Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Halk Tv

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Halk Tv haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Halk Tv haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AK Partili Ahmet Kılıç: Televizyon sahibi olmak kimseye ama hiç kimseye suç işleme özgürlüğünü sunmaz Haber

AK Partili Ahmet Kılıç: Televizyon sahibi olmak kimseye ama hiç kimseye suç işleme özgürlüğünü sunmaz

TBMM Genel Kurulu’nda, Yeni Parti, İYİ Parti ve DEM Parti’nin basın ve ifade özgürlüğüne ilişkin sunduğu grup önerileri görüşüldü. AK Parti Grubu adına söz alan Kılıç, hukuk devleti ilkelerine ve basın özgürlüğü tartışmalarına ilişkin görüşlerini paylaştı. BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE HUKUK DEVLETİ VURGUSU Konuşmasına, trafik kazasında hayatını kaybeden Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin’e başsağlığı dileyerek başlayan Kılıç, basın özgürlüğünün demokratik toplumların vazgeçilmez bir unsuru olduğunu vurguladı. Kılıç, “Demokrasiyi savunmak, meseleleri tek taraflı değerlendirmekle değil, hukuk devletinin ilkelerini tüm yönleriyle gözetmekle mümkündür” dedi. Kılıç, muhalefetin grup önergesinde yer alan iddialara değinerek, somut olaylar ve yasal dayanaklar dikkate alınmadan yapılan genellemelerin gerçeği yansıtmadığını ifade etti. HALK TV KAYYUM ATAMASI Halk TV’ye kayyum atanması tartışmalarına açıklık getiren Kılıç, durumun kanalın yayın politikası veya haberleriyle ilgili olmadığını belirtti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen adli soruşturma çerçevesinde, ilgili şirket sahibinin tüm varlıklarına el konulduğunu hatırlatan Kılıç, olayı yalnızca bir basın özgürlüğü tartışmasına indirgemenin doğru olmadığını söyledi. Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu vurgulayan Kılıç, “Hiç kimse hukukun üstünde olmadığı gibi, hukuki süreçler tamamlanmadan suçlu ilan edilemez” dedi. Medya kuruluşları hakkında yürütülen soruşturmaların, hukuki süreçlerin kendi mecrasında işlemesine saygı gösterilerek değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. DEMOKRASİ VE ELEŞTİRİ HAKKI AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, Türkiye’nin demokratik gelişiminin tekil olaylar üzerinden değerlendirilmesinin, yapılan reformları ve dönüşümü görmezden gelmek anlamına geleceğini belirtti. AK Parti olarak temel hak ve özgürlüklerin korunmasını, hukuk devletinin güçlendirilmesini ve demokratik standartların yükseltilmesini önemsediklerini ifade eden Kılıç, demokrasinin sadece eleştiri hakkı olmadığını, aynı zamanda hukuka bağlılık ve toplumsal sorumluluğu da içerdiğini kaydetti. Kılıç’ın konuşması, basın özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü konularında önemli mesajlar içerdi.

CHP Basın Danışmanı Atakan Sönmez: Bağımsız medyanın ve basın özgürlüğünün teminatı CHP'dir Haber

CHP Basın Danışmanı Atakan Sönmez: Bağımsız medyanın ve basın özgürlüğünün teminatı CHP'dir

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı Atakan Sönmez, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Halk TV’ye yönelik gelişmeler ve basın özgürlüğü tartışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Sönmez, Türkiye’de basın özgürlüğünün her zaman yanında durduklarını belirterek, ifade özgürlüğünün en önemli aracının basın özgürlüğü olduğunu söyledi. Medyanın özgür olmasının CHP’nin her dönem en büyük hedeflerinden biri olduğunu ifade etti. “HALK TV DE DAHİL TÜM BASIN KURULUŞLARININ ÖZGÜR YAYIN YAPMASININ TEMİNATI CHP’DİR” Atakan Sönmez, Halk TV de dahil olmak üzere Türkiye’deki tüm basın kuruluşlarının özgürce yayın yapmasının teminatının, anayasal düzen ve hukukun üstünlüğünü savunan Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu savundu. Halk TV’ye bir yolsuzluk soruşturması kapsamında kayyum atanmasının ardından ortaya çıkan tablonun “ibret verici” olduğunu belirten Sönmez, iktidarı eleştiremeyenlerin ve Halk TV yönetimini hedef alanların tutumuna dikkat çekti. KILIÇDAROĞLU’NUN SÖZLERİNİ HATIRLATTI Sönmez, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun daha önce de “CHP’yi bölmeyin”, “CHP bu ülkede hem bağımsız hukukun hem bağımsız medyanın teminatıdır” ve “CHP’nin bölündüğü yerde bağımsız medya sahipsiz kalır” sözlerini anımsattı. Paylaşımında, bugün yaşanan tablonun CHP’nin bölünmesinin bir sonucu olduğunu öne süren Sönmez, CHP’nin gücünün demokrasinin, bağımsız medyanın ve bağımsız yargının en büyük teminatı olduğunu ifade etti. Biz Türkiye’de basın özgürlüğünün her zaman yanında durduk. İfade özgürlüğünün en önemli aracı basın özgürlüğüdür ve medyanın özgür olması CHP’nin her dönem en büyük hedefidir. Halk TV de dahil olmak üzere Türkiye’deki her basın kuruluşunun özgürce yayın yapmasının teminatı Anayasal düzen ve hukukun üstünlüğünü savunan Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Halk TV’ye bir yolsuzluk soruşturması kapsamında kayyum atanmasının ardından ortaya çıkan tablo birkaç yönden ibret vericidir. ????Halk TV’ye kayyum atayıp kapısına polis gönderen iktidarı eleştiremeyen. ????On gün içinde iki kez “Halk TV kapatılmalı” diyen bir partinin genel başkanına cevap veremeyen Halk TV’nin patronu ve saz arkadaşları genel başkanımızı hedef alıyor. Genel başkanımız “Halk TV kapatılsın” mı dedi? “Yalan haber yapmayın” diyen genel başkanı hedef gösterenlerin biz de farkındayız, halkımız da farkında. ????Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu defalarca “CHP’yi bölmeyin” dedi. “CHP bu ülkede hem bağımsız hukukun hem bağımsız medyanın teminatıdır” dedi. "CHP’nin bölündüğü yerde bağımsız medya sahipsiz kalır" dedi. Bugün yaşanan tablo, CHP’nin bölünmesinin bir sonucudur. CHP’yi bölme planlarının hangi mahfillerde hazırlandığını biliyoruz. Buna kimlerin hizmet ettiğinin de farkındayız. CHP’nin gücü, hem demokrasinin, hem bağımsız medyanın hem de bağımsız yargının en büyük teminatıdır ve böyle olmaya da devam edecektir. — Atakan Sönmez (@atakansmz) October 14, 2026

Müsavat Dervişoğlu: Bu işin faturası 86 milyona yüklenemez Haber

Müsavat Dervişoğlu: Bu işin faturası 86 milyona yüklenemez

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, fon soruşturmaları ve Halk TV’ye yönelik operasyona sert tepki gösterdi. Dervişoğlu, fon soruşturmalarının sıradan bir piyasa meselesi olmadığını belirterek, ortada kamu otoritesinin gözü önünde büyüyen büyük bir vurgun bulunduğunu savundu. Bu sürecin siyasi, bürokratik ve hukuki koruma zırhı olmadan büyüyemeyeceğini söyleyen Dervişoğlu, Meclis’te araştırma komisyonu kurulması talebinin iktidar tarafından reddedilmesini de eleştirdi. “ŞAFAK BASKINLARI ADALET İÇİN DEĞİL” Cafer Mahiroğlu hakkında yürütülen soruşturma kapsamında bazı şirketlere TMSF’nin kayyum atanmasına değinen Dervişoğlu, Halk TV’ye yönelik sabah operasyonunu da eleştirerek, bunun gazeteciliğe müdahale anlamı taşıdığını ileri sürdü. Dervişoğlu, polis ve yargı üzerinden atılan adımların hukuki olmaktan çıktığını savunarak, kayyum uygulamalarının siyasi parti, belediye, sivil toplum kuruluşu ve medya kuruluşlarına kadar uzandığını söyledi. Şafak baskınlarının adaleti sağlamak yerine iktidarın ömrünü uzatma çabası olduğunu ifade etti. Her yere kayyum düzeni; Raf ömrünü tamamlamış bir iktidarın son çırpınışlarıdır. https://t.co/stkwkE96LT — Müsavat Dervişoğlu (@MDervisogluTR) October 14, 2026 “FATURA VATANDAŞA ÇIKARILAMAZ” Tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarına ilişkin kanun teklifini de değerlendiren Dervişoğlu, kayıpların Hazine’ye, kamu bankalarına ve vatandaşlara yüklenemeyeceğini söyledi. Dervişoğlu, “Kağıt üzerinde şişirilmiş hayali fon değerlerinin değil, vatandaşın cebinden çıkan anaparanın ve enflasyon farkının esas alınması gerekir” dedi. Gönüllü iade uygulamasını da eleştiren Dervişoğlu, bunun “çal ama yakalanırsan iade et kurtul” mantığına dönüşmemesi gerektiğini belirtti. Haksız kazanç varsa devletin bunu tespit edip geri alması ve cezai süreçleri işletmesi gerektiğini vurguladı. OKUL GÜVENLİĞİ VE DIŞ POLİTİKA ELEŞTİRİSİ Konuşmasında okul güvenliği ve çocuklara yönelik saldırılara da değinen Dervişoğlu, devletin olaylar sonrası telafi eden değil, önceden tedbir alan bir yapıya dönüşmesi gerektiğini söyledi. Dış politikaya ilişkin değerlendirmelerinde ise Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı gündeme getiren Dervişoğlu, Türkiye’nin sınırları ve maliyeti belirsiz askeri yükümlülüklere sürüklenmemesi gerektiğini ifade etti. Karadeniz’de Türk sahipli gemilere yönelik saldırılara da değinen Dervişoğlu, hükümeti Türk denizcisinin güvenliği konusunda yeterince net olmamakla eleştirdi.

Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ: Türkiye'de sandıktan başka yol kalmadı Haber

Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ: Türkiye'de sandıktan başka yol kalmadı

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ı ziyaretinin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Özdağ, Özcan’ı geçen ziyarete göre daha sağlıklı ve moralli gördüğünü belirterek, önümüzdeki günlerde görülecek karar duruşmasında beraat beklediğini söyledi. Türkiye’de muhalefete yönelik baskıların arttığını savunan Özdağ, “Türkiye artık bir hukuk devleti değildir” dedi. “DÜŞMAN CEZA HUKUKU UYGULANIYOR” Muhalefet, basın ve sosyal medyaya yönelik uygulamaları eleştiren Özdağ, ceza yasasındaki bazı maddelerin siyasi amaçlarla araçsallaştırıldığını öne sürdü. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığını belirten Özdağ, adalete güvenin zedelendiğini ifade etti. Prof. Dr. Özdağ, Türkiye’de baskılara son vermenin, hukuk devletini ve özgür basını yeniden tesis etmenin yolunun sandık olduğunu vurgulayarak, “Sandıktan başka bir şey değildir” ifadesini kullandı. HALK TV’YE KAYYUM VE GÖZALTI KARARINA TEPKİ Halk TV’ye yönelik operasyon ve kayyum kararını da değerlendiren Özdağ, bunun şaşırtıcı olmadığını ancak üzücü olduğunu söyledi. Kararın, Ekrem İmamoğlu’nun savunma duruşmalarının başladığı güne denk gelmesine dikkat çeken Özdağ, bunun bir mesaj niteliği taşıdığını savundu. Özdağ, suç varsa soruşturma yapılması gerektiğini, yayınların kapatılmasının ise “düşman ceza hukuku” uygulaması olduğunu dile getirdi. “FON YOLSUZLUĞUNDA İKTİDARA AYRICALIK VAR” Fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özdağ, iktidar partisinden bir isme yönelik uygulamanın muhalefet mensubu olsaydı çok daha ağır olacağını savundu. Özdağ, yolsuzluk iddialarında şeffaflık çağrısı yaparken, sorumluların hesap vermesi gerektiğini söyledi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin fon soruşturmasına ilişkin şeffaflık çağrısını da yorumlayan Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Bahçeli’nin iktidar üzerindeki etkisinin büyük olduğunu belirterek, bunun samimiyetinin önümüzdeki günlerde görüleceğini ifade etti. Yemen ve Suudi Arabistan konusundaki sorulara da cevap veren Özdağ, Türk askerinin Suudi Arabistan’ın menfaatleri için görev yapmasına karşı olduğunu söyledi. Türkiye’nin Asya ticaretinin büyük bölümünün Kızıldeniz üzerinden gerçekleştiğini hatırlatan Özdağ, bu hattın hedef alınmasının ekonomik riskler doğurabileceğini dile getirdi. Prof. Dr. Ümit Özdağ, “Türk askerinin kanı Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğü veya Suudi ailesinin serveti için dökülemez” dedi.

Özgür Özel'den Yeni Parti açıklaması: "200'den fazla belediye katılacak" Haber

Özgür Özel'den Yeni Parti açıklaması: "200'den fazla belediye katılacak"

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin kuruluş süreci, TBMM'deki yapılanması ve yerel yönetimlerden beklenen katılımlara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Halk TV'de katıldığı programda gündeme ilişkin değerlendirmeler yapan Özel, önümüzdeki günlerde çok sayıda belediyenin Yeni Parti'ye katılma yönünde açıklama yapacağını söyledi. Özel, siyasi hareketlerinin kısa sürede geniş bir tabana ulaşacağını savunarak, yerel yönetimlerde güçlü bir yapılanma hedeflediklerini ifade etti. "200'ün üzerinde belediye irade ortaya koyacak" Yeni Parti lideri Özgür Özel, açıklamasında özellikle belediye başkanlarının partiye katılım sürecine dikkat çekti. Özel, "Yarından itibaren 200'ün üzerinde belediye Yeni Parti'ye katılmak için irade ortaya koyacak" ifadelerini kullanarak, yerel yönetimler alanında önemli bir hareketlilik yaşanacağını ileri sürdü. Yeni Parti'nin kısa süre içerisinde hem Meclis'te hem de yerel yönetimlerde güçlü bir siyasi aktör haline geleceğini savunan Özel, partisinin TBMM'de 91 milletvekiliyle grup oluşturduğunu da dile getirdi. Siyasi kulislerde ise belediye başkanlarının olası parti değişiklikleri, yerel yönetim dengeleri açısından yakından takip edilen başlıklardan biri olarak değerlendiriliyor. Mansur Yavaş açıklaması: "Davet göndermedik" Programda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkında da değerlendirmelerde bulunan Özel, Yavaş'ın Yeni Parti'ye katılması için herhangi bir davette bulunmadıklarını söyledi. Özel, Mansur Yavaş'ın mevcut siyasi konumuna ilişkin yaptığı açıklamada, "Biz kimseye davette bulunmadık" ifadelerini kullandı. Yavaş'ın CHP'de kalmayı tercih etmesi halinde bunun kendi siyasi tercihi olduğunu belirten Özel, farklı karar alan siyasetçilerin çeşitli gerekçeleri olabileceğini ifade etti. Özel ayrıca, Mansur Yavaş'a yönelik eleştiriler konusunda da dikkatli olunması gerektiğini belirterek, kendisine yönelik herhangi bir siyasi suçlama yapılmasını doğru bulmadığını söyledi. Zeydan Karalar için özel değerlendirme Özgür Özel, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar'ın durumunun diğer belediye başkanlarından farklı olduğunu ifade etti. Karalar hakkında devam eden hukuki sürece dikkat çeken Özel, bu nedenle sürecin diğer belediye başkanlarıyla aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Siyasi gelişmelerin yanı sıra devam eden hukuki süreçlerin de bazı isimlerin kararlarında etkili olduğunu belirten Özel, her dosyanın kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. "Yeni Parti'den geri dönüş olmayacak" mesajı Yeni Parti'nin kuruluş süreciyle ilgili de açıklamalarda bulunan Özel, siyasi hareketlerinin geri dönüşü olmayan bir yola girdiğini söyledi. CHP'deki hukuki ve siyasi gelişmelerin nasıl sonuçlanacağından bağımsız olarak yollarına devam edeceklerini belirten Özel, "Siyaset bekleme kaldırmaz" diyerek yeni oluşum sürecinin devam edeceğini ifade etti. Özel, partinin kuruluş çalışmalarının eylül ayında yapılması planlanan kurultayla tamamlanacağını söyledi. Ayrıca olası bir erken seçim ihtimaline karşı teşkilatlanma çalışmalarını hızlandırdıklarını belirtti. Cumhurbaşkanlığı adaylığı mesajı Programda cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmalarına da değinen Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun mevcut durumda halkın adayı olduğunu savundu. İmamoğlu'nun aday olamaması ihtimaline ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, alternatif bir adayın da halk desteğiyle belirlenmesi gerektiğini söyledi. Özel, "Mevcut durumda Ekrem Başkan aday olamasa da onun kadar güçlü birinin millet tarafından adaylaştırılması gerekir" diyerek, adaylık sürecinde kamuoyu desteğinin önemine vurgu yaptı. Bu açıklamalar, muhalefet cephesindeki olası cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmalarının yeniden gündeme gelmesine neden oldu. İzmir mesajı: "Çok sayıda katılım talebi var" Özgür Özel, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay hakkında da değerlendirmelerde bulundu. İzmir'de çok sayıda ilçe belediyesi ve yöneticinin Yeni Parti'ye katılmak istediğini öne süren Özel, Tugay ile arasında kişisel bir sorun olmadığını söyledi. Cemil Tugay'ın geçmişte yeni bir siyasi oluşum fikrine sıcak baktığını ifade eden Özel, aralarında yalnızca zamanlama konusunda farklılık bulunduğunu dile getirdi. Özel, "Kendisiyle kişisel hiçbir sorunum yok" diyerek, siyasi farklılıkların kişisel bir meseleye dönüştürülmemesi gerektiğini belirtti. Analiz: Yeni Parti'nin hedefi yerel ve ulusal örgütlenme Özgür Özel'in açıklamaları değerlendirildiğinde Yeni Parti'nin iki temel hedef üzerinde yoğunlaştığı görülüyor. Bunlardan ilki, TBMM'deki siyasi etkinliğini artırmak ve Meclis çalışmalarında güçlü bir grup yapısı oluşturmak. İkincisi ise yerel yönetimlerde geniş bir örgütlenme ağı kurmak. Belediye başkanlarının olası katılımları, partilerin yerel güç dengeleri açısından önemli sonuçlar doğurabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Önümüzdeki süreçte hangi belediyelerin ve siyasi isimlerin Yeni Parti'ye katılacağı, Türk siyasetindeki yeni dengelerin şekillenmesinde belirleyici olacak.

CHP'nin Üye Katılım Törenindeki 'Ücretli Figüran' İddialarında Yeni Gelişme: Ajans Sahibinden Açıklama Haber

CHP'nin Üye Katılım Törenindeki 'Ücretli Figüran' İddialarında Yeni Gelişme: Ajans Sahibinden Açıklama

Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) gerçekleştirdiği üye katılım törenine ilişkin ortaya atılan "ücretli figüran" iddiaları siyaset gündemindeki yerini koruyor. BirGün gazetesinde yayımlanan haberde, törene katılımın artırılması amacıyla yüzlerce kişinin bir cast ajansı üzerinden kişi başı 950 TL karşılığında organizasyona dahil edildiği öne sürülmüştü. İddiaların ardından gözler organizasyonda adı geçen Merss Prodüksiyon'un sahibi Ömer İne'ye çevrildi. İne, kamuoyunda oluşan tartışmalar üzerine yazılı bir açıklama yaparak iddialara yanıt verdi. "Ajansın İmkanlarını Kullandım, CHP'den Ücret Almadım" TV100 programcısı Sinan Burhan aracılığıyla paylaşılan açıklamasında Ömer İne, CHP Genel Merkezi veya herhangi bir il başkanlığından organizasyon karşılığında maddi ödeme almadığını ileri sürdü. Kendisinin de CHP'ye gönül verdiğini ifade eden İne, organizasyona tamamen kişisel inisiyatifiyle destek verdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "CHP'ye gönül veren bir birey olarak, törende yakın dostum Samet Özkaş'a destek olmak amacıyla ajansımın tüm imkanlarını kendi irademle seferber ettim. Bu organizasyon karşılığında CHP Genel Merkezi veya İl Başkanlığı'ndan kesinlikle hiçbir maddi bedel ya da ücret alınmamıştır. Çalışmalarımız herhangi bir talimat doğrultusunda değil, tamamen dostluk ilişkisi ve gönüllülük esasıyla gerçekleştirilmiştir." İne, organizasyonun ticari bir faaliyet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunarak sürecin tamamen siyasi dayanışma kapsamında yürütüldüğünü öne sürdü. "Ticari Faaliyet Değil, Gönüllü Destek" Açıklamasında organizasyonu "ticari değil siyasi bir destek" olarak tanımlayan İne, kamuoyunda dile getirilen ücret karşılığı katılım iddialarını reddetti. Ancak açıklamanın ardından tartışmalar sona ermedi. Bazı medya kuruluşlarında yer alan haberlerde, organizasyon sürecine ilişkin farklı iddialar da gündeme taşındı. Halk TV'den Yeni İddia Halk TV'nin haberine göre, Ömer İne'nin olayın gündeme gelmesinden önce gazetecilerle yaptığı görüşmelerde kendisini "CHP Beşiktaş Gençlik Kolları Asistanı" olarak tanıttığını gösterdiği öne sürülen ses kayıtlarının bulunduğu iddia edildi. Söz konusu ses kayıtlarının içeriğine ilişkin resmi makamlardan veya İne tarafından doğrulanmış bir açıklama ise henüz yapılmadı. Samet Özkaş'ın Partideki Görevi Merak Konusu Oldu Ömer İne'nin açıklamasında "yakın dostum" olarak bahsettiği Samet Özkaş'ın CHP içerisindeki resmi görevi ya da organizasyondaki rolüne ilişkin de kamuoyuyla paylaşılmış net bir bilgi bulunmuyor. Bu durum, organizasyonun planlanma süreci ve iddiaların kapsamına ilişkin soru işaretlerinin sürmesine neden oldu. CHP Haberler Hakkında Suç Duyurusunda Bulundu Öte yandan CHP yönetimi, ücretli figüran iddialarını içeren haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirterek konuyla ilgili hukuki süreç başlattı. Parti yönetiminin yaptığı suç duyurusunun ardından Cumhuriyet Savcılığı tarafından soruşturma başlatıldığı bildirildi. Soruşturma kapsamında iddiaların doğruluğu, organizasyon süreci ve kamuoyuna yansıyan bilgiler detaylı şekilde incelenecek. Soruşturmanın Sonucu Bekleniyor Tartışmalar sürerken, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için yürütülen adli sürecin sonucu merakla bekleniyor. Savcılığın, organizasyonda görev alan kişiler, iddialarda adı geçen ajans yetkilileri ve ilgili diğer tarafların ifadelerine başvurabileceği değerlendiriliyor. Soruşturma sonucunda elde edilecek bulguların, kamuoyunda geniş yankı uyandıran "ücretli figüran" iddialarına açıklık getirmesi bekleniyor.

Gazeteci Sedef Kabaş gözaltına alındı Haber

Gazeteci Sedef Kabaş gözaltına alındı

Avukat Uğur Poyraz, sosyal medya hesabından müvekkili gazeteci Sedef Kabaş’ın gözaltına alındığını duyurdu. Gazeteci Ceylan Sever de gözaltı gerekçesinin “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “suç işlemeye tahrik” olduğunu belirtti. Gazeteci Sedef Kabaş gözaltına alındı. Gözaltı haberini Sedef Kabaş’ın avuklatı Uğur Poyraz X hesabından duyurdu. Avukat Uğur Poyraz “Müvekkilem Sedef Kabaş aradı, gözaltına alındığını söyledi. Ben de şimdi Vatan emniyete geçiyorum.” dedi. Gazeteci Ceylan Sever, X hesabından yaptığı paylaşımda Sedef Kabaş’ın “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “suç işlemeye tahrik” suçlamalarıyla gözaltına alındığını belirtti. Sever, “Gazeteci Sedef Kabaş’ın gözaltına alınma nedeni belli oldu. Yaptığı x paylaşımı nedeniyle Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Kabaş hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “suç işlemeye tahrik” suçları kapsamında gözaltı kararı verdiğini açıkladı. Sedef Kabaş, yarın savcılığın talimatıyla Anadolu Adalet Sarayı’na polis eşliğinde götürülecek” dedi. İki ay tutuklu kalmıştı 2013 yılında düzenlenen 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu ile ilgili yazı ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle 2015 yılında yargılandı ve beraat etti. Katıldığı bir programdaki sözleri nedeniyle 2019 yılında Cumhurbaşkanı’na hakaret iddiasıyla yargılandı; 11 ay 20 gün ceza aldı ve cezası ertelendi. Halk TV ve Tele1 kanallarındaki çeşitli programlara yorumcu olarak katılan Kabaş’ın 21 Ocak 2022’de Tele1’de söylediği “Şuna inanıyorum ki Recep Tayyip Erdoğan dönüp şöyle siyasi hayatına baksa… Kendisine bu toplum, bu halk, bu ülke çok şans verdi. Çok iyi makamlara getirdi, çok destek verdi, çok oy verdi, çok paye verdi. Çok meşhur bir söz vardır. Taçlanan baş akıllanır diye. Ama görüyoruz ki gerçek değil. Ya da tam tersi bir söz vardır. Büyükbaş hayvan bir saraya girdiği zaman o kral olmaz. O saray ahır olur.” sözü nedeniyle hakkında cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla soruşturma başlatıldı ve bir gün sonra tutuklanmasına karar verildi. Hakkında 11 yıl 8 aya kadar hapis istenen Kabaş, 11 Mart 2022 günü 2 yıl 4 ay hapis cezası alıp tahliye oldu. Sedef Kabaş kimdir? 8 Aralık 1968’de Londra’da doğdu. 1992’de Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde yükseköğrenim gördü. Boston Üniversitesi’nde Televizyon Haberciliği üzerine yüksek lisans yaptı. Meslek yaşamına 1992’de kurucu ekibinde yer aldığı Power FM radyosunda başladı. 1995-1997 yılları arasında Atlanta’da CNN International’da gazeteci olarak çalıştı. 1997 yılından itibaren Türkiye’de NTV, ATV, TV 8, SKY kanallarında televizyon programları hazırladı. 2007 yılında Marmara Üniversitesi Genel Gazetecilik bölümünde “Günümüz Türk basınında gazeteciler bağlamında söyleşilerin nitel bir değerlendirmesi” başlıklı doktora tezini sunarak doktor unvanını aldı. 2001 ve 2011 yılları arasında Pera İstanbul, Bahçeşehir Üniversitesi, Kültür Üniversitesi, Kadir Has Üniversitesi ve İstanbul Akademi gibi birçok kurumda medya ilişkileri, ses ve beden dili, diksiyon, sunum becerileri, etkili haber yazımı, röportaj teknikleri konusunda ders verdi. NTV’de başlayıp TV8 ve Skyturk’te sürdürdüğü Sesli Düşününler adlı programda edebiyatın ünlü kişilerini konuk eden Kabaş, bu programdaki söyleşilerini aynı isimle kitaplaştırdı. Kabaş, bu kitap dışında “Zamanı Dize Getirenler” (2005), “41 Kadın 41 Öykü – İpek Dokulu Başarılar” (2007), “60 Kadın 60 Öykü – İpek Dokulu Başarılar” (2008), “Soru Sorma Sanatı” (2009), “Hayatını Seçen Kadın-Hocaların Hocası Nermin Abadan Unat” (2010), “Muazzam Muazzez-Muazzez İlmiye Çığ” (2016), “Yandığın Ateş Yoluna Işık Olur” (2023) adlı kitapları yayımladı.

Ekmen: İktidarın kontrolündeki dizi sektörüne bir çekidüzen vermenizi bekliyoruz Haber

Ekmen: İktidarın kontrolündeki dizi sektörüne bir çekidüzen vermenizi bekliyoruz

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, RTÜK’e ‘izinsiz verici’ tesis edilmesi halinde ağır yaptırımlar tanınmasına imkan getiren bir düzenlemenin söz konusu olduğunu belirtti. DEVA Partili Ekmen,"İdarenin, kamunun kendi hatasından dolayı uygulamacılara karşı büyük bir ceza sopasını eline almasını doğru ve adil bulmuyoruz. Çünkü hatırlatmak isteriz ki RTÜK tarafından 1993 yılında yapılan karasal sınırlı yayın lisanslarına dair ihale Danıştay tarafından iptal edilmiştir. Aradan geçen otuz yıl boyunca idare yeni bir düzenleme yapmamıştır. Bunun arkasında hangi gözetim vardır, bilmiyoruz; çünkü her yeri disipline edip her yere çökmeye çalışıyorlar. Ancak burada bir başıboşluk hali vardır ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun 2013 yılında yaptığı ihale de Danıştay tarafından iptal edilmiştir. Bütün yayıncılar mecburen geçici statüde yayın yapmaktadır. RTÜK’ün yıllardır tamamlamadığı lisanslama sürecinin bedelinin yayıncılara ödetilmesi, hukuk devletinin idari istikrar ve belirlilik ilkeleriyle açıkça çelişmektedir." ifadelerini kullandı. Dizi sektörüne ilişkin bir düzenleme beklentisini RTÜK Başkanı Mehmet Daniş’e seslenerek dile getiren Ekmen, şunları kaydetti: “Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, milletvekilliği performansından tanıdığımız Sayın Mehmet Daniş’in RTÜK’ün başına gelişini bir şans olarak değerlendirdik. Aradan üç ay geçti; bu büyüklükte bir idari yapı için çok aceleci olmamak, en azından altı ay kadar gelişmeleri takip etmek gerekir. Ancak bu vesileyle Sayın Daniş’e seslenmek istiyorum: Meclis’e göndereceğiniz ilk düzenleme, yeni bir sansür sopasına dönüşecek bir düzenleme olmamalıydı. Biz sizden, öncelikle iktidarın kontrolündeki dizi sektörüne bir çekidüzen vermenizi bekliyoruz. Bunun bir özgürlük alanı olarak tartışılmasını doğru bulmuyorum; çünkü başta Sözcü TV, Halk TV, İlke TV ve benzeri kanalların dizi ve eğlence sektöründe herhangi bir payı yok. Dizi ve eğlence sektörü, İletişim Başkanlığı’nın kontrolünde yayın yapan kanallarda yer alıyor. Bu dizilerden herhangi birini açtığınızda ise en çapraşık aile ilişkilerini, insanların iki kişi arasında konuşmaya dahi utanacağı ahlaksızlıkları, mafyayı ve çeteleşmeleri ekranda görmek mümkün.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.