Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hamas

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Hamas haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hamas haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ömer Çelik’ten İsrailli Bakan Katz’a tepki: Türkiye hiçbir tehdide boyun eğmeyecek Haber

Ömer Çelik’ten İsrailli Bakan Katz’a tepki: Türkiye hiçbir tehdide boyun eğmeyecek

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İsrail Savunma Bakanı Israel Katz’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye’yi hedef alan açıklamalarına tepki gösterdi. Çelik, Türkiye’nin tehdit, provokasyon ve şantaja boyun eğmeyeceğini belirterek Filistin halkının haklarını ve bölgede kalıcı barışı savunmayı sürdüreceklerini söyledi. Ömer Çelik’ten İsrail yönetimine tepki Ömer Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İsrail Savunma Bakanı Israel Katz’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye’ye yönelik ifadelerini eleştirdi. Çelik, söz konusu açıklamaların İsrail yönetiminin siyasi çaresizliğini ve tükenmişliğini gösterdiğini savundu. İsrail hükümetinin iç siyasette yaşadığı sorunları Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alarak örtbas etmeye çalıştığını öne süren Çelik, Türkiye’ye yönelik ithamların İsrail’in Gazze’deki politikalarını ve bölgedeki saldırgan tutumunu gizleyemeyeceğini ifade etti. “Barış ve ateşkes müzakerelerinde yer alanları tehdit ediyor” Çelik, Katz’ın barış ve ateşkes müzakerelerinde sorumluluk alan aktörlere yönelik ölüm tehditleri içeren açıklamalarına da tepki gösterdi. Bu ifadelerin uluslararası hukuk, insan hakları ve küresel vicdanın hiçe sayıldığını ortaya koyduğunu savundu. “Türkiye, Filistin halkının haklarını savunmayı sürdürecek” Türkiye’nin dış politika tutumuna da değinen Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin hiçbir tehdide, provokasyona ve şantaja boyun eğmeyeceğini belirtti. Çelik, Türkiye’nin Filistin halkının meşru haklarını savunmaya ve bölgede kalıcı barışın sağlanması için çaba göstermeye devam edeceğini kaydetti. Ne Olmuştu ? İsrail'in Savunma Bakanı Yisrael Katz, X sosyal medya hesabından alçakça Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef aldı. Ankara'nın Hamas'a verdiği desteği hazmedemeyen siyonist bakan Katz, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Hamas'a kırmızı halı serdiğini öne sürdü. İsrailli bakan ayrıca Hamas'ın Siyasi Büro Başkanlığına seçilen Halil el-Hayya'yı skandal ifadelerle tehdit ederek, "Gazze'de Hamas liderlerini ortadan kaldırdık. El-Hayya'nın da sırası gelecek ve o da (Şehit edilen eski Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail) Haniye ile arkadaşlarının yanına, cehennemin derinliklerine gönderilecek."ifadelerini kullandı. Katz, ifadelerini Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Hamas liderlerini hedef alan provokatif bir görselle de destekledi. Görselde, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İsmail Haniye'nin 2024 yılında çekilmiş fotoğrafının yanı sıra, 2026 yılında Halil el-Hayya ile gerçekleştirilen görüşmeye ait kareye de yer verildi. İsrail basınına göre siyonist Katz paylaşımında, Hamas liderlerinin "cehennemde buluşacağı" mesajını verdi.

Trump’tan İran açıklaması: “İran’la hiçbir zaman barış sağlanabileceğini düşünmüyorum” Haber

Trump’tan İran açıklaması: “İran’la hiçbir zaman barış sağlanabileceğini düşünmüyorum”

ABD Başkanı Donald Trump, TIME dergisine verdiği röportajda İran savaşı, Hürmüz Boğazı, İsrail, Gazze, Venezuela ve Suudi Arabistan’a ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İran’la “gerçek bir anlaşma” istediklerini söyleyen Trump, çatışmanın başlangıcında öngördüğü süreden daha uzun sürmesine rağmen operasyonları durdurmak yerine “daha ileri gitmeye karar verdiğini” ifade etti. Trump: “Daha ileri gitmeye karar verdim” Trump, 28 Eylül’de Beyaz Saray’da TIME dergisine verdiği röportajda, şubat ayında başlayan İran savaşının 7’nci ayına girmesine ilişkin soruyu yanıtladı. Trump, savaşın başlangıcında operasyonların 6 ila 8 hafta süreceğini söylediğini hatırlatarak, İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırıların ardından operasyonları sonlandırabileceğini ancak bunu tercih etmediğini belirtti. Trump, İran ile “gerçek bir anlaşma” yapmak istediklerini belirterek, İran’ın nükleer kapasitesinin yeniden ortaya çıkmasını istemediğini söyledi. ABD Başkanı, İran’daki operasyonların sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerinde ise ülkenin nükleer kapasitesinin, donanmasının ve hava kuvvetlerinin büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini iddia etti. Trump ayrıca İran’a ait 159 geminin imha edildiğini söyledi. Bu rakam ve askeri kayıplara ilişkin ifadeler Trump’ın kendi açıklamaları olarak aktarılıyor. “Hürmüz Boğazı’nı kontrol altına aldık” Hürmüz Boğazı’nın İran tarafından kapatılabileceği yönündeki tehdidin savaş öncesinde gündemde olup olmadığı sorulan Trump, böyle bir ihtimalin her zaman bulunduğunu söyledi. Trump, İran’ın boğazı kapatma tehdidine karşı kendilerinin de askeri müdahale uyarısında bulunduğunu ve sonrasında boğaz üzerinde kontrol sağladıklarını savundu. İran’ın son ateşkes önerisini reddettiğini de belirten Trump, teklifin Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını içermesine rağmen kendisi açısından yeterli olmadığını ifade etti. İran’ın önerisi, yedi günlük ateşkes ve boğazın yeniden ticari gemilere açılmasını öngörüyordu. “İran’la hiçbir zaman barış sağlanabileceğini düşünmüyorum” İran’ı “yok edebileceğini” daha önce söylediğinin hatırlatılması üzerine Trump, bunun mümkün olduğunu ifade etti. Trump, İran’ın yok edilmesinin nasıl barış getireceği sorusuna ise, “İran’ı yok ederek dünyada barış tesis ettik. İran’la hiçbir zaman barış sağlanabileceğini düşünmüyorum” şeklinde yanıt verdi. İran’daki sivil kayıplara ilişkin soruyu da yanıtlayan Trump, İran yönetiminin protestoculara yönelik müdahalelerinde on binlerce kişinin öldürüldüğünü iddia etti. Trump’ın verdiği can kaybı rakamları bağımsız bir doğrulama olarak değil, ABD Başkanı’nın röportajdaki beyanı olarak aktarılıyor. “Bombardımanı artırmam mümkün” Trump, ABD’de yapılacak ara seçimlerin ardından İran’a yönelik bombardımanın artırılabileceği yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine bunun mümkün olduğunu söyledi. ABD Başkanı’nın İran’a yönelik açıklamaları, çatışmanın sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimlerin sürdüğü bir dönemde geldi. İran tarafı da savaşın yeniden başlaması ihtimaline karşı hazırlıklı olduğunu belirtirken, diplomasiye açık olduğunu açıklamıştı. Venezuela’da seçim için “henüz erken” Trump, Venezuela konusunda da değerlendirmelerde bulundu. Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez ile iyi ilişkileri olduğunu söyleyen Trump, ülkede petrol üretiminin artırılmasına yönelik çalışmalardan söz etti. Venezuela’da seçim yapılmasını isteyip istemedikleri sorusuna ise Trump, seçimlerin yapılması gerektiğini ancak mevcut koşullarda bunun için “henüz erken” olduğunu söyledi. Gazze ve Hamas açıklaması Gazze’de oluşturulması planlanan “Barış Kurulu” ve Hamas’ın silah bırakması konusunda ne yapılacağı sorulan Trump, bu konuda gerekli kararı daha sonra vereceğini söyledi. Trump, bölgedeki gelişmeler konusunda nihai kararların ABD yönetimi tarafından değerlendirileceğini ifade etti. Netanyahu’ya ilişkin iddialara yanıt İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 7 Ekim 2023 saldırısından önce olası bir saldırı konusunda uyarıldığı yönündeki iddialar da Trump’a soruldu. Trump, söz konusu iddiayı ilk kez duyduğunu belirterek Netanyahu’nun böyle bir saldırıyı önceden bilmesi halinde gerekli önlemleri alacağını düşündüğünü söyledi. İsrail'de Netanyahu'nun yeniden seçilmesini isteyip istemediği sorusuna ise Trump, artık siyasete karışmadığını söyledi. Netanyahu karşısındaki muhtemel rakiplerden eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot hakkında ise “kötü şeyler duymadım” değerlendirmesinde bulundu. Trump ayrıca Netanyahu’yu hafife almamak gerektiğini ifade etti. “Suudi Arabistan’ı koruyorum” ABD-Suudi Arabistan ilişkilerine ilişkin soruyu da yanıtlayan Trump, ilişkilerin iyi olduğunu söyledi. Trump, Suudi Arabistan için çok şey yaptığını ve ülkeyi koruduğunu belirterek, Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile ilişkilerinin de iyi olduğunu ifade etti. ABD Başkanı, Suudi Arabistan ve İsrail’in kendi başkanlığı döneminde korunmasına ilişkin güçlü ifadeler kullanırken, bölgedeki güvenlik politikalarının Washington açısından önemini vurguladı.

Hakan Fidan’dan gündeme ilişkin açıklamalar: Mekke İttifakı, Suriye, Gazze ve yapay zeka mesajı Haber

Hakan Fidan’dan gündeme ilişkin açıklamalar: Mekke İttifakı, Suriye, Gazze ve yapay zeka mesajı

Fidan, Suudi Arabistan’ın egemenliğine yönelik saldırılar nedeniyle Mekke İttifakı kapsamında dayanışma içinde olduklarını belirterek, ülkenin ihtiyaç duyabileceği bazı teknik askeri desteğin karşılanabileceğini söyledi. Fidan’dan Suudi Arabistan mesajı Mekke İttifakı’nın geldiği aşamaya ilişkin konuşan Fidan, ittifakın güçlü bir iradeyle ilerlediğini ifade etti. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında oluşturulan yapının bölge ülkelerine açık olduğunu belirten Fidan, kurumsallaşma adımlarının ardından yeni ülkelerin katılımına yönelik görüşmeler yapılabileceğini söyledi. Suudi Arabistan’a yönelik saldırılara da değinen Fidan, ülkenin toprak bütünlüğü ve egemenliğine yönelik ciddi saldırılar bulunduğunu belirterek Türkiye’nin anlaşmadan kaynaklanan sorumlulukları doğrultusunda dayanışma içinde olduğunu söyledi. Fidan, Mekke’ye yönelik petrol altyapısına yönelik saldırıları kınadıklarını belirterek, Suudi Arabistan’ın ihtiyaç duyabileceği bazı teknik askeri ihtiyaçların karşılanabileceğini ifade etti. Suriye’de entegrasyon süreci Suriye ziyaretindeki temaslarına ilişkin bilgi veren Fidan, iki ülke arasında görüşülmesi gereken çok sayıda başlık bulunduğunu söyledi. Türkiye ile Suriye arasındaki 911 kilometrelik sınırın bulunduğuna dikkat çeken Fidan, Suriye’de istikrar, barış, huzur ve kalkınmanın Türkiye açısından da önem taşıdığını belirtti. Görüşmelerde bölgesel istikrar, riskler, entegrasyon süreci ve terörle mücadele gibi konuların ele alındığını aktaran Fidan, SDG’nin Suriye’ye entegrasyonu konusunda tarafların sürecin kontrollü şekilde ilerlemesini istediğini ancak şartlar tamamlanana kadar gelişmelerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyledi. İsrail ve Gazze açıklaması İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Türkiye’ye yönelik açıklamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fidan, Netanyahu’nun iç siyasetteki konumunu güçlendirmeye yönelik bir politika izlediğini savundu. Fidan, Türkiye’nin bölgedeki gelişmelere ilişkin tutumunun değişmeyeceğini belirterek İsrail’in politikalarının yalnızca bölgeyi değil daha geniş ölçekte uluslararası güvenliği etkilediğini ifade etti. Gazze’deki sürece de değinen Fidan, ateşkes anlaşmasının birinci aşamasından ikinci aşamasına geçişte sorun yaşandığını söyledi. Hamas’ın üzerine düşen bazı adımları attığını savunan Fidan, İsrail’in ise yeni talepler getirdiğini öne sürdü. İnsani yardım ve barınma konusunda da sorunların devam ettiğini belirten Fidan, bazı barınma malzemeleri ile prefabrik yapıların Gazze’ye girişine izin verilmediğini ifade etti. ABD-İran görüşmelerinde tıkanma Bölgedeki gerilime ilişkin değerlendirmesinde ABD ile İran arasındaki görüşmelerde son aylarda ilerleme sağlanamadığını belirten Fidan, Babülmendep hattındaki gelişmelerin de tabloyu daha karmaşık hale getirdiğini söyledi. Fidan, ABD-İran müzakerelerinin sonuçlanmasını önemsediklerini belirterek tarafların yeni teklifleri değerlendirmesi gerektiğini ifade etti. Krizin ekonomik etkilerinin artık daha fazla hissedildiğini de sözlerine ekledi. Karadeniz için yeni teklif Karadeniz’de Rusya ve Ukrayna arasında devam eden karşılıklı saldırılara ilişkin konuşan Fidan, savaşın kalıcı sonuçlar doğuracak şekilde sona erdirilmesinin mevcut koşullarda zor göründüğünü söyledi. Türkiye’nin her iki tarafa da bir teklif ilettiğini ve yanıt beklediğini belirten Fidan, öncelikli konulardan birinin tahılın Karadeniz üzerinden güvenli şekilde çıkarılması olduğunu ifade etti. Yunanistan ile ilişkiler Yunanistan siyasetinde Türkiye konusunun iç siyasi tartışmalarda kullanılabildiğini savunan Fidan, Türkiye’nin ise mevcut hükümetle yürütülen resmi temaslara odaklandığını söyledi. Silahlı kuvvetler ve sahil güvenlik birimlerinin gelişmeleri hassasiyetle takip ettiğini belirten Fidan, Ege’de tarafların gerilimi tırmandıracak adımlardan kaçınması gerektiğini ifade etti. Erdoğan’ın BM konuşmasına ilişkin değerlendirme Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yapacağı konuşmaya da değinen Fidan, Türkiye’nin dünya sorunlarına ilişkin çözüm önerilerinin gündeme getirileceğini söyledi. Fidan, insanlığın ortak değerleri temelinde çözüm arayışının yanı sıra yapay zekanın gelecekte oluşturabileceği risklere ilişkin mesajların da Erdoğan’ın konuşmasında yer alacağını belirtti. “Terörsüz Türkiye” mesajı Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin değerlendirmesinde Fidan, bu yaklaşımın bölge ülkelerinde de karşılık bulduğunu söyledi. Suriye ve Irak’ta silahlı grupların faaliyetlerine yönelik yaklaşımın değiştiğini savunan Fidan, terör örgütünün mevcut süreci değerlendirerek silahlı yapıyı kalıcı şekilde gündemden çıkarması gerektiğini ifade etti. “Yapay zeka ulusal güvenlikle ilgili bir konu” Yapay zekanın geleceğine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, teknolojinin yalnızca ekonomik veya teknolojik rekabet başlığı altında ele alınmaması gerektiğini söyledi. ABD ve Çin’in yeni döneme hazırlık yaptığını belirten Fidan, yapay zekanın giderek daha fazla alanda kullanılacağını ve teknolojik kapasitenin ülkelerin ulusal güvenliği açısından önem kazanacağını ifade etti. Fidan, Türkiye’nin de bölge ülkeleriyle birlikte büyük veri merkezleri ve yapay zeka altyapıları konusunda çalışmalar yürütmesi gerektiğini belirterek, bu alanın “sıradan bir teknolojik rekabet” olmadığını, ulusal güvenlikle bağlantılı stratejik bir konu olarak ele alınması gerektiğini söyledi.

İngiltere'den İsrail'e sert çıkış: Miliband “Batı Şeria'da etnik temizlik” dedi Haber

İngiltere'den İsrail'e sert çıkış: Miliband “Batı Şeria'da etnik temizlik” dedi

“İki devletli çözüm her iki halkın güvenliği için tek yol” Avam Kamarası'nda İngiltere'nin İsrail ve Filistin politikasına ilişkin konuşan Miliband, İsrail'e yönelik desteği ile Filistin devletine verdiği desteğin birbirine zıt olmadığını söyledi. Britanyalı Yahudi kimliğinden gurur duyduğunu belirten Miliband, ailesinin Nazi döneminde büyük kayıplar yaşadığını ve bu nedenle İsrail devletine yönelik özel bir minnet duygusu taşıdığını ifade etti. Miliband, İsrail'in güvenliği ile Filistinlilerin bağımsız bir devlete sahip olmasının birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, iki devletli çözümü İngiltere'nin Orta Doğu politikasının temel hedefi olarak tanımladı. “Batı Şeria'da etnik temizlik yapılıyor” Miliband, Batı Şeria'daki Filistinlilerin maruz kaldığı saldırı ve zorla yerinden edilme iddialarına dikkat çekti. İsrailli bazı eski yetkililerin açıklamalarını da konuşmasında gündeme getiren Miliband, Batı Şeria'daki bazı bölgelerde yaşananların “etnik temizlik” olarak nitelendirilebileceğini söyledi. İngiliz hükümetinin değerlendirmesine göre, yerleşimci grupların Filistinlilere yönelik saldırıları sonucunda evlerin yıkıldığını, altyapının zarar gördüğünü ve bazı ailelerin yaşadıkları bölgelerden ayrılmak zorunda kaldığını belirten Miliband, İsrail hükümetinin bu uygulamalara yeterince müdahale etmediğini savundu. İngiliz bakan, “etnik temizlik” ifadesinin son derece ağır olduğunun farkında olduğunu ancak yaşananların açık şekilde tanımlanmasının adalet arayışının ilk adımı olduğunu dile getirdi. İngiltere işgalin hukuka aykırı olduğu görüşünü benimsedi Miliband, İngiltere hükümetinin İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşimlerini uzun süredir yasa dışı kabul ettiğini hatırlattı. Bunun yanında hükümetin artık İsrail'in Batı Şeria üzerindeki işgalinin hukuki statüsüne ilişkin tutumunu da netleştirdiğini söyledi. İngiliz hükümetinin mevcut görüşünün, İsrail'in kalıcı kontrol ve egemenliğini genişletmeye yönelik politikaları ile yasa dışı yerleşimler nedeniyle işgalin hukuka aykırı olduğu yönünde olduğunu belirten Miliband, bu yaklaşımın ekonomik politikalara da yansıtılacağını açıkladı. Yerleşimlerden gelen ürünlere ithalat yasağı geliyor Miliband, İngiltere'nin işgal altındaki Batı Şeria'daki yasa dışı İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlere ithalat yasağı getireceğini duyurdu. Ayrıca yerleşimlerin genişletilmesine yönelik inşaat, altyapı finansmanı ve gayrimenkul hizmetleri sağlayan bazı şirket ve kişilere karşı da yaptırım uygulanacağını belirten Miliband, yerleşimlerin İngiltere'de tanıtılmasına yönelik faaliyetlerin de engelleneceğini açıkladı. Yeni düzenlemelerin hazırlanarak yürürlüğe girmesinin yaklaşık 6 ila 9 ay süreceği bildirildi. İngiltere, söz konusu adımların doğrudan İsrail ekonomisinin tamamını hedeflemediğini, yasa dışı yerleşim faaliyetlerine odaklandığını vurguladı. Kanada, Fransa ve bazı Avrupa ülkeleri de Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlere yönelik benzer kısıtlamaları destekledi. İngiltere, Fransa ve Kanada'nın yanı sıra toplam 12 ülke ortak bir açıklamayla yerleşim politikalarına karşı yeni adımlar atılacağını duyurdu. İsrail'e silah ihracatında yeni uygulama İngiltere'nin İsrail'e yönelik silah ihracatı politikasına da değinen Miliband, Gazze'de kullanılabilecek bazı silah sistemlerine ilişkin 30'dan fazla ihracat izninin daha önce askıya alındığını hatırlattı. Miliband, bundan sonraki süreçte işgale doğrudan katkı sağlayacağı değerlendirilen silah ve diğer ürünlerin ihracat izinlerinin de reddedileceğini söyledi. Böylece mevcut ihracat kısıtlamalarının işgal sürdüğü müddetçe uygulanmasının amaçlandığını belirtti. Gazze'deki gelişmeler de gündeme geldi Miliband, konuşmasında Gazze'deki savaşın sonuçlarına da değindi. 7 Ekim'de Hamas'ın gerçekleştirdiği saldırının ardından yaşananların İsrail'in sonraki eylemlerini meşrulaştıramayacağını savunan Miliband, bölgede çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini ve milyonlarca kişinin yerinden edildiğini söyledi. Hastanelerin ve konutların büyük bölümünün zarar gördüğünü, insani yardımların bölgeye ulaştırılmasında ciddi sorunlar yaşandığını belirten Miliband, İsrail ordusunun eylemlerine ilişkin uluslararası soruşturmalarda savaş suçu işlendiğine dair bulguların ortaya konulduğunu ifade etti. Miliband, Gazze'de soykırım işlendiğine yönelik iddiaların ise kapsamlı ve bağımsız hukuki süreçler kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, Uluslararası Adalet Divanı'nın sürecini desteklediklerini söyledi. Muhalefet: “Tedbirler etkisiz kalacak” İngiltere'deki ana muhalefetin Gölge Dışişleri Bakanı Tom Tugendhat ise hükümetin açıkladığı tedbirleri eleştirdi. Tugendhat, İsrail ile Filistin ekonomilerinin birbirine bağlı olması nedeniyle yerleşimlerden gelen ürünlere yönelik ticaret kısıtlamalarının uygulanmasının zor olacağını savundu. Muhalefet temsilcisi, söz konusu politikaların İsrail'deki aşırı görüşleri güçlendirebileceğini ve beklenen sonucu vermeyeceğini ileri sürdü. İngiltere'nin yerleşim politikalarına yönelik adımları, Londra ile Tel Aviv arasındaki ilişkilerin son dönemde daha da gerildiği bir süreçte geldi. İsrail ise İngiltere, Fransa ve Kanada'nın kararlarına sert tepki göstererek söz konusu adımları siyasi müdahale olarak nitelendirdi.

ABD’den Gazze Açıklaması: “21 Maddelik Barış Planının Tam Uygulanmasında Kararlıyız” Haber

ABD’den Gazze Açıklaması: “21 Maddelik Barış Planının Tam Uygulanmasında Kararlıyız”

ABD Dışişleri Bakanlığı, Gazze’de ateşkes ve kalıcı barış hedefiyle hazırlanan 21 maddelik planın eksiksiz uygulanması konusunda kararlı olduklarını açıkladı. Bakanlık ayrıca Gazze’de görev yapması planlanan Uluslararası İstikrar Gücü için finansman sağlanmasına yönelik Kongre bildiriminde bulunulduğunu duyurdu. ABD Dışişleri Bakanlığı, Gazze’de barış ve güvenliğin sağlanmasına yönelik 21 maddelik planın uygulanmasına ilişkin yeni bir açıklama yaptı. Bakanlık Sözcüsü Tommy Pigott, New York Times’a yaptığı değerlendirmede, İsrail tarafından gelen plana yönelik farklı açıklamalara rağmen Washington yönetiminin söz konusu planın uygulanması konusunda kararlı olduğunu belirtti. Pigott, ABD Başkanı Donald Trump tarafından ortaya konulan 21 maddelik Gazze barış planının tam olarak hayata geçirilmesini istediklerini ifade etti. Uluslararası İstikrar Gücü planın önemli parçası ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Gazze’de güvenlik ve istikrarın sağlanabilmesi açısından Uluslararası İstikrar Gücü'nün planın temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. Washington yönetiminin bu gücün oluşturulması ve görev yapabilmesi için gerekli adımları atmayı sürdürdüğünü belirten Pigott, finansman konusunda da Kongre sürecinin başlatıldığını açıkladı. Kongreye finansman bildirimi yapıldı Pigott, ABD Dışişleri Bakanlığının Uluslararası İstikrar Gücü'ne finansman sağlama niyetini içeren resmi bildirimi 31 Temmuz'da Kongreye gönderdiğini belirtti. Söz konusu tarih, Trump yönetimindeki Barış Kurulunun Hamas'ın silahsızlandırılması ve İsrail güçlerinin Gazze’den çekilmesine ilişkin bir anlaşmaya varıldığını duyurduğu döneme denk geldi. ABD yönetiminin bu adımı, Gazze’de güvenliğin sağlanması ve barış planının uygulanması için uluslararası bir mekanizma oluşturma çabasının parçası olarak değerlendiriliyor. Netanyahu’nun açıklamaları sürecin geleceğine ilişkin soru işaretleri oluşturdu İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun söz konusu plana karşı çıkan açıklamalarının ardından sürecin nasıl ilerleyeceğine ilişkin belirsizlik ortaya çıktı. ABD yönetimi ise planın uygulanması yönündeki tutumunu sürdürüyor. Trump'ın damadı ve özel temsilcisi Jared Kushner da planla ilgili destek oluşturmak amacıyla bu hafta Orta Doğu temaslarında bulundu. Kushner, Mısır’da Hamas yöneticileriyle, Kudüs’te ise Netanyahu ile görüşmeler gerçekleştirdi.

Trump’tan Umman’a Hürmüz Boğazı Tehdidi Haber

Trump’tan Umman’a Hürmüz Boğazı Tehdidi

Fox News’in aktardığına göre ABD Başkanı Donald Trump, Umman’ın ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki faaliyetlerini engellemesi durumunda ülkeyi bombalamakla tehdit etti. Trump’ın ayrıca İran Devrim Muhafızları yetkilileriyle gizli iletişim kanallarının bulunduğunu ve Hamas ile de farklı kanallar üzerinden görüştüklerini söylediği belirtildi. Fox News muhabiri Trey Yingst’in aktardığına göre Trump, Umman’ın ABD’nin faaliyetlerine müdahale etmesi halinde, “Onları fena halde bombalarız” ifadelerini kullandı. İran’la gizli iletişim kanalları Trump, İran Devrim Muhafızları Ordusu yetkilileriyle gizli iletişim kanallarının bulunduğunu söyledi. İran’ın elindeki ABD yapımı mühimmatın yalnızca küçük bir bölümünü kullandığını öne süren Trump, Tahran’ın çok sayıda orta seviyeli silaha sahip olduğunu savundu. İran’la yaşanan gerilime ilişkin Trump, “Acelem yok” derken, Tahran yönetiminin teslim olması gerektiğini ifade etti. ABD'nin deniz ablukasının İran üzerinde ekonomik baskı oluşturduğunu ve İran’ın bu konuda blöf yaptığını ileri sürdü. Hamas ile de iletişim Trump, Hamas ile farklı kanallar üzerinden iletişim kurulduğunu da açıkladı. Hamas’ın silah bırakacağını öne süren Trump, İsrail’in Gazze’ye saldırı düzenlememesi gerektiğini söyledi. İsrail’de ekim ayında yapılması planlanan seçimlere ilişkin de konuşan Trump, seçimlerin dışında kalmasının kendisi açısından daha uygun olacağını ancak adaylardan birini destekleyebileceğini belirtti. Hürmüz Boğazı gerilimi Haberde aktarılan gelişmelere göre İran ile ABD arasındaki gerilim, Hürmüz Boğazı çevresinde yeniden tırmanmış durumda. İran, ABD’nin mutabakat kapsamında verdiği taahhütleri yerine getirmediğini savunurken, Washington ise boğazdaki geçişler için Umman kara sularından alternatif bir rota belirledi. İran'ın geçişleri kısıtlamasının ardından bölgede çatışmalar yaşanırken, İran ve Umman'ın Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin güvenli şekilde sürdürülmesi ve gemilerin geçiş güzergâhlarının belirlenmesi amacıyla yeniden görüşmelere başladığı aktarıldı.

Netanyahu’dan Gazze’de ateşkes açıklaması: Hamas silahsızlanmadan çekilme yok Haber

Netanyahu’dan Gazze’de ateşkes açıklaması: Hamas silahsızlanmadan çekilme yok

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze’de ateşkes sürecinin ikinci aşamasına ilişkin uluslararası planlara sert tepki gösterdi. Netanyahu, Hamas tamamen silahsızlanmadan İsrail ordusunun Gazze’den çekilmeyeceğini ve operasyonların devam edeceğini söyledi. Netanyahu’dan “tam silahsızlanma” şartı İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, haftalık kabine toplantısının açılışında Gazze’deki ateşkes sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Netanyahu, ateşkesin ikinci aşamasına geçiş kapsamında gündeme gelen planlara İsrail'in yaklaşımını ortaya koydu. Hamas’ın silahsızlandırılmasını temel şart olarak öne çıkaran Netanyahu, İsrail ordusunun örgüt tamamen silahsızlanmadan Gazze’den çekilmeyeceğini belirtti. Netanyahu, Barış Kurulu tarafından duyurulan 15 maddelik yeni yol haritasına ilişkin de İsrail'in itirazlarını dile getirdi. İsrail Başbakanı, silahsızlanma konusunda yalnızca sembolik veya kısmi bir uygulamayı kabul etmeyeceklerini belirterek ağır ve hafif silahların tamamını kapsayan bir süreç istediklerini ifade etti. ABD ile görüşmeler sürüyor Netanyahu, Hamas’ın silahsızlandırılması konusunda ABD yönetimiyle temasların sürdüğünü de açıkladı. Washington yönetiminin bazı önerileri bulunduğunu belirten Netanyahu, bu önerilerin bir bölümünün İsrail açısından kabul edilebilir olduğunu, bazı önerilerin ise kabul edilemez nitelikte bulunduğunu söyledi. Bu açıklama, ABD ile İsrail arasında sürecin ayrıntıları konusunda henüz tam bir mutabakat sağlanmadığı şeklinde değerlendirildi. Trump ve Mladenov’dan farklı açıklamalar gelmişti Netanyahu’nun açıklamaları, son dönemde ateşkesin ikinci aşamasına ilişkin uluslararası alandan gelen olumlu mesajların ardından geldi. Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Hamas’ın ikinci aşamaya ilişkin ayrıntılı yol haritasını kabul ettiğini açıklamıştı. ABD Başkanı Donald Trump da Barış Kurulu’nun Hamas ve diğer silahlı gruplarla silah bırakma konusunda uzlaşıya vardığını duyurmuştu. Ancak Netanyahu’nun son açıklamaları, İsrail tarafının özellikle Hamas’ın silahsızlandırılması konusunda daha sert şartlar ortaya koyduğunu gösterdi. Hamas’tan takvim ve saldırıların durması şartı Hamas cephesi ise sürece olumlu yaklaştığını belirtmekle birlikte kendi temel şartlarını koruyor. Hamas, İsrail saldırılarının durdurulmasını ve üzerinde anlaşmaya varılan hususların uygulanması için net bir takvim oluşturulmasını istiyor. Filistinli gruplar da ateşkesin ikinci aşamasına geçilebilmesi için İsrail’in ilk aşamada üstlendiği yükümlülükleri eksiksiz yerine getirmesi gerektiğini savunuyor. Tarafların özellikle silahsızlanma, İsrail ordusunun çekilmesi ve ateşkesin uygulanma takvimi konularındaki farklı yaklaşımları, sürecin önündeki en önemli başlıklar arasında bulunuyor. Gazze’de ateşkes sürecinde belirsizlik Gazze Şeridi'nde 10 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkesin ilk aşamasında esir takası ve insani yardım başlıkları öne çıkmıştı. Buna karşın bölgede gerilimin tamamen sona ermediği ve ateşkesin uygulanmasına ilişkin tartışmaların devam ettiği belirtiliyor. Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi ise bölgenin yönetimini devralmaya yönelik kurumsal hazırlıklarını tamamladığını açıkladı. Ancak İsrail’in Gazze’den çekilme konusunda Hamas’ın tamamen silahsızlandırılmasını şart koşması, ateşkesin ikinci aşamasına geçiş sürecinin önündeki en önemli anlaşmazlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Netanyahu’nun son açıklamasıyla birlikte tarafların ikinci aşamaya ilişkin müzakerelerinde yeni bir diplomatik sürecin başlaması bekleniyor.

Trump'tan İspanya, İran, Gazze ve Ukrayna Mesajları: "İran Çok Ağır Şekilde Vurulacak" Haber

Trump'tan İspanya, İran, Gazze ve Ukrayna Mesajları: "İran Çok Ağır Şekilde Vurulacak"

Trump'tan İspanya'daki Göç Krizi Yorumu ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Camp David Başkanlık Konutu'nda gerçekleştirilen kabine toplantısında basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Konuşmasında İspanya'da yaşanan düzensiz göç hareketliliğine değinen Trump, Avrupa'daki son gelişmeleri ABD için de önemli bir uyarı olarak değerlendirdi. Trump, "Dün İspanya'daki felaketi gördüm. Yüz binlerce insanın bir ülkeyi istila etmesine benziyordu. Cumhuriyetçiler seçilmezse aynı şey bizim de başımıza gelecek. Hatta daha da büyüğü yaşanacak. Biz görevde olmazsak ülkemiz, İspanya'daki olayları küçük gösterecek ölçüde istila edilir." ifadelerini kullandı. ABD'deki sınır güvenliği politikalarının seçim sürecinin en önemli başlıklarından biri olmaya devam edeceğini vurgulayan Trump, düzensiz göç konusunda Demokrat yönetimi sert sözlerle eleştirdi. "İran'ın Askeri Kapasitesi Büyük Ölçüde Yok Edildi" Trump, kabine toplantısında İran ile yaşanan gerilime ilişkin de dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. ABD ordusunun son dönemde önemli operasyonlar gerçekleştirdiğini belirten Trump, İran'ın askeri kapasitesinin ciddi ölçüde zayıflatıldığını öne sürdü. Trump, "İran'ın donanması tamamen imha edildi. Hava kuvvetleri ortadan kaldırıldı. Uçakları kalmadı. Füze stoklarının büyük bölümü yok edildi. İHA kapasiteleri de neredeyse tamamen ortadan kaldırıldı. Ellerinde hâlâ bir miktar güç var ancak bu da yakında tükenecek." dedi. ABD Başkanı, İran'ın askeri üretim altyapısının da ağır darbe aldığını savunarak, Washington yönetiminin bölgedeki operasyonlarını kararlılıkla sürdüreceğini ifade etti. "İran Nükleer Silaha Sahip Olamaz" İran ile yürütülen diplomatik sürece ilişkin konuşan Trump, temel hedeflerinin değişmediğini belirtti. "Nükleer silaha sahip olamazlar." diyen Trump, İran'ın nükleer silah elde etmesi halinde Orta Doğu'da çok daha büyük bir istikrarsızlık yaşanacağını savundu. İran'ın müzakere sürecinde güven vermediğini öne süren Trump, "Sürekli yalan söyledikleri için onlara olan güvenimi kaybediyorum." ifadelerini kullandı. Trump ayrıca, ABD ile İran arasındaki çatışmaların kısa vadede sona ermeyeceğinin sinyalini vererek, "Onları çok ağır şekilde vuracağız. Bir noktada artık dayanamayacaklarını söyleyecekler." dedi. Gazze Planı: "İsrail ile Mutabakatımız Var" Trump, Gazze'de ateşkes ve Hamas'ın silahsızlandırılmasını içeren yeni barış planına ilişkin de açıklamalarda bulundu. İsrail ile bu konuda uzlaşı sağlandığını belirten Trump, sürecin beklenenden daha hızlı ilerlediğini söyledi. "Hamas'ın silahsızlandırılmasının mümkün olacağını kimse düşünmüyordu. Bu, Orta Doğu açısından çok büyük bir adım." ifadelerini kullanan Trump, İsrail'in süreç boyunca iş birliği yaptığını dile getirdi. Gazze'de oluşturulması planlanan yeni yönetim modeli kapsamında silahsızlanma sürecinin Barış Kurulu tarafından koordine edileceğini belirten Trump, kurulun alanında uzman isimlerden oluştuğunu ifade etti. "İran ile Çatışmalar Bir Süre Daha Devam Edecek" ABD Başkanı, İran ile askeri gerilimin tamamen sona ermesi için henüz erken olduğunu söyledi. Trump, İran'ın zaman zaman yeniden saldırı kapasitesi oluşturabileceğini ancak bunun uzun vadede sürdürülebilir olmayacağını savundu. "Biraz sürecek. Belki kısa süreli toparlanırlar ama yeniden zayıflayacaklar ve etkileri tamamen tükenecek." değerlendirmesinde bulundu. Trump ayrıca, İran ile sürdürülen diplomatik görüşmelere Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Jared Kushner, Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun katıldığını açıkladı. Ukrayna Mesajı: "Bu Savaş Bitmeli" Trump'ın gündemindeki bir diğer başlık ise Rusya-Ukrayna savaşı oldu. Ukrayna'nın Patriot hava savunma sistemleri ve Tomahawk füzeleri konusundaki taleplerine ilişkin konuşan Trump, bu teknolojilerin paylaşılmasının son derece hassas bir konu olduğunu söyledi. Bu tür sistemlerin üretim lisanslarının verilmesi konusunda temkinli davrandıklarını belirten Trump, gelişmiş askeri teknolojilerin gelecekte ABD'ye karşı kullanılma riskine dikkat çekti. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile yaptığı görüşmeye de değinen Trump, savaşın artık sona ermesi gerektiğini açık şekilde dile getirdiğini söyledi. Trump, "Zelenskiy'e de Putin'e de anlaşma yapmaları gerektiğini düşünüyorum. Bu savaşın sona ermesi gerekiyor. Her ay çoğu asker olmak üzere yaklaşık 25 bin genç insan hayatını kaybediyor. Bir anlaşma yapılmalı ve bunun için her iki tarafın da taviz vermesi gerekiyor." ifadelerini kullandı. Küresel Gündemde Yeni Dönem Mesajı Camp David'deki açıklamalarında düzensiz göç, Orta Doğu'daki gelişmeler ve Ukrayna savaşı gibi birçok kritik başlığa değinen Trump, ABD'nin hem askeri hem de diplomatik alanda aktif rolünü sürdüreceğini vurguladı. Önümüzdeki dönemde İran ile yaşanacak gelişmeler, Gazze'deki barış planının uygulanması ve Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin diplomatik girişimlerin uluslararası gündemin en önemli başlıkları arasında yer almayı sürdüreceği değerlendiriliyor.

Gazze İçin 15 Maddelik Yol Haritası Açıklandı: Ateşkes, Silahsızlanma ve Uluslararası Güç Planı Gündemde Haber

Gazze İçin 15 Maddelik Yol Haritası Açıklandı: Ateşkes, Silahsızlanma ve Uluslararası Güç Planı Gündemde

Gazze İçin Yeni Dönem Planı Açıklandı Gazze'de devam eden savaşın sona erdirilmesi ve bölgede kalıcı bir yönetim mekanizması oluşturulması amacıyla hazırlanan kapsamlı yol haritası yayımlandı. Barış Kurulu (Board of Peace) tarafından açıklanan 15 maddelik plan, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze planının uygulanmasına yönelik son aşamaları içeriyor. 31 Temmuz'da duyurulan plana göre, İsrail, Hamas ve diğer Filistinli grupların tüm askeri faaliyetlerini durdurması hedefleniyor. Tarafların planı kabul etmesinin ardından 14 gün içinde uygulama takviminin ve sahadaki mekanizmaların belirlenmesi öngörülüyor. Gazze Yönetimi Yeni Bir Komiteye Devredilecek Yol haritasının en dikkat çeken maddelerinden biri Gazze'nin gelecekteki yönetim modeli oldu. Plana göre bölgede "Ulusal Gazze Yönetim Komitesi" adıyla yeni bir yapı kurulacak. Bu komitenin, Gazze'deki sivil yönetimin temel otoritesi olması ve "tek yönetim, tek hukuk ve tek silah" ilkesi doğrultusunda hareket etmesi planlanıyor. Yeni yönetim modelinde Gazze polis teşkilatının yeniden yapılandırılması da yer alıyor. Kriterleri karşılamayan güvenlik personelinin başka görevlere aktarılması, polis teşkilatındaki silahların ise yeni yönetim mekanizmasının denetimine verilmesi öngörülüyor. Hamas'ın Silahsızlandırılması Planın Merkezinde Barış Kurulu'nun açıkladığı yol haritasında Hamas'ın askeri kapasitesinin sona erdirilmesi önemli bir başlık olarak yer alıyor. Plana göre; Ağır silahların aşamalı şekilde devre dışı bırakılması, Askeri üretim altyapısının kaldırılması, Tünel sistemlerinin imha edilmesi hedefleniyor. Silahsızlanma sürecinin İsrail ordusunun Gazze'den aşamalı çekilmesiyle eş zamanlı yürütülmesi planlanıyor. Yol haritasında, Gazze'deki silahların İsrail'e veya başka bir dış aktöre teslim edilmeyeceği, yalnızca Ulusal Gazze Yönetim Komitesi'nin kontrolünde tutulacağı ifade ediliyor. İsrail'in Çekilmesi Aşamalı Olacak Plan kapsamında İsrail güçlerinin Gazze'den kademeli olarak çekilmesi öngörülüyor. Ancak bu sürecin Hamas'ın silahsızlandırılması ve güvenlik mekanizmalarının oluşturulmasıyla bağlantılı şekilde ilerlemesi hedefleniyor. İsrail tarafı ise daha önce yaptığı açıklamalarda Hamas'ın askeri kapasitesi tamamen ortadan kaldırılmadan Gazze'den çekilmeyeceğini savunmuştu. Bu nedenle planın uygulanabilirliği konusunda en önemli belirsizliklerden biri İsrail'in güvenlik talepleri ile Filistin tarafının beklentileri arasındaki fark olarak görülüyor. Gazze'ye Uluslararası İstikrar Gücü Gönderilecek 15 maddelik yol haritasında Gazze'de geçici süreyle görev yapacak uluslararası bir istikrar gücü kurulması da bulunuyor. Bu gücün; Ateşkesi takip etmesi, Filistin polis güçlerine eğitim vermesi, İnsani yardımların güvenli şekilde ulaştırılmasını sağlaması bekleniyor. Ancak uluslararası gücün doğrudan sivil yönetim veya klasik güvenlik görevlerini üstlenmeyeceği belirtiliyor. Hamas ve İsrail'den Farklı Yaklaşımlar Planın açıklanmasının ardından taraflardan farklı açıklamalar geldi. Hamas, bazı şartlarla öneriye olumlu yaklaştığını ancak İsrail'in tüm askeri operasyonlarını durdurması ve Gazze'den tamamen çekilmesi gerektiğini bildirdi. Örgüt, bu şartlar gerçekleşmeden ağır silahların teslim edilmesine sıcak bakmadığını açıkladı. İsrail tarafında ise plana ilişkin resmi destek açıklaması yapılmadı. İsrailli yetkililer, Hamas'ın tamamen silahsızlandırılmasının temel şart olduğunu vurgularken, hükümet içindeki bazı sağ kanat temsilciler operasyonların devam etmesi gerektiğini savundu. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da geçmişte yapılan anlaşmaların Hamas tarafından ihlal edildiğini ileri sürerek temkinli açıklamalarda bulundu. Türkiye, Katar ve Mısır'dan Destek Mesajı Gazze'deki ateşkes sürecinde arabulucu rol üstlenen Türkiye, Katar ve Mısır ise planı kalıcı çözüm açısından önemli bir adım olarak değerlendirdi. Üç ülke, çatışmaların sona erdirilmesi, insani yardımların artırılması ve bölgede siyasi çözüm zemininin oluşturulması gerektiğini vurguluyor. Barış Kurulu Tartışmaları Sürüyor Barış Kurulu, Gazze'de ateşkesin uygulanması ve yeniden yapılanma sürecini yönetmek amacıyla oluşturulan uluslararası bir yapı olarak tanımlanıyor. Yaklaşık 28 ülkenin temsil edildiği belirtilen kurulun, Donald Trump tarafından "daimi başkan" sıfatıyla yönetildiği ifade ediliyor. Kurulun Gazze konusunda merkezi karar mekanizması olma hedefi bulunurken, bazı ülkelerin yapıya mesafeli yaklaşması uluslararası meşruiyet tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Özellikle Batılı bazı ülkeler ile Çin ve Rusya'nın yaklaşımı, kurulun geleceği açısından belirleyici faktörler arasında gösteriliyor. Diplomatik Sürecin En Kritik Aşaması Gazze için açıklanan 15 maddelik yol haritası, savaş sonrası dönemin nasıl şekilleneceğine ilişkin en kapsamlı planlardan biri olarak değerlendiriliyor. Ancak planın hayata geçebilmesi için İsrail, Hamas ve bölgesel aktörler arasında ciddi görüş ayrılıklarının aşılması gerekiyor. Uzmanlara göre, ateşkesin kalıcı hale gelmesi, güvenlik mekanizmasının kurulması ve Gazze'nin gelecekteki yönetim modelinin belirlenmesi, sürecin başarısını belirleyecek temel unsurlar olacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.