Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Güney Afrika

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Güney Afrika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güney Afrika haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dünya Kupası 'na 1 ay kaldı Haber

Dünya Kupası 'na 1 ay kaldı

ABD, Meksika ve Kanada'nın ev sahipliği yapacağı turnuva için son 30 güne girilirken organizasyon tarihte ilk kez 3 ülkede 48 takımla düzenlenecek. 11 Haziran Perşembe günü Mexico City Stadı'nda Meksika ile Güney Afrika arasında oynanacak açılış maçıyla başlayacak turnuva, 6 haftalık heyecanın ardından 19 Temmuz Pazar günü, New York New Jersey Stadı'ndaki final maçıyla sona erecek. 2026 FIFA Dünya Kupası'nda 16 farklı statta, 4 farklı saat diliminde, toplam 104 maç oynanacak. Karşılaşmaların 78'ine ABD ev sahipliği yapacak. 16 stat arasında en büyüğü 94 bin kişiyle Dallas Stadı olurken, en az kapasiteye sahip stat ise 45 bin kişiyle Toronto'da yer alıyor. Bilet fiyatları, konaklama giderleri ve seyahat masrafları Yüksek bilet fiyatları, konaklama giderleri ile uzun uçuş süreleri ve seyahat masrafları nedeniyle bu yaz düzenlenecek Dünya Kupası, taraftarlar için zorlu bir turnuvaya dönüştü. FIFA'nın Dünya Kupası'nı Kuzey Amerika'daki üç ülkede organize etmesi, taraftarların potansiyel olarak binlerce kilometrelik uçak yolculuğu yapmasına neden olacak. İran'ın katılımı ABD ile savaş halindeki İran'ın Dünya Kupası'na katılımı da gündemdeki yerini koruyor. FIFA, İran'ın grup maçlarını Meksika veya Kanada'ya taşıma taleplerini reddetti ve maçların planlandığı gibi ABD şehirlerinde oynanması gerektiğini bildirdi. Türkiye D Grubu'nda yer alıyor Türkiye, D Grubu'nda ev sahibi ABD, Paraguay ve Avustralya ile karşılaşacak. 1930'daki ilk Dünya Kupası'ndan bu yana toplamda 11 kez organizasyonda boy gösteren ABD, 2026 FIFA Dünya Kupası'na turnuvanın üç ev sahibinden biri olması nedeniyle doğrudan katılım hakkı elde etti. Güney Amerika (CONMEBOL) elemelerini başarıyla tamamlayan ve 18 maçta 28 puanla 6. sırada yer alarak doğrudan katılım hakkı elde eden Paraguay, tarihindeki dokuzuncu Dünya Kupası'na katılacak. FIFA Dünya Kupası'na 7 defa katılım hakkı elde eden Avustralya, organizasyonun 48 takıma çıkarılmasıyla Asya kıtasına (AFC) verilen kontenjan artışından faydalanan ekiplerden biri oldu. Avustralya, 3. Tur C Grubu'nu 19 puanla ikinci sırada bitirerek 2026 FIFA Dünya Kupası biletini cebine koydu. Üç ülke ilk kez katılacak Dünya Kupası, geçmiş yıllardaki turnuvalara kıyasla 32 yerine 48 takım ile düzenlenecek. Katılımcı sayısının artmasıyla Yeşil Burun Adaları, Curaçao, Ürdün ve Özbekistan, tarihinde ilk kez Dünya Kupası finallerinde mücadele edecek. Mexico City Stadı tarihe geçecek Meksika'nın başkentiyle aynı adı taşıyan 83 bin kişi kapasiteli Mexico City Stadı, Dünya Kupası tarihinde 3 kez açılış maçına ev sahipliği yapan ilk stat olarak tarihe geçecek. Mexico City Stadı'nda daha önce 1970 Dünya Kupası'nın açılışında Meksika-Sovyetler Birliği (0-0), 1986 Dünya Kupası'nın açılışında ise İtalya-Bulgaristan (1-1) maçları oynanmıştı. Futbol tarihinin efsanelerinden Brezilyalı Pele'nin 1970'te kupayı kaldırdığı, Arjantinli Maradona'nın 1986'da "yüzyılın golü"nü attığı Mexico City Stadı, 2026 Dünya Kupası'nın açılışında Meksika-Güney Afrika maçına ev sahipliği yapacak.

Hantavirüs 'lü gemi kıyıya yanaşmaya hazırlanıyor Haber

Hantavirüs 'lü gemi kıyıya yanaşmaya hazırlanıyor

Tüm dünyanın dikkatle takip ettiği Hantavirüslü gemi “MV Hondius”, İspanya'nın Kanarya Adaları'ndaki Tenerife kentine demir atmaya hazırlanıyor. Geminin kıyıya yanaşmasından önce çeşitli önlemler alan İspanya Sağlık Bakanı, duruma dair açıklamalarda bulundu. Bakan, MV Hondius'un 10 Mayıs Pazar günü yerel saatle 04.00 ile 06.00 arasında limana gelmesinin beklendiğini açıkladı. Gemiden önce İspanyol vatandaşlarının ineceğini söyleyen Bakan, hantavirüs nedeniyle ölen kişinin mürettebatla beraber gemide kalacağını ve geminin Tenerife'den Hollanda'ya devam edeceğini söyledi. Geminin Hollanda'da dezenfekte edileceği bildirilirken İspanya Sağlık Bakanı, “Genel nüfus için risk düşük seviyede.” diye konuştu. İspanya İçişleri Bakanlığı da İspanyol olmayan diğer yolcuların uçaktan sadece ait oldukları ülkenin tahliye uçakları hazır olduğunda tahliye edileceğini açıkladı. Fransa, Almanya, Bekçika ve Hollanda'dan tahliye uçaklarının geleceği belirtildi. Singapurlu yolcuların test sonucu belli oldu Hantavirüs salgını yaşanan gemide 2 Singapurlu yolcunun ülkelerine döndükten sonra yapılan testlerinin negatif çıktığı bildirildi. 65 ve 67 yaşlarındaki iki erkek yolcunun olaylı gemide seyahat ettiği ve 25 Nisan'da St. Helena'dan Johannesburg'a giden ve daha sonra Güney Afrika'da hayatını kaybeden bir hantavirüs hastasıyla aynı uçakta bulunduğu açıklanmıştı. Laboratuvar testlerinde, Andes virüsü türü de dahil olmak üzere hantavirüs enfeksiyonuna dair hiçbir kanıt bulunmadığı ortaya çıktı. 2 yolcunun yine de karantinaya alındıkları ve 30 gün boyunca karantinada kalacakları belirtildi. Yetkililer hantavirüsün kuluçka süresine denk gelen toplam 45 günlük bir izleme süresi boyunca telefonla gözetim altında tutulacağını bildirdi. DSÖ'den hantavirüslü geminin yanaşacağı Tenerife halkına mesaj Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, hantavirüs vakalarının tespit edildiği geminin yanaşacağı Kanarya Adaları'na bağlı Tenerife Adası'ndaki halka yönelik mesaj yayınladı. DSÖ mesajında, yolcuların yerleşim yerlerinin uzağında tahliye edileceğini ve Tenerife halkının bu kişilerle karşılaşmayacağını bildirdi. Ghebreyesus, Arjantin'den kalkan, bazı yolcularında hantavirüs tespit edilen ve tahliye için Kanarya Adaları'na bağlı Tenerife Adası'na giden Hollanda bandıralı "MV Hondius" isimli gemiye ilişkin endişeler nedeniyle Tenerife halkına yönelik mesaj yayımladı. Geminin yanaşacağı Tenerife Adası halkının endişeli olduğunun farkında olduğunu kaydeden Ghebreyesus, "Salgın kelimesini duyduğunuzda ve kıyılarınıza doğru bir geminin yelken açtığını gördüğünüzde, hiçbirimizin tam olarak unutamadığı anıların yeniden canlandığını biliyorum. (Salgın) 2020'nin acısı hala gerçek ve bunu bir an bile göz ardı etmiyorum. Bu başka bir Kovid değil. Hantavirüsün mevcut halk sağlığı riski düşük kalmaya devam ediyor. Meslektaşlarım ve ben bunu kesin olarak söyledik ve şimdi size tekrar söylüyorum" ifadelerini kullandı. 3 kişi bu nedenle öldü Ghebreyesus, MV Hondius gemisindeki virüsün, Andes hantavirüs türü olduğunu, bunun ciddi bir virüs olduğunu ve 3 kişinin bu virüs nedeniyle öldüğünü hatırlattı. Tenerife'de günlük hayatını sürdüren halk için riskin düşük olduğunu belirten Ghebreyesus, şu değerlendirmede bulundu: "Bu, DSÖ'nün değerlendirmesidir ve bunu hafife almıyoruz. Şu anda gemide semptom gösteren yolcu yok. Gemide bir DSÖ uzmanı bulunuyor. Tıbbi malzemeler hazır. İspanya yetkilileri dikkatli, adım adım bir plan hazırladı. Yolcular, yerleşim alanlarından uzakta, Granadilla'nın sanayi limanına, tamamen kordon altına alınmış bir koridordan, mühürlü, korumalı araçlarla karaya çıkarılacak ve doğrudan ülkelerine geri gönderilecek. Onlarla karşılaşmayacaksınız. Aileleriniz de onlarla karşılaşmayacak." Ghebreyesus, gemiyi kabul ettiği için İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'e teşekkür etti ve bunun bir dayanışma ve ahlaki görev eylemi olduğunu kaydetti. Neden Tenerife seçildi? Ghebreyesus, gemidekilerin güvenliğini ve onurunu sağlamak için yeterli tıbbi kapasiteye sahip en yakın limanın Tenerife'de olduğuna işaret ederek, "Tenerife bu standardı karşıladı, İspanya da buna saygı gösterdi. 23 ülkeden yaklaşık 150 kişi haftalardır denizde, bazıları yas tutuyor, hepsi korkuyor, hepsi de ev özlemi çekiyor. Tenerife, tıbbi kapasitesi, altyapısı ve insanlığı sayesinde onların güvenliğe ulaşmalarına yardımcı olduğu için seçildi” açıklamasında bulundu. Operasyonu bizzat gözlemlemek, sağlık çalışanlarının, liman personelinin ve yetkililerinin yanında olmak için Tenerife'de olacağını bildiren Ghebreyesus, bu sürece yakından tanık olmanın önemine de işaret etti. “Virüsler siyaseti umursamaz” Ghebreyesus, mesajına şöyle devam etti: "Virüsler siyaseti umursamaz ve sınırları önemsemez. Hepimizin sahip olduğu en iyi bağışıklık dayanışmadır. Tenerife bugün bu dayanışmayı gösteriyor. Geminin kaptanı Jan Dobrogowski, mürettebatı ve gemiyi işleten şirket, bu zorlu dönemde örnek bir işbirliği sergiledi. Dünya Sağlık Örgütü adına ve dünyanın dört bir yanındaki yolcular ve aileleri adına Tenerife halkına ve ilgili herkese teşekkür ediyorum."

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier: "İran savaşı siyasal açıdan felaket bir hataydı" Haber

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier: "İran savaşı siyasal açıdan felaket bir hataydı"

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’de Almanya Dışişleri Bakanlığı'nın 2. Dünya Savaşından sonra yeniden kurulmasının 75. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Kendisinin de Bakan olarak uzun yıllar görev yaptığı Dışişleri Bakanlığı'nın küresel sorunlara bakışına ve çözüm önerilerine ilişkin konuşan Steinmeier, İran savaşına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Steinmeier, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını ve Alman hükümetinin tutumunu eleştirerek, "Uluslararası hukuk ihlallerini, ihlal olarak adlandırmamak dış politikamızı daha inandırıcı hale getirmez. Bu savaş uluslararası hukuka göre yasadışıdır ki bunda şüphe yok" dedi. Bugüne kadar İran savaşını uluslararası hukuka göre yasa dışı olarak sınıflandırmaktan kaçınan Alman hükümetinden farklı bir tavır sergileyen Steinmeier, "Mevcut Amerikan hükümetinin dünya görüşü bizimkinden farklı. Bu görüş yerleşik kurallara, ortaklığa ve zamanla gelişen güvene hiç önem vermiyor. Bunu değiştiremeyiz. Bununla başa çıkmak zorundayız ama benim inancım budur. Bu dünya görüşünü benimsemek için hiçbir nedenimiz yok. Büyük güçler, kuralların olmadığı bir dünyada hayatta kalabilir hatta kısa vadede bundan fayda bile sağlayabilir. Ancak bu bizim için geçerli değil ve devletlerin ezici çoğunluğu için de geçerli değil" ifadelerini kullandı. "İran savaşı uluslararası hukuka göre yasa dışıdır" "Yarının dünyası, ABD ile Çin arasındaki bir ikili mücadeleden daha fazlası olmalı. Bu nedenle dış politikamızın pragmatik ve etkili olması gerekir" diyen Steinmeier, "Dış politikamız, hukuk ihlalini haklar ilkesiyle adlandırmamamızla daha ikna edici hale gelmez. Bununla Gazze Savaşı'nda zaten uğraşmak zorunda kaldık. İran Savaşı'nda da bununla uğraşmak zorundayız çünkü bu savaş, uluslararası hukuka aykırıdır. Bu savaş, ayrıca siyasi açıdan feci bir hatadır. Eğer savaşın amacı İran’ı nükleer bomba yolunda durdurmaksa bu savaş gerçekten önlenebilir, gereksiz bir savaştır" ifadelerini kullandı. "14 Temmuz 2015 tarihinde İran'ın nükleer silahlanmasının önlenmesine dönük anlaşmadan hiç bu kadar uzak olmamıştık" diyen Steinmeier, söz konusu anlaşma için "Amerikalıların İran'a karşı yapmak zorunda kalacağı bir savaşı önlüyoruz" ifadelerinin kullanıldığını ancak 2 yıl sonra, ilk görev süresinde 2018 yılında ABD Başkanı Donald Trump’ın bu anlaşmadan çekildiğini hatırlattı. "Uluslararası hukuk göz ardı edilmemeli" Trump’ın ikinci görev süresinde ise İran’da savaş yapıldığını belirten Steinmeier, "Uluslararası hukuk, başkaları yapıyorsa bizim de çıkarmamız gereken eski bir eldiven değildir. Aksine büyük güçler arasında yer almayan herkes için şimdi ve gelecekte, bazıları tarafından ihmal edilse ve ihlal edilse bile hayati önem taşır. Düzen çerçevesi, kural ve meşruiyet kaynağı olarak uluslararası hukuk, Almanya için olduğu kadar Avrupa için de önemini hiç kaybetmemiştir. Hukuk ve kuralların olmadığı bir dünyada bu Avrupa kaybolurdu. Çünkü Avrupa Birliği kendisi de kurallara dayalı bir yapıdır. Eğer büyük güçlerin dünya görüşünü kendimize mal edersek, o zaman bu yapı göz açıp kapayıncaya kadar çökecektir. Bu yüzden dış politikamızın pragmatik ve etkili olması gerektiğine inanıyorum, olması gereken yerde olmalı, olmaması gereken yerlerde ise olmamalı" diye konuştu. Küresel sorunların küresel dengeleri yeniden şekillendirdiğine vurgu yaparak son dönemde kendisinin güçlü işbirliklerini geliştirmek için bir dizi ziyaretler gerçekleştirdiğini hatırlatan Steinmeier, "Bu kapsamda Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) bölgesi, Körfez ülkeleri ve Türkiye’nin yanı sıra Kenya, Güney Afrika, Şili ve Brezilya’ya ziyaretler gerçekleştirdim. Bu ülkeler Almanya ile yakın ilişkiler kurmak istiyor. Bu devletler de Almanya gibi bağımlılıklarını azaltmayı ve uluslararası ortaklıklarını çeşitlendirmeyi hedefliyor" dedi. Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 15 Mart 1951’de yeniden kurulan ve bu yıl 75. yılını kutlayan Almanya Dışişleri Bakanlığı’nda 2005-2009 ile 2013-2017 yılları arasında Dışişleri Bakanı olarak görev yapmıştı. Steinmeier, P5+1 ülkeleri olarak adlandırılan ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa ile Almanya’nın yanı sıra Avrupa Birliği arasında İran ile 14 Temmuz 2015’te imzalanan nükleer anlaşma sürecinde de Almanya Dışişleri Bakanı olarak görev almıştı.

Birçok ülkeden Japonya’ya Tek Çin mesajı Haber

Birçok ülkeden Japonya’ya Tek Çin mesajı

Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’nin son açıklamalarına ilişkin olarak, farklı ülkelerden siyasetçiler ve uzmanlar, dünyada yalnızca Tek Çin bulunduğunu vurguladı. Askeri genişlemeyi teşvik eden söz konusu açıklamaların bölgesel gerilimleri tırmandırabileceği uyarısında bulundu. Güney Afrika Dışişleri Bakanlığı’nın Çin–Güney Afrika ikili ilişkilerinden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Vekili Jodwa Lali, konuya ilişkin değerlendirmesinde, Güney Afrika’nın Tek Çin politikasına açık ve kararlı biçimde bağlı olduğunu belirtti. Lali, Taiwan’ın Çin topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak, bunun bir gerçek olarak, kendileri açısından tartışmaya açık bir konu olmadığını ifade etti. Nijeryalı Uluslararası Konular Uzmanı Efem Nkam Ubi de yaptığı açıklamada, Takaichi’nin söylemlerini sert bir dille eleştirdi. Ubi, Taiwan’la ilgili her konunun Çin’in iç işi olduğunu belirterek, diğer ülkelerin bu konuya müdahil olmaktan kaçınması gerektiğini söyledi. Takaichi’nin açıklamalarının yalnızca gerilimi artırdığını ifade eden Ubi, bu tutumun bölgede daha çok güvenlik sorununun yaşanmasına yol açacağını ve Japonya’yı bölgede askeri genişlemeye teşvik edeceğini ve bunların Asya-Pasifik bölgesini güvenlik zorluklarına düşüreceğini dile getirdi. Öte yandan Avrupa Parlamentosu eski üyesi Mahle de konuya ilişkin değerlendirmesinde, Takaichi’nin açıklamalarının yalnızca Çin ve Kore Yarımadası için değil, küresel istikrar açısından da ciddi riskler taşıdığını söyledi. Mahle, Japonya’nın Barış Anayasası’nın uzun yıllar barış ve silahsızlanmanın güvencesi olarak görüldüğünü hatırlatarak, Takaichi’nin “düşüncesiz” açıklamalarının uluslararası düzeni ciddi biçimde zedelediğini ifade etti. Takaichi'nin Tayvan'a ilişkin sözleri Japon Başbakan Takaiçi, 7 Kasım'da Japon parlamentosu Diet'te düzenlenen oturumda Tayvan Boğazı'na yönelik bir askeri müdahalenin Japonya için "varlığını tehdit eden durum" olarak görüleceğini ifade etmişti. Japonya'nın 2015 tarihli Ulusal Güvenlik Yasası'nda "varlığını tehdit eden durum", ülkenin müttefiklerine yönelik, Japonya'ya da varoluşsal tehdit oluşturan silahlı saldırı anlamına geliyor. Ülke bu durumda "öz savunma güçleri" olarak adlandırdığı silahlı kuvvetlerini görevlendirebiliyor. Japon Başbakan, tepkiler üzerine Tayvan'a ilişkin sözlerinin varsayımsal olduğunu, gelecekte bu tür yorumlardan kaçınacağını belirtmiş ancak sözlerini geri almayı reddetmişti. Pekin yönetimi, Japonya'nın Pekin Büyükelçisi Kenji Kanasugi'yi, konuyla ilgili Çin Dışişleri Bakanlığına çağırarak protesto notası vermişti.

AB'nin ağır sanayi ürünlerine yönelik karbon gümrük vergisi yürürlüğe girdi Haber

AB'nin ağır sanayi ürünlerine yönelik karbon gümrük vergisi yürürlüğe girdi

AB'ye çelik, alüminyum, çimento ve diğer ağır sanayi ürünlerinin ithalatı, 1 Ocak'tan itibaren ürettikleri CO2 emisyonları için ödeme yapmaya başlayacak; bu, AB'nin yabancı emsallerine kıyasla daha sıkı yükümlülüklerle karşı karşıya kalan AB üreticilerini korumayı amaçlayan bir önlem. Bu önlem, Avrupa sanayileri için adil rekabeti sağlamayı amaçlasa da, AB'nin karbon sınır vergisi, Karbon Sınır Ayarlama Mekanizması (CBAM), ticarette sürtüşmelere yol açabilir ve AB üyesi olmayan ülkelerle anlaşmazlıklara neden olabilir; bu da Donald Trump'ın agresif küresel gümrük politikasıyla Beyaz Saray'a gelmesinden bu yana uluslararası sahnede hakim olan ticaret kavgalarını daha da şiddetlendirebilir. ABD, Ekim ayında ABD Enerji Bakanı Chris Wright'ın Brüksel'e yaptığı resmi ziyarette, yasanın transatlantik ortaklar arasında büyük ticaret engelleri yaratacağını söyleyerek AB'ye yasayı geri çekmesi için baskı yaptı. Bu yılın başlarında ABD, AB mallarına uygulanan gümrük vergilerini üç katına çıkarmış ve çelik ve alüminyuma uygulanan gümrük vergilerini yüzde 50'ye yükseltmişti. Çin, Hindistan, Rusya ve Güney Afrika da AB'nin yasasına karşı çıkarak, bunun korumacılığa denk geldiğini söylerken, bazı ülkeler AB yasasının Dünya Ticaret Örgütü (WTO) kurallarıyla uyumluluğunu sorguluyorlar.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.