Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Güvenlik Tehdidi

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Güvenlik Tehdidi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güvenlik Tehdidi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD Temsilciler Meclisi’nden İran savaşı kararı: Trump’ın savaş yetkisine sınırlama Haber

ABD Temsilciler Meclisi’nden İran savaşı kararı: Trump’ın savaş yetkisine sınırlama

Karar üçüncü kez Meclis’ten geçti Temsilciler Meclisi'nde kabul edilen karar, Başkan Donald Trump yönetiminin Kongre tarafından savaş ilanı veya özel bir askeri yetkilendirme olmadan İran’a yönelik askeri faaliyetlerini sürdürmesini sınırlandırmayı hedefliyor. Demokrat Temsilci Seth Moulton tarafından desteklenen düzenleme, ABD Silahlı Kuvvetleri’nin İran’a yönelik çatışmalardan çekilmesini öngörürken, ABD veya müttefiklerine yönelik yakın bir saldırıya karşı savunma amacıyla bölgede asker bulundurulmasına ilişkin istisnalar içeriyor. Karar 220’ye karşı 204 oyla kabul edildi. Yedi Cumhuriyetçi temsilci Demokratlara katılarak düzenlemeye destek verdi. Bunlar Tom Barrett, Warren Davidson, Brian Fitzpatrick, Thomas Massie, Nancy Mace, Mariannette Miller-Meeks ve Zach Nunn oldu. Moulton’dan Kongre vurgusu Kararın önde gelen isimlerinden Seth Moulton, oylama öncesinde ABD'nin Irak Savaşı'ndaki askeri geçmişine atıfta bulundu. Moulton, Trump’ın savaşın birkaç hafta süreceğine ilişkin daha önceki açıklamalarını hatırlatarak Kongre’nin anayasal yetkileri çerçevesinde yönetimi sorgulaması gerektiğini savundu. Cumhuriyetçiler İran tehdidine dikkat çekti Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi Başkanı Cumhuriyetçi Brian Mast ise İran’ın hâlâ ABD açısından tehdit oluşturduğunu savundu. Mast, Demokratlara bölgedeki hangi askeri kaynakların geri çekilmesini istediklerini sorarken, Trump’ın “sonsuz savaşlar” yaklaşımına karşı olduğunu ve İran’la uzun yıllardır devam eden çatışma dönemini sona erdirmeyi amaçladığını söyledi. Böylece oylamada bir tarafta Kongre’nin savaş yetkileri üzerindeki denetiminin güçlendirilmesini savunan milletvekilleri, diğer tarafta ise İran’ın devam eden bir güvenlik tehdidi olduğunu belirterek askeri varlığın sürdürülmesini savunan Cumhuriyetçiler yer aldı. Savaşın maliyeti 38 milyar doları aştı Oylama, savaşın ABD bütçesine maliyetinin tartışıldığı bir dönemde gerçekleşti. Kongre Bütçe Ofisi’nin (CBO) 15 Eylül’de yayımladığı değerlendirmeye göre, İran’daki çatışmaların ABD Savunma Bakanlığı’na doğrudan maliyeti 1 Ağustos itibarıyla yaklaşık 38 milyar dolara ulaştı. CBO, çatışmaların yoğunluğuna bağlı olarak savaşın aylık maliyetinin yaklaşık 2 ila 3 milyar dolar arasında olabileceğini bildirdi. Raporda ayrıca, çatışmaların devam etmesi halinde savunma harcamalarının artabileceği ve savaşın ekonomik etkileri nedeniyle 2027 başlarında enflasyonun daha önceki beklentilerin yaklaşık 0,5 puan üzerinde gerçekleşebileceği belirtildi. Önceki girişimler sonuç vermemişti Temsilciler Meclisi, İran savaşıyla ilgili benzer savaş yetkileri kararlarını daha önce haziran ve temmuz aylarında da kabul etmişti. Ancak önceki girişimler başkanlık makamına ulaşmadı. Senato’da da İran’daki askeri faaliyetleri sınırlandırmaya yönelik benzer bir girişim gündeme gelmiş, ancak süreç daha sonra değişikliğe uğramıştı. Bu nedenle son Meclis oylamasının ardından düzenlemenin Senato’daki geleceği önem taşıyor. Benzin fiyatları da gündemde İran savaşı, enerji piyasaları ve ABD’deki akaryakıt fiyatları üzerindeki etkileri nedeniyle Kongre’deki tartışmaların başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, düzenlediği basın toplantısında benzin fiyatlarının düşürülmesi gerektiğini söyledi. Johnson ayrıca çatışmanın bölgede yeni bir aşamaya girdiğini savunarak müttefiklerin bölgenin istikrarına yönelik çalışmalarının arttığını ifade etti. Johnson, enerji maliyetlerindeki düşüşün gıda fiyatlarına da yansıyacağını belirtti ve bunun daha erken gerçekleşmesini tercih ettiğini söyledi. Temsilciler Meclisi’ndeki son oylamayla birlikte İran savaşı ve başkanın savaş yetkileri üzerindeki Kongre denetimi tartışması yeniden ABD siyasetinin önemli gündem maddelerinden biri haline geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savunma sanayiinde yerlilik oranının yüzde 82’nin üzerine çıktı. Türkiye artık farklı bir ligin oyuncusudur Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savunma sanayiinde yerlilik oranının yüzde 82’nin üzerine çıktı. Türkiye artık farklı bir ligin oyuncusudur

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Millî Savunma Üniversitesi (MSÜ) Harp Okulları Diploma Alma ve Sancak Devir Teslim Töreni’nde yaptığı konuşmada Türkiye’nin savunma sanayii ve askeri caydırıcılık alanındaki gelişmelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Savunma Sanayii Başkanlığı’nın yürüttüğü projelere ilişkin bilgi veren Erdoğan, kurumun toplam hacmi 100 milyar doları aşan 1.468 projeyi aynı anda yürüttüğünü söyledi. Savunma sanayiinde yerlilik oranının yüzde 82’nin üzerine çıkarıldığını belirten Erdoğan, “Deyim yerindeyse, artık sadece kendimizle yarışıyoruz” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan: “Savunma Sanayii Başkanlığımız, şu anda hacmi 100 milyar doları aşan tam bin 468 projeyi aynı anda yürütüyor. Yerlilik oranını yüzde 82’nin üzerine çıkardığımız savunma sanayiinde, deyim yerindeyse, artık sadece kendimizle… pic.twitter.com/zQn0x6PAm2 — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) August 30, 2026 “TÜRKİYE ARTIK FARKLI BİR LİGİN OYUNCUSUDUR” Türkiye’nin savunma sanayii ve askeri caydırıcılık başta olmak üzere birçok alanda önemli mesafe katettiğini savunan Erdoğan, bu gelişmeleri görmek istemeyenlere geçmişte Türkiye açısından güvenlik tehdidi olarak değerlendirilen bazı aktör ve yapıların bugün Türkiye’yle aynı güç ve ölçekte olmadığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “20-30 yıl önce ülkemiz için ‘güvenlik tehdidi’ olarak değerlendirilen aktör ve yapılar, artık Türkiye’yle boy ölçüşecek güç ve ölçekte değildir” dedi. Türkiye’nin söz konusu aktörlerin açıklamalarını dikkate alacak bir ülke olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye artık bunları kale alacak, bunların hezeyanlarını dikkate alacak bir ülke değildir. Türkiye artık farklı bir ligin oyuncusudur" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşması sonrasında yeni mezunların diploma sevincine ortak oldu.

Burhanettin Duran’dan Netanyahu’ya Tepki: “Türkiye Bu Oyunlara Gelmeyecek” Haber

Burhanettin Duran’dan Netanyahu’ya Tepki: “Türkiye Bu Oyunlara Gelmeyecek”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Türkiye ve Suriye’ye ilişkin açıklamalarına sert tepki gösterdi. Duran, Netanyahu’nun tehdit ve suçlamalarının siyasi kaygılardan kaynaklandığını savunarak, “Netanyahu gibi figüranların barış ve istikrarı baltalama oyunlarına gelmeyecek tecrübeye sahibiz” mesajını verdi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun bir mülakatta Türkiye ve Suriye hakkında yaptığı açıklamalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Duran, Netanyahu’nun Türkiye ve Suriye’ye yönelik tehdit ve suçlamalarının İsrail yönetiminin uluslararası alanda giderek artan yalnızlığının göstergesi olduğunu savundu. Duran: Netanyahu’nun söylemleri sonuç vermiyor Netanyahu’nun “hayali tehditler ve düşmanlar” oluşturarak uluslararası kamuoyunu etkilemeye çalıştığını belirten Duran, bu yaklaşımın artık beklenen karşılığı bulmadığını ifade etti. Duran, İsrail’in Gazze, Suriye ve Lübnan’daki politikalarına yönelik uluslararası tepkilerin arttığını belirterek, Netanyahu’nun iç siyasi hesaplarla Türkiye karşıtı söylemleri öne çıkardığını öne sürdü. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı, Netanyahu’nun yaklaşan seçimler ve iç politikadaki kaygıları nedeniyle Türkiye karşıtlığını siyasi bir araç olarak kullandığını savundu. Duran ayrıca İsrail siyasetindeki aşırı sağ partiler arasındaki rekabetin bölge ülkelerine yönelik söylemleri daha da sertleştirdiğini belirtti. “İsrail’in algısı tarihteki en düşük noktalardan birinde” Duran, İsrail’in Gazze’den Suriye ve Lübnan’a kadar yürüttüğü saldırgan politikaların ülkenin uluslararası imajını olumsuz etkilediğini söyledi. İsrail hükümetindeki bazı isimlerin açıklamalarının ve yerleşimci şiddetine yönelik tutumun da bu algıda etkili olduğunu savunan Duran, Netanyahu yönetiminin bölge ülkelerini çeşitli suçlamalarla hedef alarak kendi politikalarının oluşturduğu tepkiyi başka aktörlere yönlendirmeye çalıştığını ileri sürdü. Duran, Türkiye’nin de bu söylemlerde hedef haline getirildiğini belirterek, uluslararası kamuoyunda İsrail politikalarına yönelik farkındalığın giderek arttığını söyledi. “Netanyahu bölgeyi ateşe atmaktan çekinmiyor” Burhanettin Duran, Netanyahu yönetiminin siyasi geleceğini güvence altına almak amacıyla bölgesel gerilimleri artırabilecek politikalar izlediğini öne sürdü. Türkiye’nin dış politikasının barış ve istikrarı öncelediğini belirten Duran, Netanyahu gibi aktörlerin bölgedeki istikrarı bozma girişimlerine Türkiye’nin izin vermeyeceğini ifade etti. Duran, açıklamasında Türkiye’nin kendi vatandaşlarının ve bölgedeki dost ülkelerin huzurunu korumak konusunda kararlı olduğunu vurguladı. Netanyahu ne söylemişti? İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Suriye’nin İdlib kentindeki Ebu Zuhur Üssü’ne yönelik saldırıyla ilgili açıklamasında, operasyonun Türkiye’ye mesaj vermek amacı taşıdığını belirtmişti. İsrail yönetimi, Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığı ve Suriye yönetimine verdiği desteğin İsrail açısından güvenlik tehdidi oluşturduğunu savunuyor. Türkiye ise İsrail’in bölgedeki askeri faaliyetleri ve saldırılarına yönelik eleştirilerini sürdürüyor.

Netanyahu: Suriye’de Türk askeri varlığına müsamaha göstermeyeceğiz Haber

Netanyahu: Suriye’de Türk askeri varlığına müsamaha göstermeyeceğiz

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Suriye’deki yeni yönetim ve Türkiye’nin bölgedeki askeri faaliyetlerine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Netanyahu, Suriye topraklarında herhangi bir Türk askeri varlığını İsrail açısından doğrudan ulusal güvenlik tehdidi olarak değerlendirdiklerini belirterek Şam yönetimine sert bir mesaj gönderdi. İsrail medyasına konuşan Netanyahu, Suriye hükümetini daha önce farklı diplomatik kanallar aracılığıyla uyardıklarını ancak Şam yönetiminin İsrail’in mesajlarını doğru anlamadığını öne sürdü. Netanyahu, İsrail ordusunun 18 Ağustos’ta İdlib’deki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği saldırıya da değinerek operasyonun İsrail’in tutumunu açık biçimde ortaya koymayı amaçladığını savundu. İsrail’den Türkiye’nin Suriye’deki varlığına itiraz Netanyahu’nun açıklamalarının merkezinde Türkiye’nin Suriye’deki olası askeri varlığı yer aldı. İsrail Başbakanı, Türkiye’nin Suriye’de askeri kapasitesini artırmasını İsrail’in güvenliği açısından kabul edilemez bir gelişme olarak gördüklerini ifade etti. Açıklamalar, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in Suriye sınırının güneyindeki birlikleri ziyaret ettiği dönemde geldi. Zamir de bölgedeki gelişmeleri yakından izlediklerini belirterek, İsrail sınırlarında herhangi bir hasım gücün hakimiyet kurmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Bu açıklamalar, Ankara ile Tel Aviv arasında Suriye sahası üzerinden ortaya çıkan rekabetin daha açık biçimde güvenlik başlığına taşındığını gösteriyor. Ebu Zuhur saldırısı gerilimi artırdı İsrail savaş uçakları 18 Ağustos’ta İdlib vilayetindeki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’nı hedef aldı. Saldırıda pist ve havaalanına ait bazı altyapı unsurlarının zarar gördüğü bildirildi. İsrail kaynakları, operasyonun Türkiye’nin bölgede askeri varlık oluşturmasına ilişkin kaygılarla bağlantılı olduğunu öne sürerken, Türk askeri heyetinin havaalanındaki restorasyon çalışmaları kapsamında bölgede bulunduğu iddiaları da gündeme geldi. Suriye yönetimi ise saldırıyı kınayarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni harekete geçmeye çağırdı. Şam yönetimi saldırının Suriye’nin egemenliğine yönelik bir ihlal olduğunu savundu. Washington’dan İsrail’e mesafe Suriye’deki gerilim Washington’da da yakından takip ediliyor. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Ebu Zuhur saldırısını “gereksiz bir tırmanma” olarak nitelendirerek askeri yöntemler yerine diplomatik çözüm çağrısında bulundu. Barrack ayrıca Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetiminin saldırgan bir politika izlemediğini ve gerilimi düşürmeye yönelik adımlar attığını savundu. ABD’nin bu yaklaşımı, Washington’ın Suriye sahasında Türkiye ile İsrail arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimalinin ortaya çıkmasını istemediğine işaret ediyor. İsrail muhalefetinden Netanyahu’ya tepki Netanyahu’nun Türkiye ve Suriye'ye yönelik sert açıklamaları İsrail içinde de tartışma yarattı. İsrail Demokrat Partisi lideri Yair Golan, Suriye’ye yönelik operasyonları “kışkırtıcı ve tehlikeli” olarak değerlendirdi. Golan, mevcut politikaların İsrail’i Türkiye ile sıcak bir çatışmanın içine sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Ayrıca ordunun siyasi hesaplar doğrultusunda kullanılmasının ABD başta olmak üzere İsrail’in müttefikleriyle ilişkilerine zarar verebileceğini savundu. Muhalefet lideri, Netanyahu’yu ülkenin güvenliğinden ziyade siyasi geleceğini öncelemekle suçladı. İsrail ve Suriye arasında kritik telefon görüşmesi iddiası Gerilimin tırmanmasından önce İsrail ile Suriye arasında üst düzey bir temas gerçekleştirildiği de öne sürüldü. Reuters'a konuşan kaynaklara göre Mossad Direktörü Roman Goffman ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, 14 Ağustos’ta telefon görüşmesi yaptı. Görüşmede Türkiye’nin Suriye’deki askeri hareketliliğinin ele alındığı iddia edildi. Bu temasın, Beşşar Esed yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana İsrail ve Suriye arasındaki en üst düzey iletişim kanallarından biri olduğu ileri sürülüyor. Ancak İsrail Başbakanlık Ofisi ve Suriye Dışişleri Bakanlığı görüşmeye ilişkin resmi bir doğrulama yapmadı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.