Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İktidar

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - İktidar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İktidar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bir Tayyip Erdoğan gider bin Tayyip Erdoğan gelir Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bir Tayyip Erdoğan gider bin Tayyip Erdoğan gelir

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada gençlik politikalarından siyasi mücadele vurgusuna, “Türkiye Yüzyılı” hedefinden muhalefete yönelik eleştirilere kadar geniş kapsamlı mesajlar verdi. Erdoğan, gençlerin ülkenin geleceğinde belirleyici rol oynayacağını vurgulayarak “Gençleri hafife alan bir hareketin başarı şansı yoktur” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidarda geçen 23,5 yılı değerlendirerek gençlerle kurdukları bağı “siyasi başarılarının temel unsurlarından biri” olarak tanımladı. Gençlere seslenen Erdoğan, eğitimden spora, bilimden siyasete kadar her alanda destek vurgusu yaparak, “Türkiye Yüzyılı’nı sizler tamamlayacaksınız” ifadelerini kullandı. Gençlere hitabında Türkiye’nin tarihi ve kültürel mirasına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu vatan sizindir, bu bayrak sizindir” sözleriyle birlik ve aidiyet mesajı verdi. Gençlerin ülkenin geleceğinde sorumluluk üstleneceğini belirten Erdoğan, devletin tüm imkanlarının gençler için seferber edildiğini söyledi. https://twitter.com/RTErdogan/status/2057026823792279743 SİYASİ MÜCADELE VE İKTİDAR VURGUSU Konuşmasının devamında siyasi hayatına ve iktidar sürecine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, mücadele ve risk alma üzerinden güçlü bir siyasi irade vurgusu yaptı. Eleştiriler karşısında geri adım atmadıklarını belirten Erdoğan, “Kolayı değil, zoru seçtik” ifadelerini kullandı. Erdoğan ayrıca, geçmişte yaşanan siyasi süreçlere atıfta bulunarak fedakârlık ve mücadele üzerinden kendi siyasi hareketini tanımladı. İktidarın “milletin takdiriyle şekillendiğini” söyleyen Erdoğan, seçim sonuçlarına ve toplumsal desteğe dikkat çekti. "Bir Tayyip Erdoğan gider ama bu davayı omuzlayacak bin Tayyip Erdoğan gelir" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bize düşen, bizden öncekilerden devraldığımız sancağı yere düşürmeden bizden sonrakilere devretmektir. Bizim davamız budur; bizim misyonumuz budur. Bizim arzumuz, gayemiz, amacımız işte budur. Yarın ruz-ı mahşerde huzura vardığımızda vazifesini hakkıyla yapmış olmanın yüz akına sahip olabilirsek bu bize ziyadesiyle yeter; gayrısı boştur, gayrısı laf-ı güzaftır. Bizden öncekiler bu davaya, bu harekete ömürlerini verdiler. Hamdolsun, bizim yaptığımız da budur. Biz, Allah’a sonsuz hamdüsenalar olsun bu hareketin içinde doğduk, bu hareketle büyüdük. Vakti zamanı gelince dava taşını omuzladık. Allah’ın yardımıyla o dava taşını gücümüz yettiğince eğilmeden, bükülmeden taşıdık ve taşımaya da devam ediyoruz. Biz, üzerimizde milletin, memleketin, ümmetin mesuliyetini taşıyoruz" diye konuştu. MUHALEFETE MESAJ Konuşmada muhalefete de dolaylı göndermelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, eleştirileri “konforlu alanlardan yapılan değerlendirmeler” olarak nitelendirerek, siyasi sorumluluk ve bedel vurgusu yaptı. Erdoğan, konuşmasının sonunda AK Parti’nin misyonunun “millete hizmet ve sorumluluk taşıma” üzerine kurulu olduğunu ifade ederek, iktidarın hem Türkiye’nin hem de “mazlum coğrafyaların” yükünü taşıdığını söyledi.

CHP'li Başkanlar Balıkesir'de buluştu Haber

CHP'li Başkanlar Balıkesir'de buluştu

Tüm katılımcıları selamlayarak konuşmasına başlayan Başkan Seçer, Balıkesir’de olmaktan mutluluk duyduklarını söyledi. Marmara Belediyeler Birliği ve Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın belediyeciliğin her alanında her yurttaşa dokunan önemli çalışmalara imza attığını ifade eden Seçer, CHP’li belediye başkanlarının hepsinin önemli işleri hayata geçirdiğini aktardı. Seçer, “Belediye başkanlarımız çalışmalarını, bir uyum içerisinde yapıyorlar. Bir kurumda uyum varsa; birlikte düşünme ve birlikte hareket etme varsa başarı kaçınılmaz oluyor” diyerek emek veren tüm belediye başkanlarına teşekkür etti. “Bütün belediye başkanlarımız halkı anlayan, halka dokunan ve sonuç alıcı icraatlar yapıyor” Türkiye’de siyasetin, 2019 yılında yapılan seçimlerde CHP’li adayların özellikle metropol kentleri kazanmasının ardından farklı bir evreye geçtiğine dikkat çekerek konuşmasını sürdüren Seçer, 2002-2019 yılları arasında mevcut iktidarın, hem yerel yönetimlere hem genel iktidara sahip olduğunu, CHP’li siyasetçilerin ise kırsal kesimlere, mahallelere gittiği zaman yalnızca iktidara yönelik eleştirilerini dile getirebildiklerini belirtti. 2019’dan bu yana CHP’li belediyelerin yerel yönetimlerde güçlü bir kazanım elde etmesinin üzerine icraat yaptığını ve halkla bir araya geldiklerinde anlatacak birçok proje ve başarıya imza attıklarını vurgulayan Seçer, “2019’dan bu yana her şey değişti. Artık çok başarılı belediye başkanlarımız var. Bütün belediye başkanlarımız halkı anlayan, halka dokunan ve sonuç alıcı icraatlar yapıyor. Bu da; başta milletvekillerimiz olmak üzere partililerimiz halka gittiğinde, oturup hemhal olduğunda, Türkiye’nin derdini konuştuğunda anlatacağı icraatlardan, vereceği sözlere kadar bir referans ortaya çıkarıyor” diye konuştu. “İktidarın anahtarı, CHP’li belediye başkanlarının uygulamalarının elinde” CHP’li belediye başkanlarının başarılı işlere imza attığını iktidarın da gördüğünü kaydeden Seçer, “2024 yılında alınan başarılı sonuçlardan sonra iktidar şapkasını önüne koydu ve düşünmeye başladı. ‘Benim iktidarımı sarsacak olan ana muhalefet partisinin belediyelerinin başarılı çalışmaları’ diyerek, ‘Bunlarla nasıl mücadele edebiliriz?’ arayışına girdi ve ondan sonra olan oldu. 2024 yılının Ekim ayı ve ardından 2025 yılının Mart ayındaki operasyonlarla iktidarın da bizim üzerimizde yazdığı senaryo ortaya çıkmaya başladı. İktidar; eğer CHP bu ülkede iktidar olacaksa ya da AK Parti iktidarı kaybedecekse, iktidarın anahtarının CHP’li belediye başkanlarının belediyecilik uygulamalarının elinde olduğunun farkında” ifadelerine yer verdi. Seçer’den siyasi operasyonlara eleştiri: “Yapılan siyasi operasyonlar demokrasiye ve millet iradesine darbedir” İktidar tarafından devam eden hukuksuz uygulamaların, siyasi operasyonların devam edeceğini öngördüğünü aktaran Seçer, “Bu saldırılar bizi yıldırmadı. Arkadaşlarımızın yanında dimdik durmaya devam edeceğiz. İktidar, bir başka saldırı daha yapmaya başladı. Sandıkta yenemedikleri belediye başkanlarını, ‘Nasıl kendi partimize çekeriz?’ anlayışı içerisine girdiler. Bu anlayışla bazı bölgelerde bazı belediye başkanları üzerinden başarılı oldular ve bu çalışmalarını da sürdürmeye devam ediyorlar. Bu demokrasiye bir darbedir. Millet iradesine saygısızlıktır” sözlerini kullandı. Seçer, başarılı belediye başkanlarının kendi seçmen kitlesinin de olabileceğini ancak seçimlerde asıl başarının partiden geldiğini işaret ederek, halkın iradesi ve partisinin gücüyle yola çıkmış bir belediye başkanının farklı bir partiye dahil edilmesinin partinin seçmenine ve partiye ihanet etmek olduğunu belirterek, durumu ‘siyasi ahlaksızlık’ olarak değerlendirdi. Seçer, her zaman dimdik duracaklarını belirterek şu ifadeleri kaydetti: “Giden gider, biz buradayız. Kalan arkadaşlarımızla beraber iktidar yolunda hiçbir korkuya ve vehme kapılmadan aynı amaçla, aynı şevkle ve aynı inançla çalışmaya devam edeceğiz.” “İktidarın ulaşamadığı her noktaya biz ulaşıyoruz” CHP’li belediyelerin hizmetleri ile iktidarın ulaşamadığı her alana ulaştıklarını kaydeden ve çok değerli hizmetler ortaya koyduklarını dile getiren Seçer, “Bu toplantıda bir araya gelmemizin temel sebeplerinden bir tanesi de bu. İyi uygulamalarımızı birbirimize anlatalım ve eksiklerimizi görerek bunları tamamlayalım. Bir elin nesi var, iki elin sesi var” dedi. “Güçlü ve halkın yanında bir iktidar olacağız” Seçer, CHP’li belediyelerin, anne karnından başlayarak bireyin hayatının tüm aşamalarında yanında olduğunu ve hizmet götürdüğünü belirtti. CHP hakkında yıllarca yanlış algılar üzerinden siyaset üretildiğini ancak son yıllarda belediyelerce yapılan hizmetlerle bu algıların tuzla buz edildiğini sözlerine ekleyen Seçer, “Mevcut iktidar, yıllardır sürdürdüğü algı ve anlayışları yıktığımız için CHP’li belediye başkanlarının üzerine geliyor. Biz çalıştığımız sürece iktidar bizim olacak. Çok çalışıyoruz, daha da fazla çalışacağız. Çok değerli hizmetler yapıyoruz. Hepiniz sokağa çıktığınız zaman bunu görüyorsunuz; halkın ilgisi, sevgisi, güveni bize. Halk bizi kendinden görüyor. Bugün halkın yanında olan CHP’li belediye başkanlarıdır. Biz milletimizin hayır duasını arkamıza alarak, onun teşekkürüyle mutlu olarak, desteğiyle de güçlü olarak çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi. CHP’li tüm siyasilerin güçlü bir şekilde birbirlerine destek olmaya devam etmeleri gerektiğinin altını çizen Seçer, “Eninde sonunda iktidar biz olacağız. Güçlü ve halkın yanında bir iktidar olacağız. Her gelen gün, bugünden çok daha iyi olsun” diye belirtti. Zeybek: “CHP’li belediyeler olarak sorunlar karşısında iyi çözümleri birbirimize aktarmamız gerekiyor” CHP Yerel Yönetimler ve Dirençli Kentlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek konuşmasına; CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in selamlarını ve başarı dileklerini ileterek başladı. Zeybek, büyükşehir belediye başkanları ve büyükşehir belediyelerinin farklı disiplinlerdeki kurumlarının başkan ve yöneticileri ile sık sık bir araya geldiklerinden söz ederek, “CHP’li belediyeler olarak sorunlar karşısında iyi çözümleri ve çözümlerdeki başarıyı, deneyimlerimizi mutlaka birbirimize aktarmamız gerekiyordu” dedi.

CHP Belediye Başkanları Buluşması Özgür Özel: “Haysiyet cellatlarını unutursak şerefsiziz” Haber

CHP Belediye Başkanları Buluşması Özgür Özel: “Haysiyet cellatlarını unutursak şerefsiziz”

CHP, Belediye Başkanları Buluşması düzenledi. CHP Genel Merkezi’nde beş farklı oturumla büyükşehir, il, büyükşehir ilçeleri, il ilçeleri ve belde belediye başkanları toplantıları yapıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bütün toplantılara kısa süreyle katıldı ve başkanların önerilerini dinledi. Günün öne çıkan mesajını, hukukçuların sandık kuracağını söyleyen Özgür Özel verdi. Mansur Yavaş’ın çağrısının ardından “Belediye Başkanları Buluşması” Belediye Başkanları Buluşması’nın organize edilmesinde, Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş‘ın geçtiğimiz hafta yaptığı “Seyredemeyiz” çıkışının etkisi büyük. Yavaş, Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in gözaltına alınmasının hemen ardından 18 Nisan’da “Hukuk askıya alındı, her gün bir operasyonla uyanıyoruz. Biz bunu seyredemeyiz. Topluca bir karar alıp bunu bütün dünya kamuoyuna ve Türkiye’ye şikâyet etmemiz lazım” dedi. Bu ortak tutum çağrısı Yavaş’ın istifa edeceği veya belediyelerden çekilmeyi önereceği şeklinde yorumlandı. Ayrıca “Artık seyredemeyiz” sözleri, Yavaş’ın şimdiye kadar operasyonlar karşısında CHP Genel Merkezi’nin tutumunu yetersiz gördüğü ve Özel’in bu açıklamaya tepki gösterdiği iddialarını da gündeme geldi. Yavaş’ın çağrısı üzerine pazar günü Özel ile telefonda görüştüler. 22 Nisan Çarşamba ise Özel ve Yavaş CHP Genel Merkezi’nde bir araya gelerek bir buçuk saatlik bir görüşme yaptı. Özel bu görüşmeyi “Bu kadar mücadele ediyoruz, ‘Başka ne yapalım’ı değerlendirdik” diye anlattı. Özel, Yavaş’ın istifa ya da belediyelerde çekilme gibi bir düşüncesi olmadığını söyledi. CHP Belediye Başkanları Buluşması | Özgür Özel: “Haysiyet cellatlarını unutursak şerefsiziz”Ekrem İmamoğlu: “Birbirimize ve milletimize sarılacağız” Oturumlar sona erdiğinde bütün belediye başkanları Genel Merkez’in 600 kişilik salonunda bir araya geldi. İlk olarak Silivri’de tutuklu bulunan İBB Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mesajını CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Zeybek okudu. Ardından Edirne Büyükşehir Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ve ABB Başkanı Mansur Yavaş konuştu. İmamoğlu mesajında “Birimize yönelmiş her zorbalığın, her yargı saldırısının hepimize ve milletimize karşı yapıldığını bilerek birbirimize ve milletimize daha çok sarılacağız. Milletin iktidarını engellemeye çalışanlara teslim olmayacağız. Biz çalışacağız, direneceğiz Türkiye kazanacak. Her şey çok güzel olacak” ifadelerini kullandı. Mansur Yavaş: “İtibarımız için makamı terk etmeye hazırız” Buluşmanın gerçekleşmesinde etkili olan Mansur Yavaş ise “Hukuki mücadelemizi sürdürmemiz gerektiğini, bununla ilgili daha geniş bir platformu oluşturmak gerektiğini konuştuk” dedi. CHP’li belediye başkanlarının delil olmaksızın tutuklandığını belirten Yavaş, kendisi hakkında da delil olmamasına rağmen verilen soruşturma iznine değindi. Yavaş “Yine de yargıya güvenmekten başka çaremiz yok, yargıya başvuruyoruz oralardan geri dönüyor. Bizim seçilmiş belediye başkanlarımızın itibarı, hepimizin itibarı oturduğumuz makamların çok üstündedir. İtibarımız için makamı terk etmeye hazırız” dedi. Yavaş, yargılanmaktan çekinmediklerini ancak eşit ve adil yargılanma istediklerini vurgularken “Yolsuzluk yapanın partisi olmaz. Allah belasını versin, kim olursa olsun. CHP’li de olsa hesabını verecek ama AK Partililer de hesap verecek. Cumhur İttifakı’nın belediyeleri de hesap verecek” dedi. Yavaş, eski ABB Başkanı Melih Gökçek hakkında yargıya yaptıkları başvuruları hatırlatarak “Gökçek ve ailesini yargılamadan asla hukuktan bahsedemezsiniz” dedi. CHP Belediye Başkanları Buluşması | Özgür Özel: “Haysiyet cellatlarını unutursak şerefsiziz”“Mitinglerde muhalefetin tüm unsurlarını yan yana getirmek” Belediyelere yönelik operasyonlarla yerel demokrasinin katledildiğini söyleyen Yavaş, “Tamamen benim görüşümdür” diyerek şöyle konuştu: “O zaman yerel demokraside bu şekilde mağdur olan, bütün muhalefette olan siyasi partilerin yan yana gelerek ortak bir hukuk platformu oluşturulmasının zorunluluğu vardır. Yan yana gelecekler. Artık bundan sonra yapılacak mitingler bu tamamen benim görüşümdür, Sayın Genel Başkanımız da takdir eder, bundan sonra muhalefetin tüm unsurlarını yan yana getirmek suretiyle hukuka davet etmek, hukuksuzlukları halka şikâyet etmek durumundayız. İnşallah bu toplantıdan umduğumuz sonucu alacağız, hukukun üstünlüğü ülkemizde er geç hakim kılınacak.” Özgür Özel’den seçim sonrası hesaplaşma sinyali Belediye Başkanları Buluşması’nın kapanış konuşmasını ise Özgür Özel yaptı. Özel, “hukukçuların sandığı hamlesini” açıkladı, iktidara geldiklerinde geçmiş hukuksuzlukların hesabını soracakları mesajını net şekilde verdi. Yavaş’ın ifade ettiği “daha keskin bir hukuki mücadelenin” yanında büyük bir hukukçu heyetiyle yepyeni bir iş yapacaklarını söyleyen Özel “Bunu hukuk tanımayanlara, kanun tanımayanlara, vicdanı olmayanlara, insanların üzerine haksızca gelen, saldıran herkese müjdelerim. Bir sandığımız olacak. Hukukçular yazıp yazıp sandığa atacaklar” dedi. Özel sözlerine şöyle devam etti: “Bizim hukukçular şimdi yazıp yazıp savcılığa götürüyorlar, mahkemelere veriyorlar. Sonra; ‘Kovuşturmaya gerek yoktur.’ ‘Aradım bulamadım.’ ‘Tebligat yapamadım.’ Bunlar da diyor ki ‘Yanıma kalacak.’ Şimdi bir kuvvetli hukukçu heyeti yazacak, sandığa atacak. Sandık en geç 2028’in haziranında açılacak. Ne zaman seçim sandığı açılacak; trollere, haksız tutuklama isteyen savcılara, 200 üniversite öğrencisini bütün yaz Silivri’de aileleriyle birlikte perişan edenlere, o günden bugüne Ekrem Başkan ya da tüm belediye başkanlarımız hakkında, partimiz hakkında yalandan tweetleri atanlara, akşam televizyonlarda o yalanları tartışanlara, paçavralara basıp hepimize iftira atanlara müjde ederim ki önce seçim sandığı açılacak, sonra sizin çeyiz sandığınız açılacak.” “Haysiyet cellatlarını unutursak şerefsiziz” Yapılan hukuk dışı işlerin seçimden sonra savcılıklara verilmek üzere hazırlanacağını anlatan Özel “İki yıl kaldı maksimum. İki yılda hiçbirinizi ne zaman aşımı kurtarır, ne başka bir şey” dedi. AKP’ye, MHP’ye oy veren vatandaşlara “Korkmayın” çağrısı yaparken Özel, kin gütmeyeceklerini söyledi. Ancak Özel “Ama bu haysiyet cellatlarını unutursak şerefsiziz” diye çıkıştı. Özel’in bu çıkışı üzerine belediye başkanları ayakta alkışladı. Bazı başkanlar “Gün gelecek devran dönecek, AKP halka hesap verecek” sloganı attı. “Biz o bayrağı taşıyacak güçteyiz” İBB davasının canlı yayınlanması taleplerini hatırlatan Özel, ortaya atılan iddiaların iddianameye dahi girmediğini, soruşturma aşamasında “algı operasyonları yapan” bazı yayın kuruluşlarının duruşmayı takip edemediğini söyledi. Özel “Bunların tamamının hesaplarının teker teker sorulacağı bir sürecin içinde olacağız” dedi. Milletin kendilerine emanet ettiği bayrağı bırakmayacaklarını vurgulayan Özel, milletin “Büyük bayrağı taşıyacak güçte misiniz” diye sorduğunu söyleyerek devam etti: “Ekrem Başkan oradan bağırıyor, Mansur Başkan buradan sesleniyor. Biz o bayrağı taşıyacak güçteyiz. Asla ve asla zora, baskıya teslim olmayız. Kötülükle geri adım atmayız. CHP’li belediye başkanları olarak milletin verdiği görevi nasıl alnımızın akıyla hep birlikte yapıyorsak, en geç iki yıl sonra bu salondaki herkes ya daha önemli görevlerde ya da iktidar partisinin belediye başkanı olarak görevde olacak.” Özel kendisine, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un CHP’li belediye başkanlarına “Milli bir duruş göstermelisiniz, sizi iktidar partisinin belediye başkanı olmaya davet ediyorum” diyerek CHP’li başkanları transfer etmeye çalıştığını söyledi. Özel “Murat Kurum sen çok çok o götürebildiğin birkaçını, topuklayanı muhalefete taşırsın kendinle birlikte. İktidarın belediye başkanları bu salonda, benimle birlikte” dedi. Salonu dolduran başkanlara “Siz sadece partinin değil, ülkenin umudusunuz” diye seslenen Özel, iktidara yürüdüklerini söyleyerek sözlerini bitirdi.

CHP Lideri Özgür Özel: Saraçhane mitinginden hükümete seslendi Haber

CHP Lideri Özgür Özel: Saraçhane mitinginden hükümete seslendi

“O GÜN BU DEVLETİN ALTINA DİNAMİTİ KOYDULAR” “Bu yolda bize, size ömür biçenler oldu. ‘Dayanamazlar’ dediler. ‘Dağılırlar’ dediler. ‘Vazgeçerler, teslim olurlar’ dediler. Teslim olmayanlar burada. ‘Bin kez budadılar körpe dallarımızı, bin kez kırdılar. Yine çiçekteyiz işte, yine meyvedeyiz. Bin kez korkuya boğdular zamanı. Bin kez ölümlediler. Yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz. Bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek. Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek.’ Değerli İstanbullular, bugün her şeyin başladığı yerde, milletin evinde, Saraçhane’deyiz. Korkanların sığınağında değil, cesurların meydanındayız. Tam 365 sabah oldu, tam 365 akşam. 365 kez doğdu güneş, 365 kez battı. ‘Bir Ekrem’i aldık, işi bitirdik, onları sindirdik’ sanıyorlardı. İşte bir yıl sonra bir Ekrem’in yerine yüz binlerce Ekrem meydanda. Bir yıl önce bir iftar vaktiydi. Ekrem Başkan’ın 31 yıllık diplomasını iptal ettiler. Hem de diplomayı veren fakülte direndiği halde, dekan ‘Olmaz’ dediği halde, her sorulduğunda ‘Diploma geçerli’ dedikleri halde zorlayarak, bastırarak, dekanı istifa ettirerek, en nihayetinde İşletme Fakültesi’nden değil İstanbul Üniversitesi’nin yönetim kurulundan, yani işi diploma vermek, denklik vermek değil boya yapmak, ring seferlerini düzene koymak olan üniversite yönetim kurulundan diploma iptaline gittiler. İşte o gün artık hiç kimsenin, hiçbirimizin, hiç birinizin elindeki devletin verdiği hiçbir kağıdın bir önemi, bir kıymeti kalmadı. Ne tapu tapuydu artık, ne evlendirme cüzdanının bir anlamı vardı. Bankada parası olan da güvenemezdi, hisse senedi alan da. İşte o gün birileri bu devletin, bu devleti devlet yapan toplum sözleşmesinin, anayasanın altına dinamiti koydu. O gün devlete olan güveni boşa çıkarıp, milleti birilerinin elinde oyuncak etmeye çalıştılar. Hemen ardından sahur vaktinde kapısına yüzlerce polisle birlikte dayandılar. Yalanlarla, iftiralarla dolu bir kumpası başlattılar.” “O GÜN BİRLİKTE TARİHİ BİR DİRENİŞİN MEŞALESİNİ YAKTIK” “İşte o gün Ekrem Başkan’ın kapısına gelenler onu Vatan Emniyet’e götürdüğünde eşi Dilek Hanım, evlatları ve yol arkadaşları dimdik ayaktaydı. O gün hep beraber buradaydık. O gün ‘Ne olacaksa olacak ama bugün olacak’ dedik. Biz darbenin hedefinde olan kişinin Ekrem Başkan, hedefinde olan eylemin partinin iktidara yürüyüşü, hedefinde olan mekanın Saraçhane olduğunu biliyorduk. Burayı savunmak için sizlere çağrı yaptık. Bunu duyar duymaz bir yasağı duyurdular. ‘Üç kişi bir araya gelmeyecek, beş gün boyunca eylem, toplantı ve yürüyüş olmayacak ve herkes evinde oturacak’ dediler. Yetmedi, metroları kapattılar. Otobüsleri durdurdular, köprüleri kaldırdılar, vapurları bağladılar. İşte o gün Vatan Emniyet’in önünde 4 bin Cumhuriyet Halk Partili ve Beyazıt Meydanı’nda İstanbul Üniversiteliler barikatla, bariyerle karşı karşıyaydılar. O gün Vatan’da ve Beyazıt’ta o bariyerleri yıkanlara, demokrasiye yürüyenlere, geleceğine sahip çıkanlara selam olsun, helal olsun. O gün bugündür geleceğine sahip çıkan İstanbul Üniversitesi’nin, Boğaziçi’nin, Yıldız Teknik’in, İTÜ’nün, İstanbul’daki tüm üniversitelerin ve tüm gençliğin önünde saygı ile eğiliyorum. O gün bu otobüsün üzerine çıktık ve sizden aldığımız güçle tarihi bir direnişin meşalesini yaktık. Hep birlikte yaptık. Tam yedi gece bu meydanda aynı otobüsün üstünden, aynı mikrofona konuşarak, hep beraber Türkiye’ye ve dünyaya ‘Siz istediğiniz zaman bir şey bitmez. Biz bitmedi demeden bitmez. Biz buradayız, meydandayız, eylemdeyiz’ dedik.” “99’UNCU EYLEMDE YİNE SARAÇHANE’DEYİZ” “İlk gece tüm yasaklamalara rağmen buraya 110 bin kişi geldi. Bu hayat gelir geçer, bugün varız, yarın yokuz. Ama ahir ömrümde bana ‘Bir madalyan var demokrasiye dair, bir madalyan var Cumhuriyet’e ve ülkenin geleceğine dair, Kime verirsin?’ deseler, o madalyandan 110 bin tane isterim, geçen sene ilk gece burayı dolduran her birinize veririm. İlk gece 110 bin kişi, her gece artan bir kalabalık ve 23 Mart günü; ön seçimin günü, Ekrem İmamoğlu’nun 15,5 milyon kişinin oyuyla adaylaştığı, milletin Cumhurbaşkanı adayı olduğu gün bu meydanda 1,2 milyon kişiyle ne bu meydanı, bütün yarımadayı insanlar büyük bir azimle doldurdular. Dron gitti, gitti. Dronun menzili bitti ama bu kalabalığın sonu gelmedi. İşte o günden beri Cumhuriyet’in, demokrasinin hikayesi bu memlekette bitmedi. Bitmedi, bitmeyecek. Direnişimiz bununla sınırlı kalmadı. Saraçhane’den yakılan meşale tüm Türkiye’de gür alevlere dönüştü. Boğazı aştık, karşıya geçtik. Maltepe’de 2,2 milyon olduk. Sonrasında her çarşamba İstanbul’un bir ilçesinde ve her hafta sonu Anadolu’nun bir ilinde. Önce bu eylemlerle o illere gittik. Buranın, İstanbul’un selamını Anadolu’ya taşıdık. Buranın kıvılcımıyla orada kor alevler olduk. Bu eylemleri bir gün İstanbul’da, bir gün Anadolu’da bir yıl boyunca sürdürdük. Önce ‘Bu eylemler bir aya biter’ dediler. ‘Yaz geldi, sıcakta kimseler kalmaz. Öğrenciler memlekete, İstanbullular tatile gider’ dediler. Ama ne yazın ne kışın; Antalya’da 45 derecede, Çankırı’da eksi dört derecede sizin yaktığını meşale yandı, yandı. Bütün Türkiye’yi sardı. Siz başardınız. Bir yılda elbette hep konuştuk. ‘Soğukta olmaz’, eyvallah. ‘Sıcakta olmaz’, elbette. Ama hep dedik ki ‘Biz bir eyleme, bir mücadeleye yani kuru kuruya bir mitinge değil; bir mücadeleye çağırıyoruz insanları.’ İşte 98’incisi geride kaldı, bu akşam 99’uncu eylemde hep birlikte yeniden Saraçhane’deyiz. Hep birlikteyiz.” “DÜNYANIN ÇEVRESİ 40 BİN KİLOMETRE, 105 BİN KİLOMETRE YAPTIK” “Bu mikrofon tam 112 saat boyunca elimde. Tam 4,5 gün durmadan, duraksamadan ben konuştum, siz dinlediniz. Dünyanın çevresi 40 bin kilometre, bu otobüs 1 yılda yaptı 105 bin kilometre. Sizlerden aldığımız güçle, yol arkadaşlarımızla hiç durmadan, koşarak çalıştık. Tabii ki ne bu otobüs kendi başına gider, ne bu mücadele bir başına sürer. Direksiyonundaki şoföründen ses teknisyenine, personeline bir yıldır evlerinden daha çok bu otobüste yatanlara, emek verenlere, kameramanından fotoğrafçısına, tercümanından dron kullanana, helal olsun tüm emekçi kardeşlerime. Bu süreçte bize destek veren tüm siyasi partilere, başta ilk günlerde buraya koşan gelen tüm genel başkanlara, tüm siyasi partilerin mensuplarına, gençlik kollarına, kadın kollarına, aslan sosyal demokratlara, milliyetçi demokratlara, muhafazakar demokratlara, Kürt demokratlara, liberal demokratlara, sosyalist demokratlara, Türkiye’nin bütün demokratlarına selam olsun. Ayrı ayrı teşekkür ediyorum her birine. Tüm meslek örgütlerine, çok değerli sendikaların yöneticilerine, üyelerine, sivil topluma, derneklere ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sizler, 98 eyleme katılan 15,5 milyon yürekli kahraman insan ve bugün hep beraber 16 milyona dayanıyoruz. En büyük alkışı bu meydan, bu meydanlar, bu kahramanlar hak ediyor. Bizler sizleri alkışlıyoruz.” “GÜCÜMÜZÜ, SEÇTİĞİNE SAHİP ÇIKANDAN ALIYORUZ” “Biz gücümüzü okyanusun ötesinden almıyoruz. Biz gücümüzü Trump’tan almıyoruz. Biz gücümüzü bu meydandan, bu meydanın mücadele azminden, Atatürk’ün emaneti Cumhuriyet’ten, onun en önemli kazanımı sandığa inananlardan, seçme hakkına sarılanlardan, seçtiğine sahip çıkanlardan alıyoruz. Biz gücümüzü sizden alıyoruz, gücümüzü sonuna kadar koruyacağız. Asla ve asla hiç kimseyi geride bırakmayacağız. 98’inci mitingi Uşak’ta yaparken tüm Türkiye'ye seslendik. Dedik ki ‘Şimdi sıra yine Saraçhane’de. Saraçhane’ye gidiyoruz, beklesinler bizi. Saraçhane’de 99’uncu mitingde buluşuyoruz’ dedik. ‘Bekle bizi İstanbul’ dedik. İşte şimdi İstanbul’a geldik. Herkes hazırsa ‘Bekle bizi İstanbul’u’ bu sefer Özgür Özel’le değil, otobüsün üstünde Onur Akın’la birlikte söylemeye var mısınız? Göreyim telefonların ışıklarını. 99’uncu eylemde ‘bekle’ dediğimiz İstanbul bir kez daha bizi bekledi. Ama evde beklemedi. Geleceğine sahip çıkmak için, ülkesine sahip çıkmak için hep birlikte yine birlikteyiz, yine meydandayız, yine eylemdeyiz, yine ayaktayız.” “100’ÜNCÜ EYLEM İÇİN HERKESİ ÇANAKKALE’YE BEKLİYORUZ” “Bugün Çanakkale Deniz Zaferi'nin tam 111’inci yıl dönümü. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, tüm şehitlerimizi, gazilerimizi minnetle anıyoruz, rahmetle anıyoruz. Çanakkale’yi geçilmez kılanları, İstanbul’a varmasın diye o donanma, gözü kırpmadan can verenleri anıyoruz. Sonra Mehmetçik’in geçirmediği o donanmayı bir kişinin kararıyla getirdiklerini, İstanbul’a demir attığını, birilerinin çok sevdiklerinin oraya kırmızı halılar serdiğini, sonra sıkışınca da arkadan zırhlıya binip kaçanları da o donanma geldiğinde Kartal İstimbotu’nun üzerinden ufka bakarken yanındakine ‘Ağlama çocuk. Geldikleri gibi gidecekler’ diyenleri de biliyoruz. İşte tam bu ruhla, tam bu inançla, tam bu azimle 99 eylemden sonra ‘Duracak mısın?’ diyenlere ‘Durmayacağız, devam edeceğiz’ diyoruz ve 100’ncü eyleme herkesi Çanakkale’ye bekliyoruz.” “DEMOKRATLARIN BAŞARISI” “Değerli İstanbullular ‘Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür’ derler. Tazeleyelim hafızaları. Her şey Kasım 2023’te başladı. Birkaç ay öncesinde büyük bir seçim yenilgisinden çıkan partimiz; umutlar yerlerdeyken, başlar yerdeyken, moraller bozukken, gençlerin ‘Ayağa kalkalım’ demesiyle, genç ve kadın kadrolarıyla yeniden ayağa kalkarak büyük bir değişimi gerçekleştirmeyi başardı. Ve bundan sadece dört ay sonra girilen seçimlerde AK Parti, tarihinde ilk kez yenildi. Cumhuriyet Halk Partisi, 47 yıl sonra Türkiye’nin birinci partisi oldu. Ve bu zaferi ne kendimize ne tek başına partimize saydık. Bunu demokratların başarısı, bunu yan yana duranların, birlikte olanların başarısı olarak gördük. Erdoğan bu gidişi kendi deyimiyle durduramayacağını biliyordu. Bu yüzden o ne partisine ne partisinin gençlik kollarına, kadın kollarına güveniyordu. Onun için olmayacak bir işe kalkıştı. Bir siyasetçiyi, geçmişte mahkeme mahkeme gezdirdiği, adaleti katlettirdiği, sonra ödüllendirip Bakan Yardımcısı yaptığı birisini, bu sefer İstanbul’a başsavcı olarak gönderdi. O kullanışlı aparat hemen göreve başladı. Bu ismin kurduğu çete ise her türlü kirli işe bulaşan bir AK Toroslar çetesine dönüştü. Bir darbe planı adım adım işledi. Önce 30 Ekim'de Esenyurt Belediye Başkanımız Sevgili Ahmet Özer alındı. Türkiye’nin en büyük ilçesine kayyım atandı. Ahmet Özer tam 377 gün hapis yattı, alnının akıyla çıktı. Ardından Beşiktaş, Beykoz operasyonları yapıldı. 18 Mart’ta Ekrem Başkan’ın 31 yıllık diploması iptal edildi. 19 Mart’ta ülkeye sivil bir darbe yapılmaya, bir darbe girişimine kalkışmaya çalışıldı. Milletin seçtiği belediye başkanları, bürokratlar, Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu gözaltına alındı. Tam 365 gündür o darbe sürüyor. Millet darbeye karşı 365 gündür direniyor.” “DEVLETLE MİLLET ARASINDAKİ SÖZLEŞMEYİ YIRTMA GİRİŞİMİ” “Değerli İstanbullular, 19 Mart, devlet ve millet arasındaki sözleşmeyi yırtma girişimidir. 19 Mart, bu ülkeyi kim yöneteceğine millet karar vermesin diye yapılmıştır. Millet vergisini versin, askere gitsin, trafik cezası ödesin ama kendi iradesiyle iktidarı değiştiremezsin diye yapılmıştır. Bizim, sizin bir yıldır verdiğimiz mücadele bir mevzi olarak parti mücadelesi değildir. Bir cephe olarak demokrasi mücadelesidir. Bunun önemini, kıymetini kısaca şöyle hatırlatabiliriz. Biz demokratlar sandığın önemini biliyoruz. Geçtiğimiz haftalarda AK Parti İçişleri Bakanlığı bir düzenleme yaptı ve modifiye araçlara ceza kesen yeni bir uygulamaya geçti. Toplumdan beklenmedik bir tepki yükseldi. Ve bugüne kadar oyunu Cumhur İttifakı’na veren, AK Parti’ye veren, belki bizim bu mücadelelerimizi denk geldiğinde ‘Ne yapıyor bunlar?’ diyenler sosyal medyadan AK Parti’ye karşı ‘Sandıkta görüşürüz’ yazmaya başladılar. İşte 19 Mart milletin, ‘Sandıkta görüşürüz’ deme iradesine karşı, yani ister AK Parti’ye oy veren, sanayi sitesinde çalışan, bütün hayali aracını birazcık daha kendi hoşuna giden şekle sokmaya çalışan, aracının iki katı cezayı görünce sandıkta hesaplaşma isteyen olsun, ister İstanbul Üniversitesi’nin önünde toplanan, geleceğine sahip çıkan gençler olsun. Milletin egemen olduğu, milletin tek söz sahibi olduğu, tek adamların değil seçilmişlerin yönettiği, milletin istediğini başa getirdiği istemediğini gönderdiği bir düzen; bu ülkeyi var eden, kurtaran, kuran, bugünlere taşıyan düzendir. Bunun için sandığı ortadan kaldırmak isteyenlere, bir avuç darbeci kendisine göre bir düzen kurarsa bir daha kimsenin yüzüne bakmak istemeyen bu düzenbazlara karşı bu mücadeleyi, siyaseti ve sandığı koruma mücadelesini toplumsallaştırıyoruz. İşte sanayi sitelerine yayılan, işte köylerde tarlalarda konuşulan, işte işçi servislerinde gündeme gelen ‘Kardeşim hakkımı yiyorlar, hakkımı alırım. Almazsam karşı çıkarım. İstemediğimi değiştiririm’ diyen bu anlayış, bu darbeyi püskürtmek için en önemli güvencemizdir. Bu meydan sadece kendinden değil, bu mücadeleyi büyütmekten de mesuldür. Bu mücadeleyi büyütmeye, adım adım büyütmeye hep birlikte iktidara yürümeye hazır mıyız? Hazır mıyız?” “MÜHÜR KİMDEYSE SÜLEYMAN ODUR” “Bu darbeyi püskürtmek tüm demokratların görevidir. Mühür kimdeyse Süleyman odur. Bizim mücadelemiz bir avuç insanın Süleyman olmaması içindir. Bizim mücadelemiz mührün, hükmün millette kalma mücadelesidir. Herkes hesabını buna göre yapmalıdır. Bundan sonra bu mücadeleyi dalga dalga büyütmeye var mıyız? Hazır mıyız? İşte Esenyurt Belediye Başkanımız Ahmet Özer burada. İşte Adana’nın seçilmiş Başkanı Zeydan Karalar aramızda. Hapisteki kardeşlerimizi, dostlarımızı, yiğitlerimizi hiçbir zaman unutmadık, yalnız bırakmadık, bırakmayacağız. Beşiktaş Belediye Başkanımız Rıza Akpolat, Beykoz Belediye Başkanımız Alaattin Köseler, Beylikdüzü Belediye Başkanımız Mehmet Murat Çalık, Şişli Belediye Başkanımız Resul Emrah Şahan, Büyükçekmece Belediye Başkanımız Hasan Akgün, Avcılar Belediye Başkanımız Utku Caner Çaykara, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanımız Hakan Bahçetepe, Ceyhan Belediye Başkanımız Kadir Aydar, Seyhan Belediye Başkanımız Oya Tekin, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanımız Muhittin Böcek, Şile Belediye Başkanımız Özgür Kabadayı, Beyoğlu Belediye Başkanımız İnan Güney, Bayrampaşa Belediye Başkanımız Hasan Mutlu, Büyükçekmece Başkanvekilimiz Ahmet Şahin, Parti Meclisi Üyemiz Baki Aydöner, önceki dönem milletvekilimiz, Genel Başkan Yardımcımız Aykut Erdoğdu, Bolu Belediye Başkanımız Tanju Özcan, Kuşadası Belediye başkanımız Ömer Günel ve 15,5 milyonun oylarıyla belirlediği, 25,5 milyonun imzayla istediği, İstanbul Büyükşehir'in seçilmiş Belediye Başkanı, milletin evladı, Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu. Ona, can yoldaşıma, kardeşime, ağabeyime, canıma şöyle yazmıştım: ‘Bekle kar altında yatan buğday tanesi, yine onun sularıyla yeşereceksin. Gözyaşların çare değil ağlama büyü, başını dik tutabilirsen boy vereceksin. Korku kar eylemez yola düşene. Sen bir aşkın içindesin, yaşayacaksın. Dört bir yanı börtü böcek sarsa ne çıkar. Toprağa sıkı sarıl, başaracaksın. Her yanında allı morlu güller açar türlü türlü. Bu fırtına dünden belli, baş edeceksin.’ İlkay Akkaya.” “ARTIK BU DAVAYI SÜRDÜRMEK MİLLETE İHANETTİR” “Arkadaşlarımıza ne yalanlar, ne iftiralar attılar. Ama her gün bir doğru bir yalanı çürüttü, bir dürüst bir iftiracıyı püskürttü. ‘560 milyar lira yolsuzluk’ diye yola çıkmışlardı, gelinen noktada 560 kuruş bile ispatlanamadı, iddianameye giremedi. ‘Bin 200 cep telefonu dağıtıldı’ dediler, yalan çıktı. ‘Valizlerde para’ dediler, jammer çıktı. ‘Parke altından 2 milyon Euro’ dediler, tamamı yalan çıktı. ‘İmamoğlu’nun lüks araçları’ MHP’li vekilin çıktı. Gaziosmanpaşa Belediyesi’nin kasası, AK Partilinin ve içinden dolar yerine mühür çıktı. Ancak TRT bunların yerine montaj görüntülerle yayıncılık yapan bir haysiyet celladının ellerinde çıktı. Bizim haklılığımızla onların kumpasları da tek tek ortaya çıktı. Bugün ellerinde gizli tanıklarından başka hiçbir şey kalmadı. İşte onlar, şimdi iftiralarından vazgeçiyorlar. Antalya’da daha bugün bir itirafçı ‘Baskı gördüm, tehdit edildim, yalan söyledim. Söylediklerimden zarar görenler hakkını helal etsin’ dedi. Mahkeme hakkında işlem başlatmaya kalktı. İBB davasında gizli tanık Meşe vardı. Ekrem Başkan onun ifadeleri ile tutuklandı. İddianame gelince Meşe’nin ortada olmadığı çıktı. Aynı lafların başka bir gizli tanığa aynen yapıştırıldığı çıktı. Bugün Antalya’da ‘Baskı gördüm, günaha giremem’ diyen de geçen hafta İstanbul’da Silivri’de konuşan da bugün ‘Ben bu ifadeyi demedim. Savcı böyle yazdı, imzalattı’ deyip doğruyu anlatan da bir kumpasın nasıl çöktüğünü hepimize gösteriyor. Devletin gücünü kötüye kullanarak bize efelik yapanlara söylüyoruz; biz kimsenin değil, milletin gücünü kullanıyoruz. Biz hiçbir yerden değil; milletten, meydandan destek alıyoruz. Bakın duruşmalarda canlı yayın isteyecek kadar kendimize, arkadaşlarımıza güveniyoruz. Ama onlar duruşma salonlarını bile boşaltacak kadar korkuyorlar. Artık bu darbeyi sürdürmek millete ihanettir. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Tarihe uzun yıllar başbakanlık, cumhurbaşkanlığı yapan biri olarak geçebilirdin. Ama bir darbeye kalkıştın, ısrar ettin, tarihe bir darbeci olarak; Cumhurbaşkanı değil, Cunta Başkanı olarak geçeceksin.” “KİRLİ APARATININ MAL VARLIĞI AÇIKLANSIN” “Sevgili İstanbullular, küçük turpun dün bir basın toplantısı yaptık ve küçük turpun marifetlerini anlatmaya başladık. İzlediniz mi? Büyük turpu biliyor musunuz? Turpun büyüğü belli, küçüğü 1,50. Onu da biliyor musunuz? İşte o her darbede, her kumpasta aparat olanlar kısa süreli de olsa bazen menfaat elde edebilirler. Makam ve mevki elde edebilirler. Ama milletin vicdanı bunları unutmaz. Gerçekler teker teker ortaya çıkar. 19 yıl devlet memurluğu yapmış; en yüksek maaştan ömür boyunca bir kibrit kutusu bile almamış, bir bardak su bile içmemiş olsa bütün maaşlarına biriktirse 45 milyon lira edecek birisinin üzerinden 452 milyon liralık taşınmazlar, daireler, arsalar çıktı. Belgelerin altında ezildi. Hiç birisine yanıt veremedi. Bugün bir ekran görüntüsüyle tapu kayıtlarının bazı illerini filtreleyerek ‘Dört evim var’ diye gösterdi. Bu dört evin üçünün yeni alındığına ilişkin ikonlar yanında duruyordu. Bunları yanıtlamak yerine dün 12 taşınmaz söyledim. Yedisinin ID numaralarını verdim. Bu yayın bitince bütün basına 12’sinin de ID numaralarını geçeceğiz. Diğer beşi de geldi. Bu ID numarası sisteme girince o taşınmazdaki o işlemi gösteriyor. ‘ID numarası doğru değil’ diyemiyor. ‘Ben bunu satın almadım, sonra satmadım’ diyemiyor. Sadece ‘Bende dört tane var’ diyor. Bakın şimdi buradan kendisine sesleniyorum. Bugün ekranda görünmeyen, dün açıkladığım Avcılar Ispartakule Bizim Evler projesinde 2024’ün yedinci ayında emlak bildirimi yapmışsın. Bizzat emlak vergisini yatırmışsın. Ayrıca yine basına geçiyorum. Dün söylediğimiz Mesa İstanbul Evlerinde, bugün bende yok diyorsun, ilki 3 milyon ve her ay 2 milyon taksit ödediğin ödeme çizelgesini, belgesini Mesa’nın resmi evrakı olarak basınla paylaşıyorum. Buradan açıkça Erdoğan’a sesleniyorum. Kirli aparatının mal varlığı açıklansın. Açıkladığım ID numaralarını sisteme girin ve ona ait olmadığını gösterin. Devlet elinizde, yapamıyorsunuz. İki; e-devlette bütün taşınmazları dökün ve Türk Lirası, döviz, altın cinsinden verdiği mal beyanını açıklayın. İki aydır elindeki taşınmazları satanın karşılığında aldığı paraları bu milletin bilmeye hakkı var. Bir darbeye kalkışacaksınız, alıp bu insanları iftiraya zorlayacaksınız, ‘İftira atarsan çıkar, çocuğa kavuşursun’ diyeceksiniz. Malına çöktüğüne ‘Şu kadar vereceksin’ diye avukat yollayacaksınız, ondan sonra da hiç çekinmeden pişkin pişkin oturup orada duracaksınız. Bu millet tüy bitmemiş yetimin hakkını size yedirmez. Yedirmeyeceğiz, peşini bırakacağız. Bir yanda cep dolduranlar, bir yanda ekmek kavgası verenler… Bir tarafta kumpas kuranlar, bir tarafta meydanlarda tarih yazanlar, zindanlarda tarih yazanlar… Biz, siz tarihin doğru tarafında duranlarsınız. Darbeyi bitirmek için gerekirse 99 değil, 999 eylem yapacağız. Durmayacağız. 100’üncü eylemde 111 yıl önce geçilmeyen Çanakkale’de olacağız. Burada defalarca hep beraber zindanlarda; Silivri zindanlarında, Antalya’da, İzmir’de, Bolu’da, Düzce’de, Gebze’de, Tekirdağ’da zindanlarda duran yiğitlerimize, aslanlarımıza seslendik. Zülfü Livaneli’den dinledik. Rahmetli Volkan Konak’tan dinledik. Bugün Zülfü Ağabey bir sağlık sorunu, bir yakınının sağlık sorunu nedeniyle yurtdışında. Ama onun da çok sevdiği, bizim de çok sevdiğimiz birisi ‘Yiğidim Aslanım’ demek için burada. Sevingül Bahadır geliyor. ‘Yiğidim Aslanım’ demeye geliyor.” “KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA” “Bir büyük acının yıldönümünde, bir büyük ayıbın yıldönümünde, bir muhteşem direnişin 365’nci gününde, bu soğukta, bu ayazda buraya geldiniz, burada beklediniz. Şimdi buradan hep beraber 111’nci yıldönümünde Çanakkale Zaferi’ni ve ‘Savaş kaçınılmaz değilse cinayettir’ diyen, hem tarihin gördüğü en büyük askeri, hem de tarihin gördüğü en büyük devlet ve barış adamını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü selamlıyoruz. Buradan Filistin’i, Bülent Ecevit’in Yaser Arafat’ı selamladığı gibi, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının mücadelesi gibi selamlarken buradan Amerikan emperyalizmine meydan okuyoruz. Kahrolsun Amerikan emperyalizmi. Hep beraber barış istiyoruz, kardeşlik istiyoruz ve yarınlara hep birlikte yürümek istiyoruz. Yeni bir dünya kuracağız, yağmurlarda yıkanıp güneşte kuruyacağız. Göklerle dost, yıldızlarla kardeş olacağız. Dökülürken dünyamıza ayın ışıkları, tutup kollarından bulutları hep beraber halaya duracağız. Tüm Türkiye’de bir söz veriyorum ve onu tekrarlamak istiyorum. Seçim olacak ya bir pazar er ya da geç bir pazar, o pazar günü o seçimi kazanacağız. O pazar günü partimizi iktidar, Ekrem Başkan’ı Cumhurbaşkanı yapacağız. O pazartesi günü akşam yeniden Saraçhane’de toplanacağız ve Bozdoğan Kemeri’nin önünde öğrencisiyle, polisiyle, işçisiyle, emekçisiyle, emeklisiyle, esnafıyla, eşrafıyla, omuz omuza halaya duracağız. Var mısınız? Var mısınız? Var mısınız? Şunu bilelim. Öğrenci kurtulmadan polis kurtulmaz. Tutsak kurtulmadan infaz koruma memuru kurtulmaz. Emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz. Köylü kurtulmadan esnaf kurtulmaz. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.” “BİR AN ÖNCE SEÇİM OLSUN, TÜRKİYE’DE HER GÜN BAYRAM OLSUN” “Bu soğukta, bu zorlukta buraya koşanlara, gelenlere, sahip çıkanlara, birlikte olanlara helal olsun, selam olsun. Birazdan maça çıkıp çok büyük bir başarıyla Türkiye’yi ayağa kaldıracak olan Galatasaray'ımıza başarılar diliyoruz. Ekrem Başkan’a ve arkadaşlara sabır, gayret diliyoruz. En sonunda biz kazanacağız. Bugün buradan hep birlikte ayrılıyoruz. Görev yapan emniyet güçlerine teşekkür ediyoruz. En ufak bir sorun yaşamadan meydanı boşaltıyoruz. Hep birlikte iktidara yürümeye var mısınız? Birlikte yürüyecek miyiz? O zaman hepimizin yolu açık olsun. Hepinizin yolu açık olsun. Güle güle gidin, iyi bayramlar olsun. Bir an önce seçim olsun, Türkiye’de her gün bayram olsun. Yürüyelim arkadaşlar.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.