Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gazze

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Gazze haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gazze haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten Terörsüz Türkiye açıklaması: Silahsızlanma çalışmaları sürüyor Haber

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten Terörsüz Türkiye açıklaması: Silahsızlanma çalışmaları sürüyor

Terörsüz Türkiye sürecinde çalışmalar devam ediyor AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısının ardından parti genel merkezinde basın toplantısı düzenleyen Ömer Çelik, TBMM'de kabul edilen yasanın ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan kurulun çalışmalarına değindi. Kurulun ilk toplantısını gerçekleştirdiğini ve alt komisyonların belirlendiğini aktaran Çelik, bundan sonraki süreçte silahsızlanma, örgütün feshi ve tasfiyesine ilişkin gelişmelerin düzenli şekilde takip edileceğini ifade etti. Çelik, fesih ve tasfiye süreci tamamlandıktan sonra yasadan yararlanmanın mümkün olacağını belirterek, ilgili kurumların silahsızlanma konusunda Iraklı muhataplarıyla yoğun temas yürüttüğünü söyledi. "Demokrasi düşüncesi büyük saldırılar altında" Türkiye'nin birlik, bütünlük ve kardeşliğinin korunmasının önemine dikkat çeken Çelik, siyaset dilinin kapsayıcı olması gerektiğini ifade etti. Çelik, dünyada uluslararası hukuk ve mevcut düzenin ciddi sınamalardan geçtiğini belirterek, demokratik siyasetin ve kurallara dayalı bir kamu düzeninin korunması gerektiğini söyledi. Demokrasi düşüncesinin büyük saldırılarla karşı karşıya olduğunu savunan Çelik, siyasi tartışmalarda daha geniş bir perspektifle hareket edilmesi gerektiğini vurguladı. Rusya-Ukrayna savaşı ve Türk gemileri açıklaması Rusya-Ukrayna savaşının uzun süreli bir yıpratma mücadelesine dönüştüğünü belirten Çelik, çatışmaların Karadeniz'e yansımasının Türkiye açısından da ciddi risk oluşturduğunu ifade etti. Çelik, şimdiye kadar Rusya kaynaklı 8, Ukrayna kaynaklı 35 Türk işletmeli geminin hedef alındığını belirterek, sivil Türk gemilerinin hedef alınmasını kabul edilemez olarak nitelendirdi. Savaşın sona ermesi için İstanbul'da yeniden diplomatik bir zemin oluşturulması gerektiğini söyleyen Çelik, taraflar arasındaki çatışmaların daha geniş bir alana yayılmaması çağrısında bulundu. Çelik'ten İsrail ve Netanyahu hükümetine yönelik eleştiri Bölgedeki gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Çelik, İsrail'in Gazze başta olmak üzere Lübnan, Suriye ve İran'a yönelik politikalarını eleştirdi. Çelik, bölgedeki istikrarsızlığın temelinde Netanyahu hükümetinin politikalarının bulunduğunu savunarak, iki devletli çözümün hayata geçirilmesini zorlaştıran adımların barış çabalarını olumsuz etkilediğini söyledi. İsrail'in eylemlerine karşı uluslararası toplumun daha somut adımlar atması gerektiğini belirten Çelik, Netanyahu hükümetinin daha saldırgan bir politika izleme ihtimaline karşı uyarıda bulundu. Mekke Anlaşması açıklaması Çelik, Mekke Anlaşması'na ilişkin değerlendirmesinde ise anlaşmanın bölge ülkelerinin kendi iradeleriyle barışın korunmasına yönelik bir girişim modeli oluşturduğunu söyledi. Yapının zaman içerisinde yeni katılımlarla genişleyebileceğini belirten Çelik, Mekke Anlaşması'nın olgunlaşması halinde bölgesel ve küresel barışa katkı sağlayabilecek bir yapıya dönüşebileceğini ifade etti. Mansur Yavaş'ın Erdoğan görüşmesi Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ı kabul etmesine ilişkin soruyu da yanıtladı. Çelik, farklı siyasi partilerden belediye başkanlarının Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan zaman zaman randevu talep ettiğini belirterek, Yavaş'ın da Ahlat dönüşünde Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan randevu istediğini ve görüşmenin Erdoğan'ın takdiriyle gerçekleştiğini söyledi. Görüşmede Ankara'nın yatırım ve altyapı ihtiyaçlarının ele alınmasının doğal olduğunu ifade eden Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın belediye başkanlığı geçmişi nedeniyle şehirlerin sorunları ve yatırımları konusunda hassasiyet taşıdığını belirtti. Çelik'ten Yunanistan'a Meis mesajı Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in açıklamaları ve Meis Adası'na yönelik ziyaret girişimi hakkında da konuşan Çelik, Atina'nın Türkiye'yi çeşitli ittifaklarla çevreleyebileceği düşüncesinin gerçekçi olmadığını savundu. Çelik, Yunanistan'ın kendi politikalarını İsrail ile ilişkiler üzerinden şekillendirmesinin Ankara'yı kuşatmaya yönelik sonuç doğurmayacağını ve bu yaklaşımın Yunanistan açısından da olumsuz sonuçlar yaratabileceğini ifade etti. 4 belediye başkanı AK Parti'ye katıldı MKYK toplantısının ardından 4 belediye başkanının AK Parti'ye katıldığı da açıklandı. Parti Sözcüsü Çelik, İzmir Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı, Kayseri Akkışla Belediye Başkanı Mustafa Dursun, Kayseri Felahiye Belediye Başkanı Şeref Güleser ve Muş Merkez Sungu Belde Belediye Başkanı Burhan Sayılgan'ın AK Parti saflarına katıldığını duyurdu. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partiye katılan 4 belediye başkanına düzenlenen törende rozetlerini taktı.

MSB'den Avrupa Parlamentosu kararına sert tepki: "Mesnetsiz iddiaları reddediyoruz" Haber

MSB'den Avrupa Parlamentosu kararına sert tepki: "Mesnetsiz iddiaları reddediyoruz"

MSB Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, İstanbul'daki Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığı'nda düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında Bakanlığın faaliyetleri ve gündemdeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. MSB'den Avrupa Parlamentosu'nun kararına tepki Toplantının ardından Bakanlık tarafından Avrupa Parlamentosu'nda alınan karara ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'na ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik "mesnetsiz" iddiaların reddedildiği belirtildi. MSB, Avrupa Parlamentosu Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komisyonu'nun GKRY tarafından önerilen ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ni hedef alan söz konusu projeye kaynak ayrılmasını tavsiye etmesini, tarihi gerçekleri çarpıtan taraflı bir yaklaşım olarak değerlendirdi. Bakanlık açıklamasında, Kıbrıs Türklerine yönelik 1963-1974 dönemindeki saldırıların ve EOKA'nın eylemlerinin göz ardı edilmesinin Kıbrıs meselesinin çözümüne katkı sağlamayacağı savunuldu. MSB, üçüncü taraflara tarihi gerçekler dikkate alınarak adil ve tarafsız bir yaklaşım sergileme çağrısında bulundu. Açıklamada ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri'nin adadaki barış ve istikrarın teminatı olmaya devam ettiği vurgulandı. Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi'nin faaliyetleri Tuğamiral Zeki Aktürk, Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığı'nın NATO standartlarında faaliyet gösterdiğini belirtti. Komutanlığın gelişmiş simülasyon, komuta-kontrol, haberleşme ve bilgi sistemleriyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nin harekat kabiliyetine katkı sağladığını aktaran Aktürk, bilgisayar destekli tatbikatlarla personelin karar verme, planlama ve sevk-idare yeteneklerinin geliştirildiğini söyledi. NATO İletişimciler Konferansı'na 42 ülkeden 542 uzman katıldı Aktürk, Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığı'nın 7-10 Eylül tarihleri arasında NATO İletişimciler Konferansı'na ev sahipliği yaptığını açıkladı. 42 ülkeden 542 iletişim uzmanının katıldığı konferansta NATO'nun stratejik iletişim kapasitesinin geliştirilmesi, dezenformasyonla mücadele, müttefikler arasındaki koordinasyon, yapay zeka araçlarının kullanımı ve değişen iletişim ortamının ortaya çıkardığı fırsat ve risklerin ele alındığı bildirildi. Son bir haftada 2 PKK'lı teslim oldu MSB Sözcüsü Aktürk, son bir hafta içerisinde 2 PKK'lı teröristin güvenlik güçlerine teslim olduğunu açıkladı. Hudutlarda yasa dışı yollarla geçiş girişiminde bulunan 790 kişinin yakalandığını belirten Aktürk, yılbaşından bu yana yakalananların sayısının 10 bin 445'e ulaştığını söyledi. Engellenen 887 kişiyle birlikte yıl içerisinde hudutlardan yasa dışı geçişi engellenen kişi sayısının 49 bin 394 olduğunu aktardı. Aktürk ayrıca Iğdır ve Hakkari hudut hatlarında gerçekleştirilen arama-tarama faaliyetlerinde yaklaşık 7 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildiğini bildirdi. Libya'da "Tek Libya, Tek Ordu" hedefi Libya'nın doğu ve batısındaki silahlı kuvvetler mensuplarından oluşan 362 askeri personelin katıldığı Komando Temel Eğitimi'nin başarıyla tamamlandığını açıklayan Aktürk, Türkiye'nin Libya'nın birlik ve bütünlüğüne verdiği öneme dikkat çekti. Aktürk, Türkiye'nin "Tek Libya, Tek Ordu" hedefi doğrultusunda Libya'nın doğusu ve batısıyla ilişkilerini geliştirmeyi ve askeri eğitim ile iş birliği faaliyetlerini sürdürmeyi planladığını söyledi. MSB'den Gazze ve Lübnan açıklaması İsrail'in Gazze ve Lübnan'a yönelik saldırılarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Aktürk, saldırıların sürdüğünü ve bölge halkının göçe zorlandığını savundu. Aktürk, Lübnan'da 2 Mart 2026'dan bu yana İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 4 bin 300'ü, yaralıların sayısının ise 12 bin 300'ü aştığını ifade etti. Gazze'de ise ateşkesin yürürlüğe girmesinden sonra 1.300'den fazla Filistinlinin yaşamını yitirdiğini, Ekim 2023'ten bu yana toplam can kaybının yaklaşık 75 bine ulaştığını söyledi. MSB, uluslararası toplumun İsrail'in bölgedeki politikalarına karşı somut ve etkili tedbirler alması gerektiğini belirtti. Altay tankının ana silah sistemi teslim edildi Savunma sanayisine ilişkin gelişmeleri de paylaşan Aktürk, son bir hafta içerisinde çeşitli silah ve mühimmat sistemlerinin Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine teslim edildiğini açıkladı. Bu kapsamda MKE tarafından Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na çeşitli silah ve mühimmatların yanı sıra savunma sanayi paydaşlarına orta menzilli füze yakıt çubuğu ve Altay tankının ana silah sisteminin teslim edildiği belirtildi. ASELSAN tarafından ise Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na HGK-84 Hassas Güdüm Kiti ile LGK-82 Lazer Güdüm Kiti teslimatlarının gerçekleştirildiği bildirildi. MKE'nin ayrıca Mısır'daki El-Alameyn Hava Fuarı ile Polonya'daki MSPO Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı'na katıldığı, MSPO kapsamında Polonya'nın savunma sanayisi kuruluşlarından PGZ ile hava savunma sistemleri alanında iş birliği için mutabakat zaptı imzalandığı açıklandı. Girne ve Silivri'deki kazalar için arama kurtarma çalışmaları sürüyor MSB Sözcüsü Aktürk, Girne açıklarında 30 Ağustos'ta meydana gelen yolcu gemisi kazası ile 2 Eylül'de Marmara Denizi Silivri açıklarında iki ticari geminin çarpışması sonucu meydana gelen kazaya ilişkin arama kurtarma çalışmalarının devam ettiğini söyledi. Deniz Kuvvetleri unsurlarının her iki olayda kayıp kişilerin bulunması amacıyla 7 gün 24 saat esasına göre çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Aktürk, kazalarda hayatını kaybedenler için başsağlığı mesajı verdi. MSB'den SDG'nin fesih ve entegrasyon sürecine ilişkin açıklama Bakanlık, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) fesih sürecine ilişkin de değerlendirmede bulundu. Açıklamada, Suriye'nin toprak bütünlüğü ve "tek devlet, tek ordu" anlayışı çerçevesinde yürütülen fesih ve entegrasyon sürecinin yakından takip edildiği belirtildi.

Fuat Oktay: Türkiye’nin Avrupa güvenliği mimarisine katkısını çok net görüyorlar Haber

Fuat Oktay: Türkiye’nin Avrupa güvenliği mimarisine katkısını çok net görüyorlar

Fuat Oktay başkanlığındaki TBMM Dışişleri Komisyonu heyeti, Çekya Senatosu Dış İlişkiler, Savunma ve Güvenlik Komisyonu’nun daveti üzerine Prag’da çeşitli temaslarda bulundu. Görüşmelerde iki ülke arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkilerin yanı sıra Türkiye-AB ilişkileri, vize süreçleri, güvenlik, savunma ve bölgesel gelişmeler ele alındı. Türkiye-Çekya ilişkilerinde parlamenter diplomasi vurgusu Prag ziyaretini değerlendiren Oktay, Türkiye ile Çekya arasındaki ilişkilerin hükümetler ve devlet başkanları düzeyinde ilerlediğini, parlamentolar arasındaki temasların ise daha da güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Oktay, daha önce Ankara’da gerçekleştirilen görüşmelerin ardından kısa süre içinde ikinci toplantının Prag’da yapıldığını belirterek, parlamenter diplomasi alanındaki açığın daha hızlı kapatılması gerektiğini söyledi. Bu kapsamda üçüncü toplantının Ankara’da gerçekleştirilmesi yönünde görüş oluştuğunu aktardı. Çekya’nın hükümet ve parlamento temsilcileriyle gerçekleştirilen görüşmelerde ekonomik ilişkilerden güvenlik ve savunmaya, bölgesel gelişmelerden Türkiye-AB ilişkilerine kadar geniş bir gündemin ele alındığı belirtildi. Türkiye-AB ilişkileri ve vize konusu gündemde Oktay, Çekya’nın AB üyesi olması nedeniyle Türkiye-AB ilişkilerinin görüşmelerin önemli başlıklarından biri olduğunu söyledi. Özellikle vize sorunlarının çözümü konusunda hem Türkiye-Çekya ilişkileri hem de Schengen süreci çerçevesinde Çekya’nın sağlayabileceği katkıların değerlendirildiğini belirtti. Türkiye’nin AB ile ilişkilerinin uzun süredir teknik konuların yanı sıra siyasi yaklaşımlardan da etkilendiğini savunan Oktay, artık somut ve yapısal bir ilerleme sağlanması gerektiğini dile getirdi. "Türkiye, AB'nin stratejik körlüğünü kıracak ana etken" Oktay, AB ülkelerinde Türkiye ile ilişkiler konusunda mevcut yaklaşımın yeterli olmadığı yönünde bir farkındalık oluştuğunu ileri sürdü. AB’nin aşırı düzenlemeler nedeniyle esnekliğini kaybettiğini ve stratejik karar alma mekanizmalarında sorunlar yaşadığını savunan Oktay, Türkiye’nin AB ile daha güçlü bir ilişki kurmasının Avrupa açısından önemli bir katkı sağlayacağını söyledi. Oktay, Çekya’daki görüşmelerde Türkiye’nin Avrupa güvenliği açısından rolünün açık şekilde kabul edildiğini belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı: "Türkiye’nin AB nezdinde, Avrupa güvenliği mimarisine olan katkısını çok net bir şekilde görüyorlar." Türkiye’nin NATO çerçevesindeki rolünün yanı sıra AB ile ilişkilerinin de Avrupa güvenlik mimarisinin güçlendirilmesine katkı sağlayabileceğini ifade eden Oktay, Türkiye-AB ilişkilerindeki bazı mevcut engellerin aşılması gerektiğini söyledi. "Samimiyseniz, buyurun fasılları açalım" Türkiye’nin AB üyelik sürecine ilişkin de mesaj veren Oktay, uzun yıllardır devam eden sürecin yalnızca raporlar ve siyasi değerlendirmeler üzerinden yürütülmemesi gerektiğini savundu. Oktay, Türkiye’nin teknik konuların açık biçimde ele alınmasına hazır olduğunu belirterek, "Samimiyseniz, eğer kendinize ve tezlerinize inanıyorsanız, buyurun fasılları açalım" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde yapısal bir dönüşüm hedeflediğini belirten Oktay, bu yaklaşımın hem Türkiye hem de Avrupa açısından daha kalıcı bir iş birliği zemini oluşturabileceğini dile getirdi. Prag ve Ankara için "yuvarlak masa" önerisi Görüşmelerde, Türkiye ve Çekya arasında daha esnek ve açık bir diplomasi platformu oluşturulması fikrinin de gündeme geldiğini aktaran Oktay, bu kapsamda "Prag Yuvarlak Masası" ve ardından "Ankara Yuvarlak Masası" şeklinde devam edecek bir mekanizma oluşturulması konusunda ortak görüş ortaya çıktığını söyledi. Oktay, bu platformun değişen uluslararası düzen, Avrupa'nın geleceği, güvenlik ve bölgesel sorunların daha rahat şekilde ele alınabileceği bir ortam oluşturmasını hedeflediklerini belirtti. Ekonomik ilişkiler ve savunma sanayisi gündemde Türkiye ile Çekya arasındaki ekonomik ilişkilerin de görüşmelerde önemli yer tuttuğunu ifade eden Oktay, ticaret hacminin daha ileri seviyelere taşınması gerektiğini söyledi. Güncel açıklamalarda iki ülke arasındaki ticaret hacminin 6,5 milyar dolar seviyesine ulaştığı ve 10 milyar doların üzerine çıkarılmasının hedeflendiği belirtildi. Savunma sanayisi alanındaki iş birliğine de değinen Oktay, hava savunma sistemleri, dron ve anti-dron teknolojileri ile havacılık alanında Türkiye ve Çekya arasında önemli ortaklık fırsatları bulunduğunu ifade etti. Otomotiv sektöründe ise Skoda'nın tedarik zinciri üzerinden mevcut iş birliğinin geliştirilmesinin yanı sıra karşılıklı yatırımların artırılmasına yönelik fırsatların değerlendirildiğini aktardı. Oktay ayrıca, Türkiye’de üretilen ürünlerin AB pazarına erişimini kolaylaştıracak düzenlemelerin Türkiye-AB ekonomik ilişkilerine katkı sağlayacağını belirterek, bu konuda Çekya’nın desteğinin önemli olduğunu söyledi. Gazze ve İsrail politikası da görüşüldü Prag temaslarında Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu’daki gelişmelerin de gündeme geldiğini aktaran Oktay, Gazze’de yaşananlara ilişkin Çekya tarafına Türkiye’nin görüşlerini ilettiklerini söyledi. Çekya’nın İsrail ile yakın ilişkileri bulunan ülkelerden biri olduğunu belirten Oktay, bu nedenle Çekya’nın İsrail’e Gazze’deki durum konusunda daha açık mesaj vermesinin etkili olacağını savundu. Oktay, Türkiye’nin İsrail halkı ve Yahudilerle bir sorun yaşamadığını, Türkiye’nin tutumunun İsrail hükümetinin Gazze ve bölgedeki politikalarına yönelik olduğunu ifade etti. İsrail’in bölgedeki yayılmacı politikalarından vazgeçmesi ve iki devletli çözüme yönelmesi gerektiğini belirtti. "Rusya-Ukrayna savaşının sona ermesi için üzerimize düşeni yapıyoruz" Rusya-Ukrayna savaşı konusunda da değerlendirmelerde bulunan Oktay, Türkiye’nin barışın sağlanması için üzerine düşeni yapmaya devam ettiğini söyledi. Türkiye ile Çekya arasında Avrupa güvenlik mimarisinin güçlendirilmesi konusunda ortak çalışma alanlarının bulunduğunu belirten Oktay, Prag ziyaretinin iki ülke arasındaki ilişkilerin daha ileri taşınması açısından verimli geçtiğini ifade etti. Oktay, TBMM Dışişleri Komisyonu olarak Türkiye-Çekya ilişkilerinin yanı sıra Avrupa ve bölgesel güvenlik konularındaki parlamenter diplomasi çalışmalarını sürdüreceklerini kaydetti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Gazze, tıpta yaşanan çifte standardın en hazin senaryosudur Haber

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Gazze, tıpta yaşanan çifte standardın en hazin senaryosudur

Dünya Kulak Burun Boğaz Kongresi İstanbul’da düzenleniyor Numan Kurtulmuş, Uluslararası Kulak Burun Boğaz Dernekleri Federasyonu (IFOS) tarafından düzenlenen 23’üncü IFOS İstanbul Dünya Kongresi’ne katıldı. Türkiye, tıp dünyasının önemli uluslararası organizasyonlarından biri olan Dünya Kulak Burun Boğaz Kongresi’ne 33 yıl aradan sonra ikinci kez ev sahipliği yapıyor. Yaklaşık 120 ülkeden 60 bin uzmanı temsil eden IFOS’un organizasyonuna yaklaşık 8 bin hekim ve sektör temsilcisinin katılması bekleniyor. İstanbul, kongreye ev sahipliği yapmak için yapılan adaylık sürecinde İspanya, Japonya, Avustralya ve Hong Kong’u geride bıraktı. Oylamada ilk turda yüzde 61 oy alan İstanbul, organizasyonun düzenleneceği şehir oldu. Kongrede 52 paralel salonda bilimsel program gerçekleştirilecek. Etkinlik kapsamında kulak burun boğaz ve baş boyun cerrahisi alanındaki güncel gelişmeler ile bilimsel çalışmalar ele alınacak. “Tıp alanında da büyük bir adaletsizlik var” Konuşmasında küresel sağlık eşitsizliğine değinen Kurtulmuş, dünyanın bir bölümünde ileri tıbbi teknoloji ve imkanlara ulaşılabilirken milyonlarca insanın temel sağlık hizmetlerinden dahi yararlanamadığını söyledi. Kurtulmuş, yoksulluk ve sağlık hizmetlerine erişim sorunlarının yanı sıra savaşlar, iç çatışmalar ve dış müdahalelerin de insanların temel sağlık hizmetlerinden mahrum kalmasına yol açtığını ifade etti. Dünyanın farklı bölgelerinde insanların en ağır hastalıkların tedavisinde dahi yeterli imkanlara sahip olmadığını belirten Kurtulmuş, tıp alanındaki adaletsizliğin insanlığın karşı karşıya olduğu önemli sorunlardan biri olduğunu dile getirdi. “Gazze, çifte standardın en hazin senaryosunun uygulandığı yer” Gazze’deki sağlık hizmetlerinin durumuna da değinen Kurtulmuş, bölgede insanların temel tıbbi imkanlara ulaşmakta dahi büyük zorluk yaşadığını savundu. Kurtulmuş, “Ne yazık ki, 3 yıldır insanlığın dibe vurulduğu bir soykırımın yaşandığı Gazze, tıp alanında insanlığın yaşadığı bu çifte standardın en hazin senaryosunun uygulandığı yerdir” ifadelerini kullandı. Gazze’de sağlık tesislerinin ve ameliyathanelerin karşı karşıya kaldığı koşullara dikkat çeken Kurtulmuş, tıbbi imkanların bulunmadığı bir ortamda hastalara ve özellikle çocuklara müdahale etmenin sağlık çalışanları açısından büyük bir zorluk olduğunu söyledi. Kurtulmuş, Gazze’de temel tıbbi bakım hizmetlerinin dahi aksadığını belirterek, yaşananların yalnızca bölgesel değil, insanlığın tamamını ilgilendiren bir sorun olduğunu ifade etti. “Tıbbi etik, geleneksel anlayışın ötesine geçmiştir” Sağlık hizmetlerine erişimin yalnızca tıp teknolojisi ve bilimsel gelişmeler çerçevesinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Kurtulmuş, tıbbi etiğin de daha geniş bir perspektifle ele alınması gerektiğini söyledi. Kurtulmuş, yoksulluk nedeniyle sağlık hizmetlerinden yararlanamayan kişilere ulaşmanın yanı sıra savaş, çatışma ve benzeri nedenlerle temel sağlık imkanlarından mahrum kalan insanların durumunun da tıbbi etik açısından değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. TBMM Başkanı Kurtulmuş, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan küresel eşitsizliklerin giderilmesi ve mağdur durumdaki insanlara ulaşılması konusunda uluslararası toplumun daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiği mesajını verdi.

İngiltere'den İsrail'e sert çıkış: Miliband “Batı Şeria'da etnik temizlik” dedi Haber

İngiltere'den İsrail'e sert çıkış: Miliband “Batı Şeria'da etnik temizlik” dedi

“İki devletli çözüm her iki halkın güvenliği için tek yol” Avam Kamarası'nda İngiltere'nin İsrail ve Filistin politikasına ilişkin konuşan Miliband, İsrail'e yönelik desteği ile Filistin devletine verdiği desteğin birbirine zıt olmadığını söyledi. Britanyalı Yahudi kimliğinden gurur duyduğunu belirten Miliband, ailesinin Nazi döneminde büyük kayıplar yaşadığını ve bu nedenle İsrail devletine yönelik özel bir minnet duygusu taşıdığını ifade etti. Miliband, İsrail'in güvenliği ile Filistinlilerin bağımsız bir devlete sahip olmasının birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, iki devletli çözümü İngiltere'nin Orta Doğu politikasının temel hedefi olarak tanımladı. “Batı Şeria'da etnik temizlik yapılıyor” Miliband, Batı Şeria'daki Filistinlilerin maruz kaldığı saldırı ve zorla yerinden edilme iddialarına dikkat çekti. İsrailli bazı eski yetkililerin açıklamalarını da konuşmasında gündeme getiren Miliband, Batı Şeria'daki bazı bölgelerde yaşananların “etnik temizlik” olarak nitelendirilebileceğini söyledi. İngiliz hükümetinin değerlendirmesine göre, yerleşimci grupların Filistinlilere yönelik saldırıları sonucunda evlerin yıkıldığını, altyapının zarar gördüğünü ve bazı ailelerin yaşadıkları bölgelerden ayrılmak zorunda kaldığını belirten Miliband, İsrail hükümetinin bu uygulamalara yeterince müdahale etmediğini savundu. İngiliz bakan, “etnik temizlik” ifadesinin son derece ağır olduğunun farkında olduğunu ancak yaşananların açık şekilde tanımlanmasının adalet arayışının ilk adımı olduğunu dile getirdi. İngiltere işgalin hukuka aykırı olduğu görüşünü benimsedi Miliband, İngiltere hükümetinin İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşimlerini uzun süredir yasa dışı kabul ettiğini hatırlattı. Bunun yanında hükümetin artık İsrail'in Batı Şeria üzerindeki işgalinin hukuki statüsüne ilişkin tutumunu da netleştirdiğini söyledi. İngiliz hükümetinin mevcut görüşünün, İsrail'in kalıcı kontrol ve egemenliğini genişletmeye yönelik politikaları ile yasa dışı yerleşimler nedeniyle işgalin hukuka aykırı olduğu yönünde olduğunu belirten Miliband, bu yaklaşımın ekonomik politikalara da yansıtılacağını açıkladı. Yerleşimlerden gelen ürünlere ithalat yasağı geliyor Miliband, İngiltere'nin işgal altındaki Batı Şeria'daki yasa dışı İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlere ithalat yasağı getireceğini duyurdu. Ayrıca yerleşimlerin genişletilmesine yönelik inşaat, altyapı finansmanı ve gayrimenkul hizmetleri sağlayan bazı şirket ve kişilere karşı da yaptırım uygulanacağını belirten Miliband, yerleşimlerin İngiltere'de tanıtılmasına yönelik faaliyetlerin de engelleneceğini açıkladı. Yeni düzenlemelerin hazırlanarak yürürlüğe girmesinin yaklaşık 6 ila 9 ay süreceği bildirildi. İngiltere, söz konusu adımların doğrudan İsrail ekonomisinin tamamını hedeflemediğini, yasa dışı yerleşim faaliyetlerine odaklandığını vurguladı. Kanada, Fransa ve bazı Avrupa ülkeleri de Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlere yönelik benzer kısıtlamaları destekledi. İngiltere, Fransa ve Kanada'nın yanı sıra toplam 12 ülke ortak bir açıklamayla yerleşim politikalarına karşı yeni adımlar atılacağını duyurdu. İsrail'e silah ihracatında yeni uygulama İngiltere'nin İsrail'e yönelik silah ihracatı politikasına da değinen Miliband, Gazze'de kullanılabilecek bazı silah sistemlerine ilişkin 30'dan fazla ihracat izninin daha önce askıya alındığını hatırlattı. Miliband, bundan sonraki süreçte işgale doğrudan katkı sağlayacağı değerlendirilen silah ve diğer ürünlerin ihracat izinlerinin de reddedileceğini söyledi. Böylece mevcut ihracat kısıtlamalarının işgal sürdüğü müddetçe uygulanmasının amaçlandığını belirtti. Gazze'deki gelişmeler de gündeme geldi Miliband, konuşmasında Gazze'deki savaşın sonuçlarına da değindi. 7 Ekim'de Hamas'ın gerçekleştirdiği saldırının ardından yaşananların İsrail'in sonraki eylemlerini meşrulaştıramayacağını savunan Miliband, bölgede çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini ve milyonlarca kişinin yerinden edildiğini söyledi. Hastanelerin ve konutların büyük bölümünün zarar gördüğünü, insani yardımların bölgeye ulaştırılmasında ciddi sorunlar yaşandığını belirten Miliband, İsrail ordusunun eylemlerine ilişkin uluslararası soruşturmalarda savaş suçu işlendiğine dair bulguların ortaya konulduğunu ifade etti. Miliband, Gazze'de soykırım işlendiğine yönelik iddiaların ise kapsamlı ve bağımsız hukuki süreçler kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, Uluslararası Adalet Divanı'nın sürecini desteklediklerini söyledi. Muhalefet: “Tedbirler etkisiz kalacak” İngiltere'deki ana muhalefetin Gölge Dışişleri Bakanı Tom Tugendhat ise hükümetin açıkladığı tedbirleri eleştirdi. Tugendhat, İsrail ile Filistin ekonomilerinin birbirine bağlı olması nedeniyle yerleşimlerden gelen ürünlere yönelik ticaret kısıtlamalarının uygulanmasının zor olacağını savundu. Muhalefet temsilcisi, söz konusu politikaların İsrail'deki aşırı görüşleri güçlendirebileceğini ve beklenen sonucu vermeyeceğini ileri sürdü. İngiltere'nin yerleşim politikalarına yönelik adımları, Londra ile Tel Aviv arasındaki ilişkilerin son dönemde daha da gerildiği bir süreçte geldi. İsrail ise İngiltere, Fransa ve Kanada'nın kararlarına sert tepki göstererek söz konusu adımları siyasi müdahale olarak nitelendirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Barış ve istikrar için çalışmaya devam ediyoruz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Barış ve istikrar için çalışmaya devam ediyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bişkek’te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi’ne katıldı. Konuşmasına, geçen hafta Nepal’de meydana gelen sel felaketinde hayatını kaybedenler için taziye dileklerini ileterek başladı. Türkiye’nin çatışmaların çözümünde sorumluluk üstlendiğini vurgulayan Erdoğan, sorunların diyalog ve diplomasi yoluyla aşılması gerektiğini ifade etti. “Şanghay İşbirliği Örgütü çok kutuplu düzenin önemli bir unsuru” Şanghay İşbirliği Örgütü’nün 3,5 milyar insanı ve yaklaşık 35 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğü temsil ettiğini belirten Erdoğan, teşkilatı yükselen ve çok kutuplu dünya düzeninde önemli bir yapı olarak gördüklerini söyledi. Türkiye’nin örgütle her alandaki iş birliğini geliştirmeye çalışacağını ifade eden Erdoğan, teşkilatın barış ve istikrarın yanı sıra güvenli ulaştırma koridorlarının oluşturulması ve enerji arz güvenliği konularında da önemli roller üstlenebileceğini dile getirdi. Erdoğan, Hazar geçişli Orta Koridor girişiminin Kuşak ve Yol Projesi ile uyumlu hale getirilmesini arzuladıklarını ve teşkilat bünyesindeki iş birliğine önem verdiklerini kaydetti. COP31 için Antalya daveti İklim değişikliğinin etkileriyle mücadelede Türkiye’nin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeyi hedeflediğini belirten Erdoğan, 11-12 Kasım tarihlerinde Antalya’da COP31 Zirvesi’ne ev sahipliği yapacaklarını açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirveye katılan ülke temsilcilerini Antalya’da görmekten memnuniyet duyacaklarını ifade etti. Gazze ve Lübnan’daki gelişmelere dikkat çekti Bölgedeki çatışmalara da değinen Erdoğan, İsrail’in saldırıları nedeniyle Gazze ve Lübnan’da yaşanan can kayıplarına dikkat çekti. Saldırgan politikaların bedelinin yalnızca çatışma bölgelerinde değil, tüm coğrafyada hissedildiğini söyledi. Erdoğan ayrıca Suudi Arabistan ve Pakistan ile hayata geçirilen Mekke Savunma İttifakı’nın, bölgesel sahiplenme ve kolektif caydırıcılık anlayışıyla barış ve istikrara katkı sunmasını beklediklerini ifade etti. Konuşmasının sonunda, Şanghay İşbirliği Örgütü dönem başkanlığını Kırgızistan’dan devralacak Pakistan’a başarı dileklerini iletti.

Merz’den İsrail’e silah ihracatı savunması: “İsrail’in varlığı tartışmaya açık değil” Video Galeri

Merz’den İsrail’e silah ihracatı savunması: “İsrail’in varlığı tartışmaya açık değil”

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ülkesinin İsrail’e yönelik silah ihracatını sürdürmesine ilişkin eleştirilere yanıt verdi. Merz, İsrail’in Almanya açısından özel bir konuma sahip olduğunu belirterek askeri desteğin kesilmesi halinde İsrail’in bugün varlığını sürdüremeyeceğini savundu. Katıldığı bir televizyon programında değerlendirmelerde bulunan Merz, İsrail’i “Orta Doğu’daki tek demokrasi” olarak nitelendirdi. Almanya’nın İsrail’e yönelik desteğinin ülkenin kuruluşundan bu yana izlenen temel politikalardan biri olduğunu ifade eden Merz, İsrail’in varlığının Almanya açısından tartışmaya açık olmadığını söyledi. “İsrail bugün var olamazdı” Merz, Almanya’nın İsrail’e sağladığı askeri desteğin önemine dikkat çekerek, bu desteğin sona erdirilmesi halinde İsrail’in mevcut güvenlik koşullarında varlığını sürdüremeyeceğini ileri sürdü. Almanya Başbakanı, İsrail’in güvenliğinin ülkesinin dış politika yaklaşımında önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı. Silah ihracatı tartışması büyüyor Merz’in açıklamaları, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü operasyonlar nedeniyle Almanya’nın silah ihracatına yönelik tartışmaların yeniden gündeme gelmesine yol açtı. İsrail’e askeri desteğin devam etmesini savunan Alman hükümeti, ülkenin güvenliğini desteklemeyi dış politikasının temel unsurlarından biri olarak değerlendiriyor. Ancak Merz’in açıklamalarına tepki gösteren çevreler, İsrail’in Gazze’deki operasyonları sırasında yaşanan sivil ölümleri gerekçe göstererek Almanya’nın silah ihracatını sürdürmesini eleştiriyor. Tartışmanın odağında ise Almanya’nın İsrail’in güvenliğine verdiği siyasi ve askeri desteğin, Gazze’deki insani durum karşısında nasıl bir politika izlemesi gerektiği sorusu bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Mevlid-i Nebi Haftası'nda birlik ve güç vurgusu: “Başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız” Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Mevlid-i Nebi Haftası'nda birlik ve güç vurgusu: “Başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız”

Bu yıl “Peygamberimiz ve Güzel Ahlak, Peygamberimizden Bize Miras Merhamet” temasıyla düzenlenen Mevlid-i Nebi Haftası'nın açılış programı, İstanbul'daki Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirildi. Programa Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanı sıra Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş ve çok sayıda davetli katıldı. Programda tasavvuf musikisi dinletisi sunulurken, Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından Mevlid-i Nebi Haftası için hazırlanan sinevizyon gösterimi yapıldı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Mevlid-i Nebi Haftası Programı’nda konuştu: "Soykırım şebekesinin dünyanın en büyük çocuk mezarlığına çevirdiği Gazze’de, uçurtmalar bile tehdit olarak görülüp engelleniyor. Sadece Filistin’de milyonlarca kardeşimiz; en temel… pic.twitter.com/LH83qLCTcJ — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) August 28, 2026 “Veladet-i Nebi'nin 1501'inci yıl dönümü hayırlara vesile olsun” Konuşmasına Mevlid-i Nebi Haftası'nı kutlayarak başlayan Erdoğan, Hazreti Muhammed'in doğumunun insanlık tarihi açısından taşıdığı öneme değindi. Veladet-i Nebi'nin 1501'inci yıl dönümünün Türkiye, İslam alemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni eden Erdoğan, Peygamber Efendimizin dünyaya gelişinin insanlığın inanç ve ahlak anlayışında önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Peygamber sevgisinin nesiller boyunca aktarılan en değerli miraslardan biri olduğunu belirten Erdoğan, bu sevginin Türk milletinin kültüründe, edebiyatında ve sanatında güçlü biçimde yer aldığını söyledi. “Peygamber sevgisi milletimizin kültüründe yaşamaya devam ediyor” Erdoğan, Anadolu'da gülün Hazreti Muhammed'in sembolü olarak kabul edilmesine ilişkin örnekler vererek, Peygamber sevgisinin halk kültüründeki yansımalarına dikkat çekti. Yunus Emre, Süleyman Çelebi ve Fuzuli gibi isimlerin eserlerinde Resulullah'a duyulan sevgi ve bağlılığın güçlü şekilde işlendiğini ifade eden Erdoğan, milletin manevi hafızasında naatların ve Mevlid-i Şerif'in özel bir yere sahip olduğunu dile getirdi. “Güzel ahlakı hayatımızın merkezine koymalıyız” Peygamber Efendimizin örnek ahlakının Müslümanlar için yol gösterici olması gerektiğini belirten Erdoğan, Kur'an ve sünnetin rehberliğinde güzel ahlakın hayatın her alanında uygulanması çağrısında bulundu. Erdoğan, aile hayatından iş yaşamına, toplumsal ilişkilerden tabiatla kurulan bağlara kadar her alanda ahlaki değerlerin esas alınması gerektiğini söyledi. Çocukların ve gençlerin Peygamber Efendimizin örnek şahsiyetiyle tanıştırılmasının önemine işaret eden Erdoğan, bu değerlerin gelecek nesillere aktarılması gerektiğini vurguladı. Gazze ve bölgedeki savaşlara dikkat çekti Konuşmasının önemli bölümünü Filistin ve bölgedeki gelişmelere ayıran Erdoğan, Gazze, Lübnan, Sudan ve Somali başta olmak üzere birçok bölgede insanların savaş ve istikrarsızlıkla mücadele ettiğini söyledi. Gazze'de sivillerin, çocukların, kadınların ve yardım çalışanlarının saldırılarda hayatını kaybettiğine dikkat çeken Erdoğan, İsrail hükümetinin politikalarının bölgesel istikrarı tehdit ettiğini savundu. Erdoğan, siyonizmin yayılmacı hedeflerine yönelik eleştirilerinin yalnızca Türkiye'nin çıkarları açısından değil, bölgedeki tüm halkların güvenliği ve insanlık değerleri açısından yapıldığını ifade etti. “Dünyadan gerekli reaksiyon gösterilmiyor” Uluslararası toplumun Gazze ve çevre bölgelerde yaşanan gelişmeler karşısında yeterli tepki göstermediğini belirten Erdoğan, geçmişte yaşanan büyük insanlık trajedilerine yönelik sessizliğin ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi. Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Soykırım şebekesinin kural tanımaz, hukuk tanımaz, ilke, değer, sınır tanımaz politikalarına dünyadan gerekli reaksiyon gösterilmiyor. Ne küresel yapılar ne de uluslararası toplum dün olduğu gibi bugün de katliamların önüne geçecek güçlü bir irade ortaya koyamıyor.” Müslüman ülkelerin dışarıdan gelecek desteklere güvenerek sorunlarını çözemeyeceğini ifade eden Erdoğan, İslam dünyasında daha güçlü iş birlikleri kurulması gerektiğini dile getirdi. “Güçlü ve caydırıcı olmak zorundayız” Erdoğan, Müslüman ülkelerin hak ve hukuklarını birlikte savunması, bölgede barış ve güvenliği ortak şekilde inşa etmesi gerektiğini belirtti. “Başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız” diyen Erdoğan, İslam dünyasının güçlü, caydırıcı ve dayanışma içinde hareket eden bir yapı oluşturmasının önemine dikkat çekti. Türkiye'nin hem kendi içinde hem de İslam dünyasında ittifakları güçlendirmeye ve anlaşmazlıkları azaltmaya çalıştığını söyleyen Erdoğan, birlik ve beraberlik mesajı verdi. “Bütün çabamız ittifak ve ittihadın sağlanması içindir” Ümmet-i Muhammed'in yeniden birlik içinde hareket etmesini arzu ettiklerini ifade eden Erdoğan, Müslümanların omuz omuza vererek geleceğe yürümesi gerektiğini söyledi. Erdoğan, Türkiye'nin kendi içinde de 86 milyon vatandaşın kardeşliğini ve ortak kader anlayışını güçlendirmeye çalıştığını belirterek, Mevlid-i Nebi Haftası kapsamında düzenlenen etkinliklerin Peygamber Efendimizin örnek ahlakının ve İslam dünyasındaki birlik anlayışının daha iyi kavranmasına katkı sunmasını temenni etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.