Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İstanbul

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - İstanbul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstanbul haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Özgür Özel: Emeklinin Tabağında Yemek Yok, Katar Emiri’nin Altın Tabaklarını Sergileyecekmiş” Haber

Özgür Özel: Emeklinin Tabağında Yemek Yok, Katar Emiri’nin Altın Tabaklarını Sergileyecekmiş”

Özel, şunları söyledi: “80’İNCİ MİTİNGDE DENİZLİ’DE ON BİNLER MEYDANI DOLDURDU” “Değerli arkadaşlar, son grup toplantımızdan bu yana hep beraber yoğun bir çalışma sürecinin içinde olduk. Bir yandan İstanbul, Beykoz’da 79’uncu eylemimizi yaptık. Ardından pazar günü Denizli’de 80’inci eylemde yoğun bir yağışın altında, tüm gün boyunca yağmur yağarken, ‘Acaba bu miting iptal olacak mı? Mitingi iptal edecek misiniz?’ diyenlere şöyle söyledik: ‘Bu yağmurda miting olmaz, mitingi iptal etmek lazım. Ama bu yağmurda eylemin en güzeli olur, en etkilisi olur’ dedik. 10 binler meydanı doldurdu. Denizli’de o yağmura rağmen Türkiye’deki herkesin direnme umudunu, mücadele azmini diri tutan Denizli’de ve civarından bize katılan herkese, Denizli örgütümüze, belediye başkanlarımıza, büyükşehir belediye başkanımıza yürekten teşekkür ediyoruz. 2026 yılında mücadeleyle, mücadeleyi büyüterek, bir santim eğilmeden, bir adım geri atmadan, bir kelime eksik konuşmadan hakkımızı aramaya, mücadeleyi sürdürmeye ve iktidara yürümeye hep beraber devam edeceğiz.” “RAUF DENKTAŞ’I RAHMETLE ANIYORUZ” “Vefatının 14’üncü yılında Türk Mukavemet Teşkilatı’nın Kurucusu, ömrü Kıbrıs davasıyla geçmiş, sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kurucu Cumhurbaşkanı rahmetli Rauf Denktaş’ı bir kez daha minnetle anıyoruz. Her Kıbrıs’a gittiğimizde ailesini ve kabristanı ziyaret ediyoruz. Bir kez daha ailesine buradan saygılarımızı, selamlarımızı yollarken, kendisine de Allah’tan gani gani rahmet diliyorum.” “BEYAZ BASTON YASASINA İHTİYAÇ VAR” “Bugün aramızda elbette emekliler var. Uzun konuşacağız. 7 - 14 Ocak haftası, Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası. Biz beyaz bastonluların farkındayız. Beyaz bastonluları görüyoruz. Bastonlarını kaldırıyorlar. Ayağa kalktılar. Türkiye görsün beyaz bastonluları. Aradaki emekliler birazcık açılırsa onları görelim. Onların farkında olmak lazım; trafikte, kaldırımda farkında olmaz lazım. Sarı çizgiler onlar için tek başlarına toplumsal yaşama katılabilmelerinin teminatı. Sarı çizgilere dikkat etmek, park ederken dikkat etmek, kaldırımlarda esnafımızın dikkat etmesi, onların yollarını tek başlarına bulmalarına katkı sağlayan sarı çizgilere özen göstermek lazım. Cumhuriyet Halk Partisi olarak engelli dostu, görme engelli dostu bir belediyecilik anlayışını tüm belediyelerimizde uygulamaya çalışıyoruz. Bu konuda tüm yerel yönetimlere düşen görevlerin bir kez daha altını çiziyorum. Ayrıca beyaz bastonun standartları var. Uzun yıllardır mücadele edildi ama mutlaka bir Beyaz Baston Yasası’na ihtiyaç var. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu ihtiyacın da farkındayız. Tüm grupları Beyaz Baston Yasası’nı çalışmak ve hep birlikte yasalaştırmaya davet ediyorum.” “İFTİRALAR, HAKARETLER VE CHP’Yİ SUÇLAYAN BİR DİL VAR” “Diğer taraftan biraz önce söyledim. Birazdan emeklilerle ilgili çok kapsamlı, uzun ve bütün meseleyi çözüm önerileriyle birlikte konuşacağımız adeta emeklilere özel bir grup toplantısını yapacağız. Ancak bir yandan Adalet ve Kalkınma Partisi’nde grup toplantısında teknolojik imkânlardan yararlanıp, ülkenin Cumhurbaşkanı sıfatıyla gelip de burada bir partinin Genel Başkanlığını yaparken, Cumhuriyet Halk Partisi gibi bir partiye iftiralar, hakaretler ve dönüp dolaşıp Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendinde olanı, kendi yaptığını şimdi CHP yapıyormuşçasına CHP’yi suçlayan bir dil var. Sayın Erdoğan’a hep söyledim, ‘Eğer hak etmediğimizi duyarsak, hak ettiğini duyarsın’ dedim. Şimdi hep birlikte bir hak ettiğini izleyelim. Sonra tekrar birlikteyiz. İşte hak etmediğini duyan Cumhuriyet Halk Partisi’nin Adalet ve Kalkınma Partisi’ne hak ettiği cevabıdır. Bundan sonra böyle. Duyan duymayana söylesin. Gören görmeyene anlatsın. Erdoğan'a yapıldığında gidip yurtdışından destek istemek meşru, Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve Ekrem İmamoğlu’na yapıldığında dışarıya gidip de ‘Türkiye’de yapılan bir yolsuzluk operasyonu değildir. Türkiye’de yapılan yargı eliyle bir darbedir. Mevcut Cumhurbaşkanı’nın gelecek Cumhurbaşkanı’na, mevcut iktidarın bugün gücünü kullanarak geleceğin iktidar partisine yaptığı darbedir’ dediğimizde, ‘Bizi gidip de oraya şikayet ediyorlar…’ Geçmişte kimin Türkiye’yi şikayet ettiğini, Türkiye’yi mahkemelere verdiğini, tazminat taleplerinde bulunduğunu… Ben mesela tutup da İngiliz’den, Amerikalı’dan ‘Türkiye’yi kınayan bir açıklamayı yap, bunu da gelelim burada gazetelere manşet yapalım’ filan demedim. Ben Avrupa’daki kardeş partilerime ‘Türkiye’deki bir yargı darbesidir, ülkenizde bunu doğru anlatın. Erdoğan’ı güvenlik kaygılarıyla pazarlık edilecek birisi olarak değil demokrasi zeminine davet edilmesi gereken bir siyasi muhatap olarak görün’ dedim. Demeye de devam ediyorum. Bundan sonra da söyleyeceğim. Japonya’da trende basılan sekiz milyon tirajlı gazetesine de anlattım, dünyanın öbür ucunda 50 kişiye yayın yapan bir radyo varsa ona da anlatırım. Türkiye’de yapılanlar darbedir. Bu darbeye teslim olmayacağız.” “SENİN İÇİN UTANÇ, BİZİM İÇİN ONUR VESİKASIDIR” “Biraz önce de vardı; Türk basınının amiral gemilerinden bir tanesi Milliyet’te tam manşet. 2005 yılının 6 Haziran günü. ‘Erdoğan, ABD’ye uçarken anti-Amerikancılığa karşı net tavır aldı: ‘Talihsizlik Cumhuriyet Halk Partisi’nin ABD karşıtı olması.’ Erdoğan, Washigton’u kızdıran anti- Amerikanizmin faturasını CHP’ye kesti. ‘Bu ilk defa çıkmadı, talihsizlik ana muhalefetin de bu çizgide olmasıdır’ dedi.’ Erdoğan, işte bu o günkü halini de bugünkü halini de gösteren; işte bu o günkü durumunu da bugünkü durumunu da gösteren; tarihin önünde ne olduğunu altın harflerle kazıdığın, senin için utanç, bizim için onur vesikasıdır.” “ALEVİ CANLARIMIZIN CANINI YAKANA ‘ARKASINDAYIM’ DENİYOR” “Ayrıca bir yandan da halen daha bekliyoruz. Geçtiğimiz hafta Meclis’te AK Parti’nin Grup Başkanvekili, Adalet ve Kalkınma Partisi adına orada konuşan, söz söyleyen, bütün işlemlerde parti adına o oturumda, o birleşimdeki en yetkili kişi tuttu ve dedi ki… Güya bizi eleştirecek. ‘Suriye’de Müslümanlar ölürken ses çıkarmayanlar, Alevi katliamı var diye şimdi konuşuyorlar’ dedi. Grup Başkanvekilimiz bunu fark etti ve büyük bir siyasi olgunlukla dedi ki ‘Bunu düzeltin.’ Çünkü ağızdan çıkan laf bazen olmadık bir yere gider. Orada olur. Döndü ve dedi ki ‘Yanlış bir şey söylüyorsun, bunu düzelt.’ Hanımefendi düzeltmedi. Direndi. Şimdi bütün Türkiye’de bu konuda Alevi canlarımızın canını yakan bu konuda Adalet ve Kalkınma Partisi uyarımıza rağmen ‘Hayır, arkasındayım’ diyor. Alevileri Müslüman’dan saymayan, Cumhuriyet Halk Partisi’ne iftira atacağım derken Suriye’deki Alevi katliamını meşrulaştıran, acayip, tutulacak hiçbir yanı olmayan bir şey. Dün Ömer Çelik çıkmış televizyon karşısına… Parti adına bir düzeltme bekliyorsun. Abuk subuk laflar çeviriyor. Bir - 1,5 aylık polemiklerden bir şeyler çıkarmaya çalışıyor. Bu hanımefendiyi halen daha görevde tutmaya devam ederseniz, o ayıplı lafın altına tüm parti imza atar, başta Erdoğan.” “AMERİKANCILIK DA SANA KALSIN, BOP’UN EŞ BAŞKANISIN” “Bir de o hanımefendiye söyleyeyim. Müslüman kanı akarken ses çıkarmamak filan. Tövbeler olsun. Böyle bir lafı söyleyene yazıklar olsun da 1 Mart 2003… Erdoğan o Amerikancı Erdoğan, ‘CHP ABD karşıtıdır, talihsizliktir’ diyen Erdoğan iktidara gelmeden önce partisinin Genel Başkanı’yken Amerika’ya gidip, biat sözü veren Erdoğan, karşılığında Irak operasyonu için tezkere sözü veren Erdoğan, 1 Mart’ta kapalı oturumda Irak operasyonu için Mersin Limanı’ndan Amerikan askerinin gelmesini, geçip Irak’a bizim sınırımız üzerinden kara operasyonu yapmasını engellemek için Cumhuriyet Halk Partisi 22’nci dönem grubu çırpındı. 99 AK Parti milletvekili o gün bizimle birlikte oy kullanarak, o tezkerenin geçmesine, Amerikan postalının Mersin’den basıp güneye, güney doğuyu kirletmesine, Irak’a gidip 1,5 Müslüman kanı akıtmasına, bu ayıba ortak olunmamasına Meclis’te o günkü 99 AK Parti milletvekili ve tüm Cumhuriyet Halk Partisi grubu oy kullandı. Mani oldu. O 99’dan bir tanesini siyasette var etmedi, hepsini yok etti. Şimdi buradan 22’nci dönem yaşayan tüm milletvekillerimizi hürmetle, hayatta olmayanları rahmetle anıyorum ve diyoruz ki; biz Amerika’nın her türlü emperyalist ve kirli oyununa karşı, Türkiye’nin, Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türk milletinin hakkını ve menfaatini sonuna kadar koruruz. Amerikancılık da sana kalsın. Çünkü ben antiemperyalist mücadeleyle vatanı, yedi farklı işgal ordusundan temizleyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partinin Genel Başkanıyım. Sen BOP’un Eş Başkanısın. Bununla övünüyorsun.” “SEN MÜZE AÇMAYA DEVAM ET, BİZ ASLANLAR GİBİ HİZMET EDİYORUZ” “Türkiye 2018’den bu yana artık bütün yetkileri bünyesinde toplayan, maalesef aynı dolmakalem, aynı mürekkeple sabah vali, öğleden sonra il başkanı atayan, aynı mürekkeple kaymakam, ilçe başkanı atayan, hem bir partinin genel başkanı hem Cumhurbaşkanlığı yapan birinin artık çoklu makam bozukluğuyla büyük ve içinden çıkılamaz krizlere sürükleniyor. Bir ekonomik kriz içindeyiz ki, tek adam rejimi başladığından beri bitmek bilmiyor. Bunun yanında yargı krizi, sosyal krizler, her bir tanesi bu ülkenin canını ayrı ayrı yakıyor. Bugün asgari ücretliler, emekliler, çiftçiler tarihin en borçlu dönemini yaşarken yüksek faiz, yüksek enflasyon, iğneden ipliğe gelen zamlar hepimizin belini büktü. AK Parti’nin bu sıkıntıları çözecek kadroları da becerisi de enerjisi de yok. Öyle bir ihtimal yok artık. O yüzden AK Parti ile milletin arasına giren mesafeyi görmek lazım. Ve Cumhuriyet Halk Partisi gerçek siyaseti meydanlarda, sokaklarda, vatandaşın yanında yaparken; kışın sıcak, yazın serin salonlardan polemik yapanların ürettikleri siyaseti de utanarak izliyor. Millet bu haldeyken Erdoğan bambaşka bir alemde. Geçen gün bir konuşma yapmış. Not önüme geldi inanamadım. ‘Bu fakirin İstanbul’da bir müzesi var’ diyor. Hangi fakirin? Erdoğan fakir, İstanbul’da bir yer almış, metruk haldeymiş, yaptırıyormuş. Oraya müze yapıp kendisine verilen hediyeleri sergileyecekmiş. Bu salondaki emeklinin tabağını koyacak yemeği yok. Adam Katar Emirinden aldığı altın tabakları sergileyecekmiş. Katar şeyhinden aldığı altın tabağı sergileyecek, kendisine verilen hediyeleri sergileyecek, ‘Fakirim ben’ diyor. ‘Bu fakirin bir müzesi olacak artık’ diyor. Sen kimsin? Sen Cumhurbaşkanısın. Cumhurbaşkanının müzesi olmaz kardeşim. Atatürk’ün müzesi mi var, İnönü’nün müzesi mi var? Hangi Cumhurbaşkanının müzesi var? Cumhurbaşkanına ne verildiyse devletin müzesinde durur, devletin müzesinden.” “YALVARDIK ‘SİYASİ AHLAK YASASI ÇIKARALIM’ DİYE” “Kendi kendini ihbar ediyor. Yalvardık, yalvardık Siyasi Ahlak Yasası çıkaralım diye. Bunu Sayın Davutoğlu desteklediğinde ‘Siyaset yapacak bir il başkanımız, ilçe başkanımız kalmaz’ deyip tarihinin en büyük itirafında bulunmuştu. Sayın Davutoğlu ‘Hırsızlık yapan kardeşim olsa kolunu keserim’ dedi. Siyaseten Sayın Davutoğlu’na karşı operasyonu bu sözleri başlattı. Binali Yıldırım’a ‘Topla imzaları, indireceğiz Davutoğlu’nu’ deyip Siyasi Ahlak Yasasına direnen, o Ahlak Yasası çıksa milletvekiline verilecek hediye belli, Cumhurbaşkanına verilecek hediye belli, hangi tutarın üzeri kayda tabi, hangisi devletin müzesine konur hepsi belli. Bunları yapmamış. Şimdi ‘Bu fakir müze açacakmış Kasımpaşa’da.’ Vallahi sen Kasımpaşa’da müze açmaya devam et. Biz o Kasımpaşa’ya aslanlar gibi hizmet etmeye devam ediyoruz. Beyoğlu Belediyesi ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile. Biz Kasımpaşa’da emekli evleri açıyoruz, biz Kasımpaşa’da emekli lokalleri açıyoruz, Kasımpaşa’daki okula su sebili koyuyoruz ki zenginin çocuğu kana kana su içerken, fakirin çocuğu Kasımpaşa’da okulun tuvaletindeki çeşmeye ağzını dayanamazsın diye. Ne konuşuyorsun sen Kasımpaşalı?” “ERDOĞAN ‘EMEKLİ’ KELİMESİNİ LÜGATİNDEN SİLMİŞ” “Sayın Erdoğan bir kelimeyi unuttu. Bir kelimeyi. Tarayın dedim geriye doğru. Yok. Hangi kelime? Emekli. Emekli kelimesini unuttu. Ağzına almıyor emekli kelimesini. Lügatinden silmiş. Onun için emekli yok, asgari ücretli yok. Ama biz bu ülkenin yoksullarını onların insafına bırakmayacağız. Tüm dertleri, sıkıntıları, çözümleri ayrı ayrı konuşacağız. Bugün bu salonda Türkiye’deki tüm emeklileri temsilen, kendileri grubumuz Meclis’i terk etmeme kararı aldığında harekete geçen, bu eylemliliği destekleyen, bugün de buraya koşan gelen emekliler var. Hepinizin karşısında Cumhuriyet Halk Partisi olarak saygıyla ve hürmetle eğiliyoruz. Emekliler grup salonunda ‘Emekliyiz haklıyız, kazanacağız’ diye sesleniyorlar, seslerini yükseltiyorlar. Ben iki emeklinin bir evladı olarak bu boğazından devlet memurunun aldığı maaş, emeklinin aldığı maaş, sonra da Sosyal Güvenlik Kurumu ile yaptığı sözleşmeyle devletin ödediği ilaç faturaları dışında boğazından bir kuruş geçmemiş, boğazından geçen her kuruş, evladının boğazından geçen her kuruşta bu devletin emeği olan, bu devleti var eden sizlerin emeği olan partinin Genel Başkanı olarak söylüyorum. Sizin onur mücadeleniz, hepimizin onurudur. Sizin için sonuna kadar mücadele edeceğiz.” “‘EMEKLİYE BÜYÜMEDEN PAY VERMİYORLAR” “Şimdi kısaca hatırlayalım. Söylüyoruz, kızıyorlar. Kızmaya devam edecekler. Adalet ve Kalkınma Partisi emeklinin düşmanıdır. Emeklinin düşmanıdır, zenginin dostudur. Geldiklerinde ilk lafları şu olmuştu: ‘Emekliye milli gelirden pay vermeyeceğiz. Zira emekli milli geliri artıran değil, azaltanlardır’ diye tanımlama yaptılar ve büyümeden pay vermemeyi sistematik olarak, kararlı olarak, planlayarak yaptılar. Onlar geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün beğenmediğimiz, itiraz ettiğimiz asgari ücret 28 bin lira. 1,5 asgari ücret 42 bin lira. Bu salondaki herkes biliyor ki; AK Parti gelmese, emekliye hiç ilişmese, hiç karışmasa, emeklinin düşmanı olmasa, ‘Emekli milli gelire katkı yapan değil, azaltan unsurlardır’ ayıbının sahibi olmasa, bugün beğenmediğimiz asgari ücretin 1,5 katını alarak en az 42 bin lira alıyor olacaktı. Bu ülke rahmetli Ecevit, rahmetli Mesut Yılmaz ve Sayın Devlet Bahçeli’nin beğenmedikleri, her fırsatta yerdikleri üçlü koalisyon döneminde son verdiği en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün 42 bin lira bugünkü asgari ücrette olması gereken tutar. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak her yönüyle bunları çalışıyoruz. Ben söylüyorum, kızıyor. Diyor ki; ‘Çıkmış Anadolu’yu geziyor, sarraf sararak dolaşıyor, altın hesabı yapıyor. Bırak o hesabı, şunun hesabını ver’ diyor. Niye bırakacağım o hesabı? Her hesap şaşar Anadolu’da, altın hesabı şaşmaz. Sen istediğin kadar anlat, istediğin kadar anlat. Git Anadolu’ya sor teyzeme, hesabı altın hesabı ile yapar. O beğenmedikleri üçlü koalisyonun, o koalisyonun dönemindeki ekonomik krizden gelip de çözülmekte olan ekonomik krizin üstüne gelip de iktidar olup da dönüp dönüp oraya kötüledikleri o koalisyonun son verdiği emekli maaşıyla, en düşük emekli maaşıyla 8 tane çeyrek altın alınabiliyordu. 8 çeyrek altın. Bugün verdikleri, teklif ettikleri emekli maaşı 2 çeyrek altın almıyor. 2 çeyrek altın almıyor. Yani emeklinin kaybı ayda 6 çeyrek altın. Şaka değil. Bugün bir emekli ya, bir emekli, gitse kuyumcudan bir çeyrek altın alsa eve varırken baksa cebinde yok. Aklı çıkar, yol boyunca gider arar ‘Nerede düşürdüm ben bunu?’ diye. Ama bugün bir emekli değil her emekli, 1 çeyrek altın değil 6 çeyrek altın, bir sefer değil her ay kaybediyor. Kusura bakmasın emekliler ve bunu bilsin bütün Türkiye. Bir şey nerede kaybedildiyse orada bulunur. Madem 6 çeyrek altını her ay için seçim sandığında kaybettik, ilk seçim sandığında gidip orada bulacağız.” “1,2 MİLYON KİŞİ DAHA EN DÜŞÜK AYLIK ALANLAR HANESİNE EKLENDİ” “Sefaletin nasıl büyüdüğüne bir örnek daha vereyim. Daha temmuz ayında, bu sene temmuz ayında, devletin resmi rakamıyla en düşük emekli maaşı alanların sayısı 3,7 milyondu. Şimdi 4,9 milyon. Yani altı ayda 1,2 milyon kişi daha en düşük emekli maaşı alanlar hanesine eklendi. 5 milyon kişiye çıktı en düşük emekli maaşını alanlar. Biz böyle bir sefalet üzerine hem asgari ücret, hem de emekli maaşları için çalıştık. Teklifimizi yaptık. Dedik ki ‘Asgari ücret 39 bin lira olmalıdır, emekli maaşı da bir asgari ücret olmalı. Asgari ücrette en düşük emekli maaşı da 39 bin lira olmalıdır.’ Çalıştık, kaynağı hazırladık. Teşvik paketini hazırladık. Dedik ki ‘Asgari ücrete zam verirken; küçük esnafı, belli sektörleri korumalıyız.’ 10 bin lira, 5 bin lira, 4 bin liralık SGK prim destekleri hazırladık. Götürdük, gösterdik. Dediler ki ‘Bunu yapamayız.’ Asgari ücret tarihte ilk kez açlık sınırının altında açıklandı. Açıklandığı gün açlık sınırı 30 bin liraydı, 28 bin lira açıklandı. Emekli maaşı da enflasyon farkıyla 18 bin 938 lira açıklandı. İnanamadık. ‘Böyle bir şey olmaz’ dedik. Grup başkanvekillerimizle değerlendirdik. ‘Dedim ‘Ne yapıyorlar?’ ‘Bir şey yapmıyorlar.’ ‘Ne görüşüyorlar?’ ‘Trafik kanunu görüşüyorlar.’ ‘Müdahale etmeyecek misiniz?’ Dediler ki ‘Biz buradayız ama AK Parti birazdan kapatır gider.’ Konuştuk, grubumuz hep birlikte oybirliği ile büyük bir azimle emekliler için mücadeleye, dikkatleri Meclis’e çekmeye ve emekliler için Meclis’te nöbet tutmaya karar verdi. Altı gündür gece gündüz oradalar. Altı gündür Türkiye’nin gündemine oturttular. AK Parti hazımsızlıkla etmedik hakaret bırakmıyor milletvekillerimize. Aslında onlar bu meselenin gündeme gelmesini, konuşulmasını, haber olmasını, yani sizlere yaptıkları zulmün daha çok görülmesine, duyulmasına dayanamıyorlar. Hazımsızlık yapıyorlar. Çatlasalar da patlasalar da emeklinin arkasında durmaya devam edeceğiz.” “SEFALET MAAŞINI ORTADAN KALDIRACAK ARİTMETİK ORTADADIR” “Burada önemli bir gelişme; emekliler açısından da Türkiye demokrasisi açısından da Meclis’in itibarı açısından da… Maalesef bu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen ucube sistem, milletle devletin arasına bir saray koydu. Bu yüzden de millet kendi Meclisinden dahi soğudu. Buradan bir şey ummuyor. Ama bugün Sayın Bahçeli konuşmasında emeklilere verilen ücreti söylerken, ‘Sefalet ücreti’ dedi. Burada büyük bir fırsat var. Burası milletin meclisi. Ana muhalefet partisi 7/24 nöbette, hep birlikte buradayız. En iyi iyileştirme için mücadele edeceğiz. ‘Bin lira verelim’ diyorlar, harçlık verir gibi. ‘20 bin lira yapalım’ diyorlar, sonuna kadar itiraz edeceğiz. Ancak buradaki fırsat şudur arkadaşlar: Ana muhalefet eylemde, DEM Parti bizim kadar sert eleştiriyor bunu. Yeni Yol Grubu, Saadet Partisi, Gelecek Partisi hepsi bu sefalet maaşına itiraz ediyorlar, açıklamalar yapıyorlar. Bir de Milliyetçi Hareket Partisi buna ‘sefalet’ dedikten sonra, bir şey söylüyorum emekliler. Siz bugün herkes samimiyetle lafının arkasından durursa, bu Meclis’te artık azınlık değilsiniz, çoğunluksunuz, çoğunluksunuz. Buradan Sayın Bahçeli'ye saygılarımı sunuyorum. Tüm genel başkanlara saygılarımı sunuyorum. Eğer Adalet ve Kalkınma Partisi iyi bir teklif getirirse, grubumuz iki elini birden kaldırıp oy verir. Eğer getirmezlerse bu Meclis sarayın memuru değil ki. Bu Meclis’e her parti ayrı ayrı teklif verebilir, ortak teklif verebiliriz. Bütün milletvekilleri altına imza atabiliriz. Bu 20 bin liraya mademki ‘sefalet’ diyoruz, madem Sayın Bahçeli de bugün buna ‘Sefalet maaşı’ dedi, getirelim emekli maaşını asgari ücrete eşitleyelim, ‘Asla altında olamaz’ diyelim. Emekliyi de kurtaralım, Meclis’in itibarını da kurtaralım. İşte ‘İnsanca yaşamak istiyoruz’ diyen emeklinin bu Meclis’teki sesini duymak ve bu Meclis’te tarihi bir adım atma fırsatı vardır. Bunun için grup başkanvekillerimiz mevkidaşlarıyla görüşecekler tüm siyasi partilerden. Hem direnmeye, mücadeleye, hem de diyaloğa devam edeceğiz. Plan ve Bütçe Komisyonuna gelecek, Perşembe günü görüşülecek. Plan ve Bütçe Komisyonunda en iyi noktaya gelmesi için mücadele etmeliyiz. Plan ve Bütçe Komisyonunda da Meclis Genel Kurulunda da herkes sözünün arkasında durursa, bu sefalet maaşını ortadan kaldıracak aritmetik ortadadır. Diğer konularda ayrı düşünürüz, yine tartışırız. Herkes kendi ittifakında kimle birlikte olmak istiyorsa olur. Ama emeklinin meselesinde bir arada olursak Türkiye’de çok şey değişecek, çok şey değişecek.” “BİZ YAPSAK BİZE DE AYNISINI YAPIN” “Bu arada en düşük emekli maaşını, bir asgari ücret yapmak için lazım olan kaynak 650 milyar lira. Geçende bütçe geçti buradan. ‘Böyle bir paramız yok, kaynak yok’ diyorlar ya bütçede bir kalem 768 milyar lira var. Vazgeçilen kurumlar vergisi. Yani kazanmış, kar etmiş, vergi ödeyecek. O vergiyi ödemesin diye 768 milyar lira kaynağı buraya koydular. Ama emeklinin 650 milyar lirasına şimdi ‘Para yok, kaynak yok’ diyecekler. 2,7 trilyon lira faiz ödüyorlar. Lazım olan paranın dört katından fazla. Şimdi emekliye gelince ‘Yoktur’ diyecekler. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, emekliye dayatılan bu zulme sonuna kadar karşı çıkacağız. Kaynak? Plan ve Bütçe Komisyonu oturacak ve çalışacak. Gerekirse bütçede kalemler arasında aktarma yetkisi var. Kurtarırsa oradan bulunacak. Kurtarmazsa ek bütçe yapılacak. Sabaha kadar çalışılacak ama emeklinin sorunu çözülecek. Eğer bu sorunun çözümüne katkı sağlanmazsa, buna direnilirse, buna grup kürsülerinden başka konuşulup, oylamaya gelince başka davranılırsa, o zaman bunu da emekliler takdir edecek. Şu kadarını söyleyeyim, bu Adalet ve Kalkınma Partisi için diyorum. Sizin karşınızda duran kim olursa aynısını yapın. Biz yapsak bize de yapın. Sizi görmeyeni, sizi duymayanı, sizin için çalışmayana bırakın oy vermeyi, sokakta selam bile vermeyin bunlara.” “MANSUR BAŞKAN, EMEKLİYE AYDA 2 BİN 677 LİRA DESTEK VERİYOR” “Ankara’dasınız, bu şehrin bir büyükşehir belediye başkanı var. Örneği oradan vereceğim. Tüm belediyelerimizde çok benzer uygulamalar var ama en iyilerinden bir tanesi Ankara. Ankara’da Mansur Başkan… Hani günlerdir sudan siyasetle uğraşıyorlar ya onunla, sudan siyaset. Denizli’de dedim ki ‘Bunlar çıkmışlar, yağmur yağmasın duası yapıyorlar.’ İnanan çıktı yahu. Arkadaşlar, şuna inanan çıktı: ‘Nereden biliyorsun?’ Yaptıklarından biliyoruz. Zil takıp oynayacaklar. Öyle bir şey ki bundan önce 2019’da Erdoğan kendisi, 2023’te bakanı, biri birinci etap, biri ikinci etap… ‘Efendim Gerede sistemini yaptık. Ankara’nın su sorununu 2050’ye kadar çözdük’ dediler. 2025’ye kadar. Ben onların yalancısıyım. Devlet Su İşleri’nin başında onlar var. Onlar yönetiyor. Ve ‘Ankara’nın su sorunu çözüldü.’ Ver suyu. Mansur Yavaş dağıtsın. Mansur Yavaş bu konuda her türlü tedbiri almış. Gerede sisteminden 2023’te 235 milyon metreküp su gelirken, 2024’te 119 milyon metreküp, 2025’te 72 milyon metreküp su gelebilmiş. Geçen sene mayıstan bu ekime kadar bir metreküp su gelmemiş. Şimdi ben dönüp ‘Ey Erdoğan, ne oldu Gerede sistemi? Beceriksiz Erdoğan’ desem, vallahi Allah’ın gücüne gider. Niye? Yağmur yağmıyorken, küresel bir kuraklık varken, Türkiye’de barajları yapma işi iktidarınken, 23 yıldır iktidarda olup da bu hale gelene yine de biz kuraklık üzerinden bir şey demeyip, ‘Hep birlikte çalışalım, su sorununu çözelim’ derken, o dönüp Mansur Yavaş’a ‘Beceriksiz, Ankara’yı susuz bıraktı’ deyip laf söyleyip, sudan siyaset yapıyor. Mansur Yavaş tedbirlerini aldı. Rakamları şeffaflıkla paylaştı. O sorunu da çözdü. Allah’ın izniyle her sorunu çözdüğümüz gibi su sorununu da belediyelerin yetkisinde belediyelerle, milletin verdiği yetkiyle de gelecek sene iktidarda çözeceğiz. Şimdi bu Mansur Yavaş’la bu emekliler arasında yaşanan meseleye bakın. Hani AK Parti ‘19 bin lirayı 20 bin lira yapacağım, bin lira vereceğim’ diyor ya. Koca Meclis’i çalıştıracaklar, çözüm bulacaklar, bin lira verecekler çocuğa harçlık verir gibi. Mansur Yavaş Ankara’da sosyal yardım alması gereken, yani yoksul emeklilere her ay 2 bin 677 lira maaşlarının üzerine belediyeden destek koyuyor. Her ay koyuyor bu parayı. Yılda 12 kez bir kilogramlık et desteği yapıyor. Kışın üç ay boyunca doğalgaz faturalarını ödüyor. Ramazan ve Kurban bayramlarında ilave 2 bin 500’er lira veriyor. Bunları yaparken de yüzlerce müfettişle tepesinde duruyorlar. Bugün de Mansur Bey dedi ki ‘Genel Başkanımız duyursun bunu…’ Haftaya Meclis’te çoğunluğumuz da var, geçirmeme ihtimalimiz de yok. Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi karar alacak, 377 bin sosyal yardım alan kişi bundan sonra Ankara Büyükşehir sınırları içinde bedava ulaşımda olacak.” “DÜŞEN DOĞURGANLIĞIN SEBEBİ GARİBANLIK” “Bir yandan kısıtlı, silkelenen belediyelerin imkanlarıyla, birazdan başka örneklerden de bahsedeceğim, bizler bu mücadeleyi verirken ellerindeki güçle geçmişte yaptıklarını bozan, verdikleri sözden cayan bir iktidarla karşı karşıyayız. Bugün emeklisini perişan eden iktidar şimdi kancayı yarının emeklilerine takmış. Biliyorsunuz Bireysel Emeklilik Sistemi getirmişti. ‘Teşvik edeceğiz’ demişti. ‘BES’i tabana yaymak için devlet katkısını yüzde 30’a çıkarıyoruz’ demişlerdi. Sessiz, sedasız devlet katkısını yüzde 20’ye düşürdüler. Millet bunlara inandı, BES’e girdi, ‘Yüzde 30 devlet katkısı’ dedi. Şimdi yüzde 20’ye düşürdüler. Bu şekilde yüzde 10’luk azaltmayla, kendilerince bir yerden kendi ihtiyaç duydukları işlere kaynak yaratmaya çalışıyorlar. Ama insanlar ‘Okursam iş bulurum. Çalışırsam aileme yetecek kadar kazanırım. Bundan sonra artık bir şekilde aileme bakarım’ diyecek noktadan çok uzağa gittiler. Sayın Erdoğan, ‘Vaktiyle üç çocuk yapın, beş çocuk yapın’ diyordu. Şu anda 1,5 altına gerilemiş durumda Türkiye’de doğurganlık hızı. Bu çok büyük bir tehdit ancak bir tane sebebi var. O da garibanlık. O da gelecek kaygısı. O da ‘Bu asgari ücretle nasıl çocuk yapayım? Hatta nasıl evleneyim? Evlendim, çocuğum oldu. Nasıl büyüteyim? Nasıl doyurayım?’ Bu kaygılar Türkiye’de doğurganlık hızını da en çok düşüren ve en acımasız doğum kontrol yöntemi.” “KARTTAN KAPATIYOR, BORÇ BÜYÜYOR SONRA ‘YA ÇIKARSA?’” “Yoksulluk, sefalet maalesef insanlarımızı kumara, sanal bahse itiyor. Öyle bir şey ki böyle oturup da ‘Ya o da oynamasın….’ Öyle bir şey değil ki. Kredi kartı var. Aldığı maaş bitiyor. Ya maaş hesabında kredili maaş hesabı... En kolay açılan hesap. Sormadan açıyorlar hemen. Maaşını çektiğin karta 5 bin lira, 10 bin lira kredili mevduat hesabı. Maaş bitince kendiliğinden düşüyor eksiye. Maaş yatar yatmaz kendiliğinden o kapanıyor. Bu kadar tahsilatı garanti bir hesaptan, kredi kartı borçlarına uygulandığı gibi Türkiye’nin en acımasız faizini kesiyorlar. Ayrıca yüzde 30 vergi kesiyorlar. Türkiye’de parası olan, faize koyan, aldığı faizden yüzde 17,5 vergi veriyor. Parası olmayan, borca batan, ödediği paradan yüzde 30 vergi veriyor. Şimdi maaş yetmiyor. Ama eve ekmek alınacak, çocuğa süt alınacak, bez alınacak. Elektrik parası ödenecek. Doğalgaz ödenecek. Kattan çektiriyor ya da kredili mevduattan alıyor. Bunun yıllık bileşik ki millet bilmez, vergisi, faizi, bilmem nesi, toplam yüzde 96’ya geliyor. Yıllık yüzde 96. En acımasız yani mert olan karşıdan vurur, hain biri arkadan vurur. Bu AK Parti’nin kara düzeni yere düşene yerde vuruyor. Halen bak BES’teki yüzde 30’u sessiz sedasız bir gecede yaptılar. Cumhurbaşkanı’na yetki verdiler, imzayı attılar, yüzde 20’ye düşürdüler. Yahu burada bu yüzde 30 ödenmeyen kredi kartına. Bir de biliyorsunuz, bilmeyen yoktur burada. Kredi kartını ödeyemedin mi ödeyemediğin günden işletmiyor faizi. Dönüyor, hesap kesim gününden işletiyor. Yani bir günlük değil, 11 - 13 günlük faiz alıyor. En acımasız faizi işletiyor. İşte bu yüzden insanlar oradan çektiriyor, bu karttan kapat, borç büyüyor. Kalıyor cepte son bir para. O parayla da ‘Acaba nasıl çıkacağım bu işin içinden?’ ‘Ya çıkarsa’ deyip dönüyorlar önce Milli Piyango’nun sitesine giriyorlar.” “SPOR TOTO’NUN HASILATI YÜZDE 6000 ARTMIŞ” “Bakın, bu Adalet ve Kalkınma Partisi yıllar önce şöyle bir şey dedi: ‘Milli Piyango’yu özelleştireceğiz.’ ‘Yapmayın’ dedik. ‘Altın yumurtlayan tavuk kesilmez’ dedik. ‘Yok, keseceğiz’ dediler. Sonra kesmemeye, 10 yıllığına birisine vermeye, on yıl sonra alıp bir başkasına vermeye karar verdiler. Temel tezleri şuydu: ‘Devlet kumar oynatmaz.’ Yahu ne kumarı? Bu millet, Anadolu’daki bu insanlar yılbaşında aldığı bir Milli Piyango biletini kumardan saymıyor ki. Niye saysın? Çeviriyor arkasına bakıyor. Nereye gidiyor para? Mehmetçik Vakfı’na. Nereye gidiyor? Kızılay’a, Yeşilay‘a, Çocuk Esirgeme Kurumu’na. Öyle değil mi? Sen bunun neyine kumar diyorsun? ‘Kumar.’ Devlet eliyle kumar olmaz. 13 + 1 oynuyor. Soruyor, ‘Babaanne söyle bakalım Manisa mı, Kasımpaşa mı?’ Babaannem diyor ki ‘Taraf tutmuyoruz.’ Soruyor 13 + 1’de, ‘Bir rakam söyle.’ Buna kumar dediler ve dediler ki ‘Devlet bunu yapmayacak. Özelleştireceğiz.’ Sonra 10 yılına özelleştirdiler, aldı birisi işletiyor. Bakın 2003’te Spor Toto’nun hasılatı 17 milyon dolarmış. 2023’te yüzde 66 bin 700 artarak, yani 6 bin 700 kat artarak, 11,3 milyar dolar olmuş. 117 milyon dolardan, 11,3 milyar dolara çıkmış. Dolar bazında söylüyorum. Bakın ‘Devlet kumar oynatmazcılar’ın verdikleri şey. Bu Milli Piyango’nun resmi sitesi. Milli Piyango’nun resmi sitesi. Spor bahisleri hariç 119 oyun var. Girdiğinde karşına bu çıkıyor. Diyor ki 10.11.2025 tarihinde Milli Piyango Online‘da bir oyuncumuza Olimpos Şimşekleri oyununda 925 bin lira isabet etmiştir’ diyor. Reklam. A’dan Z’ye kumar oynatıyor. 119 çeşit. Antik sandık da var, ballı kovan da. Arının kovanda hangi peteğe konacağını bilirsen para veriyor. Ballı kova. Akıllara ziyan. Buz fırtınası, ıvırı zıvırı, en fenası… Misket, çocukların misket oyunu. Diyor ki ‘Kendi misketinin rengini seç, oyunun başlamasını bekle’ diyor. Üç numara yeşil misket. Bak, çocukların kumda oynadığı kuyuya kumar oynatıyor. Bakın kumarhane kol çekme ne fena bir şey. Kol çekme var. Diyor ki ‘2 liraya büyük ödül, 50 bin lira.’ 2 liraya 50 bin liralık kol çekebiliyorsun burada. Havai fişek var. Havai fişeğini seç, 12 lira yatır. Senin havai fişek kaç para patlarsa o parayı sana verecek. Sıfır patlarsa tekrar; yeni tur, yeni bilet. 12 lira var, 24 lira var. Havai fişekten kumar oynattırıyor adamlar.” “KUMSALDA ÇOCUĞUNUN RIZKI İÇİN ARAMA YAPIYORLAR” “Ne oluyor biliyor musunuz? Bu siteye giriyorsunuz, oynuyorsunuz. Cookie diyorlar, çerezden seni yakalıyor. Dünyada ne kadar yasadışı kumar sitesi varsa başlıyor sana mesaj atmaya. Mesaj geliyor gariban adama. Cebinde son 200 lirası kalmış ya da 2 bin lirası var. Dünya kadar banka borcu var. ‘3 bin - 4 bin lira sana. Baştan fazladan veriyorum. Gel, oyna’ diyor. Bir tıklayıp içeri girdi mi bu tip işlerin bin katı numaralarla o cepteki o paralar da gidiyor. En sonunda kimi intihara sürükleniyor, kimi iflas ediyor, bütün sülaleyi batırıyor. Şimdi 2026 yılında 23 yıldır bu ülkeyi bu iktidar yönetiyorken, bu sefaleti yaratanlar da bu rezaleti yaratanlar da AK Parti’nin kara düzenidir. Nasıl değiştireceksin? Vallahi sandıkta değiştireceksin. Sandıkta değiştirmek dışında başka bir ihtimal kalmadı. Yeşilay’a göre Türkiye’de 40 milyon kişi en az bir kez bahis oynamış. 7 milyon kişi kumar bağımlısı haline gelmiş. Kumar bağımlısı sayısı uyuşturucu bağımlılığı sayısının kat be kat üstünde. Kumar borcundan dolayı canına kıyanlar… Öyle bir haldeyiz ki dedektör satışları patlamış. Bütün televizyonlarda haberdi. Millet altın arama dedektörü alıyor, hazine arıyor. Onu bırakın Antalya’nın sahillerinde turistin cebinden düşmüş Euroları dedektörle arayıp onları topluyorlar. Gösteriyor, ‘Ne yapayım abi’ diyor. ‘Şu Euro’ları buldum, gidip onu bozduracağım’ diyor. Bir - iki Euro metalleri topluyor. ‘Bazen’ diyor, ‘Kolye de düşmüş oluyor kumların arasına.’ Yazın düşmüş, kışın metal dedektörü ile kumsalda çoluğun çocuğunun rızkı için gidip arama yapıyorlar. Memlekette dün söyledim, tarihi geçmiş olan gıdaları marketlere koyup ‘fırsat reyonu’ diye satıyorlar. Tarihi geçmiş olanları. Bunların tamamından kurtulacağız. AK Parti’nin kara düzenini yıkmazsak namerdiz. Kumar bağımlılığı konusunda arkadaşlarımız hassas bir çalışma yaptılar. Buradan ifade ediyorum. Kumar bağımlılığı ile ilgili bir eylem planı hazırladık. Öncelikle toplumsal ve mali zararı tüm yönleriyle ortaya çıkaran bu belanın hızla röntgenini çeken, sonra gerek cezaların artırılması ve gerek toplumsal farkındalığın yaratılması, gerekse yasa dışı ise kurulan köprülerin ortadan kaldırılmasına ilişkin önemli bir eylem planı hazırladık. Buna önümüzdeki günlerde önce açıklayıp sonra diğer gruplarla paylaşıp, Türkiye Büyük Millet Meclisi‘nde bu konuda bir araştırma komisyonu kurulması ve bu eylem planının tüm partiler tarafından yasal düzenlemelerle bu soruna bir çare aranması için bir teklifte bulunacağız.” “ESNAFI KORUMANIN 150 FARKLI YÖNTEMİ İÇİNDE BU YOK” “Buradan gençlerin çok itiraz ettikleri, büyük bir haksızlığı dile getirmek durumundayız ve bunun da mutlaka geri alınması lazım. AK Parti zaten bir yerde bir huzur varsa, birisi bir şeyden memnunsa gidip onunla uğraşmakta, ki biliyorsunuz vaktiyle güvercine bile huzur vermiyordu, elindeki şemsiyeyle kümesteki güvercinleri dürtüyordu. Oraya bir şey yapacak. Geçmişte 150 Euro’ydu, 30 Euro’ya düşürmüşlerdi. Yurt dışından verilen siparişlerde gümrük vergisi muafiyeti var; 30 Euro. Ne yapıyor? Bin 500 lira. Bin 500 liraya kadar alışverişi internetten yapınca gençler yazdığı kadar para ödüyorsun. O geliyordu. Tuttular, ona iliştiler. Onu yasakladılar. Mesela hobi ürünleri var. İnsanlar dışarı çıkamıyorlar, pahalı etkinliklere katılamıyorlar. Kendince hobisi var. O hobilerin ürünleri satılıyor. Türkiye’de yok. Sipariş veriyor. 210 lira, 140 lira, 70 lira… Onlar geliyordu. Onları yasaklamışlar. Türkiye’de üretilmeyen bazı şeyler… Türkiye’de eskiden var bir radyo. Artık Türkiye’de o marka radyo satılmıyor. İçindeki bir tane elektronik bir şey yok. Fotoğrafını koyuyorsun internete. Çin’de var. Veriyorsun siparişi, geliyor 90 liraya. 5 bin liralık radyo teyp, 90 liralık çiple kurtuluyor. Arge kendince çocuklar çok meraklı, işte kodlama yapıyorlar, robot yapıyorlar bilmem ne yapıyorlar. Onlara parçalar alıyorlar, bir şeyler yapıyorlar. Onlarla uğraştı adamlar ya. Gittiler dün Ömer Çelik çıkmış soruyorlar, bir laf kalabalığı ‘Yok şunu yaptık bunu yaptık.’ Bununla mı esnafı koruyorsun? Ben sana esnafı korumanın 150 farklı yöntemini anlatırım. İçinde internetten verilen bu siparişe bilmem ne yapmak yok. Öyle bir noktaya getirdiler ki işi bir de. Eskiden orada 250 lira kılıf, Türkiye’de 600 liraya satılıyor. O siparişi kapattılar, Türkiye’de kılıf 3 bin liraya çıktı fiyatı. Öyle acayip işlerle meşguller. Doğrusunu söyleyeyim, bunu niye yaptı peki? Niye yaptı? Ne faydası var? Sana, bana faydası yok. Trump’a faydası var. Trump’a söz verdi, ‘Çin malına vergi koyacağım. Amerikan malından vergi kaldıracağım.’ Amerika’ya gittiği gece yaptı. Ayrıca bu ürünlerin tamamına yakını Çin’den ve Çin şirketlerinden geldiği için, Trump’ın Çin izolasyon fikrinde bu işi kapatmak olduğu için sırf Trump’a yaranmak için, Trump’a yarenlik etmek için gençlere bu kötülüğü yaptılar. Bütün çocuklar isyanda. Vallahi ben gençlerin yalancısıyım. Sırf Trump’a yaranmak için bu işi yaptı ya, ‘Bizim dünya lideri’ diyor güya dünya lideri, ‘Temu’dan almışlar o dünya liderini’ diyor. Temu’dan alınan dünya lideri çocukların dünyayla bağlantısını kapatıyor sadece Trump’a yaranmak için.” “ÜÇ EVLADIN YÜZÜNÜ GÜLDÜRMENİN BEDELİ SEKİZ GÜN ÇALIŞMAK” “Şimdi Tayyip Bey’i dinleyen bir ailenin bir hazin hesabı var, onu göstereceğim. Bu kardeşim, günahsız bir kardeşim, çok temiz bir kardeşim, iyi bir kardeşim. Eşiyle birlikte Tayyip Bey’in üç çocuk önerisine uymuş ve üç evladı yapmış. Karne de gelmiş, çatmış. Söz vermiş, ‘Sinemaya gideceğiz’ diye. En uygunundan beş sinema bileti bin 750 lira. ‘Baba patlamış mısır da alacaksın değil mi?’ sorusuna ta ekimde ‘Alacağım demiş’ ya almış, onu üç tane almışlar. Niye? Hanım demiş ki, ‘Bize alma, ben sana evde patlatırım. Dünya para.’ Başka bir mantığı var mı? Niye beş değil de üç. O da 800 lira tutmuş. Sonra çocukların en çok karne hediyesi talepleri, dışarıda hamburger menü, görüyorlar. Eskiden babam bizi karne alınca Manisa’da Şölen Döner Evi vardı oraya götürüyordu, bütün sene o günü bekliyorduk biraderle. Beş tane menü 2 bin 500 lira. Oyuncakçıdan da o girişte en ucuz oyuncak kutuları bin 100 liraymış, 3 bin 300 lira. Bu kardeşim Tayyip Bey’e uydu, üç çocuğu yaptı. 8 bin 350 lira altı saatlik mutluluk için, bu kardeşim 8 gün mesai yapacak bu asgari ücretle. 6 saat üç evladın yüzünü güldürmenin karşılığı 8 gün sabahın köründen akşama kadar çalışmak, mesai yapmak. Memleketi bu hale getirenlere yazıklar olsun.” “EMEKLİ TORUNUNA TABLET ALMAK İÇİN TÜM MAAŞINI VERİYOR” “Şimdi bir hazırlık da emekliler için yaptım. Yaparken de kendim de mevzuya şaştım. Emekliden torunu bir şey ister ya. Ne diyor? Mesela şey diyebilir. ‘Dede sınıfı geçersem bana tablet alabilir misin?’ Emekli de bana soruyor ‘Alabilir miyim?’ Baktım, alamıyormuş, 20 bin lira olmuş tablet. Bir tane standart tablet 20 bin lira. Emekli aldığı bütün maaşı verip torununa bir tablet alsa, bu tabletin 3 bin 975 lirası vergiye gidiyor. 3 bin 333 lirası KDV, 642 lirası bandrol, TRT. Yanlış duymadınız. Tablet ve TRT’nin ne alakası var? Torun internete bağlanabilirmiş, oradan TRT’nin internet sitesine girip internet üzerinden TRT Nağme ya da TRT’nin radyo kanalını açabilirmiş. TRT’nin radyo kanalını izleme, dinleme ihtimaline karşı torunun, emekliden 640 lira alıyorlar tablet alırken. AK Parti’nin kara düzeni, bütün emeklilere saygıyla sunuyorum. İlk elde bitireceğiz bu rezilliği, ilk elde.” “ADALET OLMAZSA GEÇİM DE OLMAZ” “Değerli arkadaşlar, bir ülkede adalet olmazsa; geçim de olmaz, refah da olmaz.19 Mart darbesi bu milleti daha da yoksullaştırdı. 160 milyar dolarımızı yediler. Borsayı çökerttiler. Yatırımcıyı kaçırdılar. Sayın Erdoğan bizimle sandıkta yarışmaktan, hesaplaşmaktan korktu. Partisinin kadın kolları var, bizim kadın kollarıyla yarışsalar, ‘CHP kazanır. Siz çekilin.’ Gençlik kolları var, AK Gençlik diyorlardı. ‘Sizlere güvenmiyorum, kenara çekilin.’ ‘Ana kademe size hiç güvenim kalmadı, kenara çekilin. ‘Ben yargı kollarını kuracağım’ dedi. Yargı kollarını kurdu, başına da Bakan Yardımcısı olan, yani siyasette olan birisini İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak gönderdi. Bugün o darbenin 300’ncü günündeyiz. 300’ncü kara gün. Yarın Beşiktaş Meydanı’nda 300’ncü gün eylemimizde olacağız. 19 Mart darbesine itiraz eden, 23 Mart‘ta 15,5 milyon kişiyle gidip Cumhurbaşkanı adayının arkasında duran, o günden bugüne bu yaşananların hepsini gören ve vicdanı bunu kaldırmayan tüm İstanbullulara sesleniyorum: Yarın akşam Beşiktaş Meydanı’nda darbenin 300’ncü gününde, 300’ncü kara günde hep birlikte mücadeleye, hava kaç derece olursa olsun, ne yağarsa yağsın, pijamaları çıkarmaya, meydana akmaya davet ediyorum. İstanbullu ‘İstanbul’u Ekrem Başkan yönetsin’ dedi, bir yargı çetesi onu hapse attı. Adanalılar ‘Zeydan Karalar yönetsin’ diyor, Antalyalılar Muhittin Böcek’i istiyor, Mardinliler Ahmet Türk’e üçüncü kez görev veriyor. Ama bir yargı çetesi onları görevden alıyor. Bu ülkede egemenlik millet eliyle değil; maalesef birinin emriyle üç savcı, üç hakimin eliyle kullanılmaya kalkıyor. Ve hakimler savcıları rejimi, jüristokrasi gibi bir rejimle Türkiye yönetilmeye çalışılıyor. Bizim buna karşı mücadelemiz, elbette demokrasi mücadelesi.” “HİÇ OLMAZSA ‘KANDIRILDIM’ DE, ONU DA DEMİYOR” “10 ay boyunca yolsuzluk ve hırsızlık iftiraları attılar. Tutukluları aileleriyle tehdit ettiler. İftira, yalan beyanlara zorladılar. Birazcık iş ciddiye binince beyaz toros gösterip siyasete ayar vermeye kalktılar. İBB borsası kurdular. Avukatları biz yakaladık ailelere giden. ‘Şu kadar para verirsen savcı serbest bırakacak’ diyor. Verip de bırakılan var, örnek gösteriyor. Arada yazışma var, örnek gösteriyor. Savcının sesini aileye dinletip para istiyor. Yakalattırıyorsun. Bunu söylüyorum. Yurtdışına Yunanistan’a kaçmaya çalışıyor. Yunanistan’a kaçarken yakalanıyor. Hapse konmuyor, ev hapsine konmuyor. Hapse konsa savcıların ismini söyleyecek. Ev hapsinde durup oradan buradan laf saydırıyor. HSK’ya yedi kere şikayet ettik, yedi şikayet. Ses kaydı var, WhatsApp yazışması var, tanık beyanı var, tapusu var, özensiz harcamalar var, ikinci kez yurt dışından maaş almalar var. 80 yıllık maaşıyla alamayacağı yatı gezmeler, yurt dışında edinmeler var. Hepsini iddia ediyoruz. ‘Aman aman aman. Biz bu işlere bakmayız. Biz Erdoğan’ın atadığı başsavcıya karışamayız. O İstanbul Başsavcısı değil; majestelerinin Cumhuriyet Savcısı.’ Korkuyorlar, kenarda duruyorlar. Şimdi geçen hafta 30 milyonluk evi dokuz milyonluk evi alıp satmalarının belgesini de yolladım. Geçen hafta 95 milyonluk bir evin satın alma kontratının noter belgesini de yolladım. 17 tane paha biçilmez değerli taşınmaz vardı. Bu işler konuşulurken beşini elden çıkarttı. 12’sinin tapusu var. 12 tapu bir kişi üzerinde. 2 bin yıl çalışsa aldığı maaşla ödeyemeyeceği kadar mal mülk edilmiş. 12 tanesi üstünde, kimin? RTÜK’tekinin üstünde. RTÜK’te bir emekli polis var, hiç RTÜK’e gitmeden maaş alıyor. Ama üzerinde ne tapular ne tapular. Çayyolu’nda bir avukatlık bürosu var. Ne tapular, ne tapular. Bu kadar mızrak çuvala sığmazken, yapılacak bir şey var. Erdoğan diyecek ki, ‘yine’ diyecek, de. Millet sandıkta verir kararı. Nasıl Zekeriya Öz’ün altına zırhlı aracı veriyordun da ‘Ben bunun savcısıyım’ diyordun da sonra gidince ‘Rabbim ve milletim beni affetsin, kandırıldım’ dedin ya. ‘Kandırıldım’ de. Hiç olmazsa bu rezilliği daha fazla devletin, milletin sırtına yük etme. Onu da demiyor. ‘Sahip çıkma, arkasında durma’ diyemem, çünkü hani iddianame? İddianame çıkana kadar diyordu ki ‘İddianame çıksın, birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar. Eşlerinin gözüne bakamayacaklar.’ Vallahi Denizli’de 100 bin kişinin yüzüne de bakıyoruz, yarın İstanbul Beşiktaş’ı görürsün. Geçen hafta Ekrem Başkan’ın eşi milletin göz bebeğinin içine de bakıyor. Birbirlerinin de yüzüne bakıyorlar, gözüne bakıyorlar.” “O ZEHRİ DE BÜNYEDEN ARINDIRIYORUZ” “Ama bir yandan nerede o iftiralar? Hani ya? ‘Bin 200 cep telefonu’ dediniz bütün yaz televizyonlarda. ‘Ekrem İmamoğlu‘nun lüks araçları’ dediniz, başka bir milletvekilinin çıktı MHP’li. Parkenin altında İBB’nin bilmem neredeki yerinde dediniz ‘2 milyon Euro çıktı’ dediler, iki Euro yok. Dedektör alacak eline, aldı dedektörü bütün gezdi Ekrem Başkanların ailesinin köyünü gezdiler, yazlığını gezdiler. Korumasının gittiler yayladaki evine kadar aradılar, yok. Para dolu çantalardan jammer çıktı. ‘Bunlar bir yere girdi çıktı, paralarla giderken İmamoğlu‘nun görüntüsü var’ dediler. Görüntü meselesi yalan çıktı. Yalan olduğunu da itiraf ettiler. Tutuklarken yaptıkları gizli tanıkların hiçbir tanesi ortada yok. Kimi intihara kalktı, kimi istifa dilekçesi yazdı. Onun dediğini başka gizli tanığa söyletiyor. Oyuncu değiştirir gibi tanık değiştiriyor. Öyle bir yerde milletin yüzde 60’ı ‘Bu dava siyasidir’ diyor. Geriye kalan yüzde 15 kararsız. 20 - 25’i de bunlar yavaş yavaş zehirliyorlar, o zehri de bünyeden arındırıyoruz. Çünkü arkasında duramıyorlar. Şimdi çıkmışlar, halen daha bu adamı görevde tutuyorlar.” “DOSYAYA ‘A’DAN ‘Z’YE HAKİMİM” “Açık açık söylüyorum Sayın Erdoğan. Dosyaya ‘A’dan ‘Z’ye hakimim. Sen ve yanına alacağın üç - beş tane danışmanın. Çıkalım istediğin televizyon kanalına, istediğin moderatörün karşısına. Ben sorayım sizinkiler cevaplasın, siz sorun ben cevaplayacağım. Var mısınız? Var mısınız? ‘E ben bundan kaçarım.’ Sen bundan kaçarsan, sen buna geleceksin bu arada. Ben söyleyeyim. Nasıl gelecek biliyor musunuz? Binali Bey Ekrem Bey’in karşısına nasıl geldi. İlk başta bunlar çok havalıydı, ‘CHP ile televizyona çıkmayız, biz iktidarız.’ Ankete bir baktılar, Ekrem İmamoğlu farkı atmış. Koşa koşa geldiler, ‘Canlı yayına çıkalım mı?’ Kaçmadık çıktık. Göreceksiniz, gelecek seçimlerden önce, ama üç ay kala ama beş ay kala. Anketleri bu halde görünce Tayyip Bey koşacak peşimden. ‘Hadi çıkalım televizyona, çıkalım televizyona.’ Televizyon bırak televizyonu, çıkalım milletin karşısına. Koyalım sandığı bakalım.” “TUTUKSUZ YARGILAMA ERTELENEMEZ” “Yine de açıkça söylüyorum. Bir; tutuksuz yargılama bu vakitten sonra anamızın ak sütü gibi helaldi zaten, ertelenemez. Tutuksuz yargılama istiyoruz. Cesareti olanı televizyonda karşımıza, ya da sözünü tutmaya. Mahkemeyi A’dan Z’ye TRT’de bir kanaldan canlı yayınlamaya, isteyen her televizyonun yayınlaması için düzenleme yapmaya çağırıyoruz. Devlet Bey ‘olur’ dedi, Tayyip Bey’e sordular, ‘Devlet Bey uygun görürse münasiptir’ dedi. Ne engel var? Şu engel var: İddianamede olacağını sandıkları hiçbir şey yok. Hiçbir ispat bulamadılar. Şimdi iddianameden utançlarından canlı yayından kaçıyorlar. Açık açık söylüyorum, geçmişte biz bu filmi gördük. A ha Veli Ağbaba orada. Ergenekon - Balyoz askeri casusluk, Nurettin Demir‘le beraber. Biz gittik Balbay’a kefil olduk ilk günden. Biz gittik Haberal’a kefil olduk. Biz gittik Genelkurmay Başkanımız İlker Başbuğ’a kefil olduk. Onlar ağırlaştırılmış müebbet ikişer tane, yani idam yerine gelen ceza. Urganı bulsalar asacaklardı Balbay’ı da Genelkurmay Başkanımızı da. Biz kimin arkasında durduysak, a ha böyle alınları açık. Başı dik böyle geziyor bizimkiler. Nerede Zekeriya Öz? Nerede Zekeriya Öz? Sıçan gibi kaçtı. O Balbay Silivri ile ilgili 11’nci kitabı. Dokuzu kendisi içerideyken, ikisi şimdi Silivri'dekilerle ilgili. ‘Ya hep beraber, ya hiçbirimiz.’ Kitabın özelliği ‘Millete emanet’ gibi Yavuz Oğhan’ın yazıp, ilk sözünü ben, son sözünü Ekrem İmamoğlu’nun yazdığı. Bu sürecin ilk sözünü ben söyledim, son sözü balkon konuşması yaparken Ekrem İmamoğlu söyleyecek inşallah. Bu iki kitap; ‘Millete emanet’ de Balbay’ın ‘Ya hep beraber, ya hiçbirimiz’ de millete emanettir. Bu kitaplardan bir kuruş parayı kendilerine almıyorlar. ADA var, Aile Dayanışma Ağı. Maaş alamayan arkadaşlarımızın ailelerine destek oluyor. Ayrıca yurttan çıkarılan öğrenciye yurt, bursu kesilen öğrenciye burs oluyor bu fonlar. Bunun için bu iki kitabı da sizlere emanet ediyorum.” “MİLLETE HİZMETE DEVAM EDİYORUZ” “Son olarak tüm zorluklara rağmen biz millete hizmet etmeye devam ediyoruz. Millet nüfusun yüzde 65’ini CHP’li belediye başkanlarına emanet etti. O günden bugüne soruşturma, baskı, tutuklamalar… Ama bir yandan inadına hizmet üretmeye devam. Bakın kent lokantası sayımız, Türkiye genelinde 155 oldu. Kreş sayımız; hedef bindi, 785 oldu. Öğrenci yurdu; hedef 100’dü, 77 oldu. Halk market, 155 oldu. 21 belediyemiz 257 okulda evlatlarımıza bedava su dağıtıyor ya da suyu temizleyerek sebillerden veriyor. Kesilecek denen sosyal yardımlar beş katına çıktı. Tüm vatandaşlarımıza ilan ediyorum. Dışarıdaki kıymanın kilosu neredeyse bin lira. Denizli Büyükşehir Halk Markette 600 lira. Dışarıda kaşar peyniri 500 lira, Manisa Büyükşehir Halk Mandıra’da 230 lira. AK Parti’nin kara düzeninde dört kap yemek 750 - 800 lira. Bizim kent lokantalarında 50 - 60 bilemedin 80 lira. Vatandaş belediyedeyken bunu yapan CHP’nin iktidarda olduğunda neler yapacağını düşünüyor ve şunu söylüyor: ‘Bu kadar baskıya, bu kadar haksızlığa, bu kadar zulme rağmen Cumhuriyet Halk Partisi bana belediyede bunu yapıyorsa, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisine iktidar zamanı gelmiştir’ diyor millet. ‘İktidar zamanı gelmiştir.’ AK Partili, MHP’li tüm seçmenlere söylüyorum: Oy veren, verdiği oydan suçlu değil. İyi olsun diye vermişsindir. Bu asgari ücreti ne AK Partili bir işçi hak eder, ne bu en düşük emekli maaşını MHP’li bir emekli. Bundan sonraki süreçte biz emekliden yana, asgari ücretliden yana kim durursa yanımızda; onlarla kol kola bu millet için mücadeleye devam edeceğiz.” “EN GÜZEL GÜNLERİ BİRLİKTE YAŞAYACAĞIZ” “Ama eninde sonunda bu AK Parti’nin kara düzenini bitireceğiz. Alın terinin sömürüldüğü, emeklinin süründürüldüğü, memleketin bereketinin kaçırıldığı, tarımın bitirildiği, esnafın perişan edildiği, ülkenin Amerika’nın Büyükelçisi’nin ağzında ‘Beş dakikalık randevu dilenenler’ diye aşağılandığı, ‘Amerikan Başkanı’nın adamı’ diye buraya yollanan Büyükelçi’nin küstahlıkla bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na meşruiyet dağıttığı bu kara düzen değişecek. Yetkiyi milletten alacağız. Bu milleti 100 yıl önce olduğu gibi bir kere daha ayağa kaldıracağız. Söz veriyoruz. Hepinize güveniyorum, hepinizi çok seviyorum. Emeklilerin teker teker ellerinden öpüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi emekliler için mücadeleye devam ediyor. Bu millet için mücadeleye devam ediyor. Biz kazanacağız, siz kazanacaksınız. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. İyi ki varsınız. Allah hepinize uzun ömür versin. En güzel günleri birlikte yaşayacağız.”

Bakan Yerlikaya: Son 5 günde 126 şüpheliyi yakaladık Haber

Bakan Yerlikaya: Son 5 günde 126 şüpheliyi yakaladık

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve MASAK koordinesinde gerçekleştirilen operasyonların detaylarını paylaştı. Operasyonların kapsamına dair bilgi veren Yerlikaya, “Siber Suçlarla Mücadele kapsamında son 5 gündür polislerimiz tarafından düzenlenen operasyonlarımızda 126 şüpheliyi yakaladık. Bu kişiler aracılığıyla işlenebilecek yasa dışı bahis, çocuk müstehcenliği ve dolandırıcılık gibi siber suçlardan vatandaşlarımızın maddi ve manevi zarar görmesini engelledik” dedi. Bakan Yerlikaya, 16 il merkezli 'Yasa Dışı Bahis, Nitelikli Dolandırıcılık, Çevrim İçi Çocuk Müstehcenliği ve Tacizi' suçlarına yönelik son 5 gündür süren operasyonlarda 16 şüpheli şahsın tutuklandığını ve 41’i hakkında adli kontrol hükümlerinin uygulandığını açıkladı. Şüphelilerin faaliyet yöntemlerine dikkat çeken Yerlikaya, tespit edilen suç unsurları hakkında “Şüphelilerin; yasa dışı bahis ve kumar oynattıkları, para nakline aracılık ettikleri, müstehcen çocuk görüntüsü barındırdıkları, oltalama (phishing) siteleri üzerinden vatandaşlarımızı dolandırdıkları, kişisel verilerin paylaşımı ve sorgulama konularında paylaşımlar yaptıkları, mobil bankacılık ve oyun hesaplarına yetkisiz erişim sağladıkları tespit edildi” ifadelerini kullandı. Bakan Yerlikaya, Adıyaman, Afyonkarahisar, Antalya, Çanakkale, Diyarbakır, Gaziantep, Giresun, İstanbul, İzmir, Kırıkkale, Kocaeli, Konya, Mersin, Ordu, Samsun ve Siirt’te yürütülen operasyonlarda yakalanan şüpheliler hakkında savcılıkta soruşturma başlatıldığını duyurdu. Gereğinin yapılacağını vurgulayan Yerlikaya, açıklamasını “Şüphelendiğiniz bir durumda hemen 112 Acil Çağrı Merkezimizi arayın. Biz gereğini yapalım” sözleriyle tamamladı.

FETÖ’ye yönelik operasyonlarda 81 şüpheli yakalandı Haber

FETÖ’ye yönelik operasyonlarda 81 şüpheli yakalandı

İçişleri Bakanı Yerlikaya, İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır ve Balıkesir merkezli FETÖ’ye yönelik bu sabah eş zamanlı olarak düzenlenen operasyonlarda aktif kamu görevlilerinin de içerisinde olduğu 81 şüpheliyi yakaladıklarını bildirdi. EGM KOM ve İstihbarat Başkanlıkları ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinasyonunda yapılan çalışmalar sonucu; gizli tanıktan elde edilen dijital materyallerdeki bilgiler doğrultusunda İstanbul, Ankara, Diyarbakır, Balıkesir, Bilecik, Bursa, Erzincan, Hatay, İzmir, Kayseri, Kütahya, Manisa, Muğla, Sivas, Şanlıurfa ve Rize’de düzenlenen operasyonlara ilişkin bilgi veren Bakan Yerlikaya, şunları kaydetti: “Operasyonlarda yakalanan şüphelilerin; örgütün gizli haberleşme programı ByLock kullanıcısı olduğu, örgütle bağlantılı şirketlerde kayıtlarının bulunduğu, FETÖ’nün ‘emniyet mahrem yapılanmasında’ sorumlu düzeyde faaliyet gösterdikleri, örgütün kendi içerisinde oluşturduğu mahrem yapı içerisinde hiyerarşiye göre hareket ettikleri, çeşitli görev ve vasıflardaki örgüt üyelerinin sorumlu oldukları emniyet mensubu şahıslarla örgütsel görüşmeler gerçekleştirdikleri, her rütbeden emniyet mensubunu örgütün kendi içerisinde oluşturduğu kodlamalarla kodladıkları, örgüte kazandırmaya çalıştıkları emniyet mensuplarıyla ilgili çeşitli faaliyetler planladıkları, emniyet mensuplarını aile, tayin ve sağlık durumlarına kadar takip ettikleri tespit edildi.” Bakan Yerlikaya, milletin birlik ve beraberliğine, devletin bütünlüğüne, vatandaşların huzuruna ve refahına kastedenlere karşı mücadelelerine kararlılıkla devam ettiklerini vurgulayarak, “Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı, Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Başkanlığımızı, İl Emniyet Müdürlerimizi ve emeği geçenleri tebrik ediyorum.” dedi.

Yerlikaya: 14 ilde düzenlenen operasyonlarda 90 şüpheli yakalandı Haber

Yerlikaya: 14 ilde düzenlenen operasyonlarda 90 şüpheli yakalandı

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Cumhuriyet Başsavcılıkları, Jandarma Genel Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve MASAK koordinesinde yürütülen operasyonların sonuçlarını paylaştı. Operasyonun kapsamı hakkında bilgi veren Yerlikaya, "14 ilde 'Siber Dolandırıcılık' suçuna yönelik Jandarmamız tarafından son 2 haftadır düzenlenen operasyonlarımızda 90 şüpheliyi yakaladık. Şüphelilerin 2020-2025 yılları içerisinde hesaplarında 685 milyon TL işlem hacmi olduğu tespit edildi. 39’u tutuklandı. 46’sı hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor" dedi. Şüpheliler, İstanbul, Ankara, Yalova, Kütahya, Diyarbakır, Zonguldak, Edirne, Muğla, Siirt, Ordu, Mersin, Ağrı, Aksaray ve Hatay’da düzenlenen operasyonlarla yakalandı. Yerlikaya, açıklamasında “Vatandaşlarımıza ait kişisel bilgileri yasa dışı yollarla ele geçirerek kullandıkları, Sosyal medya hesapları üzerinden yatırım danışmanlığı, sınavsız ehliyet, akülü araba, mobilya, araç yedek parçası, elektronik eşya satışı ve bungalov kiralama gibi sahte ilanlarla vatandaşlarımızı dolandırdıkları, Yasa dışı bahis oynattıkları ve suçtan elde edilen paranın nakline aracılık ettikleri, Vatandaşlarımızın banka hesaplarından bilgileri dışında para çekerek haksız kazanç sağladıkları tespit edildi. Savcılıklarımızca haklarında soruşturma başlatıldı” ifadelerini kullandı. Bakan Yerlikaya, operasyonda emeği geçenleri tebrik etti.

Rolls-Royce’dan Görkemli ve Eşsiz Bir 2025 Yılı Haber

Rolls-Royce’dan Görkemli ve Eşsiz Bir 2025 Yılı

Rolls-Royce Motor Cars 2025’te Bespoke başarısını, trendleri ve yenilikleri kutluyor. 2025’te dünya genelinde 5.664 adet araç müşteriler için hayata geçirilirken en çok talep edilen model Rolls-Royce Cullinan oldu. Cullinan’ı Spectre takip etti. Rolls-Royce Motor Cars İstanbul, 2025’i sadakat, zamansız tasarım ve eşsiz deneyimlerle tanımlanan bir başarı yılı olarak açıklıyor 2025, Rolls-Royce Bespoke dünyasında yaratıcılığın sınırlarının zorlandığı, sanattan zanaatkarlığa, malzeme kullanımından sipariş deneyimine kadar önemli gelişmelerin yaşandığı bir yıl oldu. Bu yıl aynı zamanda, markanın Dubai, Seul, Şanghay ve New York’taki Private Office’leri ile Goodwood’daki orijinal Private Office’in tam anlamıyla faaliyete geçtiği ilk yıl oldu. Bu özel yaratıcı ve sosyal alanlar, müşterilerle kurulan iş ahenkini hiç olmadığı kadar derinleştirerek, Private Office siparişlerinin yıllık bazda iki kattan fazla artmasına katkı sağladı. Bu kişisel vizyonların birçoğu, 2025 yılı boyunca tamamen yeni tekniklerin, malzemelerin ve yaklaşımların hayata geçirilmesine öncülük etti. Nakış, marküteri ve baskı gibi birçok farklı disiplinler heykelsi bir formda yeniden tasarlanarak hem kavramsal hem de fiziksel anlamda yeni boyutlara taşındı. Bunlar arasında, 3D nakışlar için kendini taşıyan iplik yapıları, özel olarak geliştirilen 3D mürekkep katmanlama teknikleri ve karmaşık 3D marküteri uygulamaları yer aldı. 24 ayar altın işleme, cilalı beton ve Rolls-Royce iç mekânları için geliştirilen patentli koku konsepti gibi yeni malzemeler, markanın yaratıcı repertuvarını daha da zenginleştirdi. Tamamen el boyaması yıldız tavan (Starlight Headliner) gibi yenilikler, geleneksel zanaatkârlığın Rolls-Royce dünyasında nasıl sürekli olarak geliştiğini gözler önüne serdi. Bespoke Programı’na duyulan ilgi, 2025 yılında dünya genelindeki müşteriler için üretilen ve teslim edilen 5.664 araçla kendini gösterdi. Bespoke geleceği için inşa etmek Müşteriler, küresel Private Office ağı desteğiyle Bespoke’un her zamankinden daha iddialı tasarımlarını keşfettikçe, Rolls-Royce da daha güçlü bir gelecek inşa ediyor. Bu yıl, Goodwood’daki Rolls-Royce Evi’nde yürütülen tesis genişletme çalışmaları hızlı bir şekilde ilerledi. Şubat 2025’te yer üstü inşaatına başlanan proje, Kasım ayında hava koşullarına dayanıklı hale geldi. 300 milyon sterlinin üzerindeki bu yatırım, Bespoke ve Coachbuild (kişiye özel üretim ve ultra kısıtlı model) departmanları için modern ve genişletilmiş tesisler sağlayarak, daha kapsamlı ve sofistike özel üretim taleplerinin karşılanmasına imkân tanıyacak. 2026 itibarıyla ilk teknolojilerin yeni binada devreye alınması hedeflenirken, projenin on yılın sonuna kadar tamamlanması bekleniyor. Özgün yaratıcı temalar 2025 yılında üretilen araçlar, birbirinden farklı ve özgün yaratıcı temaları gözler önüne seriyor. Bazı çalışmalar, kişisel hikâyeler, aile yolculukları ve kuşaklar arası bağlardan ilham alarak miras ve sevgi temaları etrafında şekilleniyor. Diğerleri ise doğadan ilham alıyor ya da sanatı, mimariyi ve kültürel sembolleri çağdaş bir bakış açısıyla yeniden yorumluyor. Bir araya geldiklerinde, yılın en etkileyici yaratıcı yönelimlerini temsil ediyor ve bir Rolls-Royce yaratmanın anlamının giderek nasıl genişlediğini ortaya koyuyor. Aşağıda Rolls-Royce’un, son 12 ay boyunca Bespoke alanında öne çıkan belirleyici temaları ve yenilikleri bulunuyor. Aile, anılar ve miras Çocukluk mektuplarından kuşaklar arası armağanlara, göksel göndermelerden aşk hikâyelerine uzanan birçok 2025 Bespoke siparişi, kişisel miras ve özel dönüm noktalarını yansıtıyor. Spectre Soulmate Bu son derece kişisel Bespoke siparişi, bir çiftin birlikte paylaştığı olağanüstü yolculuğu onurlandırmak üzere hayata geçirildi. Aynı hastanede dünyaya gelen çift, yıllar sonra yollarını birleştirdi; birlikte çocuklarını büyütürken, anlamlı bir başarı hikâyesi yazdılar. Bespoke detaylar arasında, hikâyelerinin başladığı gün Kuala Lumpur semalarında görülen takımyıldızlarını yansıtan bir Starlight Headliner yer alıyor; aynı tarih, havalandırma ızgaralarına da zarif bir şekilde işlendi. Bu araç, aynı zamanda 45 yıldır taşınan bir hayalin gerçeğe dönüşmesini simgeliyor: Müşteri, 10 yaşındayken markanın dönem CEO’su ile mektuplaşmış ve bir gün Rolls-Royce sahibi olmayı umut ettiğini dile getirmişti. Spectre Bailey Amerika Birleşik Devletleri’nde uzun yıllardır Rolls-Royce müşterisi olan bir aile tarafından sipariş edilen Spectre Bailey, ailenin çok sevilen köpeğine adanmış, tek ve eşsiz bir çalışma niteliği taşıyor. Dış tasarımda, Labrador–Golden Retriever kırmasının yumuşak tonlarından ilham alan, kendine özgü iki renkli bir kaplama bulunuyor. Gövde, el işçiliğiyle boyanmış pati izi coachline motifiyle zarif bir şekilde tamamlanıyor. İç mekânda, Bailey’nin son derece gerçekçi ve ince işçilikle hazırlanmış marküteri portresi, arka koltuklar arasındaki Waterfall bölümünde yer alıyor. İç mekân renk paleti ise Bailey’nin yumuşak kürk tonlarını yansıtarak, bu denli seçkin bir karaktere kusursuz bir uyum sunuyor. Cullinan Cosmos Uzay ve galaksilere duydukları ortak hayranlıkla bilinen bir aile tarafından sipariş edilen Cullinan Cosmos, yıldızların ihtişamını yansıtan Bespoke detaylardan oluşan bir takımyıldızla bu büyüleyici temayı kutluyor. Bu aracın merkezinde, Rolls-Royce tarihinde bir ilk olan; şirket bünyesindeki bir sanatçı tarafından 20 kat boya kullanılarak 160 saatin üzerinde sürede tamamen el işçiliğiyle hazırlanan yıldız tavan (Starlight Headliner) yer alıyor. Ghost Extended Foundation Önde gelen bir inşaat şirketinin sahibi tarafından sipariş edilen bu Ghost Extended, şirketin çalışanlarına sunulmak üzere tasarlandı. Bu araç ekibin kişisel dönüm noktalarını kutlayan zarif bir takdir jesti olarak öne çıkıyor. Öne çıkan detaylardan biri, döner kontrol cihazı; şirketin en önemli mimari projelerinden biri için kullanılan malzemeden üretildi ve cilalanmış betondan özenle tasarlandı. Doğa, mekân ve unsurlar Müşteriler, dayanıklılık, yenilenme ve dinginlik kavramlarını yansıtmak üzere ilhamlarını doğadan almaya devam ederken, bu Bespoke çalışmalar geleneksel el işçiliğini yenilikçi malzeme arayışları ve uygulamalarıyla buluşturdu. Phantom Extended Cherry Blossom Japonya’nın Hanami geleneğinden ilham alan Phantom Cherry Blossom, bahar mevsimindeki Sakura çiçeklerinin geçici güzelliğine bir saygı duruşu niteliğinde tasarlandı. Japon bir müşteri tarafından sipariş edilen Phantom Extended, iç mekânında 250 binin üzerinde dikiş detayı ve şelale gibi uzanan kiraz dallarıyla ince işçilikle işlenmiş yıldız tavanı (Starlight Headliner) ile öne çıkıyor. Black Badge Cullinan Daisy Hayatı boyunca doğa yürüyüşüne tutkuyla bağlı bir müşteri tarafından sipariş edilen Black Badge Cullinan Daisy, Yüksek Tatra Dağları’ndaki favori bir parkurda görülen kır çiçeklerinden ilham alıyor. Coachline üzerinde yer alan el boyaması Papatya motifiyle bu çalışma, doğadan ilham alan azim ve dayanıklılık temalarını yansıtıyor. Sanat, kültür ve modern koleksiyon objeleri Vintage video oyunlarından geçmiş dönem couture tasarımlarına ve antik duvar resimlerine uzanan geniş bir ilham yelpazesinde müşteriler; sanatsal akımları, tarihsel malzemeleri, kültürel sembolleri ve yükselen koleksiyon alanlarını Bespoke dünyasına taşıdı. Black Badge Ghost Gamer Vintage video oyunlarının ikonik 8-bit dünyasından ilhamla tasarlanan Black Badge Ghost Gamer, sürükleyici Bespoke detayları ve joystick çağını anımsatan ince “Easter egg” (gizli özellik) dokunuşlarıyla öne çıkıyor. Asya-Pasifik’ten bir teknoloji girişimcisi tarafından sipariş edilen araç, tek tek el boyaması ‘piksellerden’ oluşan “Cheeky Alien” coachline motifiyle tamamlandı Phantom Dentelle Private Office Dubai aracılığıyla sipariş edilen Phantom Dentelle, couture dantel sanatına adanmış tek ve eşsiz bir tasarım olarak öne çıkıyor. Nadir bulunan bir ‘Leavers loom’ kumaşından ilham alan tasarım, zarif ve üç boyutlu dantel dokularını nakış aracılığıyla aracın Gallery bölümüne ve arka Waterfall alanına aktarıyor. Phantom Year of the Dragon Ay takvimine göre Ejderha Yılı’nı kutlamak üzere Çinli bir müşteri tarafından sipariş edilen bu tek ve eşsiz Phantom Extended, Çin’in efsanevi figürlerinden birine çağdaş bir saygı duruşu niteliği taşıyor. İki ejderha ve kutsal bir inci efsanesinden ilham alan tasarım, iyilik, uyum ve aydınlanmayı simgeliyor; bu temalar aracın iç mekânının tamamına yansıtılıyor. Çin duvar resmi sanatına saygı duruşu Private Office Shanghai aracılığıyla sipariş edilen bu tasarım, İpek Yolu üzerinde yer alan kadim bir merkez olan Dunhuang’daki duvar resimlerinden ilham alan, birbirinden benzersiz üç araçtan oluşuyor. İmparatorluk ipeğinden ve Spirit of Ecstasy’den ilham alan Silken Spirit motifi, üç siparişi birbirine bağlayarak dış coachline’larda, nakışlarda, ahşap kakmalarda ve aydınlatmalı detaylarda kendini gösteriyor. 100 yıllık bir mirasın zirve noktası olan, unutulmaz bir koleksiyon 2025 yılı boyunca sunulan Bespoke yenilikleri, Rolls-Royce’un temel yaklaşımını ortaya koyuyor: Önce vizyon belirleniyor ardından teknoloji ve malzeme dünyası bu vizyona hizmet edecek şekilde şekillendiriliyor. Bu yaklaşımın somut bir temsili olan Phantom Centenary Private Collection, üç yıla yayılan bir geliştirme süreci ve 40 bin saati aşan titiz çalışmanın ürünü olarak hayata geçirildi. Phantom adının 100. yılını onurlandırmak amacıyla hayata geçirilen bu özel koleksiyon, yalnızca 25 adetle sınırlandırıldı ve Rolls-Royce tarihinin teknolojik açıdan en gelişmiş, yaratıcı vizyonu en yüksek Private Collection aracı olarak konumlanıyor. Araç, Bespoke iki tonlu bir dış boya uygulamasıyla tamamlandı. Hollywood’un siyah-beyaz dönemine özgü zarafet ve ihtişamdan ilham alan tasarımda, alt gövde Arctic White, üst gövde Black tonlarında şekillenirken, otomobilin benzersiz ışıltısı özel olarak geliştirilen Super Champagne Crystal kaplama ile vurgulanıyor. Zamansız karakteri ise masif altından Spirit of Ecstasy ile taçlandırılıyor. İç mekânda bu Private Collection, Phantom’un olağanüstü hikâyesini bir dizi seçkin Bespoke özellik aracılığıyla anlatıyor. Bunlar arasında, bir couture atölyesiyle birlikte geliştirilen, yüksek çözünürlüklü baskılı kumaşla döşenmiş ve Phantom’un efsanesini şekillendiren insanları, mekânları ve anları betimlemek üzere 160.000 dikişle işlenmiş arka koltuklar; Phantom’un tarihindeki önemli anları 440.000’in üzerinde dikişle yansıtan bir yıldız tavan (Starlight Headliner); ve 3D marküteri, 3D mürekkep katmanlama ve 24 ayar altın işleme içeren, Rolls-Royce için şimdiye kadar üretilmiş en karmaşık ahşap işçiliği yer alıyor. Bespoke anlatımını genişletmek 2025 yılında Bespoke dünyasındaki genişleme, yalnızca araçlarla sınırlı kalmadı. Müşteriler markadan kendi zevklerini ve tercihlerini özel alanlarında da yansıtmalarını talep etti. Bu talebe karşılık Rolls-Royce, Bespoke ayrıcalığını müşterilerinin evlerine ve profesyonel yaşam alanlarına taşıyan, giderek genişleyen özel yaşam tarzı ürünleri koleksiyonunu sundu. Markanın müşterilerinin dünyalarına, zevklerine ve tercihine dair sahip olduğu benzersiz içgörüler, Rolls-Royce’un Bespoke dilini müşterilerinin özel yaşam alanlarına taşımayı mümkün kılıyor. Rolls-Royce müşterilerinin belirli bir kesimi arasında satranca duyulan ilgiden yola çıkılarak 2025 yılında tanıtılan Rolls-Royce Satranç Seti, dünyanın en köklü strateji oyunlarından birini ev yaşamına yönelik, heykelsi ve el işçiliğiyle üretilmiş seçkin bir obje olarak yeniden ele alıyor. Her set; sahne etkisi yaratan bir açılma mekanizması, deri kaplı çekmeceler, mıknatıslı seramik kaplamalı alüminyum satranç taşları ve el işçiliğiyle tamamlanmış kaplamalar ile cilalı alüminyumdan üretilen bir oyun tablasıyla öne çıkıyor. Müşteriler, Rolls-Royce araçlarının Bespoke dünyasından ilham alan kaplama ve deri renk seçenekleriyle satranç setini kendi zevklerine göre kişiselleştirebiliyor. En çok ilgi gören ürünler arasında, 2025’te cesur Black Badge tasarımıyla sahneye çıkan etkileyici Rolls-Royce Cameo masaüstü heykelciği de yer aldı. Rolls-Royce Motor Cars’ın bölgede ve Türkiye’deki sürdürülebilir başarısı Bespoke Programı’na duyulan ilgi, 2025 yılında dünya çapındaki müşteriler için üretilen 5.664 araçla açıkça ortaya konuyor. İngiltere, Avrupa ve Orta Asya satış bölgesi, müşterilere teslim edilen araçların toplam sayısı açısından tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü. Bu güçlü performans, Rolls-Royce’un iş felsefesinin bireyselleştirme ve kişiselleştirme üzerine kurulu olduğu; asla ve asla hacim odaklı bir işletme olmayacağı yönündeki temel ve sürekli vurgulanan konumuyla birlikte değerlendirilmeli. Bir lüks marka olarak Rolls-Royce’un hedefi, yalnızca ‘dünyanın en iyi aracını’ üretmek değil; müşterilerini ve karakterlerini en iyi şekilde yansıtan, beklentilerin ötesine geçen araçları yaratmak. Rolls-Royce Motor Cars İstanbul, Türkiye’deki tek yetkili bayi olarak 2025 yılında da sürdürülebilir başarısını ortaya koydu Bespoke siparişleri, markaya yönelik sürekli talebi yansıttı. Rolls-Royce’un ilk tamamen elektrikli modeli Spectre, ikinci yılında da markanın öne çıkan modeli olmayı sürdürürken; Spectre’in alter egosu Black Badge Spectre, 2025’in sonunda ilk kez Türkiye’de tanıtıldı. Yıl boyunca müşterilere teslim edilen Rolls-Royce araçları ile markanın güçlü konumu, sürekliliği ve prestiji desteklendi. Rolls-Royce Motor Cars İstanbul Genel Müdürü Hilal Aysal konuyla ilgili şunları söyledi; “Son on yılda işimizin geldiği noktayı görmek benim için büyük gurur ve mutluluk kaynağı. Elde ettiğimiz bu özel başarı, ekibimizin tutkusu, özverisi ve müşterilerimizin her geçen gün artan beklentilerini aşma konusundaki kararlılığımızın doğal bir sonucu.” Aysal sözlerine şöyle devam etti: “Rolls-Royce’un her zaman seçkin ve nadir kalacağına olan bağlılığımız her zamanki gibi devam ediyor. Müşterilerimizin bizden bu eşsiz yaklaşım, hayata geçirdiğimiz benzersiz Bespoke projelerle de güçleniyor.” Rolls-Royce Motor Cars İstanbul, Türkiye’deki uzun vadeli vizyonunu bir kez daha göstererek, 2026’nın ilk yarısında İstanbul Beykoz’da yeni yetkili servis merkezini hizmete açmaya hazırlanıyor. Rolls-Royce araçlarına ve satış sonrası hizmetlerine olan yoğun talep, markanın sunduğu eşsiz teknik memnuniyet, yaratıcı özgünlük ve titiz detaycılığı ortaya koyuyor. Bu eşsiz yaklaşım ile müşterilere özel deneyimler sunuluyor. 2025 yılında Rolls-Royce Bespoke’un yaratıcı ve teknik zirvelere ulaştığını ve geleneksel sınırların ötesine geçtiğini belirten Chris Brownridge (Chief Executive, Rolls-Royce Motor Cars) sözlerine şöyle devam etti: “2025, tematik çeşitlilik, dünya çapında iş birlikleri ve sanatsal yeniliklerle öne çıkan bir yıl olarak kayda geçti. Bu temaların şaşırtıcı boyutta yaratıcı biçimde hayata geçirilmesi, Home of Rolls-Royce’daki olağanüstü yetenekler, Bespoke Collective ve genişleyen Private Office yaratıcı alanlarımız aracılığıyla mümkün oluyor. Müşterilerimizin giderek daha iddialı Bespoke siparişlere gösterdiği ilgi ve katılım, mükemmelliğe olan ortak tutkumuzla gerçeğe dönüşüyor. Her bir araç, sahibinin vizyonunu eşsiz bir şekilde yansıtırken; birlikte, Rolls-Royce’u bugün tanımlayan yenilikçilik, ustalık ve kültürel birikimi gözler önüne seriyor.”

“Casperlar” suç örgütüne büyük darbe! 26 ilde eş zamanlı operasyon talimatı Haber

“Casperlar” suç örgütüne büyük darbe! 26 ilde eş zamanlı operasyon talimatı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, kamuoyunda “Casperlar” olarak bilinen ve “Hamuş” kod adlı İsmail Atız’ın liderliğini yaptığı silahlı suç örgütüne yönelik kapsamlı soruşturma kapsamında 223 şüpheli hakkında iddianame düzenlendiğini açıkladı. Örgütle bağlantılı 117 şüpheliye yönelik 26 ilde eş zamanlı operasyon talimatı verildi. İSTANBUL (İGFA) - Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçları Soruşturma Bürosu tarafından “Yeni Nesil Silahlı Suç Örgütleri”ne yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında, kamuoyunda “Casperlar” olarak bilinen silahlı suç örgütüne yönelik önemli bir aşamaya gelindi. Başsavcılık tarafından yapılan açıklamada, “Hamuş” kod adlı İsmail Atız’ın liderliğini yaptığı, suç işlemek amacıyla kurulan silahlı suç örgütünün İstanbul başta olmak üzere farklı şehirlerde gerçekleştirdiği eylemler nedeniyle 30 Aralık 2025 tarihinde 145’i tutuklu olmak üzere toplam 223 şüpheli hakkında iddianame düzenlendiği bildirildi. Şüpheliler hakkında; Suç işlemek amacıyla silahlı suç örgütü kurma ve yönetme, Silahlı suç örgütüne üye olma, Örgüt propagandası yapma, Kasten öldürme ve öldürmeye teşebbüs, Nitelikli yağma ve hırsızlık, Silahlı tehdit, kasten yaralama, Tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma, Resmi belgede sahtecilik, 6136 sayılı Kanuna muhalefet, Kasten yangın çıkarma, Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması ve Mala zarar verme gibi çok sayıda ağır suçtan işlem yapıldığı belirtildi. Açıklamada ayrıca, devam eden soruşturmalarda örgütle bağlantılı olduğu, eylemlere katıldığı ve özellikle Instagram başta olmak üzere sosyal medya platformları üzerinden örgüt propagandası yaptığı tespit edilen 117 şüpheli hakkında da yeni operasyon kararı alındığı ifade edildi. Bu kapsamda, 223 farklı adreste arama, el koyma, yakalama ve gözaltı işlemlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne talimat verildiği bildirildi. Operasyonların İstanbul merkezli olarak Adıyaman, Amasya, Ankara, Antalya, Bitlis, Çanakkale, Diyarbakır, Düzce, Elazığ, İzmir, Malatya, Mardin, Ordu, Sakarya, Samsun, Sinop, Şanlıurfa, Tekirdağ, Tokat ve Trabzon olmak üzere toplam 26 ilde eş zamanlı olarak yürütüleceği açıklandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.