Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hukuk Devleti

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Hukuk Devleti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukuk Devleti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AK Partili Ahmet Kılıç: Televizyon sahibi olmak kimseye ama hiç kimseye suç işleme özgürlüğünü sunmaz Haber

AK Partili Ahmet Kılıç: Televizyon sahibi olmak kimseye ama hiç kimseye suç işleme özgürlüğünü sunmaz

TBMM Genel Kurulu’nda, Yeni Parti, İYİ Parti ve DEM Parti’nin basın ve ifade özgürlüğüne ilişkin sunduğu grup önerileri görüşüldü. AK Parti Grubu adına söz alan Kılıç, hukuk devleti ilkelerine ve basın özgürlüğü tartışmalarına ilişkin görüşlerini paylaştı. BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE HUKUK DEVLETİ VURGUSU Konuşmasına, trafik kazasında hayatını kaybeden Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin’e başsağlığı dileyerek başlayan Kılıç, basın özgürlüğünün demokratik toplumların vazgeçilmez bir unsuru olduğunu vurguladı. Kılıç, “Demokrasiyi savunmak, meseleleri tek taraflı değerlendirmekle değil, hukuk devletinin ilkelerini tüm yönleriyle gözetmekle mümkündür” dedi. Kılıç, muhalefetin grup önergesinde yer alan iddialara değinerek, somut olaylar ve yasal dayanaklar dikkate alınmadan yapılan genellemelerin gerçeği yansıtmadığını ifade etti. HALK TV KAYYUM ATAMASI Halk TV’ye kayyum atanması tartışmalarına açıklık getiren Kılıç, durumun kanalın yayın politikası veya haberleriyle ilgili olmadığını belirtti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen adli soruşturma çerçevesinde, ilgili şirket sahibinin tüm varlıklarına el konulduğunu hatırlatan Kılıç, olayı yalnızca bir basın özgürlüğü tartışmasına indirgemenin doğru olmadığını söyledi. Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu vurgulayan Kılıç, “Hiç kimse hukukun üstünde olmadığı gibi, hukuki süreçler tamamlanmadan suçlu ilan edilemez” dedi. Medya kuruluşları hakkında yürütülen soruşturmaların, hukuki süreçlerin kendi mecrasında işlemesine saygı gösterilerek değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. DEMOKRASİ VE ELEŞTİRİ HAKKI AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, Türkiye’nin demokratik gelişiminin tekil olaylar üzerinden değerlendirilmesinin, yapılan reformları ve dönüşümü görmezden gelmek anlamına geleceğini belirtti. AK Parti olarak temel hak ve özgürlüklerin korunmasını, hukuk devletinin güçlendirilmesini ve demokratik standartların yükseltilmesini önemsediklerini ifade eden Kılıç, demokrasinin sadece eleştiri hakkı olmadığını, aynı zamanda hukuka bağlılık ve toplumsal sorumluluğu da içerdiğini kaydetti. Kılıç’ın konuşması, basın özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü konularında önemli mesajlar içerdi.

Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ: Türkiye'de sandıktan başka yol kalmadı Haber

Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ: Türkiye'de sandıktan başka yol kalmadı

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ı ziyaretinin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Özdağ, Özcan’ı geçen ziyarete göre daha sağlıklı ve moralli gördüğünü belirterek, önümüzdeki günlerde görülecek karar duruşmasında beraat beklediğini söyledi. Türkiye’de muhalefete yönelik baskıların arttığını savunan Özdağ, “Türkiye artık bir hukuk devleti değildir” dedi. “DÜŞMAN CEZA HUKUKU UYGULANIYOR” Muhalefet, basın ve sosyal medyaya yönelik uygulamaları eleştiren Özdağ, ceza yasasındaki bazı maddelerin siyasi amaçlarla araçsallaştırıldığını öne sürdü. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığını belirten Özdağ, adalete güvenin zedelendiğini ifade etti. Prof. Dr. Özdağ, Türkiye’de baskılara son vermenin, hukuk devletini ve özgür basını yeniden tesis etmenin yolunun sandık olduğunu vurgulayarak, “Sandıktan başka bir şey değildir” ifadesini kullandı. HALK TV’YE KAYYUM VE GÖZALTI KARARINA TEPKİ Halk TV’ye yönelik operasyon ve kayyum kararını da değerlendiren Özdağ, bunun şaşırtıcı olmadığını ancak üzücü olduğunu söyledi. Kararın, Ekrem İmamoğlu’nun savunma duruşmalarının başladığı güne denk gelmesine dikkat çeken Özdağ, bunun bir mesaj niteliği taşıdığını savundu. Özdağ, suç varsa soruşturma yapılması gerektiğini, yayınların kapatılmasının ise “düşman ceza hukuku” uygulaması olduğunu dile getirdi. “FON YOLSUZLUĞUNDA İKTİDARA AYRICALIK VAR” Fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özdağ, iktidar partisinden bir isme yönelik uygulamanın muhalefet mensubu olsaydı çok daha ağır olacağını savundu. Özdağ, yolsuzluk iddialarında şeffaflık çağrısı yaparken, sorumluların hesap vermesi gerektiğini söyledi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin fon soruşturmasına ilişkin şeffaflık çağrısını da yorumlayan Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Bahçeli’nin iktidar üzerindeki etkisinin büyük olduğunu belirterek, bunun samimiyetinin önümüzdeki günlerde görüleceğini ifade etti. Yemen ve Suudi Arabistan konusundaki sorulara da cevap veren Özdağ, Türk askerinin Suudi Arabistan’ın menfaatleri için görev yapmasına karşı olduğunu söyledi. Türkiye’nin Asya ticaretinin büyük bölümünün Kızıldeniz üzerinden gerçekleştiğini hatırlatan Özdağ, bu hattın hedef alınmasının ekonomik riskler doğurabileceğini dile getirdi. Prof. Dr. Ümit Özdağ, “Türk askerinin kanı Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğü veya Suudi ailesinin serveti için dökülemez” dedi.

Kılıçdaroğlu’ndan Vahap Seçer’in gözaltına alınmasına tepki: Bu, artık Türkiye’nin beka sorunudur Haber

Kılıçdaroğlu’ndan Vahap Seçer’in gözaltına alınmasına tepki: Bu, artık Türkiye’nin beka sorunudur

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in de aralarında bulunduğu 59 kişinin gözaltına alındığı operasyonun ardından sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Kılıçdaroğlu, Seçer’in sabah saatlerinde evine düzenlenen operasyonla gözaltına alınmasını eleştirerek, “Vahap Seçer kaçacak mıydı? Çağırsanız ifadeye gelmeyecek miydi?” ifadelerini kullandı. Kılıçdaroğlu, seçilmiş belediye başkanlarının gözaltına alınma yönteminin hukuk açısından sorgulanması gerektiğini savundu. FON SORUŞTURMASINI GÜNDEME TAŞIDI Açıklamasında son dönemde kamuoyunda tartışılan fon soruşturmasına da değinen Kılıçdaroğlu, bazı iktidar mensuplarının yakınlarının dosyalarda adlarının geçtiğini ve bu kişiler hakkında yeterli hukuki işlem yapılmadığını iddia etti. Kılıçdaroğlu ayrıca, fon soruşturmasına ilişkin haber yapan gazetecilere erişim engelleri getirildiğini ve Mersin’deki operasyonun gündemi değiştirme amacı taşıdığını öne sürdü. Vahap Seçer… Mersinlilerin yüzde 60’ının oyuyla seçilmiş bir Büyükşehir Belediye Başkanı. Milyonlarca vatandaşın iradesiyle seçilmiş, Mersin’de farklı siyasi görüşlerden insanların oyunu almış bir isim. Bu sabah ne yaptılar? Evine şafak vakti operasyon yaptılar, gözaltına… — Kemal Kılıçdaroğlu (@kilicdarogluk) October 1, 2026 Bu değerlendirmeler Kılıçdaroğlu’nun siyasi yorum ve iddiaları olarak aktarılırken, Mersin soruşturmasının resmi makamlarca belediyelerin ihale ve doğrudan temin işlemlerine ilişkin yürütüldüğü bildiriliyor. Soruşturma kapsamında Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer’in de aralarında bulunduğu 59 kişi hakkında gözaltı işlemi gerçekleştirildi. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturmaya ilişkin açıklamasında, 13 ihale ve 63 doğrudan temin dosyasında toplam 330 milyon 945 bin 227 liralık kamu zararı tespit edildiği belirtilmişti. “BU, ARTIK TÜRKİYE’NİN BEKA SORUNUDUR” Açıklamasının sonunda yargı uygulamalarında siyasi ayrım yapıldığı yönündeki eleştirisini yineleyen Kılıçdaroğlu, “Bunun adı hukuk devleti değildir. Bunun adı adalet değildir” diyerek söz konusu sürecin yalnızca CHP veya Vahap Seçer’le sınırlı olmadığını savundu. Kılıçdaroğlu, açıklamasını “Bir ülke böyle yönetilemez. Türkiye böyle yönetilemez” sözleriyle noktaladı.

İletişim Başkanı Duran: Yeni nesil suç örgütleri çok boyutlu güvenlik sorunu Haber

İletişim Başkanı Duran: Yeni nesil suç örgütleri çok boyutlu güvenlik sorunu

Burhanettin Duran, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, yeni nesil suç yapılanmalarına karşı yürütülen mücadelenin farklı alanları kapsadığını belirtti. "Dijital mecraları propaganda aracı olarak kullanıyorlar" Duran, yeni nesil suç örgütlerinin özellikle dijital platformlardan yararlanarak suçun propagandasını yaptığını ve yeni üyeler kazanmaya çalıştığını söyledi. Bu yapıların yalnızca sahadaki faaliyetleriyle değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Duran, uluslararası bağlantılar ile finansal ağların da suç örgütlerinin faaliyetlerinde önemli rol oynadığını kaydetti. Duran, söz konusu yapıların çocukları ve gençleri hedef almasının güvenlik boyutunun yanı sıra sosyal açıdan da kapsamlı bir mücadeleyi gerekli kıldığını vurguladı. Suç örgütleriyle mücadelede kapsamlı strateji İletişim Başkanı Duran, devletin suç örgütleriyle mücadelesinin yalnızca örgüt üyelerinin yakalanmasıyla sınırlı olmadığını belirterek, yöneticilerin ve azmettiricilerin adli merciler önüne çıkarılması, örgütlerin finans kaynaklarının kesilmesi ve dijital ortamlardaki suç propagandasının engellenmesinin de mücadelenin önemli unsurları olduğunu ifade etti. Duran, bu sürecin devletin farklı kademelerinin katılımıyla bütüncül bir anlayış çerçevesinde yürütüldüğünü söyledi. Çocuklar ve gençler için sosyal politikalar vurgusu Çocukların ve gençlerin suç ağlarının etkisinden korunmasının önemine değinen Duran, sosyal politikaların güçlendirilmesi, risklerin erken aşamada tespit edilmesi ve ailelerin desteklenmesinin mücadelede önemli başlıklar olduğunu belirtti. Duran, bu alanlarda alınacak önlemlerle suç örgütlerinin gençler üzerindeki etkisinin azaltılmasının hedeflendiğini kaydetti. "Hiçbir suç yapılanmasına müsamaha göstermeyeceğiz" Burhanettin Duran, açıklamasının sonunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde kamu düzenini, toplumun huzurunu ve çocukların geleceğini hedef alan suç yapılanmalarına karşı mücadelenin sürdürüleceğini belirtti. Duran, yeni nesil suç örgütleriyle mücadelenin hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda kararlılıkla devam edeceğini ifade etti.

Hüseyin Çelik'ten Ahmet Davutoğlu soruşturmasına tepki: "Siyasi eleştiri hakaretle özdeşleştirilmemeli" Haber

Hüseyin Çelik'ten Ahmet Davutoğlu soruşturmasına tepki: "Siyasi eleştiri hakaretle özdeşleştirilmemeli"

Hüseyin Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Ahmet Davutoğlu hakkında yıllar önce dile getirdiği siyasi görüşleri nedeniyle soruşturma başlatılmasının doğru olmadığını belirtti. Demokratik siyasetin temel unsurlarından birinin eleştiri olduğunu vurgulayan Çelik, özellikle geçmişte Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık gibi üst düzey görevlerde bulunmuş bir siyasetçinin iktidarın politikalarını ve uygulamalarını sert biçimde eleştirmesinin öncelikle siyasi zeminde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. "Siyasi eleştiri ile hakaret birbirinden ayrılmalı" Çelik, ifade özgürlüğünün sınırsız olmadığını ve hiç kimsenin hakaret etme hakkına sahip bulunmadığını belirterek, buna karşın siyasi eleştiri ile hakaret arasındaki sınırın hukuk açısından titizlikle belirlenmesi gerektiğini savundu. Kamu gücünü kullanan siyasetçilere yönelik eleştirilerin demokratik hukuk devletlerinde daha geniş bir korumaya sahip olması gerektiğini belirten Çelik, siyasetçilerin eleştirilere yine siyasi zeminde karşılık vermesinin önemine dikkat çekti. Çelik'e göre bir siyasetçinin ortaya attığı iddialar yanlışsa bunlara belgelerle yanıt verilmesi, haksız olduğu düşünülüyorsa da siyasi tartışma içerisinde karşılık verilmesi gerekiyor. "Yıllar önce söylenen sözler soruşturma konusu yapılmamalı" Ahmet Davutoğlu'nun sözlerinin üzerinden yıllar geçtikten sonra ceza soruşturmasına konu edilmesinin ifade özgürlüğü ve yargının tarafsızlığı açısından soru işaretlerine neden olabileceğini belirten Çelik, siyasi tartışmaların yargı süreçleri üzerinden yürütülmemesi gerektiğini ifade etti. Çelik, Türkiye'de siyasetçilerin açıklama yaparken savcılık soruşturması ihtimalini düşünmek zorunda kalacağı bir siyasi atmosferin oluşmaması gerektiğini savundu. Hakaretin meşru kabul edilemeyeceğini yineleyen Çelik, ancak sert ve ağır siyasi eleştirilerin otomatik olarak hakaret kapsamında değerlendirilmemesi gerektiğini dile getirdi. "Davutoğlu'nun ifadeleri tartışmalı bulunabilir" Çelik, Ahmet Davutoğlu'nun geçmişte kullandığı ifadelerin siyasi açıdan sert veya tartışmalı bulunabileceğini belirterek, bu görüşlere katılmanın farklı, Davutoğlu'nun siyasi eleştiri hakkını savunmanın ise farklı bir mesele olduğunu söyledi. Demokratik sistemin, farklı görüşlere tahammül edilmesi ve siyasi eleştirilerin ifade edilebilmesiyle güçleneceğini belirten Çelik, tartışmaların siyaset alanında yürütülmesi ve yargının tüm taraflara eşit mesafede durması gerektiğini vurguladı. Çelik, Türkiye'nin sorumlu ve seviyeli siyasi dilin hakim olduğu, siyasi anlaşmazlıkların öncelikle demokratik mekanizmalar içerisinde çözüldüğü ve hukukun üstünlüğünün güvence altında bulunduğu bir hukuk devleti anlayışına ihtiyaç duyduğunu ifade etti.

Ali Babacan'dan Ahmet Davutoğlu soruşturmasına tepki: "İfade özgürlüğüne müdahaledir" Haber

Ali Babacan'dan Ahmet Davutoğlu soruşturmasına tepki: "İfade özgürlüğüne müdahaledir"

Babacan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Ahmet Davutoğlu hakkında yaklaşık 5 yıl önce kamuoyuna yansıyan ifadeler nedeniyle bugün soruşturma açılmasını eleştirdi. Davutoğlu'nun Türkiye'nin önemli akademisyenlerinden ve devlet adamlarından biri olduğunu belirten Babacan, eski Başbakan'ın Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık görevlerinde ülkeye önemli hizmetlerde bulunduğunu ifade etti. "Açık bir müdahaledir" Ali Babacan, açıklamasında, yıllar önce kamuoyuna yansıyan sözler nedeniyle bugün soruşturma başlatılmasının ifade özgürlüğü açısından tartışılması gereken bir durum olduğunu belirtti. Babacan, Davutoğlu'nun hakkında başlatılan soruşturmayı ilk olarak basından öğrenmesinin de hukuki açıdan kabul edilemez olduğunu savundu. Siyasetçilerin görevlerinin konuşmak, eleştirmek ve yanlış gördükleri uygulamalar konusunda iktidara soru yöneltmek olduğunu vurgulayan Babacan, siyasi eleştirilere verilecek yanıtların da siyaset alanında olması gerektiğini dile getirdi. "Demokrasi, farklı fikirlerin özgürce ifade edilmesiyle işler" Babacan, iktidarların eleştirilere siyasi platformlarda, kürsülerde ve kamuoyu önünde cevap vermesi gerektiğini belirterek, demokrasinin bu şekilde işlemesi gerektiğini ifade etti. Türkiye'nin ihtiyacının siyasi eleştirilerin soruşturmalarla karşılık bulduğu bir ortam olmadığını kaydeden Babacan, farklı görüşlerin özgürce dile getirilebildiği ve yargının siyasi tartışmalardan bağımsız hareket ettiği bir hukuk devleti anlayışına ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Davutoğlu'na destek mesajı DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, Ahmet Davutoğlu hakkında başlatılan soruşturma nedeniyle kendisine destek ve dayanışma mesajı da verdi. Babacan, eleştiriye açık, hesap vermekten kaçınmayan ve hukukun üstünlüğüne saygı gösteren bir yönetim anlayışı için mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti. Ahmet Davutoğlu hakkında başlatılan soruşturmaya ilişkin siyasi isimlerden gelecek açıklamalar ve sürecin hukuki boyutuna dair gelişmeler takip ediliyor.

Cevdet Yılmaz: Türkiye Yüzyılı’nı adaletin yüzyılı yapacağız Haber

Cevdet Yılmaz: Türkiye Yüzyılı’nı adaletin yüzyılı yapacağız

Yargıtay Başkanlığı’nda düzenlenen törende konuşan Yılmaz, güçlü bir devlet yapısının temel unsurlarından birinin adalet olduğunu ifade etti. Kanunların herkes için eşit uygulanmasının, güçlünün hukukla sınırlandırılmasının ve vatandaşların haklarının güvence altına alınmasının devlete duyulan güven açısından önem taşıdığını söyledi. “Yargıyı vesayetçi yapılardan arındırdık” 2002 yılından bu yana gerçekleştirilen reformlara değinen Yılmaz, hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi, hak ve özgürlüklerin genişletilmesi ve adalete erişimin kolaylaştırılması amacıyla çeşitli düzenlemelerin hayata geçirildiğini belirtti. Askeri yargının kaldırılması, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkının getirilmesi ve Kamu Denetçiliği Kurumu’nun oluşturulması gibi adımları hatırlatan Yılmaz, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının güçlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü kaydetti. Yılmaz ayrıca uyuşturucu kullanımının farklı suç türleriyle bağlantısına dikkat çekerek, bağımlılıkla etkin mücadelenin hem hukuk hem de infaz sisteminin üzerindeki yükü azaltabileceğini söyledi. Yeni yargı paketlerine dikkat çekti Türkiye Yüzyılı Yargı Reformu Stratejisi kapsamında adalet sisteminin daha hızlı ve öngörülebilir hale getirilmesini hedeflediklerini belirten Yılmaz, 11’inci ve 12’nci Yargı Paketleriyle çeşitli düzenlemelerin hayata geçirildiğini aktardı. Duruşmalar arasındaki sürenin zorunlu durumlar dışında üç ayla sınırlandırıldığını belirten Yılmaz, istinaf aşamasında da hedef süre uygulamasının devreye alındığını söyledi. Uzun süren soruşturma ve davaların nedenlerinin tespit edilmesi amacıyla yeni mekanizmalar oluşturulduğunu ifade eden Yılmaz, vatandaşların gecikmelere ilişkin başvurularını iletebilmesi için “Alo Adalet 135” sisteminin hizmete alınacağını açıkladı. Hakim ve savcı sayısı 26 bin 667’ye yükseldi Yılmaz, 2002 yılında yaklaşık 9 bin 349 olan hakim ve savcı sayısının 26 bin 667’ye çıkarıldığını, toplam adalet personeli sayısının ise 61 binden 208 binin üzerine yükseldiğini bildirdi. Yargı hizmetlerinde dijitalleşmenin de sürdüğünü belirten Yılmaz; UYAP'ın geliştirilmesi, e-Duruşma uygulamasının yaygınlaştırılması, e-Avukat sisteminin etkinleştirilmesi ve bazı adli işlemlerde yapay zeka destekli uygulamaların kullanılmaya başlanacağını ifade etti. “Terör prangasını ülkemizin gündeminden çıkarıyoruz” Konuşmasında terörle mücadele sürecine de değinen Yılmaz, terörün Türkiye’ye uzun yıllar boyunca ekonomik ve toplumsal maliyet yüklediğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu “Terörsüz Türkiye” vizyonuna vurgu yapan Yılmaz, terör sorununun kalıcı şekilde ülke gündeminden çıkarılmasının hedeflendiğini belirtti. Bu süreçte şehitlerin hatırasına ve gazilerin hukukuna dikkat edilmesi, devletin temel niteliklerinin korunması ve tüm adımların hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde atılması gerektiğini ifade etti. Suriye mesajı Yılmaz, bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde ise Suriye’deki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirterek, ülkenin toprak bütünlüğünü koruyan ve tüm kesimleri kapsayan bir yönetim anlayışından yana olduklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye’nin hem ülke içinde hem de bölgede barış, istikrar ve toplumsal bütünlüğü güçlendirmeye yönelik çalışmalarını sürdüreceğini belirterek, daha adaletli bir dünya için mücadele etmeye devam edeceklerini ifade etti.

Adalet Bakanı Gürlek’ten suç örgütleri mesajı: “Dini duygular istismar edilemez” Haber

Adalet Bakanı Gürlek’ten suç örgütleri mesajı: “Dini duygular istismar edilemez”

Adalet Bakanı Akın Gürlek, suç örgütleri ve çetelerle mücadeleye ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Gürlek, örgütlerin kimliğine veya hangi alan altında faaliyet gösterdiğine bakılmaksızın suç teşkil eden eylemlere karşı hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda işlem yapıldığını belirtti. Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, vatandaşların dini inançlarının istismar edilerek suç işlenmesi ve haksız kazanç sağlanmasına yönelik yapılara karşı mücadelenin sürdüğünü ifade etti. “Kim olduklarına bakılmaksızın mücadele ediliyor” Adalet Bakanı Gürlek, devletin suç örgütleri ve çetelerle mücadelesinin herhangi bir grubun kimliğine göre şekillenmediğini vurguladı. Gürlek, mücadelenin “kim olduklarına veya hangi kisve altında faaliyet gösterdiklerine bakılmaksızın” hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Bakan Gürlek, suçla mücadelede esas alınan kriterin bir yapı ya da topluluğun inanç kimliği olmadığını, doğrudan suç teşkil eden eylemler ve bu eylemlerle bağlantılı yapılanmalar olduğunu ifade etti. “Dini duygular istismar edilemez” Vatandaşların inanç ve dini duygularının kullanılarak suç işlenmesine ve bu yöntemle haksız kazanç elde edilmesine karşı gerekli adımların atıldığını belirten Gürlek, Alihan Kuriş hakkında yürütülen soruşturmayı da bu kapsamda değerlendirdi. Gürlek, açıklamasında “Temel ölçüt, suç teşkil eden fiiller ve bu fiillerle bağlantılı yapılanmalardır” ifadelerine yer verdi. Bu açıklamayla birlikte Adalet Bakanı, suç soruşturmalarında herhangi bir dini yapı veya topluluğun kimliğinin değil, somut olarak ortaya konulan suç teşkil eden eylemlerin esas alınacağını vurguladı. İnanç ve ibadet özgürlüğü vurgusu Gürlek, dini değerlerin suç faaliyetlerinin aracı veya kalkanı haline getirilemeyeceğini söyledi. Devletin suç teşkil eden eylemlerle mücadelede kararlılığını sürdüreceğini belirten Gürlek, aynı zamanda vatandaşların inanç ve ibadet özgürlüğünün korunacağını ifade etti. Adalet Bakanı’nın mesajında, suçla mücadele ile inanç ve ibadet özgürlüğünün korunmasının birlikte yürütüleceğivurgusu öne çıktı. Gürlek, devletin temel yaklaşımının herhangi bir inanç grubunu hedef almak değil, suç oluşturan fiillere ve bu fiillerle bağlantılı yapılanmalara karşı hukuk çerçevesinde mücadele etmek olduğunu belirtti. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, suç örgütleri ve çetelerle mücadelesini, kim olduklarına veya hangi kisve altında faaliyet gösterdiklerine bakmaksızın, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla sürdürmektedir. Vatandaşlarımızın inançlarını ve dini duygularını istismar… https://t.co/Kh8WOjakai — Akın Gürlek (@abakingurlek) August 17, 2026

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal'dan çerçeve yasa açıklaması: "Teklifi imzalayacağım" Haber

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal'dan çerçeve yasa açıklaması: "Teklifi imzalayacağım"

Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Önder Aksakal, kamuoyunda "çerçeve yasa" olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi konusunda partisinin tutumunu açıkladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde basın toplantısı düzenleyen Aksakal, partisinin yetkili kurullarında teklif metnini ayrıntılı biçimde değerlendirdiklerini belirterek, genel anlamda düzenlemeyi olumlu bulduklarını söyledi. Aksakal, kendisinin de DSP Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili sıfatıyla yasa teklifine imza atacağını açıkladı. "Teklifi genel olarak olumlu buluyoruz" DSP lideri Aksakal, teklifin parti içerisinde kapsamlı şekilde değerlendirildiğini belirterek, düzenlemenin temel hedefleri açısından olumlu bir yaklaşım benimsediklerini ifade etti. Aksakal'ın açıklamasında öne çıkan noktalardan biri ise teklifin eksikliklerine rağmen desteklenmesi oldu. DSP Genel Başkanı, metinde bazı demokratik eksiklikler bulunduğunu ve hukuk devleti açısından risk oluşturabilecek noktalar tespit ettiklerini belirtti. Ancak bu eleştirilerin, teklifin temel amacına yönelik desteklerini değiştirmeyeceğini söyledi. Aksakal, partisinin teklif üzerindeki değerlendirmesini iki farklı zeminde ele aldıklarını ortaya koydu. Bir tarafta kanun metnindeki hukuki ve demokratik eksiklikler bulunurken, diğer tarafta Türkiye'nin terör sorununu sona erdirme hedefinin yer aldığını vurguladı. "Onayımız yasanın kusurlarına değil" Aksakal, DSP'nin teklif konusunda vereceği desteğin doğrudan metindeki bütün hükümlerin kabul edildiği anlamına gelmediğini özellikle vurguladı. DSP lideri, demokratik eksiklikleri ve hukuk devleti idealinden uzaklaşma riski gördükleri noktaları tarihe ve kamuoyunun vicdanına bir şerh olarak kaydettiklerini ifade etti. Buna rağmen teklifin desteklenmesinin temel gerekçesinin Türkiye'nin terörle mücadelesinde yeni bir aşamaya geçme hedefi olduğunu belirtti. Aksakal, "Bizim verdiğimiz onay, yasanın kusurlarına değil, devletimizin terörü bitirme iradesine verilmiş bir destektir" değerlendirmesinde bulundu. Bu açıklama, DSP'nin yasa teklifine yönelik desteğini koşulsuz bir siyasi ittifak olarak değil, Türkiye'nin terör sorununu çözme iradesine verilen destek şeklinde konumlandırdığını ortaya koydu. "Bir tek evladımızın dahi burnu kanamasın" Aksakal'ın açıklamasında güvenlik ve toplumsal barış vurgusu da öne çıktı. Terörün Türkiye ve bölge topraklarından tamamen ortadan kaldırılmasının önemine dikkat çeken DSP lideri, hiçbir vatandaşın zarar görmemesi ve ülkenin uzun süredir devam eden güvenlik sorunlarından kurtulması gerektiğini belirtti. Aksakal, DSP'nin bu nedenle yasa teklifine "evet" diyeceğini ifade etti. Bu yaklaşım, partisinin yasa teklifine ilişkin değerlendirmesinde güvenlik ve toplumsal barış hedeflerini öncelikli gördüğünü gösterdi. Erdoğan ve devlet kurumlarına güven mesajı DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Meclis'teki açıklamasında Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin devlet kurumlarına güven mesajı da verdi. Barış sürecinde başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün kurum ve kuruluşlarına güvendiklerini söyleyen Aksakal, sürecin devlet mekanizmaları içerisinde yürütülmesinin önemine işaret etti. Bu açıklamayla DSP, çerçeve yasa teklifine yönelik desteğini yalnızca Meclis'teki bir yasal düzenlemeye değil, Türkiye'nin terör sorununu çözmeye yönelik devlet politikasına verilen destek olarak tanımladı. "Yarın görevimiz demokratik boşlukları doldurmak" Aksakal'ın açıklamasında dikkat çeken bir diğer başlık ise yasa teklifinin kabul edilmesinin ardından atılması gerektiğini düşündüğü adımlar oldu. DSP Genel Başkanı, silahların susması için sorumluluk aldıklarını belirterek, bundan sonraki süreçte teklif içerisinde gördükleri demokratik eksikliklerin giderilmesi gerektiğini söyledi. Aksakal, hukuk devletinin güçlendirilmesi ve Türkiye'nin demokratik standartlarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. DSP liderine göre Terörsüz Türkiye hedefi yalnızca silahların bırakılmasıyla sınırlı kalmamalı; süreç, bütün vatandaşların eşit kabul edildiği ve demokratik mekanizmaların güçlendirildiği bir Türkiye hedefiyle tamamlanmalı. DSP'nin tutumu Meclis dengeleri açısından önemli Çerçeve yasa teklifine ilişkin siyasi partilerin tutumları, düzenlemenin TBMM'deki görüşme süreci açısından önem taşıyor. DSP'nin destek açıklaması, teklif lehine oluşabilecek siyasi zemini güçlendiren adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Ancak Aksakal'ın açıklamalarında, desteğin metindeki tüm hükümlerin eksiksiz biçimde kabul edildiği anlamına gelmediği de açıkça görülüyor. DSP'nin bundan sonraki süreçte komisyonda ve Genel Kurul aşamasında teklifin demokratik ve hukuki yönlerine ilişkin değişiklik önerileri getirmesi bekleniyor. Önder Aksakal'ın açıklaması, partisinin temel yaklaşımını "terörün sona erdirilmesine destek, ancak demokratik ve hukuki eksikliklerin giderilmesi" şeklinde ortaya koydu. Türkiye'de Terörsüz Türkiye hedefi etrafında siyasi tartışmalar sürerken, çerçeve yasa teklifinin TBMM'deki görüşmeleri de sürecin en önemli başlıklarından biri olmayı sürdürecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.