Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Güven

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Güven haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güven haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Amazon ve Temu’nun Arasına "Türk Duvarı": Jetlid, Ticaretin Kimyasını Bozan Yeni Nesil Modelini Açıkladı! Haber

Amazon ve Temu’nun Arasına "Türk Duvarı": Jetlid, Ticaretin Kimyasını Bozan Yeni Nesil Modelini Açıkladı!

E-Ticaretin Yeni Yakıtı: Anadolu’nun Kadim "Referans" Kültürü Ticaretin sadece bir "matematik ve algoritma" eşleşmesi olmadığını savunan yerli girişim, "Talep Pazarlama" adını verdiği yeni nesil modeliyle, dijital dünyanın soğuk yüzüne karşı insan faktörünü ve Anadolu’nun kadim "referans" kültürünü sahaya sürüyor. Algoritma Prangasına "İnsan" Dokunuşu Global devlerin tüketiciyi reklam bombardımanına tuttuğu bir dönemde Jetlid, ticareti dijital gürültüden arındırmayı hedefliyor. Konuyla ilgili vizyoner açıklamalarda bulunan Jetlid Genel Müdürü Merve Özmen, ticaretin ruhunun yeniden "güven" ve "kişisel ilişki" temeline döndüğünü vurguladı. "Bugün dev platformlar devasa veri yığınlarıyla bize ne alacağımızı dikte ediyor. Ancak biz biliyoruz ki, bir tüketicinin kalbine giden yol algoritmalardan değil, güvendiği bir insanın samimi tavsiyesinden geçer. Jetlid ile bu 'tavsiye ekonomisini' dijital bir zırha kavuşturduk." Temu’nun Fiyatına Karşı Türk Girişimcisinin Gücü Jetlid, Temu’nun fabrikadan halka modeline karşı, "Yerli Üreticiden Satış Ortağına, Oradan Güvenli Ticarete" uzanan bir köprü kuruyor. Bu model, özellikle reklam ve komisyon maliyetleri altında ezilen yerli KOBİ’ler için adeta bir can simidi niteliğinde. İşte Jetlid’in ticaretin kurallarını sil baştan yazdığı 3 kritik nokta: Reklam Bütçesi Artık Kullanıcının Cebinde: Dev platformlara ödenen ve ürün fiyatını şişiren "görünmez" reklam giderleri, Jetlid modelinde doğrudan satış ortağının kazancına dönüşüyor.Gürültü Değil, Güven: Dijital reklamlar artık "spam" muamelesi görürken, Jetlid satış ortaklarının birebir temasıyla gerçekleşen satışlar, global dönüşüm oranlarını altüst ediyor.KOBİ’lerin Kâr Kalkanı: Yerli üretici, sadece satış gerçekleştiğinde maliyet üstleniyor. Bu da markalarımızın küresel devlerin fiyat baskısı karşısında kâr marjlarını korumasını sağlıyor. "Kayıt Dışı Tavsiyeyi Ekonomiye Kazandırıyoruz" Türkiye’deki girişimci ruhun sosyal ağlardaki potansiyeline dikkat çeken Merve Özmen, sözlerini şöyle tamamladı: "Mutfaktaki sohbetten, WhatsApp gruplarına kadar her gün milyonlarca ürün tavsiye ediliyor ancak bu ekonomik değer buharlaşıp gidiyordu. Jetlid, bu süreci profesyonel bir 'ticari işletim sistemine' dönüştürdü. Biz devlerin reklam bütçelerine değil, Türk insanının birbirine olan güvenine yatırım yapıyoruz. Ticaretin yerli imzasını dünyaya atmaya hazırız." Jetlid Hakkında: Jetlid, yerli teknoloji gücüyle ticaretin sınırlarını genişleten, markaları ve satış ortaklarını "talep odaklı" bir platformda birleştiren bir teknoloji şirketidir. E-ticaretin geleceğini sosyal etkileşim ve güven üzerine kurgulayan platform, Türkiye’nin ticaret ekosistemine yeni bir soluk getirmektedir.

 Yapay Zekâ Kullanımı Güven Endişelerine Rağmen Yaygınlaşıyor Haber

 Yapay Zekâ Kullanımı Güven Endişelerine Rağmen Yaygınlaşıyor

Küresel çapta 23 ülkede 18 yaş ve üzeri 18.000 kişiyle gerçekleştirilen araştırmada, katılımcıların %84’ü son altı ay içinde yapay zekâ kullandığını, %16’sı ise insan müdahalesi olmadan belirli görevleri yerine getirebilen otonom bir yapay zekâ sistemini deneyimlediğini belirtiyor. Araştırma bulguları, yapay zekânın artık yalnızca yardımcı bir araç olarak değil, giderek daha fazla karar süreçlerine dahil edilen bir sistem olarak konumlandığını gösteriyor. Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY’ın Yapay Zekâ Duyarlılık Endeksi (AI Sentiment Index) araştırmasının ikinci sayısı yayımlandı. Son altı aylık dönemde yapay zekânın günlük yaşamdaki yerini ve ne ölçüde kullanıldığını ortaya koymayı amaçlayan araştırma, kullanıcıların yapay zekâya yönelik tercihlerini incelerken, bu alanda güven inşa edilmesi için hangi adımların önem kazandığına da ışık tutuyor. Endeks sonuçları net bir tablo ortaya koyuyor: yapay zekânın benimsenme hızı, güven endişelerini geride bırakıyor. Yapay zekâ, yardımcı rolden karar süreçlerine doğru ilerliyor Araştırma, yapay zekânın hızlı benimsenmesinin artan güven düzeyinden çok, düşük riskli ve günlük kullanım alanlarında oluşan aşinalıkla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Yol tarifi, müşteri hizmetleri, seyahat planlama ve içerik önerileri gibi kullanım alanları artık günlük rutinin bir parçası haline gelirken, bu konfor alanı daha fazla yetki devrinin de zeminini hazırlıyor. Araştırmaya göre; katılımcıların %9’u otonom araç veya sürücüsüz taksi kullandığını, %10’u kendi adına ürün satın alan bir yapay zekâ uygulamasını deneyimlediğini, %11’i ise yapay zekânın alışveriş sepetini otomatik doldurmasına veya bankacılık işlemlerini yönetmesine izin verdiğini belirtiyor. Otonom yapay zekâyı henüz deneyimlememiş kişiler arasında da bu teknolojilere açık olma durumu dikkat çekiyor. Katılımcıların %36’sı indirimlerin otomatik uygulanmasını, %34’ü müşteri hizmetleri sorunlarının kendi müdahalesi olmadan çözülmesini, %30’u ev güvenliğinin ve %21’i de randevu planlamasının yapay zekâ tarafından yönetilmesini tercih edebileceğini ifade ediyor. Benimsenme artıyor, ancak güven aynı hızda ilerlemiyor Endeks sonuçlarına göre, yapay zekâ kullanımı hızla artarken, bu teknolojinin nasıl yönetildiğine ve kontrol edildiğine yönelik güven aynı hızda gelişmiyor. Kullanıcıların güvenlik, kontrol, hesap verebilirlik ve gerçeklik konularındaki endişeleri devam etse de bu kaygılar benimsenmeyi yavaşlatmıyor; daha çok, otonom yapay zekâ sistemlerinin nasıl tasarlanması ve sunulması gerektiğine ilişkin beklentileri şekillendiriyor. Araştırma bulgularına göre; katılımcıların %66’sı yapay zekâ sistemlerinin siber saldırıya uğramasından endişe ediyor, %66’sı insan denetiminin hâlâ gerekli olduğunu düşünüyor, %73’ü ise gerçek olanla yapay zekâ tarafından üretileni ayırt edememekten kaygı duyuyor. Öncü pazarlar daha erken sinyal veriyor Araştırma, yapay zekâ kullanımının daha yaygın, daha sık ve günlük yaşama daha derin entegre olduğu sekiz öncü pazarı ortaya koyuyor: Hindistan, Çin, Brezilya, Meksika, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Hong Kong ve Güney Kore. Bu pazarlarda yapay zekâ kullanım oranı %94’e, otonom yapay zekâyı deneyimleme oranı ise %24’e ulaşıyor. Diğer pazarlar ise daha yavaş ama artan benimsenmenin görüldüğü geçiş pazarları ile daha temkinli ve seçici kullanımın öne çıktığı geride kalan pazarlar olarak ayrışıyor. Bu pazarlar, öncü pazarlara kıyasla genel yapay zekâ kullanımında %12–15, otonom kullanımda ise %11–13 oranında daha geride seyrediyor. EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Yapay Zekâ Hizmetleri Lideri Reyzi Devrim Pamir konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “EY Yapay Zekâ Duyarlılık Endeksi araştırması önemli bir eşiğe işaret ediyor: yapay zekâya yönelik tam güven oluşmadan, kullanım ve yetki devri hızla artıyor. İnsanlar yapay zekâyı önce düşük riskli ve günlük işlerde benimsiyor; ancak bu aşinalık zamanla daha kritik karar alanlarına da taşınıyor. Kurumlar açısından asıl konu artık yapay zekâyı kullanıp kullanmamak değil; hangi görevlerin, hangi sınırlar içinde, nasıl bir insan denetimi ve hesap verebilirlik çerçevesiyle yapay zekâya devredileceğini tasarlamak. Bu nedenle güven, sonradan eklenecek bir unsur değil; en baştan sistemin mimarisine yerleştirilmesi gereken temel bir prensip. İş dünyasının, şeffaflığı, denetlenebilirliği ve sorumlu yapay zekâ yaklaşımını merkeze alan bir dönüşümü hızla hayata geçirmesi kritik önem taşıyor.”

Yayman: Haddini bil Özgür Özel! Haber

Yayman: Haddini bil Özgür Özel!

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in katılımıyla AK Parti Hatay İl Başkanlığı'nda düzenlenen bayramlaşma programında yaptığı konuşmada, partililere Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın selamını iletti. Güler'in, 6 Şubat 2023'teki depremlerin ardından Hatay'da vatandaşların gözyaşı ve acısına ortak olduğunu dile getiren Yayman, Bakan Güler'e teşekkür etti. “TÜRKİYE’NİN BAŞINDA İYİ Kİ CUMHURBAŞKANIMIZ VAR” Dünyadaki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Yayman, "Rusya-Ukrayna savaşı, Gazze'de katil İsrail'in yaptığı soykırım, Amerika ve İsrail'in İran'a saldırıları, İran'ın komşu ülkelere saldırıları devam ederken, dünya ve bölgemiz olağanüstü bir dönemden geçerken, 86 milyonun ortak hissiyatı ve cümlesi şudur, 'iyi ki Türkiye'nin başında Recep Tayyip Erdoğan var, Cumhurbaşkanı'mız var.' Üçüncü Dünya savaşının ayak seslerinin duyulduğu bir dönemde Türkiye bir huzur adası olarak, birlik ve beraberlik içerisindedir, iç cephesini bir ve beraber tutmaktadır. Cumhur ittifakı siyasetin merkezidir. Allah'a çok şükür ki Cumhurbaşkanı'mız, Türkiye'yi güven ve huzur ikliminde tutmaktadır." dedi. “HADDİNİ BİL ÖZGÜR ÖZEL” Yayman, depremlerin ardından kendilerine "Bu enkazları kaldıramazlar" diyenlere karşı 455 bin hak sahibinin evlerini yapıp teslim ettiklerini anlattı. CHP'yi sert eleştiren Yayman, şu değerlendirmelerde bulundu: "En son Sayın Cumhurbaşkanı'mıza sataşmışlar. Bir gün önce de Adalet Bakanı'mıza yalan ve sahte belgeler üzerinden iftiralar attılar. Biz bakanımızın yanındayız. Bunların yaptığı belli, Cumhuriyet Halk Partisi içindeki tartışmaları kapatmak, koltuk savaşlarını unutturmak, kendi tabanlarını konsolide etmek için bir gün bir bakanımıza saldırıyorlar, öbür gün diğer bakanımıza saldırıyorlar, hızlarını alamayıp Sayın Cumhurbaşkanı'mıza hadsizce sataşmada bulunuyorlar. Sayın Özgür Özel, sana Hatay'dan sesleniyoruz. Deprem turisti Özgür Özel, sen kim, dünya lideri Recep Tayyip Erdoğan kim? Haddini bil ve sen git kendi alanında dur. Siyasi argüman üretemeyenler, Silivri'nin vesayetinden kurtulamayanlar, AK Parti'ye söz söyleyemezler."

Ali  Babacan: Sanayi üretimi ve ihracat her geçen ay daha da zorlaşıyor Haber

Ali Babacan: Sanayi üretimi ve ihracat her geçen ay daha da zorlaşıyor

DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan konuşmasına önceki gün vefat eden Prof. Dr. İlber Ortaylı ile geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek ile Gülşah Durbay’ı anarak ve 14 Mart Tıp Bayramı'nı kutlayarak başladı. Manisa’nın Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu belirten Babacan, kentin sanayi ve tarımdaki potansiyeline dikkat çekti. Özellikle Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nin yüzlerce fabrikaya ev sahipliği yaptığını ve on binlerce kişiye istihdam sağladığını aktaran Babacan, mevcut ekonomik koşulların sanayiciyi zorladığını belirterek, “Yüksek faizle boğuşan sanayici yatırım yapamıyor. Artan maliyetler ve bastırılan döviz kuru ile baş etmeye çalışan firmalar rekabet gücünü kaybediyor. Sanayi üretimi ve ihracat her geçen ay daha da zorlaşıyor." diye konuştu. Babacan, bugün emekli, öğrenci, asgari ücretli gibi çoğu kesimin çok zor durumda kaldığını vurgulayarak, şunları kaydetti: “Çünkü hayat pahalı. Çünkü mutfakta yangın var. Çünkü geçim zor… Çok zor. Bakın, rakamlar da bunu söylüyor. OECD verilerine gıda enflasyonu en yüksek olan ülke Türkiye. Pandemiden bu yana ülkelerde kümülatif gıda enflasyonu ortalama yüzde 41. Bizde ise yüzde 710. Aradaki fark, kötü yönetimin farkı… Bugün dört kişilik bir ailenin sadece gıda harcaması aylık 31 bin liranın üzerinde tutuyor. Daha kira yok, elektrik yok, doğalgaz yok, okul yok, sağlık yok, ilaç yok. Bir başka acı gerçek daha var: Türkiye’de çocukların yaklaşık üçte biri yoksulluk riski altında yaşıyor. Yani her üç çocuktan biri hayata ne yazık ki adil olmayan şartlarda başlıyor. Okula aç gidiyor veya öğün atlamak zorunda kalıyor. 15-34 yaş arası nüfus 24 milyon. 6,5 milyon genç ne işte ne de eğitimde. Yine 2025’te finans hesabı açığı 21 milyar dolardan 42 milyar dolara çıkmış. Eskiden Türkiye yatırım çeken bir ülkeydi. Sermaye bu ülkeye gelirdi. Artık Türkiye’ye gelen yatırımdan daha fazlası yurt dışına gidiyor. Ülkemizden harıl harıl sermaye çıkışı yaşanıyor.” Genel Başkan Babacan, iş dünyasının başka ülkelere gitmesi ve sermaye çıkışının temel sebebinin “güven” olduğunun altını çizdi. Babacan, “Bizim yatırımcımız, bizim iş insanımız başka ülkelerde fabrika kuruyor. Başka ülkelerde üretim yapıyor. Başka ülkelerin insanlarına iş veriyor. Peki niye? Çünkü güven yok. Ekonomik dengeler altüst oldu… Hukuka güven zedelendi… Adalet duygusu sarsıldı… İnanın, pek çok iş insanıyla konuşuyoruz, hepsinde aynı endişe var. ‘Acaba bir gün sabahın altısında benim de kapım çalınır mı? Acaba bir gün benim de mal varlığıma bir gerekçeyle el konulur mu? Acaba bir gün işlerim devam ederken şirketlerim apar topar TMSF’ye devredilir mi?’ Böyle bir korku iklimi varsa, orada yatırım olmaz arkadaşlar. Böyle bir savruk düzen varsa, sermaye risk almaz. Böyle bir ülkede ağzınızla kuş tutsanız ekonomiyi düzeltemezsiniz." ifadelerini kullandı. Manisa’nın üzüm, zeytin ve diğer tarım ürünleriyle Türkiye için stratejik öneme sahip olduğunu aktaran Babacan, artan girdi maliyetlerinin çiftçiyi zorladığına işaret ederek, “Gübre pahalı, tohum pahalı, mazot pahalı, elektrik pahalı. Üretim maliyetleri sürekli artıyor ama çiftçinin sattığı ürün aynı hızda değer kazanmıyor. Bu nedenle bazı çiftçiler üretimden vazgeçiyor, gençler köyde kalmak istemiyor." dedi.

Ali Babacan: İktidar kendi eliyle patlattığı enflasyonu dizginleyemiyor Haber

Ali Babacan: İktidar kendi eliyle patlattığı enflasyonu dizginleyemiyor

DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, partisinin İstanbul İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. 2025 yılında cari açığın, 10 milyar dolardan 25 milyar dolara çıktığına değinen Babacan, "Türkiye'nin ithalatı ihracatından çok daha hızlı artıyor. Yine 2025'te finans hesabına bakıyorsunuz, 21 milyar dolardan 42 milyar dolara çıkmış açık. Peki bu ne demek? Türkiye'nin dışarıya yaptığı yatırım, Türkiye'ye gelen yatırımdan tam 42 milyar dolar daha fazla demek. Türkiye'den sermaye kaçıyor demek. Yatırım kaçıyor demek. Eskiden Türkiye dünyanın parasını toplayan, dünyadan yatırım alan bir ülkeydi. Rekorlar kırardık. Her sene, her sene daha çok insan parasını buraya getirirdi. Fabrikalar kurardı, istihdam sağlardı. Bugünse tablo tam tersine dönmüş durumda. Artık Türkiye'ye gelenden çok daha fazlası ülke dışına kaçıyor. 42 milyar dolar fark. Peki niye? Çünkü güven yok. Ekonomik dengeler alt üst olmuş durumda. Hukuka güven zedelendi. Adalet duygusu sarsıldı.” dedi. Babacan, korku ikliminin olduğu yerde yatırımın olmayacağının altını çizdi. Konuşmasında İsrail'in İran'a başlattığı ve Amerika Birleşik Devletleri'nin de katıldığı askeri operasyona da değinen Ali Babacan, “Gerçek barış güç kullanmakla değil, uluslararası hukukla, diplomasiyle ve sağduyuyla mümkündür. Ve Türkiye hem kendi topraklarında hem de bölgesinde bu yaklaşımı kararlılıkla sürdürmek zorundadır. İnsanlık onuru, vicdan ve adalet bunu gerektirir. Her bir çocuk, her bir hayat bizim sorumluluğumuzdadır. Türkiye'nin sorumluluğu Türkiye'den öte bir coğrafyayı kapsar. Türkiye kendi topraklarından, kendi varlığından çok daha büyük bir ülkedir. İnsan hayatının değeri o ülkedeymiş, bu ülkedeymiş değişmez. Biz basit çıkarların değil, insan onurunun yanındayız. Gazze'de akan kanın da büyüyen ateşin de son bulması için adaleti, sağduyuyu ve insanlık vicdanını savunmaya sonuna kadar devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Babacan: Siyasette samimiyet çok çok önemli Haber

Babacan: Siyasette samimiyet çok çok önemli

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İYİ Parti’nin olağan büyük kongresinin ardından hayırlı olsun ziyareti gerçekleştirdiklerini belirtti. DEVA Partili Babacan, şunları kaydetti: “Bugünkü görüşmemizde Türkiye'nin gerçekten pek çok alanında yaşadığımız ciddi sıkıntıları karşılıklı görüşüp istişare etme imkanı bulduk. Hukuk alanında, adalet alanındaki sıkıntılar, ekonomideki sorunlar, dış politikadaki dış güvenlik meseleleriyle ilgili gerçekten, dünya önemli bir türbülanstan geçiyor. Ülkemizi yakından ilgilendiren coğrafyalar başta olmak üzere Türkiye'yi ve çevresinde karşılıklı değerlendirme imkanı bulduk. Şunu gördük ki hem ülkemizin yarınları açısından hem de ne yapılacağı, bu sorunların nasıl çözüleceği açısından çok önemli bir görüş birliği ve hedef birliği içindeyiz. DEVA Partisi kuruldu kurulalı aslında, İYİ Parti ile ilişkilerimiz hep son derece samimi oldu, içten oldu. Ama Müsavat Bey'in genel başkan oluşuyla beraber bu kurmuş olduğumuz şahsi dostluk ve samimiyet belki şu anda her şeyden daha kıymetli oldu. Bunun için ben kendisine özellikle teşekkürlerimi sunmak istiyorum.” Siyasette samimiyetin çok çok önemli olduğunu belirten Babacan, "Güven çok önemli. Karşılıklı güven. Güven olduğu zaman bakıyorsunuz ileriye doğru her şey kolaylaşıyor. Ama güvensizlik olduğu zaman da işler zorlaşabiliyor. Dolayısıyla bu güveni ve samimiyeti burada hissetmek, paylaşmak bizler için son derece önemli oldu. Önümüzdeki süreçte tabii ki Türkiye'yi zorluklar bekliyor, sıkıntılar bekliyor. Bir yandan fakirliğin, yoksulluğun ülkenin her yanına yayılmış olması, adalet hissinin, hukuki güvenlik hissinin ülkemizde neredeyse yok olması gerçekten büyük bir gayret gerektiriyor ve çözüm için, çok yakın istişareler ve yakın iş birliği gerektiriyor. Bütün bunlar için çok değerli bir görüşme yapmış olduk." ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.