Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İstihbarat

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - İstihbarat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstihbarat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Çiftçi’den emniyet müdürlerine okul güvenliği talimatı: “Tehlike okulun kapısına gelmeden tedbirimizi alacağız” Haber

Bakan Çiftçi’den emniyet müdürlerine okul güvenliği talimatı: “Tehlike okulun kapısına gelmeden tedbirimizi alacağız”

Turgutlu’daki saldırıya ilişkin mesaj Emniyet Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen toplantıda konuşan Çiftçi, Turgutlu’da bir okulun yakınında meydana gelen silahlı saldırıda yaralanan öğrencilere geçmiş olsun dileklerini iletti. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için adli ve idari süreçlerin sürdüğünü belirten Çiftçi, yeni göreve başlayan emniyet müdürlerinden şehirlerdeki güvenlik risklerini önceden tespit etmelerini istedi. “Şehrin huzur ve risk haritasını çıkaracaksınız” Çiftçi, emniyet müdürlerine görev yaptıkları kentleri mahalle ve sokak bazında tanımaları, risk bölgelerini belirlemeleri ve suç haritalarını analiz etmeleri çağrısında bulundu. Sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden ortaya çıkan yeni suç türlerine de dikkat çeken Çiftçi, özellikle çocukları ve gençleri hedef alan yapılara karşı önleyici güvenlik çalışmalarının artırılması gerektiğini söyledi. Çiftçi, suç örgütlerinin büyümesini beklemeden finans kaynaklarının, iletişim ağlarının ve dijital izlerinin takip edilmesi gerektiğini belirterek, güvenlik politikalarında risk analizi, erken uyarı, istihbarat ve kurumlar arası koordinasyonun önemine işaret etti. Okul çevrelerinde risk analizi yapılacak Toplantıda okul güvenliğine ilişkin özel talimatlar da veren Çiftçi, her okulun risk durumunun ayrı ayrı değerlendirilmesini istedi. Okul çevreleri, öğrencilerin kullandığı güzergahlar, metruk yapılar, park ve bahçeler ile şüpheli hareketliliğin takip edilmesi gerektiğini belirten Çiftçi; silaha erişim, akran zorbalığı, tehdit, şiddet eğilimleri ve sosyal medya üzerinden yapılan tehditlerin de güvenlik birimleri tarafından dikkate alınmasını istedi. Çiftçi ayrıca il milli eğitim müdürlükleriyle koordinasyonun güçlendirilmesini, okul irtibat görevlilerinin daha etkin kullanılmasını ve gerekli noktalarda devriye ile görünür polis varlığının artırılmasını istedi. “Tehlike okulun kapısına gelmeden tedbirimizi alacağız” diyen Çiftçi, okul güvenliğinin bundan sonra rutin bir asayiş başlığı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. 232 personel bir üst rütbeye terfi etti Çiftçi, 2026 yılı içerisinde Emniyet teşkilatında yapılan atama ve terfiler hakkında da bilgi verdi. Buna göre 232 personel bir üst rütbeye terfi ederken, 595 personel 1’inci Sınıf Emniyet Müdürü rütbesine atandı. Ayrıca 4 personel Emniyet Genel Müdür Yardımcılığına, 1 personel Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığına, 39 personel il emniyet müdürlüğüne atandı. Merkez teşkilatında ise 12 birim amiri görevlendirildi. “Vatandaşın kendisini devletinin güvencesinde hissetmesi önemli” Emniyet müdürlerinden sahada daha görünür olmalarını isteyen Çiftçi, vatandaşlarla, muhtarlarla, okul yöneticileriyle, esnafla ve ailelerle sürekli iletişim halinde olunması gerektiğini söyledi. Çiftçi, güvenlik hizmetlerinde hukuka ve adalete bağlılığın önemine dikkat çekerek, asıl hedefin vatandaşların huzur içinde yaşaması ve çocukların güvenli şekilde okula gidip gelebilmesi olduğunu ifade etti. Konuşmasının sonunda “Terörsüz Türkiye” hedefine de değinen Çiftçi, terör, uyuşturucu ve organize suçlarla mücadelenin yanı sıra şehirlerde güvenli yaşam alanlarının korunmasının öncelikli hedefler arasında olduğunu belirtti.

FETÖ’nün ‘izdivaç sorumluları’na operasyon: 9 şüpheli gözaltında Haber

FETÖ’nün ‘izdivaç sorumluları’na operasyon: 9 şüpheli gözaltında

Adaylar hakkında detaylı bilgiler toplandığı belirlendi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Terörle Mücadele ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen soruşturma kapsamında, örgütün ‘izdivaç sorumlusu’ olarak tanımladığı kişilerin evlilik adaylarına ilişkin çeşitli bilgileri topladığı ve kayıt altına aldığı tespit edildi. Yapılan incelemelerde adayların yaş, eğitim durumu, mesleği, memleketi, aile yapısı, fiziki özellikleri ve örgütsel konumları gibi bilgilerin yanı sıra fotoğraflarının da temin edildiği ve bu bilgiler doğrultusunda aday havuzları oluşturulduğu belirlendi. Örgüt içerisinde uygun görülen kişilerin söz konusu kriterler üzerinden eşleştirildiği, izdivaç faaliyetlerinin dijital platformlarda oluşturulan gruplar aracılığıyla da sürdürüldüğü değerlendirildi. Dijital materyallerden 13 şüpheli tespit edildi Soruşturma kapsamında 5 Mayıs 2026'da düzenlenen operasyonda gözaltına alınan ve örgütün ‘izdivaç sorumlusu’ olduğu değerlendirilen Merve Daştan'a ait dijital materyaller de incelemeye alındı. İncelemeler sonucunda, örgütün izdivaç yapılanması içerisinde faaliyet gösterdiği değerlendirilen 13 şüpheli tespit edildi. 8 ilde eş zamanlı operasyon Belirlenen şüphelilerin yakalanması amacıyla İstanbul merkezli 8 ilde 13 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında İstanbul'da 2, Ankara'da 1, Kocaeli'de 2, Karabük'te 2, Denizli'de 3, Gaziantep'te 1, Kayseri'de 1 ve Samsun'da 1 adrese baskın yapıldı. Operasyonlarda 9 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Diğer şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi.

Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında Kurtlar Vadisi senaristleri ifade verdi Haber

Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında Kurtlar Vadisi senaristleri ifade verdi

Kurtlar Vadisi senaristleri adliyede Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin çeşitli bilgi ve iddiaların araştırıldığı belirtildi. Soruşturma kapsamında Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan’ın bilgilerine başvurulmasına karar verildi. Üç senarist, ifade vermek üzere Silivri Adliyesi’ne gitti. Raci Şaşmaz: “Tamamen dizi kurgusudur” Raci Şaşmaz, ifadesinde Kurtlar Vadisi’nin açık kaynaklardan yararlanılarak oluşturulan bir kurgu olduğunu belirterek, dizinin gerçek kişilerle doğrudan ilişkilendirilmemesi gerektiğini savundu. Şaşmaz, “Kurtlar Vadisi toplumun fotoğrafını çeker ve açık kaynaklardan yararlanarak bunları drama gücüyle izleyicinin anlayabileceği bir formata getirip kamuoyuna arz eder” dedi. Dizideki Kaşifoğlu karakterinin istihbarat içi çatışmaları anlatmak amacıyla oluşturulduğunu belirten Şaşmaz, karakterin hikayesinin sona ermesinin ardından dizide öldürüldüğünü ve bunun tamamen senaryo gereği olduğunu ifade etti. Şaşmaz, karakterin gerçek hayatla bağlantısı olmadığını savunarak, “Bu tamamen dizi kurgusudur. Hayal ürünü karakterlerin birleşiminden oluşur. Birinin ölümünü önceden bilme ihtimalimiz yoktur” ifadelerini kullandı. “Kaşif Kozinoğlu’nun ölümünü araştırmak savcılığın işi” Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturmanın yürütülmesinden memnuniyet duyduklarını belirten Şaşmaz, ölümün cinayet veya ihmal sonucu gerçekleşmiş olması halinde bunun ortaya çıkarılmasını istediklerini söyledi. Şaşmaz, “Kaşif Kozinoğlu’nun ölümünü araştırmak savcılık makamının işidir. Bundan ancak memnuniyet duyarız. Cinayete kurban gittiyse ya da ölümünde ihmaller varsa bunların ortaya çıkması ve dahli bulunanların cezalandırılması, tüm kamuoyu gibi bizim de talebimizdir” dedi. Ali Fuat Yılmazer iddialarını reddetti Şaşmaz, sosyal medyada dizinin senaryosuna eski emniyet mensubu Ali Fuat Yılmazer’in müdahale ettiği yönündeki iddiaları da reddetti. Yılmazer’i tanımadığını ve kendisiyle herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını belirten Şaşmaz, söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığını savundu. Soruşturma kapsamında senaristlerin ifadelerinin alınmasının ardından Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin adli incelemenin sürdüğü bildirildi.

11 Eylül saldırılarının üzerinden 25 yıl geçti: Dünyayı değiştiren günün dakika dakika kronolojisi Haber

11 Eylül saldırılarının üzerinden 25 yıl geçti: Dünyayı değiştiren günün dakika dakika kronolojisi

11 Eylül saldırıları yalnızca ABD'nin güvenlik politikalarını değil, küresel siyasetin ve uluslararası güvenlik anlayışının seyrini de değiştiren tarihi bir kırılma noktası oldu. İlk uçak Kuzey Kule'ye çarptı 11 Eylül 2001 sabahı Boston'dan Los Angeles'a gitmek üzere havalanan American Airlines'ın 11 sefer sayılı uçağı, El-Kaide saldırganları tarafından kaçırıldı. Uçak saat 08.46'da New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'nin Kuzey Kulesi'ne çarptı. Çarpışmanın ardından binada büyük bir yangın çıktı ve üst katlarda çok sayıda kişi mahsur kaldı. İlk anda kazaya ilişkin belirsizlik yaşanırken, kısa süre içinde olayın koordineli bir saldırının parçası olduğu ortaya çıktı. 17 dakika sonra ikinci uçak Güney Kule'ye çarptı İlk saldırının üzerinden henüz 17 dakika geçmişken United Airlines'ın 175 sefer sayılı uçağı da kaçırıldı. Boston'dan Los Angeles'a gitmek üzere havalanan uçak, saat 09.03'te Dünya Ticaret Merkezi'nin Güney Kulesi'ne çarptı. İkinci çarpışma, saldırının kaza olmadığını açıkça ortaya koyarken, olay dünya televizyonlarından canlı olarak takip edildi. Böylece New York'un simge yapılarından İkiz Kuleler aynı anda büyük bir felaketin merkezine dönüştü. Hedef bu kez Pentagon oldu Saldırganların kontrolündeki üçüncü uçak, Washington Dulles Havalimanı'ndan kalkmış olan American Airlines'ın 77 sefer sayılı uçağıydı. Uçak saat 09.37'de, ABD Savunma Bakanlığı'nın Arlington, Virginia'daki Pentagon binasına çarptı. Saldırıda Pentagon'da bulunan 184 kişi ile uçakta bulunan kişiler yaşamını yitirdi. Saldırı, ABD'nin siyasi ve askeri merkezlerinden birinin doğrudan hedef alınması nedeniyle ülke genelinde büyük bir şok yarattı. Güney Kule 09.59'da çöktü Saldırılardan yaklaşık bir saat sonra Dünya Ticaret Merkezi'ndeki yıkım daha da büyüdü. Güney Kule, saat 09.59'daçöktü. Binadaki yangınların ve uçakların çarpmasıyla oluşan yapısal hasarın birleşmesi, kulelerin taşıyıcı sistemlerini zayıflattı. Güney Kule'nin ardından Kuzey Kule de saat 10.28'de çöktü. Dördüncü uçakta yolcular saldırganlara karşı direndi Newark Havalimanı'ndan San Francisco'ya gitmek üzere havalanan United Airlines'ın 93 sefer sayılı uçağı da dört saldırgan tarafından kaçırıldı. Yolcular, telefon görüşmeleri aracılığıyla diğer uçakların hedef alındığını öğrendi. Bunun üzerine uçaktaki yolcular ve mürettebat, kokpiti ele geçirmek için saldırganlara karşı harekete geçti. Mücadele sırasında uçak saat 10.03'te Pensilvanya'nın Shanksville kenti yakınlarında boş bir araziye düştü. Uçaktaki 40 yolcu ve mürettebatın tamamı hayatını kaybetti. Resmi değerlendirmelere göre yolcuların müdahalesi, uçağın Washington'daki başka bir hedefe ulaşmasını engellemiş olabilir. 11 Eylül saldırılarında 2 bin 977 kişi hayatını kaybetti 11 Eylül saldırılarında Dünya Ticaret Merkezi, Pentagon ve Flight 93'ün düştüğü bölgede toplam 2 bin 977 kişi yaşamını yitirdi. Hayatını kaybedenler arasında saldırılara müdahale etmek için binalara giren yüzlerce itfaiyeci ve çok sayıda polis memuru da bulunuyordu. Kurbanlar 90 farklı ülkenin vatandaşlarından oluşuyordu. Saldırılar, binlerce kişinin yaralanmasına ve sonraki yıllarda kurtarma ve müdahale çalışmalarında görev alan çok sayıda kişinin sağlık sorunları yaşamasına da neden oldu. Dünya siyasetinin seyri değişti 11 Eylül saldırıları, ABD'nin terörle mücadele ve ulusal güvenlik politikalarında kapsamlı değişikliklere yol açtı. Washington yönetimi saldırıların ardından "Teröre Karşı Küresel Savaş" politikası çerçevesinde kapsamlı askeri ve güvenlik operasyonları başlattı. ABD, Ekim 2001'de Afganistan'a askeri müdahalede bulundu. 2003 yılında ise Irak işgali başladı. Bu gelişmeler Orta Doğu'nun siyasi dengelerini uzun yıllar boyunca etkiledi. Havacılık güvenliğinden istihbarat faaliyetlerine, sınır kontrollerinden terörle mücadele yasalarına kadar çok sayıda alanda yeni uygulamalar hayata geçirildi. 25 yıl sonra 11 Eylül'ün mirası 11 Eylül saldırılarının üzerinden çeyrek asır geçmesine rağmen saldırıların siyasi, güvenlik ve toplumsal etkileri devam ediyor. Her yıl 11 Eylül'de düzenlenen anma törenlerinde saldırılarda hayatını kaybedenlerin isimleri okunuyor ve saldırıların gerçekleştiği saatlerde sessizlik anları düzenleniyor. 25 yıl sonra 11 Eylül, yalnızca ABD tarihinin en büyük terör saldırılarından biri olarak değil, 21. yüzyılın uluslararası güvenlik ve jeopolitik düzenini şekillendiren en önemli olaylardan biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.

Bayraktar AKINCI'dan İHA-300 ile 250 kilometrelik tam isabet Haber

Bayraktar AKINCI'dan İHA-300 ile 250 kilometrelik tam isabet

Test kapsamında Tekirdağ'ın Çorlu ilçesindeki AKINCI Uçuş Eğitim ve Test Merkezi'nden havalanan Bayraktar AKINCI, Karadeniz üzerindeki test bölgesine ilerledi. Sinop açıklarında gerçekleştirilen atışta İHA-300 füzesi deniz üzerindeki hedefe gönderildi. Atışın başarıyla sonuçlanmasının ardından AKINCI, planlanan uçuş rotasını takip ederek Çorlu'daki merkeze geri döndü. AKINCI'nın uzun menzilli taarruz kabiliyeti genişliyor İHA-300'ün AKINCI'ya başarılı şekilde entegre edilmesiyle platformun sahip olduğu uzun menzilli taarruz seçeneklerine yeni bir mühimmat daha eklendi. Bayraktar AKINCI daha önce İHA-122 ve İHA-230 süpersonik füzeleriyle gerçekleştirilen testlerde de başarılı sonuçlar elde etmişti. AKINCI'nın farklı mühimmatlarla kullanılabilmesi, platformun çeşitli hedeflere yönelik farklı görev profillerinde değerlendirilmesine imkan sağlıyor. Baykar'ın verilerine göre AKINCI; MAM-L, MAM-T, MAM-C, TOLUN, TEBER, LAÇİN, LGK, HGK, GÖKÇE ve GÖZDE güdüm kitlerinin yanı sıra KGK-82-SİHA, İHA-230, İHA-122, ÇAKIR ve EREN gibi farklı mühimmatlarla da entegre edildi. Çorlu'dan havalandı, Sinop açıklarında hedefi vurdu Test uçuşunun ilk aşamasında Çorlu'daki AKINCI Uçuş Eğitim ve Test Merkezi'nden havalanan platform, Karadeniz'deki test sahasına yöneldi. Sinop açıklarına ulaşmasının ardından gerçekleştirilen atışta, 250 kilometre menzilde bulunan deniz üzerindeki hedef İHA-300 ile vuruldu. Testin tamamlanmasının ardından AKINCI'nın herhangi bir aksaklık yaşanmadan planlanan güzergah üzerinden Çorlu'ya döndüğü belirtildi. AKINCI'nın daha önce de Sinop açıklarında farklı mühimmatlarla atış testleri gerçekleştirdiği biliniyor. Platform, İHA-230 ile yapılan önceki bir testte 100 kilometre mesafedeki deniz üzerindeki hedefi tam isabetle vurmuştu. Baykar'ın ihracat başarısı Baykar, insansız hava araçları alanındaki üretim ve ihracat faaliyetleriyle Türkiye'nin savunma sanayisindeki öne çıkan şirketleri arasında yer alıyor. Şirketin verilerine göre Baykar, 2025 yılında 2,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Gelirlerinin büyük bölümünü ihracattan sağlayan şirket, son yıllarda küresel SİHA pazarındaki konumunu korudu. Baykar'ın Bayraktar TB2 ve AKINCI için farklı ülkelerle ihracat anlaşmaları bulunuyor. Şirket, AKINCI'nın yanı sıra insansız savaş uçağı Bayraktar KIZILELMA'nın geliştirme çalışmalarını da sürdürüyor. AKINCI farklı görevler için geliştiriliyor Bayraktar AKINCI, istihbarat, gözetleme, keşif ve hedef tespiti gibi görevlerin yanı sıra hassas taarruz görevlerinde kullanılabilecek şekilde geliştirildi. Platformun farklı mühimmatları taşıyabilmesi, görev alanının kara ve deniz hedeflerine yönelik operasyonları da kapsayacak şekilde genişlemesini sağlıyor. İHA-300 ile gerçekleştirilen 250 kilometrelik test atışının başarıyla tamamlanmasıyla AKINCI'nın uzun menzilli mühimmat kullanımındaki kabiliyetlerine yeni bir halka daha eklendi.

İran, Hürmüz Boğazı'nda ABD'ye ait insansız su altı aracını ele geçirdiğini açıkladı Haber

İran, Hürmüz Boğazı'nda ABD'ye ait insansız su altı aracını ele geçirdiğini açıkladı

"Hürmüz Boğazı girişinde tespit edildi" Devrim Muhafızları Donanması tarafından yapılan açıklamada, ABD'ye ait gelişmiş bir insansız su altı aracının Hürmüz Boğazı'nın girişinde tespit edildiği ve gerçekleştirilen operasyonun ardından kontrol altına alındığı belirtildi. İran makamları, aracın 2025 yılında ABD filosuna teslim edildiğini ve gelişmiş denizaltı teknolojileriyle donatıldığını savundu. İran'ın açıklamasında araç, ABD'nin "en modern akıllı ve insansız denizaltılarından biri" olarak tanımlandı. ABD: Araç daha önce arızalanmıştı İran'ın açıklamasının ardından ABD Savunma Bakanlığı, söz konusu insansız su altı aracının bir süre önce arızalandığını açıkladı. ABD tarafı, aracın bölgedeki deniz araştırmaları sırasında arızalandığını ve hassas veri toplamadığını belirtti. Reuters'a göre ABD'li yetkililer, aracın eski bir model olduğunu ve üzerinde gizli sonar veya radar sistemleri bulunmadığını ifade etti. Aracı geliştiren Anduril şirketi de aracın kaybedildiğini doğrularken, Dive-LD sistemlerinin yüksek riskli görevlerde kullanılmak üzere tasarlandığını ve araç kaybının operasyonel açıdan öngörülebilir olduğunu bildirdi. Araç Dive-LD olarak tanımlandı Reuters'ın aktardığı bilgilere göre ele geçirildiği belirtilen araç, ABD merkezli Anduril tarafından geliştirilen Dive-LDadlı otonom su altı aracı. Yaklaşık 5,8 metre uzunluğundaki sistemin deniz tabanı haritalama, mayın tespiti, istihbarat toplama ve denizaltı altyapılarının incelenmesi gibi görevlerde kullanılabildiği bildirildi. İran ile ABD arasındaki gerilimin Hürmüz Boğazı çevresinde arttığı bir dönemde yaşanan gelişmenin, iki ülke arasındaki askeri gerilimi daha da tırmandırabileceği değerlendiriliyor.

Sultanbeyli’de IŞİD operasyonu: Polise ateş açtığı öne sürülen şüpheli öldürüldü Haber

Sultanbeyli’de IŞİD operasyonu: Polise ateş açtığı öne sürülen şüpheli öldürüldü

Şüphelinin yakalanması için operasyon düzenlendi İstanbul Valiliği tarafından yapılan açıklamaya göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstihbarat Şube Müdürlüğü ile koordineli şekilde yürüttükleri çalışmalar kapsamında IŞİD ile bağlantılı olduğu değerlendirilen Berkan Ç.’yi takibe aldı. Türkiye’de saldırı planladığı iddia edilen 21 yaşındaki şüphelinin yakalanması amacıyla Sultanbeyli’de operasyon gerçekleştirildi. Operasyon sırasında silahlı çatışma çıktı Operasyon sırasında Berkan Ç.’nin görevli polis memurlarına ateş açtığı belirtildi. Bunun üzerine polis ekiplerinin silahla karşılık verdiği, şüphelinin olay yerinde hayatını kaybettiği bildirildi. Çatışma sırasında bir vatandaşın da yaralandığı ve olayla ilgili gerekli işlemlerin başlatıldığı kaydedildi. Vali Gül’den güvenlik birimlerine teşekkür İstanbul Valisi Davut Gül, operasyonun ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, çalışmada görev alan güvenlik güçlerine teşekkür etti. Gül, paylaşımında, terörle mücadelede güvenlik birimlerinin kararlılıkla çalışmalarını sürdürdüğünü belirterek, Milli İstihbarat Teşkilatı ile İstanbul Emniyet Müdürlüğünü tebrik etti. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla başlatılan soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

CIA Direktörü Ratcliffe’in Moskova ziyaretine ilişkin dikkat çeken iddia Haber

CIA Direktörü Ratcliffe’in Moskova ziyaretine ilişkin dikkat çeken iddia

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü John Ratcliffe’in bu hafta gerçekleştirdiği Moskova ziyaretinin amacıyla ilgili ABD basınında yeni bir iddia gündeme geldi. Ziyaretin, Rusya’ya NATO üyesi ülkelere yönelik olası bir saldırının ciddi sonuçlar doğuracağı mesajını iletmek amacı taşıdığı öne sürüldü. ABD basınında yer alan haberlere göre, Ratcliffe’in sürpriz Moskova temasının, ABD istihbaratının Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in önümüzdeki birkaç yıl içinde NATO’nun kararlılığını sınamak amacıyla ittifak üyesi bir ülkeye yönelik saldırı düzenleyebileceğine ilişkin değerlendirmelerinin ardından gerçekleştiği iddia edildi. Baltık ülkeleri endişesi The Wall Street Journal’a konuşan ABD’li yetkililer, Washington’da özellikle Baltık ülkelerinin olası bir Rus müdahalesinin hedefi olabileceğine ilişkin endişelerin bulunduğunu aktardı. Yetkililere göre Rusya’nın olası bir müdahalesi doğrudan geniş çaplı bir askeri operasyon şeklinde olmayabilir. Siber saldırılar veya sınırlı kara operasyonları gibi farklı yöntemlerin de gündeme gelebileceği değerlendiriliyor. ABD’li yetkililer ayrıca, İran savaşı nedeniyle Batılı ülkelerin savunma harcamalarını artırması ve mühimmat stoklarının azalmasının da Rusya’nın olası bir saldırı hesabında dikkate alınabileceğini belirtti. Bu değerlendirmeler doğrultusunda Ratcliffe’in Moskova temaslarında Rus tarafına, NATO ülkelerinden herhangi birine yönelik saldırının ciddi sonuçlar doğuracağı konusunda doğrudan mesaj verdiği ileri sürüldü. Ratcliffe, Rus istihbarat yetkilileriyle görüştü Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ratcliffe’in Moskova’da Rus istihbarat yetkilileriyle görüştüğünü doğrulamıştı. Peskov, CIA Direktörü’nün Putin ile bir görüşme gerçekleştirmediğini, ancak Rusya Devlet Başkanı’nın Ratcliffe’in temasları hakkında bilgilendirildiğini açıklamıştı. Trump, iddiaları reddetti ABD Başkanı Donald Trump ise Ratcliffe’in Moskova ziyaretine ilişkin farklı bir değerlendirmede bulundu. Trump, ziyareti "yarı rutin" olarak nitelendirirken, temasların NATO veya İngiltere’ye yönelik olası Rus askeri tehditleriyle bağlantılı olduğu iddiasını reddetti. Washington ve Moskova tarafından Ratcliffe’in görüşmelerinin içeriğine ilişkin ayrıntılı bir açıklama yapılmazken, ABD basınında yer alan iddialar ziyaretin Rusya-NATO ilişkilerindeki olası güvenlik riskleriyle bağlantılı olabileceğine işaret ediyor.

MİT Arşivinden 1933 Tarihli Gizli Belge: İstihbaratın Görünmez Yazıları Ortaya Çıkarma Yöntemleri İlk Kez Paylaşıldı Haber

MİT Arşivinden 1933 Tarihli Gizli Belge: İstihbaratın Görünmez Yazıları Ortaya Çıkarma Yöntemleri İlk Kez Paylaşıldı

27 Ağustos 1933 tarihli belge, dönemin Milli Emniyet Hizmeti Riyaseti (MAH) bünyesinde faaliyet gösteren D (Teknik Destek) Şubesi'nin çalışmalarına ilişkin bilgiler barındırıyor. "Bizzat açılacaktır" ibaresiyle hazırlanan gizli yazışmada, dönemin istihbarat görevlilerinin posta yoluyla gönderilen mektupları incelemek için kullandığı teknik yöntemler ve kimyasal işlemler anlatılıyor. 1933 Tarihli MAH Belgesi Arşive Açıldı MİT tarafından yayımlanan belgede, İstanbul B Amirliği'ne gönderilen bir yazışmanın detayları yer alıyor. Belgede, 230 numaralı posta kutusundan alınan bir mektubun teknik yöntemlerle açıldığı belirtiliyor. İstihbarat görevlileri tarafından yapılan inceleme sırasında, mektubun ilk sayfasında gerçekleştirilen deneme işlemi nedeniyle bazı yazıların zarar gördüğü ve bir bölümünün silindiği ifade ediliyor. Belgede, okunabilen kısımların anlamlarının çıkarıldığı ve ikinci sayfanın tercümesinin de ek olarak gönderildiği bilgisi bulunuyor. Bu detaylar, dönemin istihbarat birimlerinin yalnızca bilgi toplamakla kalmayıp, teknik inceleme yöntemleri konusunda da özel çalışmalar yürüttüğünü ortaya koyuyor. Mektuptaki İmza İçin Değerlendirme Yapıldı Belgede dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise mektubun sonunda bulunan imzaya ilişkin değerlendirme oldu. Mektupta yer alan "Lüsi" imzası nedeniyle, yazının sahibinin Lucci Vidman olabileceği yönünde bir ihtimal üzerinde durulduğu görülüyor. Dönemin istihbarat görevlileri, elde edilen belgelerde yer alan isim, imza ve içerik bilgilerini analiz ederek mektubun kaynağını belirlemeye çalıştı. Görünmez Yazılar İçin Kimyasal Yöntem Kullanıldı Belgenin en dikkat çekici bölümlerinden biri ise gizli yazıların ortaya çıkarılması amacıyla kullanılan kimyasal yöntemlere ilişkin bilgiler oldu. Belgenin "Not" bölümünde, ilerleyen süreçte aynı posta kutusundan elde edilecek mektupların incelenmesi sırasında uygulanabilecek kimyasal işlem hakkında ayrıntılı bir formüle yer veriliyor. Buna göre, 10 gram demir klorür (perchlorür de fer) ile 90 gram damıtılmış suyun (maimukattar) karıştırılmasıylabir çözelti hazırlanması öneriliyor. Hazırlanan karışımın, kâğıt üzerinde bulunan gizli yazıları veya silinmiş izleri ortaya çıkarmak amacıyla kullanılabileceği belirtiliyor. Fırça Yerine Daldırma Yöntemi Önerildi Belgede yalnızca kimyasal karışımın hazırlanışı değil, uygulama yöntemiyle ilgili teknik bilgiler de yer alıyor. İstihbarat görevlilerinin notunda, hazırlanan sıvının bir küvete konularak mektubun bu çözelti içine fotoğraf banyosu yapılır gibi daldırılması gerektiği ifade ediliyor. Ayrıca fırça ile yapılan uygulamaların istenilen sonucu vermediği, daha etkili sonuç almak için kâğıdın doğrudan çözeltiye temas ettirilmesi gerektiği belirtiliyor. Bu ayrıntılar, 1930'lu yıllarda istihbarat faaliyetlerinde kullanılan teknik destek yöntemlerinin dönemin şartlarına göre ne kadar gelişmiş olduğunu gösteriyor. MİT Tarihi Belgeleri Kamuoyuyla Paylaşmayı Sürdürüyor MİT'in "Özel Koleksiyon" kapsamında yayımladığı tarihi belgeler, Türkiye'nin istihbarat geçmişine ilişkin önemli bilgiler sunuyor. Daha önce de farklı dönemlere ait belge ve materyalleri erişime açan MİT, bu çalışmalarla geçmişte kullanılan yöntemlerin, kurumların işleyişinin ve istihbarat faaliyetlerinin daha iyi anlaşılmasını amaçlıyor. 1933 yılına ait son belge ise özellikle teknik istihbarat faaliyetleri, gizli yazışmaların incelenmesi ve dönemin belge analiz yöntemleri açısından dikkat çekici bir kaynak olarak değerlendiriliyor. Tarihi belge, geçmişte istihbarat birimlerinin kullandığı yöntemleri ortaya koyarken, aynı zamanda Türkiye'nin erken dönem güvenlik yapılanmasına dair önemli ipuçları sunuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.