Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İfade Özgürlüğü

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - İfade Özgürlüğü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İfade Özgürlüğü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hüseyin Çelik'ten Ahmet Davutoğlu soruşturmasına tepki: "Siyasi eleştiri hakaretle özdeşleştirilmemeli" Haber

Hüseyin Çelik'ten Ahmet Davutoğlu soruşturmasına tepki: "Siyasi eleştiri hakaretle özdeşleştirilmemeli"

Hüseyin Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Ahmet Davutoğlu hakkında yıllar önce dile getirdiği siyasi görüşleri nedeniyle soruşturma başlatılmasının doğru olmadığını belirtti. Demokratik siyasetin temel unsurlarından birinin eleştiri olduğunu vurgulayan Çelik, özellikle geçmişte Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık gibi üst düzey görevlerde bulunmuş bir siyasetçinin iktidarın politikalarını ve uygulamalarını sert biçimde eleştirmesinin öncelikle siyasi zeminde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. "Siyasi eleştiri ile hakaret birbirinden ayrılmalı" Çelik, ifade özgürlüğünün sınırsız olmadığını ve hiç kimsenin hakaret etme hakkına sahip bulunmadığını belirterek, buna karşın siyasi eleştiri ile hakaret arasındaki sınırın hukuk açısından titizlikle belirlenmesi gerektiğini savundu. Kamu gücünü kullanan siyasetçilere yönelik eleştirilerin demokratik hukuk devletlerinde daha geniş bir korumaya sahip olması gerektiğini belirten Çelik, siyasetçilerin eleştirilere yine siyasi zeminde karşılık vermesinin önemine dikkat çekti. Çelik'e göre bir siyasetçinin ortaya attığı iddialar yanlışsa bunlara belgelerle yanıt verilmesi, haksız olduğu düşünülüyorsa da siyasi tartışma içerisinde karşılık verilmesi gerekiyor. "Yıllar önce söylenen sözler soruşturma konusu yapılmamalı" Ahmet Davutoğlu'nun sözlerinin üzerinden yıllar geçtikten sonra ceza soruşturmasına konu edilmesinin ifade özgürlüğü ve yargının tarafsızlığı açısından soru işaretlerine neden olabileceğini belirten Çelik, siyasi tartışmaların yargı süreçleri üzerinden yürütülmemesi gerektiğini ifade etti. Çelik, Türkiye'de siyasetçilerin açıklama yaparken savcılık soruşturması ihtimalini düşünmek zorunda kalacağı bir siyasi atmosferin oluşmaması gerektiğini savundu. Hakaretin meşru kabul edilemeyeceğini yineleyen Çelik, ancak sert ve ağır siyasi eleştirilerin otomatik olarak hakaret kapsamında değerlendirilmemesi gerektiğini dile getirdi. "Davutoğlu'nun ifadeleri tartışmalı bulunabilir" Çelik, Ahmet Davutoğlu'nun geçmişte kullandığı ifadelerin siyasi açıdan sert veya tartışmalı bulunabileceğini belirterek, bu görüşlere katılmanın farklı, Davutoğlu'nun siyasi eleştiri hakkını savunmanın ise farklı bir mesele olduğunu söyledi. Demokratik sistemin, farklı görüşlere tahammül edilmesi ve siyasi eleştirilerin ifade edilebilmesiyle güçleneceğini belirten Çelik, tartışmaların siyaset alanında yürütülmesi ve yargının tüm taraflara eşit mesafede durması gerektiğini vurguladı. Çelik, Türkiye'nin sorumlu ve seviyeli siyasi dilin hakim olduğu, siyasi anlaşmazlıkların öncelikle demokratik mekanizmalar içerisinde çözüldüğü ve hukukun üstünlüğünün güvence altında bulunduğu bir hukuk devleti anlayışına ihtiyaç duyduğunu ifade etti.

Ali Babacan'dan Ahmet Davutoğlu soruşturmasına tepki: "İfade özgürlüğüne müdahaledir" Haber

Ali Babacan'dan Ahmet Davutoğlu soruşturmasına tepki: "İfade özgürlüğüne müdahaledir"

Babacan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Ahmet Davutoğlu hakkında yaklaşık 5 yıl önce kamuoyuna yansıyan ifadeler nedeniyle bugün soruşturma açılmasını eleştirdi. Davutoğlu'nun Türkiye'nin önemli akademisyenlerinden ve devlet adamlarından biri olduğunu belirten Babacan, eski Başbakan'ın Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık görevlerinde ülkeye önemli hizmetlerde bulunduğunu ifade etti. "Açık bir müdahaledir" Ali Babacan, açıklamasında, yıllar önce kamuoyuna yansıyan sözler nedeniyle bugün soruşturma başlatılmasının ifade özgürlüğü açısından tartışılması gereken bir durum olduğunu belirtti. Babacan, Davutoğlu'nun hakkında başlatılan soruşturmayı ilk olarak basından öğrenmesinin de hukuki açıdan kabul edilemez olduğunu savundu. Siyasetçilerin görevlerinin konuşmak, eleştirmek ve yanlış gördükleri uygulamalar konusunda iktidara soru yöneltmek olduğunu vurgulayan Babacan, siyasi eleştirilere verilecek yanıtların da siyaset alanında olması gerektiğini dile getirdi. "Demokrasi, farklı fikirlerin özgürce ifade edilmesiyle işler" Babacan, iktidarların eleştirilere siyasi platformlarda, kürsülerde ve kamuoyu önünde cevap vermesi gerektiğini belirterek, demokrasinin bu şekilde işlemesi gerektiğini ifade etti. Türkiye'nin ihtiyacının siyasi eleştirilerin soruşturmalarla karşılık bulduğu bir ortam olmadığını kaydeden Babacan, farklı görüşlerin özgürce dile getirilebildiği ve yargının siyasi tartışmalardan bağımsız hareket ettiği bir hukuk devleti anlayışına ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Davutoğlu'na destek mesajı DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, Ahmet Davutoğlu hakkında başlatılan soruşturma nedeniyle kendisine destek ve dayanışma mesajı da verdi. Babacan, eleştiriye açık, hesap vermekten kaçınmayan ve hukukun üstünlüğüne saygı gösteren bir yönetim anlayışı için mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti. Ahmet Davutoğlu hakkında başlatılan soruşturmaya ilişkin siyasi isimlerden gelecek açıklamalar ve sürecin hukuki boyutuna dair gelişmeler takip ediliyor.

AİHM’den Osman Kavala kararı: Türkiye’nin 6 ayrı AİHS maddesini ihlal ettiğine hükmedildi Haber

AİHM’den Osman Kavala kararı: Türkiye’nin 6 ayrı AİHS maddesini ihlal ettiğine hükmedildi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, Osman Kavala’nın ikinci başvurusuna ilişkin kararını açıkladı. Mahkeme, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 3, 5, 6, 7, 10 ve 11. maddelerini ihlal ettiğine karar verdi. AİHM, ihlallerin sonuçlarının ortadan kaldırılması için Osman Kavala’nın en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğini belirtirken, manevi zarar nedeniyle tazminat ödenmesine de hükmetti. Büyük Daire’nin kararı Türkiye açısından hukuken bağlayıcı nitelik taşıyor. AİHM 6 maddede ihlal tespit etti 17 yargıçtan oluşan AİHM Büyük Dairesi, Kavala’nın ikinci başvurusunda birden fazla temel hak bakımından ihlal bulunduğu sonucuna ulaştı. Mahkeme, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının etkili bir tahliye veya yeniden değerlendirme imkanı sunmamasını AİHS’nin 3. maddesi kapsamında değerlendirdi. 5. madde bakımından ise Kavala’nın özgürlüğünden yoksun bırakılmasının yeterli hukuki ve olgusal temele dayanmadığı belirtildi. Adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. madde yönünden AİHM, Kavala’ya yöneltilen suçlamalar ile eylemleri arasında yeterli nedensellik bağlantısı kurulmadığını, bazı tanıkların dinlenmesine yönelik taleplerin yeterli gerekçe gösterilmeden reddedildiğini ve yargılamanın bütünüyle açık bir adaletsizlik seviyesine ulaştığını değerlendirdi. Mahkeme ayrıca mahkumiyette kullanılan hukuki yorumun öngörülebilirlik şartını karşılamadığı gerekçesiyle AİHS’nin 7. maddesinin de ihlal edildiğine hükmetti. Kavala’nın sivil toplum faaliyetleri ile Gezi Parkı olayları kapsamındaki faaliyetlerinin ceza yargılamasında suç unsuru olarak değerlendirilmesinin ise ifade özgürlüğü ile toplantı ve örgütlenme özgürlüklerini ihlal ettiği sonucuna varıldı. “En kısa sürede serbest bırakılmalı” AİHM, kararın uygulanması kapsamında Türkiye’nin ihlallerin sonuçlarını ortadan kaldıracak bireysel tedbirleri alması gerektiğini belirtti. Mahkemeye göre bu yükümlülüğü yerine getirmenin en uygun yolu, Kavala’nın en kısa sürede serbest bırakılması. Kararın uygulanıp uygulanmadığını ise Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi denetleyecek. AİHM ayrıca insan hakları savunucuları, gazeteciler ve muhaliflerin geniş ve öngörülemeyen suç tanımları üzerinden cezalandırılmasının önlenmesi, yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi ve ağırlaştırılmış müebbet cezaları açısından etkili bir yeniden değerlendirme mekanizması oluşturulması gerektiğine dikkat çekti. Kavala 2017’den bu yana cezaevinde Osman Kavala, Gezi Parkı olaylarıyla ilgili soruşturma kapsamında 18 Ekim 2017’de gözaltına alındı ve 1 Kasım 2017’de tutuklandı. AİHM, 10 Aralık 2019 tarihli ilk kararında Kavala’nın tutukluluğunun AİHS’nin özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. maddesini ihlal ettiğine hükmetmişti. Mahkeme ayrıca tutukluluğun, Kavala’yı ve diğer insan hakları savunucularını susturmak ve caydırmak amacı taşıdığı sonucuna varmıştı. Karar Mayıs 2020’de kesinleşmesine rağmen Kavala tahliye edilmedi. Bunun üzerine dosya Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin gündemine taşındı. Komite, 2 Şubat 2022’de Türkiye hakkında AİHS’nin 46/4. maddesi kapsamındaki ihlal prosedürünü başlattı. AİHM Büyük Dairesi de 11 Temmuz 2022’de Türkiye’nin 2019 tarihli Kavala kararına uyma yükümlülüğünü yerine getirmediğine karar verdi. Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbet Türkiye’deki yargılama sürecinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Nisan 2022’de Kavala’yı casusluk suçlamasından beraat ettirdi ancak Gezi Parkı olaylarıyla bağlantılı olarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum etti. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 28 Eylül 2023’te bu kararı onadı. Kavala’nın avukatları bunun ardından 18 Ocak 2024’te AİHM’ye ikinci kez başvurdu. Dosya 16 Aralık 2025’te Büyük Daire’ye gönderildi ve 17 yargıçtan oluşan kurul önündeki duruşma 25 Mart 2026’da gerçekleştirildi. Karar Türkiye’deki mahkumiyeti otomatik olarak kaldırmıyor AİHM’nin ihlal kararı, Türkiye’deki ceza mahkemesinin verdiği mahkumiyet kararını otomatik olarak ortadan kaldırmıyor. AİHM, ulusal mahkemeler gibi ceza yargılamasını yeniden gerçekleştiren bir merci değil. Bununla birlikte AİHS’nin 46. maddesi uyarınca AİHM kararları taraf devletler açısından bağlayıcı. Kararın uygulanmasına ilişkin süreç Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından takip edilecek. Bu nedenle kararın ardından temel gündem, Türkiye’nin AİHM’nin belirlediği ihlalleri gidermek için hangi adımları atacağı ve Bakanlar Komitesi’nin uygulama sürecinde nasıl hareket edeceği olacak.

Rusya’dan Telegram CEO’su Pavel Durov hakkında uluslararası arama kararı Haber

Rusya’dan Telegram CEO’su Pavel Durov hakkında uluslararası arama kararı

Pavel Durov hakkında kritik karar: Rusya uluslararası arama başlattı Rusya ile Telegram arasındaki gerilim yeni bir boyut kazandı. Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Telegram’ın kurucusu ve CEO’su Pavel Durov hakkında “terör faaliyetlerine yardım” suçlaması kapsamında soruşturma başlatıldığını ve uluslararası arama kararı çıkarıldığını duyurdu. Moskova yönetiminin aldığı kararın gerekçesi olarak, Telegram platformunda Rusya’da terör ve sabotaj faaliyetlerinin organize edilmesinde kullanıldığı öne sürülen bazı kanal ve botların kaldırılmaması gösterildi. FSB tarafından yapılan açıklamada, Telegram yönetiminin söz konusu içeriklere yönelik gerekli adımları atmadığı iddia edildi. FSB’den Telegram’a yönelik ağır suçlamalar Rus güvenlik kurumu FSB, Telegram üzerinde faaliyet gösteren bazı kanal, sohbet grupları ve botların yasa dışı faaliyetlerde kullanıldığını öne sürdü. Açıklamada, Ukrayna istihbarat servisleri ile terör ve aşırılık yanlısı grupların Telegram üzerinden çeşitli faaliyetleri planladığı iddia edildi. FSB, söz konusu platformların; Sabotaj eylemleri, Terör saldırıları, Toplu saldırı hazırlıkları, Siber dolandırıcılık faaliyetleri gibi suçlarda kullanıldığını ileri sürdü. Rus makamları, Telegram yönetiminin bu tür içeriklerin kaldırılması konusunda yeterli iş birliği göstermediğini savundu. Telegram’ın Rusya’daki faaliyetleri tartışma konusu oldu Telegram, Rusya’da milyonlarca kişinin kullandığı en popüler dijital iletişim platformlarından biri olarak öne çıkıyor. Özellikle haber kanalları, siyasi gruplar ve çeşitli topluluklar tarafından yoğun şekilde kullanılan uygulama, Rusya’daki bilgi akışında önemli bir rol oynuyor. Ancak platformun güçlü şifreleme özellikleri ve içerik denetimi politikaları, birçok ülkede olduğu gibi Rusya’da da zaman zaman tartışmalara neden oluyor. Moskova yönetimi daha önce de Telegram’dan bazı içeriklerin kaldırılmasını talep etmiş, şirket ile Rus yetkililer arasında çeşitli anlaşmazlıklar yaşanmıştı. Kremlin’den Telegram açıklaması gelmişti Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, Telegram ile ilgili gelişmelere ilişkin daha önce yaptığı açıklamada, platformun Rusya’da yeniden tam kapasiteyle faaliyet göstermesi konusunda temasların sürdüğünü belirtmişti. Peskov, Telegram temsilcilerinin bu süreçte yeterince aktif hareket etmediğini savunmuştu. Kremlin’in açıklamaları, Moskova yönetiminin platform üzerindeki baskısını artırabileceği yönünde değerlendirilmişti. Telegram’a erişim kısıtlamaları ve para cezaları Rusya, Telegram’a yönelik daha önce de çeşitli yaptırımlar uygulamıştı. Moskova yönetimi, platforma erişim konusunda kısıtlamalar getirirken, şirkete toplam miktarı 100 milyon rubleyi aşan para cezaları da uygulamıştı. Ancak tüm bu adımlara rağmen Telegram, Rusya’da kullanılmaya devam eden en yaygın mesajlaşma uygulamalarından biri olmayı sürdürüyor. Pavel Durov daha önce de hukuki süreçlerle karşı karşıya kalmıştı Telegram CEO’su Pavel Durov, platformun küresel ölçekte büyümesiyle birlikte farklı ülkelerde de çeşitli hukuki tartışmaların merkezinde yer aldı. Durov, Telegram’ın kullanıcı gizliliğini koruma politikasını savunurken, hükümetlerin içerik denetimi talepleri konusunda daha sıkı düzenlemelerle karşı karşıya kalıyor. Rusya’nın son kararı ise Telegram ile Moskova arasındaki uzun süredir devam eden gerilimin yeni aşaması olarak değerlendiriliyor. Dijital platformlar ve devletler arasındaki mücadele büyüyor Pavel Durov hakkında alınan uluslararası arama kararı, teknoloji şirketleri ile devletler arasındaki içerik kontrolü ve güvenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Hükümetler, terör ve suç faaliyetlerinin dijital platformlar üzerinden organize edilmesini önlemek amacıyla daha fazla denetim talep ederken, teknoloji şirketleri kullanıcı gizliliği ve ifade özgürlüğü ilkelerini korumaya çalışıyor. Rusya’nın Telegram’a yönelik son adımının, hem platformun ülkedeki faaliyetleri hem de uluslararası teknoloji politikaları açısından yeni sonuçlar doğurması bekleniyor.

AK Parti’den Özgür Özel’e tepki Haber

AK Parti’den Özgür Özel’e tepki

AK Parti Genel Sekreteri, İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verdi; “Bizler Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde gece gündüz demeden memleketimiz için eser üretmenin çabasındayken; ana muhalefetin ve Sayın Özgür Özel’in vizyon üretmek yerine AK Partimizin kurumsal tüm değerlerine saldırarak sahte sitelerden medet ummasını ibretle izliyoruz. Bizler, parti ismimizi veya materyallerimizi kullanarak kendine haksız imtiyaz yaratmaya çalışanlara, milletten ayrışanlara nasıl tavizsiz bir şekilde karşı duruyorsak; ana muhalefetin kurumsal kimliğimizi gasp ederek yaptığı bu siyasi hırsızlığa ve değerlerimize yönelik saldırılarına da aynı dik duruşla karşıyız. Şunu net bir şekilde ifade edelim: Her türlü eleştiri başımızın tacıdır. Ancak Milletin Partisi AK Parti’nin kurumsal kimliğini haksızca kullanarak, bizim arkamıza saklanıp halkı yanıltmaya çalışmak ifade özgürlüğü değil; düpedüz bir algı operasyonu ve partimizin tüzel kişiliğine yapılmış topyekûn bir saldırıdır. Şimdi de kendi sahteciliklerini gizlemek için bazı medya organları üzerinden “sansür” kılıfıyla mağdur edebiyatı yapıyorlar. Bizim kimsenin sesini kısmak, yasakçılık yapmak gibi bir derdimiz asla olamaz. Yargının dur dediği şey sizin fikirleriniz değil; kurumsal kimliğimizi hedef alan bu kimlik hırsızlığıdır. Nitekim yargı mercileri de bu manipülasyona haklı olarak geçit vermemiş, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymaya çalışan bu girişime karşı hukukun gereğini yapmıştır. Siyasi rekabet sahtecilikle, kumpasla değil; akılla, projeyle ve millete hizmetle olur. Onlar bu ucuz oyunlarla vakit kaybededursun; biz kalbimizde millet sevgisiyle işimize bakacak, memleketimiz için durmadan üretecek ve partimizin haklarını hukuk zemininde kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.