Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Fındık

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Fındık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fındık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Orhan Sarıbal: Fındık ve pamukta üreticinin zarar ettiğini, motorin fiyatlarının ise tarımı zorlaştırdığını söyledi Haber

CHP'li Orhan Sarıbal: Fındık ve pamukta üreticinin zarar ettiğini, motorin fiyatlarının ise tarımı zorlaştırdığını söyledi

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, fındık ve pamuk üreticilerinin yaşadığı sorunlar ile yaş sebze-meyve piyasasına yönelik operasyonlar ve motorin fiyatlarındaki artışa ilişkin açıklamalarda bulundu. Düzenlediği basın toplantısında konuşan Sarıbal, fındık üreticisinin maliyetinin 240 liraya kadar yükselmesine rağmen ürününü serbest piyasada 170 liraya satmak zorunda kaldığını, pamuk üreticisinin ise kilogram başına 10-12 lira zarar ettiğini söyledi. Karadeniz’in temel geçim kaynaklarından biri olan fındığın Türkiye açısından stratejik bir ürün olduğunu belirten Sarıbal, üreticinin emeğinin karşılığını alamadığını ifade etti. TMO’nun Giresun kalite fındık için kilogram başına 255 lira, levant kalite için ise 250 lira alım fiyatı açıkladığını hatırlatan Sarıbal, kesintiler nedeniyle üreticinin eline geçen tutarın daha da düştüğünü belirtti. Randevu sorunu yaşayan veya nakit ihtiyacı nedeniyle bekleyemeyen üreticilerin ürününü 170 liraya kadar düşen fiyatlarla tüccara satmak zorunda kaldığını dile getirdi. Sarıbal, TMO’nun sadece fiyat açıklamasının yeterli olmadığını, toplam alım miktarını da ilan etmesi gerektiğini savundu. PAMUKTA DIŞA BAĞIMLILIK VE ZARAR VURGUSU Pamuk üretiminin stratejik önemine dikkat çeken Sarıbal, Türkiye’nin yıllık pamuk ihtiyacının 1,5-1,6 milyon ton olduğunu, buna karşılık üretimin yaklaşık 400 bin ton seviyesinde kaldığını söyledi. Kütlü pamukta üretim maliyetinin hasat giderleriyle birlikte 48-50 lira civarına çıktığını, piyasa fiyatının ise yaklaşık 38 lira seviyesinde kaldığını belirten Sarıbal, çiftçinin kilogram başına 10-12 lira zarar ettiğini ifade etti. Yaş sebze-meyve ticaretine yönelik soruşturmaya da değinen Sarıbal, hukuki süreçlerin yürütülebileceğini ancak tarımda yaşanan yapısal sorunların birkaç firma veya tüccara yüklenemeyeceğini söyledi. Üretici ile tüccarın karşı karşıya getirilmesinin doğru olmadığını dile getiren Sarıbal, “Çözüm; kamucu, planlı, demokratik, kooperatifçi ve üreticiden yana bir tarım politikasıdır” dedi. Genel Başkan Yardımcımız Orhan Sarıbal, basın toplantısı düzenliyor. https://t.co/pHu1qWuQJL — CHP ???????? (@herkesicinCHP) September 18, 2026 MOTORİN ARTIŞI TARIMIN TÜM MALİYETLERİNİ YÜKSELTİYOR Motorinin litre fiyatının bir yıl içinde yaklaşık 54 liradan 100 liranın üzerine çıktığını hatırlatan Sarıbal, akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin yalnızca traktör kullanımını değil, sulamayı, hasadı, işçi taşımacılığını ve ürünün pazara ulaşmasını da doğrudan etkilediğini belirtti. Akaryakıt üzerindeki vergi yükünün azaltılması gerektiğini savunan Sarıbal, tarımsal üretimde kullanılan mazotta ÖTV ve KDV’nin kaldırılmasını, eşel mobil sisteminin yeniden uygulanmasını ve mazotun sübvanse edilmesini istedi. Sarıbal, çözüm için havza bazlı planlama, gerçek maliyet üzerinden taban fiyat, desteklerin zamanında açıklanması, kooperatiflerin güçlendirilmesi, kamu alım mekanizmalarının geliştirilmesi ve çiftçi borçlarının faizsiz yapılandırılması gibi adımların atılması gerektiğini söyledi.

Babacan: Ülke olarak bu Ramazan'ı da maalesef ağır bir ekonomik tabloyla idrak ediyoruz Haber

Babacan: Ülke olarak bu Ramazan'ı da maalesef ağır bir ekonomik tabloyla idrak ediyoruz

DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, Trabzon’da iftara katıldı, iftarda yaptığı konuşmada gündemi değerlendi. Kadınlar günü vesilesiyle kadınların uğradığı şiddet ve ayrımcılığa değinen Babacan, “Gerçekten büyük bir hicap duymamız gereken ve acil çözüm bulmamız gereken kadına karşı şiddetle mücadelede de topyekûn ve sağlam bir mücadele vermemiz gerekiyor. Kadınların kendini emniyette, güvende hissettiği, evinde olsun, işinde olsun, yollarda olsun, kendini emniyette, güvende hissettiği bir Türkiye'ye ulaşıncaya kadar da hep beraber gayret etmemiz gerektiğinin tekrar altını çizmek istiyorum.” ifadelerini kullandı. “Ülke olarak bu Ramazan'ı da maalesef ağır bir ekonomik tabloyla idrak ediyoruz." ifadelerini kullanan Babacan, iftar sofrası kurmanın her aile için her yıl, her Ramazan gittikçe zorlaştığını aktardı. Babacan, çarşıya, pazara çıkan herkesin aynı şeyi söylediğini belirterek, "Fiyatlar artıyor, maaş yetmiyor. Emeklinin, asgari ücretlinin, dar gelirlinin sofrası her geçen gün biraz daha küçülüyor. Gençler yarınlarına umutla bakamıyor. Üniversiteyi bitiren genç iş aramaya başlıyor. Torpil olmadan bulamıyor. Kamuda çalışmak isteyenler yazılı sınavlarda ne kadar yüksek puan alırlarsa alsınlar mülakatlarda eleniveriyorlar. Kısacası emek hak ettiği karşılığı bulamıyor. Sıkıntılar sadece ekonomide de değil. İnsanlar artık yargı sistemine güvenmiyor. Hukuksuzluk, adaletsizlik her alanda yayılıyor.” diye konuştu. Karadeniz'de ekonominin ve sosyal hayatın ritmini belirleyen iki büyük emek olduğunu ve bunların çay ve fındık olduğunu belirten Babacan, şunları aktardı: "Bu iki ürün bu toprakların sadece bir tarım ürünü değildir. Bu toprakların emeğidir, alın teridir, hayat kaynağıdır, sosyal dengesidir. Karadeniz'de yüz binlerce ailenin sofrasına giren ekmek, büyük ölçüde bu iki ürünün bereketiyle gelir. Ama bugün ne yazık ki bu emeğin karşılığı konusunda ciddi sorunlarla karşı karşıyayız. Türkiye, dünya fındık üretiminde açık ara lider bir ülkedir. Çay üretiminde de dünyanın en önemli ülkeleri arasındadır. Üretimde güçlü bir ülkeyiz. Ama iş gelirin paylaşımına gelince bambaşka bir tablo görüyoruz. Dünyanın fındığını biz üretiyoruz ama fiyatını çoğu zaman biz belirlemiyoruz. Çayda ise üreticinin emeğini güvence altına alacak, öngörülebilir ve kalıcı bir piyasa düzeni hâlâ kurulabilmiş değil. Üretici aylarca emek veriyor, ürününü topluyor, bekletiyor. Ama piyasanın dalgalanmaları çoğu zaman üreticiyi yalnız bırakıyor. Bir tarafta artan gübre, ilaç, işçilik ve nakliye maliyetleri var. Diğer taraftaysa belirsiz ya da çok geç açıklanan fiyatlar. Bu tablo üreticileri büyük bir kaygıyla karşı karşıya bırakıyor. Hiç kimse önünü göremiyor.” ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına da değinen Babacan, “Dünyanın gözünü kapattığı, gündemlerin arasına sıkıştırıp unutturmaya çalıştığı büyük bir acı hâlâ devam ediyor. Gazze'den yükselen o feryadı hatırlatmak istiyorum. Gazze'de sorun bitmedi. Masum siviller ağır bedeller ödemeye devam ediyor. Anneler evlatsız, evlatlar annesiz kaldı. Şehirler yıkıldı, hastaneler hedef alındı ve bütün bunlar olurken dünya çoğu zaman sustu. 2 yıl süren savaşta 70 binden fazla insan öldü. Ancak sözümona ateşkesin ilanından bugüne kadar hayatını kaybedenlerin sayısı da 600'ü geçti." sözlerini kaydetti. Babacan, son 1 haftadır bu ateşin çok daha geniş bir bölgeyi sarmış durumda olduğunu aktararak, şu ifadeleri kullandı: "İsrail'in İran'a başlattığı ve Amerika Birleşik Devletleri'nin de katıldığı bu askeri operasyon, uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler Şartı'nın açık bir ihlalidir. Önleyici savaş gerekçesiyle yapılan bu saldırganlığın uluslararası hukukta hiçbir karşılığı yoktur. Müzakere süreçleri devam ederken savaş diline başvurmak bölgesel istikrarı doğrudan tehdit etmektedir. Geçmiş tecrübelerimiz çok açık. Dış müdahalelerle demokrasi inşa edilemez. Savaş yalnızca kaosu derinleştirir. Biz açık ve net söylüyoruz: İran'a karşı başlatılan bu saldırıları şiddetle kınıyoruz. Öte yandan İran'ın Körfez'deki pek çok ülkeyi hedef alan saldırılarını da doğru bulmuyoruz. Bölgeyi ateşe atacak, daha fazla masum insanın ölümüne yol açacak hesapların karşısında durmak zorundayız."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.