Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İstihbarat

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - İstihbarat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstihbarat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

11 Eylül saldırılarının üzerinden 25 yıl geçti: Dünyayı değiştiren günün dakika dakika kronolojisi Haber

11 Eylül saldırılarının üzerinden 25 yıl geçti: Dünyayı değiştiren günün dakika dakika kronolojisi

11 Eylül saldırıları yalnızca ABD'nin güvenlik politikalarını değil, küresel siyasetin ve uluslararası güvenlik anlayışının seyrini de değiştiren tarihi bir kırılma noktası oldu. İlk uçak Kuzey Kule'ye çarptı 11 Eylül 2001 sabahı Boston'dan Los Angeles'a gitmek üzere havalanan American Airlines'ın 11 sefer sayılı uçağı, El-Kaide saldırganları tarafından kaçırıldı. Uçak saat 08.46'da New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'nin Kuzey Kulesi'ne çarptı. Çarpışmanın ardından binada büyük bir yangın çıktı ve üst katlarda çok sayıda kişi mahsur kaldı. İlk anda kazaya ilişkin belirsizlik yaşanırken, kısa süre içinde olayın koordineli bir saldırının parçası olduğu ortaya çıktı. 17 dakika sonra ikinci uçak Güney Kule'ye çarptı İlk saldırının üzerinden henüz 17 dakika geçmişken United Airlines'ın 175 sefer sayılı uçağı da kaçırıldı. Boston'dan Los Angeles'a gitmek üzere havalanan uçak, saat 09.03'te Dünya Ticaret Merkezi'nin Güney Kulesi'ne çarptı. İkinci çarpışma, saldırının kaza olmadığını açıkça ortaya koyarken, olay dünya televizyonlarından canlı olarak takip edildi. Böylece New York'un simge yapılarından İkiz Kuleler aynı anda büyük bir felaketin merkezine dönüştü. Hedef bu kez Pentagon oldu Saldırganların kontrolündeki üçüncü uçak, Washington Dulles Havalimanı'ndan kalkmış olan American Airlines'ın 77 sefer sayılı uçağıydı. Uçak saat 09.37'de, ABD Savunma Bakanlığı'nın Arlington, Virginia'daki Pentagon binasına çarptı. Saldırıda Pentagon'da bulunan 184 kişi ile uçakta bulunan kişiler yaşamını yitirdi. Saldırı, ABD'nin siyasi ve askeri merkezlerinden birinin doğrudan hedef alınması nedeniyle ülke genelinde büyük bir şok yarattı. Güney Kule 09.59'da çöktü Saldırılardan yaklaşık bir saat sonra Dünya Ticaret Merkezi'ndeki yıkım daha da büyüdü. Güney Kule, saat 09.59'daçöktü. Binadaki yangınların ve uçakların çarpmasıyla oluşan yapısal hasarın birleşmesi, kulelerin taşıyıcı sistemlerini zayıflattı. Güney Kule'nin ardından Kuzey Kule de saat 10.28'de çöktü. Dördüncü uçakta yolcular saldırganlara karşı direndi Newark Havalimanı'ndan San Francisco'ya gitmek üzere havalanan United Airlines'ın 93 sefer sayılı uçağı da dört saldırgan tarafından kaçırıldı. Yolcular, telefon görüşmeleri aracılığıyla diğer uçakların hedef alındığını öğrendi. Bunun üzerine uçaktaki yolcular ve mürettebat, kokpiti ele geçirmek için saldırganlara karşı harekete geçti. Mücadele sırasında uçak saat 10.03'te Pensilvanya'nın Shanksville kenti yakınlarında boş bir araziye düştü. Uçaktaki 40 yolcu ve mürettebatın tamamı hayatını kaybetti. Resmi değerlendirmelere göre yolcuların müdahalesi, uçağın Washington'daki başka bir hedefe ulaşmasını engellemiş olabilir. 11 Eylül saldırılarında 2 bin 977 kişi hayatını kaybetti 11 Eylül saldırılarında Dünya Ticaret Merkezi, Pentagon ve Flight 93'ün düştüğü bölgede toplam 2 bin 977 kişi yaşamını yitirdi. Hayatını kaybedenler arasında saldırılara müdahale etmek için binalara giren yüzlerce itfaiyeci ve çok sayıda polis memuru da bulunuyordu. Kurbanlar 90 farklı ülkenin vatandaşlarından oluşuyordu. Saldırılar, binlerce kişinin yaralanmasına ve sonraki yıllarda kurtarma ve müdahale çalışmalarında görev alan çok sayıda kişinin sağlık sorunları yaşamasına da neden oldu. Dünya siyasetinin seyri değişti 11 Eylül saldırıları, ABD'nin terörle mücadele ve ulusal güvenlik politikalarında kapsamlı değişikliklere yol açtı. Washington yönetimi saldırıların ardından "Teröre Karşı Küresel Savaş" politikası çerçevesinde kapsamlı askeri ve güvenlik operasyonları başlattı. ABD, Ekim 2001'de Afganistan'a askeri müdahalede bulundu. 2003 yılında ise Irak işgali başladı. Bu gelişmeler Orta Doğu'nun siyasi dengelerini uzun yıllar boyunca etkiledi. Havacılık güvenliğinden istihbarat faaliyetlerine, sınır kontrollerinden terörle mücadele yasalarına kadar çok sayıda alanda yeni uygulamalar hayata geçirildi. 25 yıl sonra 11 Eylül'ün mirası 11 Eylül saldırılarının üzerinden çeyrek asır geçmesine rağmen saldırıların siyasi, güvenlik ve toplumsal etkileri devam ediyor. Her yıl 11 Eylül'de düzenlenen anma törenlerinde saldırılarda hayatını kaybedenlerin isimleri okunuyor ve saldırıların gerçekleştiği saatlerde sessizlik anları düzenleniyor. 25 yıl sonra 11 Eylül, yalnızca ABD tarihinin en büyük terör saldırılarından biri olarak değil, 21. yüzyılın uluslararası güvenlik ve jeopolitik düzenini şekillendiren en önemli olaylardan biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.

Bayraktar AKINCI'dan İHA-300 ile 250 kilometrelik tam isabet Haber

Bayraktar AKINCI'dan İHA-300 ile 250 kilometrelik tam isabet

Test kapsamında Tekirdağ'ın Çorlu ilçesindeki AKINCI Uçuş Eğitim ve Test Merkezi'nden havalanan Bayraktar AKINCI, Karadeniz üzerindeki test bölgesine ilerledi. Sinop açıklarında gerçekleştirilen atışta İHA-300 füzesi deniz üzerindeki hedefe gönderildi. Atışın başarıyla sonuçlanmasının ardından AKINCI, planlanan uçuş rotasını takip ederek Çorlu'daki merkeze geri döndü. AKINCI'nın uzun menzilli taarruz kabiliyeti genişliyor İHA-300'ün AKINCI'ya başarılı şekilde entegre edilmesiyle platformun sahip olduğu uzun menzilli taarruz seçeneklerine yeni bir mühimmat daha eklendi. Bayraktar AKINCI daha önce İHA-122 ve İHA-230 süpersonik füzeleriyle gerçekleştirilen testlerde de başarılı sonuçlar elde etmişti. AKINCI'nın farklı mühimmatlarla kullanılabilmesi, platformun çeşitli hedeflere yönelik farklı görev profillerinde değerlendirilmesine imkan sağlıyor. Baykar'ın verilerine göre AKINCI; MAM-L, MAM-T, MAM-C, TOLUN, TEBER, LAÇİN, LGK, HGK, GÖKÇE ve GÖZDE güdüm kitlerinin yanı sıra KGK-82-SİHA, İHA-230, İHA-122, ÇAKIR ve EREN gibi farklı mühimmatlarla da entegre edildi. Çorlu'dan havalandı, Sinop açıklarında hedefi vurdu Test uçuşunun ilk aşamasında Çorlu'daki AKINCI Uçuş Eğitim ve Test Merkezi'nden havalanan platform, Karadeniz'deki test sahasına yöneldi. Sinop açıklarına ulaşmasının ardından gerçekleştirilen atışta, 250 kilometre menzilde bulunan deniz üzerindeki hedef İHA-300 ile vuruldu. Testin tamamlanmasının ardından AKINCI'nın herhangi bir aksaklık yaşanmadan planlanan güzergah üzerinden Çorlu'ya döndüğü belirtildi. AKINCI'nın daha önce de Sinop açıklarında farklı mühimmatlarla atış testleri gerçekleştirdiği biliniyor. Platform, İHA-230 ile yapılan önceki bir testte 100 kilometre mesafedeki deniz üzerindeki hedefi tam isabetle vurmuştu. Baykar'ın ihracat başarısı Baykar, insansız hava araçları alanındaki üretim ve ihracat faaliyetleriyle Türkiye'nin savunma sanayisindeki öne çıkan şirketleri arasında yer alıyor. Şirketin verilerine göre Baykar, 2025 yılında 2,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Gelirlerinin büyük bölümünü ihracattan sağlayan şirket, son yıllarda küresel SİHA pazarındaki konumunu korudu. Baykar'ın Bayraktar TB2 ve AKINCI için farklı ülkelerle ihracat anlaşmaları bulunuyor. Şirket, AKINCI'nın yanı sıra insansız savaş uçağı Bayraktar KIZILELMA'nın geliştirme çalışmalarını da sürdürüyor. AKINCI farklı görevler için geliştiriliyor Bayraktar AKINCI, istihbarat, gözetleme, keşif ve hedef tespiti gibi görevlerin yanı sıra hassas taarruz görevlerinde kullanılabilecek şekilde geliştirildi. Platformun farklı mühimmatları taşıyabilmesi, görev alanının kara ve deniz hedeflerine yönelik operasyonları da kapsayacak şekilde genişlemesini sağlıyor. İHA-300 ile gerçekleştirilen 250 kilometrelik test atışının başarıyla tamamlanmasıyla AKINCI'nın uzun menzilli mühimmat kullanımındaki kabiliyetlerine yeni bir halka daha eklendi.

İran, Hürmüz Boğazı'nda ABD'ye ait insansız su altı aracını ele geçirdiğini açıkladı Haber

İran, Hürmüz Boğazı'nda ABD'ye ait insansız su altı aracını ele geçirdiğini açıkladı

"Hürmüz Boğazı girişinde tespit edildi" Devrim Muhafızları Donanması tarafından yapılan açıklamada, ABD'ye ait gelişmiş bir insansız su altı aracının Hürmüz Boğazı'nın girişinde tespit edildiği ve gerçekleştirilen operasyonun ardından kontrol altına alındığı belirtildi. İran makamları, aracın 2025 yılında ABD filosuna teslim edildiğini ve gelişmiş denizaltı teknolojileriyle donatıldığını savundu. İran'ın açıklamasında araç, ABD'nin "en modern akıllı ve insansız denizaltılarından biri" olarak tanımlandı. ABD: Araç daha önce arızalanmıştı İran'ın açıklamasının ardından ABD Savunma Bakanlığı, söz konusu insansız su altı aracının bir süre önce arızalandığını açıkladı. ABD tarafı, aracın bölgedeki deniz araştırmaları sırasında arızalandığını ve hassas veri toplamadığını belirtti. Reuters'a göre ABD'li yetkililer, aracın eski bir model olduğunu ve üzerinde gizli sonar veya radar sistemleri bulunmadığını ifade etti. Aracı geliştiren Anduril şirketi de aracın kaybedildiğini doğrularken, Dive-LD sistemlerinin yüksek riskli görevlerde kullanılmak üzere tasarlandığını ve araç kaybının operasyonel açıdan öngörülebilir olduğunu bildirdi. Araç Dive-LD olarak tanımlandı Reuters'ın aktardığı bilgilere göre ele geçirildiği belirtilen araç, ABD merkezli Anduril tarafından geliştirilen Dive-LDadlı otonom su altı aracı. Yaklaşık 5,8 metre uzunluğundaki sistemin deniz tabanı haritalama, mayın tespiti, istihbarat toplama ve denizaltı altyapılarının incelenmesi gibi görevlerde kullanılabildiği bildirildi. İran ile ABD arasındaki gerilimin Hürmüz Boğazı çevresinde arttığı bir dönemde yaşanan gelişmenin, iki ülke arasındaki askeri gerilimi daha da tırmandırabileceği değerlendiriliyor.

Sultanbeyli’de IŞİD operasyonu: Polise ateş açtığı öne sürülen şüpheli öldürüldü Haber

Sultanbeyli’de IŞİD operasyonu: Polise ateş açtığı öne sürülen şüpheli öldürüldü

Şüphelinin yakalanması için operasyon düzenlendi İstanbul Valiliği tarafından yapılan açıklamaya göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstihbarat Şube Müdürlüğü ile koordineli şekilde yürüttükleri çalışmalar kapsamında IŞİD ile bağlantılı olduğu değerlendirilen Berkan Ç.’yi takibe aldı. Türkiye’de saldırı planladığı iddia edilen 21 yaşındaki şüphelinin yakalanması amacıyla Sultanbeyli’de operasyon gerçekleştirildi. Operasyon sırasında silahlı çatışma çıktı Operasyon sırasında Berkan Ç.’nin görevli polis memurlarına ateş açtığı belirtildi. Bunun üzerine polis ekiplerinin silahla karşılık verdiği, şüphelinin olay yerinde hayatını kaybettiği bildirildi. Çatışma sırasında bir vatandaşın da yaralandığı ve olayla ilgili gerekli işlemlerin başlatıldığı kaydedildi. Vali Gül’den güvenlik birimlerine teşekkür İstanbul Valisi Davut Gül, operasyonun ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, çalışmada görev alan güvenlik güçlerine teşekkür etti. Gül, paylaşımında, terörle mücadelede güvenlik birimlerinin kararlılıkla çalışmalarını sürdürdüğünü belirterek, Milli İstihbarat Teşkilatı ile İstanbul Emniyet Müdürlüğünü tebrik etti. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla başlatılan soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

CIA Direktörü Ratcliffe’in Moskova ziyaretine ilişkin dikkat çeken iddia Haber

CIA Direktörü Ratcliffe’in Moskova ziyaretine ilişkin dikkat çeken iddia

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü John Ratcliffe’in bu hafta gerçekleştirdiği Moskova ziyaretinin amacıyla ilgili ABD basınında yeni bir iddia gündeme geldi. Ziyaretin, Rusya’ya NATO üyesi ülkelere yönelik olası bir saldırının ciddi sonuçlar doğuracağı mesajını iletmek amacı taşıdığı öne sürüldü. ABD basınında yer alan haberlere göre, Ratcliffe’in sürpriz Moskova temasının, ABD istihbaratının Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in önümüzdeki birkaç yıl içinde NATO’nun kararlılığını sınamak amacıyla ittifak üyesi bir ülkeye yönelik saldırı düzenleyebileceğine ilişkin değerlendirmelerinin ardından gerçekleştiği iddia edildi. Baltık ülkeleri endişesi The Wall Street Journal’a konuşan ABD’li yetkililer, Washington’da özellikle Baltık ülkelerinin olası bir Rus müdahalesinin hedefi olabileceğine ilişkin endişelerin bulunduğunu aktardı. Yetkililere göre Rusya’nın olası bir müdahalesi doğrudan geniş çaplı bir askeri operasyon şeklinde olmayabilir. Siber saldırılar veya sınırlı kara operasyonları gibi farklı yöntemlerin de gündeme gelebileceği değerlendiriliyor. ABD’li yetkililer ayrıca, İran savaşı nedeniyle Batılı ülkelerin savunma harcamalarını artırması ve mühimmat stoklarının azalmasının da Rusya’nın olası bir saldırı hesabında dikkate alınabileceğini belirtti. Bu değerlendirmeler doğrultusunda Ratcliffe’in Moskova temaslarında Rus tarafına, NATO ülkelerinden herhangi birine yönelik saldırının ciddi sonuçlar doğuracağı konusunda doğrudan mesaj verdiği ileri sürüldü. Ratcliffe, Rus istihbarat yetkilileriyle görüştü Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ratcliffe’in Moskova’da Rus istihbarat yetkilileriyle görüştüğünü doğrulamıştı. Peskov, CIA Direktörü’nün Putin ile bir görüşme gerçekleştirmediğini, ancak Rusya Devlet Başkanı’nın Ratcliffe’in temasları hakkında bilgilendirildiğini açıklamıştı. Trump, iddiaları reddetti ABD Başkanı Donald Trump ise Ratcliffe’in Moskova ziyaretine ilişkin farklı bir değerlendirmede bulundu. Trump, ziyareti "yarı rutin" olarak nitelendirirken, temasların NATO veya İngiltere’ye yönelik olası Rus askeri tehditleriyle bağlantılı olduğu iddiasını reddetti. Washington ve Moskova tarafından Ratcliffe’in görüşmelerinin içeriğine ilişkin ayrıntılı bir açıklama yapılmazken, ABD basınında yer alan iddialar ziyaretin Rusya-NATO ilişkilerindeki olası güvenlik riskleriyle bağlantılı olabileceğine işaret ediyor.

MİT Arşivinden 1933 Tarihli Gizli Belge: İstihbaratın Görünmez Yazıları Ortaya Çıkarma Yöntemleri İlk Kez Paylaşıldı Haber

MİT Arşivinden 1933 Tarihli Gizli Belge: İstihbaratın Görünmez Yazıları Ortaya Çıkarma Yöntemleri İlk Kez Paylaşıldı

27 Ağustos 1933 tarihli belge, dönemin Milli Emniyet Hizmeti Riyaseti (MAH) bünyesinde faaliyet gösteren D (Teknik Destek) Şubesi'nin çalışmalarına ilişkin bilgiler barındırıyor. "Bizzat açılacaktır" ibaresiyle hazırlanan gizli yazışmada, dönemin istihbarat görevlilerinin posta yoluyla gönderilen mektupları incelemek için kullandığı teknik yöntemler ve kimyasal işlemler anlatılıyor. 1933 Tarihli MAH Belgesi Arşive Açıldı MİT tarafından yayımlanan belgede, İstanbul B Amirliği'ne gönderilen bir yazışmanın detayları yer alıyor. Belgede, 230 numaralı posta kutusundan alınan bir mektubun teknik yöntemlerle açıldığı belirtiliyor. İstihbarat görevlileri tarafından yapılan inceleme sırasında, mektubun ilk sayfasında gerçekleştirilen deneme işlemi nedeniyle bazı yazıların zarar gördüğü ve bir bölümünün silindiği ifade ediliyor. Belgede, okunabilen kısımların anlamlarının çıkarıldığı ve ikinci sayfanın tercümesinin de ek olarak gönderildiği bilgisi bulunuyor. Bu detaylar, dönemin istihbarat birimlerinin yalnızca bilgi toplamakla kalmayıp, teknik inceleme yöntemleri konusunda da özel çalışmalar yürüttüğünü ortaya koyuyor. Mektuptaki İmza İçin Değerlendirme Yapıldı Belgede dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise mektubun sonunda bulunan imzaya ilişkin değerlendirme oldu. Mektupta yer alan "Lüsi" imzası nedeniyle, yazının sahibinin Lucci Vidman olabileceği yönünde bir ihtimal üzerinde durulduğu görülüyor. Dönemin istihbarat görevlileri, elde edilen belgelerde yer alan isim, imza ve içerik bilgilerini analiz ederek mektubun kaynağını belirlemeye çalıştı. Görünmez Yazılar İçin Kimyasal Yöntem Kullanıldı Belgenin en dikkat çekici bölümlerinden biri ise gizli yazıların ortaya çıkarılması amacıyla kullanılan kimyasal yöntemlere ilişkin bilgiler oldu. Belgenin "Not" bölümünde, ilerleyen süreçte aynı posta kutusundan elde edilecek mektupların incelenmesi sırasında uygulanabilecek kimyasal işlem hakkında ayrıntılı bir formüle yer veriliyor. Buna göre, 10 gram demir klorür (perchlorür de fer) ile 90 gram damıtılmış suyun (maimukattar) karıştırılmasıylabir çözelti hazırlanması öneriliyor. Hazırlanan karışımın, kâğıt üzerinde bulunan gizli yazıları veya silinmiş izleri ortaya çıkarmak amacıyla kullanılabileceği belirtiliyor. Fırça Yerine Daldırma Yöntemi Önerildi Belgede yalnızca kimyasal karışımın hazırlanışı değil, uygulama yöntemiyle ilgili teknik bilgiler de yer alıyor. İstihbarat görevlilerinin notunda, hazırlanan sıvının bir küvete konularak mektubun bu çözelti içine fotoğraf banyosu yapılır gibi daldırılması gerektiği ifade ediliyor. Ayrıca fırça ile yapılan uygulamaların istenilen sonucu vermediği, daha etkili sonuç almak için kâğıdın doğrudan çözeltiye temas ettirilmesi gerektiği belirtiliyor. Bu ayrıntılar, 1930'lu yıllarda istihbarat faaliyetlerinde kullanılan teknik destek yöntemlerinin dönemin şartlarına göre ne kadar gelişmiş olduğunu gösteriyor. MİT Tarihi Belgeleri Kamuoyuyla Paylaşmayı Sürdürüyor MİT'in "Özel Koleksiyon" kapsamında yayımladığı tarihi belgeler, Türkiye'nin istihbarat geçmişine ilişkin önemli bilgiler sunuyor. Daha önce de farklı dönemlere ait belge ve materyalleri erişime açan MİT, bu çalışmalarla geçmişte kullanılan yöntemlerin, kurumların işleyişinin ve istihbarat faaliyetlerinin daha iyi anlaşılmasını amaçlıyor. 1933 yılına ait son belge ise özellikle teknik istihbarat faaliyetleri, gizli yazışmaların incelenmesi ve dönemin belge analiz yöntemleri açısından dikkat çekici bir kaynak olarak değerlendiriliyor. Tarihi belge, geçmişte istihbarat birimlerinin kullandığı yöntemleri ortaya koyarken, aynı zamanda Türkiye'nin erken dönem güvenlik yapılanmasına dair önemli ipuçları sunuyor.

Trump : Seçim sistemi Manipülasyona ve yolsuzluğa açık Haber

Trump : Seçim sistemi Manipülasyona ve yolsuzluğa açık

Trump, "Seçim sistemimizdeki şok edici zafiyetleri ortaya koyan kritik istihbarat bilgileriningizliliği kaldırıldı ve kamuoyuyla paylaşıldı" diyerek, söz konusu belgelerin seçim altyapısının"daha önce görülmemiş ölçüde" risk altında olduğunu gösterdiğini öne sürdü. Trump'tan Biden ve Obama'ya suçlama Seçim güvenliğine ilişkin bilgilerin yıllarca kamuoyundan gizlendiğini iddia eden Trump, eskiABD başkanları Joe Biden ile Barack Obama yönetimlerini suçladı. Trump, Çin'in 2020 yılından bu yana yaklaşık 220 milyon ABD seçmenine ait veriyi elegeçirdiğini öne sürerek, bunun "ABD tarihindeki en büyük seçim verisi ihlali" olduğunusavundu. İstihbarat kurumlarının Çin'in seçimlere yönelik müdahale girişimlerine ilişkin bilgilerigizlediğini iddia eden Trump, "Bu bilgiler hem başkandan hem de Amerikan halkındansaklandı" ifadelerini kullandı. "Çin, Biden lehine yasa dışı oy pusulası üretmeye çalıştı" Trump, FBI'ın ham istihbarat verilerine dayanarak Çin'in 2020 seçimlerinde Joe Biden lehineyasa dışı oy pusulası üretmeye çalıştığını ileri sürdü. Ayrıca Çin yönetiminin, kendisi hakkında olumsuz haber yapan ABD'li gazetecileribelirleyerek bu faaliyetler için maddi destek sağladığını da iddia etti. Trump, Ulusal İstihbarat Direktörlüğü ile CIA'den söz konusu bilgilerin neden gizlendiğininaraştırılmasını, sorumluların görevden alınmasını ve gerekli görülmesi halinde haklarındayasal işlem başlatılmasını istedi. "Seçim sistemi savunulamaz durumda" Trump, Çin, Rusya, İran, Kuzey Kore ve bazı devlet dışı grupların ABD seçim altyapısını hedefalabilecek kapasiteye sahip olduğunu belirtti. ABD İç Güvenlik Bakanlığının incelemelerine atıfta bulunan Trump, seçmen kayıtlarındayaklaşık 278 bin yabancı uyruklu kişinin tespit edildiğini de öne sürdü. "Yüz milyonlarca ABD seçmen dosyası yabancı hükümetlerin elinde. Oy vermemakinelerimiz ve oy sayım sistemlerimiz siber saldırılara, manipülasyona ve yolsuzluğa açık"diyen Trump, mevcut seçim sistemini "savunulamaz" olarak nitelendirdi. ABD seçim sistemini sert sözlerle eleştiren Trump, "Bizimki gibi bir seçim sistemine sahiphiçbir üçüncü dünya ülkesi yok" ifadelerini kullandı. Kongre'ye SAVE America Act çağrısı Kasım ayında yapılacak ara seçimlerin güvenilir şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğinisöyleyen Trump, Kongre'ye SAVE America Act (Amerika'yı Kurtarma Yasası) tasarısını bir anönce kabul etme çağrısında bulundu. Söz konusu düzenleme, oy kullanırken kimlik ibrazını zorunlu hale getirmeyi ve posta yoluylaoy kullanımını sınırlandırmayı öngörüyor.

Alman istihbaratı: İran'ın Avrupa'daki saldırıları artabilir Haber

Alman istihbaratı: İran'ın Avrupa'daki saldırıları artabilir

Salı günü (19 Mayıs 2026) bir açıklama yapan BfV, İran istihbaratının hedefleri arasında Yahudi ve İsrail kurumlarının yanı sıra rejim muhalifleri, İsrail ve ABD destekçileri ile Tahran yönetimi tarafından "hain" olarak nitelendirilen kişilerin bulunduğunu kaydetti. Rapora göre istihbarat yetkilileri, İsrail ve ABD saldırılarının İran'ın güvenlik aygıtını ciddi şekilde zayıflatmasına rağmen, savaş baskısının azalmasıyla birlikte Tahran'ın kaynaklarını yeniden Avrupa'daki dış operasyonlara kaydırmasından endişe ediyor. Teşkilat, İranlı ajanların tehditten gözetlemeye ve terör eylemlerine kadar geniş bir yelpazede faaliyet yürütmeye hazır olduğunu vurguladı. "Onlarca Alman vatandaşı İran için çalışıyor" BfV'nin karşı casusluk bölümünün yürüttüğü soruşturmalara göre, askeri eğitim almak veya İran makamlarının hizmetine girmek amacıyla Almanya'dan İran'a giden ve oradaki hükümet için çalışan en az onlarca kişi bulunuyor. İstihbarat raporlarında spesifik örneklere de yer verildi. İnternete düşen doğrulanmamış bir videoda, Hamburg doğumlu iki kişinin ellerinde Kalaşnikoflarla (AK 47) bir Besic kontrol noktasında nöbet tuttuğu görüldü. Bünyamin C. olarak bilinen bu kişilerden birinin, 2024'te Alman makamlarınca yasaklanana kadar Tahran'ın Avrupa'daki en önemli üssü olarak kabul edilen Hamburg İslam Merkezi (IZH) ile bağlantılı olduğu belirtildi. Tahran'dan paylaşılan propaganda videolarında boy gösteren bir diğer isim ise, uzun süredir Almanya'da yaşayan ve geçen yıl Frankfurt'ta Hamas'ın 7 Ekim saldırılarını desteklediği gerekçesiyle ceza alan Aytek Barani oldu. Organize suç örgütleri kullanılıyor Almanya'daki İsrail ve Yahudi hedefleri ile İranlı muhaliflere yönelik tehdit seviyesinin "yüksek" olarak kalmaya devam ettiğini belirten BfV raporu, şu ifadelere yer verdi: "İran, devlet destekli terör faaliyetleri yürütmek istiyor. Bunun için de Avrupa ülkelerinde önceden kök salmış ve faaliyet göstermiş mevcut ağlara ile organize suç çetelerine güveniyor." İstihbarat verilerine göre İran, Mart 2026'dan bu yana "Harekat Ashabü'l-Yemin el-İslamiye" adlı yeni bir işe alım ve örgütlenme kampanyasına ağırlık vermiş durumda. Söz konusu grubun, militan devşirmek için İran destekçileri ve Şii radikaller arasındaki sosyal medya ağlarını aktif olarak kullandığı kaydedildi.

Arakçi: İran’a yönelik tehditler sonuç vermedi Haber

Arakçi: İran’a yönelik tehditler sonuç vermedi

Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen BRICS Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın ardından İran basınına konuşan Arakçi, Washington yönetiminin tehdit dilini sürdürdüğünü ancak bunun sonuç vermeyeceğini söyledi. ABD’nin uzun süredir farklı yöntemlerle İran’ı tehdit ettiğini belirten Arakçi, “Kendileri de bu tehditlerden ve başlattıkları savaştan sonuç alamayacaklarını biliyorlar” ifadelerini kullandı. Sorunun askeri yollarla çözülemeyeceğini savunan İranlı Bakan, “40 gün boyunca bizimle savaştılar ve sonucu gördüler. İran’a saygılı bir dille yaklaşanlar aynı şekilde karşılık alır” dedi. Arakçi, askeri yöntemlerin çözüm üretmeyeceğini belirterek, tarafların diplomatik ve mantıklı yolları tercih etmesi gerektiğini söyledi. “BAE savaşta ABD’nin yanındaydı” İran Dışişleri Bakanı, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sırasında hava sahası ve topraklarını kullandırdığını öne sürdü. Bu konuda ellerinde “kesin deliller” bulunduğunu söyleyen Arakçi, “BAE bu savaşta ABD’nin yanındaydı ve mağdur rolü oynayamaz. İran yalnızca Emirlikler’deki Amerikan hedeflerini vurdu” diye konuştu. Arakçi, söz konusu meseleyi BRICS toplantısında da gündeme getirdiğini kaydetti. “Güvenlik bölge ülkeleriyle sağlanmalı” Tahran ile Abu Dabi’nin komşu ülkeler olduğunu vurgulayan Arakçi, bölgesel güvenliğin yabancı güçlerle değil, bölge ülkelerinin işbirliğiyle sağlanması gerektiğini söyledi. İranlı Bakan, “Geçmişte birlikte yaşadık, gelecekte de birlikte yaşamak zorundayız. Güvenliği yabancı ülkelerde değil, birbirimizle işbirliğinde aramalıyız” değerlendirmesinde bulundu. İsrail ile iş birliği yapanlar hesap verecek İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun savaş sırasında Birleşik Arap Emirlikleri'ni (BAE) ziyaret ettiği iddialarına ilişkin, "İran güvenlik birimlerinin uzun zaman önce liderliğimize ilettiği şeyi şimdi kamuoyu önünde ortaya koydu, İsrail ile iş birliği yaparak bölünme tohumları ekenler hesap verecek” dedi. Arakçi, X hesabından, Netanyahu’nun BAE’yi ziyaret ettiği iddialarına ilişkin açıklama yaptı. Bakan Arakçi, “Netanyahu, İran'ın güvenlik birimlerinin liderliğimize uzun zaman önce ilettiği şeyi şimdi kamuoyu önünde ortaya koydu” değerlendirmesinde bulundu. İran halkı ile düşmanlığın “akılsızca bir kumar” olduğunu söyleyen Arakçi, “Bunu yapmak için İsrail ile gizli iş birliği affedilemez. İsrail ile iş birliği yaparak bölünme tohumları ekenler hesap verecek” ifadelerini kullandı. Netanyahu'nun BAE ziyareti İsrail Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamada, Netanyahu’nun BAE’yi gizlice ziyaret ettiği ve BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan ile görüştüğü aktarılmıştı. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ise, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ülkeye ziyaret gerçekleştirdiği ve askeri heyetinin kabul edildiği yönündeki haberleri yalanlamıştı. ABD merkezli Axios haber platformu 26 Nisan tarihli haberinde, İsrail ile BAE arasında askeri, güvenlik ve istihbarat işbirliğinin savaş sırasında üst düzeye çıktığını yazmıştı. Axios'a konuşan yetkililer, Netanyahu'nun Al Nahyan ile savaşın ilk günlerinde gerçekleştirdiği görüşmenin ardından İsrail ordusuna ait bir Demir Kubbe bataryası ve kullanımından sorumlu onlarca İsrail askerinin BAE'ye gönderilmesi talimatını verdiğini bildirmişti. ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ise Tel Aviv'de katıldığı bir konferansta İsrail'in savaş sırasında BAE'ye Demir Kubbe bataryaları ve bunların işletilmesine yardımcı olacak asker gönderdiğini doğrulamıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.