kullanılan kritik ekipmanlarda yerli üretim ve Ar-Ge kapasitesinin geliştirilmesi de programın öncelikleri arasında yer alacak. SAVUNMA HARCAMALARI YÜZDE 229 ARTIRILACAK Bütçe önceliklerine ilişkin rakamları da paylaşan Yılmaz, savunma harcamalarının yüzde 229 artırılacağını açıkladı. Gıda arz güvenliği kapsamında sulama yatırımlarının yüzde 42, içme suyu yatırımlarının yüzde 71, organize tarım bölgesi yatırımlarının ise yüzde 103 artırılması planlanıyor. Madencilik alanında MTA yatırımları yüzde 139, sanayi altyapı yatırımları ise yüzde 54 artırılacak. Dar ve orta gelirli vatandaşların konuta erişimini kolaylaştırmak amacıyla sosyal konut yatırımlarına ayrılan bütçenin yüzde 150 artırılması hedefleniyor. İstanbul’da başlatılan kiralık sosyal konut uygulamasının da önümüzdeki dönemde farklı illere yaygınlaştırılması planlanıyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Orta Vadeli Program (2027-2029) Sunumu’nda konuştu: (Güçlü Türkiye) “Programımızın temel önceliği olan enflasyonla mücadelede önemli mesafe kat ettik. 2024 yılı Mayıs’ında yüzde 75,5 seviyesine yükselen enflasyon, uyguladığımız… pic.twitter.com/mWMDit4yen — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) September 6, 2026 DEMİRYOLLARINA DAHA FAZLA KAYNAK AYRILACAK Ulaştırma yatırımlarında ise demiryolları öncelikli alanlardan biri olacak. Yılmaz, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın demiryolu projelerine ayrılan kaynağın yüzde 49 artırıldığını belirterek, sanayi ve ticaretin gelişmesi ile ulaşım imkanlarının güçlendirilmesinin hedeflendiğini söyledi. OVP ile birlikte hükümetin önümüzdeki üç yıllık dönemde enflasyonun düşürülmesi, istihdamın artırılması, üretim ve ihracat kapasitesinin genişletilmesi, enerji ve teknoloji alanlarında dışa bağımlılığın azaltılması ve sosyal konut yatırımlarının artırılması hedeflerine odaklanması bekleniyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: 2028'de Hanelerin Yüzde 80'i Yerli Gaz Kullanacak Haber

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: 2028'de Hanelerin Yüzde 80'i Yerli Gaz Kullanacak

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye'nin Karadeniz'de bir destan yazdığını belirterek, Türkiye'deki 4 milyon hanede yerli doğal gazın kullanıldığına işaret ederek “2026 yılının sonunda 8 milyon hanede kendi gazımızı kullanacağız. 2028 yılında bu rakam 16-17 milyon haneye çıkacak. Yani neredeyse hanelerimizin yüzde 80'inin ihtiyacını kendi gazımızla karşılar hale geleceğiz. Yeni arayışlarımız devam ediyor.” ifadelerini kullandı. Gabar’da bugün günde 83 bin varilin üzerinde petrol ürettiklerini ifade eden Bakan Bayraktar, “İnşallah Gabar'da küçük örneğini verdiğimiz Terörsüz Türkiye hedefini, terörsüz bölge hedefini tamamen gerçekleştirdiğimizde her alanda, ülkemizin dört bir yanında ve bölgemizde refah çok daha yükselecek; daha çok huzur, barış içerisinde hep birlikte yaşayacağız.” diye konuştu. Bakan Bayraktar, AK Parti Eskişehir İl Danışma Meclisi Toplantısına iştirak etti. Büyük Projelerimiz Var Burada bir konuşma yapan Bakan Bayraktar, dünyada çeşitli krizler yaşandığına dikkat çekerek Türkiye’nin bu krizlere rağmen çok daha güçlü bir şekilde yoluna devam ettiğini söyledi. Türkiye ekonomisinin giderek büyüdüğüne işaret eden Bakan Bayraktar, “Türkiye, dünyanın en büyük ekonomilerinden biri. Türkiye Yüzyılı vizyonunda daha da büyüyecek, inşallah önümüzdeki çeyrek asırda yeni bir yüz yıllık eser inşa edecek muhteşem projelerle geliyoruz. Büyük projelerimiz var. Türkiye'yi inşallah önümüzdeki yüzyıla, Türkiye Yüzyılı'na çok daha güçlü bir şekilde taşıyacağız.” dedi. Bakan Bayraktar, hedeflerinin, Türkiye Yüzyılı'nda Türkiye’yi mutlak surette enerjide bağımsız kılmak olduğunu kaydetti. Arayışlarımız Devam Ediyor Türkiye'nin Karadeniz'de bir destan yazdığını belirten Bakan Bayraktar, Türkiye'deki 4 milyon hanede yerli doğal gazın kullanıldığına işaret ederek “2026 yılının sonunda 8 milyon hanede kendi gazımızı kullanacağız. 2028 yılında bu rakam 16-17 milyon haneye çıkacak. Yani neredeyse hanelerimizin yüzde 80'inin ihtiyacını kendi gazımızla karşılar hale geleceğiz. Yeni arayışlarımız devam ediyor.” ifadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye Hedefi Gabar’da Cumhuriyet tarihinin en büyük petrol keşfini yaptıklarını anımsatan Bakan Bayraktar, “Bugün orada günde 83 bin varilin üzerinde petrol üretiyoruz. Hem ithalatımızı azaltıyoruz hem de o bölgede özellikle 3 bin 500-4000 insanımıza, gencimize istihdam sağladık. Adeta terörden başka alternatif sunulmayan o çocuklar, şimdi orada iş imkanına, istihdama kavuştular ve geleceğe dair hayalleri, umutları var. Gabar, bölge terörden temizlenince ne kadar büyük bir potansiyel olduğunu göstermek için, Terörsüz Türkiye'nin, terörsüz bölgenin ne olduğunu göstermek için çok önemli bir proje. İnşallah Gabar'da küçük örneğini verdiğimiz Terörsüz Türkiye hedefini, terörsüz bölge hedefini tamamen gerçekleştirdiğimizde her alanda, ülkemizin dört bir yanında ve bölgemizde refah çok daha yükselecek; daha çok huzur, barış içerisinde hep birlikte yaşayacağız.” dedi. Türkiye Nükleer Lige Çıkan Ülkelerden Biri Haline Gelecek Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde 4 reaktörün inşasının devam ettiğini anlatan Bakan Bayraktar, “İnşallah önümüzdeki birkaç ay içerisinde Akkuyu'dan ilk elektriği, nükleerden ilk elektriği üreteceğiz ve Türkiye nükleer lige çıkan, nükleer enerjiye sahip ülkelerden biri haline gelecek.” değerlendirmesinde bulundu. Büyük ve Güçlü Türkiye Tüm vatandaşların 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı tebrik eden Bakan Bayraktar, “Büyük ve güçlü Türkiye yolunda hep birlikte çalışmaya, gayret etmeye devam edeceğiz; iş üreteceğiz, hizmet üreteceğiz.” diye konuştu.

Manavgat 2030’da10 milyon turist ağırlamayı hedefliyor Haber

Manavgat 2030’da10 milyon turist ağırlamayı hedefliyor

Antalya’nın en önemli turizm merkezlerinden Manavgat ve Side, milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan güçlü turizm altyapısı, tarihi ve kültürel zenginlikleri, uzun sezon avantajı ve gelişen yatırım potansiyeliyle bölge ekonomisine katkısını artırıyor. Yaklaşık 250 bin nüfusa sahip Manavgat, her yıl yaklaşık 6 milyon yerli ve yabancı turisti ağırlarken, bölgenin önümüzdeki yıllarda yeni bir büyüme dönemine hazırlanması bekleniyor. Gayrimenkul ve turizm alanında uzun yıllardır faaliyet gösteren girişimci Ahmet Tanır, bölgenin turizmdeki büyüme potansiyeline dikkat çekerek 2030 yılı için 10 milyon turist hedefinin mümkün olduğunu belirtti. Türkiye’nin en yoğun turizm destinasyonlarından biri olan Side-Manavgat, milyonlarca ziyaretçinin oluşturduğu ekonomik hareketlilikle büyümeye devam ediyor. Bölge, sahip olduğu uzun turizm sezonu, tarihi mirası, doğal güzellikleri ve yatırım potansiyeliyle yalnızca tatil rotası değil, aynı zamanda önemli bir ekonomik merkez olma özelliği taşıyor. Milyonlarca turistin ziyaret ettiği destinasyonda artan konaklama ve yerleşim ihtiyacı gayrimenkul piyasasını desteklerken, turizm ekonomisi farklı sektörlerde de hareketlilik yaratıyor. 250 bin nüfusa 6 milyon turist Manavgat’ın yaklaşık 250 bin kişilik nüfusuna karşılık yılda 6 milyon civarında ziyaretçi ağırladığını belirten Ahmet Tanır, bu rakamın bölgenin turizmde ulaştığı ölçeği ortaya koyduğunu söyleyerek, “250 bin nüfuslu bir şehirde nüfusumuzun yaklaşık 20-25 katı misafir ağırlıyoruz. Bu, dünya ölçeğinde oldukça özel bir rakam” dedi. Side-Manavgat’ın yalnızca otel ve konaklama sektöründen oluşan bir turizm merkezi olmadığını belirterek, ‘‘Bölgeye gelen turistlerin restoranlardan ulaşıma, alışverişten eğlenceye kadar çok sayıda alanda harcama yaptığını ve bunun şehir ekonomisine doğrudan katkı sağlıyor. Misafirlerimiz yalnızca otelde konaklamıyor; şehri geziyor, restoranlara gidiyor, ulaşım araçlarını kullanıyor, alışveriş yapıyor ve yerel üreticilerden ürünler alıyor. Dolayısıyla turizm, şehrin tamamına yayılan bir ekonomik hareketlilik oluşturuyor” ifadelerini kullandı. Turizm 50’ye yakın sektörü besliyor Turizmin bölge ekonomisi üzerindeki etkisinin yalnızca konaklama sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Tanır, turizmin 50’ye yakın sektörü harekete geçiren geniş bir ekonomik ekosistem oluşturduğuna dikkat çekerek, “Turizm artık sadece insanların tatil yaptığı bir sektör değil; şehirlerin ekonomisini canlandıran, yatırımları yönlendiren ve istihdam oluşturan önemli bir kalkınma aracı. İnşaat, gayrimenkul, ulaşım, tarım, yiyecek-içecek, perakende ve hizmet sektörlerinin turizm hareketliliğinden doğrudan veya dolaylı olarak etkileniyor. ” dedi. Hedef 2030’da 10 milyon turist Side-Manavgat’ın turizm yolculuğunun son yıllarda önemli bir dönüşüm geçirdiğini belirten Tanır, 1980’li yılların başında birkaç bin ziyaretçiyle başlayan turizm hareketliliğinin bugün yaklaşık 6 milyon turist seviyesine ulaştığını söyledi. Bölgenin önümüzdeki dönemde yalnızca turist sayısını artırmaya değil, sahip olduğu turizm çeşitliliğini daha etkin kullanmaya odaklanması gerektiğini belirten Tanır, “Ben inanıyorum ki 2030 itibarıyla bölgemizde 10 milyon turisti ağırlayabileceğimizi düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu. Side’nin 2 bin 500 yıllık tarihi turizmin gücünü artırıyor Side-Manavgat’ın turizm potansiyelinin yalnızca deniz, kum ve güneşten oluşmadığını belirten Tanır; Side Antik Kenti, Apollon Tapınağı, Antik Tiyatro, arkeolojik çalışmalar, yaylalar, yerel gastronomi ve kültürel değerlerin bölgenin turizm çeşitliliğine önemli katkı sunduğunu ifade ederek, “Bölgemiz artık sadece deniz, kum, güneş turizmiyle anılmıyor. Side, 2 bin 500 yıllık tarihiyle çok özel bir kültür ve tarih merkezi. Yaylalarımız, yerel gastronomimiz ve kültürümüz de birçok turist için önemli cazibe unsurları” dedi. Özellikle Side Antik Kenti’nde sürdürülen arkeolojik çalışmaların ve “Gece Müzeciliği” uygulamasının ziyaretçilerin bölgeyle daha fazla etkileşim kurmasına imkân sağladığını belirten Tanır, kültür turizminin destinasyon ekonomisi açısından önemli bir potansiyel taşıdığını söyledi. Turizm sezonu marttan kasıma uzanıyor Side-Manavgat’ın Türkiye’nin en uzun turizm sezonlarından birine sahip olduğunu belirten Tanır, bölgede sezonun mart ayının sonlarından kasım ayına kadar devam ettiğini söyleyerek, “Mart sonu itibarıyla başlayan sezonumuz kasım ayına kadar devam ediyor. İklimin de sağladığı avantajla Side-Manavgat’ta yaklaşık 300 gün güneşli bir iklim yaşıyoruz” dedi. Yaklaşık 300 güne ulaşan güneşli gün sayısının da bölgenin turizm açısından önemli avantajlarından biri olduğunu belirten Tanır; İsveç, Norveç, Almanya, İngiltere ve Rusya gibi farklı pazarlardan turistlerin yanı sıra yaz döneminde Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen yerli ziyaretçilerin de bölge ekonomisine katkı sunduğunu ifade etti.

İstanbul Rumeli Üniversitesi MYO Müdürü Serap Daş: "Uygulamalı Eğitim, Mezunlarımızı İstihdama Bir Adım Önde Hazırlıyor" Haber

İstanbul Rumeli Üniversitesi MYO Müdürü Serap Daş: "Uygulamalı Eğitim, Mezunlarımızı İstihdama Bir Adım Önde Hazırlıyor"

İstanbul Rumeli Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Öğr. Gör. Serap Daş, meslek yüksekokullarının yalnızca diploma veren kurumlar olmadığını, sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını yetiştiren önemli eğitim merkezleri olduğunu belirterek, uygulamalı eğitim modeli sayesinde öğrencileri mezun olmadan iş hayatına hazırladıklarını söyledi. Günümüzde iş dünyasının beklentilerinin hızla değiştiğine dikkat çeken Daş, teorik bilginin artık tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: "İşverenler bugün mesleki bilgiye sahip olmanın yanı sıra uygulama deneyimi bulunan, ekip çalışmasına uyum sağlayabilen, dijital teknolojileri etkin kullanabilen ve problem çözme becerisi gelişmiş mezunları tercih ediyor. Biz de İstanbul Rumeli Üniversitesi Meslek Yüksekokulu olarak eğitim modelimizi bu ihtiyaçlar doğrultusunda şekillendiriyor, öğrencilerimizi daha eğitimleri devam ederken gerçek iş ortamlarıyla buluşturuyoruz." Uygulamalı eğitim ön planda Meslek Yüksekokulu bünyesinde Bilgisayar Programcılığı, Grafik Tasarımı, İç Mekân Tasarımı, Aşçılık, Pastacılık ve Ekmekçilik, Uçak Teknolojisi, Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği ile Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri, Mahkeme ve Büro Hizmetleri programlarında uygulama ağırlıklı eğitim verildiğini ifade eden Daş, laboratuvar çalışmaları, atölye uygulamaları, simülasyon eğitimleri ve proje temelli öğrenme yöntemleriyle öğrencilerin mesleki yetkinliklerini geliştirdiklerini söyledi. Daş, "Öğrencilerimiz teorik bilgilerini uygulamayla pekiştiriyor. Böylece mezuniyet sonrasında iş hayatına daha hızlı uyum sağlayan, sahaya hazır profesyoneller olarak kariyerlerine başlıyorlar." dedi. Stajlar kariyerin ilk adımı oluyor Staj süreçlerini eğitimin en önemli parçalarından biri olarak gördüklerini belirten Serap Daş, üniversitenin kamu kurumları ve özel sektörle geliştirdiği iş birliklerinin öğrenciler için önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti. "Stajı yalnızca zorunlu bir eğitim süreci olarak değerlendirmiyoruz. Öğrencilerimizin mesleki kimliklerini oluşturdukları, deneyim kazandıkları ve kariyerlerine ilk adımı attıkları önemli bir gelişim alanı olarak görüyoruz. Sektörle kurduğumuz güçlü iş birlikleri sayesinde öğrencilerimiz eğitimleri sırasında çalışma hayatını yakından tanıma fırsatı buluyor." Kariyer Merkezi öğrencileri iş dünyasına hazırlıyor Öğrencilerin mezuniyet öncesinden itibaren kariyer planlamalarına destek verdiklerini kaydeden Daş, Kariyer Merkezi'nin sunduğu hizmetlere de dikkat çekti. "Kariyer Merkezimiz; özgeçmiş hazırlama, mülakat teknikleri, kariyer planlama eğitimleri, sektör buluşmaları, kariyer günleri organizasyonları gibi birçok alanda öğrencilerimize destek sağlıyor. Böylece mezunlarımız yalnızca diploma sahibi değil, aynı zamanda iş yaşamına hazır ve rekabet gücü yüksek bireyler olarak kariyerlerine başlıyor." "Kaliteyi akreditasyonlarla güçlendiriyoruz" Meslek Yüksekokulu'nda kalite güvencesi çalışmalarına büyük önem verdiklerini ifade eden Daş, Bilgisayar Programcılığı, Aşçılık ile Pastacılık ve Ekmekçilik programlarının akreditasyon süreçlerini başarıyla tamamladığını belirtti. Akreditasyon çalışmalarını tüm programlara yaymayı hedeflediklerini söyleyen Daş, "Sürekli iyileştirme anlayışıyla eğitim programlarımızı geliştiriyor, ulusal ve uluslararası kalite standartlarını esas alıyoruz. Amacımız öğrencilerimize daha nitelikli bir eğitim sunarken mezunlarımıza da kariyer yolculuklarında güçlü bir avantaj kazandırmak." ifadelerini kullandı. "Geleceğin mesleklerine bugünden hazırlanıyoruz" Meslek yüksekokullarının başarısının mezun sayısından çok istihdam başarısıyla ölçüldüğünü vurgulayan Daş, sözlerini şöyle tamamladı: "Programlarımızı sektörün beklentileri doğrultusunda sürekli güncelliyoruz. Dijital dönüşüm, yapay zekâ, sürdürülebilirlik ve yeni teknolojileri eğitim süreçlerimize entegre ediyoruz. Hedefimiz; yalnızca bugünün değil, geleceğin mesleklerine de hazır, yaşam boyu öğrenmeyi benimseyen, etik değerlere bağlı, üretken ve yenilikçi mezunlar yetiştirmek. İstanbul Rumeli Üniversitesi Meslek Yüksekokulu olarak sektörle birlikte gelişen, istihdama yön veren ve öğrencilerini geleceğe hazırlayan eğitim anlayışımızı kararlılıkla sürdürüyoruz."

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı: “60 Bin Üyemizin Gücünü, Üyemizle Birlikte Büyüteceğiz” Haber

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı: “60 Bin Üyemizin Gücünü, Üyemizle Birlikte Büyüteceğiz”

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, 60 bin üyeyle birlikte çalışacakları katılımcı bir yönetim anlayışı hedeflediğini açıladı. Saha çalışmalarıyla belirlenecek çözümleri iki hafta içinde kamuoyuna duyuracağını belirten Matlı, tüm üyeleri sürece davet etti. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa'nın farklı sektörlerindeki iş dünyası temsilcileriyle yürüttükleri faaliyetlerin, daha geniş kapsamlı bir saha programıyla sürdürüleceğini duyurdu. Yeni dönem stratejilerinin ilk adımını, “Bir kurum kimin için var? Gücünü kimden alır? Başarıyı nasıl ölçer? Kime hesap verir? Kimin sesidir?” sorularının sorulduğu ve sosyal medya platformlarında yayımlanan kısa bir video ile attıklarını belirten Matlı, videonun “Bazı Soruların Cevabını 60 Bin Üye Birlikte Verir” cümlesiyle son bulduğunu ifade etti. Bu ifadenin sadece bir videonun kapanış cümlesi değil, benimsedikleri yönetim anlayışının temel taşı olduğunu vurgulayan Özer Matlı, şunları kaydetti: “Cevapları masa başında belirlemek istemedik. Çünkü asıl cevap; Bursa için üretim yapan, ticaretle uğraşan, istihdam yaratan ve risk alan üyelerimizin deneyimlerinde, alın terinde ve geleceğe dair beklentilerinde saklıdır. Daha fazla işletmeyi ziyaret edecek, sektör temsilcilerimizle bir araya gelecek ve sahadan gelen geri bildirimleri uygulanabilir projelere dönüştüreceğiz.” “Bu Yolculuğa 60 Bin Üyemizin Tamamını Davet Ediyoruz.” Yürüttükleri çalışmaların tek taraflı bir tanıtım faaliyeti olmayacağının altını çizen Matlı, 60 bin BTSO üyesinin tamamına katılım çağrısı yaptı: “Bu süreci sadece bir kişinin ya da belli bir grubun seçim kampanyası olarak görmüyoruz. Bu; üyelerimizin ihtiyaçlarından filizlenen, onların sesiyle güçlenen ve yine üyelerimizin öncülüğünde, Bursa’nın değerlerini koruyan, kalbi Bursa için atanların yolculuğudur. Bugüne kadar olduğu gibi, görüşü, önerisi ve eleştirisi olan tüm üyelerimizi çalışmalarımıza ortak olmaya davet ediyorum. Kademeli olarak farklı iletişim kanallarını da üyelerimizin kullanımına açacağız. Bu sayede birlikteliğimizi pekiştireceğiz. BTSO’nun geleceğini, Bursa iş dünyasının tüm sektörleri ve 60 bin üyemizle el birliğiyle şekillendirmek istiyoruz.” Bursa’nın geleceğinin sadece BTSO çatısı altında planlanamayacağını belirten Özer Matlı; kentin tüm sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, sektörel dernekleri ve üniversiteleriyle tam bir iş birliği içerisinde olacaklarını dile getirdi: “Bursa için fikri, birikimi ve önerisi olan hiç kimseyi bu sürecin dışında tutmayacağız. Kentimizin tüm STK’larının değerlendirmelerine önem verecek, Bursa’nın geleceğini ilgilendiren konularda onların tecrübelerinden istifade edeceğiz. Bu yolculuk, Bursa’ya değer katan herkesin katkılarıyla büyüyecektir.” “Nasıl bir BTSO istediğimiz açık” diyen Özer Matlı, hedefledikleri yönetim modelini şöyle anlattı: “Kentin tüm kurumlarıyla eş güdüm içerisinde, üyesine kolayca ulaşılabilen, meslek komitelerinin görüşlerinin kararlara yansıdığı, kaynaklarını tüm üyelerin menfaatine kullanan, çalışmalarının sonucunu ölçen ve şeffaf bir şekilde hesap veren bir BTSO istiyoruz. Tüccarın, sanayicinin, KOBİ’nin, ihracatçının ve hizmet sektörünün kendisini güçlü bir şekilde temsil edilmiş hissettiği bir yönetim anlayışı teklif ediyoruz.” “Bursa İçin Kurulan Hayaller Gerçekleşmeden Eskimemeli” Mevcut yönetimin geçmiş dönemdeki başarılarının değerli olduğunu belirten Matlı, ancak sadece geçmişteki kazanımları anlatmanın ve 60 bin üyenin tamamını kucaklamayan projelerin geleceğe hazırlanmak adına yeterli olmayacağını vurguladı. Dünyadaki ekonomik ve teknolojik dönüşümün üretimden ticarete, finansmandan ihracata kadar tüm dengeleri değiştirdiğine dikkat çeken Matlı, diğer şehirlerin verileri incelendiğinde Bursa’nın yeni ve güçlü bir atılıma ihtiyaç duyduğunun açıkça görüldüğünü ifade etti: “Geçmişte atılan her doğru adım Bursa’nın kazancıdır. Lakin bugün karşımızda bambaşka bir dünya var. Daha katılımcı bir işleyiş anlayışı hakim. Rekabet koşulları, işletmelerimizin gereksinimleri ve şehirlerin yarıştığı alanlar evrildi. Diğer kentler yeni yatırımlar, yeni sektörler ve teknolojilerle yol alırken Bursa’nın geçmiş başarılarıyla yetinme şansı yoktur.” Mevcut yönetimin 13 yıl önce, Cumhuriyetimizin 100. yıl hedefleri kapsamında Bursa için 75 milyar dolarlık ihracat, 7 bin 500 ihracatçı firma, Türkiye’nin en büyük 500 kuruluşu arasında 75 Bursalı şirket ve kişi başına 30 bin dolar gelir hedefleri belirlediğini anımsatan Matlı; Uludağ’ın dünya çapında bir kış sporları merkezi olması ve Bursa’nın geriatri ile Ar-Ge alanlarında öncü bir şehir haline gelmesi yönünde de önemli hedeflerin konulduğunu belirtti. “Hedef koymak kıymetlidir; Bursa elbette büyük hayaller kurmalıdır” diyen Matlı, sözlerine şöyle devam etti: “Ancak bir hayalin gerçek değeri, ne ölçüde hayata geçirildiği ile belli olur. Bugün yapılması gereken; bu hedeflerin hangilerinin gerçekleştiğini, hangilerinin neden havada kaldığını ve daha önce vaat edilen projelerin neden tamamlanamadığını dürüstçe değerlendirmektir. Bursa’nın yeni vaatlerden önce gerçekçi bir durum tespitine, ardından uygulanabilir ve ölçülebilir çözümlere ihtiyacı vardır.” “BTSO’nun İmkânları Üyenin Gücüne Dönüşmelidir” BTSO’nun temel misyonunun sahip olduğu tüm olanakları üyelerinin işine, rekabet gücüne ve geleceğine yansıtmak olduğunu vurgulayan BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bir üyemiz finansmana erişmek istediğinde BTSO’nun desteğini yanında hissetmeli; yeni müşteriler ve pazarlar arayışına girdiğinde Oda ona somut kapılar açabilmelidir. Dijital ve teknolojik dönüşüm programları ile ihtiyaç duyulan ticaret ve sanayi parsellerine erişim, sadece belirli şirketlerle sınırlı kalmamalıdır. Meslek komitelerimizin hazırladığı raporların hangi kararlara dönüştüğü ve BTSO kaynaklarıyla yapılan yatırımların üyelerimize ne sağladığı şeffafça bilinmelidir.” Başarının proje, toplantı, fuar ve organizasyon sayısıyla değil, üyeye sağlanan somut fayda ve etkiyle ölçüleceğini belirten Özer Matlı, “Bir faaliyet raporunun sayfalarının çok olması veya süslü bir dille yazılması, üyelerimizin daha güçlü olduğu anlamına gelmez” dedi. Yeni dönemde her çalışma için ayrılan bütçenin, ulaşılan üye sayısının ve elde edilen çıktının düzenli olarak paylaşılacağını ifade eden Matlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kriterimiz; kaç üyemize dokunulduğu, kaç işletmemize yeni müşteri ve pazar kazandırıldığı, finansmana erişime ne kadar destek olunduğu ve kaç firmamızın teknolojik dönüşüm sürecine dâhil edildiğidir. Başarıyı, üyemizin işine ve geleceğine sağlanan ölçülebilir katkıyla değerlendireceğiz.” “60 Bin Üyemiz İçin Çözümlerimizi Açıklayacağız” Bursa iş dünyasından gelen geri bildirimleri somut çözüm önerilerine dönüştürdüklerini açıklayan Matlı, her sektörün önceliklerini kendi temsilcileriyle istişare ederek önerilerini sahada paylaşacaklarını söyledi. Ardından “60 Bin Üyemiz İçin Çözümlerimiz” programının tamamını iki hafta içerisinde kamuoyuna sunacaklarını belirten Matlı, “Üyelerimiz yalnızca ne yapacağımızı değil; çözümün nasıl hayata geçirileceğini, hangi kaynakla sağlanacağını, kaç üyeye ulaşacağını ve sonucunun nasıl ölçüleceğini de net bir şekilde görecek” dedi. BTSO seçimlerinin iki isim arasındaki şahsi bir rekabet olmadığını vurgulayan Matlı, “Bu seçim, Bursa iş dünyasının geleceğe hangi yönetim vizyonuyla hazırlanacağının tercihidir. Meslek komitelerinin karar mekanizmalarında etkili olduğu, kaynak yönetiminin şeffaf olduğu ve yöneticilerin üyelerine karşı sorumlu olduğu bir BTSO istiyoruz” ifadelerini kullandı. “Kimse Merak Etmesin, Artık Hep Birlikteyiz” Bursa’nın kendisi için sadece iş yaptığı bir yer olmadığını; doğup büyüdüğü, üretim ve yatırım yaptığı memleketi olduğunu belirten BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, açıklamasını şu sözlerle noktaladı: “Bursa bize sadece bir iş hayatı değil; kimlik, aidiyet ve gelecek verdi. Bursa’ya değer vermek, bu şehrin potansiyelinin altında kalmasına razı olmamak ve gerçekleşmeyi bekleyen hayallerinin peşini bırakmamaktır. Bursa’nın değerlerini Türkiye’ye ve dünyaya taşımaktır. Hiçbir üyemiz ‘Sesimi kim duyacak, sorunumu kim BTSO’nun gündemine taşıyacak?’ diye endişe etmesin. Artık hep birlikteyiz. Daha fazla buluşacak, daha çok konuşacak, birlikte düşünecek ve beraber yol alacağız. Bu yolculuk bir kişinin değil, üyelerimizin başlattığı ve 60 bin üyemizin katılımıyla büyüyecek bir süreçtir. Söz hepimizin, BTSO hepimizin. Birlikte Güçlü, Birlikte İleri.”

KAYSO Başkanı Mehmet Büyüksimitci haziran ihracatını değerlendirdi Haber

KAYSO Başkanı Mehmet Büyüksimitci haziran ihracatını değerlendirdi

İhracatta bir önceki aya kıyasla yüzde 11,75'lik bir artış kaydedildiğini belirten Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, yılın ilk yarısındaki ihracat verilerini analiz etti. Büyüksimitci, Kayseri'nin 2026 yılı ilk altı aylık ihracat rakamlarının, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 3,62 artışla 1 milyar 928 milyon 817 bin 268 dolara ulaştığını aktardı. Haziran ayında Kayseri'den toplam 151 ülkeye ihracat yapıldığını kaydeden Büyüksimitci, ihracatta lider sektörün kablo olduğunu, mobilya ve elektrikli ev aletleri sektörlerinin ise hemen ardından geldiğini ifade etti. Küresel ekonomideki belirsizlikler ve finansmana erişimde yaşanan zorluklara rağmen üretim ve ihracat faaliyetlerini sürdüren tüm sanayici ve ihracatçılara şükranlarını sunan Büyüksimitci, ihracatın sürekliliği için finansman imkanlarının kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Büyüksimitci, "Güncel ihracat hacmimiz göz önüne alındığında, ülkemizin üç aylık ihracat bedeli yaklaşık 70 milyar dolar civarındadır. Bu sebeple reeskont kredilerinin toplam hacminin, en az üç aylık ihracat bedelimize denk gelen 70 milyar dolar seviyesine yükseltilmesini istiyoruz. Bu kaynağın yıl boyu öngörülebilir, kesintisiz ve ulaşılabilir olması, ihracatçılarımızın rekabet kapasitesini güçlendirecektir." şeklinde konuştu. Döviz dönüşüm desteğinin de ihracatçılar için kritik bir mekanizma olduğunu dile getiren Büyüksimitci, Merkez Bankası'nın uyguladığı yüzde 3'lük döviz dönüşüm desteğine ek olarak 5 puanlık daha destek verilerek toplam oranın yüzde 8'e çıkarılmasının, ihracatçının finansal yükünü azaltacağını, ihracat gelirlerinin ülkeye daha hızlı dönmesini sağlayacağını ve makroekonomik istikrara katkıda bulunacağını belirtti. Büyüksimitci, "Üretim yaparak, istihdam yaratarak ve ihracat gerçekleştirerek ülkemizin kalkınmasına destek olan tüm sanayicilerimize, ihracatçılarımıza ve çalışanlarımıza teşekkür eder, başarılarının artarak sürmesini dilerim." dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.