Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Halk Sağlığı

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Halk Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Halk Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye süt üretiminde güçlü, ama tüketimde bilinç şart Haber

Türkiye süt üretiminde güçlü, ama tüketimde bilinç şart

Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Harun Çallı, 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, süt ve süt ürünlerinin hem çocuklar hem yetişkinler için dengeli beslenmenin temel bileşenlerinden biri olduğunu söyledi. < p class="MsoNormal">Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük süt üreticileri arasında yer aldığını belirten Çallı, sektörün üretim gücünün yanı sıra gıda güvencesi, kalite ve ihracat açısından da stratejik önem taşıdığını ifade etti. 2025 yılında Türkiye’nin süt ve süt ürünleri ihracatının 523,3 milyon dolara ulaştığını hatırlatan Çallı, ihracattaki en büyük payın 236 milyon dolar ile (%45,1) peynire ait olduğunu, dondurma ihracatının ise 72,7 milyon dolarla toplam ihracatın %13,9’unu oluşturduğunu söyledi. Çallı, süt ve süt ürünlerinin ekonomik erişilebilirlik açısından da önemli bir hayvansal gıda ürünü olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı: “Süt ve süt ü rünleri, özellikle çocuklar ve gençler için en ulaşılabilir protein kaynakları arasında yer alıyor. Protein ihtiyacını et ürünlerinden karşılamak için daha yüksek maliyet gerekiyor. Bu nedenle halen en ucuz hayvansal protein kaynağı olan süt ürünleri, toplum beslenmesinde ve kalkınmada kritik öneme sahip.” ASÜD öncülüğünde başlatılan ve geçmiş yıllarda yürütülen Okul Sütü Programı’nın önemine dikkat çeken Çallı, çocukların süt tüketim alışkanlığı kazanmasının uzun vadeli halk sağlığı açısından önemli olduğunu söyledi, “Okul Sütü gibi uygulamalar yalnızca bir gıda desteği değildir. Aynı zamanda çocukların süt içme alışkanlığı kazanmasını sağlayan sosyal bir yatırımdır. Sağlık Bakanlığı verilerinde de görülen protein eksikliği ve bodurluk riskine karşı mücadelede de önemli katkı sağlar ” dedi. Süt ve süt ürünlerinin ileri yaşlardaki yetişkinler için de kemik sağlığı, kas kütlesinin korunması ve dengeli beslenme bağlamında önemli bir role sahip olduğunu dile getiren Çallı, “Akademik unvanlı bazı kişilerin bilimsel bilgiyle çelişen açıklamalarına inanan yetişkin bireylerin beslenmelerinde süt ürünlerine yer vermemeleri, bitkisel içeceklere yöneltilmeleri önemli sağlık sorunları doğuracaktır. Geçmişten beri tüketilen, süt gibi sağlıklı bir gıdanın bugün kalkıp sağlıksız olduğunu söylemek ve ‘çiftçinin emeği ak süte kara çalmak’ akıl alır gibi değil. Ebeveynler olarak kendi sağlığımız ve gelecek nesillerin sağlığı için gazlı ve şekerli içecekler yerine ayran, yoğurt, peynir ürünlere soframızda daha fazla yer açmalı, çocuklarımıza da örnek olmalıyız” dedi. “Sokak sütü romantizmi halk sağlığı riski oluşturuyor” Kayıt dışı ve kaynağı belirsiz süt satışlarına ilişkin de bir değerlendirme yapan Harun Çallı, tüketicilerin güvenilir süt ürünlerini tercih etmesi gerektiğini söyledi, “Sağlığın en kıymetli hazine olduğunu bir kez daha idrak ettiğimiz bir dönemde halen nerede, hangi koşullarda, hangi hayvandan sağıldığı belli olmayan çiğ sütlerin tüketiciye sunulduğunu görüyoruz. Uygun koşullarda muhafaza edilmeyen, sıcak havalarda mahallenize kadar soğutulmadan açıkta taşınan çiğ sütlerde, zoonotik ve gıda kaynaklı enfeksiyon riskleri bulunduğu gerçeği unutulmamalı” diye konuştu. Çallı, “Gelişmiş ülkelerde örneğine rastlanmayan sok ak sütü satışlarının, ‘doğal’, ‘organik’ yada ‘köy sütü’ algısıyla masum gösterilmeye çalışılması tüketiciyi yanıltıyor. Oysa bu ürünlerin önemli bir bölümü, kalite ve gıda güvenliği kriterlerini karşılamayan, içeriği ve üretim koşulları tam olarak bilinmeyen sütlerden oluşabiliyor. Tüketicinin güvenilir, denetlenen ve izlenebilir ürünleri tercih etmesi büyük önem taşıyor. Gıda güvenliği ihmale gelmez. Ambalajlı ve kayıtlı ürünler; izlenebilirlik, denetim ve soğuk zincir güvencesiyle tüketiciye ulaşıyor. Tüketicinin güvenilir gıdaya erişimi açısından bu sistem büyük önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki süt ve süt ürünleri üretim tesislerimiz, satış noktalarımız yılın 365 günü 24 saat Tarım ve Orman Bakanlığımızın denetimindedir” dedi. “Süt sektörü ortak akılla yönetilmeli” Süt sektörünün yalnızca üretim değil, tarım, hayvancılık, halk sağlığı ve ekonomi açısından stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Çallı, sektörün günlük değil uzun vadeli politikalarla yönetilmesi gerektiğini söyledi. Yem maliyetlerinin üretici üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Çallı, sürdürülebilir üretim için çiftçinin Avrupalı rakipleri gibi desteklenmesinin zorunlu olduğunu ifade etti ve şunları ekledi: “Hayvan yeminin erişilebilir maliyetlere düşürülmesi için üreticinin desteklenmesi gerekiyor. Süt sektörünün günlük kararlarla değil, ortak akıl ve uzun vadeli politikalarla yönetilmesi büyük önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki; süt tüketimindeki ar tış yalnızca halk sağlığına değil, üreticiye, kırsal kalkınmaya ve ülke ekonomisine de katkı sağlıyor.” “Türkiye’nin güçlü süt sanayisi korunmalı” Türkiye süt sektörünün bugün 100’ü aşkın ülkeye süt ve süt ürünleri ihraç eden önemli bir üretici konumunda bulunduğunu belirten Çallı, 42 tesisin AB’ye ihracat onayına sahip olduğunu, bunun yanında farklı ülkelerden ihracat yetkisi alan çok sayıda modern tesisin de uluslararası standartlarda üretim gerçekleştirdiğini söyledi. “Türkiye’nin güçlü bir süt sanayisi var. Gıda güvenliği standartları yüksek, denetlenen ve kayıtlı üretim yapan işletmelerimiz hem iç pazarda hem ihracatta önemli başarılar elde ediyor” diyen Çallı, 1 Haziran Dünya Süt Günü’nün toplumda sağlıklı beslenme bilincinin güçlendirilmesine katkı sağlamasını temenni etti.

Ebola salgını: Kanada geçici sınır kontrolleri uyguluyor. Haber

Ebola salgını: Kanada geçici sınır kontrolleri uyguluyor.

Kanada hükümeti 26 Mayıs'ta Ebola virüsünün giriş ve yayılma riskini azaltmayı amaçlayan bir dizi geçici önlem açıkladı. Bu adım, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'nin (Africa CDC), Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Uganda'daki Ebola salgınının kötüleşmeye devam ettiği ve bölgedeki diğer ülkelere yayılma potansiyeli taşıdığı uyarısının ardından geldi. Kanada Halk Sağlığı Kurumu'nun yaptığı açıklamaya göre, ülke Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Uganda ve Güney Sudan vatandaşlarının bazı göçmenlik belgelerinin işlenmesini 27 Mayıs Doğu Saatiyle 23:59'dan (Vietnam saatiyle yaklaşık 28 Mayıs 10:59) itibaren 90 gün süreyle geçici olarak askıya alacak. Yukarıda adı geçen üç ülkenin vatandaşları, daha önce geçici vize, e- seyahat izni veya kalıcı oturum vizesi sahibi olsalar bile, bu önlemler yürürlükte olduğu sürece Kanada'ya giriş yapamayacaklardır. Ayrıca, açıklamada Kanada'nın bu ülkelerin vatandaşlarından gelen yeni göçmenlik başvurularının işlenmesini de geçici olarak askıya aldığı belirtilmiştir. Bir diğer önlem ise zorunlu karantinadır. Buna göre, Kanada hükümeti, etkilenen bölgeyi girişten önceki 21 gün içinde ziyaret etmiş ancak semptom göstermeyen Kanada vatandaşları, daimi ikamet sahipleri, kayıtlı yerli Kanadalılar ve yabancı uyruklular için 21 günlük karantina zorunluluğu getirmiştir. Bu arada, semptom gösterenler Kanada Karantina Yasası uyarınca sürekli izleme ve değerlendirme için bir hastanede izole edileceklerdir. Kanada hükümeti, vatandaşları için riskin düşük olduğunu ve Kuzey Amerika'da hiçbir Ebola vakasının bildirilmediğini vurguluyor. Bununla birlikte, hükümet, salgının ciddiyeti ve yaklaşan 2026 Dünya Kupası ile ilgili faktörler de dahil olmak üzere uluslararası gelişmeler nedeniyle önleyici bir yaklaşımın gerekli olduğuna inanıyor. Bununla bağlantılı olarak, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin doğusundaki Goma şehrinde Ebola virüsüne yakalandığı doğrulanan bir hastanın "çok iyi" bir şekilde iyileşmekte olduğunu açıkladı. Dünya Sağlık Örgütü'nün Demokratik Kongo Cumhuriyeti temsilcisi Anne Ancia, şehre yaptığı ziyaret sırasında hastanın yerel bir sağlık kuruluşunda tedavi edildiğini ve yakın temaslıların düzenli olarak izlendiğini doğruladı. Bayan Ancia, müdahalenin epidemiyolojik gözetimi güçlendirmeye, temas takibine, vaka yönetimine ve toplumsal katılımı harekete geçirmeye odaklandığını doğruladı. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin 15 Mayıs'ta 17. Ebola salgınını ilan etmesinden bu yana, sağlık yetkilileri 900'den fazla şüpheli vaka ve 220'den fazla ölüm kaydetti.

Trump, Kaliforniya'da olağanüstü hal ilan etti. Haber

Trump, Kaliforniya'da olağanüstü hal ilan etti.

Bu karar, olası bir felaket patlamasına karşı önlem olarak yaklaşık 50.000 sakinin tahliyesi sırasında Federal Acil Durum Yönetim Ajansı'ndan (FEMA) destek alınmasına yardımcı oldu. Beyaz Saray'ın onayı, Kaliforniya Valisi Gavin Newsom'un 22 Mayıs'ta eyalet çapında olağanüstü hal ilan etmesinin ve federal hükümetten resmen yardım talep etmesinin ardından geldi. Olay, bir sanayi tesisindeki hasar görmüş bir metil metakrilat depolama tankından kaynaklandı ve çevredeki yoğun nüfuslu bölgede kamu güvenliği için ciddi bir tehdit oluşturdu. Vali Newsom, talebin federal hükümet tarafından hızlı bir şekilde onaylanmasından dolayı minnettarlığını dile getirdi; bu onay, sahadaki mevcut kaynakların güçlendirilmesine yardımcı oldu. Genellikle yaygın hasar meydana geldikten sonra ilan edilen büyük bir afet durumunun aksine, bu olağanüstü hal ilanı, kriz devam ederken acil mali ve lojistik destek sağlamayı amaçlamaktadır. Son gelişmelerde, Orange County İtfaiye Teşkilatı (OCFA), kurtarma ekiplerinin günler süren acil durum operasyonlarının ardından büyük bir patlama riskini başarıyla azaltarak önemli bir atılım gerçekleştirdiğini duyurdu. Bu sonucu elde etmek için, itfaiyeciler, tehlikeli madde uzmanları, çevre bilimciler ve kolluk kuvvetleri de dahil olmak üzere 785'ten fazla eyalet ve yerel acil durum personeli, gece gündüz çalışmak üzere seferber edildi. Doğrudan patlama riski geçici olarak kontrol altına alınmış olsa da, yetkililer yaklaşık 50.000 sakini kapsayan tahliye emrinin yürürlükte kaldığını vurguladı. Acil durum personeli şu anda çevresel ve halk sağlığı risklerini yakından izliyor ve hasar gören kimyasal altyapıyı tamamen stabilize etmek için çalışıyor. Yerel yetkililer, bölge sakinlerini güvenlik yönergelerine kesinlikle uymaya, olay yerine geri dönmekten veya olay yerini gözlemlemek için ziyaret etmekten kaçınmaya çağırmaya devam ediyor. Yetkililer şu açıklamayı yaptı: "Tahliye emri, halkın güvenliği için verilmiştir. Tahliye etmeniz istenirse lütfen tereddüt etmeyin."

Çin, ABD'ye Tayvan ve İran'la ilgili mesajlar verdi Haber

Çin, ABD'ye Tayvan ve İran'la ilgili mesajlar verdi

Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, 13-15 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen ziyarette tartışılan konulara dair basına yazılı değerlendirmede bulundu. ABD Başkanı Trump'ın, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile 9 saate yakın birlikte vakit geçirdiğini ifade eden Vang, liderlerin iki ülke ilişkilerinin yanında dünya barışı ve kalkınmasını ilgilendiren konularda da uzun tartışmalar yaptıklarını belirtti. Vang, Çin'in egemenlik ihtilafı içinde olduğu Tayvan ile yeniden birleşmesinin Çin ulusunun ortak özlemi, Çin Komünist Partisinin (ÇKP) tarihi misyonu ve İkinci Dünya Savaşı sonrası uluslararası düzenin önemli bir parçası olduğuna işaret ederek şunları kaydetti: "(Tayvan sorunu) Eğer uygun şekilde ele alınırsa ABD-Çin ilişkileri istikrarlı olacak ve taraflar karşılıklı işbirliğini ilerletmeye daha fazla enerji ayırabilecektir. Aksi halde, iki ülke arasında gerginlikler ve hatta çatışmalar yaşanabilir, ilişkilerin geneli tehlikeye girebilir." Çinli Bakan, ABD'nin "tek Çin" ilkesine ve iki ülke arasında siyasi ilişkilerin temelini oluşturan Üç Ortak Bildiri'deki Tayvan konusundaki taahhütlerine uyacağını umduklarını vurguladı. İran ile kalıcı ve kapsamlı ateşkes çağrısı Ziyarette Devlet Başkanı Şi'nin, Ortadoğu'daki savaş konusunda Çin'in pozisyonunu dile getirdiğini, burada güç kullanımın sorunları çözmeyeceğini ve diyaloğun tek doğru tercih olduğunu vurguladığını aktaran Vang, müzakerelerden hemen sonuç alınamasa da diyalog yolu hazır açılmışken yeniden kapanmaması gerektiğini söylediğini belirtti. Vang, Çin'in ABD'yi İran ile nükleer sorunu dahil farklılıklarını ve anlaşmazlıklarını müzakerelerle çözmeyi sürdürmeyi teşvik ettiğini, ateşkesin sürdürülerek Hürmüz Boğazı'nın en kısa zamanda yeniden açılması çağrısı yaptığını, burada yaşanan açmazın temel çözümünün kalıcı ve kapsamlı ateşkesin sağlanması olduğunu dile getirdiğini kaydetti. Çin ve ABD liderlerinin, temaslarının ardından iki ülke arasında "yapıcı stratejik istikrar ilişkisi" olarak tanımladıkları bir vizyon oluşturma konusunda siyasi mutabakata vardıklarını aktaran Vang, tarafların, dış politika, askeri ilişkiler, ekonomi, ticaret, halk sağlığı, tarım, turizm, halklar arası bağlar, kanun koruma dahil tüm alanlarda ve her seviyede temasların artırılmasında anlaştıklarını belirtti. İki ülke ilişkilerinde stratejik istikrarın tesisine odaklanan bu yeni vizyonun, büyük güç ilişkilerinde yeni bir paradigma ihtiyacına yanıt verdiğine işaret eden Vang, Çin'in, bundan, işbirliğinin temel dayanak olduğu, rekabetin uygun sınırlar içinde sürdürüldüğü ve savaş ve çatışma yerine barış odaklanan bir istikrar ilişkisini anladığını kaydetti.

Ankara Keçiören’de kurban satış alanları noter huzurunda belirlendi Haber

Ankara Keçiören’de kurban satış alanları noter huzurunda belirlendi

Ankara Keçiören Belediyesi tarafından Bağlum’da kurulan kurban pazarında besicilerin çadır kuracakları noktaların tamamı herhangi bir kontenjan ayrılmaksızın canlı yayında ve noter huzurunda kurayla belirlendi. Altındağ 4. Noterliği Başkâtibi Osman Sertaç Boztaş tarafından çekilen isimler ve çadır numaraları salonda yüksek sesle anons edilirken, çekiliş sonuçları kura komisyonu tarafından resmi kayıt altına alındı. Keçiören Belediyesi Zabıta Müdürlüğü tarafından düzenlenen kura töreni ilçedeki Mevlana Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. “PERSONELLERİMİZ SÜREKLİ SAHADA GÖREV ALACAKLAR” Keçiören Belediye Başkan Yardımcıları Av. Serkan Bedirhanoğlu ve Mehmet Aygün de besicileri yalnız bırakmadı. Kura çekimi sırasında besicilere hitap eden Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Av. Serkan Bedirhanoğlu, şunları söyledi: “Keçiören Belediye Başkanımız Sayın Dr. Mesut Özarslan'ın katkılarıyla Bağlum'da kurulumunu yaptığımız kurban satış alanımızdaki çadırların hak sahiplerine kura ile tahsisini gerçekleştirmek amacıyla bir araya geldik. Ankara Altındağ 4. Noterliği Başkâtibi Sn. Osman Sertaç Boztaş ve sizlerin huzurunda adil, şeffaf bir şekilde yapılacak olan çekilişimiz aynı zamanda Belediyemiz YouTube kanalından canlı olarak da yayınlanmaktadır. Bayram öncesi gerekli tüm hazırlıkların yapılıp tüm önlemlerin alınacağı kurban satış alanımızda veteriner dışında zabıta, fen işleri, ulaştırma, destek hizmetleri, temizlik ve ilgili müdürlük personellerimiz sürekli sahada görev alacaklardır. Alana giriş yapacak vatandaşlarımız ve siz değerli besicilerimizin talep ve ihtiyaçları görevli personellerimiz tarafından anında karşılanacak ve bu sürecin en sağlıklı şekilde geçirilebilmesi için tüm adımlar hızlı bir şekilde atılacaktır. Tahsisini gerçekleştireceğimiz çadır yerlerinin siz besicilerimize şimdiden hayırlı olmasını temenni ediyor, sizlerin ve tüm Keçiörenli hemşerilerimizin Kurban Bayramı’nı kutluyorum.” BESİCİLERE ÖNEMLİ BİLGİLER VERİLDİ Keçiören İlçe Tarım Müdürü Ayşe Çırak da besicilere yönelik bilgilendirme yaparak önemli uyarılarda bulundu. Çırak, ilçede yoğun hayvan hareketliliği yaşandığını ve bu nedenle denetimlerin artırıldığını belirtti. Kurban pazarına getirilecek hayvanların küpeli, pasaportlu ve aşılarının tam olması gerektiğini vurgulayan Çırak, özellikle il dışından gelen hayvanlar için veteriner sağlık raporlarının zorunlu olduğunu ifade etti. Geçmiş yıllarda yaşanan şap hastalığı kaynaklı kayıplara dikkat çeken Ayşe Çırak, bu yıl benzer sorunların yaşanmaması için kontrol noktalarına uğrama zorunluluğu ve belgelerde eksiklik olmaması gerektiğini hatırlattı. Kurallara uymayan hayvanların pazara alınmayacağını ya da kesime sevk edileceğini belirten Çırak, besicilerden hem halk sağlığı hem de ibadetin usulüne uygun yerine getirilmesi için hassasiyet göstermelerini istedi. BESİCİLER KURADAN MEMNUN Türkiye’nin dört bir yanından kurban satışı yapmak için Keçiören’e gelen üreticiler, kurban satış çadırlarının hakkaniyetle dağıtılmasından duydukları memnuniyeti dile getirerek Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan ve ekibine teşekkür etti.

Şu an'a kadar Orta Doğu'daki ölü sayısı hakkında bildiklerimiz Haber

Şu an'a kadar Orta Doğu'daki ölü sayısı hakkında bildiklerimiz

İşte İran ile savaşın başlamasından bu yana Orta Doğu'daki saldırılarda öldürülenlerin sayısı hakkında bildiklerimiz. İran: Kızılay Derneği'ne göre, ABD-İsrail ortak saldırılarının başlamasından bu yana İran'da en az 555 kişi öldürüldü. İran devlet medyasına göre, bir kız ilkokulundaki grevde en az 165 kişi öldü. Çin dışişleri bakanlığı, İran'da bir Çinli vatandaşın da öldürüldüğünü söyledi. İsrail: Magen David Adom'a göre, İsrail'de İran'a karşı askeri operasyonlara başladığından bu yana en az 10 kişi öldü ve 200'den fazla kişi yaralandı. Ölümlerden dokuzu, bir füzenin bir bomba sığınağına çarptığı Beit Shemesh şehrinden bildirildi. Lübnan: Ülkenin Halk Sağlığı Bakanlığı, İsrail'in güney Lübnan ve Beyrut'a hava saldırılarında en az 31 kişinin öldürüldüğünü söyledi. Irak: Milislerin Medya Müdürlüğü bugün erken saatlerde Telegram'da yaptığı bir gönderide, İran destekli bir paramiliter grup olan Irak'ın Halk Seferberlik Kuvvetleri'nin dört üyesinin karargahlarından birini hedef alan ABD-İsrail saldırısında öldürüldüğünü açıkladı. Birleşik Arap Emirlikleri: BAE'de İran'ın misilleme saldırılarında üç kişinin öldürüldüğünü söyledi. Kuveyt: ABD Merkez Komutanlığı, üç ABD hizmet üyesininöldürüldüğünü söyledi. Bahreyn: Bahreyn devlet medyası, Bahreyn'in Salman Sanayi Şehri'nde ele geçirilen bir füzenin enkazının Bahreyn'deki Salman Sanayi Şehri'nde bir "yabancı gemide" yangın çıkarması nedeniyle bir kişinin öldürüldüğünü bildirdi.

Trump, sera gazlarının halk sağlığını tehdit ettiğine dair tarihi kararı iptal etti Haber

Trump, sera gazlarının halk sağlığını tehdit ettiğine dair tarihi kararı iptal etti

2009 tarihli "tehlike tespiti" olarak adlandırılan karar, bir dizi sera gazının halk sağlığı için tehdit oluşturduğu sonucuna varmıştı. Bu karar, özellikle araçlarda emisyonları kontrol altına alma yönündeki federal çabaların yasal temelini oluşturuyordu. Beyaz Saray, bu geri çevirmeyi "Amerikan tarihindeki en büyük düzenleme kaldırma" olarak nitelendirerek, otomobillerin daha ucuz hale geleceğini ve otomobil üreticileri için araç başına 2.400 dolar maliyet düşüşü sağlayacağını söyledi. Çevre grupları, bu hamlenin şimdiye kadar denenen en önemli iklim değişikliği geri adımı olduğunu ve mahkemelerde itiraz edeceklerini söylüyor. Perşembe günü Oval Ofis'te konuşan Trump, 2009 tarihli kararın "Amerikan otomotiv endüstrisine ciddi zarar veren ve Amerikan tüketicileri için fiyatları büyük ölçüde artıran felaket bir Obama dönemi politikası" olduğunu söyledi. Cumhuriyetçi başkan, Demokratların iklim gündemi hakkında, "Bu radikal kural, tarihin en büyük dolandırıcılıklarından biri olan Yeşil Yeni Dolandırıcılık'ın yasal temeli haline geldi" diye ekledi. Görevdeki başkanların politikaları hakkında nadiren yorum yapan eski Başkan Barack Obama, bu bulgunun iptal edilmesinin Amerikalıları daha savunmasız hale getireceğini söyledi. X'te yazdığı yazıda, "Bunun olmadan, daha az güvende, daha az sağlıklı ve iklim değişikliğiyle mücadele etme konusunda daha az yetenekli olacağız - bunların hepsi fosil yakıt endüstrisinin daha da fazla para kazanması için olacak" dedi.

Bursa Orhangazi’de taş ocakları yerleşimlere dayandı Haber

Bursa Orhangazi’de taş ocakları yerleşimlere dayandı

Kutlu Parti Çevre, Şehircilik ve İskân Politikaları Başkanı Şehir Plancısı Şule Tuntaş, Orhangazi’de maden ve taş ocaklarının köy ve mahallelerin içine kadar ilerlediğini belirterek, durumu “yaklaşan bir felaket” olarak nitelendirdi. Bursa’nın Orhangazi ilçesinde maden ve taş ocaklarının yerleşim alanlarına kadar ilerlemesi tepkilere neden oluyor. Kutlu Parti Çevre, Şehircilik ve İskân Politikaları Başkanı Şule Tuntaş, yaptığı yazılı açıklamada yaşananların yalnızca çevresel bir sorun değil, şehircilik, halk sağlığı ve yaşam hakkı krizi olduğunu vurguladı. Tuntaş, taş ocaklarının bazı bölgelerde evlere 70–200 metre mesafede faaliyet gösterdiğini, cami, okul ve tarım alanlarının hemen yanında patlatmalı madencilik yapıldığını belirtti. Uydu görüntüleri ve ruhsat haritalarının tehlikenin boyutunu açıkça ortaya koyduğunu ifade etti. Özellikle Nadır Kaynağı su havzasının maden sahalarıyla iç içe geçtiğine dikkat çeken Tuntaş, bu durumun Orhangazi’nin içme suyunu doğrudan tehdit ettiğini söyledi. Karstik yapı nedeniyle kirliliğin çok kısa sürede su kaynaklarına ulaştığını vurguladı. Orhangazi’de yaklaşık 1600 ruhsatın büyük bölümünün “ÇED Gerekli Değildir” kararıyla verildiğini belirten Tuntaş, halkın, bilim insanlarının ve meslek odalarının süreç dışında bırakıldığını kaydetti. Yeni madencilik düzenlemeleriyle izin süreçlerinin hızlandırıldığını hatırlatan Tuntaş, Orhangazi’nin Akbelen ve Yatağan örnekleriyle benzer bir risk altında olduğunu söyledi. Tuntaş, “Bu mesele doğaya değil, yaşama sahip çıkma meselesidir” diyerek yetkilileri göreve çağırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.