Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hava Savunma

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Hava Savunma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hava Savunma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TSK'ya MKE ve ASELSAN tarafından yeni silah ve mühimmat teslimatları yapıldığını açıklandı Haber

TSK'ya MKE ve ASELSAN tarafından yeni silah ve mühimmat teslimatları yapıldığını açıklandı

Milli Savunma Bakanlığı’nın Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, NATO İletişimciler Konferansı’na ev sahipliği yapan İstanbul’daki Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığında gerçekleştirildi. Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, toplantıda Türk Silahlı Kuvvetlerinin yerli ve millî savunma sanayii ürünleriyle imkân ve kabiliyetlerinin geliştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü açıkladı. TSK’YA YENİ SİLAH VE MÜHİMMAT TESLİMATLARI Son bir haftada Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) tarafından Kara Kuvvetleri Komutanlığına çeşitli adet ve çaplarda silah ve mühimmat teslim edildi. MKE ayrıca savunma sanayii paydaşlarına orta menzilli füze yakıt çubuğu ile Altay Tankı ana silah sistemi teslimatlarını gerçekleştirdi. ASELSAN tarafından ise Hava Kuvvetleri Komutanlığına Hassas Güdüm Kiti (HGK-84) ve Lazer Güdüm Kiti (LGK-82) teslim edildi. 8-11 Eylül tarihleri arasında Polonya’da gerçekleştirilen “MSPO Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı”na katılım sağlayan MKE, Polonya’nın savunma sanayi kuruluşlarından PGZ ile hava savunma sistemleri alanında iş birliğine yönelik Mutabakat Zaptı imzaladı.#MillîSavunmaBakanlığı pic.twitter.com/5EEHS2O2r4 — T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) September 10, 2026 MKE’DEN ULUSLARARASI FUARLARDA İŞ BİRLİĞİ Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk'ün aktardığı bilgiye göre MKE, 8-10 Eylül tarihleri arasında Mısır’da düzenlenen 2’nci El-Alameyn Hava Fuarı ile 8-11 Eylül tarihleri arasında Polonya’da gerçekleştirilen MSPO Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı’na katılım sağlayacağı öğrenildi. MSPO kapsamında MKE ile Polonya’nın savunma sanayii kuruluşlarından PGZ arasında, hava savunma sistemleri alanında iş birliğini geliştirmeye yönelik Mutabakat Zaptı imzalandığını da duyuran Tuğamiral Aktürk, söz konusu çalışmaların Türk Silahlı Kuvvetlerinin yerli ve millî sistemlerle donatılması ve savunma sanayii alanındaki uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sağladığını açıkladı.

Fuat Oktay: Türkiye’nin Avrupa güvenliği mimarisine katkısını çok net görüyorlar Haber

Fuat Oktay: Türkiye’nin Avrupa güvenliği mimarisine katkısını çok net görüyorlar

Fuat Oktay başkanlığındaki TBMM Dışişleri Komisyonu heyeti, Çekya Senatosu Dış İlişkiler, Savunma ve Güvenlik Komisyonu’nun daveti üzerine Prag’da çeşitli temaslarda bulundu. Görüşmelerde iki ülke arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkilerin yanı sıra Türkiye-AB ilişkileri, vize süreçleri, güvenlik, savunma ve bölgesel gelişmeler ele alındı. Türkiye-Çekya ilişkilerinde parlamenter diplomasi vurgusu Prag ziyaretini değerlendiren Oktay, Türkiye ile Çekya arasındaki ilişkilerin hükümetler ve devlet başkanları düzeyinde ilerlediğini, parlamentolar arasındaki temasların ise daha da güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Oktay, daha önce Ankara’da gerçekleştirilen görüşmelerin ardından kısa süre içinde ikinci toplantının Prag’da yapıldığını belirterek, parlamenter diplomasi alanındaki açığın daha hızlı kapatılması gerektiğini söyledi. Bu kapsamda üçüncü toplantının Ankara’da gerçekleştirilmesi yönünde görüş oluştuğunu aktardı. Çekya’nın hükümet ve parlamento temsilcileriyle gerçekleştirilen görüşmelerde ekonomik ilişkilerden güvenlik ve savunmaya, bölgesel gelişmelerden Türkiye-AB ilişkilerine kadar geniş bir gündemin ele alındığı belirtildi. Türkiye-AB ilişkileri ve vize konusu gündemde Oktay, Çekya’nın AB üyesi olması nedeniyle Türkiye-AB ilişkilerinin görüşmelerin önemli başlıklarından biri olduğunu söyledi. Özellikle vize sorunlarının çözümü konusunda hem Türkiye-Çekya ilişkileri hem de Schengen süreci çerçevesinde Çekya’nın sağlayabileceği katkıların değerlendirildiğini belirtti. Türkiye’nin AB ile ilişkilerinin uzun süredir teknik konuların yanı sıra siyasi yaklaşımlardan da etkilendiğini savunan Oktay, artık somut ve yapısal bir ilerleme sağlanması gerektiğini dile getirdi. "Türkiye, AB'nin stratejik körlüğünü kıracak ana etken" Oktay, AB ülkelerinde Türkiye ile ilişkiler konusunda mevcut yaklaşımın yeterli olmadığı yönünde bir farkındalık oluştuğunu ileri sürdü. AB’nin aşırı düzenlemeler nedeniyle esnekliğini kaybettiğini ve stratejik karar alma mekanizmalarında sorunlar yaşadığını savunan Oktay, Türkiye’nin AB ile daha güçlü bir ilişki kurmasının Avrupa açısından önemli bir katkı sağlayacağını söyledi. Oktay, Çekya’daki görüşmelerde Türkiye’nin Avrupa güvenliği açısından rolünün açık şekilde kabul edildiğini belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı: "Türkiye’nin AB nezdinde, Avrupa güvenliği mimarisine olan katkısını çok net bir şekilde görüyorlar." Türkiye’nin NATO çerçevesindeki rolünün yanı sıra AB ile ilişkilerinin de Avrupa güvenlik mimarisinin güçlendirilmesine katkı sağlayabileceğini ifade eden Oktay, Türkiye-AB ilişkilerindeki bazı mevcut engellerin aşılması gerektiğini söyledi. "Samimiyseniz, buyurun fasılları açalım" Türkiye’nin AB üyelik sürecine ilişkin de mesaj veren Oktay, uzun yıllardır devam eden sürecin yalnızca raporlar ve siyasi değerlendirmeler üzerinden yürütülmemesi gerektiğini savundu. Oktay, Türkiye’nin teknik konuların açık biçimde ele alınmasına hazır olduğunu belirterek, "Samimiyseniz, eğer kendinize ve tezlerinize inanıyorsanız, buyurun fasılları açalım" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde yapısal bir dönüşüm hedeflediğini belirten Oktay, bu yaklaşımın hem Türkiye hem de Avrupa açısından daha kalıcı bir iş birliği zemini oluşturabileceğini dile getirdi. Prag ve Ankara için "yuvarlak masa" önerisi Görüşmelerde, Türkiye ve Çekya arasında daha esnek ve açık bir diplomasi platformu oluşturulması fikrinin de gündeme geldiğini aktaran Oktay, bu kapsamda "Prag Yuvarlak Masası" ve ardından "Ankara Yuvarlak Masası" şeklinde devam edecek bir mekanizma oluşturulması konusunda ortak görüş ortaya çıktığını söyledi. Oktay, bu platformun değişen uluslararası düzen, Avrupa'nın geleceği, güvenlik ve bölgesel sorunların daha rahat şekilde ele alınabileceği bir ortam oluşturmasını hedeflediklerini belirtti. Ekonomik ilişkiler ve savunma sanayisi gündemde Türkiye ile Çekya arasındaki ekonomik ilişkilerin de görüşmelerde önemli yer tuttuğunu ifade eden Oktay, ticaret hacminin daha ileri seviyelere taşınması gerektiğini söyledi. Güncel açıklamalarda iki ülke arasındaki ticaret hacminin 6,5 milyar dolar seviyesine ulaştığı ve 10 milyar doların üzerine çıkarılmasının hedeflendiği belirtildi. Savunma sanayisi alanındaki iş birliğine de değinen Oktay, hava savunma sistemleri, dron ve anti-dron teknolojileri ile havacılık alanında Türkiye ve Çekya arasında önemli ortaklık fırsatları bulunduğunu ifade etti. Otomotiv sektöründe ise Skoda'nın tedarik zinciri üzerinden mevcut iş birliğinin geliştirilmesinin yanı sıra karşılıklı yatırımların artırılmasına yönelik fırsatların değerlendirildiğini aktardı. Oktay ayrıca, Türkiye’de üretilen ürünlerin AB pazarına erişimini kolaylaştıracak düzenlemelerin Türkiye-AB ekonomik ilişkilerine katkı sağlayacağını belirterek, bu konuda Çekya’nın desteğinin önemli olduğunu söyledi. Gazze ve İsrail politikası da görüşüldü Prag temaslarında Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu’daki gelişmelerin de gündeme geldiğini aktaran Oktay, Gazze’de yaşananlara ilişkin Çekya tarafına Türkiye’nin görüşlerini ilettiklerini söyledi. Çekya’nın İsrail ile yakın ilişkileri bulunan ülkelerden biri olduğunu belirten Oktay, bu nedenle Çekya’nın İsrail’e Gazze’deki durum konusunda daha açık mesaj vermesinin etkili olacağını savundu. Oktay, Türkiye’nin İsrail halkı ve Yahudilerle bir sorun yaşamadığını, Türkiye’nin tutumunun İsrail hükümetinin Gazze ve bölgedeki politikalarına yönelik olduğunu ifade etti. İsrail’in bölgedeki yayılmacı politikalarından vazgeçmesi ve iki devletli çözüme yönelmesi gerektiğini belirtti. "Rusya-Ukrayna savaşının sona ermesi için üzerimize düşeni yapıyoruz" Rusya-Ukrayna savaşı konusunda da değerlendirmelerde bulunan Oktay, Türkiye’nin barışın sağlanması için üzerine düşeni yapmaya devam ettiğini söyledi. Türkiye ile Çekya arasında Avrupa güvenlik mimarisinin güçlendirilmesi konusunda ortak çalışma alanlarının bulunduğunu belirten Oktay, Prag ziyaretinin iki ülke arasındaki ilişkilerin daha ileri taşınması açısından verimli geçtiğini ifade etti. Oktay, TBMM Dışişleri Komisyonu olarak Türkiye-Çekya ilişkilerinin yanı sıra Avrupa ve bölgesel güvenlik konularındaki parlamenter diplomasi çalışmalarını sürdüreceklerini kaydetti.

Hürmüz Boğazı'nda gerilim tırmanıyor: İran 2 ABD savaş gemisini vurduğunu açıkladı Haber

Hürmüz Boğazı'nda gerilim tırmanıyor: İran 2 ABD savaş gemisini vurduğunu açıkladı

İran'ın yarı resmi Mehr Haber Ajansı'nda yayımlanan Devrim Muhafızları açıklamasında, ABD'nin Basra Körfezi'nde beş İran tankerine yönelik saldırılarına karşılık verildiği belirtildi. Açıklamada, iki ABD gemisi ile sekiz tankerin hedef alındığı ve bu unsurlarda ağır hasar meydana geldiği ileri sürüldü. Ayrıca ABD ordusunun desteğiyle Hürmüz Boğazı'nda İran tarafından "yasaklı bölge" olarak nitelendirilen güzergâhtan geçmeye çalışan 10 geminin de hedef alındığı iddia edildi. İran: Hürmüz Boğazı'nın kontrolü bizde Devrim Muhafızları Ordusu, Hürmüz Boğazı'ndaki kontrol ve gözetimin kendi donanmasının elinde olduğunu savundu. Tahran'ın açıklamaları, ABD'nin İran petrol tankerlerine yönelik son saldırılarının ardından geldi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 5 Eylül'de İran'a ait üç petrol tankerinin vurulduğunu açıklamış ve saldırıların İran Devrim Muhafızları'nın iki ABD savaş gemisine balistik füze saldırısı düzenlemesinin ardından gerçekleştirildiğini bildirmişti. Devrim Muhafızları: "İki ABD savaş gemisini hedef aldık" İran Devrim Muhafızları Ordusu, ayrı bir açıklamasında ABD Donanması'na ait USS Delbert D. Black (DDG-119) ile USS John Paul Jones (DDG-53) adlı iki savaş gemisinin balistik füzelerle hedef alındığını öne sürdü. Açıklamada, Aegis hava savunma sistemi ve seyir füzeleriyle donatılmış iki muhribin saldırılarda isabet aldığı ve gemilerde ciddi hasar meydana geldiği iddia edildi. İran tarafı ayrıca saldırının, ABD'nin İran petrol tankerlerine yönelik operasyonlarına karşılık gerçekleştirildiğini savundu. Ancak İran'ın iki ABD savaş gemisinin hasar gördüğü yönündeki iddiası bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmış değil. Daha önceki İran açıklamalarında ise bir ABD uçak gemisi ve bir destroyerin balistik füzelerle hedef alındığı ve hasar gördüğü ileri sürülmüştü. ABD'den İran tankerlerine misilleme ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, İran'ın iki ABD savaş gemisine yönelik füze saldırılarının ardından üç İran ham petrol tankerinin etkisiz hale getirildiğini açıkladı. CENTCOM, tankerlerden ikisinin kalıcı olarak devre dışı bırakıldığını, üçüncü geminin ise mürettebatın tahliye edilmesinin ardından tamamen imha edildiğini bildirdi. ABD, söz konusu tankerlerin Devrim Muhafızları ve bölgedeki bağlantılı yapılanmaları finanse ettiği öne sürülen bir ağın parçası olduğunu savundu. İran-ABD arasındaki karşılıklı saldırılar, küresel petrol taşımacılığı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik endişelerini de artırdı. Bölgedeki gerilimin daha da tırmanması halinde enerji sevkiyatlarının ve petrol fiyatlarının etkilenebileceği değerlendiriliyor.

Trump’tan İran açıklaması: “Çok sert ve savaş yanlısı insanlar” Haber

Trump’tan İran açıklaması: “Çok sert ve savaş yanlısı insanlar”

ABD Başkanı Trump, Amerikan medya kuruluşlarına verdiği röportajlarda İran yönetimi ve bölgedeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. İran yönetiminin savaş yanlısı olduğunu savunan Trump, Tahran’ın nükleer silahlara sahip olması halinde İsrail’in varlığının ciddi tehdit altında kalacağını ileri sürdü. Trump: Körfez ülkelerine yönelik saldırılar herkesi şaşırttı Trump, İran’ın savaşın başlamasının ardından Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Kuveyt gibi Körfez ülkelerine yönelik saldırılar gerçekleştirmesine dikkat çekti. İran’ın daha önce bu ülkelerle belirli ölçüde dengeli ilişkiler yürüttüğünü belirten Trump, savaşın başlamasıyla birlikte yaşanan saldırıların kendisini ve bölge ülkelerini şaşırttığını söyledi. ABD Başkanı, İran’ın bölgedeki ülkelere yönelik saldırılarının, nükleer silaha sahip olması durumunda daha büyük bir tehdit oluşturabileceğini savundu. ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarının ardından Tahran yönetimi, Körfez ülkelerine füze ve insansız hava araçlarıyla karşılık vermişti. İran’ın Umman’a yönelik saldırısı da bölgede dikkat çeken gelişmeler arasında yer almıştı. “İran’ın tepkisine şaşırdım” İran’ın ABD ve İsrail saldırılarına verdiği karşılığa ilişkin de konuşan Trump, Tahran yönetiminin tutumunu beklemediğini ifade etti. Trump, İran’ın saldırılarının daha önce sahip olduğu bölgesel desteği kaybetmesine yol açtığını savunarak, tarafsız konumda bulunan ülkelerin de İran’a karşı tutum değiştirdiğini ileri sürdü. ABD Başkanı, İran’ın nükleer silaha sahip olması halinde bu silahları kullanabileceği yönündeki değerlendirmesini de yineledi. Trump’tan İran’ın askeri gücüne ilişkin iddia Trump ayrıca İran’ın askeri kapasitesinin büyük bölümünün etkisiz hale getirildiğini öne sürdü. İran’ın liderliği, hava kuvvetleri ve hava savunma sistemlerinin büyük ölçüde ortadan kaldırıldığını iddia eden Trump, Tahran yönetiminin savaşma kapasitesinin ciddi şekilde zayıflatıldığını savundu. Trump, İran yönetimini sert bir tutum sergilemekle suçlarken, ülkedeki protestolara yönelik müdahalelere ilişkin de çeşitli iddialarda bulundu. İran’daki protestoları gündeme getirdi ABD Başkanı Trump, İran’da geçtiğimiz aralık ayında hayat pahalılığına karşı başlayan ve daha sonra farklı bölgelere yayılan protestolara da değindi. Tahran Büyük Çarşısı’nda başlayan gösterilerin genişlemesinin ardından İran güvenlik güçlerinin protestoculara yönelik müdahalelerde bulunduğunu öne süren Trump, çok sayıda kişinin öldürüldüğünü iddia etti. Trump, İran yönetiminin yalnızca göstericileri değil, protestolara katılmayan bazı kişileri de hedef aldığını savunarak Tahran yönetimine yönelik eleştirilerini sürdürdü.

Rusya’dan Ukrayna’ya gece saldırısı: 13 kişi hayatını kaybetti, 31 kişi yaralandı Haber

Rusya’dan Ukrayna’ya gece saldırısı: 13 kişi hayatını kaybetti, 31 kişi yaralandı

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta gece saatlerinde yeni bir saldırı dalgası yaşandı. Rus ordusunun Ukrayna’nın başkenti Kiev ile farklı bölgelerdeki yerleşim alanlarına yönelik gerçekleştirdiği füze saldırılarında çok sayıda can kaybı ve yaralanma meydana geldi. Ukrayna makamlarından yapılan açıklamalara göre, saldırılarda şu ana kadar en az 13 kişi hayatını kaybetti, 31 kişi yaralandı. Yetkililer, bazı bölgelerde enkaz kaldırma ve arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü belirtti. Kiev balistik füzelerle hedef alındı Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Rus ordusunun başkente yönelik saldırısının yerel saatle 02.23 sıralarında başladığını açıkladı. Kliçko, saldırılarda kentin iki farklı bölgesinde hasar meydana geldiğini belirterek, ekiplerin bölgelerde çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti. Saldırı sırasında Kiev’de yaşayan birçok kişi güvenlik amacıyla metro istasyonlarına sığındı. Ukrayna’daki sosyal medya hesaplarında paylaşılan görüntülerde, vatandaşların geceyi metro istasyonlarında geçirdiği görüldü. Ukrayna Devlet Acil Durum Servisi tarafından yapılan açıklamada, Kiev’deki saldırıda ilk belirlemelere göre 1 kişinin yaşamını yitirdiği, 2 kişinin yaralandığı bildirildi. Dnipropetrovsk bölgesinde çocukların da bulunduğu can kaybı Rus saldırılarının hedef aldığı bölgelerden biri de Dnipropetrovsk oldu. Ukrayna Acil Durum Servisi, Raduşne köyüne yönelik saldırıda 2’si çocuk olmak üzere 5 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Aynı saldırıda 8 kişinin de yaralandığı bildirildi. Yetkililer, saldırının ardından bölgede hasar tespit ve kurtarma çalışmalarının devam ettiğini duyurdu. Kriviy Rig’de 3’ü çocuk 6 kişi öldü Kriviy Rig Kenti Savunma Konseyi Başkanı Oleksandr Vilkul da Rus ordusunun kentin dış kesimindeki Novopil yerleşim bölgesine füze saldırısı düzenlediğini açıkladı. Vilkul, saldırıda 3’ü çocuk 6 kişinin hayatını kaybettiğini, 2’si çocuk olmak üzere 8 kişinin yaralandığını belirtti. Bölgede çok sayıda yapının zarar gördüğü, ekiplerin enkaz altında kalan kişilere ulaşmak için çalışmalar yürüttüğü aktarıldı. Lviv ve Poltava da saldırıların hedefinde Rus ordusunun saldırıları yalnızca başkent Kiev ve doğu bölgeleriyle sınırlı kalmadı. Poltava bölgesine yönelik saldırıda 1 kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi. Lviv kentine düzenlenen saldırıda ise en az 8 kişinin yaralandığı açıklandı. Ukrayna makamları, farklı bölgelerde devam eden operasyonlar nedeniyle can kaybı ve yaralı sayısının artabileceği uyarısında bulundu. Zelenskiy saldırı ihtimaline dikkat çekmişti Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, saldırıdan önce yaptığı açıklamada Rus ordusunun gece saatlerinde geniş çaplı hava saldırısı düzenleme ihtimalinin yüksek olduğunu belirtmişti. Zelenskiy, Rusya’nın füze ve insansız hava araçlarıyla Ukrayna şehirlerini hedef almaya devam ettiğini ifade ederek, hava savunma sistemlerinin güçlendirilmesinin önemine vurgu yapmıştı. Savaşta yeni gerilim dalgası Rusya’nın son saldırıları, iki ülke arasındaki savaşta gerilimin yeniden yükseldiğini gösterirken, Ukrayna yönetimi Batılı müttefiklerinden hava savunma desteğinin artırılmasını talep ediyor. Moskova yönetimi ise saldırıların askeri hedeflere yönelik olduğunu savunurken, Ukrayna tarafı sivil bölgelerin de hedef alındığını belirtiyor. Uzmanlar, özellikle Kiev gibi büyük şehirlerin hedef alınmasının savaşın hem askeri hem de psikolojik boyutunu artırdığı değerlendirmesinde bulunuyor. Rusya-Ukrayna savaşında diplomatik çözüm arayışları sürerken, sahadaki saldırıların devam etmesi yeni can kayıpları ve altyapı hasarı riskini artırıyor.

ABD İran’ı Vurdu mu? CENTCOM’dan Devrim Muhafızları Hedeflerine Büyük Operasyon Açıklaması Haber

ABD İran’ı Vurdu mu? CENTCOM’dan Devrim Muhafızları Hedeflerine Büyük Operasyon Açıklaması

ABD’den İran’a “Ağır” Hava Operasyonu Açıklaması Orta Doğu’da ABD ile İran arasındaki gerilim yeniden yükseldi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’ın bölgedeki Amerikan unsurlarını hedef almak amacıyla gerçekleştirdiği öne sürülen füze girişiminin ardından İran topraklarında Devrim Muhafızları Ordusu’na yönelik hava operasyonu düzenlendiğini duyurdu. CENTCOM tarafından yapılan açıklamada, operasyonun 29 Temmuz Çarşamba günü ABD Doğu Yakası saatiyle 22.00’de tamamlandığı bildirildi. Açıklamada, saldırıların İran’ın askeri kapasitesini sınırlandırmayı ve bölgedeki Amerikan güçleri ile müttefiklerine yönelik tehditleri azaltmayı amaçladığı belirtildi. ABD tarafı, gerçekleştirilen operasyonu İran’ın füze saldırısı girişimine verilen doğrudan karşılık olarak nitelendirdi. Devrim Muhafızları’na Ait Kritik Tesisler Hedef Alındı CENTCOM açıklamasına göre ABD güçleri, İran içinde Devrim Muhafızları Ordusu’na ait onlarca hedefi vurdu. Operasyon kapsamında hedef alınan noktalar arasında şu unsurların bulunduğu bildirildi: Askeri komuta ve kontrol merkezleri, Balistik füze üretim ve destek tesisleri, İnsansız hava aracı (İHA) geliştirme ve üretim alanları, Kıyı gözetleme sistemleri, Deniz operasyonlarına yönelik askeri altyapılar. ABD yönetimi, saldırıların yalnızca mevcut tehdide karşı değil, İran’ın bölgedeki uzun vadeli askeri kapasitesini azaltmaya yönelik olduğunu savundu. Washington’a göre İran’ın füze, İHA ve deniz gücü alanındaki kapasitesi, Körfez bölgesindeki Amerikan birlikleri ve ticari deniz taşımacılığı açısından önemli bir tehdit oluşturuyor. İran’ın Füze Girişimi Krizi Tetikledi CENTCOM’un açıklamasına göre operasyonun nedeni, İran Devrim Muhafızları tarafından 28 Temmuz’da gerçekleştirildiği öne sürülen füze saldırısı girişimi oldu. ABD makamları, İran’dan Orta Doğu’daki Amerikan üslerine yönelik çok sayıda balistik füze fırlatıldığını ve bu füzelerin tamamının etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Washington yönetimi, bu girişimin ardından "güçlü ve caydırıcı bir yanıt" verileceğini duyurdu. ABD Başkanı Donald Trump da operasyon öncesinde yaptığı açıklamalarda İran’a yönelik sert mesajlar verdi. Trump, İran’ın Amerikan güçlerini hedef alması halinde çok ağır sonuçlarla karşılaşacağını belirterek, Tahran yönetimine yönelik askeri seçeneklerin masada olduğunu ifade etti. İran’da Patlama Sesleri Bildirildi ABD saldırılarının ardından İran medyasında ülkenin farklı bölgelerinde patlama seslerinin duyulduğuna ilişkin haberler yer aldı. İran merkezli bazı medya kuruluşları, özellikle Huzistan eyaletindeki Abadan çevresinde patlamalar yaşandığını aktardı. Bunun yanı sıra Buşehr bölgesi ve Fars eyaletindeki bazı askeri noktaların da hedef alındığı yönünde iddialar gündeme geldi. İran Devrim Muhafızları’na yakın sosyal medya hesaplarında ise saldırıların bölgedeki ABD üslerinden gerçekleştirildiği ileri sürüldü. Ancak söz konusu iddiaların bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmadığı belirtildi. ABD’nin Orta Doğu’daki Askeri Varlığı Alarmda CENTCOM, Orta Doğu genelinde 50 binden fazla Amerikan askerinin görev yaptığını açıkladı. Bölgedeki ABD birliklerinin yüksek alarm seviyesinde olduğu ve yeni saldırı ihtimallerine karşı hazırlıkların sürdüğü bildirildi. ABD’nin özellikle Irak, Suriye, Körfez ülkeleri ve Doğu Akdeniz hattındaki askeri varlığı, İran ile yaşanan gerilimlerde kritik rol oynuyor. Uzmanlara göre İran ile ABD arasında doğrudan çatışma ihtimali, bölgedeki vekil güçler ve karşılıklı misilleme saldırıları nedeniyle son dönemde yeniden yükselmiş durumda. Gerilim Irak ve Körfez Bölgesine Yayılıyor ABD-İran hattındaki kriz yalnızca iki ülkeyle sınırlı kalmazken, Irak ve Körfez ülkeleri de gelişmelerin merkezinde yer aldı. Suudi Arabistan ve ABD'nin Irak'taki bazı silahlı gruplara yönelik operasyonlar gerçekleştirdiği bildirildi. Riyad yönetimi ayrıca ülkesindeki bazı enerji tesislerinin insansız hava araçlarıyla hedef alındığını duyurdu. Suudi Arabistan, saldırılardan İran ile bağlantılı olduğu belirtilen silahlı grupları sorumlu tuttu. İran’dan Ürdün’deki ABD Üslerine Saldırı İddiası Bölgedeki gerilimin bir diğer noktası ise Ürdün oldu. İran Devrim Muhafızları, Ürdün’de bulunan Amerikan üslerine yönelik füze saldırısı gerçekleştirdiğini açıkladı. Ürdün ordusu ise İran’dan gönderildiği belirtilen beş füzenin hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini duyurdu. Bu gelişme, İran-ABD geriliminin yalnızca iki ülke sınırlarında kalmayarak müttefik ülkeleri de içine alan daha geniş bir güvenlik krizine dönüşebileceği değerlendirmelerine neden oldu. ABD-İran Krizi Nereye Gidiyor? Son gelişmeler, Washington ile Tahran arasında doğrudan askeri çatışma riskinin yeniden gündeme gelmesine neden oldu. ABD, İran’ın füze ve İHA kapasitesini hedef alarak caydırıcılık sağlamayı amaçladığını belirtirken, İran tarafının vereceği karşılık bölgedeki tansiyonun seyrini belirleyecek. Uzmanlar, özellikle Körfez’deki enerji tesisleri, ticari gemi rotaları ve ABD üslerinin önümüzdeki dönemde kriz açısından en kritik noktalar arasında yer alabileceğini değerlendiriyor. Orta Doğu’da artan askeri hareketlilik, petrol piyasaları ve küresel güvenlik dengeleri açısından da yakından takip ediliyor.

Marco Rubio'dan İran Açıklaması: "Hedefimiz Rejim Değişikliği Değil" Haber

Marco Rubio'dan İran Açıklaması: "Hedefimiz Rejim Değişikliği Değil"

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Filipinler'de katıldığı uluslararası zirvede İran'a yönelik gerçekleştirilen askeri operasyonların amaçlarına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Washington yönetiminin önceliğinin İran'da rejim değişikliği olmadığını vurgulayan Rubio, operasyonların temel hedefinin ülkenin askeri kapasitesini zayıflatmak ve nükleer programını sınırlandırmak olduğunu söyledi. Doğu Asya ülkelerinin katılımıyla Filipinler'de düzenlenen toplantıda konuşan Rubio, ABD'nin İran politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açıklamalarında, askeri operasyonların başlangıcından bu yana izlenen stratejinin değişmediğini belirten Rubio, yönetimin hedefinin Tahran'daki siyasi iktidarı devirmek olmadığını ifade etti. "Rejim Değişikliği Hedeflenmedi" ABD Başkanı'nın başından beri aynı çizgiyi koruduğunu dile getiren Rubio, operasyonların amacına ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Başkan hiçbir zaman amacımızın rejim değişikliği olduğunu söylemedi. Operasyonun ilk gününden itibaren hedefimiz; füze rampalarını, insansız hava araçlarını, üretim tesislerini ve deniz kuvvetlerini etkisiz hale getirmekti." Rubio'nun açıklamaları, son dönemde İran ile yaşanan gerilimlerin ardından ABD'nin askeri stratejisine ilişkin uluslararası kamuoyunda yürütülen tartışmalar açısından önem taşıyor. "İran'ın Askeri Kapasitesi Büyük Ölçüde Zayıflatıldı" İran'ın askeri gücüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan ABD Dışişleri Bakanı, gerçekleştirilen operasyonların ardından ülkenin deniz ve hava unsurlarının ciddi ölçüde zarar gördüğünü öne sürdü. Rubio, "Şu an itibarıyla İran Deniz Kuvvetleri diye bir yapı kalmadı. Ellerinde yalnızca birkaç küçük sürat teknesi bulunuyor. Hava kuvvetleri ve hava savunma sistemleri de tamamen imha edilmiş durumda." ifadelerini kullandı. Söz konusu açıklamalar, ABD yönetiminin değerlendirmelerini yansıtırken, İran makamlarından bu iddialara ilişkin resmi bir açıklama gelmedi. Nükleer Program Vurgusu Rubio, Washington yönetiminin İran politikasındaki temel önceliğin ülkenin nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu yineledi. ABD'nin ulusal güvenlik politikası açısından en önemli konunun İran'ın nükleer kapasitesi olduğunu belirten Rubio, bu hedef doğrultusunda diplomatik ve askeri seçeneklerin değerlendirilmeye devam edildiğini ifade etti. "İran Halkı Daha İyi Bir Yönetimi Hak Ediyor" Konuşmasında İran'ın iç politikasına da değinen Rubio, Tahran yönetimini insan hakları konusunda eleştirdi. İran hükümetinin kendi vatandaşlarına yönelik uygulamalarını eleştiren Rubio, "Başkanın da belirttiği gibi İran halkı daha iyi bir liderliği hak ediyor. Kendi vatandaşlarını sokak ortasında katleden bir anlayışa elbette karşıyız. Ancak bizim İran'daki temel ulusal çıkarımız ve nihai hedefimiz, bu ülkenin asla nükleer silaha sahip olmamasını sağlamaktır." dedi. Bölgedeki Gerilim Yakından İzleniyor Rubio'nun açıklamaları, Orta Doğu'da son dönemde artan güvenlik geriliminin sürdüğü bir dönemde geldi. ABD ile İran arasındaki ilişkiler, nükleer program, bölgesel güvenlik ve askeri faaliyetler nedeniyle uzun süredir uluslararası gündemin önemli başlıkları arasında yer alıyor. Uzmanlar, taraflardan gelecek yeni açıklamalar ile diplomatik temasların bölgedeki gelişmeler açısından belirleyici olacağını değerlendirirken, uluslararası toplum da gerilimin daha fazla tırmanmaması yönündeki çağrılarını sürdürüyor.

ABD, İran'ın saldırılarında öldürülen 3'üncü askerinin kimliğini açıkladı Haber

ABD, İran'ın saldırılarında öldürülen 3'üncü askerinin kimliğini açıkladı

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), İran'ın Ortadoğu'daki ABD üslerine yönelik saldırılarında yaşamını yitiren üçüncü Amerikan askerinin kimliğini kamuoyuyla paylaştı. Yapılan açıklamaya göre, hayatını kaybeden askerin Kuzey Carolina eyaletinden 30 yaşındaki Çavuş Michael Emmanuel Swinton olduğu bildirildi. Harir Üssü'ne düzenlenen saldırıda yaşamını yitirdi Pentagon'un verdiği bilgilere göre Swinton, pazar günü Irak'ın Erbil vilayetine bağlı Soran ilçesinde bulunan Harir Askeri Üssü'ne düzenlenen saldırıda hayatını kaybetti. Yetkililer, askerin ölümüne ilişkin ayrıntılı koşullar hakkında ise bilgi paylaşmadı. Aynı saldırıda görev yapan bir ABD askerinin de hafif yaralandığı ve tedavisinin sürdüğü açıklandı. Hava savunma birliğinde görev yapıyordu Pentagon kayıtlarına göre Michael Emmanuel Swinton, Kuzey Carolina'daki Fort Bragg Üssü'nde konuşlu 108. Hava Savunma Topçu Tugayı'na bağlı 55. Hava Savunma Topçu Alayı'nın 2. Taburu D Bataryası'nda görev yapıyordu. Savunma Bakanlığı, Swinton'ın ailesine gerekli bilgilendirmenin yapıldığını belirterek, olayla ilgili incelemelerin sürdüğünü kaydetti. Ürdün'deki saldırıda da iki asker ölmüştü Pentagon daha önce, Ürdün'deki ABD üssüne düzenlenen saldırıda yaşamını yitiren iki Amerikan askerinin kimliklerini de açıklamıştı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 17 Temmuz'da Ürdün'deki üsse düzenlenen saldırıda iki askerin hayatını kaybettiğini, bir askerin ise kaybolduğunu duyurmuştu. Daha sonra Pentagon, yaşamını yitiren askerlerin kimliklerinin tespit edildiğini ve olayla ilgili soruşturmanın devam ettiğini bildirmişti. ABD'nin kayıpları 17'ye yükseldi CENTCOM ayrıca, 18 Temmuz'da Irak'ta İran'a ait bir insansız hava aracından (İHA) kalan patlamamış mühimmatın kontrollü şekilde imha edilmesi sırasında bir ABD askerinin hayatını kaybettiğini açıklamıştı. Böylece ABD ve İsrail'in şubat ayında İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan çatışmalarda hayatını kaybettiği açıklanan Amerikan askerlerinin sayısı 17'ye yükseldi. Bölgede gerilim sürerken, Washington yönetimi hem Irak hem de Ürdün'deki saldırılara ilişkin soruşturmaların devam ettiğini ve güvenlik önlemlerinin artırıldığını belirtiyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.