Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Fransa

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Fransa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fransa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İsrail, Slovenya’daki ilk büyükelçiliğini açtı: Filistin yanlılarından protesto Haber

İsrail, Slovenya’daki ilk büyükelçiliğini açtı: Filistin yanlılarından protesto

Büyükelçiliğin açılışı, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’daki yerleşim politikaları ve Gazze’de devam eden savaş nedeniyle bazı Avrupa ülkeleriyle ilişkilerinde gerilim yaşadığı bir döneme denk geldi. Saar: “Tarihi bir gün” İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, büyükelçiliğin açılışı için Slovenya’nın başkenti Ljubljana’yı ziyaret etti. Saar, Slovenya Dışişleri Bakanı Tanja Fajon ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından düzenlenen törende büyükelçiliğin açılmasını “tarihi bir gün” olarak nitelendirdi. Saar, İsrail’i Ortadoğu’daki tek demokrasi olarak tanımlarken, ülkesinin Avrupa'nın güvenliğine doğrudan ve dolaylı katkı sağladığını savundu. İsrail’in Batı medeniyetinin savunulmasında ön saflarda yer aldığını ifade eden Saar, Avrupa ile ilişkilerin önemine vurgu yaptı. Slovenya: Yeni dönemin başlangıcı olsun Slovenya Dışişleri Bakanı Tanja Fajon ise büyükelçiliğin açılmasının iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcı olmasını temenni etti. Fajon, daha kapsamlı bir siyasi diyaloğun kurulması, iş birliğinin güçlendirilmesi ve iki ülke halklarının yararına somut sonuçlar elde edilmesi yönündeki beklentisini dile getirdi. İsrail’in Ljubljana’daki büyükelçiliğinin açılması, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kurumsal düzeyde güçlendirilmesi yönünde atılmış önemli bir adım olarak öne çıktı. Yüzlerce kişi büyükelçilik önünde protesto düzenledi Büyükelçiliğin açılışı ise Slovenya’da protestolara sahne oldu. Filistin yanlısı yüzlerce gösterici, tören sırasında büyükelçilik binasının önünde toplandı. Göstericiler İsrail’in Gazze’deki politikalarına ve Batı Şeria’daki yerleşim uygulamalarına tepki gösterirken, yeni açılan büyükelçiliğin kapatılması çağrısında bulundu. Büyükelçilik açılışı Avrupa’daki gerilimin gölgesinde gerçekleşti Saar’ın Slovenya ziyareti, İngiltere’nin işgal altındaki Batı Şeria’daki İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklama kararının ve Fransa ile Kanada’nın benzer adımlar atacaklarını açıklamalarının hemen ardından gerçekleşti. Bu gelişmeler, İsrail’in en yakın Batılı müttefiklerinden bazılarıyla yerleşim politikası ve Gazze savaşı konusunda görüş ayrılıklarının arttığı bir döneme işaret ediyor. Öte yandan İsrail, İngiltere’nin kararına sert tepki göstererek Kudüs’teki İngiliz konsolosluğunu kapatacağını açıkladı. Slovenya’daki büyükelçiliğin açılması, İsrail’in Avrupa’da diplomatik ilişkilerini güçlendirme arayışının bir parçası olarak değerlendirilirken, Gazze savaşı ve Batı Şeria’daki yerleşim politikaları nedeniyle Avrupa’daki siyasi baskının da sürdüğü görülüyor.

İngiltere ve Belçika’dan Manş Denizi’ndeki insan kaçakçılığına karşı ortak mücadele Haber

İngiltere ve Belçika’dan Manş Denizi’ndeki insan kaçakçılığına karşı ortak mücadele

İngiltere İçişleri Bakanlığının 9 Eylül 2026 tarihli açıklamasına göre anlaşma, Fransa’nın kuzey kıyılarında alınan güvenlik önlemlerinin ardından kaçakçıların faaliyetlerini Belçika kıyılarına kaydırmaya başlaması üzerine imzalandı. Londra’da düzenlenen törende mutabakata İngiltere İçişleri Bakanı Shabana Mahmood ile Belçika İçişleri Bakanı Bernard Quintin imza attı. Brexit sonrası AB üyesi ülkeyle ilk anlaşma İngiltere İçişleri Bakanlığı, mutabakatın ülkenin 2020’nin başında Avrupa Birliği’nden ayrılmasının ardından bir AB üyesi ülkeyle bu kapsamda imzaladığı ilk anlaşma olduğunu bildirdi. Yeni düzenlemeyle İngiliz ve Belçika polisinin insan kaçakçılığı şebekelerine ilişkin istihbaratı daha hızlı ve daha bağımsız şekilde paylaşabilmesinin önü açılacak. Daha önce istihbarat paylaşımında adli makamların onayının gerekli olması nedeniyle bazı operasyonlarda zaman kaybı yaşandığı, yeni uygulamayla güvenlik güçlerinin kaçakçılık faaliyetlerine daha hızlı müdahale etmesinin hedeflendiği belirtildi. İngiltere İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, anlaşmanın göçmenleri küçük teknelerle tehlikeli yolculuklara çıkaran organize suç gruplarına yönelik baskının artırılmasına katkı sağlayacağını ifade etti. Kaçakçıların yeni rotası Belçika oldu Fransa’nın kuzey kıyılarında güvenlik önlemlerinin artırılmasıyla birlikte insan kaçakçılığı şebekelerinin yeni güzergahlar aradığı belirtildi. Bu kapsamda Belçika kıyılarının İngiltere’ye geçişlerde alternatif bir çıkış noktası olarak kullanılmaya başlandığı bildirildi. Belçika hükümetinin verilerine göre geçen yıl Belçika kıyılarından küçük teknelerle İngiltere’ye geçiş girişimi yaşanmazken, 2026’nın başından bu yana yaklaşık 400 göçmenin bu amaçla denize açılması güvenlik güçleri tarafından engellendi. Ortak operasyonlarda 50’den fazla şüpheli yakalandı İngiltere İçişleri Bakanlığı, Belçika makamlarıyla yürütülen ortak çalışmaların da sonuç verdiğini açıkladı. Buna göre iki ülkenin ortak operasyonları kapsamında bu yıl insan kaçakçılığıyla bağlantılı 50’den fazla şüpheligözaltına alındı. Operasyonlarda kaçakçılık organizatörleriyle bağlantılı olduğu değerlendirilen 40’tan fazla araca da el konuldu. İngiltere ve Belçika’nın yeni anlaşmayla istihbarat paylaşımını hızlandırarak Manş Denizi üzerinden gerçekleştirilen düzensiz göç organizasyonlarının arkasındaki suç ağlarını hedef almayı sürdüreceği belirtildi.

Manş Denizi'ndeki göçmen faciası davası Paris'te başladı: 14 kaçakçı yargılanıyor Haber

Manş Denizi'ndeki göçmen faciası davası Paris'te başladı: 14 kaçakçı yargılanıyor

23 Kasım'ı 24 Kasım 2021'e bağlayan gece meydana gelen olayda, Fransa'dan İngiltere'ye geçmeye çalışan göçmenleri taşıyan tekne Manş Denizi'nde battı. Facia sonucunda 28 kişinin cansız bedenine ulaşıldığı, 4 kişinin ise kayıp olduğu bildirildi. Hayatını kaybeden ve kayıp olan göçmenlerin önemli bölümünün Irak bölgesinden geldiği belirtildi. Diğer kurbanların ise Afganistan, Mısır, Etiyopya ve Vietnam uyruklu olduğu kaydedildi. Olaydan yalnızca iki kişi sağ kurtuldu. 14 sanık insan kaçakçılığıyla suçlanıyor Savcılık, sanıkların göçmenleri kapasitesinin üzerinde taşıyan, denize elverişsiz ve güvenlik ekipmanlarından yoksun bir tekneyle Manş Denizi'ne çıkarmakla suçlandığını belirtiyor. Soruşturma kapsamında, facianın arkasında Afgan ve Irak bağlantılı iki ayrı insan kaçakçılığı yapılanmasının bulunduğu yönünde tespitler yapıldığı aktarıldı. Sağ kurtulan göçmenlerin ifadelerine göre, İngiltere'ye geçiş için kaçakçılara kişi başı 1.500 ila 2.750 euro arasında ödeme yapıldı. Facia öncesi en az 10 yardım çağrısı Davada öne çıkan başlıklardan biri de göçmenlerin teknenin batmasından önce yaptıkları yardım çağrıları oldu. Soruşturma dosyasındaki bilgilere göre göçmenler, denizde zor durumda kaldıkları sırada Fransız ve İngiliz kurtarma ekipleriyle en az 10 kez iletişim kurarak yardım istedi. Ancak kurtarma ekiplerinin müdahale etmediği iddiası da dosyada yer aldı. Bu konuya ilişkin olarak yedi Fransız askeri hakkında ayrıca "tehlikedeki kişilere yardım etmeme" suçlamasıyla soruşturma yürütüldüğü bildirildi. Söz konusu soruşturmanın devam ettiği belirtildi. Kurban yakınları Paris'te Davaya 114 sivil taraf ve kurban yakınının katıldığı öğrenildi. Irak Kürdistan Bölgesi'nden dokuz kurbanın ailesinin de duruşmayı takip etmek üzere Paris'e gittiği belirtildi. Kurban yakınları arasında Erbil'den iki, Haciava'dan üç, Ranya'dan iki ve Pışder'den iki kişinin bulunduğu aktarıldı. "Ağır cezalar verilmesini bekliyoruz" Organize Suç Mağdurları için (MERD) Örgütü Başkanı ve faciada hayatını kaybedenlerden birinin kardeşi Zana Memend Muhammed, davaya ilişkin yaptığı açıklamada hem kaçakçılardan hem de polis tarafından yapılan müdahaleden şikayetçi olduklarını söyledi. Muhammed, sanıklardan bazılarının tutuklu bulunduğunu, bazılarının ise kefaletle serbest bırakıldığını belirterek, mahkemede o gün yedi sanığın hazır bulunduğunu ifade etti. Kurbanların sayısına ilişkin ise 28 kişinin boğularak yaşamını yitirdiğini, dört kişinin de halen kayıp olduğunu belirten Muhammed, hayatını kaybedenlerden 17'sinin, kayıp dört kişiden üçünün Kürt olduğunu söyledi. Kararın 30 Eylül'de açıklanması bekleniyor Zana Memend Muhammed, mahkemenin kararını 30 Eylül'de açıklamasının beklendiğini belirtti. Sanıklar açısından bir yıldan 10 yıla kadar hapis cezalarının gündeme gelebileceğini ifade eden Muhammed, faciada sorumluluğu veya ihmali bulunan herkes hakkında ağır yaptırımlar uygulanmasını beklediklerini söyledi. Dava, Manş Denizi'ndeki en ağır göçmen facialarından biriyle ilgili olarak hem insan kaçakçılığı ağlarının sorumluluğunun hem de facia öncesindeki kurtarma sürecinin ele alınması açısından önem taşıyor.

İngiltere'den İsrail'e sert çıkış: Miliband “Batı Şeria'da etnik temizlik” dedi Haber

İngiltere'den İsrail'e sert çıkış: Miliband “Batı Şeria'da etnik temizlik” dedi

“İki devletli çözüm her iki halkın güvenliği için tek yol” Avam Kamarası'nda İngiltere'nin İsrail ve Filistin politikasına ilişkin konuşan Miliband, İsrail'e yönelik desteği ile Filistin devletine verdiği desteğin birbirine zıt olmadığını söyledi. Britanyalı Yahudi kimliğinden gurur duyduğunu belirten Miliband, ailesinin Nazi döneminde büyük kayıplar yaşadığını ve bu nedenle İsrail devletine yönelik özel bir minnet duygusu taşıdığını ifade etti. Miliband, İsrail'in güvenliği ile Filistinlilerin bağımsız bir devlete sahip olmasının birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, iki devletli çözümü İngiltere'nin Orta Doğu politikasının temel hedefi olarak tanımladı. “Batı Şeria'da etnik temizlik yapılıyor” Miliband, Batı Şeria'daki Filistinlilerin maruz kaldığı saldırı ve zorla yerinden edilme iddialarına dikkat çekti. İsrailli bazı eski yetkililerin açıklamalarını da konuşmasında gündeme getiren Miliband, Batı Şeria'daki bazı bölgelerde yaşananların “etnik temizlik” olarak nitelendirilebileceğini söyledi. İngiliz hükümetinin değerlendirmesine göre, yerleşimci grupların Filistinlilere yönelik saldırıları sonucunda evlerin yıkıldığını, altyapının zarar gördüğünü ve bazı ailelerin yaşadıkları bölgelerden ayrılmak zorunda kaldığını belirten Miliband, İsrail hükümetinin bu uygulamalara yeterince müdahale etmediğini savundu. İngiliz bakan, “etnik temizlik” ifadesinin son derece ağır olduğunun farkında olduğunu ancak yaşananların açık şekilde tanımlanmasının adalet arayışının ilk adımı olduğunu dile getirdi. İngiltere işgalin hukuka aykırı olduğu görüşünü benimsedi Miliband, İngiltere hükümetinin İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşimlerini uzun süredir yasa dışı kabul ettiğini hatırlattı. Bunun yanında hükümetin artık İsrail'in Batı Şeria üzerindeki işgalinin hukuki statüsüne ilişkin tutumunu da netleştirdiğini söyledi. İngiliz hükümetinin mevcut görüşünün, İsrail'in kalıcı kontrol ve egemenliğini genişletmeye yönelik politikaları ile yasa dışı yerleşimler nedeniyle işgalin hukuka aykırı olduğu yönünde olduğunu belirten Miliband, bu yaklaşımın ekonomik politikalara da yansıtılacağını açıkladı. Yerleşimlerden gelen ürünlere ithalat yasağı geliyor Miliband, İngiltere'nin işgal altındaki Batı Şeria'daki yasa dışı İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlere ithalat yasağı getireceğini duyurdu. Ayrıca yerleşimlerin genişletilmesine yönelik inşaat, altyapı finansmanı ve gayrimenkul hizmetleri sağlayan bazı şirket ve kişilere karşı da yaptırım uygulanacağını belirten Miliband, yerleşimlerin İngiltere'de tanıtılmasına yönelik faaliyetlerin de engelleneceğini açıkladı. Yeni düzenlemelerin hazırlanarak yürürlüğe girmesinin yaklaşık 6 ila 9 ay süreceği bildirildi. İngiltere, söz konusu adımların doğrudan İsrail ekonomisinin tamamını hedeflemediğini, yasa dışı yerleşim faaliyetlerine odaklandığını vurguladı. Kanada, Fransa ve bazı Avrupa ülkeleri de Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlere yönelik benzer kısıtlamaları destekledi. İngiltere, Fransa ve Kanada'nın yanı sıra toplam 12 ülke ortak bir açıklamayla yerleşim politikalarına karşı yeni adımlar atılacağını duyurdu. İsrail'e silah ihracatında yeni uygulama İngiltere'nin İsrail'e yönelik silah ihracatı politikasına da değinen Miliband, Gazze'de kullanılabilecek bazı silah sistemlerine ilişkin 30'dan fazla ihracat izninin daha önce askıya alındığını hatırlattı. Miliband, bundan sonraki süreçte işgale doğrudan katkı sağlayacağı değerlendirilen silah ve diğer ürünlerin ihracat izinlerinin de reddedileceğini söyledi. Böylece mevcut ihracat kısıtlamalarının işgal sürdüğü müddetçe uygulanmasının amaçlandığını belirtti. Gazze'deki gelişmeler de gündeme geldi Miliband, konuşmasında Gazze'deki savaşın sonuçlarına da değindi. 7 Ekim'de Hamas'ın gerçekleştirdiği saldırının ardından yaşananların İsrail'in sonraki eylemlerini meşrulaştıramayacağını savunan Miliband, bölgede çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini ve milyonlarca kişinin yerinden edildiğini söyledi. Hastanelerin ve konutların büyük bölümünün zarar gördüğünü, insani yardımların bölgeye ulaştırılmasında ciddi sorunlar yaşandığını belirten Miliband, İsrail ordusunun eylemlerine ilişkin uluslararası soruşturmalarda savaş suçu işlendiğine dair bulguların ortaya konulduğunu ifade etti. Miliband, Gazze'de soykırım işlendiğine yönelik iddiaların ise kapsamlı ve bağımsız hukuki süreçler kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, Uluslararası Adalet Divanı'nın sürecini desteklediklerini söyledi. Muhalefet: “Tedbirler etkisiz kalacak” İngiltere'deki ana muhalefetin Gölge Dışişleri Bakanı Tom Tugendhat ise hükümetin açıkladığı tedbirleri eleştirdi. Tugendhat, İsrail ile Filistin ekonomilerinin birbirine bağlı olması nedeniyle yerleşimlerden gelen ürünlere yönelik ticaret kısıtlamalarının uygulanmasının zor olacağını savundu. Muhalefet temsilcisi, söz konusu politikaların İsrail'deki aşırı görüşleri güçlendirebileceğini ve beklenen sonucu vermeyeceğini ileri sürdü. İngiltere'nin yerleşim politikalarına yönelik adımları, Londra ile Tel Aviv arasındaki ilişkilerin son dönemde daha da gerildiği bir süreçte geldi. İsrail ise İngiltere, Fransa ve Kanada'nın kararlarına sert tepki göstererek söz konusu adımları siyasi müdahale olarak nitelendirdi.

Rusya’dan İngiltere’ye sert mesaj: Askeri tesisler hedef alınabilir Haber

Rusya’dan İngiltere’ye sert mesaj: Askeri tesisler hedef alınabilir

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Ukrayna üzerinden yürütülen savaşta İngiltere ve diğer Batılı ülkelerin politikalarına yönelik sert açıklamalarda bulundu. Zaharova, Rus topraklarına yönelik saldırılara karşılık olarak Ukrayna’nın yanı sıra başka ülkelerde bulunan İngiliz askeri tesisleri ve askeri teçhizatın da hedef alınabileceğini söyledi. Moskova’da düzenlediği haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Zaharova, Fransa, İngiltere ve Almanya’yı Ukrayna konusunda gerilimi artırmakla suçladı. Londra ve Paris’in Ukrayna’ya askeri sistemler göndermesinin Rusya topraklarına yönelik saldırılardaki sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağını savunan Zaharova, “Paris, Londra, Berlin ve diğer ülkeler, terör saldırılarından doğrudan sorumlu” ifadelerini kullandı. İngiliz askeri tesisleri için hedef uyarısı İngiltere’nin 2023 yılından bu yana Ukrayna’ya Storm Shadow seyir füzeleri sağladığını belirten Zaharova, Londra’nın söz konusu füzelerin üretimi için Kiev’e gerekli bilgileri aktarmayı planladığını öne sürdü. Ukrayna tarafından İngiliz silahları kullanılarak Rus topraklarına gerçekleştirildiğini söylediği saldırılara değinen Zaharova, Moskova’nın buna karşılık verebileceği mesajını verdi. Zaharova, “Ukrayna'da ve ülke dışında bulunan İngiliz askeri tesisi ve teçhizatı hedef alınabilir” diyerek, Rus sivillerine yönelik savaş suçu işlendiğini iddia ettiği kişilerin cezalandırılacağını savundu. NATO askerlerine de “meşru hedef” uyarısı Zaharova, NATO ülkelerinin askerlerini Ukrayna'ya konuşlandırması ihtimaline ilişkin de sert ifadeler kullandı. Yabancı askerlerin Ukrayna'ya gönderilmesinin savaşın çözümünü engelleyeceğini savunan Zaharova, bu birliklerin Rusya açısından “meşru askeri hedef” haline geleceğini söyledi. Finlandiya Cumhurbaşkanı Stubb'a tepki Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb’ın, Ukrayna’nın Rusya’daki altyapıya yönelik İHA saldırılarının Moskova açısından savaşın maliyetini artırdığı ve bu tür eylemlerin desteklenmesi gerektiği yönündeki değerlendirmesine de tepki gösteren Zaharova, sivillere yönelik saldırıların haklı görülmesi halinde Stubb'ı “terörist” olarak nitelendireceğini söyledi. Zaharova ayrıca Finlandiya ve diğer “dost olmayan ülkelerin” düşmanca eylemlerinin karşılıksız kalmayacağını ve Rusya’nın ulusal çıkarları doğrultusunda karşılık verileceğini ifade etti. Moskova: Kiev'den yeni barış teklifi gelmedi Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Kirilo Budanov’un, Rusya ve Ukrayna heyetlerinin eylül ayında yeniden bir araya gelebileceği yönündeki açıklamasını da değerlendiren Zaharova, bu bilgiyi doğrulayamayacağını belirtti. Kiev yönetiminin bazı açıklamalarını medya etkisi oluşturma amacı taşıdığı gerekçesiyle eleştiren Zaharova, “Ukrayna tarafından krizin çözümüne yönelik yeni bir teklif alınmadı” dedi. Zaporijya Nükleer Santrali iddiası Zaharova ayrıca Ukrayna ordusunun Zaporijya Nükleer Güç Santrali ve yakınındaki Energodar kentine saldırılar düzenlediğini öne sürerek Kiev yönetimini “nükleer şantaj” yapmakla suçladı. Zaharova, bu tür eylemlerin Avrupa'nın ve dünyanın güvenliğini tehdit ettiğini savundu.

Avrupa'da Orman Yangını Felaketi Büyüyor: 310 Bin Kişi Tahliye Edildi, Türkiye İspanya'ya Destek Gönderdi Haber

Avrupa'da Orman Yangını Felaketi Büyüyor: 310 Bin Kişi Tahliye Edildi, Türkiye İspanya'ya Destek Gönderdi

Avrupa'nın güneybatısında günlerdir etkisini sürdüren büyük orman yangınları, İspanya ve Fransa'da geniş alanları küle çevirirken yüz binlerce kişinin tahliye edilmesine neden oldu. Şiddetli rüzgar ve yüksek sıcaklıkların etkisiyle hızla yayılan alevler, yerleşim yerleri ile kritik ulaşım hatlarını tehdit ederken, iki ülkede tahliye edilenlerin sayısı yaklaşık 310 bine ulaştı. Yangınlarla mücadelede uluslararası dayanışma da devreye girerken, Türkiye, İspanya'nın yardım talebine iki yangın söndürme uçağı göndererek destek verdi. Türkiye'den İspanya'ya Yangın Söndürme Desteği Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, İspanya'nın resmi yardım talebi üzerine iki yangın söndürme uçağının bölgeye sevk edildiğini açıkladı. Yumaklı, yaptığı değerlendirmede ormanların yalnızca ülkelerin değil, tüm insanlığın ortak mirası olduğunu vurgulayarak, Türkiye'nin geçmişte olduğu gibi bugün de ihtiyaç duyan dost ülkelerin yanında olmaya devam ettiğini belirtti. Bakan Yumaklı, uluslararası dayanışmanın doğal afetlerle mücadelede büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, yangınların en kısa sürede kontrol altına alınmasını temenni etti. Fransa'da Son Yılların En Büyük Yangını Fransa'nın güneybatısındaki Gironde bölgesinde etkili olan yangınlar, ülke tarihinin en büyük doğal afetlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Bordeaux kenti çevresinde 42 bin hektardan fazla alanın kül olduğu belirtilirken, yetkililer bunun 1949 yılından bu yana yaşanan en büyük orman yangını olduğunu ifade ediyor. Yangının yerleşim alanlarına yaklaşması nedeniyle 220 binden fazla kişi güvenli bölgelere tahliye edildi. Alevlerin ulaşım ağlarını tehdit etmesi üzerine Bordeaux çevresindeki otoyollar ve demiryolu hatları da geçici olarak ulaşıma kapatıldı. Fransa hükümeti, yangın söndürme çalışmalarına destek vermek ve boşaltılan bölgelerde güvenliği sağlamak amacıyla 1.500 askeri bölgeye sevk etti. Ayrıca yangınların sosyal yaşam üzerindeki etkisi nedeniyle Fransa Bisiklet Turu'nun son etabının rotasında değişikliğe gidildi. Öte yandan Gironde Cumhuriyet Savcılığı, yangın bölgesinde havai fişek patlattıkları iddiasıyla üç kişiyi gözaltına aldı. Olayın yangınların çıkışıyla bağlantısı olup olmadığına ilişkin soruşturma devam ediyor. İspanya'da Binlerce Kişi Evlerini Terk Etti İspanya'da ise yangınlar özellikle Madrid'in batısı ile Toledo çevresinde etkisini artırdı. Alevlerin yerleşim yerlerine yaklaşması üzerine Toledo yakınlarındaki sekiz belediye tamamen tahliye edildi. Ülke genelinde evlerinden ayrılmak zorunda kalanların sayısı 60 bini aşarken, Valencia bölgesinde alevlerin arasında kalan bir kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. İtfaiye ekipleri ve acil durum görevlileri, yangınların yeni yerleşim alanlarına ulaşmasını önlemek için yoğun mücadele yürütüyor. En Üst Düzey Alarm Devam Ediyor Meteoroloji uzmanları, sıcak hava dalgası ve kuvvetli rüzgarların önümüzdeki günlerde de etkisini sürdüreceğini belirtiyor. Bu nedenle hem Fransa hem de İspanya'da en üst seviyedeki yangın alarmı yürürlükte kalmaya devam ediyor. Fransız yetkililer, yangınla mücadelenin uzun sürebileceğini belirterek önümüzdeki saatlerin kritik önem taşıdığı uyarısında bulundu. Uluslararası ekiplerin desteğiyle sürdürülen çalışmaların temel hedefi ise alevlerin yeni yerleşim yerlerine ulaşmasını engellemek ve can kayıplarının önüne geçmek. Avrupa'nın güneybatısında devam eden yangınlar, iklim değişikliği, uzun süreli kuraklık ve aşırı sıcaklıkların orman yangınları üzerindeki etkisini bir kez daha gündeme getirirken, bölgedeki gelişmeler uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor. Yetkililer, vatandaşlara tahliye çağrılarına uymaları ve riskli bölgelere yaklaşmamaları konusunda uyarılarını sürdürüyor.

Dünya Aşırı Hava Olaylarıyla Mücadele Ediyor! ABD’de Yangın ve Sel, Avrupa’da Sıcaklık Alarmı Haber

Dünya Aşırı Hava Olaylarıyla Mücadele Ediyor! ABD’de Yangın ve Sel, Avrupa’da Sıcaklık Alarmı

Dünya Yeni Bir İklim Kriziyle Karşı Karşıya 2026 yazı, dünyanın birçok bölgesinde etkili olan aşırı hava olayları nedeniyle tarihin en zorlu dönemlerinden biri olarak değerlendiriliyor. ABD’de aynı anda orman yangınları, sel baskınları ve hava kirliliği sorunları yaşanırken, Avrupa’da aşırı sıcaklıkların ardından şiddetli fırtınalar ve yangın tehlikesi devam ediyor. Meteoroloji uzmanları, sıcaklık rekorları, kuraklık, yoğun yağış ve yangın riskindeki artışın küresel iklim sistemindeki değişimlerle bağlantılı olduğunu belirtiyor. ABD’de Üçlü Tehlike: Yangın, Sel ve Duman ABD’nin farklı bölgeleri temmuz ayında aynı anda birçok doğal afet tehdidiyle karşı karşıya kaldı. Ülkenin batı bölgelerinde çok sayıda orman yangını devam ederken, kuzeyden gelen yoğun duman tabakası bazı şehirlerde hava kalitesinin ciddi şekilde düşmesine neden oldu. Yetkililer, özellikle hassas grupların açık hava aktivitelerini sınırlandırması konusunda uyarılarda bulundu. Yangınlarla mücadele eden ekipler, kuraklık ve yüksek sıcaklıkların bitki örtüsünü kolay yanıcı hale getirdiğini belirtiyor. ABD genelinde çok sayıda büyük yangına binlerce itfaiyeci müdahale ediyor. Öte yandan bazı bölgelerde aşırı yağışların yol açtığı seller hayatı olumsuz etkiliyor. Özellikle Teksas gibi eyaletlerde yoğun yağışlar nedeniyle nehir seviyelerinde yükselmeler yaşanırken, birçok bölgede acil durum ekipleri görev yapıyor. Avrupa’da Sıcak Hava Sonrası Fırtına ve Yangın Riski Avrupa’da yaz aylarının başından itibaren etkili olan aşırı sıcak hava dalgaları, kıtanın birçok bölgesinde yeni riskleri beraberinde getirdi. Fransa, Almanya ve Polonya gibi ülkelerde sıcak hava dalgasının ardından şiddetli fırtınalar ve dolu yağışları görüldü. Bazı bölgelerde ulaşım aksarken, yerel su baskınları yaşandı. Akdeniz ülkelerinde ise yüksek sıcaklıklar ve kuraklık nedeniyle orman yangını riski devam ediyor. İspanya ve Fransa başta olmak üzere bazı bölgelerde ekipler yangınlara karşı yoğun mücadele yürütüyor. Uzmanlardan Kritik İklim Uyarısı Bilim insanları, aşırı hava olaylarının artık daha sık ve daha şiddetli yaşandığına dikkat çekiyor. Uzmanlara göre yüksek sıcaklıklar yalnızca doğrudan sağlık riskleri oluşturmuyor; aynı zamanda kuraklık, tarımsal üretim kaybı, su kaynaklarında azalma ve yangın sezonlarının uzaması gibi birçok soruna neden oluyor. Avrupa’da yaşanan sıcak hava dalgalarının sağlık üzerindeki etkileri de tartışma konusu olurken, yaşlılar ve kronik rahatsızlığı bulunan kişiler için daha yüksek risk oluştuğu belirtiliyor. Şehirler Yeni İklim Koşullarına Hazırlanıyor Dünya genelinde hükümetler ve yerel yönetimler, değişen iklim koşullarına uyum sağlamak için yeni önlemler üzerinde çalışıyor. Yangın erken uyarı sistemleri, su yönetimi projeleri, şehirlerde yeşil alanların artırılması ve aşırı hava olaylarına karşı altyapının güçlendirilmesi gündemdeki başlıklar arasında yer alıyor. Uzmanlar, gelecekte yalnızca afet sonrası müdahalenin değil, afet öncesi hazırlık çalışmalarının da büyük önem taşıyacağını ifade ediyor. Küresel Gündemin İlk Sırasında İklim Krizi Var ABD ve Avrupa’da yaşanan son gelişmeler, iklim değişikliğinin artık yalnızca çevresel değil; ekonomik, sosyal ve sağlık açısından da küresel bir mesele olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Yangınlar, seller ve aşırı sıcaklıklarla mücadele eden ülkeler, önümüzdeki dönemde daha kapsamlı iklim politikaları geliştirmek zorunda kalacak. Dünya genelinde uzmanların ortak mesajı ise aynı: Aşırı hava olaylarına karşı hazırlık ve erken önlem hayati önem taşıyor.

Macron, Körfez liderleriyle görüştü: 'Hürmüz Boğazı koşulsuz açılmalı, ABD ve İran uzlaşmalı' Haber

Macron, Körfez liderleriyle görüştü: 'Hürmüz Boğazı koşulsuz açılmalı, ABD ve İran uzlaşmalı'

Macron, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı paylaşımda, bölge liderleriylegerçekleştirdiği temaslarda ortak bir mesaj verdiğini belirterek, "ABD ile İran arasında hızla biranlaşmaya varılması elzemdir. Bu fırsat derhal değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı. Önceliğin ateşkesin tamamlanması ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması olduğunukaydeden Macron, "Hürmüz Boğazı'nın hiçbir ön koşul olmaksızın, uluslararası hukuka uygunşekilde derhal yeniden açılması gerekmektedir" değerlendirmesinde bulundu. Macron, ateşkesin ardından İran'ın nükleer ve balistik programları ile bölgesel istikrar konularınıkapsayan kapsamlı bir anlaşma için müzakerelerin sürdürülmesi gerektiğini belirtti. Fransa'nın sürece katkı sunmaya hazır olduğunu vurgulayan Macron, ülkesinin İngiltere ileoluşturduğu bağımsız çok uluslu misyon aracılığıyla deniz trafiğinin yeniden başlamasınadestek verebileceğini, ayrıca nükleer müzakerelere teknik katkı sağlamaya hazır olduğunuifade etti. Bölgesel güvenliğin güçlendirilmesi için ortaklarıyla birlikte çalışmaya devam edeceklerinikaydeden Macron, Fransa'nın gerekli bir bölgesel güvenlik çerçevesinin oluşturulmasına katkısunacağını belirtti. Lübnan'daki gelişmelere de değinen Macron, bölgesel istikrarın sağlanmasının Lübnan'danbaşlaması gerektiğini vurgulayarak, "Tüm silahların kalıcı olarak susması aciliyet arzetmektedir" dedi. Macron, Lübnan'da yaşanan gerilime ilişkin ise "Şu anda Lübnan’ın güneyinde yaşanmaktaolan büyük gerilimi hiçbir şey haklı çıkaramaz" ifadelerini kullanarak, Fransa'nın Lübnan'ınegemenliğini ve toprak bütünlüğünü güçlendirme çabalarına destek vermeyi sürdüreceğinikaydetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.