Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gübre

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Gübre haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gübre haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mahmut Arıkan: “20 yıllık kanun uygulanmıyor, çiftçiye destek sadece yüzde 0,25” Haber

Mahmut Arıkan: “20 yıllık kanun uygulanmıyor, çiftçiye destek sadece yüzde 0,25”

Çiftçilerin yeni hasat dönemine büyük bir karamsarlıkla girdiğini vurgulayan Mahmut Arıkan, açıklamasına şu sözlerle başladı: "Gönül isterdi ki bu ziyaretimizde çiftçimizin güler yüzünü görelim. Gönül isterdi ki biçerdövere binerken çiftçimizin umutla bindiği günleri görmek isterdik ama maalesef umutla tarlaların biçildiği bir döneme değil, umutsuzlukla geleceğe dair ümitsiz cümlelerin kurulduğu bir güne denk geldik." “AVUSTRALYA'DAKİ ÇİFTÇİ EL ÜSTÜNDE, KONYALI ÇİFTÇİ KARAMSAR” Sorunları gündeme getirmek ve icra makamındakilere Sarayönü ile diğer ilçelerdeki çiftçilerin taleplerini iletmek için sahada olduklarını belirten Saadet Partisi Genel Başkanı, küresel bir kıyaslama yaptı. Dünyanın neresine gidilirse gidilsin tarımla uğraşanların beklentilerinin benzer olduğunu ifade eden Arıkan, şu değerlendirmede bulundu: "Buradan binlerce, on binlerce kilometre ötedeki Avustralya'ya da gitsek, Konya'da eli nasırlı çiftçi kardeşimizle de buluşsak akşam başını yastığa koyarken mazotu düşünüyor, gübreyi düşünüyor, ürün fiyatını düşünüyor. Ama sabah uyandığında Avustralya'daki çiftçimiz Avustralyalı yöneticiler tarafından el üzerinde tutulduğunu, sorunlarının giderilmesiyle alakalı devletinin yanında olduğunu görüyor ama Konya’mıza geldiğimizde sabah çiftçimizin daha bir karamsar güne başladığını üzülerek görüyoruz." “MALİYET 19-20 LİRA, SATIŞ 16 LİRA” Açıklanan buğday alım fiyatlarının üreticinin maliyetini karşılamadığını, bizzat tarladaki üreticiyle yaptığı diyalog üzerinden aktaran Saadet Partisi Genel Başkanı, durumu şu sözlerle özetledi: "Geçtiğimiz günlerde buğday alım fiyatları açıklandı. Hep beraber takip ettik, 16,5 lira açıklandı. Biraz önce biçer kullanırken arkadaşımıza sordum, 'Ne kadar, yaklaşık maliyetiniz ne kadar?' dediğimde, ‘Başkanım' dedi, 19 lira, 20 lira aşağısına mal etmemiz mümkün değil’ dedi. Peki 16,5 liraya bu fiyat açıklandı. Toprak Mahsulleri Ofisi kaç liradan alıyor diye sorduğumuzda, '14 liraya, 14,5 liraya satabilirsek bizden mutlusu yok' dedi. 19 liraya mal ediliyor, 20 liraya mal ediliyor; 16,5 liraya satıldığı günlere maalesef bugünlerde şahitlik ediyoruz." “GİRDİ MALİYETLERİ İLE ÜRÜN FİYATI ARASINDAKİ UÇURUM BÜYÜYOR” Son bir yıl içerisindeki maliyet artışlarına dikkat çeken Arıkan, enflasyonun çiftçi üzerindeki yükünü rakamlarla ortaya koydu: “Değerli arkadaşlar, son 1 yıl içerisinde gübre fiyatlarındaki artışa baktığımızda %64'lük bir artış görüyoruz. Keza mazot fiyatlarına baktığımızda %41'lik bir artış görüyoruz ama ürün fiyatında sadece %22'lik bir artış var. Bu %22'lik artışın da tam manasıyla uygulanmadığına, ürün üreticisine tam manasıyla rakamların verilmediğine şahitlik ediyoruz.” “20 YILLIK KANUN UYGULANMIYOR, DESTEK SADECE YÜZDE 0,25” Yaşanan krizin anlık değil, uzun yıllardır süren tarım politikalarının bir neticesi olduğunu savunan Arıkan, 2006 yılında çıkarılan tarım destekleme yasasını hatırlatarak iktidarı eleştirdi: “2006 yılı içerisinde bugünkü hükümet bir yasa çıkartmıştı. Tarımla uğraşan, çiftçilikle uğraşan insanlara destek, %1'lik gayrisafi milli hasıladan %1'den az olmamak üzere bir destek açıklaması yapmıştı. Aradan 20 yıl geçmesine rağmen 2007'de %1 olması gereken destek %0,6 (binde 6) olarak gerçekleşmiş; 2026, içinde bulunduğumuz yıl içerisinde de sadece %0,25 olarak gerçekleşmiş.” "KONYA’DA ON BİNLERCE DÖNÜM ARAZİ SATIŞA ÇIKTI" Açıklamasını, sistemin sürdürülemez olduğuna vurgu yaparak tamamlayan Arıkan, tarımdan kaçışın tehlikeli boyutlara ulaştığını belirterek, “Bu şekilde bu sistemin, bu çiftçinin ayakta kalması mümkün değil. İşte buradayız, Sarayönü'nde on binlerce dönüm arazinin satışa çıktığını görüyoruz. İkinci neslin, evlatların bu” diyerek tarımda yaşanan nesil kopuşuna ve artan arazi satışlarına dikkat çekti.

Türk İhracatçısı İçin Pazar Payı Sabit Ama Rekabet Artıyor Haber

Türk İhracatçısı İçin Pazar Payı Sabit Ama Rekabet Artıyor

The Globby Araştırma Ekibi, 2016-2024 döneminde Avrupa Birliği'nin Çin, ABD, Hindistan ve Türkiye ile yürüttüğü ikili ticareti 97 ürün grubu bazında inceledi. Barış Yaşbala, analizin genel tablosunu özetlerken AB'nin bu dört ülkeden yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık ithalatgerçekleştirdiğini belirterek, pastanın büyüdüğünü ancak dilimlerin eşit büyümediğini ifade etti. Yaşbala, analizin en çarpıcı bulgusunun otomotiv sektöründe yaşandığını vurguladı. 2016'da Türkiye'nin bu dört ülke arasında AB'ye en fazla otomotiv ihracatı yapan ülke konumunda olduğunu, ancak Çin'in elektrikli araç devrimiyle bu tabloyu tamamen değiştirdiğini aktardı. Çin'in otomotiv ihracatını 8 yılda beş katına çıkararak liderliği devraldığını belirten Yaşbala, Türkiye'nin 29 milyar dolarlık ihracatla hâlâ güçlü bir performans sergilediğini ancak elektrikli araç dönüşümünü yakalamanın artık tercih değil zorunluluk olduğunu söyledi. Öte yandan Yaşbala, verilerin umut verici yeni trendlere de işaret ettiğinin altını çizdi. Raylı sistem araçları, savunma sanayii ve bitkisel yağlar gibi kalemlerde Türkiye'nin son 8 yılda çok yüksek büyüme oranları yakaladığını belirterek, ihracat yapısının geleneksel tekstil-otomotiv ekseninden çok daha geniş bir portföye evrildiğini ifade etti. Yaşbala, AB'nin COVID sonrasında benimsediği tedarik zinciri yakınlaştırma stratejisinin Türkiye'nin coğrafi konumunu daha da değerli kıldığını ve hız avantajı gerektiren sektörlerde, özellikle hızlı moda, taze gıda ve sipariş bazlı üretimde Türk ihracatçıların önünde önemli fırsatlar bulunduğunu vurguladı. Yaşbala, tehditlere de dikkat çekerek AB'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (CBAM) Türk ihracatçılar için yakın vadedeki en somut risk olduğunu belirtti. Demir-çelik, alüminyum, çimento ve gübre gibi kalemlerin kapsama girdiğini hatırlatan Yaşbala, Türkiye'nin bu sektörlerde önemli bir ihracatçı olduğunu ve karbon ayak izi raporlamasının artık bir pazar erişimi koşulu haline geldiğini aktardı. Hindistan'ın özellikle elektrik-elektronik ve kimyasal sektörlerinde hızla yükseldiğini de ekleyen Yaşbala, Türk ihracatçıların veri odaklı karar almayı, elektrikli araç ekosistemini hızlandırmayı ve yeşil dönüşüme bugünden hazırlanmayıgeciktirmemesi gerektiği değerlendirmesinde bulundu.

Karal: Yaşanan fiyat dalgalanmaları üreticiyi sistematik biçimde zarara uğratıyor Haber

Karal: Yaşanan fiyat dalgalanmaları üreticiyi sistematik biçimde zarara uğratıyor

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, fındık alım fiyatlarının kısa süre içinde 340–350 TL bandından 220 TL seviyelerine kadar gerilemesine tepki gösterdi. Türkiye’nin dünyanın en büyük fındık üreticisi olmasına rağmen fiyat belirleme gücüne sahip olamadığını vurgulayan Karal, yaşanan tabloyu “piyasayı düzenlemesi gereken kamunun seyirci kalmasının sonucu” olarak değerlendirdi. Karal, açıklamasında Türkiye’de yaşanan fiyat düşüşünün, Karadeniz’de binlerce üreticiyi doğrudan etkilediğini ve ekonomik açıdan zor durumda bıraktığını söyledi. Üreticilerin, fiyatların yeniden artacağı beklentisiyle ürününü elinde tuttuğunu hatırlatan Karal, “Fiyatların bu kadar kısa sürede dibe vurması, zaten artan girdi maliyetleri altında ezilen üreticiyi bir kez daha kaygıya sürüklemiştir. Gübre, ilaç, işçilik ve nakliye maliyetleri her geçen gün artarken, ürün fiyatlarının bu seviyelere düşmesi kabul edilebilir değildir." ifadelerini kullandı. DEVA Partili Karal, fındık piyasasında yaşanan dalgalanmanın doğal piyasa koşullarıyla açıklanamayacağını belirterek, ortada adil ve sağlıklı işleyen bir piyasa bulunmadığını kaydetti. Karal, “Fiyatlar belirli dönemlerde baskılanmakta, üretici çaresiz bırakılmaktadır. Bunun bedelini alın teriyle üretim yapan çiftçi ödemektedir” dedi. Karal ayrıca şunları aktardı: "Piyasayı düzenlemesi gereken kamu, ne yazık ki bugün seyirci konumundadır. Fındık üreticisi her yıl aynı döngüye mahkum ediliyor. Yaşanan fiyat dalgalanmaları üreticiyi sistematik biçimde zarara uğratıyor. Geçtiğimiz yıl rekoltenin son derece düşük olmasına rağmen hükümetin bu tabloya kayıtsız kalması kabul edilemez. Üretici emeğinin karşılığını alamazken, kazanan hep büyük alıcılar oluyor. Türkiye’nin tarımda geldiği nokta budur: Üreten kaybediyor, spekülatör kazanıyor. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin piyasada etkin ve yönlendirici bir alım politikası yürütmemesi, fiyat düşüşlerini daha da hızlandırmaktadır. Bu nedenle kamu otoritesinin, güçlü, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir taban fiyat politikasıyla üreticinin arkasında durması şarttır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.