Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Haber

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Haber haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Haber haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Polisiz diyerek kandırdılan yaşlı kadının 2 milyonluk altınını çaldılar Haber

Polisiz diyerek kandırdılan yaşlı kadının 2 milyonluk altınını çaldılar

Olay, geçtiğimiz Çarşamba günü Esenyurt İstiklal Mahallesi’nde yaşandı. İddiaya göre tek başına yaşanan 75 yaşındaki Adile Gündoğdu’yu tanımadığı bir numara aradı. Kendilerini polis olarak tanıtan çete üyeleri önce yaşlı kadının ailesine ait bilgileri vererek kendilerinin polis olduğuna inandırdı. Kimliğinin kopyalandığını, sahte para ile bir kuyumcudan yüklü miktarda altın alındığını söyleyen dolandırıcılar yaşlı kadının evinde altınların bulunması halinde gözaltına alınacağını belirtti. Bu durum karşısında panikleyen Gündoğdu, kendisinin olayla alakası olmadığını söyledi. Dolandırıcılar yaşlı kadını önce sürekli alışveriş yaptığı kuyumcuya, ardından ise komşusuna para ve altın istemeye gönderdi. Olumsuz yanıt alan yaşlı kadının daha fazla para bulamayacağını anlayan şahıslar, evde aramaya yapacakları bahanesiyle Gündoğdu’nun yaşadığı daireye geldi. Kendi ve oğluna ait altınlarının evde olduğunu söyleyen yaşlı kadın, polis olduğunu düşündüğü şahsa kontrol etmesi için 2 milyon TL değerindeki altınları teslim etti. Altınları alan çete üyesi kayıplara karışırken, bu süreçte telefondan konuşmaya devam eden diğer dolandırıcı komşusuna giderek tekrardan para alması istedi. Bu sırada durumu fark eden komşu telefonu kapatarak yaşlı kadının çocuklarına haber verdi. Dolandırıldığını o andan sonra anlayan yaşlı kadın oğluyla birlikte karakola giderek şikayetçi okurken, aynı yöntemle gün içinde 3 kişinin daha dolandırıldığı öğrenildi. "Altınları cihaza sokacağız diyerek 2 milyon değerindeki ziynet eşyalarını aldılar"" Şahısların polis olarak aradığını belirten Adile Gündoğdu, "Beni aradı, ‘Sen nereye gittin, kimliğini kime verdin’ dedi. Kimseye vermediğimi söyledim. Bana ‘Senin kimliğinle bir kuyumcudan sahte parayla altın alınmış’ dedi. Benim öyle bir şey yapmadığımı, haram yemeyeceğimi söyledim. 2 saat boyunca telefonu hiç kapatmadı, beynimi yediler. Kimliğin yerinde olduğunu söyledim ve bana evime polisin geleceğini söyledi. Evi arayacaklarını, sahte bir veya şüpheli bir şey bulunursa beni gözaltına alacaklarını söylediler. Ben altınları yatağımın üzerine çıkarmıştım polisler gelecek diyerek. Genç bir çocuk geldi, o da telefonla konuşuyordu. Telefondaki ‘Altınları cihaza sokacağız, sahte mi anlayacağız’ dedi. Evime gelen ise 2 milyon değerindeki bana ve oğluma ait altınları aldı. Çantayı elimden almaya kalksaydım belki beni de öldürecekti. O sırada kimseye söyleme, olayı karıştırma sakın diye tembihledi beni. Daha sonra ise beni komşuya gönderdi ve tekrar para istememi söyledi. Aldığı parayı az buldu ve bir daha gitmemi istedi. Bu sefer komşum durumu fark etti ve telefonu elimden aldı. İşte o zaman anladım dolandırıldığım" dedi. "Konuşamayacağını söyledi" Annesine ulaşamayınca şüphelenen Özlem Gündoğdu Topçu ise, "Annemi gün içerisinde belirli aralıklarla arıyorum. O günde aradım açmadı, meşguldü. Sonrasında birkaç kez daha aradım meşguldü. Sonrasında telefonu açtı, konuşamayacağını söyledi ve kapattı. Hemen komşusunu aradım ama o sırada iş işten geçmişti, dolandırıcılar altınları çoktan almıştı. Daha sonra abimi aradım, birlikte karakola giderek şikayetçi oldular. Abim ve annemin toplamda 2 milyon TL’lik ziynet eşyasını çalmışlar. Cani insanlar olduklarını düşünüyorum, annemin korkularından faydalanarak bu işi yapmışlar. Biz karakola şikayete gittiğimize birinin daha dolandırıldığını öğrendik, ardından ise polisler aradı bir kişiyi daha dolandırmışlar" diye konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İsrail’in koçbaşlığını üstlendiği yıkıcı bir savaş yaşanıyor Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İsrail’in koçbaşlığını üstlendiği yıkıcı bir savaş yaşanıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şu şekilde: “İsrail’in Gazze’deki soykırımını dünyaya duyurmaya çalışırken şehit düşen 275 kahraman gazeteciyi kemal-i hürmetle anıyorum. İftarımıza iştirak eden siz değerli konuklarımıza teşekkür ediyor; bu güzel buluşma için İletişim Başkanlığımıza tebriklerimi iletiyor, buluşmamızın basın camiamız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Değerli arkadaşlar, sizlerin de bildiği üzere gazeteciler ve yazarlar toplumun bir anlamda hafızasını teşkil eder. Günün sıcak gelişmelerini kayda geçirmek; yaşadığımız çağın entelektüel izlerini geleceğe taşımak büyük bir sorumluluk gerektirir. Bu mesuliyet bazen bir haber cümlesinde, bazen bir manşette, bazen bir köşe yazısında, kimi zaman da uzun yıllar okunacak bir kitapta kendisini gösterir. Artık uğurlamak üzere olduğumuz Ramazan ayı; insanın hem kendisiyle hem toplumla olan ilişkilerini yeniden düşünmesine, değerlendirmesine ve kendisini sorgulamasına zemin hazırlayan müstesna bir zaman dilimidir. Özellikle gazetecilik ve yazarlık gibi hakikatin peşinde olan meslek mensupları için bu mübarek günler ayrı bir mana ve ehemmiyet arz eder. Sizler kaleminizle, sözünüzle, emeğinizle bu toplumun düşünce iklimine çok önemli katkılar yapıyorsunuz. Gerektiğinde sorgulayarak, gerektiğinde ise takdir ve teşvik ederek hayati bir kamu hizmetini yerine getiriyorsunuz. Tüm bunların yanında çağımızın baş belasına dönüşen dezenformasyonla da mücadele ediyor; haberin kaynağına iniyor, en objektif ve en güvenilir bilgiyi milletimize aktarmak için hassasiyetle hareket ediyorsunuz. Kimi zaman savaş ve sıcak çatışmaların göbeğinde, kimi zaman kriz ve afet bölgelerinde, kimi zaman da en zorlu arazi ve iklim koşullarında toplumun doğru ve teyit edilmiş haberlere erişebilmesi adına canınızı ortaya koyuyorsunuz. Bunun için her birinize şahsım ve milletim adına yürekten teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Güçlü bir toplum yapısı ancak sağlıklı bir bilgi akışıyla mümkündür. Hakikat ile söylenti, gerçekle algı arasındaki sınırın giderek belirsiz hale geldiği bir medya düzeninde; gazetecilik toplum için adeta bir pusula işlevi görür. Hakikatin izini süren basın emekçilerimizin taşıdığı yük, bu anlamda son derece mühim ve kritiktir. Sizler çok daha yakından tecrübe ediyorsunuz; bilgi üretimi ve enformasyon akışının tarihte hiç olmadığı kadar hızlandığı bir dönemi yaşıyoruz. Ancak bu hız; aynı zamanda yanlış, taraflı, zararlı, yapay ve maksatlı içeriklerin yayılmasını kolaylaştırıyor; teyit mekanizmasının sağlıklı işlemesinin önüne geçebiliyor. Bizde sıkça tekrarlanan meşhur bir söz vardır: "Doğru ayakkabılarını giyene kadar yalan dünyayı üç kez dolaşır." Ne yazık ki bugün "hakikat ötesi çağ" adı verilen tam da böyle bir dönemin içindeyiz. Bu sorun sadece ülkemizin değil, tüm dünyanın yüzleştiği ve çözüm aradığı bir tehdit haline dönüşmüş durumda. Tabii bizler devlet olarak, gerek İletişim Başkanlığımızla gerekse diğer kurumlarımızla dezenformasyonla en etkin şekilde mücadele ediyoruz ve edeceğiz. Fakat bu mücadelenin başarıyla yürütülmesi noktasında sizlere de önemli görevler düşüyor. Burada Nizamülmülk’e atfedilen bir sözü, siz kalem ve fikir erbabımıza bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum: "Bir mızrağı yahut oku belli bir mesafeye kadar atabilirsiniz, bunların etkisi sınırlıdır. Oysa bir kelimenin, bir yazının, bir düşüncenin nereye vuracağının sınırı belirsizdir." Değerli dostlarım, mesele bizim için bu kadar açık ve nettir. Seçtiğiniz kelimelerle, yazdığınız yazılarla ve milletimize verdiğiniz doğru bilgilerle bu tehditlerin önüne geçmeniz son derece mühimdir. Ülkemize yönelik beşinci kol faaliyetlerini, algı mühendisliklerini, Türkiye’nin imaj ve itibarını hedef alan karalama kampanyalarını sizlerin de güçlü desteğiyle daha kolay ve hızlı engelleyeceğimize inanıyorum. Bölgemizde İsrail’in koçbaşlığını üstlendiği yıkıcı bir savaş yaşanıyor. Masum çocuklar okullarında ders dinlerken acımasızca katlediliyor. İnsanlar asırlardır sahibi oldukları topraklarından göç etmeye zorlanıyor. İsrail, tamamen keyfi sebeplerle ve hiçbir yetkisi olmadığı halde, ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı 17 gündür Müslümanların ibadetine kapalı tutuyor. Önce Gazze’yi, ardından Yemen ve Lübnan’ı, son olarak da İran’ı hedef alan saldırılarının amacının sadece güvenlik olmadığını hepimiz biliyoruz. "Vadedilmiş topraklar" hezeyanından kıyamet senaryolarına kadar çeşit çeşit garabetin gündeme getirilmesi elbette tesadüf değildir. Eline güç geçmiş ve kendilerini diğer insanlardan üstün gören bir şebeke, bölgemizi adım adım felakete sürüklemektedir. İşte bize dayatılan gündemlerin çekim alanından kurtulup tüm bu gerçeklerin, bu barbarlığın ve bu cinnet halinin yankı uyandıracak şekilde tüm dünyaya anlatılması önemlidir. İmtiyazlarını kaybedenler rahatsız olsa da inşallah bir daha o eski günlerin hortlatılmasına izin vermeyeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum”

Furkan Torlak, İletişim Başkanlığı’ndan istifa etti. Haber

Furkan Torlak, İletişim Başkanlığı’ndan istifa etti.

Sabah gazetesinin “Mehmet Akif Ersoy soruşturması” başlıklı haberinde ismi geçen Furkan Torlak, İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörlüğü görevinden ayrıldı. Sabah gazetesi, uyuşturucu operasyonu kapsamında tutuklanan ve suç örgütü kurmaktan, "kadınları cinsel ilişkiye zorlayarak maddi kazanç sağlamaktan" suçlanan gazeteci Mehmet Akif Ersoy ile ilgili bir kadının ifadesini yayımladı. Haberde, kadın şahsın "Ersoy beni Ankara'dan gelen arkadaşı Furkan T. ile tanıştırdı. Bir gün, 'Furkan T. ile bir araya gelerek Ayfer B.'yi de alıp bir yere gidecektik' dedi. Ancak o yere gitmek yerine, Akif'in kiraladığı eve gittik. Orada Furkan T. ve Ayfer'le uzun bir süre kaldık" şeklindeki ifadelerine yer verildi. Gazeteci Barış Terkoğlu, hakkında yürütülen uyuşturucu soruşturması sırasında Habertürk Genel Yayın Yönetmenliği görevinden alınan ve tutuklanan Ersoy ile ilgili Sabah gazetesinin yayımladığı habere dikkat çekmişti. Haberde adı geçen “Furkan T.” isminin öne çıkarıldığını dile getiren Terkoğlu, bu kişinin "Cumhurbaşkanlığı'nda önemli bir görevde olduğunu" belirtti. Terkoğlu, "Bu haberlerin ardından hedefteki ismin 'görevden af talebiyle' geleceği yönünde bir beklenti oluştuğunu" ifade etmişti. Furkan Torlak, sosyal medya hesabından yaptığı bir açıklama ile görevinden ayrıldığını duyurdu. Torlak'ın sosyal medya gönderisi şu şekildeydi: "Bugün bazı basın-yayın organlarında ve sosyal medya mecralarında, adli bir süreçle ilgili yer alan haberde adımın geçtiğini öğrenmiş bulunuyorum. İçeriği ve bağlamı itibarıyla rahatsız edici olan söz konusu haberde, hakkımda herhangi bir suçlama bulunmamasına rağmen ismimin anılması, şahsım adına üzüntü verici bir durumdur. Haberde adı geçen gazeteci Mehmet Akif Ersoy, çoğu kişinin malumu olduğu üzere çocukluğumdan itibaren tanıdığım bir arkadaşımdır. Şahsıma yönelik herhangi bir isnat söz konusu olmamasına rağmen, kişisel olarak hukuka aykırı bir eylem içerisinde bulunmadığımı özellikle vurgulamak istiyorum. Bununla birlikte çalıştığım kurumun böyle bir haber bağlamında anılması, kesinlikle isteyeceğim en son şeydir. Devletin ve kurumlarının itibarı, şahısların itibarından üstündür. Bu nedenle görev yaptığım kurumun yıpranmaması adına yürütmekte olduğum görevden istifa etme kararı almış bulunuyorum. Kamuoyuna saygı ile duyurulur."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.