Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İmar Planı

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - İmar Planı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İmar Planı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzmir Büyükşehir Belediyesin'de imar mevzuat aykırılığına taviz yok Haber

İzmir Büyükşehir Belediyesin'de imar mevzuat aykırılığına taviz yok

İzmir Büyükşehir Belediyesi, kaçak yapılaşma ile mücadele çalışmaları kapsamında Gaziemir bölgesinde kapsamlı bir çalışma gerçekleştirdi. Planlı ve dirençli bir kent vizyonuyla hareket eden İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri, 122 hektarlık alanı kapsayan “Gaziemir Aktepe ve Emrez Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi” sınırları içerisinde yer alan ve imar mevzuatına aykırı şekilde ruhsatsız olarak inşa edilen yapıya müdahale etti. Gelen şikayetler, yapılan detaylı incelemeler, hukuki süreçler ve ilçe belediyeleriyle sağlanan koordinasyon neticesinde Gaziemir'de gerekli yasal adımlar atıldı. Bu çerçevede; Aktepe Mahallesi 116/3 Sokak ve 91 ada 99 parselde bulunan kaçak yapı yıkıldı. BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BÜTÜN BİRİMLERİYLE SAHADA İzmir Büyükşehir Belediyesi Yapı Kontrol Dairesi Başkanlığı'nın yönetiminde yürütülen yıkım operasyonunda; Kentsel Dönüşüm Dairesi Başkanlığı, Yol, Yapım, Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı, Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı, İtfaiye Dairesi Başkanlığı, Zabıta Dairesi Başkanlığı, Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı, Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı ekipleri ile Birinci Hukuk Müşavirliği yetkilileri görev aldı. NELER YAŞANDI? Sürecin gelişiminde; ruhsatsız yapı ile ilgili olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin talebi üzerine Gaziemir Belediye Başkanlığı tarafından yerinde tespitler yapılmış ve 2025 yılında yapı tatil zaptı tutulmuştu. Gaziemir Belediyesi encümen kararıyla para cezasına çarptırılan ruhsatsız yapıda, mühürlemenin üzerinden bir ay geçmesine rağmen aykırılıkların giderilmediği ve inşaatın sürdüğü belirlenince yıkım kararı alındı. Öte yandan, 26 Aralık 2025 tarihinde Gaziemir Belediyesi ile birlikte alana gidildiğinde, işlem başlamadan hemen önce yapı sahibi tarafından mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı alınmış ve yıkım o an için gerçekleştirilememişti. Ancak İzmir Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin sahada yaptığı kontrollerde inşaat faaliyetlerinin devam ettiği saptanmış, bunun üzerine Gaziemir Belediyesi’nden yasal işlemlerin tesis edilerek inşaatın ivedilikle durdurulması talep edilmişti. İLK GÜN 14 SAATLİK MESAİ HARCANDI, 14 KAMYON EŞYA ÇIKARILDI İzmir Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi'nin, daha önce verilen yürütmeyi durdurma kararını iptal etmesinin ardından, Gaziemir Belediyesi'nin desteğiyle yıkım süreci başlatıldı. İzinsiz yapının su ve elektrik bağlantıları kesilirken, kolluk kuvvetleri tarafından çevre güvenliği sağlandı. Yıkım için gerekli tüm tahliye, koordinasyon ve teknik tedbirler alındı. İmar planı gereği hiçbir zaman ruhsat alamayacak olan parseldeki kaçak yapının yıkımı için yaklaşık 14 saatlik yoğun bir mesai harcandı. Kentsel dönüşüm alanı içerisinde kalması nedeniyle, yapıda bulunan eşyalar tahliye edildi. Hukuki sürenin dolmasına rağmen boşaltılmadığı belirlenen binadaki satışa hazır malzemeler ve imalat ekipmanları, 14 kamyonla güvenli bölgeye taşındı. Taşıma işlemi boyunca İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ilgili daire başkanlıkları görev yaptı. İki iş makinesiyle fiilen başlatılan yıkım, çevre sağlığı ve güvenlik önlemleri gözetilerek tamamlandı. Kentsel dönüşüm alanındaki tüm eklenti ve aykırılıklara karşı yaptırımların süreceği vurgulandı. Öte yandan, “Gaziemir Aktepe ve Emrez Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi” kapsamında imar planı çalışmaları ile hak sahipleriyle yapılan uzlaşma görüşmelerinin sürdüğü, plan onayı sonrası bölgenin ruhsatlı yapılarla hızla dönüştürülmesinin hedeflendiği belirtildi.

RES ve GES yatırımlarında Ruhsat süresi 5 güne indirildi Haber

RES ve GES yatırımlarında Ruhsat süresi 5 güne indirildi

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından hazırlanan Rüzgâr ve Güneş Enerjisine Dayalı Elektrik Üretim Tesislerinin İmar ve Ruhsat İşlemleri Yönetmeliği Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Getirilen yeni düzenlemelerle birlikte nazım ve uygulama imar planlarının eş zamanlı olarak yürütülmesinin önü açılırken; rüzgâr türbinleri, güneş panelleri ve bunların taşıyıcı sistemlerine yönelik elektrik ve mekanik tesisat projesi zorunluluğu ortadan kaldırıldı. Üretim lisansı veya ön lisansı bulunan rüzgâr ve güneş enerjisi santrallerini kapsayan Yönetmelik; yapı ruhsatı, imar planı, arazi düzenlemesi ve işyeri açma prosedürlerinde önemli yenilikler getiriyor. Düzenleme kapsamında, Bakanlık onaylı imar planlarının askı süresi 30 günden 15 güne düşürülürken, ilgili kurumların görüş bildirme süresi en fazla 30 gün olarak belirlendi. Belirtilen süre zarfında yanıt verilmemesi, olumlu görüş verildiği şeklinde yorumlanacak. PLANLAMA TAKVİMİ YENİDEN ŞEKİLLENİYOR Yeni yönetmeliğin mühendislik ve planlama aşamalarına doğrudan etki edeceğini vurgulayan ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, “Uygulama ve nazım imar planları artık eş zamanlı olarak yürütülüp onaylanabilecek. Kurum görüşleri geçerliliğini koruduğu müddetçe, uygulama imar planı safhasında tekrar görüş talep edilmeyecek. Kurum görüşleri için 30 günlük sınırın getirilmesi ve askı süresinin 15 güne çekilmesi, planlama takvimini çok daha öngörülebilir kılıyor. Ancak üst ölçekli plan değişikliği gerektiren projelerde öncelikle bu sürecin tamamlanması şart. Bu sebeple yatırımcıların sadece ruhsat sürelerine değil, tüm planlama zincirine odaklanması kritik önem taşıyor” dedi. Arıcı, fenni mesul ön kontrol şartının kaldırılması ile rüzgâr türbinleri, güneş panelleri ve taşıyıcı sistemler için elektrik ve mekanik tesisat projesi aranmayacak olmasının izin süreçlerini sadeleştireceğini ifade ederek, “İşyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenleme süresinin 30 günden 5 güne indirilmiş olması, sahadaki uygulamalar açısından en dikkat çekici değişikliklerden biri. Bu durum, yatırımcıların proje takvimlerini yeniden organize etmelerini gerektiriyor” şeklinde konuştu. GES’LERDE TAŞINMAZ VE ZEMİN ETÜDÜNE YENİ ÇERÇEVE GES projeleriyle ilgili düzenlemelerin teknik hazırlık ve taşınmaz kullanım süreçlerini değiştirdiğini kaydeden Arıcı: “Özel mülkiyetteki taşınmazlarda tapuya şerh edilmesi, süresinin en az 10 yıl olması ve lisans süresiyle uyumlu olması şartıyla irtifak veya kira sözleşmeleri ruhsat başvurularında kabul edilebilecek. Jeolojik-jeoteknik etütler yeterli bulunduğunda ayrıca zemin etüt raporu istenmeyecek. Ayrıca imar durum belgesinin Bakanlık tarafından da düzenlenebilmesi, işlem akışını değiştiren önemli başlıklardan biri” dedi. Onaylı jeolojik-jeoteknik etüt raporu olmayan alanlarda imar planı hazırlanamayacağını hatırlatan Arıcı: “Bu durum, GES projelerinde planlama ve zemin verilerinin proje başında doğru şekilde hazırlanmasını daha kritik kılıyor. Onay süreçlerinin ilgili sistem üzerinden yürütülmesi ve Plan İşlem Numarası alınması da dosya hazırlığında dikkat edilmesi gereken diğer noktalar arasında” ifadelerini kullandı. ARAZİ DÜZENLEMELERİNDE 15 GÜNLÜK İLAN VE İTİRAZ SÜRESİ Arsa ve arazi düzenleme süreçlerinin de yeniden tanımlandığını belirten Arıcı: “Değişiklik beyannameleri ve parselasyon planları için 15 günlük ilan ve 15 günlük itiraz değerlendirme süresi belirlendi. Bu sürelerin proje takvimlerine en baştan eklenmesi gerekiyor. Yönetmelikte; yapı ruhsatı, parselasyon planı, imar planı kontrolü, yapı kullanma izin belgesi ve işyeri açma ruhsatı işlemleri için herhangi bir hizmet bedeli öngörülmemesi de dikkat çeken detaylar arasında. Proje takvimlerinin bu süreler ışığında planlanması gerekecek. Öte yandan, yürürlük öncesi başlatılan ruhsat ve plan süreçlerinin nasıl neticeleneceği, depolama ünitelerinin kapsamı ve arazi düzenlemesinde belediye encümeni kararı yerine geçecek işlemler, uygulamada açıklığa kavuşması beklenen konular arasında yer alıyor" dedi.

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir: Nilüfer’in kalbi ve geleceği satılık değildir Haber

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir: Nilüfer’in kalbi ve geleceği satılık değildir

Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla satış listesine alınan Bursa’daki taşınmazlar arasında yer alan FSM Bulvarı “Hastane Alanı” için Nilüfer’den tepki geldi. Başkan Şadi Özdemir, “Biz Nilüfer ile ilgili hep ortak akılla karar almaya çalışıyoruz. Mahalle komitelerimizin uygun bulmadığı işleri bile yapmıyoruz. Bu eğer gerçekleşirse Nilüfer’in kalbine sokulmuş bir hançer şeklinde yorumlayabiliriz. Kararın yeniden gözden geçirilip kaldırılmasını talep ediyoruz” dedi. Cumhurbaşkanı kararıyla Türkiye genelinde bazı taşınmazların özelleştirme kapsamına alınmasının ardından, Bursa’da satış listesine giren alanlar kamuoyunda tartışma yarattı. Söz konusu taşınmazlar arasında Nilüfer’de Fethiye Mahallesi Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’ndaki “Hastane Alanı” olarak bilinen ve uzun yıllardır kamusal etkinliklere ev sahipliği yapan bölge de yer aldı. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Başkan Yardımcıları Mahmut Demiröz ve Sinan Sarıbal ile Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın’ın katılımıyla söz konusu alanda bir açıklama yaptı. Açıklamada, kararın kentin geleceği açısından ciddi riskler taşıdığı vurgulandı. “BÖLGEDE YOĞUNLUĞU CİDDİ ORANDA ARTIRIR!” Başkan Şadi Özdemir, alanın yıllardır kentin önemli buluşma ve etkinlik noktalarından biri olduğunu belirterek, satış kararının ardından bölgenin yoğun yapılaşma baskısıyla karşı karşıya kalabileceğine dikkati çekti. Başkan Şadi Özdemir şunları söyledi: “Nilüfer’in kalbi ve geleceği satılık değildir. Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla Bursa’da altı kritik noktanın satışına karar verilmiş durumda. Bunlardan biri de şu an bulunduğumuz, imar planlarında ‘Hastane Alanı’ olarak geçen ancak uzun yıllardır belediyemizin etkinlik alanı olarak kullanılan bu bölgedir. Burası, yıllardır çok sayıda etkinliğe ev sahipliği yapan, kent yaşamı açısından önemli bir kamusal alandır. Ancak satış gerçekleştiği takdirde, bu alanın ya özel hastane olarak değerlendirileceğini ya da yapılacak imar planı değişiklikleriyle konut veya ticari alanlara dönüştürülebileceğini öngörüyoruz. Oysa bölgeye baktığımızda, çok sayıda sağlık tesisi bulunduğunu görüyoruz. Bu nedenle burada yeni bir sağlık alanına ihtiyaç olduğu söylenemez.” Nilüfer Belediyesi olarak, sağlık alanında ihtiyaç duyulan her noktada, başta aile sağlığı merkezleri olmak üzere gerekli tahsisleri yaptıklarını ifade eden Başkan Şadi Özdemir, bölgenin halihazırda yoğun bir trafik aldığını vurgulayarak, “Fatih Sultan Mehmet Bulvarı ve çevresi, sosyal yaşamın ve ticari hareketliliğin yoğun olduğu bir hat. Bu alana yüksek yoğunluklu yeni bir yapılaşma getirilmesi; ister hastane ister ticari bir proje olsun, binlerce aracın giriş-çıkışı anlamına gelecektir. Bu da mevcut trafiğin tamamen kilitlenmesi riskini doğuracaktır” dedi. ÖNCELİĞİMİZ SOSYAL, KÜLTÜREL YAŞAM ALANLARI… Konuşmasında “Bu bölgede ne yeni bir sağlık alanına ne de yoğunluğu artıracak başka yatırımlara ihtiyaç var” diyen Başkan Şadi Özdemir, açıklamasına şöyle devam etti: “Nilüfer’in her yıl yaklaşık 20 bin kişilik nüfus artışı yaşadığını da dikkate aldığımızda, önceliğimiz yeni yapılaşma alanları değil; sosyal, kültürel ve kamusal yaşam alanları olmalıdır. Burası yaklaşık 37 dönümlük bir alan. Emsal değerleri dikkate alındığında yaklaşık 100 bin metrekarelik bir inşaat potansiyeline sahiptir. Bu büyüklükte bir alanın yapılaşmaya açılması yerine, düzenlenerek rekreasyon alanına dönüştürülmesi, insanların nefes alabileceği, vakit geçirebileceği bir yaşam alanı olarak korunması gerekmektedir. Üstelik bu alan yalnızca bulunduğu bölge için değil, tüm Nilüfer için büyük önem taşımaktadır.” “BU KENTE ZARAR VERECEK KARARLARDAN KAÇINALIM!” Kararın hayata geçirilmesi durumunda, bunu Nilüfer’in kalbine saplanmış bir hançer olarak tanımlayan Başkan Şadi Özdemir, “Daha önce de benzer satış girişimleri olmuş, ancak kamuoyunun güçlü tepkisiyle geri çekilmiştir. Bugün yeniden gündeme gelmesi, halkın taleplerinin yeterince dikkate alınmadığını göstermektedir. Biz Nilüfer’de karar alma süreçlerinde her zaman ortak aklı esas alıyoruz. Mahalle komitelerimizin uygun bulmadığı projeleri dahi hayata geçirmiyoruz. Bu anlayışın, kentin geleceğini doğrudan etkileyen böylesine önemli bir konuda da geçerli olması gerektiğine inanıyoruz. Buradan bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; Nilüfer halkının, yerel yönetimin ve bu kentte yaşayan herkesin görüşü dikkate alınmalıdır. Bu alanın satışı, bu kente yapılacak en büyük yanlışlardan biri olacaktır. Bursa’daki ilgili tüm yetkililere de sesleniyoruz; bu kente zarar verecek kararlardan kaçınılmalıdır. Burası, insanların nefes aldığı önemli kamusal alanlardan biridir ve bu niteliğini korumalıdır. Bu kararın yeniden gözden geçirilmesini ve tamamen ortadan kaldırılmasını talep ediyoruz” diye konuştu. AFET DURUMLARINDA DA KRİTİK ÖNEMDE BİR ALAN Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın da söz konusu alanın yalnızca bulunduğu bölge için değil, tüm Nilüfer için önemli bir kamusal değer taşıdığını belirtti. Aydın, hızlı kentleşme sürecinde bu tür alanların korunmasının büyük önem taşıdığını vurgulayarak, “Bu tür kamusal alanlar kaybedildiğinde yeniden kazanılması mümkün olmuyor. Bu nedenle böylesine önemli bir kararın katılımcı bir süreçle ele alınması gerekiyor. Bununla birlikte, bölgenin deprem riski açısından da önemli bir işlev gördüğünü unutmayalım. Kentte nefes alınabilecek bu tarz merkezi alanlar, afet durumlarında da kritik rol oynar. Bu alanın korunması yalnızca bugünün değil, geleceğin de meselesidir” diye konuştu. Açıklamada, söz konusu kararının yeniden gözden geçirilmesi ve alanın kamusal kullanım niteliğinin korunması yönünde çağrı yapıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.