Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Filistin

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Filistin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Filistin haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ateşkesin üzerinden altı ay geçmesine rağmen Gazze'deki durum her geçen gün zorlaşıyor Haber

Ateşkesin üzerinden altı ay geçmesine rağmen Gazze'deki durum her geçen gün zorlaşıyor

Yaklaşık 2 milyon insanın yaşadığı Filistin topraklarında, İsrail ile Hamas arasındaki yoğun çatışmalar geçici olarak azaldı. Ancak, Hamas'ın silahsızlandırılması, uzun süredir devam eden kontrolünün sona erdirilmesi, uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve büyük ölçekli yeniden yapılanmanın başlatılması da dahil olmak üzere anlaşmanın birçok temel maddesi henüz uygulanmadı. İnsani durum son derece vahim olmaya devam ediyor; yardımlar yalnızca İsrail'in kontrolündeki sınırlı bir güzergah üzerinden ulaşıyor. Gazze halkı çoğunlukla çadır kamplarında veya harap binalarda barınarak son derece kötü koşullarda yaşamaya devam ediyor. Filistinli mülteciler ateşkes anlaşmasının ardından evlerine döndü. Daha önce, ABD Başkanı Donald Trump liderliğindeki ABD girişimli Barış Konseyi, yalnızca Gazze sorununu değil, küresel çatışmaları da ele almak için 7 milyar dolar taahhüt etmişti. Ancak, ilk toplantısından sadece dokuz gün sonra ABD ve İsrail, İran'a bir saldırı başlattı. Konsey henüz yeniden toplanmadı ve Hamas'ın silahsızlanma önerisine ilişkin yanıtını bekliyor. Mart ayında BM Güvenlik Konseyi önünde konuşan Barış Konseyi Direktörü Nickolay Mladenov, dünyayaGazze'yi unutmamaları konusunda uyarıda bulundu. Bölgenin iki seçeneği olduğunu savundu: ya savaşa geri dönmek ya da yeni bir başlangıç ​​yapmak. Aslında, ateşkesin üzerinden altı ay geçmesine rağmen, Gazze'deki durum, çatışmaların şiddetindeki azalma dışında, büyük ölçüde değişmeden kaldı. Beş uluslararası yardım kuruluşunun 9 Nisan'da yayınladığı bir rapor, ABD tarafından önerilen 20 maddelik ateşkes planının insani açıdan başarısız olduğunu gösteriyor. Rapora göre, Mart ayının ilk iki haftasında Gazze'ye giren yardım kamyonlarının sayısı %80 azaldı, buna karşılık temel ihtiyaç maddelerinin fiyatları keskin bir şekilde arttı ve tıbbi tahliyeler neredeyse tamamen durdu. Gazze sakinleri umutsuzluklarını dile getirmeye devam ediyor. Bazıları yaygın kirlilik ve hastalıktan bahsederken, yaşamda herhangi bir iyileşme belirtisi görülmüyor. Büyük çaplı çatışmalar azalmış olsa da, birçok bölgede hala hava saldırıları ve silahlı çatışmalar yaşanıyor. Gazze sağlık yetkililerine göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana geçen altı ayda, 9 Nisan itibarıyla 738 kişi hayatını kaybetti. 7 Ekim 2023'te çatışmaların başlamasından bu yana öldürülen Filistinlilerin toplam sayısı ise 72.317'dir. ABD-İsrail ve İran çatışmasının başlamasından bu yana Gazze'ye yönelik uluslararası ilgi azaldı ve ateşkes anlaşmasının uygulanmasına yönelik baskı düştü. İnsani yardım kuruluşları, Gazze'deki yardımlarda ilerlemenin genellikle yalnızca ABD'den gelen güçlü diplomatik baskı yoluyla sağlanabildiğini, ancak bu baskının sürekli olarak sürdürülmediğini belirtiyor. ABD'nin yanı sıra Mısır ve Katar gibi önemli arabulucular da İran'daki savaşın sonuçlarına odaklanıyor. Bu arada, Lübnan'daki artan gerilimler, Gazze'ye uluslararası bir istikrar gücü konuşlandırma olasılığını daha da zorlaştırıyor. Endonezya da dahil olmak üzere barış gücü gönderme sözü veren birçok ülke, son günlerde Güney Lübnan'da üç askerinin öldürülmesiyle kayıplar yaşadı ve bu durum, yakın gelecekte Gazze için uluslararası güçlerin seferber edilmesi olasılığı konusunda endişeleri artırdı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi : İsrail’in işlediği suçların bedelini ağır şekilde ödeteceğiz Haber

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi : İsrail’in işlediği suçların bedelini ağır şekilde ödeteceğiz

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ve İsrail’in İran’daki sanayi tesislerine yönelik saldırılarının ardından açıklamada bulundu. Arakçi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "İsrail, İran’ın en büyük iki çelik fabrikası, bir elektrik santrali ve sivil nükleer tesisler de dahil olmak üzere çeşitli altyapı hedeflerini vurdu. İsrail, bu saldırıyı ABD ile koordinasyon içinde gerçekleştirdiğini iddia ediyor. Söz konusu saldırı, ABD Başkanı’nın diplomasi için tanıdığı uzatılmış süreyle çelişiyor. İran, İsrail’in işlediği suçların bedelini ağır bir şekilde ödetecek" ifadelerini kullandı. Trump dün saldırıların 10 gün ertelendiğini söylemişti ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada İran’ın enerji tesislerine yönelik saldırılara ara verilen süreyi uzattığını belirtmişti. Trump, "İran hükümetinin talebi üzerine enerji tesislerine yönelik saldırıları 10 gün daha erteledim" ifadelerini kullanarak, saldırıların 6 Nisan’da yeniden başlayacağını açıklamıştı. İran ile görüşmelere değinen Trump, "Görüşmeler devam ediyor ve yalan haber medyası ile diğer kaynakların bunun aksini iddia eden yanlış açıklamalarına rağmen görüşmeler oldukça iyi bir şekilde ilerliyor" demişti. Trump, İran’ın enerji tesislerine yönelik saldırıları daha önce 22 Mart’ta 2 gün, 23 Mart’ta ise 5 gün süreyle ertelemişti. İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Minab'daki okul saldırısı savaş suçudur" Arakçi, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi'nin acil oturumunda yaptığı konuşmada, ABD'nin 28 Şubat'ta Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki Şeceretü't-Tayyibe Kız İlkokulu'na düzenlenen saldırıya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Arakçi, "İran, ABD ve İsrail tarafından kendisine dayatılan yasa dışı bir savaşın ortasındadır. Bu saldırgan savaşın hiçbir meşruiyeti yoktur ve son derece acımasızdır. Bu saldırıyı İran ile ABD'nin nükleer programa ilişkin iddia edilen endişeleri çözmek amacıyla yürüttüğü diplomatik süreç devam ederken başlattılar ve 9 ay içinde 2'nci kez müzakere masasını bozarak diplomasiye ihanet ettiler" dedi. "175'ten fazla öğrenci ve öğretmen acımasız bir şekilde katledildi" Arakçi, söz konusu saldırının kasıtlı ve planlı olduğunu belirterek, "Bu saldırının en çarpıcı ve en ağır örneklerinden biri, Şeceretü't-Tayyibe Kız İlkokulu'na yönelik gerçekleştirilen planlı ve aşamalı saldırıdır. Bu saldırıda 175'ten fazla öğrenci ve öğretmen tamamen kasıtlı ve acımasız bir şekilde katledildi. Bu vahşi saldırı aslında çok daha büyük bir buzdağının yalnızca görünen kısmıdır. Zira yüzeyin altında, insan hakları ve insancıl hukukun en ağır ihlallerinin normalleştirildiği ve tam bir cezasızlık ortamında çok daha vahim suçların işlendiği bir tablo gizlidir" ifadelerini kullandı. "İlkokul saldırısı ne gerekçelendirilebilir ne de gizlenebilir" Arakçi, "ABD'li ve İsrailli saldırganların kendi iddialarına göre en gelişmiş teknolojiye ve en hassas askeri ile veri sistemlerine sahip olduğu bir dönemde bu okulun hedef alınması bir savaş suçu ile insanlığa karşı suçtur. Bu, herkes tarafından açık ve şartsız biçimde kınanması ve faillerinin net ve açık şekilde hesap vermesi gereken bir suçtur. Bu felaket ne gerekçelendirilebilir ne de gizlenebilir. Sessizlik ve kayıtsızlıkla da karşılanamaz. Bu okula yönelik saldırı sıradan bir olay ve hesap hatası değildir. ABD'nin bu suçu meşrulaştırmaya yönelik çelişkili açıklamaları ise sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Doğası gereği sivil olan masum insanların eğitim gördüğü bir yere yönelik bu tür acımasız bir saldırıyı kınamak yalnızca hukuki bir yükümlülük değil, aynı zamanda ahlaki ve insani bir zorunluluktur. Vicdanımız, her türlü mahkemeden daha derin bir şekilde bizi yargılayacaktır" şeklinde konuştu. "Saldırganların niyeti soykırımdır" Arakçi, son 27 günde İran genelinde 600'den fazla okulun yıkıldığını veya hasar gördüğünü, binden fazla öğrenci ve öğretmenin hayatını kaybettiğini ya da yaralandığını belirterek, "Uluslararası insan hakları saldırganlar tarafından geniş çapta, sistematik ve benzeri görülmemiş bir şekilde ihlal edilmiştir. Hiçbir merhamet ve mühlet yoktur şeklinde kibirli söylemler kullanan ve İran'ı hayati altyapıları hedef almakla tehdit eden saldırganlar, savaş hukukuna ve insanlığın temel ilkelerine hiçbir şekilde riayet etmeksizin sivilleri ve sivil altyapıları hedef almaktadır. Savaş suçu ve insanlığa karşı suç gibi tanımlar, işlenen felaketlerin büyüklüğünü anlatmakta yetersiz kalmaktadır. Saldırganların hedef alma biçimi ve kullandıkları söylemler ise niyetlerinin soykırım olduğuna dair neredeyse hiçbir şüphe bırakmamaktadır" dedi. Uluslararası topluma "Sessizlik hiçbir zaman barış ve güvenlik getirmez" çağrısı Uluslararası topluma çağrıda bulunan Arakçi, "ABD ve İsrail'in İran halkına karşı yürüttüğü bu haksız ve keyfi savaş, işgal altındaki Filistin, Lübnan ve diğer bölgelerdeki hukuk ihlalleri ve suçlara karşı gösterilen sessizliğin doğrudan sonucudur. Adaletsizlik karşısındaki kayıtsızlık ve sessizlik, hiçbir zaman barış ve güvenlik getirmez, aksine daha fazla güvensizlik ve daha geniş ihlallere yol açar. Birleşmiş Milletler ve temsil ettiği temel değerler ile insan hakları sistemi ciddi bir tehdit altındadır. Hepiniz saldırganları açıkça kınamalı ve devletler topluluğunun ile insanlığın ortak vicdanının, İran halkına karşı işlenen korkunç suçlar nedeniyle onları sorumlu tuttuğunu göstermelisiniz. İran hiçbir zaman savaş arayışında olmamıştır. Ancak buna rağmen hiçbir sınır tanımayan saldırganlara karşı kendini savunma konusunda tam ve sarsılmaz bir irade göstermektedir ve bu savunma gerektiği sürece devam edecektir" ifadelerini kullandı.

Babacan: İktidarı Filistin meselesinde daha aktif politika uygulamaya davet ediyorum Haber

Babacan: İktidarı Filistin meselesinde daha aktif politika uygulamaya davet ediyorum

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Filistin’deki güncel durum ve İran merkezli küresel gerilimler üzerine değerlendirmelerde bulundu. Batı Şeria’daki şiddet olaylarına vurgu yapan Babacan, ""Dünyanın gözü şu anda Iran'da ama Filistin'de sıkıntılar, zorluklar, vahşet tam gaz devam ediyor. İran gündemi olağanüstü bir şekilde işgal etmişken, özellikle Batı Şeria'daki son gelişmelere dikkatinizi çekmek istiyorum. Batı Şeria'da yılbaşından bu yana tam 25 Filistinli kardeşimiz hayatını kaybetti." dedi. Gazze’deki duruma da değinen Babacan, ""Gazze'de zaten bu ateşkesten bu yana 650 Filistinli kardeşimizin öldüğünü biliyoruz. Adı ateşkes ama fiilen vahşet devam ediyor. Fakat Batı Şeria'daki gelişmelerin de son derece tehlikeli olduğunun altını özellikle çizmek istiyorum." ifadelerini kullandı. Türkiye’nin geçmişteki diplomatik gücü ile bugünkü durumunu kıyaslayan Babacan, 2007 yılındaki müzakere süreçlerini hatırlatarak şu ifadelere yer verdi: "Türkiye'nin olması gerekenden çok daha pasif, çok daha durgun bir çizgi izlediğini de üzülerek tespit ediyoruz. Bu Iran savaşı, aslında çok daha erken dönemde başlayabilecek bir savaştı. Yıl 2007. Bugünkü Alman Cumhurbaşkanı Steinmeier o gün Alman Dışişleri Bakanıydı. Beni aradı ve dedi ki 'Biz Iran'la bir müzakere sürdürüyoruz ama işler iyiye gitmiyor”

Bahçeli: Birlikten güç doğacak Haber

Bahçeli: Birlikten güç doğacak

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup toplantısında yaptığı konuşmada, milli birlik ve beraberlik vurgusu yaparak “Terörsüz Türkiye” hedefinin stratejik bir öncelik olduğunu söyledi. Ramazan Bayramı ve Nevruz’un birlik ve kardeşlik duygularını pekiştirdiğini belirten Bahçeli, Türkiye’nin iç huzurunun en büyük güvence olduğunu ifade etti. “Bir olacağız, beraber olacağız, birlikten güç doğacağını göstereceğiz” diyen Bahçeli, toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çekti. Konuşmasında Orta Doğu’daki gelişmelere de geniş yer ayıran Bahçeli, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının bölgesel barışı tehdit ettiğini söyledi. Artan gerilimin küresel bir savaşa dönüşme riskine işaret eden Bahçeli, “Savaş durmalı, silahlar susmalı, diplomasi öne çıkmalıdır” çağrısında bulundu. Genel Başkanımız Sayın Devlet BAHÇELİ Grup Toplantısında Konuşuyor https://t.co/dyOxOH9IXm — MHP (@MHP_Bilgi) March 24, 2026 İsrail’in bölgedeki askeri operasyonlarını sert sözlerle eleştiren Bahçeli, Filistin’de yaşananlara dikkat çekerek uluslararası toplumun daha etkin rol alması gerektiğini vurguladı. Birleşmiş Milletler’in mevcut krizler karşısında yetersiz kaldığını savundu. “Terörsüz Türkiye” hedefinin sadece güvenlik değil, toplumsal birlik projesi olduğunu ifade eden Bahçeli, Türk ve Kürt vatandaşların ortak kaderde buluşmasının önemine değindi. Bu süreçte demokratik ve hukuki adımların aşamalı şekilde atılacağını belirtti. Türkiye’nin küresel ölçekte daha güçlü bir aktör olma fırsatıyla karşı karşıya olduğunu dile getiren Bahçeli, “Türk ve Türkiye Yüzyılı” vizyonunun bu sürecin yol haritası olduğunu söyledi. Konuşmasının sonunda Ramazan Bayramı’nı ve Nevruz’u kutlayan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Katar’da meydana gelen helikopter kazasında şehit olan askerler ve hayatını kaybedenler için başsağlığı dileklerini iletti.

Batı Şeria'da 15 köy ateşe verildi Haber

Batı Şeria'da 15 köy ateşe verildi

İşgal altındaki Filistin toprağı Batı Şeria, tarihinin en karanlık ve sistemli işgalci saldırılarından birini yaşıyor. Son saldırı dalgasında İsrailli radikal yerleşimciler 15’ten fazla Filistin köy ve kasabasını ateş çemberine aldı. Evler ateşe veriliyor, aileler alevlerin ortasında mahsur bırakılıyor, yaşlı siviller demir sopalarla darp ediliyor. Batı Şeria’da saatler gece yarısını gösterdiğinde, yüzlerce İsrailli işgalci aynı anda harekete geçti. Filistinlilere ait 15'ten fazla köy araçlar ve tarlalar birer birer ateşe verildi. Yerleşimcilerin aileleri diri diri yakmaya çalıştığı dehşet anları kameralara yansıdı. Birçok evde vatandaşlar alevlerin arasında mahsur kaldı. Saatlerce süren pogrom boyunca İsrail güvenlik birimlerinin müdahale etmemesi, saldırıların devlet destekli olduğu iddialarını güçlendirdi. Vahşetin boyutları sadece yangınlarla sınırlı kalmadı. Karyut köyünde yaşlı bir Filistinli, işgalci yerleşimciler tarafından demir sopalarla darp edilerek hastanelik edildi. Ramallah-Nablus yolunda ise bir çift ve araçtaki bir yolcu, taşlı ve sopalı saldırıda ağır yaralandı. İlk belirlemelere göre en az 9 kişi hastaneye kaldırıldı ancak gerçek rakamın çok daha yüksek olmasından endişe ediliyor. Sahadaki bu katliam girişimi karşısında Filistinlilerin tek aldığı mesaj, yönetimden gelen "dikkatli olun" uyarısıydı. Halk, kendilerini koruyacak bir güç olmadığını belirterek acil uluslararası müdahale çağrısında bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye, Filistin'in yanında olmayı sürdürecek Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye, Filistin'in yanında olmayı sürdürecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da düzenlenen 17. Geleneksel Büyükelçiler İftar Programı’nda yaptığı konuşmada Gazze’de yaşanan gelişmeler, bölgesel krizler ve Türkiye’nin dış politika yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazze’de insani yardım girişlerinde ciddi sıkıntılar yaşandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in sistematik saldırılarla Gazze halkını hedef aldığını belirterek, “Sadece son 5 ayda 640’ın üzerinde Gazzeli İsrail saldırılarında şehit oldu, 2 bine yakın masum insan yaralandı.” dedi. İsrail hükümetinin işgal ve yerleşim politikalarının Batı Şeria’da da sürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Ekim 2023’ten bu yana Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te bin 120’den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini, yaklaşık 12 bin kişinin yaralandığını söyledi. Batı Şeria’da yargısız infazlar, yıkımlar ve zorla yerinden etmelerin arttığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in uluslararası toplumun dikkatinin Gazze’den başka yerlere kaymasını fırsat bilerek iki devletli çözümü zayıflatmaya çalıştığını dile getirdi. Türkiye’nin Filistin halkının yanında olmaya devam edeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, dün olduğu gibi bugün de kardeş Filistin halkının yanındadır; Gazzeli mazlumlara maddi ve manevi tüm desteğini vermeyi sürdürecektir.” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında Türkiye’nin dış politikasının yalnızca çıkar odaklı değil aynı zamanda değer odaklı olduğunu söyledi. Erdoğan, adil bir barışın herkes için kazanç olacağına inandıklarını belirterek, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın adil ve sürdürülebilir bir anlaşmayla sona erdirilmesini savunduklarını hatırlattı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan: "Asya ve Avrupa bağlantılarımızla modern İpek Yolu'nu canlandırıyoruz. Türkiye'den geçerek önce Kafkaslara, oradan da Hazar Denizi'ni aşarak Türkmenistan ve Kazakistan'ı takiben Pekin’e ulaşan Hazar geçişli Doğu-Batı Orta Koridor,… pic.twitter.com/Q652QYuEJu — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) March 9, 2026 Bölgedeki gerilimlere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hava saldırılarının İran’ın egemenliğini ihlal ettiğini ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirttiklerini söyledi. Aynı zamanda İran’ın Azerbaycan ve bazı Körfez ülkelerini hedef alan saldırılarını da tasvip etmediklerini ifade eden Erdoğan, bunun kardeş ülkeler arasında gerilimi artıracağını dile getirdi. Türkiye’ye yönelik balistik tehditlere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçen hafta ve bugün ülkemize doğru gelen balistik unsurlar vakitlice etkisiz hale getirilmiş, gerekli uyarılar İran tarafına açık şekilde iletilmiştir.” dedi. Konuşmasında Türkiye’nin küresel ulaşım ve ticaret projelerine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Asya ile Avrupa arasında stratejik bir köprü olduğunu vurguladı. Orta Koridor projesinin modern İpek Yolu’nun ana omurgasını oluşturduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’den başlayarak Kafkasya üzerinden Hazar Denizi’ni aşan ve Orta Asya’ya uzanan bu hattın öneminin giderek arttığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca Kalkınma Yolu Projesi’nin bölgesel ticaret açısından önemli bir tamamlayıcı proje olduğunu ifade ederek, projenin hayata geçirilmesiyle daha geniş bir coğrafyanın birbirine bağlanacağını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gazze’de iftar zorluklarla ama imanla tutuluyor Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gazze’de iftar zorluklarla ama imanla tutuluyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Emek Sofrası Buluşması kapsamında düzenlenen iftar programında Gazze ve Batı Şeria’daki son gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Erdoğan, 10 Ekim’de sağlanan ateşkese rağmen, İsrail’in saldırılarını artırarak sürdürdüğünü ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail’in saldırıları sonucu 11 Ekim’den bu yana 615 Filistinli şehit oldu, 2 bine yakın Filistinli kardeşimiz yaralandı. İnsani yardım malzemelerinin girişinde halen ciddi güçlükler çekiliyor” dedi. https://twitter.com/iletisim/status/2026714141348495748 Gazze’nin Refah sınır kapısındaki kısıtlamalara da dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yıkıntılar arasında, kurşun ve şarapnel izleriyle dolu derme çatma binalarda iftar yapan, son derece çetin şartlar altında oruç tutan ama bunlara rağmen zalime boyun eğmeyen Gazzeli kardeşlerimiz, bir kez daha imanlarıyla tüm Müslümanlara örnek oluyor” ifadelerini kullandı. Konuşmasında İsrail’in keyfî uygulamalarına vurgu yapan Erdoğan, Filistin halkının karşılaştığı zorlukların uluslararası toplum tarafından yakından takip edilmesi gerektiğini belirtti. Bu arada ilk günden bu yana işçi, işveren ve kamu görevlisi dahil herkesin hukukunun korunduğu, iş barışının en ideal seviyede sağlandığı bir sistemi ülkeye kazandırmak olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ne ülkemizdeki malum çevreler gibi sermaye düşmanlığı yaptık ne sermayeyi renklere ayırdık ne de rızkını alın teri dökerek kazanan emekçi kardeşlerimizin haklarının gasp edilmesine göz yumduk. Dengeli, sağduyulu ve rasyonel politikalarla; işçilerimizin, memurlarımızın, sendikalarımızın şartlarını iyileştirmek, refah seviyelerini yükseltmek için çaba harcadık. Yıllardır bizden önceki siyasilerin, vaatlerinden öteye gitmeyen alanlarda devrim niteliğinde adımlar attık” ifadelerini kullandı.

Babacan: Kalıcı barış yalnızca silahların susmasıyla sağlanmaz Haber

Babacan: Kalıcı barış yalnızca silahların susmasıyla sağlanmaz

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol grubunda yaptığı konuşmada terörsüz Türkiye sürecine ve komisyon raporuna değindi. Terörsüz Türkiye sürecinin ilk günlerini hatırlatan Babacan, şunları söyledi: “Terörsüz Türkiye sürecinin gündeme geldiği ilk günlerde biz sözlerimize şöyle başlamıştık: ‘Barış savaştan iyidir.’ ‘Diyalog çatışmadan iyidir’ demiştik. ‘Yeter ki bu ülke bu sorunu çözsün; biz değil elimizi, gerekirse bedenimizi taşın altına koyarız’ diye de eklemiştik. O günden bu yana, tam 1 yıl 4 ay geçti. Sürece katkı sunacak her zeminde yer aldık. Siyasetin, Meclis’in ve demokratik zeminin yanında durduk; durmaya da devam edeceğiz inşallah. Geçtiğimiz hafta komisyon raporu oylandı ve yayınlandı. Böylesine zor bir konuda ortak bir metin kaleme almak elbette kıymetlidir. Silahların susması, terör örgütünün feshi, şiddetin tamamen devreden çıkması çok önemlidir ama bugün geldiğimiz noktada şunu açıkça söylemek zorundayız: Kalıcı barış yalnızca silahların susmasıyla sağlanmaz. Kalıcı barış; adaletle mümkündür; hukuk devletiyle mümkündür; temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasıyla mümkündür. Eğer hukuk devleti güçlendirilmezse, eğer yargı bağımsız ve tarafsız işlemezse, eğer meselenin kök sebepleri cesaretle ele alınmazsa, bu süreç kalıcı bir sonuca ulaşamaz.” Kayyım uygulamaları ve yargı kararlarının uygulanmasına ilişkin değerlendirmesinde Babacan “Kayyım uygulamalarının sona erdirilmesi yönünde raporda zikredilen iradeyi değerli buluyoruz. Ama sadece bir ifade yeterli değil. Bu konunun sağlam hukuki güvencelerle desteklenmesi gerekir. İdari vesayeti azaltan, demokratik meşruiyeti güçlendiren açık ve net bir çerçevenin oluşturulması gerekir. Öte yandan, yüksek yargı kararlarının uygulanmaması gibi, hukuka olan güveni zedeleyen işler devam ederse, toplumun devlete olan güveni de boşa çıkmış olur. Yargıtay ve Danıştay denetiminden geçip haklarında takipsizlik veya beraat kararı verildiği halde hala KHK mağduriyeti yaşayanlar varsa, sürece olan güveni pekiştiremezsiniz. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ortadayken uygulama yoksa, hangi hukuk devletinden söz edilebilir?” sorusunu sordu. “Casperlar” adlı silahlı suç örgütü soruşturmasına ilişkin Babacan, “Kamuoyuna yansıyan ‘Casperlar’ adlı silahlı suç örgütü soruşturmasında çok çarpıcı bir detay ortaya çıktı. Aralarında polis memurlarının, bir zabıt katibinin ve bir gümrük muhafaza memurunun da bulunduğu toplam 14 kamu görevlisi, suç örgütüne yardım ettikleri ve adli kayıtları sızdırarak haksız menfaat sağladıkları iddiasıyla tutuklandı. Bir suç örgütünün kamu görevlileriyle irtibat ve menfaat ilişkisine girdiğinin tespit edilmesi, yargı ve kolluk açısından çok vahim bir durumdur. Kamu görevi yürüten kişiler bir suç örgütünün hiyerarşisi içinde hareket etmişse burada yalnızca bireysel bir yozlaşma değil, kurumsal bir güvenlik zafiyeti vardır. Devlet yönetimi bu türden sızmaları kaldırmaz, kaldıramaz. Bu kamu görevlileri hangi mekanizmalar üzerinden bilgi paylaştı? Denetim mekanizmaları niçin zamanında alarm vermedi? Bu tür örgütler bürokrasi ve siyasetle ilişki içinde hareket eder” dedi. Filistin’deki gelişmelere de değinen Babacan, “Gazze’de tam iki yıl süren bir soykırımına şahit olduk. Gazze’de 70 binden fazla insan hayatını kaybetti. Yapıların yüzde 90’ı kullanılamaz hale geldi. Ateşkes işlenen suçların cezasız kalması anlamına gelmemelidir. Netanyahu’nun dünya kamuoyuna meşru bir aktör olarak tekrar sunulmaya çalışıldığı hiçbir platforma Türkiye destek vermemelidir. Nihai hedef olan iki devletli çözümü riske sokacak her türlü girişimin karşısında Türkiye kararlılıkla durmalıdır. Kudüs’te ve Batı Şeria’da yaşayan Filistinlilerin durumu yakından izlenmelidir” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.