Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hamas

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Hamas haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hamas haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Pezeshkian, ABD ve İsrail'in saldırılarının 'Müslümanlara karşı açık bir savaş ilanı' olduğunu söyledi Haber

Pezeshkian, ABD ve İsrail'in saldırılarının 'Müslümanlara karşı açık bir savaş ilanı' olduğunu söyledi

İran cumhurbaşkanı, Hamaney'in öldürülmesinin başta Şii olmak üzere Müslümanlara karşı açık bir savaş ilanı" olduğunu söyledi. Pezeshkian, yüce liderin öldürülmesiyle ilgili başsağlığı dilek için yazılı bir mesajda, "Bu trajik olay, bugün İslam dünyasının karşı karşıya olduğu en büyük davadır" dedi. Güvenlik şefi, İran'ın ABD ve İsrail'i 'daha önce hiç yaşamadıkları bir güçle' vuracağını söyledi İran'ın üst düzey güvenlik yetkilisi ABD ve İsrail'e karşı bir uyarı yayınladı. Larijani X'te, "Dün İran, ABD ve İsrail'e füze ateşledi ve zarar verdiler" dedi. "Bugün onlara daha önce hiç yaşamadıkları bir güçle vuracağız." Dili, Trump'ın günün erken saatlerinde İran'a karşı bir uyarısını yineledi. ABD başkanı sosyal medyada "İran bugün çok sert vuracaklarını, daha önce hiç olmadıklarından daha sert vuracaklarını belirtti" diye yazdı. "Ancak bunu yapmasalar iyi olur, çünkü yaparlarsa, onlara daha önce hiç görülmemiş bir güçle vuracağız!" Hamas, Hamaney'in yasını tutuyor, 'iğrenç' ABD-İsrail saldırısını kınıyor Filistinli grup, "iğrenç" bir ABD-İsrail saldırısı olarak nitelendirdiği saldırıda öldürülmesinin ardından İran'ın yüce liderinin yasını tuttuğunu söyledi. Hamas yaptığı açıklamada, "Halkımıza, davamıza ve direnişimize her türlü siyasi, diplomatik ve askeri desteği sağladı" dedi. ABD yönetimi ve İsrail, "İran İslam Cumhuriyeti'nin egemenliğine karşı bu bariz saldırganlık ve iğrenç suçtan ve bunun bölgenin güvenliği ve istikrarı üzerindeki ciddi yansımalarından tüm sorumluluğu taşıyor" dedi. Hamas ayrıca Arap ve Müslüman ülkelerin "acil ve kararlı bir şekilde harekete geçmek için siyasi, yasal ve tarihi bir sorumluluk" taşıdığını söyledi.

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda şimdiye kadar 8 kişi hayatını kaybetti Haber

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda şimdiye kadar 8 kişi hayatını kaybetti

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı. Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi. Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü. İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor. Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu. İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı. Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu. NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı. İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti. Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı. Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi. Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti. Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı. Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu. Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.

Trump: 8 savaşı bitirdik, 9’uncu da yolda Haber

Trump: 8 savaşı bitirdik, 9’uncu da yolda

ABD Başkanı Trump’ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: “Yaptığımız şey çok basit. Amacımız, barış. Burada bizimle olan liderler, gerçekten çok yardımcı oldu. Ülkemiz tarihinde görülmemiş bir başarıya imza attık. 8 savaşı bitirdik ve 9’uncu da yolda diye düşünüyoruz. Belki o en kolayı o olacak diye düşünüyordum ama tabii ki konu savaş olunca hiçbir zaman bilemezsiniz. Ancak çok iyi bir ilişkimiz var ve bu kadar çok kişiyle harika ilişkiler geliştirdik. Barış Kurulu da gerçekten en önemli projelerimizden biri. Amerika Birleşik Devletleri Barış Enstitüsü’nde Barış Kurulu’nun ilk toplantısında sizi ağırlamaktan gerçekten büyük şeref duyuyorum. Çünkü bu gerçekten güç ve prestij anlamında böylesine, buna yaklaşabilen bir dünya liderleri topluluğu olduğunu düşünmüyorum. Barıştan daha önemli hiçbir şey yok. Aslında barıştan daha az pahalı olan bir şey yok. Çünkü savaştığınız zaman barış yapmaktan yüzlerce kat fazlasını harcıyorsunuz. İran şu anda çok sıcak bir nokta. İran’ın temsilcileriyle de iyi ilişkileri var. İyi görüşmeler yapıyorlar. Geçen yıllarda anlamlı bir anlaşma yapmanın zor olduğunu gördük ama anlamlı bir anlaşma yapmalıyız yoksa kötü şeyler olacak. Orta Doğu’da hep bir kara bulutlar dolaşılıyordu. Hiçbir zaman o bulut var olduğu sürece barış olmayacaktı. Suudi Arabistan, Katar gibi ülkeler, hep bu tehdidin gölgesinde kalacaktı. Ve Orta Doğu’da barış olmayacaktı. Belki de bunu bir adım öteye götürmemiz gerekebilir. Ama bunu yapmayabiliriz de. Önümüzdeki 10 gün içerisinde bir anlaşmaya ulaşabiliriz. Ben göreve geldiğimde Gazze’de ölümlerin sonu gelmeyecekmiş gibi görünüyordu. Ama bu salondaki ülkelerin iradeli yaklaşımıyla şu anda geldiğimiz noktaya ulaştık. Gerçekten 59 ülkenin imzası var. Gazze’deki savaş bitti, ufak alevler var belki. Silahları bırakacağız dediler, eğer bunu yapmazlarsa büyük sertlikle karşılaşacaklar. İnsanlar ölmek istemez, onlar da ölmek istemiyor. Ateşkes devam ediyor. Bütün ölü ya da diri bütün rehineler geri alındı. Bize bu konuda yardımcı olan tüm uluslara teşekkür etmek istiyoruz. Sayısız hayat kurtardık. Barışı ve barış konseptini getirdik. Kimsenin aklına bile gelmeyen bir şeydi. Bana her zaman Orta Doğu’da barışın imkansız olduğu söylenirdi. Tabii İran ile ilgili yapmamız gerekenler var. Nükleer silaha sahip olamazlar. Eğer İran’ın nükleer silahı olursa Orta Doğu’da barış olmaz. Çok güçlü bir şekilde nükleer silaha sahip olamayacaklarını söyledik. Ekimdeki ateşkesten sonra büyük miktarda insani yardımın Gazze’ye girişini sağladı ABD ve müttefikleri. Kasım ayında BM Güvenlik Konseyi, Barış Kurulu’nu oy birliğiyle kabul ettikten sonra 2 düzineden fazla kurucu üyeyi kattık. BM ile yakın iş birliği içindeyiz. Birlikte Gazze’nin doğru şekilde yönetildiğinden emin olacağız. Orta Doğu ile hiç alakası olmayan ülkeler bile bu işin içindeler. Bana sürekli, ‘Buraya gidip eğer gerekirse asker göndeririz’ diyorlar ama gerekmeyeceğini düşünüyoruz. Oraya girmek isteyen iki ülkemiz var, Hamas ile çatışmak istediğini söyleyen bir iki ülke oldu ama gerek olmayacak. Hamas, silahlarını teslim edecek. Savaşmaya, çatışmaya ihtiyaç olmayacak. Benim amacım, hayat kurtarmak. Benim aklımda tek bir şey var, insanların öldürülmesini görmek istemiyorum. Amerika Birleşik Devletleri de Barış Kurulu’na 10 milyar dolarlık katkıda bulunacak. Bunu da açıklamaktan şeref duyuyorum.”

Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek Haber

Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması, yeniden imar fonunun büyüklüğü ve savaş nedeniyle ağır yıkıma uğrayan Gazze halkına insani yardım akışının sağlanması gibi konuların, Konsey’in önümüzdeki haftalar ve aylardaki etkinliğinin sınanacağı temel dosyalar olması bekleniyor. Trump’ın Washington’da kısa süre önce adını verdiği “Donald J. Trump Barış Enstitüsü” binasında katılımcılara hitap etmesi ve katılımcı ülkelerin yeniden imar fonu için 5 milyar dolar topladığını açıklaması planlanıyor. Söz konusu tutarın, ilerleyen dönemde milyarlarca dolarlık ek kaynağa ihtiyaç duyulması beklenen fon için ilk katkı niteliğinde olacağı belirtiliyor. Trump’ın çağrısıyla kurulan Barış Konseyi geniş tartışmalara yol açtı. Konsey’de İsrail yer alırken Filistinli temsilcilerin bulunmaması dikkat çekiyor. Trump’ın Konsey’in ilerleyen aşamada Gazze’nin ötesindeki küresel meydan okumaları da ele alabileceğini önermesi, bunun Birleşmiş Milletler’in küresel diplomasi ve ihtilaf çözümündeki merkezi rolünü zayıflatabileceği yönündeki kaygıları artırdı. Üst düzey ABD’li yetkililer, Trump’ın ayrıca bazı ülkelerin Gazze’de barışın korunmasına yardımcı olmak amacıyla kurulacak uluslararası bir istikrar gücüne binlerce asker göndermeyi planladığını açıklayacağını bildirdi. Hamas mensuplarının silahsızlandırılması ve böylece barış gücü birliklerinin göreve başlayabilmesi konusu ise temel anlaşmazlık başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Hamas, İsrail’in olası misilleme adımlarına ilişkin endişeler nedeniyle silah bırakmaya yanaşmıyor. Silahsızlandırma, Trump’ın iki yıl süren Gazze savaşının ardından Ekim ayında başlayan kırılgan ateşkese zemin hazırlayan planının maddeleri arasında yer alıyor. Üst düzey bir yönetim yetkilisi, “Silahsızlanmaya ilişkin zorlukların tamamen farkındayız, ancak arabuluculardan gelen mesajlar bizi cesaretlendiriyor” dedi. Güvenlik Konseyi üyelerinin çoğu yok ABD’li yetkililer, etkinliğe 47 ülkeden heyetlerin ve Avrupa Birliği’nin katılımının beklendiğini belirtti. Listede İsrail’in yanı sıra Arnavutluk’tan Vietnam’a kadar geniş bir ülke yelpazesi yer alıyor. Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olan Fransa, Birleşik Krallık, Rusya ve Çin listede bulunmuyor. Etkinlikte Trump’ın yanı sıra ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair’in konuşma yapması bekleniyor. Konsey’de önemli bir rol üstlenmesi öngörülen Blair’in yanı sıra, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz ve Gazze Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov’un da etkinlikte yer alacağı ifade ediliyor. İsmini açıklamak istemeyen bir Konsey üyesi, Gazze planının ciddi engellerle karşı karşıya olduğunu belirtti. Yetkili, diğer alanlarda ilerleme sağlanabilmesi için Gazze’de güvenliğin tesis edilmesinin temel şart olduğunu, ancak polis güçlerinin henüz yeterince hazır ve eğitimli olmadığını kaydetti. Açıklamaya göre henüz karara bağlanmamış temel soru, Hamas’la görüşmeleri kimin yürüteceği. Konsey temsilcilerinin, örgüt üzerinde nüfuz sahibi aktörler — özellikle Katar ve Türkiye — aracılığıyla süreci ilerletebileceği değerlendiriliyor. Ancak İsrail’in bu iki ülkeye mesafeli yaklaşımı sürecin önündeki başlıca engellerden biri olarak görülüyor. İnsani yardımın ulaştırılması da çözüm bekleyen başlıklar arasında yer alıyor. Yetkili, mevcut durumu “katastrofik” olarak nitelendirirken, yardım akışının süratle genişletilmesi çağrısında bulundu. Buna karşın, dağıtımın sahada hangi yapı tarafından koordine edileceğinin netleşmediğini belirtti.

Gazze 'Barış Kurulu' ilk kez toplanırken Trump ne başarabilir? Haber

Gazze 'Barış Kurulu' ilk kez toplanırken Trump ne başarabilir?

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, ABD liderinin yakın zamanda başlatılan panelin Gazze'deki aylarca süren İsrail ateşkes ihlalleri karşısında - destek için imzalayanlardan bile - şüpheciliğin üstesinden gelebileceğini kanıtlamayı umduğu bir etkinlik olan Washington, DC'de ilk "Barış Kurulu" zirvesinidüzenlemeye hazırlanıyor. Perşembe günkü zirve, BM Güvenlik Konseyi'nin İsrail'in Gazze'deki soykırımınınortasında ABD destekli bir "ateşkes" planını onaylamasından bu yana, Barış Kurulu'nun harap olmuş Filistin yerleşiminin yeniden inşasını ve sözde Uluslararası İstikrar Gücü'nün başlatılmasını denetlemesi için iki yıllık bir görev süresini içeren bir "ateşkes" planını onaylamasından bu yana yaklaşık üç ay kaldı. 3 öğenin listesi, 1/3 yeniden yapılanma İsrail'in Gazze'de yeni 'sessiz transfer' silahı haline nasıl geldi 3'ün 2. listesiMarcoRubio 'yeni bir Batı yüzyılı' inşa etmek istiyor. Avrupa katılacak mı? 3 Hamas'ın 3 listesi: Trump'ın 'Barış Kurulu' İsrail'in Gazze'deki öldürülmesini durdurmalılistenin sonu Kasım güvenlik konseyi oylamasından bu yana yönetim kurulunu sardı ve birçok geleneksel Batılı müttefik, bazılarının Trump'ın egemen olduğu bir formatta Birleşmiş Milletler'e rakip olma girişimi olarak gördüğü ABD yönetiminin bariz daha geniş hırslarından temkinli. Zaten üye olarak imza atmış olan ülkeler de dahil olmak üzere diğerleri, yönetim kurulunun Gazze'de anlamlı bir değişiklik yapma uygunluğuyla ilgili endişelerini dile getirdi. Birkaç bölgesel Orta Doğu gücü yönetim kuruluna katıldı, İsrail geç kaldı ve bazılarına Şubat ayı başlarında rahatsız edici bir ek oldu. Perşembe günkü toplantı itibariyle, yönetim kurulunun hala bir Filistin temsili yok ve bunu birçok gözlemci ileriye dönük kalıcı bir yol bulmanın önünde büyük bir engel olarak görüyor. "Trump bu toplantıdan tam olarak ne almak istiyor?" Washington DC Arap Merkezi'ndeki İsrail-Filistin programının başkanı Yousef Munayyer sorguladı. Al Jazeera'ya verdiği demeçte, "Bence insanların katıldığını, insanların projesine, vizyonuna ve işleri ilerletme yeteneğine inandığını söyleyebilmek istiyor." dedi. "Ancak, şimdiye kadar bekleyen kilit siyasi sorulara daha net çözümler gelene kadar herhangi bir büyük taahhüt göreceğinizi sanmıyorum." 'Şehirdeki tek oyun' Emin olmak için, Munayyer, Barış Kurulu'nun şu anda Gazze'deki Filistinlilerin yaşamlarını iyileştirmekle ilgilenen taraflar için "şehirdeki tek oyun" olmaya devam ederken, aynı zamanda "Donald Trump'ın kişiliğine aşırı ve yakından bağlı" kaldığını açıkladı. t Bu, yönetim kurulunun krize onlarca yıllık bir yanıt olması muhtemel olan uzun ömürlülüğü konusunda ciddi şüpheler uyandırıyor. Munayyer, "Bölgenin geleceği ve soykırım konusunda ciddi bir endişesi olan bölgesel oyuncuların, bu Barış Kuruluna katılımlarının önümüzdeki birkaç yıl içinde Gazze'nin geleceği üzerinde bir miktar kaldıraç ve bir yöne sahip olmalarına izin verdiğini gerçekten ummaktan başka seçeneği yok" dedi. "Müddetlerin "zorlukları anlayan ve bağlamı anlayan" üye devletler için en büyük fırsatın "zaman diliminde gerçekçi olarak elde edilebileceklere ... acil ihtiyaçlara odaklanmak ve bunları agresif bir şekilde ele almak" olacağını değerlendirdi. Buna sağlık altyapısı, hareket özgürlüğü, insanların barınaklarının sağlanması, ateşkes ihlallerine son verilmesi için baskı yapmak, birkaçını saymak gerekirse, dedi. 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de en az 72.063 Filistinli öldürüldü ve 11 Ekim 2025'ten bu yana 603 kişi öldürüldü, "ateşkes" yürürlüğe girdi. 2,1 milyonluk nüfusun neredeyse tamamı yerinden edildi ve binaların yüzde 80'inden fazlası yıkıldı. Daha önce Gazze'yi bir "Orta Doğu Rivierası"na dönüştürmeyi öngören Trump, toplantıdan önce olumlu bir ton attı. Trump, Pazar günü Truth Social hesabındaki bir gönderide, "Tarihin en önemli Uluslararası Organı" olduğunu kanıtlayacağını söylediği yönetim kurulunun "sınırsız potansiyelini" lanse etti. Trump ayrıca, "Gazze İnsani Yardım ve Yeniden Yapılanma çabalarına yönelik" 5 milyar dolarlık finansman taahhüdünün açıklanacağını ve üye devletlerin "Gazzeliler için Güvenlik ve Barışı korumak için Uluslararası İstikrar Gücü ve Yerel Polise binlerce personel taahhüt ettiğini" söyledi. Daha fazla ayrıntı vermedi. Bu arada, panelin sözde "Gazze yönetim kurulu"nun bir üyesi olan Trump'ın damadı Jared Kushner, Ocak ayında Washington'un Gazze için "ana planının" şimdiye kadarki en net vizyonunu açıkladı. Gazze'deki Filistinlilerden herhangi bir girdi olmadan toplanan plan, yerleşimin kentsel dokusunun silinmesine dayanan ışıltılı konut kulelerini, veri merkezlerini, sahil beldelerini, parkları ve spor tesislerini özetledi. O sırada Kushner, yeniden yapılanma planının nasıl finanse edileceğini söylemedi. Hamas'ın tam silahsızlanmasının ve İsrail ordusunun geri çekilmesinin ardından başlayacağını söyledi, her ikisi de çözülmemiş sorunlar. İsrail üzerinde baskı mı? Quincy Sorumlu Devletçilik Enstitüsü'nde Orta Doğu programında araştırma görevlisi olan Annelle Sheline'e göre, ABD yönetimi kapsamlı inşaat planları üzerinde yıldızla bakarken, üye olarak imzalayan 25 ülkenin bir koleksiyonunun yanı sıra toplantıya gözlemci gönderen diğer birkaç ülkeyle bir araya geldiğinde daha sert bir gerçekle karşı karşıya kalması muhtemeldir. Yönetim kurulunun "kavram kanıtını" göstermek için herhangi bir ilerleme, kesinlikle İsrail üzerinde tek taraflı baskının iddiasını gerektireceğini belirtti. Sheline, Al Jazeera'ya verdiği demeçte, "Trump, kağıt üzerinde gerçek taahhütler elde etmek için ülkelerin 5 milyar dolar hakkındaki iddiasını desteklemesini umuyor." dedi. "Bu muhtemelen zor olacak, çünkü - özellikle Körfez ülkeleri - birkaç yıl içinde tekrar yok edilecek başka bir yeniden yapılanmayı finanse etmekle ilgilenmedikleri konusunda çok açıktılar." İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun başlangıçta karşı çıktığı İsrail'in yönetim kuruluna katılma kararı, ABD politikası üzerinde daha fazla etki yaratma konusundaki endişeleri artırdı. Sheline, ABD'nin daha kalıcı bir barışı ilerletmek için iyi niyetli bir eylemin, bir Filistinli yetkilinin yönetim kuruluna dahil edilmesi olabileceğini de sözlerine ekledi. İsrail'de art arda müebbet hapis cezasına çarptırılmaya devam eden yaygın olarak popüler Filistinli siyasi mahkum Marwan Barghouti'yi olası bir aday olarak önerdi. Serbest bırakılmasının, Washington'un kaldıraçını hemen etki etmek için kullanabileceği bir alana örnek olabileceğini söyledi. Kısa vadede, "[ilgilenen üye devletler] büyük ölçüde güvenlik durumunun çözülmesini bekliyor. İsrail her gün ateşkesi ihlal ediyor ve sarı çizgiyi hareket ettiriyor" dedi Sheline, İsrail ordusunun "ateşkes" anlaşmasının ilk aşamasının bir parçası olarak geri çekilmesi gereken Gazze'deki sınıra atıfta bulunarak. Endonezya hükümeti, sonunda 8.000'e kadar büyüyebilecek bir istikrar gücüne 1.000 asker göndermeye hazırlandığını söyledi. Ancak herhangi bir konuşlandırmanın muhtemelen daha iyi ateşkes garantileri olmadan gecikeceğini söyledi. Sheline, "Hala aktif bir savaş bölgesi," diye ekledi. "Bu nedenle, varsayımsal olarak istikrar gücüne asker katkıda bulunacağını söyleyen Endonezya'nın bile, durum istikrarlı olana kadar bunu gerçekten yapmayacağımızı söylemesi çok anlaşılabilir." Bir fırsat mı? Notre Dame Üniversitesi Kroc Uluslararası Barış Çalışmaları Enstitüsü'nde arabuluculuk programı direktörü Laurie Nathan'a göre, ihlaller için hesap verebilirlik mekanizmaları oluşturmak da dahil olmak üzere gerçek bir ateşkesin uygulanmasını sağlamak, yönetim kurulunun açılış toplantısı için "açık ara en kritik" görev olmaya devam etti. El Cezire'ye verdiği demeçte, Trump'ın Barış Kurulu'nun "Gazze'de istikrarın yokluğunda anlamlı bir yeniden yapılanma rolü oynayamayacağını ve istikrarın ateşkese bağlı kalmayı gerektirdiğini" söyledi. Bir sonraki önemli adım - ve Perşembe günkü toplantıdan kaynaklanabilecek büyük bir gelişme - birlik taahhüdü olacaktır, ancak Nathan, gönüllü bir Hamas silahsızlanma anlaşmasına varılana kadar herhangi bir konuşlandırmanın muhtemelen çıkmaza gireceğini belirtti. Durum karşısında Trump, Gazze'de başkanın kendi benlik imajıyla yakından uyumlu bir istikrarı teşvik etmek için Washington'un İsrail üzerindeki önemli etkisini kullanmaya giderek daha fazla teşvik edilmiş gibi görünüyor. Ne de olsa Trump ve müttefikleri, sahadaki gerçekler iddiaları baltalasa bile, çatışma çözümündeki başarısını defalarca lanse ederek ABD başkanını düzenli olarak "baş barışçı" olarak tasvir ettiler. Trump, Nobel Barış Ödülü'nü alması gerektiğine olan inancında ses çıkardı. Yine de, "Trump'ın motivasyonu çok yönlü," diye açıkladı Nathan. "Barışı önemsiyor mu? Bence öyle. Barış komisyoncusu olmak istiyor mu? Evet. Nobel Barış Ödülü'nü gerçekten istiyor mu? Evet.” "Öte yandan, o performatif ... onun için ne kadar ciddi olduğu hiçbir zaman tam olarak belli değil," diye ekledi. "Diğer sorun, Trump bunları yaparken kişisel çıkarların her zaman dahil olmasıdır." Daha geniş hırslar mı? Hem Washington'un Batılı müttefikleri hem de çatışma çözümü uzmanları, geçen yıl BM Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan Gazze yetkisinin çok ötesinde, Barış Kurulu'nun esneme kapsamı gibi görünen şeyi incelediler. Davetli ülkelere gönderilen yaygın olarak bildirilen bir kuruluş "tüzüğü", "sürekli bağımlılığı teşvik eden ve insanları ötesine götürmek yerine krizi kurumsallaştıran" barış inşasına yönelik önceden var olan yaklaşımlara yönelik kazılar yaptığı için doğrudan Gazze'ye atıfta bulunmadı. Bunun yerine, "daha çevik ve etkili bir uluslararası barış inşa organı" öngördü. Eleştirmenler, Trump'ın BM gibi kuruluşlarda yer alması amaçlanan çok taraflılık ilkelerini büyük ölçüde baltalayan "başkan" ve tek veto sahibi olarak tekil ve belirsiz rolünü daha da sorguladılar. Yapının hem ABD hükümeti hem de bir birey olarak Trump ile ilişkilerde işlemsel bir yaklaşımı teşvik ettiğini savundular. Uluslararası Kriz Grubu'nda küresel sorunlar ve kurumlar program direktörü Richard Gowan, bu endişelerin yakın zamanda azalmasının muhtemel olmadığını söyledi. Yine de, Avrupa ülkelerinin anlamlı bir ilerleme kaydedebilmesi durumunda yönetim kurulunun çabalarını desteklemesini engellediğini görmedi. "Bence, pratik anlamda, diğer ülkelerin yönetim kurulunun Gazze davasında yaptıklarını desteklemeye çalışırken, diğer konularda onu kol boyu tutmaya devam ettiğini göreceksiniz" dedi. Perşembe günkü toplantı, Barış Kurulu'nun ileriye dönük dinamiklerini ve tonunu gösterebilir. Gowan, "Trump, etrafındaki herkese emir vermek için tüzük kapsamındaki yetkisini kullanırsa, sevmediği teklifleri engeller ve bunu tamamen kişisel bir şekilde yürütürse, "Bence Trump'la iyi davranmak isteyen ülkeler bile neye bulaştıklarını merak edeceklerdir." "Trump daha yumuşak tarafını gösterirse. Özellikle Arap grubunu ve Gazze'nin neye ihtiyacı olduğu hakkında söylediklerini gerçekten dinlemeye istekliyse, gerçek bir temas grubunda gerçek bir konuşma gibi görünüyorsa," diye ekledi, "bu yönetim kurulunun geleceğiyle ilgili tüm soruları silmeyecek, ancak en azından bunun ciddi bir diplomatik çerçeve olabileceğini öne sürecektir." kaynak : Aljazeera

Trump, Küba'ya petrol satan ülkelere gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulundu Haber

Trump, Küba'ya petrol satan ülkelere gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulundu

Önerilen yeni vergiler bir başkanlık kararnamesinde özetlendi, ancak belirli gümrük vergisi oranları veya hangi ülkelerin hedef alınabileceği konusunda herhangi bir ayrıntı verilmedi. Kararname, Küba'yı, Beyaz Saray'a göre ABD ulusal güvenliği hakkında hassas bilgileri çalmayı amaçlayan bir Rus istihbarat tesisine ev sahipliği yapmakla suçluyor. Ayrıca, ABD hükümetinin Küba'nın militan gruplar Hizbullah ve Hamas'a sığınak sağladığına inandığını belirtiyor. Beyaz Saray açıklamada, "Küba, Hizbullah ve Hamas gibi uluslararası terörist grupları karşılıyor ve bu kötü niyetli grupların bölge genelinde ekonomik, kültürel ve güvenlik bağları kurmaları ve ABD de dahil olmak üzere Batı Yarımküre'yi istikrarsızlaştırmaya çalışmaları için güvenli bir ortam yaratıyor" dedi. Trump daha önce Küba'ya "çok geç olmadan bir anlaşma yapmasını" emretmişti, ancak anlaşmanın şartlarını veya ada ülkesinin karşılaşabileceği sonuçları belirtmemişti. O dönemde Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, Washington'ın ülkesine bir anlaşma dayatma konusunda ahlaki bir yetkisi olmadığını söylemişti. Trump yönetiminin yaptırım uygulanan Venezuela petrol tankerlerine el koyma taktiği, Küba'daki yakıt ve elektrik krizini daha da kötüleştirmeye başladı. Ülke, sürekli elektrik kesintileriyle karşı karşıya kaldı ve Kübalılar güvenilir elektrik tedariki olmadan başa çıkmakta zorlanıyor. Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez yakın zamanda, Karayip ada ülkesinin "ABD'nin tek taraflı zorlayıcı önlemlerine müdahale veya boyun eğme olmaksızın" herhangi bir istekli ihracatçıdan "yakıt ithal etme konusunda mutlak hakkı" olduğunu söyledi.

Trump: Gazze'deki savaş şu anda sona eriyor Haber

Trump: Gazze'deki savaş şu anda sona eriyor

ABD Başkanı Donal Trump'ın konuşmasından bazı satır başları şu şekilde: "Gazze'deki savaş ve tabii ki şu anda sona eriyor. Orta Doğu'da 59 ülke sürecin içerisinde oldu. Ve birçokları dedi ki Hamas sözlerini tutmazsa ki büyük ihtimalle tutacaklar ama ellerinde silahla doğrdular kelimenin tam anlamıyla doğar doğmaz ellerine silah verilmiş gruplar bunlar ama silahlarını bırakmak zorundalar. Silahlarını bırakmazlarsa bu onların sonu olur. Birçok ülke gelip bana dedi ki gidip bunu yapmak istiyoruz. Ve geleneksel olarak bu olayla ilgili olan ülkeler tabii ki bunları söyledi. Ama burada yangınların ardı arkası yok Lübnan Hizbullah mesela. O konuda da bir şeyler yapacağız. Ama bunlara kalıntıları diyorum çünkü geçmişteki haliyle büyük son derece güçlü ülkelerin birbiriyle çatıştığı ortamdan bahsediyoruz. Tabii ki bunun yanı sıra Haziran ayında da İran'ın nükleer zenginleştirme kapasitesini gece yarısı balyoz operasyonuyla ortadan kaldırdık. Tabii İran şimdi müzakare etmek istiyor ve konuşacağız. Aynı şekilde Suriye'de DEAŞ'i vurduk. Biliyorsunuz ilk dönemimde de bunu yapmıştık. İkinci dönemimde birinci dönemimden de daha başarılı olduğumu söylemem gerekiyor. DEAŞ'i ortadan kaldırdık. Tamamen ortadan kaldırmıştık ama Biden yönetiminde yeniden ortaya çıkmaya başladılar. Bu arada Suriye Cumhurbaşkanıyla da görüştüm, çok büyük ilerleme sağlıyor. Bu konuda da çok mutluyuz. Bütün yaptırımları kaldırdık. Ve bu da onlara nefes alma fırsatı verecek. Avrupa'ya ve Amerika'ya yönelik tehdtieler Orta Doğu'ya yönelik tehditler ve diğer yerlere yönelik tehditler sakinleşmeye başladı. Sadece 1 yıl öncesine göre çok farklı 1 yıl öncesinde dünya açıkçası alevler içerisindeydi, birçok kişi farkında değildi. Nijerya'da teröristler hristiyanları öldürüyordu onları da vurduk. Binlerce hristiyanı öldürdüler. Bu neyle ilgili diye düşünüyor insan. Bunların birçoğu ve bu başarının hepsi ABD silahlı kuvvetlerini birinci dönemimde güçlendirmem sebebiyle oldu. Ve şimdi de 1 trilyon dolardan fazla bütçemizle her zamankinden daha güçlüyüz. NATO müttfeiklerinin neredeyse hepsinden savunma harcamalarını yüzde 5'e çıkarma konusunda söz aldım. İspanya harici herkezs. İspanya neden bunu yapmıyor tabii onu da anlamış değilim. İspanya ile bunu konuşmamız gerekecek. ABD'nin güvenliğimize batı yarım kürenin güvenliğine olan kararlığı da önde. Güney sırınımızı terör örgütlerine kapattım, kartellerine kapattım, ülkemize girecek her türlü suçluya ve ülkemize deniz yoluyla giren uyuşturucuyu neredeyse yüzde 100 oranında kapattık. Karadan zaten bunu yapmak kolaydı. Ama sudan bunu yapmak deniz yoluyla bunu yapmak gerçekten zordu. Dün aldığım son haberlere göre yüzde 98.1'ini engelledik. Barış Kurulu, gerçekten çok önemli dünya liderlerinden oluşuyor. Geçen Ekim ayında planımızı açıklamıştık. Gazze'deki çatışmayı kalıcı olarak sona erdirmek için. Ve vizyonumuzun BM Güvenlik Konseyi tarafından da oy birliğiyle geçen yıl kabul edildiğini hatırlatmak istiyorum. Bu planın birinci aşaması çerçevesinde tabii ki Gazze'deki barışı ateşkesi devam ettireceğiz. Gazze'nin silahtan arınması doğru şekilde yönetilmesi ve güzel bir şekilde yeniden inşasını istiyoruz. Zaten Barış Kurulu bu düşünceyle başladı. Bu konuda Gazze'de başarılı olursak başka konulara da geçebiliriz. Gazze'de çok başarılı olacağız. Barış Kurulu kurulduktan sonra birçok farklı şey yapabiliriz. Bunu BM ile konjektür içerisinde de yapabiliriz. Her zaman şunu söylüyorum BM'nin çok fazla potansiyeli var. Ancak bunu kullanmıyor."

Trump, Gazze'deki ''barış kurulu''na Blair, Kushner ve Rubio'yu atadı Haber

Trump, Gazze'deki ''barış kurulu''na Blair, Kushner ve Rubio'yu atadı

Beyaz Saray, yedi üyeli "kurucu yönetim kurulu"nda ayrıca Trump'ın özel temsilcisi, emlak geliştiricisi Steve Witkoff; Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ve başkanın damadı ve uzun süredir danışmanı olan Jared Kushner'in de yer alacağını söyledi. Trump'ın kendisi başkanlık yapacak ve önümüzdeki haftalarda daha fazla atama bekleniyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, "Yönetim kurulu üyelerinin her biri, Gazze'nin istikrara kavuşması ve uzun vadeli başarısı için kritik öneme sahip, tanımlanmış bir portföyü denetleyecek; bu portföy, yönetişim kapasitesi geliştirme, bölgesel ilişkiler, yeniden yapılanma, yatırım çekme, büyük ölçekli finansman ve sermaye seferberliği gibi alanları kapsayacak ancak bunlarla sınırlı kalmayacaktır. “Amerika Birleşik Devletleri, İsrail, önemli Arap ülkeleri ve uluslararası toplumla yakın iş birliği içinde çalışarak bu geçiş çerçevesini desteklemeye tam olarak bağlı kalmaktadır.” denildi. Başkan ayrıca, “günlük strateji ve operasyonları” denetlemek üzere Aryeh Lightstone ve Josh Gruenbaum'u yönetim kuruluna kıdemli danışman olarak atadı. Bulgaristanlı siyasetçi ve eski BM Ortadoğu özel temsilcisi Nickolay Mladenov, Gazze Yüksek Temsilcisi olarak görev yapacak. Liste, Trump'ın Gazze'deki çatışmayı sona erdirmek için ABD arabuluculuğunda yürütülen planın ikinci aşamasının bir parçası olarak "barış kurulu"nun kurulduğunu açıklamasından bir gün sonra kamuoyuna açıklandı. Her zamanki gibi coşkulu bir üslupla konuşan başkan, bunu "herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde kurulmuş en büyük ve en prestijli kurul" olarak nitelendirdi. Kurulun kuruluşu, savaş sonrası Gazze'de günlük işleri yürütmekle görevli 15 üyeli Filistinli teknokrat bir komitenin kurulmasının ardından gerçekleşti. Bu kurulun başkanlığını, Gazze doğumlu ve Filistin Yönetimi'nde eski bakan yardımcısı olan Ali Sha'ath yapacak. Trump ayrıca, bölgedeki güvenliği denetleyecek Uluslararası İstikrar Gücü'nün (ISF) başına eski ABD özel kuvvetleri komutanı Tümgeneral Jasper Jeffers'ı atadı. 10 Ekim'de başlatılan ABD destekli barış planı, Hamas tarafından tutulan tüm rehinelerin serbest bırakılmasını ve İsrail ile militan grup arasında çatışmaların sona ermesini sağladı. İkinci aşama şu anda devam ediyor, ancak yardım eksikliği ve ara sıra yaşanan şiddet olayları süreci gölgelemeye devam ediyor. Ateşkesin ardından İsrail, Gazze'nin hala kontrolünde olan kısmında savaştan kalan binlerce yapıyı, evleri ve seraları da yıktı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.