Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Fiziksel Aktivite

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Fiziksel Aktivite haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fiziksel Aktivite haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TUİK: Türkiye’de yaşam süresi uzadı: Kadınlar erkeklerden 5,2 yıl daha fazla yaşıyor Haber

TUİK: Türkiye’de yaşam süresi uzadı: Kadınlar erkeklerden 5,2 yıl daha fazla yaşıyor

Türkiye’de ortalama yaşam süresi yükselmeye devam ediyor Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresi son yıllardaki artış eğilimini sürdürdü. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı “Hayat Tabloları, 2023-2025” verilerine göre, Türkiye’de doğan bir kişinin ortalama yaşam süresi 78,5 yılolarak hesaplandı. Bir önceki dönem verilerinde 78,1 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresi, yeni dönemde 0,4 yıllık artış gösterdi. Bu sonuç, sağlık hizmetlerinin gelişmesi, yaşam koşullarındaki iyileşmeler ve hastalıklarla mücadeledeki ilerlemelerin yaşam süresine olumlu yansıdığını ortaya koydu. Verilere göre Türkiye’de kadınlar erkeklere göre daha uzun yaşam beklentisine sahip olmaya devam ediyor. Kadınlar erkeklerden ortalama 5,2 yıl daha uzun yaşıyor TÜİK verileri, cinsiyetler arasındaki yaşam süresi farkını da ortaya koydu. Buna göre; Kadınlarda doğuşta beklenen yaşam süresi: 81,1 yıl Erkeklerde doğuşta beklenen yaşam süresi: 75,9 yıl olarak belirlendi. Bu rakamlar, Türkiye’de kadınların erkeklerden ortalama 5,2 yıl daha uzun yaşamasının beklendiğini gösteriyor. Uzmanlar, kadınların daha uzun yaşamasında biyolojik faktörlerin yanı sıra sağlık kontrollerine daha fazla önem verme, riskli davranışlara daha az yönelme ve yaşam tarzı farklılıklarının etkili olabileceğini belirtiyor. 15 yaşındaki bir kişinin önünde ortalama 64,7 yıl bulunuyor Hayat tablolarında farklı yaş gruplarına ilişkin yaşam beklentileri de hesaplandı. Çalışma çağının başlangıcı kabul edilen 15 yaşındaki bir kişinin, bundan sonraki yaşam süresinin ortalama 64,7 yılolması bekleniyor. Bu yaş grubunda; Erkeklerin kalan yaşam süresi: 62,1 yıl Kadınların kalan yaşam süresi: 67,3 yıl olarak hesaplandı. Buna göre 15 yaşındaki kadınların erkeklere kıyasla ortalama 5,2 yıl daha fazla yaşaması öngörülüyor. 30 yaşındaki kadınların yaşam beklentisi 52,7 yıl TÜİK verilerine göre 30 yaşındaki bireylerin kalan yaşam süreleri de dikkat çekti. Türkiye’de 30 yaşındaki bir kişinin ortalama 50,3 yıl daha yaşaması bekleniyor. Cinsiyet bazında değerlendirildiğinde: Erkeklerde kalan yaşam süresi: 47,8 yıl Kadınlarda kalan yaşam süresi: 52,7 yıl oldu. Bu yaş grubunda kadınlar ile erkekler arasındaki beklenen yaşam süresi farkı 4,9 yıl olarak hesaplandı. 65 yaşından sonra kadınların yaşam beklentisi 20 yıl Yaş ilerledikçe yaşam beklentisi azalırken, kadın ve erkek arasındaki fark devam ediyor. TÜİK verilerine göre 65 yaşındaki bir kişinin ortalama kalan yaşam süresi 18,4 yıl olarak belirlendi. Bu yaş grubunda; Erkeklerin ortalama yaşam beklentisi: 16,7 yıl Kadınların ortalama yaşam beklentisi: 20 yıl oldu. Böylece 65 yaşındaki kadınların erkeklerden ortalama 3,3 yıl daha uzun yaşaması bekleniyor. Eğitim seviyesi yükseldikçe yaşam süresi artıyor Hayat tablolarındaki önemli göstergelerden biri de eğitim düzeyi ile yaşam süresi arasındaki ilişki oldu. TÜİK verileri, eğitim seviyesi yükseldikçe beklenen yaşam süresinin de arttığını ortaya koydu. Her yaş grubunda daha düşük eğitim seviyesine sahip bireylerin yaşam beklentisinin daha düşük olduğu görülürken, yükseköğretim mezunlarında yaşam süresinin daha uzun olduğu belirlendi. Özellikle 30 yaşındaki bireyler incelendiğinde, eğitim farkının yaşam süresine etkisi dikkat çekti. Ortaöğretim altı eğitim seviyesine sahip kişiler ile yükseköğretim mezunları arasındaki yaşam beklentisi farkı: Erkeklerde: 5,1 yıl Kadınlarda: 4,6 yıl olarak hesaplandı. Bu sonuç, eğitim düzeyinin yalnızca ekonomik ve sosyal imkanları değil, sağlık davranışlarını ve yaşam kalitesini de etkilediğini gösteriyor. Sağlıklı yaşam süresi 58 yıl olarak hesaplandı TÜİK’in verilerinde yalnızca yaşam süresi değil, kişilerin sağlık sorunu yaşamadan geçirebilecekleri dönem de incelendi. “Günlük yaşam faaliyetlerini sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan geçirilmesi beklenen süre” olarak tanımlanan sağlıklı yaşam süresi, Türkiye’de doğuşta ortalama 58 yıl olarak belirlendi. Cinsiyetlere göre sağlıklı yaşam süresi ise şöyle oldu: Erkeklerde: 59,1 yıl Kadınlarda: 56,9 yıl Bu verilere göre erkeklerin doğuşta sağlıklı yaşam beklentisi kadınlardan 2,2 yıl daha uzun çıktı. Yaşam süresi artıyor ancak sağlıklı geçirilen yıllar önem taşıyor Türkiye’de ortalama yaşam süresinin yükselmesi olumlu bir gelişme olarak değerlendirilirken, uzmanlar uzun yaşam kadar sağlıklı yaşlanmanın da önemine dikkat çekiyor. Sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, sigara ve alkol kullanımından uzak durma, düzenli sağlık kontrolleri ve eğitim seviyesinin artırılması yaşam kalitesini doğrudan etkileyen faktörler arasında gösteriliyor. TÜİK’in son verileri, Türkiye’de insanların daha uzun yaşadığını ortaya koyarken, önümüzdeki dönemde temel hedefin yalnızca yaşam süresini artırmak değil, bu yılların daha sağlıklı ve kaliteli geçirilmesini sağlamak olduğunu gösteriyor.

9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü'nde Uzmanlardan Çağrı: Tütün Kullanımının Güvenli Bir Düzeyi Yok ! Haber

9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü'nde Uzmanlardan Çağrı: Tütün Kullanımının Güvenli Bir Düzeyi Yok !

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 2022 yılında 15 yaş ve üzeri bireylerin yüzde 28,3’ü her gün sigara veya diğer tütün ürünlerini kullanıyor. Dünya Sağlık Örgütü verileri ise dünya genelinde yaklaşık 1,3 milyar kişinin tütün ürünü kullandığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre, özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde yoğunlaşan tütün kullanımı, bu ülkelerde hastalık ve ölüm yükünü de artırıyor. Pasif İçicilik de Ölümcül Risk Taşıyor Arş. Gör. Şilan Ateş, tütün kullanımının yalnızca sigara içenleri değil, pasif içicilik yoluyla çevrede bulunan bireyleri de ciddi şekilde etkilediğini belirterek, “Dünya genelinde her yıl 8 milyondan fazla kişi tütün kullanımına bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu ölümlerin önemli bir kısmı doğrudan kullanım sonucu gerçekleşirken, milyonlarca kişi de sadece tütün dumanına maruz kaldığı için yaşamını yitiriyor. Bu durum, tütün dumanına maruz kalmanın güvenli bir düzeyi olmadığını açıkça göstermektedir” dedi. Elektronik Sigara ve Alternatif Ürünler de Zararlı Elektronik sigara, nargile ve ısıtılmış tütün ürünlerinin de zararsız olmadığına dikkat çeken Ateş, bu ürünlerin içerdiği kanserojen maddeler nedeniyle ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğini ifade etti. Tütün kullanımının doğum öncesi dönemden başlayarak yaşamın tüm evrelerinde başta kanser olmak üzere akciğer ve kalp-damar hastalıklarına neden olabildiğini belirten Ateş, toplumda bu konuda doğru bilgilendirmenin önemine işaret etti. Bırakma Sürecinde Planlı ve Destekli Yaklaşım Önemli Sigarayı bırakmak isteyen bireylere de önerilerde bulunan Arş. Gör. Şilan Ateş, bırakma sürecinin planlı ve destekli yürütülmesinin başarıyı artırdığını belirtti. Ateş, bireylerin öncelikle sigarayı bırakmak için net bir karar ve tarih belirlemelerinin, sigara içme isteğini tetikleyen ortam ve alışkanlıklardan uzak durmalarının, aile ve sosyal çevrenin desteğini almalarının süreci kolaylaştırdığını ifade etti. Nikotin bağımlılığının yalnızca irade gücüyle değil, gerektiğinde profesyonel destekle yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Ateş, düzenli fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenmenin de bırakma sürecini hem fiziksel hem psikolojik açıdan desteklediğini söyledi. Ücretsiz Destek Hizmetleri Mevcut Sigarayı bırakmak isteyen bireylerin yalnız olmadığını vurgulayan Ateş, T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından sunulan ücretsiz destek hizmetlerinin bu süreçte önemli bir rol oynadığını belirtti. ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı ve sigara bırakma polikliniklerinin danışmanlık, tedavi ve profesyonel rehberlik sunduğunu hatırlatan Ateş, 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü’nün tütün kullanımının zararlarını hatırlamak ve sağlıklı bir yaşam için yeni bir başlangıç yapmak adına önemli bir fırsat olduğunu sözlerine ekledi.

Duygusal Açlık: Stres Anında Yeme Davranışını Kontrol Etmenin Yolları Haber

Duygusal Açlık: Stres Anında Yeme Davranışını Kontrol Etmenin Yolları

Modern yaşamın yoğun temposu, stres ve baskıyı günlük hayatın olağan bir parçası hâline getirdi. Uzmanlara göre bu durum, yalnızca ruhsal dengeyi değil, aynı zamanda bireylerin beslenme alışkanlıklarını da etkiliyor. Özellikle kaygı, üzüntü, öfke veya sıkıntı gibi duygusal durumlar yoğunlaştığında, birçok kişi fiziksel açlık hissetmese bile yiyeceklere yöneliyor. Bu durum, “duygusal açlık” olarak adlandırılıyor ve bireyin duygusal ihtiyaçlarını geçici olarak bastırmak amacıyla yemek yemesi şeklinde ortaya çıkıyor. İstanbul Rumeli Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, duygusal açlığın stresle başa çıkmak için sık kullanılan bir mekanizma olduğunu belirterek, “Stres anında yemek yemek birçok kişi için otomatik bir rahatlama tepkisidir. Ancak duygusal açlık ile gerçek açlık arasındaki farkı görebilmek, hem fiziksel hem de psikolojik sağlığı korumak açısından çok önemlidir. Kişi, duygularını tanıyıp yeme davranışını gözlemlemeye başladığında, stresle daha sağlıklı yollarla başa çıkmayı öğrenebilir,” dedi. Uzmanlara göre duygusal açlık, farkındalığın azaldığı anlarda kontrolsüz yeme eğilimini tetikliyor. Bireyler, yorgunluk, stres veya sıkıntı hissiyle karşılaştıklarında, aç olmasalar bile beyin “ödül” arayışına giriyor. Bu da yüksek kalorili veya şekerli gıdalara yönelimi artırıyor. Ancak bu kısa süreli rahatlama hissi, ardından pişmanlık, suçluluk veya daha fazla stres gibi olumsuz duygularla yer değiştirebiliyor. Prof. Dr. Şimşek, duygusal açlıkla baş etmede farkındalık kadar alternatif başa çıkma yöntemlerinin de önem taşıdığını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “Fiziksel aktivite, nefes egzersizleri, kısa yürüyüşler ya da yaratıcı uğraşlar stresin bedensel etkilerini hafifletir. Bu aktiviteler, kişinin duygusal olarak rahatlamasını sağlarken yemek yeme eğilimini de azaltır. Özellikle yoğun stres dönemlerinde, bireylerin kendilerine iyi gelen etkinliklere zaman ayırması, duygusal yükü azaltır ve kontrol duygusunu güçlendirir. Beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmek, yemekle duygular arasındaki bağı fark etmek ve gerektiğinde profesyonel destek almak, uzun vadede hem ruhsal hem fiziksel dengeyi korumada kritik öneme sahiptir. Duygusal açlıkla mücadelede amaç, yemeği yasaklamak değil; duyguların yerine konan bu davranışı anlamak ve sağlıklı alternatiflerle dönüştürmektir.” Prof. Dr. Şimşek, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Duygusal açlık, çoğu zaman bastırılmış duyguların dışa vurumudur. Yeme davranışını kontrol altına almak, kişinin kendini tanıma sürecinin bir parçasıdır. Duyguların farkına varmak, bilinçli seçimler yapmak ve stresle sağlıklı yollarla baş etmek hem ruhsal hem fiziksel iyi oluşun temelidir. Bu farkındalık geliştikçe, birey hem bedenini hem de zihnini denge içinde tutmayı başarır.”

Diyabete Karşı Seferberlik Haber

Diyabete Karşı Seferberlik

Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa Kent Konseyi ve Bursa Tip 1 Diyabetliler Derneği iş birliğiyle Dünya Diyabet Günü kapsamında düzenlenen farkındalık yürüyüşüyle, diyabette erken teşhis ve düzenli kontrolün önemine dikkat çekilerek kent genelinde farkındalık oluşturuldu. Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa Kent Konseyi ve Bursa Tip1 Diyabetliler Derneği iş birliği ile Dünya Diyabet Günü’nde diyabet farkındalığını artırmak, erken teşhisin ve düzenli kontrolün önemine dikkat çekmek amacıyla farkındalık yürüyüşü düzenlendi. Cumhuriyet Caddesi’nden Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’ne uzanan yürüyüşe, Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Düşünsel Şentürk, Bursa Kent Konseyi Genel Sekreteri Elvan Atay Özkan, Tip 1 Diyabet Derneği Başkanı Yadigar Aydın, Bursa Kent Konseyi Sağlık Çalışma Grubu ve Gençlik Meclisi üyeleri ve vatandaşlar katıldı. Diyabet farkındalığını vurgulayan sloganlar eşliğinde yürüyen kalabalık, Çarşıbaşı Meydanı’na ulaştığında umut ve farkındalığın simgesi olan mavi balonlar hep birlikte gökyüzüne bırakıldı. “Farkındalık, yarınların anahtarıdır” Program kapsamında basın açıklaması yapan Bursa Kent Konseyi Sağlık Çalışma Grubu Temsilcisi Uzm. Dr. Metin Yurdakoş, etkinliğin temel amacının vatandaşları diyabet konusunda bilgilendirmek toplumsal bilinci güçlendirmek ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etmek olduğunu söyledi. Diyabet, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen kronik bir hastalık olduğuna değinen Yurdakoş, “Ancak düzenli takip, dengeli beslenme, fiziksel aktivite ve erken tanı ile diyabetle sağlıklı bir yaşam sürmek mümkündür. Gerçekleştirdiğimiz farkındalık yürüyüşü, daha bilinçli bir toplum için hep birlikte attığımız güçlü bir adımdır. Etkinliğimizin hayata geçirilmesinde katkılarından dolayı başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey olmak üzere, Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığımıza, Bursa Kent Konseyi’ne, Tip 1 Diyabetliler Derneği’ne, bizlerle birlikte olan kentlilerimize, gönüllülerimize, genç sağlıkçılarımıza ve tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Erken teşhis hayat kurtarır. Farkındalık ise sağlıklı yarınların anahtarıdır” diye konuştu. Açıklamanın ardından, Büyükşehir Belediyesi tarafından Hanlar Bölgesi Çarşıbaşı Meydanı’nda kurulan bilgilendirme ve ücretsiz şeker ölçüm stantları gün boyu vatandaşlara hizmet verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.