Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İki Devletli Çözüm

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - İki Devletli Çözüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İki Devletli Çözüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan : Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz Haber

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan : Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz

Dışişleri Bakanı Fidan, (17 Mart 2026 Salı) Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ile Ankara’da bir araya geldi. İkili ve heyetler arası görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi. Fidan ve mevkidaşı Anand, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Burada konuşan Bakan Fidan, bölgedeki durumuyla ilgili olrarak, "Körfez’e süren tırmanma bağlamında ortak endişelerimiz de artmakta, bildiğiniz gibi savaş her geçen gün yaygınlaşmakta. Devam eden savaş bölgesel güvenlik bakımından ciddi riskleri de beraberinde getirmekte. Ayrıca durdurulamadığı takdirde bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerde ve uluslararası düzende kalıcı hasarlara yol açma potansiyeline de sahiptir. Türkiye olarak krizin yayılmasını önlemek ve taraflar arasında ortak bir zemin oluşturmak için en başından bu yana yoğun bir diplomatik çaba yürütmekteyiz. Barışın tesisi için diyalog kanallarının açık tutulmasının ve tüm tarafların endişelerinin bir müzakere çerçevesi içinde ele alınmasının elzem olduğuna inanmaktayız." değerlendirmesinde bulundu. Bölge ziyaretlerine çıkmaya başlayacağını söyleyen Fidan, "Bir bölge ziyaretim olacak. Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz. Burada inşallah yani hem Cumhurbaşkanımızın konuyla ilgili mesajlarını paylaşma hem de Türkiye’nin bölgesel barışın nasıl kalıcı olacağına ilişkin değerlendirmelerini, tekliflerini paylaşmak istiyorum." açıklamasını yaptı. Bakan Fidan, Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ile Bakanlıkta görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. "Savaşın Lübnan'da da yaygınlaşmaya başladığını" ve Irak'ta da "giderek daha çetrefilli hale geldiğini" belirten Fidan, "İslam dünyasının başına çökmüş olan bu savaş musibetinin bir an önce kaldırılması için ne türden adımlar atması konusundaki gayretlerimiz bitmiyor." ifadesini kullandı. Fidan, İsrail'in İran'a saldırılarına dikkati çekerek, "Diğer taraftan İsrail'in siyasi suikastleri, özellikle İranlı devlet adamlarına, siyaset adamlarına yönelik yaptığı siyasi suikastler, normal savaş hukukunun dışında olan gerçekten illegal faaliyetler. Bunların da bir an önce son bulması gerekiyor." diye konuştu. Yarından itibaren bölge ziyaretlerine çıkacağını bildiren Fidan, şöyle devam etti: "Savaşın durdurulması için atılabilecek adımları görüşmek üzere yakında bir bölge ziyaretim olacak. Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz. Burada inşallah hem Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) konuyla ilgili mesajlarını paylaşmak hem de Türkiye'nin bölgesel barışın nasıl kalıcı olacağına ilişkin değerlendirmelerini, tekliflerini paylaşmak istiyorum." Fidan, birçok Batılı ve Doğulu mevkidaşıyla görüştüğünü, onların görüşlerini aldığını ve durumu değerlendirdiklerini aktararak, "Amacımız aynı, herkesin kendi sınırları içerisinde güvenlik ve egemenlik içinde yaşadığı, Filistinlilerin de devletinin olduğu, İran'ın, Arapların, bizim hepimizin barış, huzur ve güvenlik içerisinde yaşadığı, egemenlik içinde yaşadığı bir coğrafya. Bunun olabilmesi mümkün. Bu vizyonumuz var. Bunun için çalışmaya büyük bir azimle devam edeceğiz." şeklinde konuştu. Fidan, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan gerilime işaret ederek, "Barışın tesisi için diyalog kanallarının açık tutulmasının ve tüm tarafların endişelerinin bir müzakere çerçevesi içinde ele alınmasının elzem olduğuna inanmaktayız." dedi. Türkiye ile Kanada arasındaki ilişkilerin genel seyrini, ilerleyen ve ilerlemesi gereken alanlara ilişkin fikir alışverişinde bulunduklarını belirten Fidan, "Biz Kanada'yla uzak coğrafyalarda yer almakla birlikte küresel barış ve istikrara aynı vizyonla bakan iki köklü müttefikiz." dedi. Fidan, mevkidaşı ile bölgesel ve küresel meselelerde yakın işbirliği içinde çalıştıklarını, bu yapıcı diyaloğun Anand'ın ziyareti ile daha ileri bir noktaya taşınmış olduğunu ifade etti. Kanada Başbakanı Mark Carney'in görevine geldiği günden bu yana hem dış politikada hem de ekonomi politikalarında son derece olumlu değişiklikler yaptığını belirten Fidan, bu gelişmeleri takdirle takip ettiklerini söyledi. Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney arasındaki liderler ilişkisinin ortak vizyona dayalı, iki ülke çıkarlarını gözeten ve dünya barışı ile ekonomisine katkı sağlamayı hedefleyen model bir ilişki olma yönünde olduğunu vurguladı. Carney'in bu yıl Türkiye'ye yapması planlanan ziyaretine yönelik hazırlıkların titizlikle yürütüldüğünü aktaran Fidan, "Bölgemizde sıcak gelişmelerin yaşandığı bir dönemde gerçekleşecek bu ziyaretin işbirliğimize ivme kazandıracak kritik bir eşik teşkil ettiğine inanıyoruz." dedi. Fidan, iki ülke arasındaki toplam ticaret hacminin 2025'te 2,7 milyar dolar olarak gerçekleştiğine dikkati çekerek, bu rakamın gelecek dönemde daha da ileri noktalara ulaşmasını beklediklerini açıkladı. Kanada ile nükleer enerji başta olmak üzere enerji sektöründe de işbirliğini kuvvetlendirecek adımlar attıklarını söyleyen Fidan, siyasi diyalogla ortaya konulan bu iradenin ekonomik ve ticari ilişkilere de doğrudan yansıdığını görmekten memnuniyet duyduğunu ifade etti. İran'daki gelişmeler bölgesel güvenlik alanında ciddi riskleri beraberinde getiriyor Fidan, görüşmelerde savunma alanındaki işbirliğinin üst seviyelere çıkarılması ve Türkiye'nin yakın çevresinde önemli krizlerin yaşandığı bir dönemde Avrupa-Atlantik coğrafyasının güvenliğine yönelik katkıları kararlılıkla sürdüreceğini bir kez daha teyit ettiklerini aktardı. Bu kapsamda, AB üyesi olmayan müttefiklerin AB'nin savunma ve güvenlik alanındaki girişimlerine dahil edilmeleri gerektiğinin altını çizen Fidan, "AB'nin yürüttüğü bu girişimlerin NATO ile tekrara düşmeyen, NATO'nun faaliyetlerini tamamlayıcı mahiyette ve tüm müttefiklerin katkısına açık bir anlayışla yürütülmesi elzemdir." şeklinde konuştu. Fidan, ABD ve İsrail'in İran saldırılarıyla başlayan gerilimin bölgesel güvenlik bakımından ciddi riskleri de beraberinde getirdiğini aktararak, bu saldırıların durdurulmadığı takdirde bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerde ve uluslararası düzende kalıcı hasarlara yol açma potansiyeline sahip olduğunu vurguladı. Türkiye olarak söz konusu krizin yayılmasını önlemek ve taraflar arasında ortak bir zemin oluşturmak için en başından bu yana yoğun bir diplomatik çaba yürüttüklerini kaydeden Fidan, "Barışın tesisi için diyalog kanallarının açık tutulmasının ve tüm tarafların endişelerinin bir müzakere çerçevesi içinde ele alınmasının elzem olduğuna inanmaktayız." dedi. Fidan, Orta Doğu'daki savaşın Rusya ile Ukrayna arasındaki barış çabalarını sekteye uğratmaması gerektiğini belirterek, "Bu sorunu sonlandırmaya yönelik diplomatik çabaların, uluslararası hukukun ve BM şartının temel ilkeleriyle uyumlu, kalıcı ve adil bir barışla bir an önce neticelenmesini umuyoruz. Müzakerelerin bir sonraki turunun en kısa sürede gerçekleştirilmesi için ev sahipliği yapmaya hazır olduğumuzu bir kez daha burada ifade ediyorum." ifadelerini kullandı. Bakan Fidan, bugün Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yaptığı telefon görüşmesine değinerek, görüşmede Türkiye'nin müzakerelere yapabileceği katkılarla ilgili görüş alışverişinde bulunduklarını belirtti. "Mescid-i Aksa'da ibadetin engellenmesi kabul edilemez bir adımdır" Kanada Dışişleri Bakanı Anand ile Filistin ve Lübnan konularını da ele aldıklarını belirten Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Gündem ne kadar değişirse değişsin, Gazze'de yaşanan trajedi değişmiyor. (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu hükümetinin Gazzelileri daha da ağır şartlara mahkum eden ateşkes ihlallerine göz yumulmamalıdır. Aynı zamanda Mescid-i Aksa'da ibadetin engellenmesi de kabul edilemez bir adımdır. Bu provokasyon karşısında herkes tek ses olmalıdır. İsrail'in Batı Şeria'da dayatmaya çalıştığı oldubittiler, iki devletli çözümü ciddi biçimde tehdit etmektedir. İsrail'in yeni krizleri fırsat bilerek Filistin'de adil ve kalıcı çözüm çabalarını sekteye uğratmasına kesinlikle ama kesinlikle imkan tanınmamalıdır." Fidan, uluslararası toplumun iki devletli çözüm vizyonu etrafında daha güçlü bir danışma sergilemesi gerektiği çağrısında bulundu. İsrail'in Lübnan'a yönelik başlattığı kara harekatının sivil nüfus için şimdiden ağır sonuçlar doğurduğunu ifade eden Fidan, İsrail'in bu adımının işgale dönüşmesine izin verilmemesi gerektiğini vurguladı. Fidan, Türkiye ve Kanada'nın uluslararası arenada sergiledikleri vizyonla küresel ölçekte ağırlıkları giderek artan, krizler karşısında özgün söz söyleyebilen iki kilit aktör olduğuna dikkati çekerek, iki ülke arasındaki işbirliğinin her alanda derinleştirilmesi için çalışmalar yürüttüklerini aktardı. " Türkiye, gelişmeleri uzun yıllardır çok yakından takip etmekte" Konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Fidan, "Türkiye, bölgenin sorumlu bir ülkesi olarak gelişmeleri uzun yıllardır çok yakından takip etmekte." dedi. Fidan, bu nedenle olayların ne zaman hangi aşamaya geleceği yönünde öngörülerinin bulunduğunu belirterek, "Umarım kötü olanlar gerçekleşmez diye de sürekli bir temenni, eylem içerisinde oluyoruz." diye konuştu. Haziran 2025'te İsrail ile İran arasında yaşanan 12 günlük çatışmanın ardından, böyle bir savaşın çıkma ihtimalini ve tarafların bu yönde hazırlık yaptığını gördüklerini belirten Fidan, "Böyle bir yaygın kanaatimiz de vardı ve bu sefer bunun daha büyük yayılma riski göstermesini de bekliyorduk." ifadelerini kullandı. Fidan, bu nedenle gelişen süreçte yoğun bir çalışma içerisine girdiklerini belirterek, "Hem kendimiz hem bölge ülkeleriyle gerçekten tıkanmış olan görüşmeleri tekrar nasıl başlatırız? Diplomasinin yolunu nasıl açarız? Bölgede bu yıkımı nasıl önleriz? Cumhurbaşkanımızın ve bizim baştan beri en büyük gayretimiz hep bu yönde oldu." değerlendirmesini yaptı. "Türkiye'nin bütün etkisini, gücünü, dostları üzerindeki samimiyetini, bağını kullanarak bu ajandayı ilerletmek istedik." diyen Fidan, günün sonunda "savaşın başladığını" dile getirdi. Bakan Fidan, "Amerika, İsrail'in de bastırmasıyla, İsrail'le beraber İran'a saldırdılar. Şimdi buna mukabil İran bildiğiniz gibi bölge ülkelerine saldırdı ve şu anda bir yaygınlaşmış savaş var. Tabii hep kötünün kötüsü vardır, iyinin iyisi vardır. Kötü durumdan daha kötü duruma geçmemek için ne yapılabilir? Bu sefer onunla meşgul oluyoruz." ifadelerine yer verdi. Lübnan ve Gazze'deki son durum Fidan, Gazze ve Lübnan'daki gelişmeleri de yakından takip ettiklerini belirterek, Gazze Barış Planı'nın hayata geçirilmesi için hem Türkiye'nin hem de diğer müttefiklerin elinden geleni yaptığını kaydetti. Öte yandan, Gazze konusunda ortak çalışmalar yürüten ülkelerin şu anda savaş telaşı içinde olduğuna dikkati çeken Fidan, özellikle insani yardımlar ve görüşmelerin devamının sağlanması konusunda çabaların yoğun şekilde devam ettiğini aktardı. Kanada Dışişleri Bakanı Anand: Kanada, Türkiye'nin rolünü mevcut Orta Doğu çatışmasında da yine önemli bir oyuncu olarak görüyor Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand, Türkiye'nin coğrafi konumunu "Doğu kültürünü Avrupa'ya bağlayan önemli bir kavşak" şeklinde tanımlayarak "Kanada, Türkiye'nin rolünü, mevcut Orta Doğu çatışmasında da yine önemli bir oyuncu olarak görüyor ve mevkidaşım Sayın Fidan, gerçekten mühim bir rol oynuyor." dedi. Anand, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Bakanlıktaki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Bakan Fidan'a tüm yapıcı görüşmeler için teşekkür eden Anand, "Bugün, ilişkilerimizdeki pozitif ivmeyi konuştuk. Enerji, ticaret, savunma, güvenlik ve halklar arası ilişkileri değerlendirdik." ifadesini kullandı. Anand, Türk halkına Kanadalıları güzel ağırladıkları için teşekkür ederek, "Halihazırda Orta Doğu'da yaşanan kriz çerçevesinde çok önemli bir dayanışma sergiledi Türk halkı ve Kanadalılara büyük bir destek sağladı. Haftalar boyunca Kanada Konsolosluk yetkilileri, İstanbul'da yüzlerce Kanadalıyı ağırladı ve Orta Doğu'dan, Körfez ülkelerinden gelen Kanada vatandaşlarına yardımcı oldu." diye konuştu. İki ülke arasındaki iyi ilişkileri devam ettirme konusunda kararlı olduklarını vurgulayan Anand, "Bu çerçevede üst düzey ikili ve çok taraflı angajmanı artıracağız. Bu, Türkiye'ye gerçekleştirdiğim ilk ziyaret. Gelecekte Sayın Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan ve Başbakan Carney (Kanada Başbakanı Mark Carney) arasında da böyle bir ziyaret düzenlenecek." ifadelerine yer verdi. Anand, Türkiye'de yaptığı görüşmelerin önemine işaret ederek, "Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz (Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz), Sayın Bakan Bayraktar (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar) ile de önemli görüşmeler gerçekleştirdim." dedi. İki ülke arasında enerji, ekonomik işbirliği, ticaret, yatırım, savunma sanayi, güvenlik ve halklar arası ilişkiler konularına işaret eden Anand, "Bunlar her iki ülkeyi de bir başka seviyeye taşıyacak olan gelişmeler." görüşünü dile getirdi. Anand, NATO'da müttefik iki ülke olarak bu temelin üstüne inşa edilebilecek çok önemli alanlar olduğunu söyleyerek, "Kanada'nın İzmir'de bir grup görevlisi var. Oradaki NATO üssünde çalışıyorlar ve bizler de NATO'da müttefik olarak birlikte çalışmalarımızı sürdürüyoruz." diye konuştu. İki ülkeyi birbirine bağlayan ilişkilerin çok güçlü olduğunun altını çizen Anand, "Binlerce Kanadalı var Türk kökenli, Kanada'da yaşamakta olan ve 300 bin Kanadalı turist de her yıl Türkiye'yi ziyaret ediyor." değerlendirmesinde bulundu. "Doğu kültürünü Avrupa'ya bağlayan önemli bir kavşak" Anand, Türkiye'nin coğrafi konumunu "Doğu kültürünü Avrupa'ya bağlayan önemli bir kavşak" şeklinde tanımlayarak, sözlerine şöyle devam etti: "Kanada, Türkiye'nin rolünü, mevcut Orta Doğu çatışmasında da yine önemli bir oyuncu olarak görüyor ve mevkidaşım Sayın Fidan, gerçekten mühim bir rol oynuyor. Bir kez daha şunu ifade etmek istiyorum; Türkiye, burada arabuluculuk rolünü üstlenen çok önemli bir ülkedir ve Sayın Bakan, çok önemli bir rol oynamaktadır." Anand, Orta Doğu'daki durumu çok detaylı bir biçimde ele aldıklarını aktararak, şunları kaydetti: "Bizim birlikte buradaki çatışmayı ve gerilimi azaltmak için yapacağımız çalışmalar, sivillerin korunması ve diplomatik bir çözüm bulunarak mevcut savaşın sona erdirilmesi için çok önemli olacak. Ben aslında Kanada'nın bu anlamda gerilimin azaltılmasıyla ilgili taahhüdünü ortaya koymak için bölgeyi ziyaret ediyorum ve tarafları bir araya getirmek için önemli bir rol oynayabileceğimizi düşünüyorum. Sayın Fidan'ın da ifade ettiği gibi daimi, kalıcı ve adil bir barış buradaki nihai hedefimizdir." Anand, Bakan Fidan'a misafirperverliği için teşekkür ederek, "Resmen sizi Kanada'ya davet ediyorum. Sizi orada ağırlamayı büyük bir istekle bekliyorum." dedi. "Nükleer enerjiyle ilgili olarak da Türkiye'yle birlikte çalışmak istiyoruz" Anand, Körfez ülkelerine gerçekleştirilen saldırılarla ilgili Kanada tarafının bu saldırıları kınadığını belirterek, Körfez'deki ülkelerle onların yanında da durduklarını ifade etmek istediğini söyledi. Körfez ülkeleriyle temas ettiğini, onlarla görüştüğünü aktaran Anand, "Kanada'nın bu konudaki pozisyonunu, konumunu net bir biçimde ifade ettim. Bu karşı saldırıların, İran tarafından gerçekleştirilen saldırıların mutlaka durması gerekiyor. Gerek Doha'ya olsun ya da yine bizim burada bulunduğumuz ülkeye karşı saldırılarının da mutlaka durması gerekiyor." ifadelerini kullandı. Anand, Türkiye-Kanada arasındaki nükleer işbirliğiyle ilgili bunun çok daha geniş bir enerji alanında diyalog çerçevesinde gerçekleştiğini, halihazırda Türkiye'yle bu alanda geniş bir diyaloglarının olduğunu belirtti. "Nükleer enerjiyle ilgili olarak da Türkiye'yle birlikte çalışmak istiyoruz." diyen Anand, imzalanan mutabakat zaptı çerçevesinde hareket edip, nükleer reaktör alanında da Türkiye'yle işbirliği yapmayı hedeflediklerini aktardı. Anand, nükleer reaktör açısından bakıldığında modüler reaktörlerle ilgili olarak bu tasarımın yine rekabetçi bir avantaj getirebilmesinin söz konusu olacağını söyledi. "Kritik madenlerle ilgili olarak da tabii ki doğal kaynak üzerindeki bu geniş kapsamda diyaloğumuzu değerlendirebiliyoruz. Burada Türkiye'yle ortaklık yapma konusunda kritik madenler ve mineraller konusunda önemli bir diyalog fırsatı olabileceğini düşünüyoruz." ifadelerini kullanan Anand, iki ülke enerji bakanlarının temas halinde olduklarını aktardı. Anand, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarına ilişkin "Biz Lübnan'daki insani durumun son derece endişe verici olduğunu düşünüyoruz. Aynı zamanda bunun çok daha kötüye gitme potansiyeli de var eğer bir kara harekatı olacak olursa." dedi. Kanada'nın Lübnan'a 37,7 milyon dolarlık yardım yapacağını ve bunun çok taraflı örgütlerle dağıtılacağını belirten Anand, bu saldırılar nedeniyle ailelerin gıda ve su gibi temel kaynaklara erişemediklerine dikkati çekti.

MSB: Gazze’de ateşkese rağmen İsrail’in ihlalleri , Somali'ye S400 gönderimi, İran ve gündemdeki konulara ilişkin basın açıklaması yaptı. Haber

MSB: Gazze’de ateşkese rağmen İsrail’in ihlalleri , Somali'ye S400 gönderimi, İran ve gündemdeki konulara ilişkin basın açıklaması yaptı.

MSB açıklamasında, “Gazze’de, Barış Kurulu’nun faaliyete geçmiş olmasına rağmen İsrail’in ateşkes ihlalleri sürmekte, insani kriz devam etmektedir. Gazze’nin yeniden inşası ile insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasının hayati önem taşıdığını bir kez daha vurguluyoruz,” denildi. Bakanlık ayrıca, “İsrail’in ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları hilafına Batı Şeria’da yasa dışı yerleşimleri genişletme çabaları, barış ve istikrarın tesisine zarar vermektedir,” ifadelerini kullandı. Açıklamada tüm aktörlere de çağrı yapılarak, “Tüm aktörleri, yapıcı bir dil kullanmaya ve sağduyulu hareket ederek iki devletli çözüm hedefine bağlı kalmaya davet ediyoruz,”sözleri aktarıldı. MSB: “Türkiye’nin İran topraklarına girmeyi planladığı” iddiaları gerçeği yansıtmıyor MSB tarafından, İran’daki gelişmeler ve hudutta alınan tedbirlerle ilgili açıklama yapıldı. Bakanlık açıklamasında, Türkiye’nin bölgede tüm ihtilafların barışçıl yollarla çözülmesi ve kalıcı istikrarın sağlanması yönündeki çabalarının devam ettiği belirtildi. Açıklamada, “Öte yandan, doğabilecek risklere karşı devletimizin ilgili kurumlarıyla koordineli olarak gerekli önlemler alınmaktadır.” ifadesine yer verildi. Bakanlık ayrıca bazı basın ve sosyal medya yayınlarında yer alan “ABD’nin İran’a saldırması durumunda Türkiye’nin de güvenlik gerekçesiyle İran topraklarına girmeyi planladığı” yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını vurguladı. MSB: S-400’lerin Somali’ye gönderimi yönünde bir planlama yok MSB, S-400 hava savunma sistemlerinin Somali’ye gönderileceği yönündeki iddialara ilişkin açıklama yaptı. Bakanlık, Somali ile Türkiye arasında imzalanan anlaşmalar çerçevesinde Somali Silahlı Kuvvetlerinin teşkilatlanması ve terörle mücadelesine destek sağlamak, Somali’nin ekonomik kaynaklarının güvenliğini ve Türkiye’nin millî çıkarlarını korumak amacıyla yürütülen faaliyetlerin kararlılıkla sürdüğünü belirtti. Açıklamada, “Daha önce açıkladığımız üzere, S-400 hava savunma sistemleri Türk Silahlı Kuvvetlerimizin harekat ihtiyaçları doğrultusunda alınmış olup göreve hazır durumdadır. S-400 hava savunma sistemlerinin Somali’de kullanılması yönünde herhangi bir planlama bulunmamaktadır,” ifadelerine yer verildi. Bakanlık ayrıca, S-400’lerle ilgili basın ve sosyal medyada dönem dönem spekülasyonlar yapıldığını hatırlatarak, “Bu konuda açıklamalarımız dışındaki iddia ve yorumlara itibar edilmemesi önem arz etmektedir,” uyarısı yaptı. MSB: Düşen F-16 uçağımızın enkazına ulaşıldı, kazanın nedeni araştırılıyor MSB açıklamasında, hava sahasının kontrol ve güvenliğinin radar, erken ihbar, elektronik harp ve önleme unsurlarını kapsayan katmanlı ve entegre bir mimariyle 7/24 sağlandığı belirtildi. Radarlarla tanımlanan veya tanımlanamayan hava izlerinin teşhis ve takibine yönelik uçaklarla alarm reaksiyon görevleri icra edildiği kaydedildi. Açıklamada, “25 Şubat’ta Bulgaristan sınırımızda tanımlanamayan bir radar izi tespit edilmesi üzerine, alarm reaksiyon görevi kapsamında 2 adet F-16 savaş uçağımız 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı-Balıkesir’den aynı anda kalkış yapmıştır. Savaş uçağımızın biri ile 00.56’dan itibaren telsiz irtibatı ve radar iz bilgisi kesilmiştir” denildi. Başlatılan arama-kurtarma çalışmaları sonucunda, uçağın kaza kırım ekibi tarafından enkazına ulaşıldığı ve kahraman pilotun uçağı terk etmek için fırlatma sistemini son anda kullandığının tespit edildiği ifade edildi. Meydana gelen kazada pilotun şehit olduğu vurgulandı. Bakanlık ayrıca, “Olayın meydana geliş sebebi, kaza kırım ekibinin detaylı incelemesi sonrası açıklığa kavuşacaktır. Bu konudaki yapılacak resmi açıklamalarımız dışında iddia ve yorumlara itibar edilmemesi önem arz etmektedir” uyarısı yaptı. Son olarak, şehit pilot için, “Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu olayda hayatını kaybeden aziz şehidimize bir kez daha Allah’tan rahmet; kederli ailesine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır diliyoruz” ifadelerine yer verildi. MSB: Bu yıl da MSÜ kadın aday sayısı erkek aday sayısından fazla MSB, personel ve askeri öğrenci temin faaliyetlerinin planlandığı şekilde sürdüğünü duyurdu. Bakanlık açıklamasına göre,MSÜ’ye askeri öğrenci temini kapsamında düzenlenecek aday belirleme sınavına 340 bin 513’ü kadın olmak üzere toplam 645 bin 402 aday başvurdu. Sınav 1 Mart’ta gerçekleştirilecek. Açıklamada, önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da kadın aday sayısının erkek aday sayısından fazla olmasının memnuniyet verici olduğu belirtilerek, adaylara ve ailelerine teşekkür edildi, sınava katılacak öğrencilere başarı dileğinde bulunuldu. Öte yandan, 25 Şubat’ta başlayan “2026 Yılı Teknik Sınıflarda Uzman Erbaş Temini” başvurularının 9 Mart’a kadar devam edeceği kaydedildi. Bakanlık, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) personel temin faaliyetlerini planlı şekilde sürdürdüğünü ve ülkenin savunma kapasitesini güçlendirmeye devam edeceğini vurguladı. MSB: “Helikopter Yakalama ve Transfer Sistemi”nin kalifikasyon süreci tamamlandı MSB,TSK’nın güçlü, modern ve etkin savunma kapasitesinin yerli ve milli savunma sanayi ürünleriyle geliştirilmesine yönelik çalışmaların devam ettiğini açıkladı. Bu kapsamda,MKE tarafından geçtiğimiz hafta muhtelif adet ve çapta silah ile mühimmatın teslimatının tamamlandığı bildirildi. MKE’nin ayrıca 23-25 Şubat tarihleri arasında Almanya’da düzenlenen Enforce Tac 2026 savunma ve güvenlik fuarına katılım sağladığı kaydedildi. Öte yandan, Bakanlığa bağlı ASFAT ile Sonitus iş birliğinde yerli ve millî imkânlarla geliştirilen “Helikopter Yakalama ve Transfer Sistemi”nin, Açık Deniz Karakol Gemisi’nde icra edilen helikopter harekatı sırasında başarıyla test edildiği ve sistemin kalifikasyon sürecinin tamamlandığı bildirildi. Açıklamada ayrıca, OYAK’ın 1 Mart 1961 tarihli kuruluş yıl dönümü dolayısıyla tebrik mesajına da yer verilerek, kurumun ülke ekonomisine ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin imkan ve kabiliyetlerine sunduğu katkıların artarak devam etmesi temennisi iletildi. MSB: 5 terörist teslim oldu, 108 kişi sınırda yakalandı MSB, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin(TSK) terörle mücadele ve hudut güvenliği faaliyetlerine ilişkin haftalık bilgilendirme yaptı Açıklamada, TSK’nın terörle mücadelesine ve ülke savunmasına kararlılıkla devam ettiği belirtilerek, son bir haftada 5 PKK’lı teröristin teslim olduğu bildirildi. Kalıcı güvenliğin sağlanması amacıyla sınır içi ve sınır ötesinde mayın ve el yapımı patlayıcılar ile mağara, sığınak ve barınaklara yönelik tespit ve imha çalışmalarının sürdürüldüğü kaydedildi. Öte yandan, Bahar Kalkanı Harekatı’nın 6’ncı yıl dönümü dolayısıyla şehitler anılırken, gaziler ile şehit ve gazi ailelerine saygı ve şükran mesajı iletildi. Hudut güvenliği faaliyetleri kapsamında ise son bir haftada sınırdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 3’ü terör örgütü mensubu olmak üzere 108 kişinin yakalandığı, 551 kişinin ise hududu geçemeden engellendiği bildirildi. Yıl başından bu yana yasa dışı geçiş girişiminde bulunurken yakalananların sayısının bin 74’e, hududu geçemeden engellenenlerin sayısının ise 10 bin 265’e ulaştığı açıklandı.

Erdoğan: Gazze Barış Kurulu’na katılacağız... Türkiye’siz Avrupa güvenliği olamaz Haber

Erdoğan: Gazze Barış Kurulu’na katılacağız... Türkiye’siz Avrupa güvenliği olamaz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gazze için oluşturulacak Barış Kurulu’nun ilk toplantısına ilişkin soruya, davet aldıklarını ve Türkiye’nin toplantıya katılacağını belirterek yanıt verdi. Toplantının Ramazan ayının ilk gününe denk gelmesi nedeniyle Türkiye’yi Hakan Fidan’ın temsil edeceğini ifade etti. İletişim Başkanlığı'ndan aktarılan habere göreGazze’de kalıcı ateşkes ve barışın sağlanmasının önemine vurgu yapan Erdoğan, “Gazze meselesi insanlığın vicdan sınavıdır. Amaç ateşkesi kalıcı hâle getirmek, insani yardımları kesintisiz ulaştırmak ve iki devletli çözüm zeminini güçlendirmek olmalıdır. Türkiye olarak Gazzeli kardeşlerimizin hayrına olan her girişime destek vereceğiz” dedi. “AVRUPA’NIN GÜVENLİĞİ TÜRKİYE’SİZ DÜŞÜNÜLEMEZ” Türkiye’nin NATO faaliyetlerindeki rolüne ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin NATO içindeki en büyük ve en etkin ordulardan biri olduğunu belirtti. Avrupa Birliği’nin savunma ve güvenlik mekanizmalarına Türkiye’yi dahil etmesinin zamanının geldiğini söyleyen Erdoğan, “Avrupa’da yeni bir savunma mimarisi kurulacaksa bunun Türkiye’siz oluşturulması yetersiz bir çaba olacaktır. Türkiye’yi dışlayan tutumlar mantıklı değildir. Umarım Türkiye olmadan Avrupa’nın ayakları yere basan bir güvenlik denklemi kuramayacağını artık herkes anlamıştır” ifadelerini kullandı. “YENİ ANAYASA İÇİN HENÜZ TAKVİM YOK” Erdoğan, Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’e yönelik nefret söylemi ve yeni anayasa tartışmalarına ilişkin soruya ise henüz net bir takvim bulunmadığını söyledi. “Anayasa konusunda henüz bir takvim ortaya çıkmış değil. Biz hazırlıklarımızı titizlikle yapıyoruz” diyen Erdoğan, Mihalgazi’de verilen mücadelenin önemine dikkat çekerek, yerel yönetimlere desteklerinin süreceğini belirtti.

Kalın: Üzerimize düşen görevleri yerine getirmeye kararlıyız Haber

Kalın: Üzerimize düşen görevleri yerine getirmeye kararlıyız

MİT Başkanı Kalın, Gazze ve Ukrayna gibi bölgesel krizlerde üstlendiği etkin arabuluculuk rolüyle diplomatik kapasitesini bir kez daha kanıtlayan Türkiye’nin, “Türkiye Yüzyılı” vizyonunun en kritik iç güvenlik ve toplumsal barış hedefi olan Terörsüz Türkiye sürecini derinleştirdiğini bildirdi. 2025’in ilk çeyreğinde atılan önemli adımlar ve somut silah bırakma çağrılarıyla ivme kazanan Terörsüz Türkiye’nin, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarının da katkısıyla toplumsal bir mutabakata doğru ilerlediğini belirten Kalın, “Terör kamburundan kurtulma yolunda mesafe kat eden ülkemiz Terörsüz Türkiye hedefiyle; yalnızca bir güvenlik başarısı değil küresel belirsizlikler çağında devletimizin kendi kaderini tayin etmesi ve bölgesel istikrar sağlanması konusunda önemli bir stratejik kazanım da elde etmiş olacaktır.” dedi. Kalın, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı’nın, devletin ve kuruların istihbarat gereksinimlerini karşılarken, teknolojik gelişmeleri yakından takip ettiğini ve klasik istihbarat yöntemleriyle birleştirerek hibrit bir çalışma yöntemi izlediğine dikkati çekti. MİT Başkanı Kalın, Türkiye’nin ve milletin güvenliği ve huzuru için “Vatan İçin Her An Her Yerde” şiarıyla çalışan teşkilatın; 2025 yılı boyunca yasal yetkileri ve sorumlulukları çerçevesinde, çatışma bölgeleri başta olmak üzere milli güvenliği ilgilendiren her alanda ülkenin stratejik çıkarlarını gözeterek kritik görevler yerine getirdiğini, istihbarat diplomasisini aktif şekilde kullanarak dış istihbaratta etkinliğini artırdığını, farklı terör örgütleri ile mücadelesini eş zamanlı sürdürdüğünü, ülkeyi hedef alan casusluk girişimlerini deşifre ederek akamete uğrattığını belirtti. Suriye krizinin başlangıcından çözümüne kadarki süreçte aktif rol alan MİT’in, 8 Aralık Devrimi’nin üzerinden geçen bir yılı aşkın sürede Suriye’ye bütüncül bir bakış açısıyla yaklaştığına değinen Kalın, şunları kaydetti: “Öte yandan yeni bir devlet inşası sürecinde, Suriye’de ülkemiz aleyhine oluşabilecek yeni tehdit unsurları karşısında ön alıcı adımlar atılarak sınır bölgemizde millî güvenliğimize karşı yeni tehditlerin oluşmasının önüne geçilmiştir. Orta Doğu’nun güvenlik mimarisini derinden etkileyen ve büyük bir insanlık dramına dönüşen Gazze’deki savaşın sonlandırılması adına kalıcı ateşkes, insani yardım, esir takası, Filistin İç Uzlaşısı ve İki Devletli Çözüm konularında ise teşkilat olarak ilgili tüm aktörlerle yoğun bir istihbarat diplomasisi yürütülmüştür. Ateşkes müzakerelerinde yaşanan sorunların aşılmasında tüm taraflar arasında bir köprü görevi üstlenerek, müspet neticelere ulaşılmasına somut katkı sağlamıştır.” Kalın, küresel siyasetin fay hatlarında yaşanan şiddetli kırılmalarla dünya gündemini sarsan olaylara sahne olan 2026 yılının ilk günlerinin de önümüzdeki dönemin jeopolitik açıdan son derece belirsizliklerle dolu olacağına işaret ettiğine değinerek, “Bu şartlar altında ülkemizin; çeşitli tehditlerle eş zamanlı mücadele etmek, güvenlik ve dış politikasında çok boyutlu bir strateji izlemek durumunda olduğu bilinciyle üzerimize düşen görevleri yerine getirmeye kararlıyız. Mevcut tehditlerin dışına çıkıp onları kuşatacak bir zihin ve idrak geliştirildiğinde hasım ve rakiplerimizden bir adım öne geçtiğimiz gerçeğiyle, yeni anlayışlar geliştirme ve tehditler karşısında stratejik bir bakış açısıyla devletimizin hazırlık düzeyini artırma gayretimizi sürdüreceğiz.” dedi. Kalın, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı’nın, geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de milli çıkarları koruyarak bir adım daha ileri taşıyacağına olan inancının tam olduğunu vurgulayarak, şunları ifade etti: “Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı, istiklali, milletimizin huzur ve güveni için 99 yıldır köklü bir gelenek ile omuz omuza ilerlediğimiz bu yolda büyük bir özveriyle çalışan Teşkilâtımızın fedakar ve cefakar mensuplarının gösterdiği büyük çabalarla gurur duyduğumu belirterek tüm meslektaşlarıma teşekkür ediyorum. Bu kutsal görevi yerine getirirken, vatan uğruna en yüksek bedeli ödemeyi göze alarak şehit düşen kahramanlarımızı, rahmet, minnet ve şükranla anıyor; onların aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.