Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Girdi Maliyetleri

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Girdi Maliyetleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Girdi Maliyetleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Ömer Fethi Gürer:  Borçsuz çiftçi,üretici kalmadı Haber

CHP'li Ömer Fethi Gürer: Borçsuz çiftçi,üretici kalmadı

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimde yaşanan sorunların yalnızca ürün fiyatlarıyla sınırlı kalmadığını, düşük alım fiyatlarının çiftçinin borç yükünü de artırdığını söyledi. 2026 yılında geçtiğimiz yıla oranla verim ve rekoltede artış yaşandığını belirten Gürer, buna karşın üreticinin beklediği geliri elde edemediğini ifade etti. TBMM Tarım,Orman ve Köy işleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, farklı ürünlerde uygulanan düşük alım fiyatlarının üreticinin beklentilerini karşılamadığını belirterek, “2026 yılında geçtiğimiz yıla oranla verimde de rekoltede de artış gerçekleşti. Üretici, mahsulü bol olunca daha önceki yıllarda oluşan borçlarını da kapatacağını düşünüyordu. Ama öyle olmadı.Farklı ürünlerde üzümde , limonda, fındıkta, buğdayda, mercimekte, çayda,nohutta, domateste beklediği gelire üretici sahip olamadı. Bunun yansıması borç ödemede de sorunların artmasına neden oldu” ifadelerini kullandı. ÇİFTÇİNİN BANKALARA BORCU 1,5 TRİLYON LİRAYA YAKLAŞTI Çiftçinin bankacılık sektörüne olan borcunun yıllar içinde katlanarak arttığını belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2006 yılında 6 milyar 475 milyon lira seviyesinde bulunan tarım sektörünün bankalara kredi borcunun, 2026 yılı Temmuz ayında 1 trilyon 492 milyar 28 milyon liraya yükseldiğini söyledi. Gürer, “2006 yılında 6 milyar 475 milyon lira seviyesinde olan tarım sektörünün bankacılık sektörüne kredi borcu, 2026 yılının Temmuz ayında 1 trilyon 492 milyar 28 milyon liraya kadar yükseldi. Bu, yaklaşık 20 yılda 230 katlık bir artış olduğunu gösteriyor” dedi. Borç artışının özellikle son yıllarda hızlandığına dikkat çeken Gürer, “2022 yılının Temmuz ayında 233 milyar 33 milyon lira olan borç, 2023'te 487 milyar 45 milyon liraya, 2024'te 714 milyar 981 milyon liraya, 2025'te ise 1 trilyon 81 milyar 39 milyon liraya çıktı. Temmuz 2026'da ise 1 trilyon 492 milyar liralık bir borç oluştu" dedi. Ömer Fethi Gürer, yalnızca son bir yılda yaşanan artışın bile çiftçinin içinde bulunduğu ekonomik tabloyu ortaya koyduğunu belirterek, “Sadece son bir yılda çiftçinin bankalara olan borcu 411 milyar 249 milyon lira arttı. Bu da yüzde 38'lik bir artış demek. Son dört yıl içinde borç yaklaşık 6,4 kat artmış oldu.Piyasa borçları ile borçsuz çiftçi,üretici kalmadı .Borç olmadan çiftçilik zorda ” diye konuştu. ÇİFTÇİ BORCUNU KAPATMAK İÇİN YENİDEN BORÇLANIYOR Çiftçinin üretime devam edebilmek için sürekli artan girdi maliyetlerini karşılamak zorunda kaldığını belirten Ömer Fethi Gürer, üretim maliyetleri ile üreticinin elde ettiği gelir arasındaki makasın açıldığını belirterek, “Çiftçi tarlasını ekebilmek için gübre, ilaç, mazot, su,elektrik,tohum ve diğer ihtiyaçlarını karşılamak zorunda. Traktör ve diğer ekipmanlarının giderleri ,bakımı da ek giderler. Sulama suyundan işçiliğine kadar giderleri her yıl artıyor. Üretim maliyetleri artarken üretimden elde ettiği ürünün geliri ise düşüyor. Borcunu kapatmaya yeni borçla devam ediyor” ifadelerini kullandı. TAKİPTEKİ ÇİFTÇİ BORÇLARI 20 YILDA 125 KAT ARTTI Çiftçinin borçlarını ödeyememesi nedeniyle takipteki kredilerde de artış yaşandığını kaydeden Ömer Fethi Gürer, takipteki borçlara ilişkin rakamlara da dikkat çekti. Gürer, “2006 yılının Temmuz ayında 211 milyon 792 bin lira olan takipteki borç miktarı, 2021'de 4 milyar 738 milyon liraya, 2025'te 8 milyar 597 milyon liraya, 2026 Temmuz'unda ise 26 milyar 602 milyon liraya yükseldi. Böylece takipteki çiftçi borçları 20 yılda yaklaşık 125 kat arttı. Yalnızca son bir yıldaki artış bile çiftçinin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntının somut göstergesi. Tarla haczediliyor, traktör haczediliyor. Elindeki avucundaki, ürettiği ürün haczediliyor. Hayvanı haczediliyor ve bu anlamda önemli ve ciddi sorunlar yaşanıyor” dedi. ÇİFTÇİNİN BİR YILDAKİ BORÇ ARTIŞI, TARIMSAL DESTEK BÜTÇESİNİN 2,5 KATI Çiftçinin borç yükündeki artış ile tarımsal destekler arasındaki farkın da dikkat çekici olduğunu belirten Gürer, 2025 Temmuz'u ile 2026 Temmuz'u arasındaki döneme ilişkin rakamları karşılaştırdı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2025 Temmuz'undan 2026 Temmuz'una kadar çiftçinin banka borcu 411 milyar lira artarken, 2026 yılı için açıklanan toplam tarımsal destek bütçesi 168 milyar lira seviyesinde kaldı. Kanuna göre verilmesi gereken 722 milyar lira destek yine verilmedi. Verileceği açıklanan destek ise çiftçinin sadece bir yılda artan borcu, bir yıllık tarımsal destek bütçesinin yaklaşık 2,5 katına ulaştı” dedi. Gürer, çiftçinin borç yükünün azaltılması ve tarımsal üretimin sürdürülebilmesi için acil önlemler alınması gerektiğini vurguladı. ÇİFTÇİNİN FAİZ YÜKÜ SİLİNMELİ, BORÇLAR UZUN VADEYE YAYILMALI Çiftçinin kamu ve özel bankalar ile Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçları için kapsamlı bir yapılandırma yapılması gerektiğini belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözüm önerilerini de sıraladı. Gürer, “Kamu ve özel bankalar ile Tarım Kredi Kooperatiflerine olan birikmiş borçların faizleri silinmeli, ana borçlar en az 3 ila 5 yıl faizsiz olarak ertelenmeli ve uzun vadeye yayılarak taksitlendirilmelidir. Çiftçinin traktörüne, tarlasına ve tarım ekipmanlarına yönelik icra ve haciz işlemleri, üretimin devamlılığı açısından durdurulmalıdır. Üretim araçlarını kaybeden çiftçinin üretime devam etmesi mümkün değildir” diye konuştu. GİRDİ MALİYETLERİ DÜŞÜRÜLMELİ, VERGİ YÜKÜ AZALTILMALI Tarımda sürdürülebilir üretim için girdi maliyetlerinin düşürülmesi gerektiğini belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, mazot, gübre, tohum, elektrik ve sulama suyu başta olmak üzere temel tarımsal girdilerde vergi yükünün azaltılmasını istedi. Gürer, “Mazot, gübre, tohum, elektrik, sulama suyu ve diğer temel tarımsal girdiler üzerindeki vergi yükü de azaltılmalıdır. Üretim maliyeti düşürülmelidir. Çiftçinin ürettiği üründen para kazanabilmesi için maliyetlerin altında kalmayacak, üreticiyi koruyacak, çiftçi refahını önceleyecek bir alım politikası izlenmeli.Kamucu politikalar öne çıkarılmalıdır ” dedi. KOOPERATİFÇİLİK GELİŞTİRİLMELİDİR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımda kamucu politikaların ve kooperatifçiliğin güçlendirilmesi gerektiğini belirten mevcut yaklaşımın sürdürülmesi durumunda üretimdeki sorunların daha da büyüyeceği ifade ederek, “Kamucu bir yaklaşımla kooperatifçiliğin de geliştirileceği bir sürece tarım evrilmezse, her yıl sorunlar katlanarak devam edecektir” diye konuştu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal: Hükümetin Enflasyon hedefleri tutmayacak Haber

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal: Hükümetin Enflasyon hedefleri tutmayacak

CHP'li Sarıbal, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında yeni OVP'nin ekonomi ve özellikle tarım politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Enflasyon hedefinde büyük revizyon yapıldı" Sarıbal, önceki OVP'de 2026 yılı enflasyonu için yüzde 16'lık hedef belirlendiğini, yeni programda ise 2026 sonu beklentisinin yüzde 28 seviyesine çıkarıldığını savundu. Yeni programda 2026 yılı enflasyonunun yüzde 28,4 olarak gerçekleşmesinin, ardından enflasyonun 2027'de yüzde 21'e, 2028'de yüzde 13,5'e ve 2029'da yüzde 9'a gerilemesinin hedeflendiğini hatırlatan Sarıbal, bu değişimin ekonomi yönetiminin önceki öngörülerinin gerçekleşmediğini gösterdiğini öne sürdü. Sarıbal, enflasyon tahminindeki değişimin yalnızca bölgedeki savaş ve jeopolitik gelişmelerle açıklanamayacağını ifade ederek, ekonomi politikalarının sonuçlarının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Tarım bütçesindeki düşüşü eleştirdi Orhan Sarıbal, OVP kapsamında stratejik alanlara ayrılan bütçe paylarının artırıldığı belirtilmesine rağmen tarıma yönelik kaynakların azaltıldığını savundu. Tarım sektöründeki üreticilerin artan maliyetler karşısında desteklenmesi gerektiğini belirten Sarıbal, mazot, gübre ve tarımsal ilaç gibi temel girdilerde yaşanabilecek fiyat artışlarına karşı çiftçiyi koruyacak mekanizmaların programda yeterince yer almadığını ileri sürdü. Sarıbal, özellikle enflasyonun yüzde 21'e indirilmesinin hedeflendiği bir dönemde tarımsal girdi maliyetlerinin de kontrol altında tutulması gerektiğini dile getirdi. "Sözleşmeli tarımda çiftçinin güvencesi ne olacak?" CHP Genel Başkan Yardımcısı Sarıbal, OVP'de yer verilen sözleşmeli tarım modeline ilişkin de eleştirilerde bulundu. Sözleşmeli üretimde çiftçinin ürününü hangi koşullarda satacağı, ödemelerin güvence altına nasıl alınacağı ve maliyetlere göre fiyatlandırmanın nasıl yapılacağı konusunda yeterli düzenleme bulunmadığını savunan Sarıbal, devletin üretici ile alıcı arasındaki sözleşmelerde güvence sağlayacak bir mekanizma oluşturması gerektiğini söyledi. Sarıbal, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından girdi maliyetleri, taban fiyat ve kamu desteğinin birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, mevcut programın çiftçinin temel sorunlarına çözüm üretmediğini iddia etti. CHP'li Sarıbal, OVP'nin uygulanma sürecinde özellikle tarım sektörüne yönelik politikaların yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti.

Küresel Şirket İflasları 2026’da %6 Artarken, Türkiye’de İse Görünüm Daha Pozitif Yönde Seyredecek  Haber

Küresel Şirket İflasları 2026’da %6 Artarken, Türkiye’de İse Görünüm Daha Pozitif Yönde Seyredecek 

2027’de ise sınırlı bir düşüş beklentisi bulunmasına rağmen iflasların yüksek seviyelerde dengelenmesi bekleniyor. Bu veriler, Allianz Trade’in kriz öncesi tahminleriyle karşılaştırıldığında, Orta Doğu’daki gelişmelerin doğrudan etkisi 2026 için yaklaşık 7.000, 2027 için ise yaklaşık 7.900 ek iflas anlamına geliyor. Allianz Trade ekonomistleri, çatışmanın uzaması halinde 2026 için yüzde 10 artış, 2027 için yüzde 3 artış senaryosunun gündeme gelebileceğine dikkat çekiyor. Orta Doğu’daki kriz şirketler için tahsilat riskini ne ölçüde artıracak? Allianz Trade, 2026 ve 2027’ye ilişkin güncellenmiş tahminlerini içeren son İflas Raporu’nu yayımladı. Ticari alacak sigortasında dünya lideri olan Allianz Trade’e göre 2025’te yüzde 6 artan küresel şirket iflasları 2026 yılında da yüzde 6 artacak. Bu durum, iflasların üst üste beşinci yıl da artacağı ve 2027’de yüksek bir seviyede dengeleneceği anlamına geliyor. Ancak çatışmanın uzaması, iflas risklerini daha da artırabilir. Orta Doğu’daki çatışma küresel iflasları artıracak Rapora göre Orta Doğu’daki kriz, enerji piyasalarında, taşımacılık maliyetlerinde ve küresel tedarik zincirlerinde oynaklık ve belirsizliği artırdı. Raporda, doğrudan etkilerin ötesinde, ikinci tur etkilerin enflasyonun hızlanmasına, finansal koşulların sıkılaşmasına ve iş dünyası güveninin zayıflamasına işaret ettiği de belirtildi. Allianz Trade CEO’su Aylin Somersan Coqui bu durumla ilgili şunları dile getiriyor: “Bu durum, tarım-gıda sektöründen üretime, sağlıktan teknolojiye kadar küresel değer zincirleri genelinde maliyetleri artırıyor. Ayrıca ulaşım, kimya ve metal gibi enerji yoğun sektörler üzerindeki baskıyı da artırıyor. Zayıf talep, artan girdi maliyetleri ve sıkılaşan finansal koşulların birleşimi; fiyatlama gücü zayıf, kâr marjı düşük, borçluluğu yüksek ya da işletme sermayesi ihtiyacı yapısal olarak yüksek şirketleri zorluyor. Kriz öncesi tahminlerimize kıyasla Orta Doğu’daki gelişmelerin doğrudan etkisi, 2026’da 7.000 ve 2027’de 7.900 ek küresel iflas anlamına geliyor.” Türkiye’de ise görünüm daha pozitif, 2026 ve 2027’de iflaslar azalacak Allianz Trade Türkiye CEO’su Ömer Gürcan Köseoğlu ise Türkiye’deki iflaslarla ilgili şunları dile getirdi. “2026 yılında Türkiye’de iflaslardaki artışın, ülkemizde uygulanmakta olan makro ekonomik programın görmeye başladığımız pozitif etkilerine bağlı olarak azalmasını bekliyoruz. 2027 yılında da küresel ekonomide değişen olumlu şartlarla birlikte ülkemizde iflasların yavaşlamaya devam ederek yüzde 9 düşeceğini tahmin ediyoruz.” Uzayan jeopolitik ve ekonomik şoklar iflas risklerini artırabilir Hürmüz Boğazı’nın uzun süre kapalı kalması halinde; küresel petrol ve gaz arzında kalıcı aksaklıklar ve gübre, helyum gibi diğer emtialarda arz sıkıntıları gibi ikinci tur etkilerin güçlenebileceği de rapordaki bilgiler arasında yer alıyor. Bu durumun, artan enflasyon, azalan güven ve düşük büyüme ile birleşerek iflas risklerini yukarı çekebileceği de raporda vurgulanıyor. Allianz Trade İflas Araştırmaları Baş Analisti Maxime Lemerle konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Allianz Trade’in senaryosuna göre, geniş çaplı ve kalıcı bir tırmanış, küresel iflasları 2026’da yüzde 10, 2027’de ise yüzde 3 artırabilir. Bu da 2026-2027 döneminde ABD’de yaklaşık 4.100, Batı Avrupa’da ise yaklaşık 10.500 ek iflas anlamına gelir.” Küresel ölçekte 2026’da iflaslar nedeniyle risk altındaki istihdam 94 bin artabilir 2026’da küresel şirket iflaslarında yüzde 6 artış senaryosuna göre Allianz Trade, doğrudan risk altında olan istihdamın 2,2 milyon kişiye ulaşacağını tahmin ediyor. Allianz Trade İflas Araştırmaları Baş Analisti Maxime Lemerle konuyla ilgili; “İnşaat, perakende ve hizmet sektörleri en fazla risk altındaki alanlar olacak. 1,3 milyon kişi ile Avrupa başı çekerken, Batı Avrupa yaklaşık 960 bin ve Kuzey Amerika yaklaşık 460 bin ile son 12 yılın en yüksek seviyelerine ulaşacak. Genel olarak şirket iflasları nedeniyle risk altındaki istihdam, ABD ve Avrupa’daki toplam işsiz sayısının yüzde 6’sına karşılık geliyor” dedi.

Karal: Yaşanan fiyat dalgalanmaları üreticiyi sistematik biçimde zarara uğratıyor Haber

Karal: Yaşanan fiyat dalgalanmaları üreticiyi sistematik biçimde zarara uğratıyor

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, fındık alım fiyatlarının kısa süre içinde 340–350 TL bandından 220 TL seviyelerine kadar gerilemesine tepki gösterdi. Türkiye’nin dünyanın en büyük fındık üreticisi olmasına rağmen fiyat belirleme gücüne sahip olamadığını vurgulayan Karal, yaşanan tabloyu “piyasayı düzenlemesi gereken kamunun seyirci kalmasının sonucu” olarak değerlendirdi. Karal, açıklamasında Türkiye’de yaşanan fiyat düşüşünün, Karadeniz’de binlerce üreticiyi doğrudan etkilediğini ve ekonomik açıdan zor durumda bıraktığını söyledi. Üreticilerin, fiyatların yeniden artacağı beklentisiyle ürününü elinde tuttuğunu hatırlatan Karal, “Fiyatların bu kadar kısa sürede dibe vurması, zaten artan girdi maliyetleri altında ezilen üreticiyi bir kez daha kaygıya sürüklemiştir. Gübre, ilaç, işçilik ve nakliye maliyetleri her geçen gün artarken, ürün fiyatlarının bu seviyelere düşmesi kabul edilebilir değildir." ifadelerini kullandı. DEVA Partili Karal, fındık piyasasında yaşanan dalgalanmanın doğal piyasa koşullarıyla açıklanamayacağını belirterek, ortada adil ve sağlıklı işleyen bir piyasa bulunmadığını kaydetti. Karal, “Fiyatlar belirli dönemlerde baskılanmakta, üretici çaresiz bırakılmaktadır. Bunun bedelini alın teriyle üretim yapan çiftçi ödemektedir” dedi. Karal ayrıca şunları aktardı: "Piyasayı düzenlemesi gereken kamu, ne yazık ki bugün seyirci konumundadır. Fındık üreticisi her yıl aynı döngüye mahkum ediliyor. Yaşanan fiyat dalgalanmaları üreticiyi sistematik biçimde zarara uğratıyor. Geçtiğimiz yıl rekoltenin son derece düşük olmasına rağmen hükümetin bu tabloya kayıtsız kalması kabul edilemez. Üretici emeğinin karşılığını alamazken, kazanan hep büyük alıcılar oluyor. Türkiye’nin tarımda geldiği nokta budur: Üreten kaybediyor, spekülatör kazanıyor. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin piyasada etkin ve yönlendirici bir alım politikası yürütmemesi, fiyat düşüşlerini daha da hızlandırmaktadır. Bu nedenle kamu otoritesinin, güçlü, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir taban fiyat politikasıyla üreticinin arkasında durması şarttır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.