Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İstihdam

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - İstihdam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstihdam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TOFAŞ’ın Bursa’daki 300 milyon dolarlık K9 Projesi yeni üretim dönemini başlatıyor Haber

TOFAŞ’ın Bursa’daki 300 milyon dolarlık K9 Projesi yeni üretim dönemini başlatıyor

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Bursa’da 300 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen K9 Projesi’nin TOFAŞ’ın üretim kapasitesini artıracağını ve yeni istihdam sağlayacağını açıkladı. Projenin, gelecekte elektrikli hafif ticari araçların Bursa’da üretilmesine de zemin hazırlaması hedefleniyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, TOFAŞ’ın Bursa’daki üretim faaliyetlerine ilişkin değerlendirmesinde K9 Projesi’nin şirket için yeni bir dönemin kapısını araladığını belirtti. Yıllık 100 bin araçlık ilave kapasite Toplam 300 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen K9 Projesi’nin TOFAŞ’a yıllık 100 bin araçlık ilave üretim kapasitesi kazandıracağını ifade eden Kacır, yatırımın istihdama da katkı sağlayacağını bildirdi. Kacır, proje kapsamında bin kişiye yeni istihdam sunulacağını belirterek, yatırımın Bursa’nın otomotiv üretimindeki konumu açısından önem taşıdığına işaret etti. Elektrikli hafif ticari araç üretiminin önü açılacak K9 Projesi’nin yalnızca mevcut üretim kapasitesini artırmakla sınırlı kalmayacağını vurgulayan Kacır, yatırımın ilerleyen dönemde elektrikli hafif ticari araçların Bursa’da üretilmesine imkân sağlayacağını kaydetti. Bakan Kacır, projenin TOFAŞ’ın üretim yolculuğunda yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu belirterek yatırımın kapasite artışı, istihdam ve elektrikli araç üretimi açısından önemini ortaya koydu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye sokağa teslim edilecek bir ülke değildir Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye sokağa teslim edilecek bir ülke değildir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye olarak yayılmacı emellerle coğrafyamızdaki ateşe benzin dökenlerin karşısında tüm imkânlarımızla bu ateşi söndürmek, acıları dindirmek, akan kanı durdurmak için samimiyetle mücadele ediyoruz." dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde toplandı. Saat 15:38'de başlayan Kabine Toplantısı, yaklaşık 3 saatin ardından sona erdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi. Zonguldak'ta özel bir maden ocağında geçen hafta meydana gelen grizu patlamasında hayatını kaybeden 3 madenciye Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralı madencilere acil şifalar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara'daki askerî araç kazasında şehit olan Albay Sayit Gökgöz'e rahmet niyaz edip, ailesine, silah arkadaşlarına ve Silahlı Kuvvetlere başsağlığı dileklerini iletti. Kabine toplantısında iç siyaset, ekonomi, güvenlik ve dış politikaya ilişkin güncel gelişmeleri istişare ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Bölgemizde istikrarsızlığın arttığı, yeni gerilim alanlarının baş gösterdiği bir dönemde hükûmet olarak ülkemizi istikrar ve kalkınma yörüngesinde tutmaya devam ediyoruz. Dünyanın gidişatı ülkemizdeki huzur ve istikrar ortamının korunmasının Türkiye için önümüzdeki dönemde daha önemli hâle geleceğini gösteriyor. Hangi görüşe, kökene, mezhebe mensup olursa olsun vatandaşlarımızın bu huzur ve istikrar ortamının korunmasında en az bizim kadar titiz davrandığını biliyor, milletimize sağduyusu için teşekkür ediyorum. Türkiye olarak yayılmacı emellerle coğrafyamızdaki ateşe benzin dökenlerin karşısında tüm imkânlarımızla bu ateşi söndürmek, acıları dindirmek, akan kanı durdurmak için samimiyetle mücadele ediyoruz. Balkanlar'dan Türk cumhuriyetlerine nerede bir kardeşimiz, soydaşımız, dostumuz varsa her platformda haklarını en güçlü şekilde savunuyoruz. Komşularımızdan başlayarak hemen her ülkeyle dostane ilişkiler, karşılıklı saygıya dayalı iyi ilişkiler tesis etmenin gayretindeyiz. Bununla kalmıyor uzun yıllar farklı sebeplerle kısıtlı münasebetlerimizin olduğu ülkelerle yeni ortaklıklar kurmaya ağırlık veriyoruz. "Kanada ile ticaret hacmimizi 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, son kabine toplantısından itibaren uluslararası ilişkiler bağlamında Türkiye'nin etki alanını genişleten gelişmelere hep beraber şahitlik edildiğini ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü: "16 Ekim'de Kamboçya Başbakanı Sayın Hun Manet ve beraberindeki heyeti İstanbul'da ağırladık. Sayın Manet ile ticaret ve yatırımlardan enerji, eğitim ve savunma sanayine uzanan geniş bir yelpazede yeni iş birliği imkanlarını ele aldık. İki ülke arasında imzalanan askerî çerçeve anlaşması yeni dönemde Kamboçya ile ilişkilerimizin istikametini belirleyen bir referans oldu. Attığımız diğer bir tarihî adım Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetinin ülkemize gerçekleştirdiği resmî ziyaretti. Kanada ile 83 yıllık diplomatik ilişkilerimizde bir dönüm noktası teşkil eden bu ziyareti münasebetlerimizi stratejik ortaklık seviyesine yükselterek adeta taçlandırdık. Ayrıca, savunma, hava ulaştırma ve enerji alanlarında işbirliğimizi güçlendirecek üç yeni anlaşma imzaladık. Ticaret ve yatırımlarımızı artırmak üzere serbest ticaret anlaşması müzakerelerine yıl bitmeden başlanması konusunda mutabık kaldık. Şu anda 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi önce 5 milyar dolara, devamında ise 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz." "Kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına dikileceğiz" Türkiye'nin hafta sonu 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı ile R4 ve R4+E4 Dışişleri Bakanları Toplantıları'na ev sahipliği yaptığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28 Ekim'de Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'i Ankara'da misafir edeceklerini söyledi. Cumhuriyet'in 103. yıl dönümünü Türk dünyasından seçkin konuklarla büyük bir coşkuyla kutlayacaklarını duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti: "Aynı gün Cumhurbaşkanlığı Külliyemizin incisi olan Beştepe Millet Ormanı'nı halkımızın kullanımına açacağız. 30 Ekim Cuma günü aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatının 13. Zirvesi'ne yine Ankara'da ev sahipliği yapacağız. Türk dünyası olarak sarsılmaz kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına inanıyorum ki yine birlik ve beraberlikle dikileceğiz. Ardından nasipse Güney Kore ziyaretimiz olacak. Seul dönüşünde de çok sayıda devlet ve hüküûmet başkanının katılımıyla COP31 Zirvesi'ni Antalya'da tertipleyeceğiz. İnşallah bu ziyaret ve zirveleri Türkiye'nin bölgesel ve küresel rolünü daha da güçlendirmek için en verimli şekilde değerlendireceğiz." "Ne Libya'da ne de bir başka İslam beldesinde ayrılık görmek istemiyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek iç siyasete gerekse dış politikaya günlük kazanımların çok ötesinde, asırlara sari köklü devlet geleneğinin zaviyesinden baktıklarını belirterek "Günü kurtarmanın değil istikbali inşa etmenin peşindeyiz. Bunun en somut örneği Libya politikamızdır. En zor zamanlarında kardeş Libya halkının yanında dimdik durduk. Kardeşlik hukukumuzun gereği neyse onu yerine getirmeye çalıştık." ifadelerini kullandı. Türkiye'nin 27 Kasım 2019'da Libya Ulusal Mutabakat Hükûmeti ile stratejik önemi haiz Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakatı imzaladığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Bu mutabakat Türkiye ve Libya'nın Doğu Akdeniz'deki meşru haklarını garanti altına alan büyük bir adım olmuştu. Geçen hafta güzel bir gelişme daha yaşandı. Mutabakat, Libya Temsilciler Meclisi tarafından oy birliğiyle onaylandı. Oy birliğinin yanı sıra şurası ayrıca takdire şayandır. Türkiye'nin ilk günden beri savunageldiği 'Tek Libya, tek devlet' ilkesinin mutabakat özelinde vücut bulması gerçekten çok kıymetlidir. Kararın bir diğer önemli yönü Libyalı kardeşlerimizin siyasi farklılıklarına rağmen, millî menfaatlerine dair hususlarda müşterek hareket etmesidir. Bu ruhun gelişmesini Libya'nın müreffeh ve güvenli geleceği adına son derece umut verici buluyorum. Şunu bu arada tüm kalbimle ifade etmek istiyorum. Biz huzura, refaha, güvenliğe giden yolun birlik ve beraberlikten geçtiğine inanıyoruz. Bunun için coğrafyamızın tamamında ihtilafları azaltmanın, ittifakları büyütmenin samimi çabası içindeyiz. Türkiye olarak ne Libya'da ne de bir başka İslam beldesinde artık ayrılık gayrılık görmek istemiyoruz. İnşallah bu arzumuz Libya'da da kuvveden fiile geçecektir. Türkiye bunun için tüm aktörlerle diyalog içinde olmaya devam edecektir." Türkiye ile Libya arasında 2019'da imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat ile ilgili bir gerçeğin altını çizmek durumunda olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, mutabakatın onaylanması sonrasında Avrupa Birliği başta olmak üzere verilen tepkilerin hiçbir meşru gerekçesinin olmadığını söyledi. Türkiye'nin Doğu Akdeniz ile ilgili politikasının çok net olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz, Doğu Akdeniz'de tabiri caizse birilerine gol atmanın peşinde değiliz. Sadece deniz yetki alanı, hak ve menfaatlerimizi korumanın derdindeyiz. Anlaşmazlıkların barışçıl yöntemlerle ele alınmasını ve bütün kıyıdaşlarla diyalog yoluyla çözülmesini savunuyoruz. Avrupa Birliği başta olmak üzere tüm aktörlerden de aynı yapıcı iradeyi sergilemelerini bekliyoruz." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerçeklerden kopuk, agresif söylemlerin hiç kimseye faydasının olmayacağını vurgulayarak Türkiye'nin, bu tür söylemlere prim veren, onlara göre politika belirleyen bir ülke olmadığının altını çizdi. Siyasette de dış politikada da tek pusulalarının Türkiye'nin çıkarları olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ucunda bedel ödemek dahi olsa Türkiye için, Türk milleti için doğru olanı, hayırlı olanı yapmakta asla tereddüt göstermeyiz. Türkiye'yi Doğu Akdeniz'den dışlamaya çalışanlara ülkemiz ile Libya'nın ortak iradesine saygı gösterilmesini beklediğimizi tekrar hatırlatıyorum." diye konuştu. Libya Temsilciler Meclisi'ne ve kardeş Libya halkına selamlarını yollayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabb'im dayanışmamızı daim eylesin" temennisinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu vesileyle aynı mutabakat dolayısıyla daha önce bizi kıyasıya eleştiren 'Libya'da ne işimiz var?' diyen siyasetçilerin bugün hakkımızı teslim eder noktaya gelmelerini Türk dış politikası adına, Türk siyasetinin geleceği adına kıymetli bulduğumu özellikle ifade ediyorum." dedi. "Türkiye, bölgesinin huzur adası olan bir ülkedir" Siyaseti, demokratik zeminde mutabakat içinde rekabetten çıkartıp adeta bir husumetliler kavgasına dönüştürmenin yanlış olduğu kadar tehlikeli bir yaklaşım olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Son günlerde muhalefetin diline doladığı, kime ve neye hizmet ettiği belli olmayan ama Türkiye'ye hizmet etmediği çok aşikar olan savaş jargonu bu sorumsuzluğun en bariz örneklerinden biridir. Türkiye, hamdolsun her karışında sulh-u sükunun hakim olduğu bir ülkedir. Türkiye, 86 milyonun birlik ve dirlik içinde kardeşçe yaşadığı, bölgesinin huzur adası olan bir ülkedir. Fakat Avrupa'nın kimi ülkelerinde yaşanan olaylardan cesaret alarak benzer bir teşebbüsün hayalini kuranlar varsa şunu bilsinler ki Türkiye, sokakta bulunmamıştır, sokağa teslim edilecek bir ülke de değildir. Basın özgürlüğü bahanesiyle hükûmetimize saldıranlar nümayişle suç bastırmaya çalışmadan önce eğer yapabiliyorlarsa çıksınlar, çarpık ve kirli ilişkilerini açıklasınlar." "Kimse kusura bakmasın. Daha düne kadar meydanlarda basın kuruluşlarını, gazetecileri, televizyon kanallarını alenen tehdit edenler, bize basın özgürlüğü dersi veremezler." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın özgürlüğü ve eleştirel seslerle bir sorunun olmadığını, Türkiye'nin, medya çeşitliliği açısından dünyanın en ileri ülkelerinden biri olduğunu söyledi. Avrupa'da televizyon kanalı sayısı itibarıyla Türkiye'nin ilk sıralarda yer aldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Her görüşten yüzlerce televizyon kanalı, binlerce radyo kanalı, ülkemizde özgürce yayın yapıyor. Hakaret, yalan ve dezenformasyon içermediği sürece isteyen istediğini söylüyor, yazıyor, konuşuyor. Biz de bunu Türkiye'nin sosyolojik çeşitliliğinin bir sembolü olarak görüyor, farklı sesleri memnuniyetle karşılıyoruz." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın bütün demokratik ülkeleri gibi Türkiye'nin de alengirli ilişkiler üzerinden kendisine operasyon çekilmesine müsaade etmeyeceğinin altını çizdi. "Yatırım, istihdam, üretim ve ihracatımızı güçlendireceğiz" İster iktidar ister muhalefet olsun, ülkeye ve millete hizmet etmekle mükellef olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Makamlarımız, ünvanlarımız, bugün sahip olduğumuz payelerin tamamı milletimizin kendisine hizmet için bizlere verdiği vasıtalardan ibarettir. Hepimizin önceliği Türkiye olmalı, ülkemizin huzuru ve istikrarı olmalıdır. Millet olarak uzun yıllar sonra çok zor yakaladığımız istikrar ve güven ortamını bozmak için ellerini ovuşturanlara fırsat vermemeliyiz." dedi. 2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Teklifini geçen hafta TBMM'nin takdirine sunduklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "2027 yılında bütçe giderlerinin 27 trilyon 276 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 23 trilyon 408 milyar lira olacağını hesaplıyoruz. Toplumsal refahı ve sosyal adaleti merkeze alarak hazırladığımız 2027 yılı bütçesiyle ülkemizin üretim gücünü ve rekabet kapasitesini artıracak, ekonomimizi dış şoklara karşı inşallah daha dayanıklı hâle getireceğiz. Makroekonomik istikrarımızı koruyacak, dezenflasyon sürecini hızlandıracak ve kamu kaynaklarını daha etkin kullanacağız. Tüm bunları yaparken ekonomide kırmızı çizgimiz olan yatırım, istihdam, üretim ve ihracatımızı güçlendireceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehirleri deprem başta olmak üzere doğal afetlere karşı dirençli hâle getirmekte kararlı olduklarını vurgulayarak "Bunun için 2027 yılı bütçemizde kentsel dönüşüm ödeneklerini yüzde 176 artırarak 276 milyar liraya çıkardık. Sosyal konut ödeneğini yüzde 150 artırarak 250 milyar liraya yükselttik." diye konuştu. "İşsizlik oranının yüzde 8'e gerilemesini öngörüyoruz" Deprem hasarlarının giderilmesi ve afetlere karşı dayanıklılığın artırılması amacıyla 2027 bütçesinde 769 milyar lira ayırdıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: "2026 yılı sonu itibarıyla depremden etkilenen illerimiz için yaptığımız harcama güncel fiyatlarla 5,4 trilyon liraya ulaştı. Milletimize söz verdiğimiz şekilde 11 ilimizde 455 bin konut ve iş yerini hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. Bir diğer önceliğimiz sağlıklı büyümenin sürdürülmesidir. 2026'yı yüzde 3,3 büyümeyle tamamlamayı öngörüyoruz. 2027'de ise küresel görünüm ve dış talepteki iyileşmenin de etkisiyle bu oranın yüzde 4,2 seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Zorlu şartlara rağmen ihracatımızı ve turizm gelirlerimizi artırmaya devam ediyoruz. Gelecek yıl istihdamın 657 bin kişi artmasını, iş gücüne katılım oranının yüzde 53,4'e yükselmesini, işsizlik oranının yüzde 8'e gerilemesini öngörüyoruz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2027 bütçesinde yüzde 13,7 ile aslan payını yine eğitime verdiklerini, Millî Eğitim Bakanlığına 2 trilyon 459 milyar liralık ödenek ayırdıklarını belirtti. Yükseköğretim dahil eğitim bütçesini toplam 3 trilyon 747 milyar lira gibi rekor bir seviyeye taşıdıklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sağlıkla ilgili hassasiyetimiz zaten biliniyor. Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde yararlanması için bu sene sağlığa 2 trilyon 134 milyar lira ödenek ayırdık. Sosyal Güvenlik Kurumundan yapılacak harcamaları da eklediğimizde sağlığa ayrılan toplam miktar 4 trilyon 532 milyar lirayı buluyor. Ülkemizin ürettiği refahın toplumun her kesimine adil ve kapsayıcı biçimde ulaştırılması temel ilkemizdir. Bu anlayışla bütçemizde sosyal yardım ve desteklere 1 trilyon 341 milyar lira ödenek ayırdık." diye konuştu. Emekli maaşlarına düzenleme Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2022'de başlattıkları asgari ücrete kadar tüm ücretleri vergi dışı tutma uygulamasını devam ettirdiklerini dile getirdi. Bu kapsamda 2027'de vergi istisnası yoluyla çalışanların gelirlerine 1 trilyon 460 milyar lira katkı sağlayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: "Emeklilerimizin yaşadığı zorlukların farkında olduğumuzu daha önce pek çok defa samimiyetle ifade ettim. Bu konuda her zaman yapıcı olmaya, şartları zorlama pahasına elimizden geleni yapmaya gayret ettik. İnşallah 2027 bütçesinde başımızın tacı olan emeklilerimizin durumunu biraz daha iyileştirecek mali imkanları oluşturuyoruz. Bunun için ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeyi adalet ve hakkaniyet çerçevesinde Türkiye Büyük Millet Meclisimizin de takdiriyle sene sonuna kadar hayata geçirmeyi ümit ediyoruz." "Savunma ve güvenlik harcamalarımız için 3 trilyon 454 milyar lira belirledik" Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarımın ülke için stratejik önemi yüksek bir sektör olduğunu dile getirdi. Tarıma toplam 1 trilyon 305 milyar lira, reel sektör desteklerine ise tarımsal krediler, sübvansiyon desteği hariç 658 milyar lira ayırdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "2 trilyon 206 milyar lirası savunma, 1 trilyon 248 milyar lirası iç güvenlik olmak üzere savunma ve güvenlik harcamalarımız için toplam 3 trilyon 454 milyar lira belirledik. Büyükşehir ve diğer belediyelerimiz ile il özel idarelerimize ise 2 trilyon 384 milyar liralık kaynak tahsis ettik. 2027 yılı bütçemizin yüzde 10,4'üne karşılık gelen 2 trilyon 849 milyar lirayı ise yatırımlara ayırdık. Yeni bütçemizin şimdiden ülkemiz ve milletimiz için hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum." İran'a saldırı haberleri Cumhurbaşkanı Erdoğan, komşu İran'a yönelik saldırı haberlerinin son günlerde yoğunlaşmasının, akaryakıt fiyatlarının tekrar yükselmesine yol açtığını dile getirdi. Temennilerinin bölgeyi yeni bir şiddet sarmalına sürükleyecek her türlü adımdan uzak durulması olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Biz bölgemizde yeni gerilim ve çatışma alanları görmek istemiyoruz. Biz başkalarının çıkardığı savaşın bedelini de ödemek istemiyoruz. Her ne kadar ekonomimiz bölgemizi sürekli diken üstünde tutan bu büyük badireyi mümkün olan en az hasarla atlatacak kapasiteye sahip olsa da bölgemizin en büyük ihtiyacı artık istikrar ortamının egemen olmasıdır. Asırlardır medeniyetlere ev sahipliği yapmış insanlık tarihine yön vermiş bu kadim coğrafya barışı, istikrarı, güvenliği fazlasıyla hak etmektedir. Bizim için burada önemli olan istikrarı kaybetmeden, rotadan şaşmadan, tempomuzu düşürmeden bu yolda gayretlerimizi artırarak sürdürmektir. Bugün farklı sebeplerle yaşadığımız zorlukları elbette aşacak, birbirimize inanıp güvenerek inşallah aydınlık yarınlarımızı birlikte inşa edeceğiz. Rabb'im yar ve yardımcımız olsun. Bu düşüncelerle kabine toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, hepinizi tekrar sevgiyle, saygıyla selamlıyorum."

Bakan Gürlek: Daha hızlı, öngörülebilir ve güven veren bir adalet sistemi için çalışmalarımız sürecek Haber

Bakan Gürlek: Daha hızlı, öngörülebilir ve güven veren bir adalet sistemi için çalışmalarımız sürecek

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Yönetim Kurulu Toplantısı’nda iş dünyasının temsilcileriyle bir araya geldi. Toplantıda, yatırım ortamının geliştirilmesine yönelik hukuk ve yargı alanındaki ihtiyaçlar ile atılabilecek adımlar ele alındı. Bakan Gürlek, güçlü ve sürdürülebilir bir ekonomi için ticari ve iş uyuşmazlıklarında yargılama süreçlerinin sadeleştirilmesine yönelik reformlar yapılacağını belirtti. Bu kapsamda ihtisaslaşmanın, dijitalleşmenin ve yargısal kapasitenin artırılmasıyla daha hızlı ve öngörülebilir bir adalet sisteminin hedeflendiğini ifade etti. YATIRIMCIYA HUKUKİ GÜVENCE VURGUSU Yatırımcıların hukuki güvencelerinin güçlendirilmesi ve üretim ile yatırımın önündeki engellerin azaltılması için mevzuat çalışmalarının sürdürüleceğini kaydeden Gürlek, tahkim ve alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının daha etkin kullanılmasının da reform gündeminde olduğunu belirtti. Bakan Gürlek ayrıca, üretim yapan, yatırım gerçekleştiren ve istihdam sağlayan işletmelerin karşısına hukuk dışı yollarla çıkan yapılara yönelik mücadelenin sürdürüleceğini söyledi. Haksız rekabet yoluyla piyasa düzenini bozan ve suç gelirlerini meşru ekonomiye sokmaya çalışan yapılara karşı taviz verilmeyeceğini vurgulayan Gürlek, hukuk düzeninin ekonomik güvenin temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çekti. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Yönetim Kurulu Toplantısı’nda iş dünyamızın kıymetli temsilcileriyle bir araya gelerek yatırım ortamının geliştirilmesine yönelik hukuk ve yargı alanındaki ihtiyaçları ve atılabilecek adımları değerlendirdik. Güçlü ve sürdürülebilir bir… pic.twitter.com/yH6HTyXAKr — Akın Gürlek (@abakingurlek) September 15, 2026 “ULUSLARARASI REKABET GÜCÜMÜZE KATKI SUNACAĞIZ” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, hukukun üstünlüğünü ve yatırımcı güvenini esas alan reformların sürdürüleceğini ifade eden Gürlek, bu çalışmalarla Türkiye’nin uluslararası rekabet gücüne, üretimine, ihracatına ve istihdamına katkı sağlanmasının amaçlandığını belirtti. Gürlek, Türkiye’nin ticari diplomasisine katkılarından dolayı DEİK Başkanı Nail Olpak ve Yönetim Kurulu üyelerine teşekkür ederek çalışmalarında başarılar diledi.

Fed faiz kararı için kritik hafta: Trump baskısı ve enflasyon arasında zorlu sınav Haber

Fed faiz kararı için kritik hafta: Trump baskısı ve enflasyon arasında zorlu sınav

Toplantının, Fed Başkanı Kevin Warsh açısından da ayrı bir önem taşıdığı belirtiliyor. Uzmanlara göre Warsh, bir yandan ABD Merkez Bankası’nın bağımsızlığını korumaya çalışırken diğer yandan faizlerin düşürülmesini isteyen ABD Başkanı Donald Trump’ın beklentileriyle karşı karşıya. ABD ekonomisinde enflasyon baskısı sürüyor ABD ekonomisi son yıllarda mal ve hizmet fiyatlarındaki yükselişin oluşturduğu baskıyla mücadele ediyor. Son dönemde ise İran’a yönelik savaşın etkileri, Trump yönetiminin ithal ürünlere uyguladığı yüksek gümrük tarifeleri ve yapay zeka sektöründeki hızlı büyümenin fiyatlar üzerinde ek baskı oluşturduğu belirtiliyor. Son resmi verilere göre ABD’de enflasyon ağustos ayında yüzde 3,4 seviyesinde kaldı. Fed’in uzun vadeli hedefi ise enflasyonu yüzde 2 seviyesinde tutmak. Piyasaların faiz beklentisi ne? Piyasalarda Fed’in çarşamba günü faiz oranını 0,25 puan artırması yönünde beklenti öne çıkıyor. Yatırımcıların yüzde 85’inden fazlasının bu yönde pozisyon aldığı belirtiliyor. Halihazırda Fed’in politika faizi yüzde 3,50-3,75 aralığında bulunuyor. Faiz kararının yanı sıra Fed yetkililerinin ekonominin görünümüne ilişkin vereceği mesajların da piyasalar tarafından yakından takip edilmesi bekleniyor. Trump faiz artışına neden karşı? ABD Başkanı Donald Trump, ikinci başkanlık döneminin başlamasından bu yana Fed’in para politikalarını ve faiz kararlarını sık sık eleştiriyor. Trump, ekonomik aktiviteyi ve piyasaları desteklemek amacıyla faiz oranlarının düşürülmesini savunuyor. Bu yaklaşımın, özellikle kasım ayında yapılması planlanan Kongre ara seçimleri öncesinde daha fazla gündeme geldiği ifade ediliyor. Beyaz Saray Ulusal Ekonomi Konseyi Direktörü Kevin Hassett de CNN’e yaptığı açıklamada, kendisinin ve Trump’ın mevcut koşullarda faizlerin artırılması için bir gerekçe görmediğini söyledi. Fed Başkanı Kevin Warsh için kritik karar Trump tarafından Fed başkanlığına aday gösterilen Kevin Warsh’ın vereceği karar, bankanın bağımsızlığı açısından da yakından izlenecek. Faizlerin artırılmaması durumunda Warsh’ın finans piyasalarının güvenini zedeleme ve siyasi baskıya boyun eğdiği yönündeki eleştirilerle karşılaşma ihtimali bulunuyor. Buna karşılık enflasyonla mücadele amacıyla faizlerin artırılması halinde ise Trump yönetiminin sert tepkisini çekme riski ortaya çıkabilir. Brookings Enstitüsü uzmanı David Wessel, söz konusu kararın Warsh için önemli bir sınav olduğunu belirterek, Fed başkanının ya piyasaların beklentilerini karşılamama ya da Trump’ın tepkisini çekme arasında seçim yapmak zorunda kalabileceğini ifade etti. Faiz artışı ekonomiyi yavaşlatabilir Fed’in eski ekonomistlerinden Claudia Sahm, olası faiz artışını ekonomi açısından “acı ve pahalı bir ilaç” olarak değerlendirdi. Sahm’a göre faiz oranlarının yükselmesi, vatandaşların ve şirketlerin krediye erişim maliyetini artırıyor. Bu durum tüketicilerin harcamalarını, şirketlerin ise yatırımlarını azaltmasına neden olabiliyor. Faiz artışlarının fiyat baskısını hafifletme ihtimali bulunurken, ekonomik büyümenin yavaşlaması ve istihdam piyasasının olumsuz etkilenmesi gibi riskler de ortaya çıkabiliyor. Fed’in iki günlük toplantısının ardından faiz kararını çarşamba günü açıklaması bekleniyor. Piyasalar, kararın yanı sıra Fed’in bundan sonraki döneme ilişkin para politikası sinyallerine de odaklanacak.

Cevdet Yılmaz açıkladı: 2026 büyüme ve enflasyon tahminleri güncellendi Haber

Cevdet Yılmaz açıkladı: 2026 büyüme ve enflasyon tahminleri güncellendi

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen toplantıda OVP'yi açıklayan Cevdet Yılmaz'a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan eşlik etti. Yılmaz, programın Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın ortak çalışmasıyla hazırlandığını, kamu kurumlarının yanı sıra özel sektör ve meslek kuruluşlarının görüşlerinin de hazırlık sürecine dahil edildiğini belirtti. Küresel ekonomide büyüme beklentileri geriledi Dünya ekonomisinin ekonomik, teknolojik ve jeopolitik gelişmelerin birbirini etkilediği yeni bir dönemden geçtiğini belirten Yılmaz, savaşlar, enerji ve emtia fiyatlarındaki hareketlilik ile ticaret politikalarındaki belirsizliklerin küresel görünümü olumsuz etkilediğini söyledi. Yılmaz'ın verdiği bilgilere göre, önceki OVP'de yüzde 3,1 olarak öngörülen küresel büyüme tahmini yüzde 3'e çekildi. Türkiye'nin ticaret ortaklarının büyüme beklentisi yüzde 2,4'ten yüzde 1,6'ya, Avro Bölgesi büyüme tahmini ise yüzde 1,2'den yüzde 0,9'a indirildi. Savaşın etkilerinin belirgin şekilde hissedildiği Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde ise daha önce yüzde 3,4 olarak öngörülen büyümenin yüzde eksi 0,5'e gerilemesinin beklendiği açıklandı. 2026 büyüme tahmini yüzde 3,3'e çekildi Cevdet Yılmaz, enerji ve emtia fiyatlarındaki yükseliş ile Türkiye'nin önemli ticaret ortaklarındaki ekonomik yavaşlamanın 2026 beklentilerine de yansıdığını ifade etti. Yılmaz, 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 3,3 olarak güncellediklerini, sanayi büyümesi beklentisini ise yüzde 2,3'e indirdiklerini açıkladı. Yıl sonu enflasyon tahmini de yüzde 28,4'e yükseltildi. Enerji maliyetlerindeki artış nedeniyle enerji ithalatı beklentisinin 63 milyar dolardan 71 milyar dolara çıkarıldığı belirtildi. Dış ticaret açığı tahmini 96 milyar dolardan 105 milyar dolara, cari işlemler açığının milli gelire oranı beklentisi ise yüzde 2,6'ya yükseltildi. Turizm gelirleri tahmini de savaşın etkileri nedeniyle 68 milyar dolardan 65 milyar dolara revize edildi. 2027'de küresel ekonomide toparlanma beklentisi Yılmaz, 2026'nın küresel büyüme ve dünya ticaretinin ivme kaybettiği bir yıl olduğunu, ancak 2027'de toparlanma beklentisinin güçlendiğini söyledi. Buna göre küresel büyümenin 2027'de yüzde 3,4'e, küresel ticaret hacmindeki artışın ise yüzde 4,3'e yükselmesi bekleniyor. Türkiye'nin dış talep koşullarının da bu toparlanmadan olumlu etkilenmesinin öngörüldüğü belirtildi. Türkiye'nin ihracatının yaklaşık yüzde 43'ünü gerçekleştirdiği Avrupa Birliği'nde büyümenin 2026'da yüzde 1,2'ye gerilemesi, 2027'de ise yüzde 1,4'e yükselmesi bekleniyor. MENA bölgesinde ise 2026'da yüzde 0,5 daralma, 2027'de yüzde 7,3 büyüme tahmini bulunuyor. Yılmaz, ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi ve Türkiye'nin dış ticaretinin bölgesel ve küresel şoklara karşı daha dirençli hale getirilmesi yönündeki çalışmaların sürdürüleceğini ifade etti. Rezervlerde 188,2 milyar dolara ulaşıldı Ekonomi politikalarının uygulanmasıyla Türk lirasına güvenin arttığını savunan Yılmaz, TL mevduatının toplam mevduat içerisindeki payının yüzde 31,6'dan 28 Ağustos itibarıyla yüzde 61,5'e yükseldiğini söyledi. Brüt rezervlerin 89,7 milyar dolarlık artışla 188,2 milyar dolara ulaştığını belirten Yılmaz, Türkiye'nin risk priminin de 700'lü seviyelerden 220'nin altına gerilediğini kaydetti. Yılmaz, rezervlerdeki yükselişin Türkiye ekonomisinin dış şoklara karşı dayanıklılığını güçlendirdiğini ve kamu ile özel sektörün yabancı para cinsinden borçlanma maliyetlerini düşürdüğünü belirtti. İhracatta yüksek teknolojili ürünlerin payı arttı Yıllıklandırılmış ihracatın ağustos itibarıyla 280 milyar dolar seviyesine ulaştığını açıklayan Yılmaz, ihracatın teknoloji kompozisyonunda da iyileşme yaşandığını söyledi. Buna göre orta ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracattaki payı 2024 Ağustos'unda yüzde 40 seviyesindeyken, 2026 Ağustos'unda yüzde 44,1'e çıktı. Yılmaz, enerji ve emtia fiyatlarındaki yükselişin cari denge üzerinde geçici baskı oluşturduğunu belirterek, 2026 Haziran itibarıyla cari işlemler açığının milli gelire oranının yüzde 2,3 olduğunu açıkladı. Enflasyonun yıl sonunda yüzde 28,4 olması bekleniyor Yılmaz, 2024 Mayıs ayında yüzde 75,5 seviyesine kadar çıkan enflasyonun uygulanan politikalarla gerilediğini, ancak savaş nedeniyle oluşan arz yönlü baskıların düşüş hızını yavaşlattığını ifade etti. Ağustos 2026 itibarıyla enflasyonun yüzde 31,5 seviyesinde bulunduğunu belirten Yılmaz, yılın son çeyreğinde yeniden düşüş beklediklerini ve 2026 sonunda enflasyonun yüzde 28,4 seviyesinde gerçekleşmesini öngördüklerini söyledi. Yılmaz ayrıca, savaşın enflasyon üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkilerinin yaklaşık 7 puan olarak hesaplandığını aktardı. 2029 için yüzde 5 büyüme hedefi 2027-2029 dönemine ilişkin yeni OVP'nin temel hedeflerini de açıklayan Yılmaz, büyümenin kademeli olarak güçlendirilmesinin planlandığını belirtti. Program kapsamında büyüme hedefleri şöyle sıralandı: 2026: yüzde 3,3 2027: yüzde 4,2 2028: yüzde 4,6 2029: yüzde 5 Yılmaz, büyümenin üretim kapasitesini ve verimliliği artıran, enflasyonist baskı oluşturmayan sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasının hedeflendiğini söyledi. İşsizlikte 2029 hedefi yüzde 7,6 Programda istihdam da öncelikli başlıklar arasında yer aldı. Yılmaz, 2026 yılında yüzde 8,1 olması beklenen işsizlik oranının 2027'de yüzde 8'e, 2028'de yüzde 7,8'e ve 2029'da yüzde 7,6'ya düşürülmesinin hedeflendiğini açıkladı. Program dönemi boyunca yaklaşık 2,1 milyon kişiye ilave istihdam sağlanması ve iş gücüne katılımın artırılması hedefleniyor. Enflasyon 2029'da tek haneye indirilecek OVP'nin en önemli hedeflerinden birinin dezenflasyon sürecinin sürdürülmesi olduğunu belirten Yılmaz, enflasyonun kademeli olarak düşürülmesinin öngörüldüğünü açıkladı. Yeni programdaki enflasyon hedefleri şöyle: 2026: yüzde 28,4 2027: yüzde 21 2028: yüzde 13,5 2029: yüzde 9 Yılmaz, program dönemi sonunda enflasyonun yeniden tek haneli seviyelere indirilmesinin hedeflendiğini söyledi. Bütçe açığında kademeli düşüş hedefleniyor Program kapsamında bütçe disiplininin korunacağını belirten Yılmaz, 2026 yılı için daha önce yüzde 3,5 olarak öngörülen bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3,1 seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini açıkladı. 2027 yılı için yüzde 3,5 olarak öngörülen bütçe açığı oranının ise program dönemi sonunda yüzde 2,8'e düşürülmesi hedefleniyor. Yılmaz, deprem sonrası harcamalar devam ederken savunma, personel ve sosyal güvenlik giderlerindeki artışa rağmen mali disiplinin korunacağını ifade etti. Cari açık 2029'da yüzde 1,6'ya indirilecek Bölgedeki savaşın etkilerinin azalmasıyla cari işlemler açığının kademeli olarak gerilemesi bekleniyor. Programda cari işlemler açığının milli gelire oranının 2027'de yüzde 1,9, 2028'de yüzde 1,8 ve 2029'da yüzde 1,6 seviyesine düşürülmesi hedeflendi. Gıda fiyatlarındaki oynaklığın azaltılması için ise tarımsal üretimde verimliliğin artırılması, üretim planlamasının güçlendirilmesi ve maliyet baskılarını azaltacak yapısal adımların hızlandırılması planlanıyor. Türkiye ekonomisinin 2026'da 1,8 trilyon doları aşması bekleniyor Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin ekonomik büyüklüğüne ilişkin beklentileri de paylaştı. Buna göre milli gelirin 2026 sonunda ilk kez 1,8 trilyon doları aşması, kişi başına milli gelirin ise 20 bin doların üzerine çıkması bekleniyor. Yılmaz, Türkiye'nin 2026 yılında yüksek gelirli ülkeler grubuna geçiş eşiğini aşmasının beklendiğini, nominal olarak dünyanın 16'ncı, satın alma gücü paritesine göre ise 11'inci büyük ekonomisi konumunun korunacağını ifade etti. Dijital Türk lirası için çalışmalar sürecek Programda finansal teknolojiler ve dijital Türk lirası da yer aldı. Yılmaz, dijital Türk lirasının kullanıma sunulması ve yaygınlaştırılması için çalışmaların devam edeceğini söyledi. Sermaye piyasalarının daha derin ve etkin hale getirilmesi, Türk lirası cinsinden tasarruf ve yatırım araçlarının çeşitlendirilmesi ve şirketlerin sermaye piyasalarından daha fazla finansman sağlaması da programın hedefleri arasında gösterildi. Yılmaz, önümüzdeki dönemde temel hedefin fiyat istikrarını kalıcı hale getirerek enflasyonu tek haneli seviyelere indirmek, mali disiplini korumak, istihdamı artırmak ve enerji başta olmak üzere kritik girdilerde arz güvenliğini güçlendirmek olduğunu belirtti.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat: 2029’da mal ihracatının 450 milyar dolara hedefleniyor Haber

Ticaret Bakanı Ömer Bolat: 2029’da mal ihracatının 450 milyar dolara hedefleniyor

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 2027-2029 Orta Vadeli Program (OVP) dönemine ilişkin ticaret politikası hedeflerini açıklayarak, ihracatı önceleyen, haksız ithalata karşı üreticiyi koruyan ve ticari diplomasiyle pazarları genişleten bir yaklaşımın sürdürüleceğini bildirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın koordinasyonunda hazırlanan OVP’nin kamuoyuyla paylaşıldığını hatırlatan Bolat, son üç yılda uygulanan program sayesinde makro finansal istikrarın güçlendiğini ve ekonominin daha dayanıklı bir yapıya kavuştuğunu ifade etti. TİCARET POLİTİKASINDA TEMEL ÖNCELİKLER Bakan Bolat’ın değerlendirmesinde, 2027-2029 döneminde ticaret politikasının başlıca öncelikleri arasında; enflasyonla mücadelenin kesintisiz sürdürülmesi, rekabet gücünün ve halkın satın alma gücünün artırılması, dış ticarette verimlilik artışı ve haksız uygulamalara karşı etkili tedbirler alınması, orta yüksek ve yüksek teknolojili ihracatın güçlendirilmesi, ihracatı önceleyen aktif bir dış ticaret rejiminin uygulanması, ticaret altyapısı ve finansmana erişimin güçlendirilmesi, pazara erişim, bağlantısallık ve ticari diplomasinin etkinleştirilmesi, yatırım-üretim-istihdam-ihracat eksenli kalkınma modelinin desteklenmesi 2027 VE 2029 HEDEFLERİ Bakan Bolat, küresel ekonomideki olumsuz koşullara ve artan belirsizliklere rağmen, 2027 yılında mal ihracatını 292 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini belirtti. OVP’nin son yılı olan 2029’da ise mal ve hizmet ihracatının 450 milyar dolara ulaşmasının hedeflendiğini kaydetti. Petrol ve emtia fiyatlarındaki artışın etkisiyle 2027 yılı için mal ithalatı hedefi 397 milyar dolar olarak belirlendi. Bolat, aynı dönemde cari işlemler açığının GSYH’ye oranının yüzde 1,9 seviyesinde kalmasının beklendiğini söyledi. YEŞİL VE DİJİTAL DÖNÜŞÜME VURGU Bolat, program döneminde yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürünlerin ihracattaki payının artırılacağını, yeni nesil hizmet alanlarının geliştirileceğini ve firmaların küresel değer zincirlerindeki konumunun güçlendirileceğini ifade etti. Ayrıca yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerine uyumun destekleneceğini, gümrüklerde dijital ve fiziki altyapının güçlendirilerek ticaretin kolaylaştırılacağını, yasa dışı ticaretle mücadelede ise denetimlerin sürdürüleceğini vurguladı. Bolat, dünya ticaretinin ağırlık merkezinin coğrafyaya yaklaşmasıyla Türkiye’nin stratejik öneminin arttığını belirterek, Orta Koridor, Kalkınma Yolu ve Hicaz Yolu gibi projelerle Türkiye’nin üretim, ticaret ve yatırımda cazibe merkezi haline getirilmesi için çalışmaların sürdüğünü aktardı. Ticaret Bakanı Bolat, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu “Yatırım-Üretim-İstihdam-İhracat” odaklı kalkınma vizyonunun önümüzdeki dönemde de kararlılıkla sürdürüleceğini belirterek, Ticaret Bakanlığı olarak bu hedefler doğrultusunda çalışmaya devam edeceklerini ifade etti.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu: Özel sektör güçlü olursa, Türkiye güçlü olur Haber

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu: Özel sektör güçlü olursa, Türkiye güçlü olur

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a ilişkin değerlendirmede bulundu. OVP’nin Türkiye ve iş dünyası açısından hayırlı olmasını dileyen Hisarcıklıoğlu, programda yer alan enflasyonun kalıcı olarak tek haneye indirilmesi, mali disiplinin korunması ve üretim odaklı büyüme hedeflerini önemsediklerini belirtti. İŞ DÜNYASININ ÖNCELİKLERİ SIRALANDI Hisarcıklıoğlu, özellikle dış kaynaklı haksız rekabetle mücadele, ticaret politikası araçlarının etkin kullanılması, girdi maliyetlerinin düşürülmesi ve reel sektörle düzenli istişarenin kurumsallaştırılmasının iş dünyası açısından önem taşıdığını ifade etti. Küresel ve bölgesel belirsizliklerin yanı sıra korumacılık ve ticaret savaşlarının arttığına dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, bu dönemde Türkiye’nin üretim ve ihracat kapasitesinin korunmasının kritik olduğunu vurguladı. “KAPSAMLI SANAYİ KORUMA STRATEJİSİ OLUŞTURULMALI” Hisarcıklıoğlu, iş dünyasının OVP dönemindeki temel beklentilerini de sıraladı. Buna göre özel sektör, üretim, yatırım, istihdam ve ihracat kapasitesini koruyacak adımların hızla atılmasını, finansal istikrarın güçlendirilmesini ve finansmana erişimin kolaylaştırılmasını bekliyor. İhracatçıların desteklenmesi gerektiğini belirten TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ayrıca kapsamlı bir Sanayi Koruma Stratejisi oluşturulması çağrısında bulundu. Hisarcıklıoğlu, iş dünyasının Türkiye’nin hedefleri doğrultusunda çalışmaya devam edeceğini belirterek mesajını, “Özel sektör güçlü olursa, Türkiye güçlü olur” ifadeleriyle tamamladı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Yeni ekonomik hedefleri açıkladı, enflasyon tek haneye inecek Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Yeni ekonomik hedefleri açıkladı, enflasyon tek haneye inecek

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program (OVP) sunumunda ekonomiye ilişkin hedef ve politikaları açıkladı. Yılmaz, programın temel önceliklerinden birinin enflasyonla mücadele olduğunu belirterek, 2024 yılı Mayıs ayında yüzde 75,5 seviyesine çıkan enflasyonun uygulanan politikalarla gerilediğini söyledi. Ağustos 2026 itibarıyla enflasyonun yüzde 31,5 seviyesinde olduğunu belirten Yılmaz, yıl sonunda enflasyonun yüzde 28,4 olmasının beklendiğini ifade etti. Yılmaz, savaş kaynaklı arz baskılarının enflasyonun düşüşünü geçici olarak yavaşlattığını belirterek, arz şoklarının etkisinin azalmasıyla birlikte enflasyondaki düşüşün yeniden hızlanmasının beklendiğini kaydetti. 2,1 MİLYON YENİ İSTİHDAM HEDEFİ “Güçlü Türkiye” hedefi doğrultusunda program döneminde 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulması planlanıyor. Yılmaz, dönem sonunda işsizlik oranının yüzde 8’in altına çekilmesinin hedeflendiğini belirtti. Ekonomik büyüklüğün artırılması kapsamında ise milli gelirin 2,2 trilyon doların üzerine, mal ve hizmet ihracatının ise 450 milyar dolara taşınması öngörülüyor. Kişi başına milli gelirin de 25 bin dolar seviyesine çıkarılması hedeflenirken, uzun vadeli amaçlardan birinin enflasyonu yeniden tek haneli seviyelere indirmek olduğu vurgulandı. DEPREM BÖLGESİNE 116 MİLYAR DOLARI AŞAN KAYNAK OVP sunumunda deprem bölgesine yönelik harcamalar da önemli başlıklardan biri oldu. Yılmaz, 2023-2026 döneminde depremin yarattığı kayıp ve zararların telafisi ile afet risklerinin azaltılması amacıyla 2026 fiyatlarıyla 5,4 trilyon lira, yaklaşık 104 milyar dolar harcama yapılmış olacağını açıkladı. Bu tutarın 2027 sonunda 116 milyar doları aşmasının beklendiğini belirten Yılmaz, deprem bölgesinde yalnızca yıkılan yapıların yerine yenilerinin yapılmadığını, daha güvenli ve dayanıklı yaşam alanlarının oluşturulduğunu söyledi. Hak sahipleri için 455 bin bağımsız bölümün inşasının tamamlandığını belirten Yılmaz, bölgede ilave sosyal konut çalışmalarının da sürdüğünü ifade etti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Orta Vadeli Program (2027-2029) Sunumu’nda konuştu: (Güçlü Türkiye) "İlk defa açtığımız bir başlık olarak, program döneminde ekonomik güvenlik ve dayanıklılığı önceleyerek kritik alanlarda dışa bağımlılığı azaltan ve ekonomimizin çoklu… pic.twitter.com/yatl9aLUIW — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) September 6, 2026 DÖRT ALANDA EKONOMİK GÜVENLİK HEDEFİ OVP kapsamında ilk kez ayrı bir başlık olarak “ekonomik güvenlik ve dayanıklılık” yaklaşımının öne çıkarıldığı belirtildi. Bu kapsamda dört kritik alana odaklanılacak: Enerji ve doğal kaynaklarda arz güvenliği ve dışa bağımlılığın azaltılması, Gıda arz güvenliği ve tarımsal dayanıklılığın güçlendirilmesi, Savunma sanayii, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zekâ başta olmak üzere kritik teknolojilerde yerli kapasitenin artırılması, Ailenin ve demografik yapının güçlendirilmesi ile şehirlerin afetlere karşı daha dayanıklı hale getirilmesi. Kritik mineraller, nükleer ve hidrojen teknolojileri ile enerji ve madencilikte kullanılan kritik ekipmanlarda yerli üretim ve Ar-Ge kapasitesinin geliştirilmesi de programın öncelikleri arasında yer alacak. SAVUNMA HARCAMALARI YÜZDE 229 ARTIRILACAK Bütçe önceliklerine ilişkin rakamları da paylaşan Yılmaz, savunma harcamalarının yüzde 229 artırılacağını açıkladı. Gıda arz güvenliği kapsamında sulama yatırımlarının yüzde 42, içme suyu yatırımlarının yüzde 71, organize tarım bölgesi yatırımlarının ise yüzde 103 artırılması planlanıyor. Madencilik alanında MTA yatırımları yüzde 139, sanayi altyapı yatırımları ise yüzde 54 artırılacak. Dar ve orta gelirli vatandaşların konuta erişimini kolaylaştırmak amacıyla sosyal konut yatırımlarına ayrılan bütçenin yüzde 150 artırılması hedefleniyor. İstanbul’da başlatılan kiralık sosyal konut uygulamasının da önümüzdeki dönemde farklı illere yaygınlaştırılması planlanıyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Orta Vadeli Program (2027-2029) Sunumu’nda konuştu: (Güçlü Türkiye) “Programımızın temel önceliği olan enflasyonla mücadelede önemli mesafe kat ettik. 2024 yılı Mayıs’ında yüzde 75,5 seviyesine yükselen enflasyon, uyguladığımız… pic.twitter.com/mWMDit4yen — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) September 6, 2026 DEMİRYOLLARINA DAHA FAZLA KAYNAK AYRILACAK Ulaştırma yatırımlarında ise demiryolları öncelikli alanlardan biri olacak. Yılmaz, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın demiryolu projelerine ayrılan kaynağın yüzde 49 artırıldığını belirterek, sanayi ve ticaretin gelişmesi ile ulaşım imkanlarının güçlendirilmesinin hedeflendiğini söyledi. OVP ile birlikte hükümetin önümüzdeki üç yıllık dönemde enflasyonun düşürülmesi, istihdamın artırılması, üretim ve ihracat kapasitesinin genişletilmesi, enerji ve teknoloji alanlarında dışa bağımlılığın azaltılması ve sosyal konut yatırımlarının artırılması hedeflerine odaklanması bekleniyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: 2028'de Hanelerin Yüzde 80'i Yerli Gaz Kullanacak Haber

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: 2028'de Hanelerin Yüzde 80'i Yerli Gaz Kullanacak

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye'nin Karadeniz'de bir destan yazdığını belirterek, Türkiye'deki 4 milyon hanede yerli doğal gazın kullanıldığına işaret ederek “2026 yılının sonunda 8 milyon hanede kendi gazımızı kullanacağız. 2028 yılında bu rakam 16-17 milyon haneye çıkacak. Yani neredeyse hanelerimizin yüzde 80'inin ihtiyacını kendi gazımızla karşılar hale geleceğiz. Yeni arayışlarımız devam ediyor.” ifadelerini kullandı. Gabar’da bugün günde 83 bin varilin üzerinde petrol ürettiklerini ifade eden Bakan Bayraktar, “İnşallah Gabar'da küçük örneğini verdiğimiz Terörsüz Türkiye hedefini, terörsüz bölge hedefini tamamen gerçekleştirdiğimizde her alanda, ülkemizin dört bir yanında ve bölgemizde refah çok daha yükselecek; daha çok huzur, barış içerisinde hep birlikte yaşayacağız.” diye konuştu. Bakan Bayraktar, AK Parti Eskişehir İl Danışma Meclisi Toplantısına iştirak etti. Büyük Projelerimiz Var Burada bir konuşma yapan Bakan Bayraktar, dünyada çeşitli krizler yaşandığına dikkat çekerek Türkiye’nin bu krizlere rağmen çok daha güçlü bir şekilde yoluna devam ettiğini söyledi. Türkiye ekonomisinin giderek büyüdüğüne işaret eden Bakan Bayraktar, “Türkiye, dünyanın en büyük ekonomilerinden biri. Türkiye Yüzyılı vizyonunda daha da büyüyecek, inşallah önümüzdeki çeyrek asırda yeni bir yüz yıllık eser inşa edecek muhteşem projelerle geliyoruz. Büyük projelerimiz var. Türkiye'yi inşallah önümüzdeki yüzyıla, Türkiye Yüzyılı'na çok daha güçlü bir şekilde taşıyacağız.” dedi. Bakan Bayraktar, hedeflerinin, Türkiye Yüzyılı'nda Türkiye’yi mutlak surette enerjide bağımsız kılmak olduğunu kaydetti. Arayışlarımız Devam Ediyor Türkiye'nin Karadeniz'de bir destan yazdığını belirten Bakan Bayraktar, Türkiye'deki 4 milyon hanede yerli doğal gazın kullanıldığına işaret ederek “2026 yılının sonunda 8 milyon hanede kendi gazımızı kullanacağız. 2028 yılında bu rakam 16-17 milyon haneye çıkacak. Yani neredeyse hanelerimizin yüzde 80'inin ihtiyacını kendi gazımızla karşılar hale geleceğiz. Yeni arayışlarımız devam ediyor.” ifadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye Hedefi Gabar’da Cumhuriyet tarihinin en büyük petrol keşfini yaptıklarını anımsatan Bakan Bayraktar, “Bugün orada günde 83 bin varilin üzerinde petrol üretiyoruz. Hem ithalatımızı azaltıyoruz hem de o bölgede özellikle 3 bin 500-4000 insanımıza, gencimize istihdam sağladık. Adeta terörden başka alternatif sunulmayan o çocuklar, şimdi orada iş imkanına, istihdama kavuştular ve geleceğe dair hayalleri, umutları var. Gabar, bölge terörden temizlenince ne kadar büyük bir potansiyel olduğunu göstermek için, Terörsüz Türkiye'nin, terörsüz bölgenin ne olduğunu göstermek için çok önemli bir proje. İnşallah Gabar'da küçük örneğini verdiğimiz Terörsüz Türkiye hedefini, terörsüz bölge hedefini tamamen gerçekleştirdiğimizde her alanda, ülkemizin dört bir yanında ve bölgemizde refah çok daha yükselecek; daha çok huzur, barış içerisinde hep birlikte yaşayacağız.” dedi. Türkiye Nükleer Lige Çıkan Ülkelerden Biri Haline Gelecek Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde 4 reaktörün inşasının devam ettiğini anlatan Bakan Bayraktar, “İnşallah önümüzdeki birkaç ay içerisinde Akkuyu'dan ilk elektriği, nükleerden ilk elektriği üreteceğiz ve Türkiye nükleer lige çıkan, nükleer enerjiye sahip ülkelerden biri haline gelecek.” değerlendirmesinde bulundu. Büyük ve Güçlü Türkiye Tüm vatandaşların 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı tebrik eden Bakan Bayraktar, “Büyük ve güçlü Türkiye yolunda hep birlikte çalışmaya, gayret etmeye devam edeceğiz; iş üreteceğiz, hizmet üreteceğiz.” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.