Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İnsani Yardım

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - İnsani Yardım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnsani Yardım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BM Genel Sekteri Guterres’ten Gazze mesajı: “İki devletli çözümün gözlerimizin önünde yok olmasına izin veremeyiz” Haber

BM Genel Sekteri Guterres’ten Gazze mesajı: “İki devletli çözümün gözlerimizin önünde yok olmasına izin veremeyiz”

Guterres: “Barış, çatışmanın yokluğundan çok daha fazlasıdır” New York’taki BM Genel Merkezi’nde konuşan Guterres, dünya genelinde devam eden savaşlara ve uluslararası sistemde yaşanan sorunlara değindi. Sivillerin hedef alındığını, insan haklarının ihlal edildiğini ve insani yardım çalışanlarının öldürüldüğünü belirten Guterres; uluslararası hukukun geri plana itildiğini, jeopolitik ayrışmaların ve eşitsizliklerin arttığını söyledi. İklim krizinin günlük yaşamın bir parçası haline geldiğini ve yapay zekanın da hızlı biçimde geliştiğini ifade etti. 21’inci yüzyılın ilk büyük güç sınavının barış ve güvenlik olduğunu belirten Guterres, barışın yalnızca çatışmaların sona ermesi anlamına gelmediğini söyledi. BM Şartı'na atıfta bulunan Guterres, gücün hukukla sınırlandırılması gerektiğini vurguladı. Gazze için ateşkes ve insani yardım çağrısı Guterres, konuşmasında Gazze’deki duruma geniş yer verdi. Bölgedeki çatışmaların sona erdirilmesi ve insani yardımın Gazze’ye ulaştırılması gerektiğini belirten BM Genel Sekreteri, tüm tarafların uluslararası hukuka ve Uluslararası Adalet Divanı’nın kararlarına uyması gerektiğini ifade etti. Guterres, Gazze’deki yıkımın görev süresi boyunca gördüğü en ağır örneklerden biri olduğunu belirterek, işgal altındaki Batı Şeria’da yaşanan şiddet, yerinden edilmeler ve yerleşimlerin genişletilmesinin barış ihtimalini daha da zayıflattığını söyledi. BM Genel Sekreteri, “Görev sürem boyunca Gazze'de hiçbir şeye benzemeyen bir katliam ve yıkım yaşandı. İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'daki şiddeti, yerinden etme politikaları ve yerleşim yerlerini genişletmesi, barışa giden yolu yerle bir ediyor. İki devletli çözümün gözlerimizin önünde yok olup gitmesine izin veremeyiz” ifadelerini kullandı. İklim krizine de dikkat çekti Guterres konuşmasının devamında iklim krizinin etkilerinin giderek genişlediğini belirtti. Büyük petrol şirketlerinin uzun yıllar boyunca çevresel etkiler konusunda sorumluluk taşıdığını savunan Guterres, iklim değişikliği ve kirliliğin yol açtığı zararların giderilmesi için daha fazla adım atılması gerektiğini söyledi. Guterres ayrıca yapay zekanın hızlı gelişiminin küresel ölçekte yeni fırsatların yanı sıra ciddi riskleri de beraberinde getirdiğine dikkat çekti.

Hakan Fidan’dan gündeme ilişkin açıklamalar: Mekke İttifakı, Suriye, Gazze ve yapay zeka mesajı Haber

Hakan Fidan’dan gündeme ilişkin açıklamalar: Mekke İttifakı, Suriye, Gazze ve yapay zeka mesajı

Fidan, Suudi Arabistan’ın egemenliğine yönelik saldırılar nedeniyle Mekke İttifakı kapsamında dayanışma içinde olduklarını belirterek, ülkenin ihtiyaç duyabileceği bazı teknik askeri desteğin karşılanabileceğini söyledi. Fidan’dan Suudi Arabistan mesajı Mekke İttifakı’nın geldiği aşamaya ilişkin konuşan Fidan, ittifakın güçlü bir iradeyle ilerlediğini ifade etti. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında oluşturulan yapının bölge ülkelerine açık olduğunu belirten Fidan, kurumsallaşma adımlarının ardından yeni ülkelerin katılımına yönelik görüşmeler yapılabileceğini söyledi. Suudi Arabistan’a yönelik saldırılara da değinen Fidan, ülkenin toprak bütünlüğü ve egemenliğine yönelik ciddi saldırılar bulunduğunu belirterek Türkiye’nin anlaşmadan kaynaklanan sorumlulukları doğrultusunda dayanışma içinde olduğunu söyledi. Fidan, Mekke’ye yönelik petrol altyapısına yönelik saldırıları kınadıklarını belirterek, Suudi Arabistan’ın ihtiyaç duyabileceği bazı teknik askeri ihtiyaçların karşılanabileceğini ifade etti. Suriye’de entegrasyon süreci Suriye ziyaretindeki temaslarına ilişkin bilgi veren Fidan, iki ülke arasında görüşülmesi gereken çok sayıda başlık bulunduğunu söyledi. Türkiye ile Suriye arasındaki 911 kilometrelik sınırın bulunduğuna dikkat çeken Fidan, Suriye’de istikrar, barış, huzur ve kalkınmanın Türkiye açısından da önem taşıdığını belirtti. Görüşmelerde bölgesel istikrar, riskler, entegrasyon süreci ve terörle mücadele gibi konuların ele alındığını aktaran Fidan, SDG’nin Suriye’ye entegrasyonu konusunda tarafların sürecin kontrollü şekilde ilerlemesini istediğini ancak şartlar tamamlanana kadar gelişmelerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyledi. İsrail ve Gazze açıklaması İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Türkiye’ye yönelik açıklamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fidan, Netanyahu’nun iç siyasetteki konumunu güçlendirmeye yönelik bir politika izlediğini savundu. Fidan, Türkiye’nin bölgedeki gelişmelere ilişkin tutumunun değişmeyeceğini belirterek İsrail’in politikalarının yalnızca bölgeyi değil daha geniş ölçekte uluslararası güvenliği etkilediğini ifade etti. Gazze’deki sürece de değinen Fidan, ateşkes anlaşmasının birinci aşamasından ikinci aşamasına geçişte sorun yaşandığını söyledi. Hamas’ın üzerine düşen bazı adımları attığını savunan Fidan, İsrail’in ise yeni talepler getirdiğini öne sürdü. İnsani yardım ve barınma konusunda da sorunların devam ettiğini belirten Fidan, bazı barınma malzemeleri ile prefabrik yapıların Gazze’ye girişine izin verilmediğini ifade etti. ABD-İran görüşmelerinde tıkanma Bölgedeki gerilime ilişkin değerlendirmesinde ABD ile İran arasındaki görüşmelerde son aylarda ilerleme sağlanamadığını belirten Fidan, Babülmendep hattındaki gelişmelerin de tabloyu daha karmaşık hale getirdiğini söyledi. Fidan, ABD-İran müzakerelerinin sonuçlanmasını önemsediklerini belirterek tarafların yeni teklifleri değerlendirmesi gerektiğini ifade etti. Krizin ekonomik etkilerinin artık daha fazla hissedildiğini de sözlerine ekledi. Karadeniz için yeni teklif Karadeniz’de Rusya ve Ukrayna arasında devam eden karşılıklı saldırılara ilişkin konuşan Fidan, savaşın kalıcı sonuçlar doğuracak şekilde sona erdirilmesinin mevcut koşullarda zor göründüğünü söyledi. Türkiye’nin her iki tarafa da bir teklif ilettiğini ve yanıt beklediğini belirten Fidan, öncelikli konulardan birinin tahılın Karadeniz üzerinden güvenli şekilde çıkarılması olduğunu ifade etti. Yunanistan ile ilişkiler Yunanistan siyasetinde Türkiye konusunun iç siyasi tartışmalarda kullanılabildiğini savunan Fidan, Türkiye’nin ise mevcut hükümetle yürütülen resmi temaslara odaklandığını söyledi. Silahlı kuvvetler ve sahil güvenlik birimlerinin gelişmeleri hassasiyetle takip ettiğini belirten Fidan, Ege’de tarafların gerilimi tırmandıracak adımlardan kaçınması gerektiğini ifade etti. Erdoğan’ın BM konuşmasına ilişkin değerlendirme Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yapacağı konuşmaya da değinen Fidan, Türkiye’nin dünya sorunlarına ilişkin çözüm önerilerinin gündeme getirileceğini söyledi. Fidan, insanlığın ortak değerleri temelinde çözüm arayışının yanı sıra yapay zekanın gelecekte oluşturabileceği risklere ilişkin mesajların da Erdoğan’ın konuşmasında yer alacağını belirtti. “Terörsüz Türkiye” mesajı Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin değerlendirmesinde Fidan, bu yaklaşımın bölge ülkelerinde de karşılık bulduğunu söyledi. Suriye ve Irak’ta silahlı grupların faaliyetlerine yönelik yaklaşımın değiştiğini savunan Fidan, terör örgütünün mevcut süreci değerlendirerek silahlı yapıyı kalıcı şekilde gündemden çıkarması gerektiğini ifade etti. “Yapay zeka ulusal güvenlikle ilgili bir konu” Yapay zekanın geleceğine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, teknolojinin yalnızca ekonomik veya teknolojik rekabet başlığı altında ele alınmaması gerektiğini söyledi. ABD ve Çin’in yeni döneme hazırlık yaptığını belirten Fidan, yapay zekanın giderek daha fazla alanda kullanılacağını ve teknolojik kapasitenin ülkelerin ulusal güvenliği açısından önem kazanacağını ifade etti. Fidan, Türkiye’nin de bölge ülkeleriyle birlikte büyük veri merkezleri ve yapay zeka altyapıları konusunda çalışmalar yürütmesi gerektiğini belirterek, bu alanın “sıradan bir teknolojik rekabet” olmadığını, ulusal güvenlikle bağlantılı stratejik bir konu olarak ele alınması gerektiğini söyledi.

Türkiye-Somali ilişkilerinde yeni dönem: Mogadişu'da stratejik ortaklık vurgusu Haber

Türkiye-Somali ilişkilerinde yeni dönem: Mogadişu'da stratejik ortaklık vurgusu

“Türkiye-Somali İlişkilerinde Yeni Dönem: Güven, İş Birliği ve Stratejik Ortaklık” başlıklı panel, SETA Vakfı Dış Politika Araştırmacısı Dr. Tunç Demirtaş'ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panele Somali Federal Cumhuriyeti Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Abdulfatah Kasım Mohamud, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Deniz Demir, Somaville Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Yahya Amir Hagi İbrahim, Somali Federal Parlamentosu Halk Meclisi Başkanlık Ofisi Direktörü Mohamed Haji Yussuf ve Somali'nin Afyonkarahisar Fahri Konsolosu Onur Çelik katıldı. Türkiye-Somali ilişkilerinin geleceği ele alındı Panelde iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihsel gelişimi, mevcut iş birliğinin kapsamı ve stratejik ortaklığın gelecekte geliştirilebileceği alanlar akademik ve bütüncül bir yaklaşımla değerlendirildi. Programda Türkiye ile Somali arasındaki ilişkilerin insani yardım ve kalkınma çalışmalarından diplomasi, ekonomi ve savunma gibi farklı alanları kapsayan çok boyutlu bir ortaklığa dönüşümü üzerinde duruldu. Somali Parlamentosu Halk Meclisi Başkanı Abdülkadir Mohamed Nur da program kapsamında yaptığı değerlendirmede, iki ülke arasındaki iş birliğinin zaman içinde stratejik ortaklık seviyesine ulaştığını belirtti. Nur, ilişkilerin gelişmesine paralel olarak Türkiye-Somali ortaklığını hedef alan dezenformasyon faaliyetlerinin de arttığını ifade etti. Burhanettin Duran'dan "kazan-kazan" vurgusu Program kapsamında Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın video mesajı katılımcılara sunuldu. Duran, Türkiye'nin Somali politikasının “kazan-kazan” anlayışı üzerine kurulduğunu belirterek, Afrika'ya yönelik yaklaşımın uzun vadeli ve kapasite geliştirmeye odaklanan projelerle şekillendiğini ifade etti. Türkiye'nin Somali'deki çalışmalarında Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ile Türkiye Maarif Vakfı gibi kurumların önemli faaliyetler yürüttüğüne dikkat çeken Duran, iki ülke arasındaki iş birliğinin farklı alanlarda sürdüğünü belirtti. Somaliland konusunda Türkiye'nin tutumu Duran, Afrika Boynuzu'nun çeşitli sınamalarla karşı karşıya olduğunu belirterek Somaliland meselesine de değindi. Türkiye'nin Somali'nin egemenliği ve toprak bütünlüğü konusunda kararlı bir tutum sergilediğini vurgulayan Duran, Ankara'nın bölgesel barış ve istikrarı desteklediğini ifade etti. Türkiye-Somali ilişkilerinin karşılıklı saygı, güven ve kardeşlik temelinde ilerlediğini belirten Duran, iki ülke arasındaki ilişkilere yönelik dezenformasyon kampanyalarının sonuç vermeyeceğini söyledi. 2011'deki Erdoğan ziyareti ilişkilerde dönüm noktası oldu Duran, video mesajında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2011 yılında Mogadişu'ya gerçekleştirdiği ziyaretin Türkiye-Somali ilişkilerinde yeni bir dönem başlattığına da işaret etti. Türkiye ile Somali arasındaki ilişkilerin kalkınma, güvenlik, ekonomi ve kurumsal kapasite geliştirme gibi alanları kapsayan kapsamlı bir ortaklığa dönüştüğünü belirten Duran, 2026'nın iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 60'ıncı yılı olması nedeniyle de özel bir anlam taşıdığını ifade etti. Duran ayrıca Türkiye ile Somali'nin savunma, deniz güvenliği, enerji, balıkçılık ve ekonomik kapasitenin geliştirilmesi gibi alanlarda iş birliğini sürdürdüğünü belirterek, düzenlenen panelin iki ülke arasında ortak bir geleceğin inşasına katkı sunacağına inandığını kaydetti.

Erdoğan’dan barış süreci mesajı: “Suriye Kürtleri de barış ve istikrardan payını alacak” Haber

Erdoğan’dan barış süreci mesajı: “Suriye Kürtleri de barış ve istikrardan payını alacak”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Al Jazeera’ya verdiği özel röportajda bölgesel gelişmelerden Türkiye’nin dış politikasına, Gazze’deki savaştan ABD ile savunma ilişkilerine kadar birçok başlıkta açıklamalarda bulundu. Barış sürecinin bölgesel boyutuna ilişkin mesajlar veren Erdoğan, Türkiye’nin Kürtlerle ilişkilerini geliştirmeye devam edeceğini ifade etti. Erdoğan, “Kürtlerle ilişkilerimizi güçlendirmeye devam edeceğiz ve bölgedeki çeşitli ülkelerde haklarını koruyacağız. Suriye Kürtleri de barış ve istikrardan paylarını alacak” dedi. Erdoğan’dan Suriye vurgusu Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamalarında Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi istikrarına özel önem verdiklerini belirtti. Türkiye’nin Suriye’de kalıcı istikrarın sağlanmasını istediğini ifade eden Erdoğan, önümüzdeki dönemde Suriye’ye bir ziyaret gerçekleştirmeyi planladığını da açıkladı. Ankara’nın Suriye politikasında ülkenin toprak bütünlüğünün korunmasının temel unsurlardan biri olduğunu belirten Erdoğan, bölgedeki farklı toplulukların güvenlik ve refah içerisinde yaşamasının önemine işaret etti. Mekke Anlaşması'na dikkat çekti Erdoğan’ın açıklamalarında bölgesel iş birliği konusunda Mekke Anlaşması da önemli bir başlık olarak öne çıktı. Anlaşmanın bölgedeki ülkeler açısından ortak bir güvenlik anlayışı ortaya koyduğunu belirten Erdoğan, taraflardan birinin dış saldırıya uğraması halinde ortak adımlar atılmasını öngören bir mekanizma bulunduğunu söyledi. Erdoğan, anlaşmanın gelecekte başka ülkelerin katılımına da açık olduğunu belirterek Mısır’ın olası katılımının önemine dikkat çekti. F-35 mesajı: “Trump’ın sözünü yerine getirmesini bekliyoruz” Türkiye ile ABD arasındaki savunma sanayii ilişkilerine de değinen Erdoğan, F-35 savaş uçakları konusundaki beklentisini yineledi. Türkiye’nin F-35 programına ilişkin sürecin çözülmesini beklediğini belirten Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’tan bu konuda bir söz aldıklarını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Trump’tan F-35 savaş uçakları konusunda bir söz aldık ve bunu yerine getirmesini bekliyoruz” sözleriyle Washington yönetimine yönelik beklentisini dile getirdi. Gazze için “Türkiye yalnız bırakmayacak” mesajı Röportajda Gazze’deki gelişmeler de gündeme geldi. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, Türkiye’nin Filistinlilere yönelik desteğinin devam edeceğini söyledi. Türkiye’nin Gazze’yi yalnız bırakmayacağını vurgulayan Erdoğan, bölgedeki insani krizin hafifletilmesi ve Filistinlilere yardım ulaştırılması için mevcut imkanların kullanılacağını belirtti. Erdoğan’ın açıklamaları, Ankara’nın Gazze konusunda insani yardım ve diplomatik girişimlerini sürdürme kararlılığının devam ettiğini ortaya koydu. Avrupa Birliği’ne mesaj: “Türkiye’nin katılmaması Avrupa’nın kaybı” Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerindeki mevcut tabloya ilişkin de dikkat çeken ifadeler kullandı. Türkiye’nin uzun süredir AB üyeliği konusunda beklediği adımların atılmadığını belirten Erdoğan, Avrupa’nın Türkiye’yi Birliğe dahil etme konusunda yeterince istekli görünmediğini söyledi. Erdoğan, “Avrupa Birliği’ne katılmak önceliğimiz değil ve Türkiye’nin katılmaması Avrupa’nın kaybı” diyerek Ankara’nın AB üyeliği konusundaki yaklaşımını ortaya koydu. Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarında Suriye, Kürtlerle ilişkiler, Gazze, ABD ile savunma iş birliği ve Avrupa Birliği başlıkları öne çıkarken, Türkiye’nin bölgesel gelişmelerde daha etkin bir diplomasi yürütme hedefi de dikkat çekti. Erdoğan’ın özellikle Suriye Kürtlerine ilişkin mesajı, barış ve istikrar sürecinin yalnızca Türkiye sınırları içerisinde değil, bölgesel gelişmeler çerçevesinde de ele alındığını gösteren önemli bir açıklama olarak değerlendirildi.

Netanyahu’dan Gazze’de ateşkes açıklaması: Hamas silahsızlanmadan çekilme yok Haber

Netanyahu’dan Gazze’de ateşkes açıklaması: Hamas silahsızlanmadan çekilme yok

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze’de ateşkes sürecinin ikinci aşamasına ilişkin uluslararası planlara sert tepki gösterdi. Netanyahu, Hamas tamamen silahsızlanmadan İsrail ordusunun Gazze’den çekilmeyeceğini ve operasyonların devam edeceğini söyledi. Netanyahu’dan “tam silahsızlanma” şartı İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, haftalık kabine toplantısının açılışında Gazze’deki ateşkes sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Netanyahu, ateşkesin ikinci aşamasına geçiş kapsamında gündeme gelen planlara İsrail'in yaklaşımını ortaya koydu. Hamas’ın silahsızlandırılmasını temel şart olarak öne çıkaran Netanyahu, İsrail ordusunun örgüt tamamen silahsızlanmadan Gazze’den çekilmeyeceğini belirtti. Netanyahu, Barış Kurulu tarafından duyurulan 15 maddelik yeni yol haritasına ilişkin de İsrail'in itirazlarını dile getirdi. İsrail Başbakanı, silahsızlanma konusunda yalnızca sembolik veya kısmi bir uygulamayı kabul etmeyeceklerini belirterek ağır ve hafif silahların tamamını kapsayan bir süreç istediklerini ifade etti. ABD ile görüşmeler sürüyor Netanyahu, Hamas’ın silahsızlandırılması konusunda ABD yönetimiyle temasların sürdüğünü de açıkladı. Washington yönetiminin bazı önerileri bulunduğunu belirten Netanyahu, bu önerilerin bir bölümünün İsrail açısından kabul edilebilir olduğunu, bazı önerilerin ise kabul edilemez nitelikte bulunduğunu söyledi. Bu açıklama, ABD ile İsrail arasında sürecin ayrıntıları konusunda henüz tam bir mutabakat sağlanmadığı şeklinde değerlendirildi. Trump ve Mladenov’dan farklı açıklamalar gelmişti Netanyahu’nun açıklamaları, son dönemde ateşkesin ikinci aşamasına ilişkin uluslararası alandan gelen olumlu mesajların ardından geldi. Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Hamas’ın ikinci aşamaya ilişkin ayrıntılı yol haritasını kabul ettiğini açıklamıştı. ABD Başkanı Donald Trump da Barış Kurulu’nun Hamas ve diğer silahlı gruplarla silah bırakma konusunda uzlaşıya vardığını duyurmuştu. Ancak Netanyahu’nun son açıklamaları, İsrail tarafının özellikle Hamas’ın silahsızlandırılması konusunda daha sert şartlar ortaya koyduğunu gösterdi. Hamas’tan takvim ve saldırıların durması şartı Hamas cephesi ise sürece olumlu yaklaştığını belirtmekle birlikte kendi temel şartlarını koruyor. Hamas, İsrail saldırılarının durdurulmasını ve üzerinde anlaşmaya varılan hususların uygulanması için net bir takvim oluşturulmasını istiyor. Filistinli gruplar da ateşkesin ikinci aşamasına geçilebilmesi için İsrail’in ilk aşamada üstlendiği yükümlülükleri eksiksiz yerine getirmesi gerektiğini savunuyor. Tarafların özellikle silahsızlanma, İsrail ordusunun çekilmesi ve ateşkesin uygulanma takvimi konularındaki farklı yaklaşımları, sürecin önündeki en önemli başlıklar arasında bulunuyor. Gazze’de ateşkes sürecinde belirsizlik Gazze Şeridi'nde 10 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkesin ilk aşamasında esir takası ve insani yardım başlıkları öne çıkmıştı. Buna karşın bölgede gerilimin tamamen sona ermediği ve ateşkesin uygulanmasına ilişkin tartışmaların devam ettiği belirtiliyor. Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi ise bölgenin yönetimini devralmaya yönelik kurumsal hazırlıklarını tamamladığını açıkladı. Ancak İsrail’in Gazze’den çekilme konusunda Hamas’ın tamamen silahsızlandırılmasını şart koşması, ateşkesin ikinci aşamasına geçiş sürecinin önündeki en önemli anlaşmazlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Netanyahu’nun son açıklamasıyla birlikte tarafların ikinci aşamaya ilişkin müzakerelerinde yeni bir diplomatik sürecin başlaması bekleniyor.

Birleşmiş Milletler: İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na saldırısına ilişkin durumdan endişeliyiz Haber

Birleşmiş Milletler: İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na saldırısına ilişkin durumdan endişeliyiz

BM Genel Sekreter Sözcüsü Dujarric, günlük basın toplantısında soruları cevapladı. İsrail’in Küresel Sumud Filosu’na yönelik saldırısı hakkındaki bir soruya Dujarric, “Durumdan endişeliyiz, gemideki herkesin güvenliği konusunda çok endişeliyiz, korunmaları ve güvende tutulmaları gerekiyor, açık denizlerde uluslararası hukuka saygı gösterilmelidir.” yanıtını verdi. Dujarric, İsrail’in saldırı ile uluslararası hukuku ihlal edip etmediği yönündeki bir soruya da, “Bu (saldırının) nasıl yapıldığına dair tüm ayrıntılara sahip değiliz, ancak bu uluslararası hukuka tam olarak saygı gösterilerek yapılan bir şeye benzemiyor.” ifadelerini kullandı. Öte yandan Gazze’ye insani yardımların en iyi resmi kanallar yoluyla ulaştırılabileceğini savunan Dujarric, “Ve bunun da daha büyük miktarlarda gerçekleşmesi için İsrail'in, ihtiyacımız olan yardımı getirmemize izin vermeyen bir dizi engeli ve bariyeri kaldırması gerekiyor.” dedi. ⁠İsrail ordusunun Küresel Sumud Filosu'na saldırıları İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik ablukasını kırmayı ve yaşamsal insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu, 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında Yunan kara sularından birkaç deniz mili açıkta İsrail ordusunun hukuk dışı müdahalesine maruz kalmıştı. Gazze'ye 600 deniz mili uzaklıkta, uluslararası sulardaki saldırısında İsrail ordusu 177 aktivisti alıkoyup kötü muamelede bulunmuştu. İsrail ordusu, 39 ülkeden 426 aktivistin yer aldığı Filoya, 18 Mayıs'ta Gazze'ye doğru uluslararası sularda seyir halindeyken yeni bir saldırı düzenledi ve çok sayıda aktivisti hukuka aykırı şekilde alıkoydu. İsrail ordusu, Ağustos 2025'te de 44'ten fazla ülkeden 500 aktivisti taşıyan 40'tan fazla tekneyle Gazze'ye yönelen Küresel Sumud Filosu'na benzer bir saldırıda bulunmuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye, bölgesinde istikrar adası olmayı sürdürüyor Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye, bölgesinde istikrar adası olmayı sürdürüyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, Türkiye’nin bölgesel kriz ve çatışmaları yönetmedeki becerisini öne çıkardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’yi savaşa çekme tuzaklarına karşı soğukkanlılığımızı ilk günden itibaren muhafaza ettik. Bölgedeki Türk ve Kürt kardeşlerimizle diyaloğumuzu artırarak istikrarsızlığı derinleştirecek oyunları bozduk. Türkiye, etrafını kuşatan istikrarsızlığa rağmen bölgesinin istikrar adası olarak temayüz etmiştir” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomik başarıları da hatırlatarak, 2002’den günümüze ekonomide ve savunma sanayisinde kaydedilen gelişmeleri vurguladı. 2002’nin 236 milyar dolarlık ekonomisinden bugün 1,6 trilyon dolarlık ekonomiye ulaştıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Savunma ihracatımız 248 milyon dolardan 10 milyar doları aştı. İnşallah yakın gelecekte savunma sanayinde dünyanın ilk 10 ülkesi arasında olacağız.” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörle mücadelenin ardından açılacak kaynakların eğitime, sağlığa, üretime ve ulaştırmaya yönlendirileceğini belirterek, Türkiye’nin kalkınma yolculuğunun hızlanacağını söyledi. Cumhurbaşkanı ayrıca, Gazze’ye insani yardım taşıyan Küresel Sumud Filosuna İsrail’in uluslararası sularda düzenlediği saldırıya tepki göstererek, "40 farklı ülkenin vatandaşından oluşan filoya yönelik bu korsanlığı ve haydutluğu en sert şekilde lanetliyorum. Türkiye, Gazze halkının ve yardım elini uzatanların yanındadır. Filodaki vatandaşlarımızın güvenli şekilde ülkemize dönmeleri için gerekli tüm girişimlerde bulunuyoruz. İsrail’in hukuk ve kural tanımaz eylemlerine karşı uluslararası toplumu artık harekete geçmeye davet ediyoruz" diye konuştu. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan: "İsrail’in, nasıl faşist bir zihniyet tarafından yönetildiğine bugün bir kez daha şahit olduk. Gazze’ye insani yardım götüren Küresel Sumud Filosuna, İsrail güçleri tarafından, hem de uluslararası sularda bir saldırı düzenlendi. 40… pic.twitter.com/LU4NJweao0 — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) May 18, 2026

Lübnan, üç kurtarma görevlisinin öldürülmesinin ardından İsrail'i 'savaş suçları' nedeniyle kınadı. Haber

Lübnan, üç kurtarma görevlisinin öldürülmesinin ardından İsrail'i 'savaş suçları' nedeniyle kınadı.

Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre, 29 Nisan'da Majdal Zoun kasabasındaki bir binayı hedef alan iki ardışık İsrail hava saldırısında toplam beş kişi hayatını kaybetti. Ölenlerden üçü, ilk saldırıda mağdurlara yardım etmek için orada bulunan kurtarma görevlisiydi. Salam, sosyal medyada yaptığı açıklamada, insani yardım görevlerini yerine getiren sivil savunma güçlerini hedef almanın "yeni bir savaş suçu" olduğunu belirtti. Bu eylemin uluslararası insani hukuk ilkelerini ve düzenlemelerini ciddi şekilde ihlal ettiğini savundu. Lübnan sivil savunma güçlerinin sözcüsü, ikinci hava saldırısının ardından enkaz altında kalan üç kurtarma görevlisinin daha sonra öldüğünün doğrulandığını söyledi. Lübnan ordusu ayrıca, olay yerindeki ordu personeli, kurtarma ekipleri ve iki sivil buldozerin hedef alındığı ikinci saldırıda iki askerin de yaralandığını bildirdi. Lübnan Başbakanı Nawaf Salam. Fotoğraf: CC/Wiki Medya raporlarına göre, İsrail güçleri, hava saldırısının ilk vurduğu bölgede kurtarma ekiplerine eşlik eden Lübnan askeri devriyesine saldırdı. ABD'nin arabuluculuğuyla İsrail ve Lübnan arasında sağlanan ateşkese rağmen, hava saldırıları özellikle Lübnan'ın güney ve doğu bölgelerinde neredeyse her gün devam ediyor. Hizbullah güçleri, İsrail'e ve Lübnan'ın güneyindeki İsrail kontrolündeki bölgelere füze ve insansız hava araçlarıyla misilleme yaptı. Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun da olaya ilişkin açıklama yaparak, bunun “yardım ve ilk yardım çalışanlarını hedef alan bir dizi saldırının” parçası olduğunu söyledi. Bu eylemlerin, İsrail'in sivilleri, sağlık personelini ve kurtarma çalışanlarını koruyan uluslararası hukuk ve sözleşmeleri ihlal etmeye devam ettiğini gösterdiğini belirtti. Bu ayın başlarında, İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (HRW) Lübnan araştırmacısı Ramzi Kaiss, uluslararası toplumun Lübnan ve Gazze'deki savaş suçları iddialarına ilişkin sessizliğinin "İsrail ordusunu daha da cesaretlendirdiğini" belirtti. İsrail'in müttefikleri olan ABD, İngiltere, Almanya ve Avrupa Birliği ülkelerine, silah satışlarını ve sevkiyatlarını askıya almaları ve askeri yardımı durdurmaları, ayrıca olaya karıştığı iddia edilen yetkililere yönelik hedefli yaptırımlar uygulamaları çağrısında bulundu. Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre, 29 Nisan'da ülke genelinde düzenlenen saldırılar sonucunda en az sekiz kişi hayatını kaybetti. 2 Mart'tan bu yana Lübnan'da İsrail hava saldırılarında ölenlerin sayısı 2.534'e, yaralananların sayısı ise 7.863'e ulaştı.

İsrail saldırısında Lübnanlı kadın gazeteci öldürüldü. Haber

İsrail saldırısında Lübnanlı kadın gazeteci öldürüldü.

Bu trajik olay, İsrail ile Hizbullah militan grubu arasındaki düşmanlıkları durdurmayı amaçlayan ve 16 Nisan'da başlayan 10 günlük ateşkesin henüz yürürlükte olduğu bir dönemde meydana geldi. Halil'in çalıştığı Al-Akhbar gazetesine göre, gazeteci 22 Nisan'da öldürülen beş kişiden biriydi ve bu olay, ateşkesin ilan edilmesinden bu yana en kanlı gün olarak kaydedildi. 43 yaşındaki Halil ve serbest fotoğrafçı Zeinab Faraj, El-Tayri kasabası yakınlarındaki olayları haberleştirmek için çalışırken, İsrail hava saldırısı tam önlerindeki araçlarına isabet etti. Yakındaki bir eve sığınmaya çalışırken, o bina da hemen başka bir İsrail hava saldırısının hedefi oldu. Lübnan kurtarma ekipleri, talihsiz kadın gazeteci Faraj'ın cesedini buldu. Fotoğraf: ozarab Lübnanlı kurtarma ekipleri, başından yaralanan Faraj'ı acil tedavi için dışarı çıkarmayı başardı. Ancak ona yardım etmek için geri döndüklerinde, İsrail askerleri hasarlı binaya girmelerini engellemek için ses bombası attı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail ordusunu ambulansa gerçek mermi ve ses bombası atarak insani yardım misyonunu engellemekle suçladı. İlk saldırıdan yaklaşık dört saat sonra kurtarma ekipleri olay yerine geri döndü ve enkazda üç saat daha arama yaptıktan sonra kadın gazetecinin cesedini buldular. Lübnan Başbakanı Nawaf Salam, sosyal medyada yaptığı açıklamada, "Gazetecileri hedef almak ve yardım çalışmalarını engellemek bir savaş suçudur" diyerek bu eylemi şiddetle kınadı. İsrail ordusu ise ilk açıklamalarında kurtarma ekiplerinin bölgeye erişimini engellediklerini reddetti. İsrail, Hizbullah tarafından kullanılan bir askeri yapıdan ayrılan ve "cephe hattını" geçen iki araç tespit ettiklerini açıkladı. "Cephe hattı", İsrail ordusunun işgal ettiği güney Lübnan bölgesinin sınırını ifade etmek için kullandığı bir terim. İsrail'in 2 Mart'ta Hizbullah'ın eylemlerine karşılık olarak başlattığı saldırıdan bu yana, Lübnan yetkilileri ülkede 2.400'den fazla kişinin öldüğünü söylüyor. Bu, gazetecilerin çatışmada kurban olduğu ilk olay değil; Mart ayında İsrail'in düzenlediği bir başka hava saldırısında Güney Lübnan'da üç gazeteci öldürülmüştü.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.