Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gerilim

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Gerilim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gerilim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Suudi Arabistan’daki iki havalimanına saldırı: 3 kişi yaralandı Haber

Suudi Arabistan’daki iki havalimanına saldırı: 3 kişi yaralandı

Suudi Arabistan’ın Yemen sınırına yakın güneyindeki Cizan ve Necran havalimanları saldırıya uğradı. Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, 5 Ekim akşamı gerçekleştirilen saldırılarda havalimanlarının bazı bölümlerinin hedef alındığını, 3 kişinin hafif yaralandığını ve maddi hasar meydana geldiğini açıkladı. Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Cizan’daki Kral Abdullah bin Abdülaziz Uluslararası Havalimanı ile Necran Uluslararası Havalimanı pazartesi akşamı saldırıların hedefi oldu. Saldırının ardından acil müdahale ekipleri ve ilgili güvenlik birimleri havalimanlarında çalışma başlattı. Açıklamada, saldırılar sonucunda 3 kişinin hafif yaralandığı ve yaralıların tedavi edilmek üzere hastaneye kaldırıldığı bildirildi. Havalimanlarında ayrıca maddi hasar oluştuğu belirtildi. Husiler saldırıları üstlendi Saldırıların ardından Yemen’deki Husiler, Suudi Arabistan’a yönelik bir dizi saldırı gerçekleştirdiklerini açıkladı. Husilerin askeri sözcüsü Yahya Seri, operasyonlarda balistik ve seyir füzeleri ile insansız hava araçlarınınkullanıldığını öne sürdü. Açıklamaya göre operasyonlardan biri Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nı, bir diğeri ise Rabığ bölgesindeki Saudi Aramco rafinerisini hedef aldı. Husiler ayrıca Abha Havalimanı, Hamis Muşayt üssü ve Akfa kampının yanı sıra Necran ve Cizan'daki bazı noktaların da hedefler arasında bulunduğunu duyurdu. Ancak bu hedeflerin tamamında meydana geldiği öne sürülen hasara ilişkin bağımsız doğrulama bulunmuyor. Saldırılar Yemen’deki çatışmaların ardından geldi Saldırılar, Suudi Arabistan destekli Yemen hükümet güçlerinin Husilere karşı yeni bir askeri operasyon başlattığı dönemde gerçekleşti. Yemen’deki çatışmaların yeniden şiddetlenmesiyle birlikte Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki gerilim de arttı. Husiler, Suudi Arabistan'a yönelik saldırıların, Yemen'deki Suudi hava saldırılarına karşılık gerçekleştirildiğini savundu. Suudi makamları ise havalimanlarının güvenliğinin sağlanması ve oluşan hasarın tespiti için çalışmaların sürdüğünü açıkladı. Sivil havacılık makamları, yolcuların ve çalışanların güvenliğini sağlamak amacıyla ilgili güvenlik birimleriyle koordinasyon halinde olduklarını bildirdi. Saldırıda son durum Hedefler: Cizan Kral Abdullah bin Abdülaziz Uluslararası Havalimanı ve Necran Uluslararası Havalimanı Tarih: 5 Ekim 2026 Pazartesi akşamı Yaralı: 3 kişi, hafif yaralı Hasar: Maddi hasar Saldırıyı üstlenen: Yemen'deki Husiler Kullanıldığı iddia edilen silahlar: Balistik ve seyir füzeleri ile İHA'lar

Sosyal medya yayınlarına operasyon: Aralarında Onur Sermik ve Semih Varol'unda olduğu 10 şüpheli gözaltında Haber

Sosyal medya yayınlarına operasyon: Aralarında Onur Sermik ve Semih Varol'unda olduğu 10 şüpheli gözaltında

İstanbul merkezli 10 ilde, sosyal medya platformlarında yaptıkları canlı yayınlarla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında operasyon düzenlendi. Kavga, tehdit, hakaret ve gerilim içerikli yayınların yanı sıra aile yapısına aykırı içerikler ürettikleri ve yayınlardan dijital gelir elde etmek amacıyla birlikte hareket ettikleri değerlendirilen 10 şüpheli gözaltına alındı. Sosyal medya yayınları mercek altına alındı İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin de katılımıyla sanal devriye çalışması gerçekleştirdi. Yapılan incelemelerde bazı kişilerin sosyal medya platformlarında gerçekleştirdikleri canlı yayınlar mercek altına alındı. Söz konusu yayınlarda kavga, tehdit, hakaret, gerilim ve mağduriyet içerikli paylaşımlar yapıldığı tespit edildi. Polis ekiplerinin incelemelerinde, şüphelilerin aile yapısına aykırı olduğu değerlendirilen içerikler ürettikleri ve bu yayınlar üzerinden dijital gelir elde etmek amacıyla birlikte hareket ettikleri öne sürüldü. 10 ilde eş zamanlı operasyon Yürütülen çalışmaların ardından şüpheliler hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” ve “müstehcenlik” suçları kapsamında işlem yapılması kararlaştırıldı. Bu kapsamda İstanbul'un yanı sıra Ankara, Antalya, Bursa, Kocaeli, Muğla, Gaziantep, Şanlıurfa, Malatya ve Elazığ'ın da aralarında bulunduğu toplam 10 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda Sinan Kaya, Cansum Kaya, Ferhat Billor, Çağlayan Yıldırım, Onur Sermik, Elif Akdemir, Onur Can Güzel, Mehmet Emin Citer, Mehmet Aden Arslan ve Semih Varol gözaltına alındı. Şüphelilere uyuşturucu testi uygulandı Gözaltına alınan şüphelilere, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımının tespitine yönelik gerekli testlerin uygulandığı belirtildi. Şüphelilerin İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü'ndeki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi. Soruşturma kapsamında şüphelilerin sosyal medya yayınlarına ilişkin incelemelerin de devam ettiği bildirildi.

Pakistan’dan Afganistan’a hava saldırısı: 10 nokta hedef alındı Haber

Pakistan’dan Afganistan’a hava saldırısı: 10 nokta hedef alındı

Pakistan: İHA'lar engellendi Pakistan Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar, 23 Eylül’de Afganistan topraklarından Pakistan’a yönelik İHA girişimi tespit edildiğini ve hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Tarar, bunun ardından Pakistan’ın “meşru müdafaa hakkını” kullandığını belirterek Afganistan’da İHA’ların fırlatılması ve depolanması amacıyla kullanıldığını öne sürdüğü 10 noktaya hassas hava ve İHA saldırıları düzenlendiğini söyledi. Pakistanlı Bakan, saldırıların doğrudan askeri hedeflerle sınırlı olduğunu savundu. Saldırılar Kandahar, Paktia ve Host'a düzenlendi Afganistan Taliban yönetiminin sözcüsü Zabihullah Mücahid ise Pakistan’ın hava saldırılarının Kandahar, Paktia ve Host vilayetlerinde gerçekleştirildiğini açıkladı. Mücahid, saldırılarda en az 4 sivilin hayatını kaybettiğini belirterek Pakistan’a karşı “uygun bir karşılık” verileceğini duyurdu. Taliban yönetimi ayrıca Pakistan’ın İHA saldırılarıyla ilgili iddialarını reddetti. Taraflar, Afganistan topraklarının Pakistan’a yönelik saldırılar için kullanılıp kullanılmadığı konusunda karşılıklı suçlamalarını sürdürüyor. Pakistan: Gerilimi tırmandırmak istemiyoruz Tarar, Pakistan’ın bölgesel gerilimi tırmandırma niyetinde olmadığını belirterek Afganistan yönetimine saldırıları durdurma çağrısında bulundu. Pakistanlı Bakan, ülkesinin bölgesel barış, diyalog ve yapıcı iş birliğine bağlı olduğunu ancak bu yaklaşımın düşmanca eylemlere karşı sınırsız hoşgörü olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. İki ülke arasındaki gerilim, son günlerde sınır hattındaki saldırılar ve karşılıklı hava operasyonları nedeniyle yeniden yükselirken, bölgedeki çatışmaların diplomatik girişimleri de zorlaştırdığı bildiriliyor.

Trump’tan İran mesajı: “Çok büyük şeyler olacak” Haber

Trump’tan İran mesajı: “Çok büyük şeyler olacak”

Fox News’e konuşan Trump, İran konusunda “karar verme modunda” olduğunu ifade ederek, “Çok da uzak olmayan bir gelecekte çok büyük şeyler olacak” dedi. Trump’tan İran için üç seçenek mesajı Trump, İran’a yönelik politikada farklı seçenekleri değerlendirdiğini belirtti. ABD Başkanı, bunlar arasında bir anlaşmaya varılması, İran ekonomisi üzerindeki baskının devam ettirilmesi ve çok daha sert bir askeri adım atılması ihtimallerini sıraladı. Trump’ın açıklamaları, ABD ile İran arasındaki gerilimin devam ettiği bir dönemde geldi. Reuters’ın aktardığına göre Trump, İran’ın anlaşmaya yanaşmaması halinde ekonomik baskının artırılabileceği veya İran yönetimine yönelik daha sert bir adım atılabileceği yönünde mesaj verdi. Trump ayrıca İran yönetimine yönelik sert ifadeler kullanarak Tahran’ın tutumunu değiştirmesi gerektiğini söyledi. Pezeşkiyan ile görüşmeye açık ABD Başkanı Trump, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile görüşme ihtimaline de kapıyı kapatmadı. Trump, New York’ta düzenlenecek BM Genel Kurulu marjında Pezeşkiyan ile görüşmeye “muhtemelen” açık olduğunu belirtti. Bu açıklama, Washington ile Tahran arasında askeri gerilim sürerken diplomatik temas ihtimalinin de gündemde olduğunu gösterdi. ABD yönetimi daha önce Pezeşkiyan ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin BM Genel Kurulu'na katılabilmesi için gerekli vizelerin verilmesine onay vermişti. İran’dan da diplomasi mesajı İran tarafında ise Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, savaş istemediklerini ancak baskı karşısında geri adım atmayacaklarını ifade etti. İran yönetiminin bir yandan diplomatik temas kanallarını açık tuttuğu, diğer yandan ABD'nin olası yeni saldırılarına karşılık verileceği yönünde açıklamalar yaptığı bildiriliyor. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai de Washington'a müzakerelerin yeniden başlaması için bazı şartların iletildiğini açıkladı. Trump’ın İran konusunda vereceği kararın, New York’ta yapılması beklenen BM Genel Kurulu görüşmeleri öncesinde bölgedeki gelişmeler açısından önem taşıdığı belirtiliyor.

Karadeniz’de gemi trafiği alarmı: Marmara’da yüzlerce ticaret gemisi bekliyor Haber

Karadeniz’de gemi trafiği alarmı: Marmara’da yüzlerce ticaret gemisi bekliyor

Sektör temsilcileri, ticari gemilerin çatışmaların hedefi haline gelmesinin deniz taşımacılığı, lojistik maliyetleri ve küresel tedarik zinciri açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor. Karadeniz’de son dönemde ticari gemilere yönelik saldırıların arttığı ve Türk sahipli gemilerin de risk altında olduğu daha önce de gündeme gelmişti. Gemiler Marmara’da beklemek zorunda kalıyor Transbosphor Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Can, Karadeniz’deki güvenlik sorunlarının Marmara’daki gemi yoğunluğunu artırdığını belirtti. Can, Türkiye’nin gemi trafiğini takip edebilecek güçlü bir altyapıya sahip olduğunu ancak Karadeniz tarafındaki güvenlik koşullarının ticari seferleri ciddi şekilde etkilediğini söyledi. Normal şartlarda yaklaşık 72 saat içerisinde tamamlanan giriş kontrollerinin ardından gemilerin Karadeniz’e yöneldiğini belirten Can, demirleme alanlarının dolması nedeniyle çok sayıda geminin Marmara açıklarında beklemek zorunda kaldığını ifade etti. Türk sahipli gemiler için risk uyarısı Mustafa Can, Ukrayna tarafından Rusya bağlantılı olduğu değerlendirilen gemilere yönelik saldırıların Türk denizcilik sektörünü de etkilediğini savundu. Can’ın verdiği bilgilere göre, son dört aylık dönemde bölgede 206 gemi saldırıya uğradı. Bunların yaklaşık 40'ının Türk sahipli veya Türk bayraklı gemiler olduğu öne sürüldü. Türk denizcilik sektöründe nehir-deniz tipi olarak kullanılan yaklaşık 150 geminin mevcut koşullar nedeniyle faaliyetlerini sürdüremediğini belirten Can, krizin birkaç ay daha devam etmesi halinde bu filonun ekonomik açıdan ciddi zarar görebileceği uyarısında bulundu. Ancak farklı kaynaklarda Karadeniz’de hedef alınan gemilerin sayısı ve saldırıların taraflara göre dağılımına ilişkin farklı veriler yer alıyor. Bu nedenle söz konusu rakamların sektör temsilcilerinin değerlendirmesi olarak ele alınması gerekiyor. Tanker saldırıları çevre felaketi riski taşıyor Can, özellikle ham petrol taşıyan tankerlerin saldırıya uğramasının yalnızca deniz taşımacılığını değil, çevre güvenliğini de tehdit edebileceğini belirtti. Bir tankerin hasar alması veya batması halinde petrol sızıntısı yaşanabileceğini ifade eden Can, böyle bir durumda Karadeniz’den Türk Boğazları'na uzanabilecek olası kirliliğin ciddi bir ekolojik risk oluşturacağını savundu. Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırılar nedeniyle güvenlik endişelerinin arttığı, daha önce Türk şirketlerine ait gemilerin de çeşitli olaylarda saldırılardan etkilendiği bildirilmişti. Navlun maliyetleri ve enflasyon riski Deniz taşımacılığında güvenli rotaların daralmasının lojistik maliyetlerini artırabileceği belirtiliyor. Can, gemilerin daha uzun ve maliyetli alternatif güzergahlara yönelmesinin navlun fiyatlarını yükseltebileceğini, bunun da ithalat ve ihracat maliyetleri üzerinden enflasyonist baskı oluşturabileceğini ifade etti. Ukrayna'nın Karadeniz limanlarındaki ticari trafiğin de güvenlik gerekçeleriyle dönem dönem durma noktasına geldiği daha önce açıklanmıştı. Temmuz ayında Odessa, Çernomorsk ve Yujnıy limanlarında ticari gemi trafiğinin geçici olarak durdurulduğu bildirilmişti. Boğazlardan geçen gemi sayısında düşüş iddiası Mustafa Can, Karadeniz’deki krizin İstanbul ve Çanakkale boğazlarından geçen gemi sayısını da etkilediğini belirterek, günlük geçişlerin önceki dönemlere göre önemli ölçüde azaldığını öne sürdü. Can, bu durumun Türkiye'nin boğaz geçişlerinden elde ettiği gelirler üzerinde de baskı oluşturabileceğini ifade etti ve yıllık gelirin yaklaşık 200 milyon dolar seviyesine gerileyebileceği tahmininde bulundu. Söz konusu gelir tahmininin sektör temsilcisinin öngörüsü olduğu, gerçekleşecek rakamların gemi trafiğinin seyri ve bölgedeki güvenlik koşullarına bağlı olarak değişebileceği belirtildi. “Yeni ticaret koridoru” önerisi Karadeniz’deki ticari hareketliliğin yeniden güvenli hale getirilmesi için çözüm önerisinde bulunan Can, Türkiye öncülüğünde yeni bir ticaret koridoru oluşturulmasını istedi. Daha önce uygulanan Tahıl Koridoru modelinin benzeri bir mekanizmanın ticari gemilerin güvenli geçişini sağlayabileceğini savunan Can, Dışişleri Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın sürece ilişkin çalışmalar yürüttüğünü belirtti. Can ayrıca İstanbul Ticaret Odası’nın da denizcilik sektörünün yaşadığı sorunların çözümü konusunda daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Karadeniz’deki güvenlik risklerinin devam etmesi halinde deniz taşımacılığındaki aksamanın yalnızca bölge ülkelerini değil, küresel ticaret ve tedarik zincirlerini de etkilemesi bekleniyor.

Yunanistan'da SKAI kanalına konuşan Gerapetritis: "Türkiye ile tüm senaryolara hazırız" Haber

Yunanistan'da SKAI kanalına konuşan Gerapetritis: "Türkiye ile tüm senaryolara hazırız"

"Teyakkuz halindeyiz" Yunanistan'ın SKAI kanalına konuşan Gerapetritis, Atina'nın önceliğinin krizleri önlemek ve bölgede barışı korumak olduğunu belirtti. Mevcut durumda sahada doğrudan bir tehlike bulunmadığını ifade eden Gerapetritis, buna rağmen Yunanistan'ın gelişmeleri yakından takip ettiğini ve teyakkuz durumunu sürdürdüğünü söyledi. Bakan, gerilimin kontrolsüz biçimde tırmanmasının hem Yunanistan hem de bölge açısından risk taşıdığına dikkat çekti. "Her türlü senaryoya hazırlıklıyız" Gerapetritis, Türkiye ile ilişkilerde gerilim veya baskının artması durumunda uygulanabilecek seçenekler konusunda hazırlık yaptıklarını belirtti. Yunan Bakan, "Her türlü gerilim ve baskı artışı için bütün senaryolarımız hazır" mesajını verirken, gerektiğinde sahada karşılık verebilecek durumda olduklarını da ifade etti. Gerapetritis ayrıca savaş söyleminin ve karşılıklı sert açıklamaların kontrolsüz bir tırmanışa yol açabileceği uyarısında bulundu. Sorumlu hükümetlerin temel görevinin krizleri önlemek olduğunu savunan Bakan, sert söylemlerin bölgenin güvenliği ve refahı açısından tehlike oluşturabileceğini söyledi. 12 mil mesajı Gerapetritis'in açıklamalarında Yunanistan'ın karasularını 12 deniz miline çıkarma hakkı da gündeme geldi. Yunan Bakan, Atina'nın bu haktan vazgeçmediğini ve söz konusu hakkın uluslararası deniz hukukundan kaynaklandığını savundu. Gerapetritis, 12 mil uygulamasının ne zaman hayata geçirileceğine ilişkin ise herhangi bir takvim açıklamadı. "Türkiye ile diyalog devam etmeli" Yunanistan Dışişleri Bakanı, açıklamalarındaki sert güvenlik mesajlarına karşın Türkiye ile iletişim kanallarının açık tutulmasının önemine de vurgu yaptı. Gerapetritis, iki ülke arasındaki diyalogun sürdürülmesi gerektiğini belirterek iletişim kanallarının açık kalmasının gerilimlerin kontrol altında tutulması açısından gerekli olduğunu ifade etti. Yunan Bakan'ın açıklamaları, Ankara-Atina hattında son dönemde karşılıklı açıklamalarla yeniden gündeme gelen gerilim tartışmalarının ortasında geldi.

Netanyahu: Suriye’de Türk askeri varlığına müsamaha göstermeyeceğiz Haber

Netanyahu: Suriye’de Türk askeri varlığına müsamaha göstermeyeceğiz

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Suriye’deki yeni yönetim ve Türkiye’nin bölgedeki askeri faaliyetlerine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Netanyahu, Suriye topraklarında herhangi bir Türk askeri varlığını İsrail açısından doğrudan ulusal güvenlik tehdidi olarak değerlendirdiklerini belirterek Şam yönetimine sert bir mesaj gönderdi. İsrail medyasına konuşan Netanyahu, Suriye hükümetini daha önce farklı diplomatik kanallar aracılığıyla uyardıklarını ancak Şam yönetiminin İsrail’in mesajlarını doğru anlamadığını öne sürdü. Netanyahu, İsrail ordusunun 18 Ağustos’ta İdlib’deki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği saldırıya da değinerek operasyonun İsrail’in tutumunu açık biçimde ortaya koymayı amaçladığını savundu. İsrail’den Türkiye’nin Suriye’deki varlığına itiraz Netanyahu’nun açıklamalarının merkezinde Türkiye’nin Suriye’deki olası askeri varlığı yer aldı. İsrail Başbakanı, Türkiye’nin Suriye’de askeri kapasitesini artırmasını İsrail’in güvenliği açısından kabul edilemez bir gelişme olarak gördüklerini ifade etti. Açıklamalar, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in Suriye sınırının güneyindeki birlikleri ziyaret ettiği dönemde geldi. Zamir de bölgedeki gelişmeleri yakından izlediklerini belirterek, İsrail sınırlarında herhangi bir hasım gücün hakimiyet kurmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Bu açıklamalar, Ankara ile Tel Aviv arasında Suriye sahası üzerinden ortaya çıkan rekabetin daha açık biçimde güvenlik başlığına taşındığını gösteriyor. Ebu Zuhur saldırısı gerilimi artırdı İsrail savaş uçakları 18 Ağustos’ta İdlib vilayetindeki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’nı hedef aldı. Saldırıda pist ve havaalanına ait bazı altyapı unsurlarının zarar gördüğü bildirildi. İsrail kaynakları, operasyonun Türkiye’nin bölgede askeri varlık oluşturmasına ilişkin kaygılarla bağlantılı olduğunu öne sürerken, Türk askeri heyetinin havaalanındaki restorasyon çalışmaları kapsamında bölgede bulunduğu iddiaları da gündeme geldi. Suriye yönetimi ise saldırıyı kınayarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni harekete geçmeye çağırdı. Şam yönetimi saldırının Suriye’nin egemenliğine yönelik bir ihlal olduğunu savundu. Washington’dan İsrail’e mesafe Suriye’deki gerilim Washington’da da yakından takip ediliyor. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Ebu Zuhur saldırısını “gereksiz bir tırmanma” olarak nitelendirerek askeri yöntemler yerine diplomatik çözüm çağrısında bulundu. Barrack ayrıca Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetiminin saldırgan bir politika izlemediğini ve gerilimi düşürmeye yönelik adımlar attığını savundu. ABD’nin bu yaklaşımı, Washington’ın Suriye sahasında Türkiye ile İsrail arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimalinin ortaya çıkmasını istemediğine işaret ediyor. İsrail muhalefetinden Netanyahu’ya tepki Netanyahu’nun Türkiye ve Suriye'ye yönelik sert açıklamaları İsrail içinde de tartışma yarattı. İsrail Demokrat Partisi lideri Yair Golan, Suriye’ye yönelik operasyonları “kışkırtıcı ve tehlikeli” olarak değerlendirdi. Golan, mevcut politikaların İsrail’i Türkiye ile sıcak bir çatışmanın içine sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Ayrıca ordunun siyasi hesaplar doğrultusunda kullanılmasının ABD başta olmak üzere İsrail’in müttefikleriyle ilişkilerine zarar verebileceğini savundu. Muhalefet lideri, Netanyahu’yu ülkenin güvenliğinden ziyade siyasi geleceğini öncelemekle suçladı. İsrail ve Suriye arasında kritik telefon görüşmesi iddiası Gerilimin tırmanmasından önce İsrail ile Suriye arasında üst düzey bir temas gerçekleştirildiği de öne sürüldü. Reuters'a konuşan kaynaklara göre Mossad Direktörü Roman Goffman ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, 14 Ağustos’ta telefon görüşmesi yaptı. Görüşmede Türkiye’nin Suriye’deki askeri hareketliliğinin ele alındığı iddia edildi. Bu temasın, Beşşar Esed yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana İsrail ve Suriye arasındaki en üst düzey iletişim kanallarından biri olduğu ileri sürülüyor. Ancak İsrail Başbakanlık Ofisi ve Suriye Dışişleri Bakanlığı görüşmeye ilişkin resmi bir doğrulama yapmadı.

Ürdün, Katar ve Kuveyt’ten İsrail’e tepki: “Suriye’nin egemenliği ihlal edildi” Haber

Ürdün, Katar ve Kuveyt’ten İsrail’e tepki: “Suriye’nin egemenliği ihlal edildi”

Ürdün, Katar ve Kuveyt, İsrail savaş uçaklarının Suriye’nin İdlib kentindeki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği saldırıyı sert sözlerle kınadı. Üç ülke, saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olduğunu belirterek İsrail’e bölgedeki eylemlerine son verme çağrısında bulundu. Ürdün: “Uluslararası hukuka aykırı” Ürdün Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na yönelik saldırısının Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik bir ihlal olduğunu açıkladı. Saldırıyı “gerekçesiz düşmanca saldırı” olarak nitelendiren Amman yönetimi, operasyonun uluslararası hukukla bağdaşmadığını vurguladı. Açıklamada, İsrail’in Suriye’nin güvenliğini ve istikrarını hedef alan saldırılarını durdurması gerektiği belirtildi. Katar: “Bölgeyi gerilim sarmalına sürüklüyor” Katar da İsrail’in İdlib’e yönelik saldırısını kınadı. Katar Dışişleri Bakanlığı, saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün yanı sıra uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın açık bir ihlali olduğunu ifade etti. Doha yönetimi, İsrail’in bölge ülkelerinin egemenliğini ihlal etmeye devam etmesinin bölgesel güvenlik açısından ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Açıklamada ayrıca uluslararası düzeyde hesap verebilirlik ve caydırıcılık mekanizmalarının yetersiz kalmasının İsrail’in benzer eylemlerini sürdürmesine zemin hazırladığı savunuldu. Katar, mevcut tablonun bölgeyi daha geniş bir çatışma ve gerilim ortamına sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Kuveyt: “Saldırılar durdurulmalı” Kuveyt Dışişleri Bakanlığı da Ebu Zuhur Havaalanı’na yönelik saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olduğunu bildirdi. İsrail’in Suriye’ye yönelik tekrarlanan saldırılarının bölgesel güvenliği olumsuz etkilediğini belirten Kuveyt, uluslararası topluma bu saldırıların durdurulması için sorumluluk üstlenme çağrısı yaptı. Kuveyt ayrıca Suriye’nin toprak bütünlüğü, güvenliği ve istikrarına yönelik desteğinin devam edeceğini açıkladı. İsrail-Suriye gerilimi yeniden gündemde Ebu Zuhur Havaalanı’na düzenlenen saldırı, İsrail ile Suriye arasındaki güvenlik geriliminin yeniden tırmandığı bir dönemde gerçekleşti. Ürdün, Katar ve Kuveyt’in açıklamaları, İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına yönelik bölgesel tepkilerin arttığını gösterirken, özellikle Suriye’nin egemenliği ve bölgesel istikrar başlıkları öne çıktı.

İsrail’den Suriye’ye Türkiye uyarısı: “Güvenlik mutabakatı ihlal edilmek üzere” Haber

İsrail’den Suriye’ye Türkiye uyarısı: “Güvenlik mutabakatı ihlal edilmek üzere”

İsrail Başbakanlık Ofisi, Suriye’nin Türkiye’nin Halep yakınlarında bir hava üssüne asker konuşlandırmasına izin vermesinin, iki ülke arasında mevcut güvenlik düzenine ilişkin mutabakatı ihlal etme riski taşıdığını açıkladı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, Şam yönetiminin söz konusu askeri konuşlanmanın İsrail açısından tehdit oluşturabileceği yönündeki uyarılara rağmen adım attığı öne sürüldü. Açıklamada, İsrail’in güvenliğine yönelik tehditleri kabul etmeyeceği belirtilirken, daha önce üzerinde uzlaşılan güvenlik düzenine dönülmesinin olumlu karşılanacağı ifade edildi. İsrail, Ebu el-Zuhur Havaalanı’nı hedef aldı İsrail’in açıklaması, İsrail ordusunun 18 Ağustos’ta Suriye’nin İdlib ilindeki Ebu el-Zuhur Havaalanı’na düzenlediği hava saldırısının ardından geldi. İsrail, operasyonun temel amacının Türkiye’nin havaalanına askeri güç konuşlandırmasını önlemek olduğunu savundu. Havaalanına en az sekiz saldırı düzenlendiği, pist ve bazı tesislerde hasar meydana geldiği bildirildi. Saldırıda can kaybı yaşanmadığı aktarıldı. Saldırı Türkiye, Suriye ve ABD tarafından tepkiyle karşılandı. ABD’den İsrail’e “gerilimi tırmandırmayın” mesajı ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, saldırıyı “gereksiz bir gerilim tırmanışı” olarak değerlendirdi. Barrack, Suriye’deki yeni yönetimin saldırgan bir tutum izlemediğini ve gerilimi düşürmeye yönelik adımlar attığını savundu. ABD’li temsilci, bölgedeki sorunların askeri yöntemler yerine diplomasi yoluyla çözülmesi çağrısında bulundu. Türk heyeti saldırıdan önce havaalanındaydı Suriye’deki yerel kaynaklara göre İsrail saldırısı, Türk askeri heyetinin Ebu el-Zuhur Havaalanı’nı ziyaret etmesinden kısa süre sonra gerçekleşti. Heyetin havaalanındaki onarım çalışmaları kapsamında incelemelerde bulunduğu belirtildi. Suriye resmi medyası ise saldırılar sırasında piste sekiz füzenin isabet ettiğini ve maddi hasar meydana geldiğini bildirdi. Suriye Dışişleri Bakanlığı saldırıyı “haksız bir saldırı” olarak nitelendirerek uluslararası topluma İsrail’e tepki gösterme çağrısında bulundu. Türkiye de saldırıyı Suriye’nin egemenliğinin ihlali olarak kınadı. Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığı gerilimin yeni başlığı Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinin ardından İsrail, Suriye’deki askeri hedeflere yönelik operasyonlarını sürdürürken Golan Tepeleri çevresindeki askeri varlığını da genişletti. Buna karşın İsrail ile Suriye arasında ABD’nin arabuluculuğunda güvenlik ve sınır konularına ilişkin temaslar devam ediyor. Ocak 2026’da siyasi diyaloğun yeniden başladığı açıklanmıştı. Son gelişmeyle birlikte Türkiye’nin Suriye’deki askeri faaliyetleri, İsrail’in güvenlik kaygıları ve Şam yönetiminin egemenlik politikası arasındaki gerilim yeniden öne çıktı. Washington’ın ise Türkiye, İsrail ve Suriye arasında yanlış anlaşılmaları ve olası askeri karşılaşmaları önlemek amacıyla yeni bir çatışmasızlık ve koordinasyon mekanizması oluşturulması için girişimlerde bulunduğu belirtiliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.