Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İngiltere

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - İngiltere haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İngiltere haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İsrail, Slovenya’daki ilk büyükelçiliğini açtı: Filistin yanlılarından protesto Haber

İsrail, Slovenya’daki ilk büyükelçiliğini açtı: Filistin yanlılarından protesto

Büyükelçiliğin açılışı, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’daki yerleşim politikaları ve Gazze’de devam eden savaş nedeniyle bazı Avrupa ülkeleriyle ilişkilerinde gerilim yaşadığı bir döneme denk geldi. Saar: “Tarihi bir gün” İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, büyükelçiliğin açılışı için Slovenya’nın başkenti Ljubljana’yı ziyaret etti. Saar, Slovenya Dışişleri Bakanı Tanja Fajon ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından düzenlenen törende büyükelçiliğin açılmasını “tarihi bir gün” olarak nitelendirdi. Saar, İsrail’i Ortadoğu’daki tek demokrasi olarak tanımlarken, ülkesinin Avrupa'nın güvenliğine doğrudan ve dolaylı katkı sağladığını savundu. İsrail’in Batı medeniyetinin savunulmasında ön saflarda yer aldığını ifade eden Saar, Avrupa ile ilişkilerin önemine vurgu yaptı. Slovenya: Yeni dönemin başlangıcı olsun Slovenya Dışişleri Bakanı Tanja Fajon ise büyükelçiliğin açılmasının iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcı olmasını temenni etti. Fajon, daha kapsamlı bir siyasi diyaloğun kurulması, iş birliğinin güçlendirilmesi ve iki ülke halklarının yararına somut sonuçlar elde edilmesi yönündeki beklentisini dile getirdi. İsrail’in Ljubljana’daki büyükelçiliğinin açılması, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kurumsal düzeyde güçlendirilmesi yönünde atılmış önemli bir adım olarak öne çıktı. Yüzlerce kişi büyükelçilik önünde protesto düzenledi Büyükelçiliğin açılışı ise Slovenya’da protestolara sahne oldu. Filistin yanlısı yüzlerce gösterici, tören sırasında büyükelçilik binasının önünde toplandı. Göstericiler İsrail’in Gazze’deki politikalarına ve Batı Şeria’daki yerleşim uygulamalarına tepki gösterirken, yeni açılan büyükelçiliğin kapatılması çağrısında bulundu. Büyükelçilik açılışı Avrupa’daki gerilimin gölgesinde gerçekleşti Saar’ın Slovenya ziyareti, İngiltere’nin işgal altındaki Batı Şeria’daki İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklama kararının ve Fransa ile Kanada’nın benzer adımlar atacaklarını açıklamalarının hemen ardından gerçekleşti. Bu gelişmeler, İsrail’in en yakın Batılı müttefiklerinden bazılarıyla yerleşim politikası ve Gazze savaşı konusunda görüş ayrılıklarının arttığı bir döneme işaret ediyor. Öte yandan İsrail, İngiltere’nin kararına sert tepki göstererek Kudüs’teki İngiliz konsolosluğunu kapatacağını açıkladı. Slovenya’daki büyükelçiliğin açılması, İsrail’in Avrupa’da diplomatik ilişkilerini güçlendirme arayışının bir parçası olarak değerlendirilirken, Gazze savaşı ve Batı Şeria’daki yerleşim politikaları nedeniyle Avrupa’daki siyasi baskının da sürdüğü görülüyor.

İngiltere ve Belçika’dan Manş Denizi’ndeki insan kaçakçılığına karşı ortak mücadele Haber

İngiltere ve Belçika’dan Manş Denizi’ndeki insan kaçakçılığına karşı ortak mücadele

İngiltere İçişleri Bakanlığının 9 Eylül 2026 tarihli açıklamasına göre anlaşma, Fransa’nın kuzey kıyılarında alınan güvenlik önlemlerinin ardından kaçakçıların faaliyetlerini Belçika kıyılarına kaydırmaya başlaması üzerine imzalandı. Londra’da düzenlenen törende mutabakata İngiltere İçişleri Bakanı Shabana Mahmood ile Belçika İçişleri Bakanı Bernard Quintin imza attı. Brexit sonrası AB üyesi ülkeyle ilk anlaşma İngiltere İçişleri Bakanlığı, mutabakatın ülkenin 2020’nin başında Avrupa Birliği’nden ayrılmasının ardından bir AB üyesi ülkeyle bu kapsamda imzaladığı ilk anlaşma olduğunu bildirdi. Yeni düzenlemeyle İngiliz ve Belçika polisinin insan kaçakçılığı şebekelerine ilişkin istihbaratı daha hızlı ve daha bağımsız şekilde paylaşabilmesinin önü açılacak. Daha önce istihbarat paylaşımında adli makamların onayının gerekli olması nedeniyle bazı operasyonlarda zaman kaybı yaşandığı, yeni uygulamayla güvenlik güçlerinin kaçakçılık faaliyetlerine daha hızlı müdahale etmesinin hedeflendiği belirtildi. İngiltere İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, anlaşmanın göçmenleri küçük teknelerle tehlikeli yolculuklara çıkaran organize suç gruplarına yönelik baskının artırılmasına katkı sağlayacağını ifade etti. Kaçakçıların yeni rotası Belçika oldu Fransa’nın kuzey kıyılarında güvenlik önlemlerinin artırılmasıyla birlikte insan kaçakçılığı şebekelerinin yeni güzergahlar aradığı belirtildi. Bu kapsamda Belçika kıyılarının İngiltere’ye geçişlerde alternatif bir çıkış noktası olarak kullanılmaya başlandığı bildirildi. Belçika hükümetinin verilerine göre geçen yıl Belçika kıyılarından küçük teknelerle İngiltere’ye geçiş girişimi yaşanmazken, 2026’nın başından bu yana yaklaşık 400 göçmenin bu amaçla denize açılması güvenlik güçleri tarafından engellendi. Ortak operasyonlarda 50’den fazla şüpheli yakalandı İngiltere İçişleri Bakanlığı, Belçika makamlarıyla yürütülen ortak çalışmaların da sonuç verdiğini açıkladı. Buna göre iki ülkenin ortak operasyonları kapsamında bu yıl insan kaçakçılığıyla bağlantılı 50’den fazla şüpheligözaltına alındı. Operasyonlarda kaçakçılık organizatörleriyle bağlantılı olduğu değerlendirilen 40’tan fazla araca da el konuldu. İngiltere ve Belçika’nın yeni anlaşmayla istihbarat paylaşımını hızlandırarak Manş Denizi üzerinden gerçekleştirilen düzensiz göç organizasyonlarının arkasındaki suç ağlarını hedef almayı sürdüreceği belirtildi.

Türkiye ve 7 ülkeden İngiltere’nin İsrail işgal yerleşimleri kararına destek Haber

Türkiye ve 7 ülkeden İngiltere’nin İsrail işgal yerleşimleri kararına destek

Sekiz ülkenin dışişleri bakanları tarafından yayımlanan ortak açıklamada, İngiltere’nin yasa dışı İsrail yerleşimlerinden mal ithalatını yasaklama ve bu yerleşimlerle bağlantılı hizmetlere kısıtlama getirme kararının, uluslararası hukuka uygun benzer adımların önünü açması temenni edildi. Uluslararası topluma somut adım çağrısı Ortak açıklamada, İngiltere’nin kararının yanı sıra Kanada, Danimarka, Finlandiya, Fransa, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya, İsveç ve İngiltere tarafından yayımlanan iki devletli çözüme ilişkin ortak bildiriye de destek verildi. Bakanlar, uluslararası topluma işgal altındaki Filistin topraklarında yasa dışı yerleşimlerin desteklenmesine veya genişletilmesine katkı sağlayan faaliyetlerin sona erdirilmesi amacıyla somut tedbirler alma çağrısında bulundu. Açıklamada, yerleşim faaliyetlerinde bulunan kuruluşlar ve bu faaliyetlere dahil olan kişilerin hesap verebilirliğinin sağlanmasının önemine dikkat çekildi. BM Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararına vurgu Ortak açıklamada, devletlerin uluslararası hukuk kapsamında İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarında oluşturduğu hukuka aykırı durumu tanımama ve bu durumun devamına yardımcı olmama yükümlülüğüne vurgu yapıldı. Bu kapsamda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2334 sayılı kararı ile Uluslararası Adalet Divanı’nın 19 Temmuz 2024 tarihli istişari görüşüne atıfta bulunuldu. Bakanlar ayrıca İsrail’e, yerleşim faaliyetleriyle bağlantılı olarak aldığı tedbirleri geri çekmesi ve işgal altındaki Filistin topraklarının coğrafi ve demografik yapısını değiştirmeye yönelik uygulamalara son vermesi çağrısını yineledi. "İki devletli çözüm tek uygulanabilir yol" Açıklamada Gazze Şeridi’nin işgal altındaki Filistin topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanırken, bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanması, insani durumun iyileştirilmesi ve yeniden imar çalışmalarının yürütülmesi gerektiği belirtildi. Bakanlar, kalıcı ve kapsamlı barışın sağlanmasının yolunun iki devletli çözümden geçtiğini ifade etti. Bu çerçevede, 4 Haziran 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin Devleti'nin kurulması gerektiği vurgulandı. Sekiz ülkenin ortak açıklamasında, uluslararası hukuk ve ilgili Birleşmiş Milletler kararları doğrultusunda iki devletli çözümün hayata geçirilmesinin bölgede adil, kalıcı ve kapsamlı barış için temel yol olduğu belirtildi.

Manş Denizi'ndeki göçmen faciası davası Paris'te başladı: 14 kaçakçı yargılanıyor Haber

Manş Denizi'ndeki göçmen faciası davası Paris'te başladı: 14 kaçakçı yargılanıyor

23 Kasım'ı 24 Kasım 2021'e bağlayan gece meydana gelen olayda, Fransa'dan İngiltere'ye geçmeye çalışan göçmenleri taşıyan tekne Manş Denizi'nde battı. Facia sonucunda 28 kişinin cansız bedenine ulaşıldığı, 4 kişinin ise kayıp olduğu bildirildi. Hayatını kaybeden ve kayıp olan göçmenlerin önemli bölümünün Irak bölgesinden geldiği belirtildi. Diğer kurbanların ise Afganistan, Mısır, Etiyopya ve Vietnam uyruklu olduğu kaydedildi. Olaydan yalnızca iki kişi sağ kurtuldu. 14 sanık insan kaçakçılığıyla suçlanıyor Savcılık, sanıkların göçmenleri kapasitesinin üzerinde taşıyan, denize elverişsiz ve güvenlik ekipmanlarından yoksun bir tekneyle Manş Denizi'ne çıkarmakla suçlandığını belirtiyor. Soruşturma kapsamında, facianın arkasında Afgan ve Irak bağlantılı iki ayrı insan kaçakçılığı yapılanmasının bulunduğu yönünde tespitler yapıldığı aktarıldı. Sağ kurtulan göçmenlerin ifadelerine göre, İngiltere'ye geçiş için kaçakçılara kişi başı 1.500 ila 2.750 euro arasında ödeme yapıldı. Facia öncesi en az 10 yardım çağrısı Davada öne çıkan başlıklardan biri de göçmenlerin teknenin batmasından önce yaptıkları yardım çağrıları oldu. Soruşturma dosyasındaki bilgilere göre göçmenler, denizde zor durumda kaldıkları sırada Fransız ve İngiliz kurtarma ekipleriyle en az 10 kez iletişim kurarak yardım istedi. Ancak kurtarma ekiplerinin müdahale etmediği iddiası da dosyada yer aldı. Bu konuya ilişkin olarak yedi Fransız askeri hakkında ayrıca "tehlikedeki kişilere yardım etmeme" suçlamasıyla soruşturma yürütüldüğü bildirildi. Söz konusu soruşturmanın devam ettiği belirtildi. Kurban yakınları Paris'te Davaya 114 sivil taraf ve kurban yakınının katıldığı öğrenildi. Irak Kürdistan Bölgesi'nden dokuz kurbanın ailesinin de duruşmayı takip etmek üzere Paris'e gittiği belirtildi. Kurban yakınları arasında Erbil'den iki, Haciava'dan üç, Ranya'dan iki ve Pışder'den iki kişinin bulunduğu aktarıldı. "Ağır cezalar verilmesini bekliyoruz" Organize Suç Mağdurları için (MERD) Örgütü Başkanı ve faciada hayatını kaybedenlerden birinin kardeşi Zana Memend Muhammed, davaya ilişkin yaptığı açıklamada hem kaçakçılardan hem de polis tarafından yapılan müdahaleden şikayetçi olduklarını söyledi. Muhammed, sanıklardan bazılarının tutuklu bulunduğunu, bazılarının ise kefaletle serbest bırakıldığını belirterek, mahkemede o gün yedi sanığın hazır bulunduğunu ifade etti. Kurbanların sayısına ilişkin ise 28 kişinin boğularak yaşamını yitirdiğini, dört kişinin de halen kayıp olduğunu belirten Muhammed, hayatını kaybedenlerden 17'sinin, kayıp dört kişiden üçünün Kürt olduğunu söyledi. Kararın 30 Eylül'de açıklanması bekleniyor Zana Memend Muhammed, mahkemenin kararını 30 Eylül'de açıklamasının beklendiğini belirtti. Sanıklar açısından bir yıldan 10 yıla kadar hapis cezalarının gündeme gelebileceğini ifade eden Muhammed, faciada sorumluluğu veya ihmali bulunan herkes hakkında ağır yaptırımlar uygulanmasını beklediklerini söyledi. Dava, Manş Denizi'ndeki en ağır göçmen facialarından biriyle ilgili olarak hem insan kaçakçılığı ağlarının sorumluluğunun hem de facia öncesindeki kurtarma sürecinin ele alınması açısından önem taşıyor.

İngiltere'de hava trafiğinde sistem arızası: Binlerce uçuş etkilendi Haber

İngiltere'de hava trafiğinde sistem arızası: Binlerce uçuş etkilendi

NATS, teknik sorunun giderildiğini ancak normal operasyonlara dönüşün zaman alacağını açıkladı. Kurum, yaşanan aksaklık nedeniyle yolculardan özür dilerken, uçuş durumlarının doğrudan havayollarından takip edilmesi çağrısında bulundu. Heathrow ve Gatwick'te yüzlerce uçuş etkilendi NATS'ın uçuş verilerinin işlendiği sistemde meydana gelen arıza, başta Londra'daki Heathrow ve Gatwick olmak üzere çok sayıda havalimanında operasyonları etkiledi. Heathrow'da yaklaşık 100 uçuşun iptal edildiği, yüzlerce uçuşun ise geciktiği bildirildi. Gatwick'te de uçuşların önemli bir bölümü gecikmeli gerçekleştirildi. Manchester, Birmingham, Stansted, London City ve İskoçya'daki havalimanları da kesintiden etkilenen merkezler arasında yer aldı. Heathrow'da günün ilerleyen saatlerinde uçuş operasyonlarının yeniden başlamasına rağmen aksaklıkların devam ettiği bildirildi. Havalimanı yönetimi, yolculara seyahat öncesinde havayollarından güncel bilgi almaları çağrısında bulundu. Ryanair'den NATS CEO'suna istifa çağrısı Teknik arızanın ardından havayolu şirketlerinden NATS yönetimine yönelik eleştiriler geldi. Ryanair, kesinti nedeniyle 65 binden fazla yolcusunun gecikmelerden etkilendiğini ve 200'den fazla uçuşunun iptal edildiğini açıkladı. Şirketin Operasyonlardan Sorumlu Yöneticisi Neal McMahon, NATS Üst Yöneticisi Martin Rolfe'nin istifa etmesi çağrısında bulundu. McMahon, yolcuların tekrarlanan sistem arızalarının bedelini ödediğini savunarak NATS'ın yönetim yapısının değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Wizz Air de hava trafik kontrol sistemindeki tekrarlayan sorunlara tepki göstererek NATS'ın mevcut haliyle görevini yerine getirmekte yetersiz kaldığını savundu. Avrupa'daki uçuşlar da aksadı İngiltere'deki teknik arıza, ülke sınırlarıyla sınırlı kalmadı. Avrupa'nın yoğun hava trafiği nedeniyle İngiltere'ye gitmesi planlanan bazı uçaklar, oluşan yoğunluğu azaltmak amacıyla kalkış yaptıkları ülkelerde bekletildi. NATS, hava sahasının tamamen kapatılmadığını ve güvenliğin tehlikeye atılmadığını belirtirken, sistemin yeniden çalışır hale gelmesinin ardından biriken uçuşların oluşturduğu yoğunluğun giderilmesinin zaman alacağını bildirdi. NATS sistemi daha önce de büyük arızalar yaşadı İngiltere'nin hava trafik kontrol altyapısında son yıllarda benzer teknik sorunlar yaşanması, sistemin güvenilirliğiyle ilgili tartışmaları yeniden gündeme getirdi. Ağustos 2023'te NATS'ın uçuş planlarını otomatik işleyen sisteminde meydana gelen büyük arıza nedeniyle yüzlerce uçuş iptal edilmiş, sonraki günlerde de devam eden aksaklıklardan yüz binlerce yolcu etkilenmişti. Temmuz 2025'te yaşanan radar kaynaklı teknik sorun da Heathrow ve diğer önemli havalimanlarında uçuşların aksamasına ve 150'den fazla seferin iptal edilmesine yol açmıştı. Yeni arıza sonrasında İngiltere Sivil Havacılık Otoritesi (CAA), NATS'tan olayla ilgili kapsamlı bir rapor beklediğini ve sistemin güvenilirliğini artırmak için ilave adımlar gerekip gerekmediğini değerlendireceğini açıkladı. NATS Üst Yöneticisi Martin Rolfe ise teknik sorunun kesin nedeninin henüz tam olarak belirlenmediğini söyledi.

İngiltere'den İsrail'e sert çıkış: Miliband “Batı Şeria'da etnik temizlik” dedi Haber

İngiltere'den İsrail'e sert çıkış: Miliband “Batı Şeria'da etnik temizlik” dedi

“İki devletli çözüm her iki halkın güvenliği için tek yol” Avam Kamarası'nda İngiltere'nin İsrail ve Filistin politikasına ilişkin konuşan Miliband, İsrail'e yönelik desteği ile Filistin devletine verdiği desteğin birbirine zıt olmadığını söyledi. Britanyalı Yahudi kimliğinden gurur duyduğunu belirten Miliband, ailesinin Nazi döneminde büyük kayıplar yaşadığını ve bu nedenle İsrail devletine yönelik özel bir minnet duygusu taşıdığını ifade etti. Miliband, İsrail'in güvenliği ile Filistinlilerin bağımsız bir devlete sahip olmasının birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, iki devletli çözümü İngiltere'nin Orta Doğu politikasının temel hedefi olarak tanımladı. “Batı Şeria'da etnik temizlik yapılıyor” Miliband, Batı Şeria'daki Filistinlilerin maruz kaldığı saldırı ve zorla yerinden edilme iddialarına dikkat çekti. İsrailli bazı eski yetkililerin açıklamalarını da konuşmasında gündeme getiren Miliband, Batı Şeria'daki bazı bölgelerde yaşananların “etnik temizlik” olarak nitelendirilebileceğini söyledi. İngiliz hükümetinin değerlendirmesine göre, yerleşimci grupların Filistinlilere yönelik saldırıları sonucunda evlerin yıkıldığını, altyapının zarar gördüğünü ve bazı ailelerin yaşadıkları bölgelerden ayrılmak zorunda kaldığını belirten Miliband, İsrail hükümetinin bu uygulamalara yeterince müdahale etmediğini savundu. İngiliz bakan, “etnik temizlik” ifadesinin son derece ağır olduğunun farkında olduğunu ancak yaşananların açık şekilde tanımlanmasının adalet arayışının ilk adımı olduğunu dile getirdi. İngiltere işgalin hukuka aykırı olduğu görüşünü benimsedi Miliband, İngiltere hükümetinin İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşimlerini uzun süredir yasa dışı kabul ettiğini hatırlattı. Bunun yanında hükümetin artık İsrail'in Batı Şeria üzerindeki işgalinin hukuki statüsüne ilişkin tutumunu da netleştirdiğini söyledi. İngiliz hükümetinin mevcut görüşünün, İsrail'in kalıcı kontrol ve egemenliğini genişletmeye yönelik politikaları ile yasa dışı yerleşimler nedeniyle işgalin hukuka aykırı olduğu yönünde olduğunu belirten Miliband, bu yaklaşımın ekonomik politikalara da yansıtılacağını açıkladı. Yerleşimlerden gelen ürünlere ithalat yasağı geliyor Miliband, İngiltere'nin işgal altındaki Batı Şeria'daki yasa dışı İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlere ithalat yasağı getireceğini duyurdu. Ayrıca yerleşimlerin genişletilmesine yönelik inşaat, altyapı finansmanı ve gayrimenkul hizmetleri sağlayan bazı şirket ve kişilere karşı da yaptırım uygulanacağını belirten Miliband, yerleşimlerin İngiltere'de tanıtılmasına yönelik faaliyetlerin de engelleneceğini açıkladı. Yeni düzenlemelerin hazırlanarak yürürlüğe girmesinin yaklaşık 6 ila 9 ay süreceği bildirildi. İngiltere, söz konusu adımların doğrudan İsrail ekonomisinin tamamını hedeflemediğini, yasa dışı yerleşim faaliyetlerine odaklandığını vurguladı. Kanada, Fransa ve bazı Avrupa ülkeleri de Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlere yönelik benzer kısıtlamaları destekledi. İngiltere, Fransa ve Kanada'nın yanı sıra toplam 12 ülke ortak bir açıklamayla yerleşim politikalarına karşı yeni adımlar atılacağını duyurdu. İsrail'e silah ihracatında yeni uygulama İngiltere'nin İsrail'e yönelik silah ihracatı politikasına da değinen Miliband, Gazze'de kullanılabilecek bazı silah sistemlerine ilişkin 30'dan fazla ihracat izninin daha önce askıya alındığını hatırlattı. Miliband, bundan sonraki süreçte işgale doğrudan katkı sağlayacağı değerlendirilen silah ve diğer ürünlerin ihracat izinlerinin de reddedileceğini söyledi. Böylece mevcut ihracat kısıtlamalarının işgal sürdüğü müddetçe uygulanmasının amaçlandığını belirtti. Gazze'deki gelişmeler de gündeme geldi Miliband, konuşmasında Gazze'deki savaşın sonuçlarına da değindi. 7 Ekim'de Hamas'ın gerçekleştirdiği saldırının ardından yaşananların İsrail'in sonraki eylemlerini meşrulaştıramayacağını savunan Miliband, bölgede çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini ve milyonlarca kişinin yerinden edildiğini söyledi. Hastanelerin ve konutların büyük bölümünün zarar gördüğünü, insani yardımların bölgeye ulaştırılmasında ciddi sorunlar yaşandığını belirten Miliband, İsrail ordusunun eylemlerine ilişkin uluslararası soruşturmalarda savaş suçu işlendiğine dair bulguların ortaya konulduğunu ifade etti. Miliband, Gazze'de soykırım işlendiğine yönelik iddiaların ise kapsamlı ve bağımsız hukuki süreçler kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, Uluslararası Adalet Divanı'nın sürecini desteklediklerini söyledi. Muhalefet: “Tedbirler etkisiz kalacak” İngiltere'deki ana muhalefetin Gölge Dışişleri Bakanı Tom Tugendhat ise hükümetin açıkladığı tedbirleri eleştirdi. Tugendhat, İsrail ile Filistin ekonomilerinin birbirine bağlı olması nedeniyle yerleşimlerden gelen ürünlere yönelik ticaret kısıtlamalarının uygulanmasının zor olacağını savundu. Muhalefet temsilcisi, söz konusu politikaların İsrail'deki aşırı görüşleri güçlendirebileceğini ve beklenen sonucu vermeyeceğini ileri sürdü. İngiltere'nin yerleşim politikalarına yönelik adımları, Londra ile Tel Aviv arasındaki ilişkilerin son dönemde daha da gerildiği bir süreçte geldi. İsrail ise İngiltere, Fransa ve Kanada'nın kararlarına sert tepki göstererek söz konusu adımları siyasi müdahale olarak nitelendirdi.

Rusya’dan İngiltere’ye sert mesaj: Askeri tesisler hedef alınabilir Haber

Rusya’dan İngiltere’ye sert mesaj: Askeri tesisler hedef alınabilir

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Ukrayna üzerinden yürütülen savaşta İngiltere ve diğer Batılı ülkelerin politikalarına yönelik sert açıklamalarda bulundu. Zaharova, Rus topraklarına yönelik saldırılara karşılık olarak Ukrayna’nın yanı sıra başka ülkelerde bulunan İngiliz askeri tesisleri ve askeri teçhizatın da hedef alınabileceğini söyledi. Moskova’da düzenlediği haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Zaharova, Fransa, İngiltere ve Almanya’yı Ukrayna konusunda gerilimi artırmakla suçladı. Londra ve Paris’in Ukrayna’ya askeri sistemler göndermesinin Rusya topraklarına yönelik saldırılardaki sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağını savunan Zaharova, “Paris, Londra, Berlin ve diğer ülkeler, terör saldırılarından doğrudan sorumlu” ifadelerini kullandı. İngiliz askeri tesisleri için hedef uyarısı İngiltere’nin 2023 yılından bu yana Ukrayna’ya Storm Shadow seyir füzeleri sağladığını belirten Zaharova, Londra’nın söz konusu füzelerin üretimi için Kiev’e gerekli bilgileri aktarmayı planladığını öne sürdü. Ukrayna tarafından İngiliz silahları kullanılarak Rus topraklarına gerçekleştirildiğini söylediği saldırılara değinen Zaharova, Moskova’nın buna karşılık verebileceği mesajını verdi. Zaharova, “Ukrayna'da ve ülke dışında bulunan İngiliz askeri tesisi ve teçhizatı hedef alınabilir” diyerek, Rus sivillerine yönelik savaş suçu işlendiğini iddia ettiği kişilerin cezalandırılacağını savundu. NATO askerlerine de “meşru hedef” uyarısı Zaharova, NATO ülkelerinin askerlerini Ukrayna'ya konuşlandırması ihtimaline ilişkin de sert ifadeler kullandı. Yabancı askerlerin Ukrayna'ya gönderilmesinin savaşın çözümünü engelleyeceğini savunan Zaharova, bu birliklerin Rusya açısından “meşru askeri hedef” haline geleceğini söyledi. Finlandiya Cumhurbaşkanı Stubb'a tepki Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb’ın, Ukrayna’nın Rusya’daki altyapıya yönelik İHA saldırılarının Moskova açısından savaşın maliyetini artırdığı ve bu tür eylemlerin desteklenmesi gerektiği yönündeki değerlendirmesine de tepki gösteren Zaharova, sivillere yönelik saldırıların haklı görülmesi halinde Stubb'ı “terörist” olarak nitelendireceğini söyledi. Zaharova ayrıca Finlandiya ve diğer “dost olmayan ülkelerin” düşmanca eylemlerinin karşılıksız kalmayacağını ve Rusya’nın ulusal çıkarları doğrultusunda karşılık verileceğini ifade etti. Moskova: Kiev'den yeni barış teklifi gelmedi Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Kirilo Budanov’un, Rusya ve Ukrayna heyetlerinin eylül ayında yeniden bir araya gelebileceği yönündeki açıklamasını da değerlendiren Zaharova, bu bilgiyi doğrulayamayacağını belirtti. Kiev yönetiminin bazı açıklamalarını medya etkisi oluşturma amacı taşıdığı gerekçesiyle eleştiren Zaharova, “Ukrayna tarafından krizin çözümüne yönelik yeni bir teklif alınmadı” dedi. Zaporijya Nükleer Santrali iddiası Zaharova ayrıca Ukrayna ordusunun Zaporijya Nükleer Güç Santrali ve yakınındaki Energodar kentine saldırılar düzenlediğini öne sürerek Kiev yönetimini “nükleer şantaj” yapmakla suçladı. Zaharova, bu tür eylemlerin Avrupa'nın ve dünyanın güvenliğini tehdit ettiğini savundu.

İngiltere’de bomba paniği: Qatar Airways uçağı için ihbar yapan 14 yaşındaki çocuk çıktı Haber

İngiltere’de bomba paniği: Qatar Airways uçağı için ihbar yapan 14 yaşındaki çocuk çıktı

Tehdit ihbarının ardından İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne (RAF) bağlı Typhoon savaş uçakları acil görev kapsamında havalandırıldı. Güvenlik önlemleri kapsamında başlatılan operasyon sonucunda yolcu uçağı herhangi bir sorun yaşanmadan Manchester Havalimanı’na indirildi. Yapılan soruşturma sonrası, bomba ihbarını yapan kişinin uçakta bulunmayan Bolton bölgesinden 14 yaşındaki bir çocuk olduğu belirlendi. RAF savaş uçakları havalandı İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Lincolnshire’daki RAF üssünden kalkan Typhoon savaş uçaklarının, Manchester’a yaklaşan Qatar Airways uçağına yönelik önleme görevi için havalandığı doğrulandı. Olay, eski adıyla Ulusal Hava Trafik Hizmetleri (NATS) olarak bilinen hava trafik kontrol birimlerine gelen ihbarla başladı. Yetkililere göre tehdit bildirimi cuma günü saat 18.00 sıralarında ulaştı. İhbarın alınmasının ardından polis ekipleri, RAF yetkilileri ve Manchester Havalimanı yönetimi arasında koordinasyon sağlandı. Güvenlik protokolleri kapsamında yolcu uçağının takibi başlatılırken, olası bir tehlikeye karşı tüm hazırlıklar yapıldı. Uçak güvenli şekilde iniş yaptı Yaşanan gelişmeler üzerine güvenlik ekipleri alarma geçerken, Qatar Airways uçağı kontrollü şekilde Manchester Havalimanı’na yönlendirildi. Büyük Manchester Polisi tarafından yapılan açıklamada, uçağın güvenli şekilde iniş yaptığı ve yolcularla mürettebat açısından herhangi bir risk oluşmadığı belirtildi. Uçağın inişinin ardından güvenlik ekipleri tarafından gerekli kontroller gerçekleştirildi. Yapılan incelemelerde herhangi bir patlayıcı ya da tehlikeli maddeye rastlanmadı. İhbarın kaynağı 14 yaşındaki çocuk çıktı Olayın ardından başlatılan kapsamlı soruşturma kapsamında, bomba tehdidini yaptığı değerlendirilen kişinin kimliği tespit edildi. Polis ekipleri, ihbarın Bolton’da yaşayan 14 yaşındaki bir çocuk tarafından yapıldığını açıkladı. Çocuğun olay sırasında Qatar Airways uçağında bulunmadığı da belirtildi. Yetkililer, soruşturma kapsamında çocuğun polis ekipleriyle işbirliği yaptığını bildirdi. Olayla ilgili incelemelerin devam ettiği aktarılırken, sahte bomba ihbarının neden yapıldığı araştırılıyor. Polis yetkilisinden uyarı: “Şaka değil” Büyük Manchester Polisi Başmüfettişi Gary Homa, olay sonrası yaptığı açıklamada sahte tehditlerin ciddi sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti. Homa, güvenlik birimlerinin gelen her tehdidi gerçek kabul ederek değerlendirdiğini belirterek, kamu güvenliğinin en önemli öncelik olduğunu söyledi. Başmüfettiş Homa, asılsız ihbarların yalnızca güvenlik güçlerinin zamanını ve kaynaklarını tüketmediğini, aynı zamanda yolcular arasında gereksiz korku ve endişeye neden olduğunu ifade etti. Bu tür olayların kesinlikle bir şaka olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Homa, suç unsuru tespit edilmesi halinde gerekli yasal işlemlerin uygulanacağını belirtti. Havalimanlarında güvenlik alarmı yeniden gündemde Qatar Airways uçağıyla ilgili yaşanan olay, havacılık güvenliğinin önemini bir kez daha gündeme getirdi. Uluslararası havalimanlarında bomba tehditleri ve güvenlik ihbarları, yolcuların güvenliği açısından en yüksek seviyede değerlendiriliyor. Yetkililer, özellikle sahte ihbarların ciddi operasyonlara yol açabileceğini ve acil müdahale ekiplerinin gereksiz şekilde meşgul edilmesine neden olduğunu hatırlatıyor. Manchester Havalimanı’nda yaşanan olayda herhangi bir yaralanma veya maddi zarar meydana gelmezken, soruşturmanın tamamlanmasının ardından 14 yaşındaki çocuk hakkında nasıl bir hukuki süreç yürütüleceği netlik kazanacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.