Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Güney Kore

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Güney Kore haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güney Kore haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye sokağa teslim edilecek bir ülke değildir Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye sokağa teslim edilecek bir ülke değildir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye olarak yayılmacı emellerle coğrafyamızdaki ateşe benzin dökenlerin karşısında tüm imkânlarımızla bu ateşi söndürmek, acıları dindirmek, akan kanı durdurmak için samimiyetle mücadele ediyoruz." dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde toplandı. Saat 15:38'de başlayan Kabine Toplantısı, yaklaşık 3 saatin ardından sona erdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi. Zonguldak'ta özel bir maden ocağında geçen hafta meydana gelen grizu patlamasında hayatını kaybeden 3 madenciye Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralı madencilere acil şifalar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara'daki askerî araç kazasında şehit olan Albay Sayit Gökgöz'e rahmet niyaz edip, ailesine, silah arkadaşlarına ve Silahlı Kuvvetlere başsağlığı dileklerini iletti. Kabine toplantısında iç siyaset, ekonomi, güvenlik ve dış politikaya ilişkin güncel gelişmeleri istişare ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Bölgemizde istikrarsızlığın arttığı, yeni gerilim alanlarının baş gösterdiği bir dönemde hükûmet olarak ülkemizi istikrar ve kalkınma yörüngesinde tutmaya devam ediyoruz. Dünyanın gidişatı ülkemizdeki huzur ve istikrar ortamının korunmasının Türkiye için önümüzdeki dönemde daha önemli hâle geleceğini gösteriyor. Hangi görüşe, kökene, mezhebe mensup olursa olsun vatandaşlarımızın bu huzur ve istikrar ortamının korunmasında en az bizim kadar titiz davrandığını biliyor, milletimize sağduyusu için teşekkür ediyorum. Türkiye olarak yayılmacı emellerle coğrafyamızdaki ateşe benzin dökenlerin karşısında tüm imkânlarımızla bu ateşi söndürmek, acıları dindirmek, akan kanı durdurmak için samimiyetle mücadele ediyoruz. Balkanlar'dan Türk cumhuriyetlerine nerede bir kardeşimiz, soydaşımız, dostumuz varsa her platformda haklarını en güçlü şekilde savunuyoruz. Komşularımızdan başlayarak hemen her ülkeyle dostane ilişkiler, karşılıklı saygıya dayalı iyi ilişkiler tesis etmenin gayretindeyiz. Bununla kalmıyor uzun yıllar farklı sebeplerle kısıtlı münasebetlerimizin olduğu ülkelerle yeni ortaklıklar kurmaya ağırlık veriyoruz. "Kanada ile ticaret hacmimizi 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, son kabine toplantısından itibaren uluslararası ilişkiler bağlamında Türkiye'nin etki alanını genişleten gelişmelere hep beraber şahitlik edildiğini ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü: "16 Ekim'de Kamboçya Başbakanı Sayın Hun Manet ve beraberindeki heyeti İstanbul'da ağırladık. Sayın Manet ile ticaret ve yatırımlardan enerji, eğitim ve savunma sanayine uzanan geniş bir yelpazede yeni iş birliği imkanlarını ele aldık. İki ülke arasında imzalanan askerî çerçeve anlaşması yeni dönemde Kamboçya ile ilişkilerimizin istikametini belirleyen bir referans oldu. Attığımız diğer bir tarihî adım Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetinin ülkemize gerçekleştirdiği resmî ziyaretti. Kanada ile 83 yıllık diplomatik ilişkilerimizde bir dönüm noktası teşkil eden bu ziyareti münasebetlerimizi stratejik ortaklık seviyesine yükselterek adeta taçlandırdık. Ayrıca, savunma, hava ulaştırma ve enerji alanlarında işbirliğimizi güçlendirecek üç yeni anlaşma imzaladık. Ticaret ve yatırımlarımızı artırmak üzere serbest ticaret anlaşması müzakerelerine yıl bitmeden başlanması konusunda mutabık kaldık. Şu anda 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi önce 5 milyar dolara, devamında ise 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz." "Kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına dikileceğiz" Türkiye'nin hafta sonu 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı ile R4 ve R4+E4 Dışişleri Bakanları Toplantıları'na ev sahipliği yaptığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28 Ekim'de Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'i Ankara'da misafir edeceklerini söyledi. Cumhuriyet'in 103. yıl dönümünü Türk dünyasından seçkin konuklarla büyük bir coşkuyla kutlayacaklarını duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti: "Aynı gün Cumhurbaşkanlığı Külliyemizin incisi olan Beştepe Millet Ormanı'nı halkımızın kullanımına açacağız. 30 Ekim Cuma günü aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatının 13. Zirvesi'ne yine Ankara'da ev sahipliği yapacağız. Türk dünyası olarak sarsılmaz kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına inanıyorum ki yine birlik ve beraberlikle dikileceğiz. Ardından nasipse Güney Kore ziyaretimiz olacak. Seul dönüşünde de çok sayıda devlet ve hüküûmet başkanının katılımıyla COP31 Zirvesi'ni Antalya'da tertipleyeceğiz. İnşallah bu ziyaret ve zirveleri Türkiye'nin bölgesel ve küresel rolünü daha da güçlendirmek için en verimli şekilde değerlendireceğiz." "Ne Libya'da ne de bir başka İslam beldesinde ayrılık görmek istemiyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek iç siyasete gerekse dış politikaya günlük kazanımların çok ötesinde, asırlara sari köklü devlet geleneğinin zaviyesinden baktıklarını belirterek "Günü kurtarmanın değil istikbali inşa etmenin peşindeyiz. Bunun en somut örneği Libya politikamızdır. En zor zamanlarında kardeş Libya halkının yanında dimdik durduk. Kardeşlik hukukumuzun gereği neyse onu yerine getirmeye çalıştık." ifadelerini kullandı. Türkiye'nin 27 Kasım 2019'da Libya Ulusal Mutabakat Hükûmeti ile stratejik önemi haiz Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakatı imzaladığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Bu mutabakat Türkiye ve Libya'nın Doğu Akdeniz'deki meşru haklarını garanti altına alan büyük bir adım olmuştu. Geçen hafta güzel bir gelişme daha yaşandı. Mutabakat, Libya Temsilciler Meclisi tarafından oy birliğiyle onaylandı. Oy birliğinin yanı sıra şurası ayrıca takdire şayandır. Türkiye'nin ilk günden beri savunageldiği 'Tek Libya, tek devlet' ilkesinin mutabakat özelinde vücut bulması gerçekten çok kıymetlidir. Kararın bir diğer önemli yönü Libyalı kardeşlerimizin siyasi farklılıklarına rağmen, millî menfaatlerine dair hususlarda müşterek hareket etmesidir. Bu ruhun gelişmesini Libya'nın müreffeh ve güvenli geleceği adına son derece umut verici buluyorum. Şunu bu arada tüm kalbimle ifade etmek istiyorum. Biz huzura, refaha, güvenliğe giden yolun birlik ve beraberlikten geçtiğine inanıyoruz. Bunun için coğrafyamızın tamamında ihtilafları azaltmanın, ittifakları büyütmenin samimi çabası içindeyiz. Türkiye olarak ne Libya'da ne de bir başka İslam beldesinde artık ayrılık gayrılık görmek istemiyoruz. İnşallah bu arzumuz Libya'da da kuvveden fiile geçecektir. Türkiye bunun için tüm aktörlerle diyalog içinde olmaya devam edecektir." Türkiye ile Libya arasında 2019'da imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat ile ilgili bir gerçeğin altını çizmek durumunda olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, mutabakatın onaylanması sonrasında Avrupa Birliği başta olmak üzere verilen tepkilerin hiçbir meşru gerekçesinin olmadığını söyledi. Türkiye'nin Doğu Akdeniz ile ilgili politikasının çok net olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz, Doğu Akdeniz'de tabiri caizse birilerine gol atmanın peşinde değiliz. Sadece deniz yetki alanı, hak ve menfaatlerimizi korumanın derdindeyiz. Anlaşmazlıkların barışçıl yöntemlerle ele alınmasını ve bütün kıyıdaşlarla diyalog yoluyla çözülmesini savunuyoruz. Avrupa Birliği başta olmak üzere tüm aktörlerden de aynı yapıcı iradeyi sergilemelerini bekliyoruz." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerçeklerden kopuk, agresif söylemlerin hiç kimseye faydasının olmayacağını vurgulayarak Türkiye'nin, bu tür söylemlere prim veren, onlara göre politika belirleyen bir ülke olmadığının altını çizdi. Siyasette de dış politikada da tek pusulalarının Türkiye'nin çıkarları olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ucunda bedel ödemek dahi olsa Türkiye için, Türk milleti için doğru olanı, hayırlı olanı yapmakta asla tereddüt göstermeyiz. Türkiye'yi Doğu Akdeniz'den dışlamaya çalışanlara ülkemiz ile Libya'nın ortak iradesine saygı gösterilmesini beklediğimizi tekrar hatırlatıyorum." diye konuştu. Libya Temsilciler Meclisi'ne ve kardeş Libya halkına selamlarını yollayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabb'im dayanışmamızı daim eylesin" temennisinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu vesileyle aynı mutabakat dolayısıyla daha önce bizi kıyasıya eleştiren 'Libya'da ne işimiz var?' diyen siyasetçilerin bugün hakkımızı teslim eder noktaya gelmelerini Türk dış politikası adına, Türk siyasetinin geleceği adına kıymetli bulduğumu özellikle ifade ediyorum." dedi. "Türkiye, bölgesinin huzur adası olan bir ülkedir" Siyaseti, demokratik zeminde mutabakat içinde rekabetten çıkartıp adeta bir husumetliler kavgasına dönüştürmenin yanlış olduğu kadar tehlikeli bir yaklaşım olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Son günlerde muhalefetin diline doladığı, kime ve neye hizmet ettiği belli olmayan ama Türkiye'ye hizmet etmediği çok aşikar olan savaş jargonu bu sorumsuzluğun en bariz örneklerinden biridir. Türkiye, hamdolsun her karışında sulh-u sükunun hakim olduğu bir ülkedir. Türkiye, 86 milyonun birlik ve dirlik içinde kardeşçe yaşadığı, bölgesinin huzur adası olan bir ülkedir. Fakat Avrupa'nın kimi ülkelerinde yaşanan olaylardan cesaret alarak benzer bir teşebbüsün hayalini kuranlar varsa şunu bilsinler ki Türkiye, sokakta bulunmamıştır, sokağa teslim edilecek bir ülke de değildir. Basın özgürlüğü bahanesiyle hükûmetimize saldıranlar nümayişle suç bastırmaya çalışmadan önce eğer yapabiliyorlarsa çıksınlar, çarpık ve kirli ilişkilerini açıklasınlar." "Kimse kusura bakmasın. Daha düne kadar meydanlarda basın kuruluşlarını, gazetecileri, televizyon kanallarını alenen tehdit edenler, bize basın özgürlüğü dersi veremezler." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın özgürlüğü ve eleştirel seslerle bir sorunun olmadığını, Türkiye'nin, medya çeşitliliği açısından dünyanın en ileri ülkelerinden biri olduğunu söyledi. Avrupa'da televizyon kanalı sayısı itibarıyla Türkiye'nin ilk sıralarda yer aldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Her görüşten yüzlerce televizyon kanalı, binlerce radyo kanalı, ülkemizde özgürce yayın yapıyor. Hakaret, yalan ve dezenformasyon içermediği sürece isteyen istediğini söylüyor, yazıyor, konuşuyor. Biz de bunu Türkiye'nin sosyolojik çeşitliliğinin bir sembolü olarak görüyor, farklı sesleri memnuniyetle karşılıyoruz." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın bütün demokratik ülkeleri gibi Türkiye'nin de alengirli ilişkiler üzerinden kendisine operasyon çekilmesine müsaade etmeyeceğinin altını çizdi. "Yatırım, istihdam, üretim ve ihracatımızı güçlendireceğiz" İster iktidar ister muhalefet olsun, ülkeye ve millete hizmet etmekle mükellef olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Makamlarımız, ünvanlarımız, bugün sahip olduğumuz payelerin tamamı milletimizin kendisine hizmet için bizlere verdiği vasıtalardan ibarettir. Hepimizin önceliği Türkiye olmalı, ülkemizin huzuru ve istikrarı olmalıdır. Millet olarak uzun yıllar sonra çok zor yakaladığımız istikrar ve güven ortamını bozmak için ellerini ovuşturanlara fırsat vermemeliyiz." dedi. 2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Teklifini geçen hafta TBMM'nin takdirine sunduklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "2027 yılında bütçe giderlerinin 27 trilyon 276 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 23 trilyon 408 milyar lira olacağını hesaplıyoruz. Toplumsal refahı ve sosyal adaleti merkeze alarak hazırladığımız 2027 yılı bütçesiyle ülkemizin üretim gücünü ve rekabet kapasitesini artıracak, ekonomimizi dış şoklara karşı inşallah daha dayanıklı hâle getireceğiz. Makroekonomik istikrarımızı koruyacak, dezenflasyon sürecini hızlandıracak ve kamu kaynaklarını daha etkin kullanacağız. Tüm bunları yaparken ekonomide kırmızı çizgimiz olan yatırım, istihdam, üretim ve ihracatımızı güçlendireceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehirleri deprem başta olmak üzere doğal afetlere karşı dirençli hâle getirmekte kararlı olduklarını vurgulayarak "Bunun için 2027 yılı bütçemizde kentsel dönüşüm ödeneklerini yüzde 176 artırarak 276 milyar liraya çıkardık. Sosyal konut ödeneğini yüzde 150 artırarak 250 milyar liraya yükselttik." diye konuştu. "İşsizlik oranının yüzde 8'e gerilemesini öngörüyoruz" Deprem hasarlarının giderilmesi ve afetlere karşı dayanıklılığın artırılması amacıyla 2027 bütçesinde 769 milyar lira ayırdıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: "2026 yılı sonu itibarıyla depremden etkilenen illerimiz için yaptığımız harcama güncel fiyatlarla 5,4 trilyon liraya ulaştı. Milletimize söz verdiğimiz şekilde 11 ilimizde 455 bin konut ve iş yerini hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. Bir diğer önceliğimiz sağlıklı büyümenin sürdürülmesidir. 2026'yı yüzde 3,3 büyümeyle tamamlamayı öngörüyoruz. 2027'de ise küresel görünüm ve dış talepteki iyileşmenin de etkisiyle bu oranın yüzde 4,2 seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Zorlu şartlara rağmen ihracatımızı ve turizm gelirlerimizi artırmaya devam ediyoruz. Gelecek yıl istihdamın 657 bin kişi artmasını, iş gücüne katılım oranının yüzde 53,4'e yükselmesini, işsizlik oranının yüzde 8'e gerilemesini öngörüyoruz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2027 bütçesinde yüzde 13,7 ile aslan payını yine eğitime verdiklerini, Millî Eğitim Bakanlığına 2 trilyon 459 milyar liralık ödenek ayırdıklarını belirtti. Yükseköğretim dahil eğitim bütçesini toplam 3 trilyon 747 milyar lira gibi rekor bir seviyeye taşıdıklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sağlıkla ilgili hassasiyetimiz zaten biliniyor. Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde yararlanması için bu sene sağlığa 2 trilyon 134 milyar lira ödenek ayırdık. Sosyal Güvenlik Kurumundan yapılacak harcamaları da eklediğimizde sağlığa ayrılan toplam miktar 4 trilyon 532 milyar lirayı buluyor. Ülkemizin ürettiği refahın toplumun her kesimine adil ve kapsayıcı biçimde ulaştırılması temel ilkemizdir. Bu anlayışla bütçemizde sosyal yardım ve desteklere 1 trilyon 341 milyar lira ödenek ayırdık." diye konuştu. Emekli maaşlarına düzenleme Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2022'de başlattıkları asgari ücrete kadar tüm ücretleri vergi dışı tutma uygulamasını devam ettirdiklerini dile getirdi. Bu kapsamda 2027'de vergi istisnası yoluyla çalışanların gelirlerine 1 trilyon 460 milyar lira katkı sağlayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: "Emeklilerimizin yaşadığı zorlukların farkında olduğumuzu daha önce pek çok defa samimiyetle ifade ettim. Bu konuda her zaman yapıcı olmaya, şartları zorlama pahasına elimizden geleni yapmaya gayret ettik. İnşallah 2027 bütçesinde başımızın tacı olan emeklilerimizin durumunu biraz daha iyileştirecek mali imkanları oluşturuyoruz. Bunun için ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeyi adalet ve hakkaniyet çerçevesinde Türkiye Büyük Millet Meclisimizin de takdiriyle sene sonuna kadar hayata geçirmeyi ümit ediyoruz." "Savunma ve güvenlik harcamalarımız için 3 trilyon 454 milyar lira belirledik" Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarımın ülke için stratejik önemi yüksek bir sektör olduğunu dile getirdi. Tarıma toplam 1 trilyon 305 milyar lira, reel sektör desteklerine ise tarımsal krediler, sübvansiyon desteği hariç 658 milyar lira ayırdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "2 trilyon 206 milyar lirası savunma, 1 trilyon 248 milyar lirası iç güvenlik olmak üzere savunma ve güvenlik harcamalarımız için toplam 3 trilyon 454 milyar lira belirledik. Büyükşehir ve diğer belediyelerimiz ile il özel idarelerimize ise 2 trilyon 384 milyar liralık kaynak tahsis ettik. 2027 yılı bütçemizin yüzde 10,4'üne karşılık gelen 2 trilyon 849 milyar lirayı ise yatırımlara ayırdık. Yeni bütçemizin şimdiden ülkemiz ve milletimiz için hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum." İran'a saldırı haberleri Cumhurbaşkanı Erdoğan, komşu İran'a yönelik saldırı haberlerinin son günlerde yoğunlaşmasının, akaryakıt fiyatlarının tekrar yükselmesine yol açtığını dile getirdi. Temennilerinin bölgeyi yeni bir şiddet sarmalına sürükleyecek her türlü adımdan uzak durulması olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Biz bölgemizde yeni gerilim ve çatışma alanları görmek istemiyoruz. Biz başkalarının çıkardığı savaşın bedelini de ödemek istemiyoruz. Her ne kadar ekonomimiz bölgemizi sürekli diken üstünde tutan bu büyük badireyi mümkün olan en az hasarla atlatacak kapasiteye sahip olsa da bölgemizin en büyük ihtiyacı artık istikrar ortamının egemen olmasıdır. Asırlardır medeniyetlere ev sahipliği yapmış insanlık tarihine yön vermiş bu kadim coğrafya barışı, istikrarı, güvenliği fazlasıyla hak etmektedir. Bizim için burada önemli olan istikrarı kaybetmeden, rotadan şaşmadan, tempomuzu düşürmeden bu yolda gayretlerimizi artırarak sürdürmektir. Bugün farklı sebeplerle yaşadığımız zorlukları elbette aşacak, birbirimize inanıp güvenerek inşallah aydınlık yarınlarımızı birlikte inşa edeceğiz. Rabb'im yar ve yardımcımız olsun. Bu düşüncelerle kabine toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, hepinizi tekrar sevgiyle, saygıyla selamlıyorum."

Robotlar Seul moda podyumuna çıktı Haber

Robotlar Seul moda podyumuna çıktı

Bu sefer Seul'deki podyumlar sadece profesyonel mankenler için değildi. Gangdong Bölgesi'ndeki Galaxy Robot Parkı'nda düzenlenen "MACH33: Fiziksel Yapay Zeka Moda Gösterisi"nde, insansı robotlar özel tasarım kıyafetler içinde podyumda yürüyerek ve mankenlerle birlikte performans sergileyerek ilgi odağı oldular. Robotlar, profesyonel mankenlerin yanında podyumda nispeten çevik hareketler sergiliyor. Fotoğraf: Reuters Podyumda robotlar oldukça çevik bir şekilde yürüdüler, çeşitli dans hareketleri sergilediler ve modellerle kusursuz bir şekilde uyum sağladılar. Yapay zeka teknolojisi ve performans sanatının birleşimi, insan ve makine arasındaki sınırların giderek bulanıklaştığı moda endüstrisinin geleceğine yeni bir bakış açısı sunuyor. Robotlar özel tasarım kıyafetler giymiş durumda. Fotoğraf: Reuters Etkinlik, teknoloji meraklıları ve moda severler de dahil olmak üzere çok sayıda insanı kendine çekti. Birçok izleyici, en çekici yönün kıyafetler değil, robotların çevreleriyle etkileşim kurma ve duygu ve sanat alanı olarak kabul edilen yaratıcı bir alanda insanlarla iş birliği yapma yeteneği olduğunu düşündü. Programın amacı, "robotların ve insanların bir arada yaşadığı ve simbiyotik bir ilişki içinde olduğu bir dünya " vizyonunu gerçekleştirmektir. Fotoğraf: Reuters Etkinlik, teknoloji meraklıları ve moda severler de dahil olmak üzere çok sayıda insanı kendine çekti. Birçok izleyici, en çekici yönün kıyafetler değil, robotların çevreleriyle etkileşim kurma ve duygu ve sanat alanı olarak kabul edilen yaratıcı bir alanda insanlarla iş birliği yapma yeteneği olduğunu düşündü. İzleyiciler, programın çekiciliğinin, robotların çevreleriyle nasıl etkileşim kurduklarında ve insanlarla duygu ve sanatın karakteristik özelliklerini taşıyan yaratıcı bir alanda nasıl iş birliği yaptıklarında yattığına inanıyor. Fotoğraf: Reuters Seul'deki defile, Güney Kore'deki hızla gelişen teknolojik trendleri de yansıtıyor. Son yıllarda, robotik hareket yardımcıları, yapay zeka asistanları ve akıllı etkileşimli teknolojiler büyük kültürel etkinliklerde giderek daha yaygın hale geldi. Daha önce, hareket etmeye yardımcı olmak üzere tasarlanmış robotik dış iskeletler Seul Moda Haftası'nda büyük ilgi görmüş ve geniş bir kamuoyunun dikkatini çekmişti. Seul'deki defile, Güney Kore'deki hızla gelişen teknoloji trendlerini de yansıttı. Fotoğraf: Reuters Robotlar üretim hatlarında çalışmak yerine podyumlarda boy göstermeye başladıkça, Güney Kore teknoloji endüstrisi net bir mesaj veriyor: Yapay zekanın geleceği sadece işlem gücüyle değil, insanların günlük yaşamlarına entegre olma yeteneğiyle de ölçülecek.

Güney Kore, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ücreti talep etmesine karşı çıktı Haber

Güney Kore, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ücreti talep etmesine karşı çıktı

Yonhap ajansının haberine göre, Güney Kore Okyanus ve Balıkçılık Bakanı Hwang Jong-woo, Bakanlığın genel merkezinde düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın Uluslararası Denizcilik Örgütü tarafından serbest geçişi garanti altına alınan küresel deniz ticaret rotalarından olduğunu ifade etti. Bu durumu "uluslararası hukukun ihlali" olarak nitelendiren Hwang, boğazda geçiş ücreti almanın, boğazı kapatmakla eş değer olduğunu söyledi. Hwang, "İnsan eliyle inşa edilen Süveyş Kanalı'nın aksine burası gemilerin serbest dolaşımının uluslararası anlaşmalarla güvence altına alındığı uluslararası sular olup, bu tür sularda geçiş ücreti uygulamak uygun değildir." ifadesini kullandı. Güney Kore hükümetinin şimdilik bazı petrol tankerlerinin rotasını Kızıldeniz üzerinden değiştirmeyi planladığını belirten Hwang, Arktik deniz yollarının Güney Kore için alternatif bir rota haline gelebileceğini kaydetti. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması ve ABD'nin deniz ablukası İran, ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta ortak saldırılarıyla başlayan savaş sonrasında küresel enerjinin stratejik geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı'nı kapatmıştı. Bu kararla petrol fiyatlarında savaş öncesine kıyasla yüzde 65'lere kadar artış görüldü. ABD ile İran arasında 8 Nisan'da varılan ateşkes anlaşması sonrasında Pakistan arabuluculuğunda yapılan görüşmelerde sonuç çıkmayınca ABD Başkanı Donald Trump, 13 Nisan'da İran'a deniz ablukası uygulama kararı almış ve Hürmüz Boğazı'na giriş yapan ve çıkan İran bağlantılı gemilere müdahale etmeye başlamıştı. İran, 17 Nisan'da Lübnan'da ateşkes sağlanması üzerine ateşkes süresince Hürmüz Boğazı'nın İran Donanması ile koordinasyon halinde olmak şartıyla ticari gemilerin geçişlerine açık olduğunu duyurmuş ancak ABD'nin deniz ablukasına devam edeceğini duyurması üzerine boğazdan geçişlere yeniden kısıtlamalar getirdiğini açıklamıştı. ABD, bu süreçte Umman Denizi ve Hint Okyanusu'nda İran'a ait bazı ticari gemilere saldırarak ele geçirmiş, İran da buna karşılık Hürmüz Boğazı yakınlarında biri İsrail'le bağlantılı bazı gemilere müdahale ederek el koymuştu.

Trump yanına Elon Musk ve diğer CEO’ları alarak Çin’e uçtu Haber

Trump yanına Elon Musk ve diğer CEO’ları alarak Çin’e uçtu

Beyaz Saray’ın açıklamasına göre, Fox News sunucusu Sean Hannity de heyette yer alırken; başlangıçta resmi listede bulunmayan Nvidia CEO’su Jensen Huang, uçağın Alaska’daki Anchorage yakıt ikmali molası sırasında son dakika kararıyla kafileye dahil oldu. Trump, Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımla Huang’ın Air Force One’da olduğunu bizzat doğruladı. ABD Başkanı, resmi ziyarette kendisine eşlik eden diğer ağır topları da tek tek açıkladı. Heyette; Tim Cook (Apple), Larry Fink (BlackRock), Stephen Schwarzman (Blackstone), Kelly Ortberg (Boeing), Brian Sikes (Cargill), Jane Fraser (Citigroup), Larry Culp (GE Aerospace), David Solomon (Goldman Sachs), Sanjay Mehrotra (Micron) ve Cristiano Amon (Qualcomm) gibi isimler bulunuyor. Trump, Pekin’deki görüşmede Başkan Şi’den "ilk ve en önemli talebinin", Çin kapılarını Amerikan iş dünyasına tamamen açması olacağını ifade etti. Trump paylaşımında, "Muazzam ülkelerimiz için bundan daha faydalı olabilecek başka bir fikir ne gördüm ne de duydum” dedi. 13-15 Mayıs tarihlerinde gerçekleşecek olan ziyaret, 2017’den bu yana bir ABD Başkanı’nın Çin’e yaptığı ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor. Ziyaretin başlangıçta nsan ayında yapılması planlanmış, ancak ABD-İsrail’in İran’a yönelik savaşı nedeniyle ertelenmişti. Aylardır süren diplomatik hazırlıkların ardından gerçekleşen bu kritik zirvede; ticaret, Tayvan meselesi, İran savaşı ve yapay zeka konularının masadaki ana gündem maddeleri olması bekleniyor. Trump, Çin’i ziyaret etme niyetini ilk kez 30 Ekim’de Güney Kore’deki Busan Zirvesi’nde Şi ile yaptığı yüz yüze görüşmede ilan etmişti. Pekin yönetimi, görüşmelerde ABD’nin Tayvan politikasını öncelikli konu olarak belirleyeceğinin sinyalini verirken; Trump’ın ticaret dengesi ve Hürmüz Boğazı’nın seyrüsefere kapatılması konularında somut ilerleme için bastırması bekleniyor.

ABD basını: Trump 'Özgürlük Projesi'ni yeniden devreye sokmaya hazırlanıyor Haber

ABD basını: Trump 'Özgürlük Projesi'ni yeniden devreye sokmaya hazırlanıyor

Wall Street Journal’ın haberine göre, Suudi Arabistan ile Kuveyt’in ABD ordusunun üslerini ve hava sahalarını kullanmasına yönelik kısıtlamaları kaldırdığı iddia edildi. Haberde, iki Körfez ülkesinin daha önce İran’dan gelebilecek saldırılar ve ABD’nin yeterli koruma sağlayamayacağı yönündeki kaygılar nedeniyle bazı sınırlamalar getirdiği belirtildi. Trump, geçtiğimiz günlerde Hürmüz Boğazı’nda ticari gemilere askeri eskort sağlanmasını öngören “Özgürlük Projesi”nin durdurulduğunu açıklamıştı. Ancak ABD basını, Washington yönetiminin projeyi yeniden başlatma hazırlığında olduğunu aktardı. Washington ile Tahran arasında mutabakat iddiası ABD basınında yer alan haberlerde, Washington ile Tahran arasında bir mutabakat zaptı üzerinde görüşmeler yürütüldüğü de öne sürüldü. İddiaya göre ABD tarafından hazırlanan 14 maddelik taslağa İran’ın yanıtı bekleniyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise konuya ilişkin açıklamasında, teklif hakkında henüz karar verilmediğini ve ABD’ye resmi bir yanıt sunulmadığını söyledi. CIA: İran abluka karşısında aylarca dayanabilir ABD Merkezi Haberalma Teşkilatı’nın (CIA) hazırladığı ve Washington Post’ta ayrıntıları yayımlanan analizde, İran’ın ABD’nin olası deniz ablukasına ciddi ekonomik zorluk yaşamadan en az 3 ila 4 ay dayanabileceği belirtildi. Analizde ayrıca Tahran’ın, ABD ve İsrail saldırılarına rağmen önemli ölçüde balistik füze kapasitesini koruduğu değerlendirildi. İran’dan Güney Kore gemisi açıklaması İran’ın Seul Büyükelçiliği de Hürmüz Boğazı’nda Güney Kore’ye ait bir yük gemisinin zarar gördüğü olayla ilgili açıklama yaptı. Tahran yönetimi, olayda İran Silahlı Kuvvetleri’nin rol aldığı yönündeki iddiaları reddetti. Yonhap Haber Ajansı’nın haberine göre, Panama bayraklı “HMM Namu” adlı yük gemisinde 4 Mayıs’ta meydana gelen patlama sonrası çıkan yangın söndürüldü. Olayda 6 Güney Koreli ve 18 yabancı mürettebatın tamamının güvende olduğu bildirildi.

Eski Güney Kore Cumhurbaşkanı Yoon'a ek olarak 7 yıl hapis cezası verildi. Haber

Eski Güney Kore Cumhurbaşkanı Yoon'a ek olarak 7 yıl hapis cezası verildi.

Bu ceza, isyanla ilgili suçlardan ve 3 Aralık 2024 gecesi yasadışı ve beklenmedik bir şekilde sıkıyönetim ilan etmeye teşebbüs etmekten dolayı halihazırda çekmekte olduğu ömür boyu hapis cezasına eklenmiştir. Hakim Yoon Sung-sik, kararında eski Cumhurbaşkanı Yoon'un anayasa ve yasaları ciddi şekilde ihlal ettiğini doğruladı. Eski Cumhurbaşkanı Yoon Suk Yeol'un 13 Ocak'taki isyan suçlamasıyla yargılandığı duruşmadan bir fotoğraf. Fotoğraf: Mahkeme tarafından sağlanmıştır. Özellikle, mahkeme Yoon'un sıkıyönetim ilan etmeden önce gerekli olan tam kabine toplantısını kasten engellediğine karar verdi. Kendisi, kararı resmen "meşrulaştırmak" için sadece birkaç yakın üyesini çağırmakla, diğer kabine üyelerinin yetkisini ihlal etmekle ve olağanüstü hal ilan sürecindeki usulsüzlükleri gizlemek için idari belgeleri tahrif etmekle suçlandı. Mahkeme ayrıca, eski Cumhurbaşkanı Yoon'un, Güney Kore Ulusal Meclisi tarafından görevden alınmasının ardından, soruşturmacıların tutuklama emirlerini yerine getirmesini engellemek için cumhurbaşkanlığı güvenlik güçlerini "kişisel ordusu" olarak seferber ettiğine karar verdi. Sayın Yoon, duruşma boyunca sessiz kaldı ve karar sonrasında da herhangi bir açıklama yapmadı. Savunma avukatı Yoo Jeong-hwa, cezayı "çok hayal kırıklığı yaratıcı" olarak nitelendirdi ve Yüksek Mahkemeye itiraz edeceklerini doğruladı. Daha önce de eski Güney Kore cumhurbaşkanı, isyan davasındaki ömür boyu hapis cezasına itiraz etmişti. Ocak ayında, alt mahkeme Yoon'u beş yıl hapis cezasına çarptırmış ancak sıkıyönetim ilan edilmeden önce yapılan bir kabine toplantısıyla ilgili bazı yetkiyi kötüye kullanma suçlamalarını düşürmüştü. Ancak Seul Yüksek Mahkemesi bu kararı bozarak onu tüm suçlamalardan suçlu buldu. Aralık 2024'teki kısa süreli sıkıyönetim kararı Güney Kore'yi kaosa sürükleyerek finans piyasalarını ve diplomatik faaliyetleri felç etti. 14 Aralık 2024'te Güney Kore Ulusal Meclisi tarafından görevden alınmasının ve Nisan 2025'te Anayasa Mahkemesi tarafından resmen görevden uzaklaştırılmasının ardından Yoon, sürekli olarak yasal sorunlarla karşı karşıya kaldı. Görevden uzaklaştırıldıktan sonra, soruşturmacıların celp ve tutuklama emirlerine defalarca uymayı reddetti. Ocak 2025'in başlarında, düzinelerce soruşturmacı tutuklama emrini yerine getirmek için Güney Kore Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na gitti, ancak cumhurbaşkanlığı güvenlik güçleri ve yolu kapatan araçlar tarafından engellendi. O ayın sonunda tutuklandı, Mart ayında geçici olarak serbest bırakıldı ve Temmuz 2025'te tekrar tutuklandı. Geçtiğimiz hafta savcılar ayrı bir davada da 30 yıl hapis cezası talep etmişti. Yoon, Kuzey Kore'de sıkıyönetim ilan etmek için bahane yaratmak amacıyla Pyongyang'a insansız hava araçları göndererek gerilimi kasten tırmandırmakla suçlanıyor. 28 Nisan'da Seul Yüksek Mahkemesi, Yoon'un eşi Kim Keon Hee'nin de Birleşme Kilisesi'nden lüks hediyeler şeklinde rüşvet kabul etmesi ve hisse senedi fiyatlarını manipüle etmesi suçlarından aldığı cezayı dört yıla çıkardı.

Güney Kore temyiz mahkemesi, eski First Lady'sinin cezasını dört yıla çıkardı Haber

Güney Kore temyiz mahkemesi, eski First Lady'sinin cezasını dört yıla çıkardı

Karar, televizyonda yayınlanan bir temyiz duruşmasında açıklandı. Jüri, Kim Keon Hee'nin BMW Deutsch Motors'un hisse senedi fiyatını manipüle etme komplosuna kısmen karıştığına ve ayrıca aracı menfaatleri karşılığında Birleşme Kilisesi'nden cömert hediyeler kabul etmekten suçlu olduğuna karar verdi. Ancak mahkeme, eski Cumhurbaşkanı Yoon Suk Yeol'un 2022 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, iddia edilen bir "güç simsarından" ücretsiz kamuoyu yoklama sonuçları aldığı suçlamasıyla ilgili beraat kararını onayladı. Eski Güney Kore First Lady'si Kim Keon Hee mahkemede görünüyor. (Ekran görüntüsü) Min Joong-ki başkanlığındaki özel savcılık ekibine göre, Kim, 2010 ile 2012 yılları arasında Deutsch Motors'un hisse senedi fiyatını manipüle ederek yaklaşık 810 milyon won (yaklaşık 549.000 dolar) yasadışı kazanç elde etmekle suçlanıyor. Ayrıca, Birleşme Kilisesi'nin eski bir yetkilisinden, lehine müdahale karşılığında iki Chanel el çantası ve bir Graff elmas kolye almakla da suçlanıyor. İlk mahkeme kararında Bayan Kim yalnızca lüks hediyeler almakla suçlanırken, temyiz mahkemesi onu hisse senedi manipülasyonundan kısmen sorumlu buldu; çünkü kendisi yaklaşık 2 milyar won (yaklaşık 1,4 milyon dolar) içeren bir aracı kurum hesabını bir yatırım danışmanlık firmasına vermişti ve bu firma da daha sonra Deutsch Motors'un 180.000 hissesini satmak için bir işlem gerçekleştirmişti. Mahkeme ayrıca, aracılık faaliyetleri karşılığında hediye kabulüne ilişkin alt mahkemenin bulgusunu kısmen reddetti, ancak yine de kamuoyu yoklaması davasında mahkumiyet için yeterli kanıt olmadığı sonucuna vardı; çünkü aracının Bay Yoon ve eşi dışında birçok kişiye veri sağladığı iddia ediliyordu. Mahkeme, Kim'e dört yıl hapis cezasının yanı sıra 50 milyon won para cezası verdi, elmas kolyeye el konulmasına karar verdi ve yaklaşık 20 milyon won'luk tazminatı devlete devretti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.