Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Farkındalık

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Farkındalık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Farkındalık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Duygusal Açlık: Stres Anında Yeme Davranışını Kontrol Etmenin Yolları Haber

Duygusal Açlık: Stres Anında Yeme Davranışını Kontrol Etmenin Yolları

Modern yaşamın yoğun temposu, stres ve baskıyı günlük hayatın olağan bir parçası hâline getirdi. Uzmanlara göre bu durum, yalnızca ruhsal dengeyi değil, aynı zamanda bireylerin beslenme alışkanlıklarını da etkiliyor. Özellikle kaygı, üzüntü, öfke veya sıkıntı gibi duygusal durumlar yoğunlaştığında, birçok kişi fiziksel açlık hissetmese bile yiyeceklere yöneliyor. Bu durum, “duygusal açlık” olarak adlandırılıyor ve bireyin duygusal ihtiyaçlarını geçici olarak bastırmak amacıyla yemek yemesi şeklinde ortaya çıkıyor. İstanbul Rumeli Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, duygusal açlığın stresle başa çıkmak için sık kullanılan bir mekanizma olduğunu belirterek, “Stres anında yemek yemek birçok kişi için otomatik bir rahatlama tepkisidir. Ancak duygusal açlık ile gerçek açlık arasındaki farkı görebilmek, hem fiziksel hem de psikolojik sağlığı korumak açısından çok önemlidir. Kişi, duygularını tanıyıp yeme davranışını gözlemlemeye başladığında, stresle daha sağlıklı yollarla başa çıkmayı öğrenebilir,” dedi. Uzmanlara göre duygusal açlık, farkındalığın azaldığı anlarda kontrolsüz yeme eğilimini tetikliyor. Bireyler, yorgunluk, stres veya sıkıntı hissiyle karşılaştıklarında, aç olmasalar bile beyin “ödül” arayışına giriyor. Bu da yüksek kalorili veya şekerli gıdalara yönelimi artırıyor. Ancak bu kısa süreli rahatlama hissi, ardından pişmanlık, suçluluk veya daha fazla stres gibi olumsuz duygularla yer değiştirebiliyor. Prof. Dr. Şimşek, duygusal açlıkla baş etmede farkındalık kadar alternatif başa çıkma yöntemlerinin de önem taşıdığını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “Fiziksel aktivite, nefes egzersizleri, kısa yürüyüşler ya da yaratıcı uğraşlar stresin bedensel etkilerini hafifletir. Bu aktiviteler, kişinin duygusal olarak rahatlamasını sağlarken yemek yeme eğilimini de azaltır. Özellikle yoğun stres dönemlerinde, bireylerin kendilerine iyi gelen etkinliklere zaman ayırması, duygusal yükü azaltır ve kontrol duygusunu güçlendirir. Beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmek, yemekle duygular arasındaki bağı fark etmek ve gerektiğinde profesyonel destek almak, uzun vadede hem ruhsal hem fiziksel dengeyi korumada kritik öneme sahiptir. Duygusal açlıkla mücadelede amaç, yemeği yasaklamak değil; duyguların yerine konan bu davranışı anlamak ve sağlıklı alternatiflerle dönüştürmektir.” Prof. Dr. Şimşek, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Duygusal açlık, çoğu zaman bastırılmış duyguların dışa vurumudur. Yeme davranışını kontrol altına almak, kişinin kendini tanıma sürecinin bir parçasıdır. Duyguların farkına varmak, bilinçli seçimler yapmak ve stresle sağlıklı yollarla baş etmek hem ruhsal hem fiziksel iyi oluşun temelidir. Bu farkındalık geliştikçe, birey hem bedenini hem de zihnini denge içinde tutmayı başarır.”

Milyonlarca Çocuğun Hayatına Dokunan Bir Eğitim Yolculuğu Haber

Milyonlarca Çocuğun Hayatına Dokunan Bir Eğitim Yolculuğu

Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) 31. kuruluş yıl dönümünü 23 Ocak Cuma günü İstanbul Gaziosmanpaşa Öğrenim Birimi’nde çocuklarla birlikte kutladı. Kutlamaya Yönetim Kurulu Üyeleri, gönüllüler ve yöneticiler katıldı. Etkinlikte, yıl boyunca elde edilen kazanımlar paylaşılırken yeni döneme dair umutlar dile getirildi. 1995’ten bu yana eğitimde fırsat eşitliği için çalışan TEGV, 31 yılda milyonlarca çocuğun hayatında nitelikli eğitim desteğiyle fark yarattı. “Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir” vizyonuyla nitelikli eğitimi Türkiye’nin dört bir yanındaki çocuklarla buluşturan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), 31. kuruluş yıl dönümünü 23 Ocak Cuma günü, TEGV İstanbul Gaziosmanpaşa Öğrenim Birimi’nde düzenlenen bir etkinlikle kutladı. TEGV’in geleneksel hale gelen kuruluş yıl dönümü buluşması TEGV Yönetim Kurulu Başkanı M. Özalp Birol, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Alp Öğücü, Yönetim Kurulu Üyesi Emine Çakıroğlu, Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet H. Uysal, Genel Müdür Sait Tosyalı, TEGV yönetim ekibi, gönüllüler ve çocukların katılımıyla gerçekleşti. Önceki yıllarda olduğu gibi, yıl boyunca elde edilen kazanımların paylaşıldığı ve yeni döneme ilişkin umutların vurgulandığı etkinlik, çocuklarla birlikte pasta kesimiyle sona erdi. TEGV 3.3 Milyondan Fazla Çocuğa Nitelikli Eğitim Desteği Ulaştırdı Cumhuriyetin ilke ve değerlerini temel alarak çağdaş nesillerin yetişmesine katkı sunmak amacıyla 1995 yılında kurulan TEGV, geride bıraktığı 30 yılda 108 bini aşkın gönüllüsünün desteğiyle 3.3 milyondan fazla çocuğa nitelikli eğitim desteği ulaştırdı. Eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmeyi hedefleyen vakıf, ilköğretim çağındaki çocukların yeteneklerini özgürce keşfetmelerini sağlayan, 21. yüzyıl becerilerini odağına alan özgün eğitim modeliyle çalışmalarını sürdürüyor. Bugün 24 ilde, 62 etkinlik noktasında çocuk dostu mekânları ve yenilikçi programlarıyla gönüllülerinin desteğiyle faaliyet gösteren TEGV, Türkiye’nin en yaygın sivil toplum kuruluşlarından biri olma özelliğini taşıyor. “Suna Kıraç’ın Başlattığı Eğitim Yolculuğu 31 Yıldır Umut Olmaya Devam Ediyor” TEGV Yönetim Kurulu Başkanı M. Özalp Birol vakfın 31. yılına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Kurucumuz merhum Suna Kıraç’ın önderliğinde 1995 yılında başlayan bu anlamlı eğitim yolculuğunda 31. yılımızı kutlamanın gururunu yaşıyoruz. 108 bini aşkın gönüllümüzün özverisiyle, 3.3 milyonu aşkın çocuğumuzun hayatına dokunmuş olmanın mutluluğu ve daha fazla çocuğa ulaşmanın sorumluluğuyla çalışıyoruz. Cumhuriyetimizin değerlerinden aldığımız güçle çocuklarımızı çağdaş, özgüveni yüksek, sorgulayan ve üreten bireyler olarak geleceğe hazırlamaya devam edeceğiz. 31. yılımızda da daha fazla çocuğa ulaşmak, eğitimde kalıcı ve anlamlı katkılar sunmak en büyük hedefimiz.” “Çocukları Geleceğe Hazırlayan Sürdürülebilir Bir STK Olma Vizyonumuzla Çalışıyoruz.” TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı, yıl dönümüne ilişkin mesajında şu ifadelere yer verdi: “Geride bıraktığımız 30 yılda, Suna Kıraç’ın öngördüğü hedefler doğrultusunda toplum tarafından benimsenen ve güçlü destekle büyüyen bir sivil toplum kuruluşu olduk. Eğitime yaklaşımımızdaki nitelik anlayışını kurum kültürümüzde de sürdürmeye özen gösteriyoruz. Gönüllülerimiz, bağışçılarımız ve paydaşlarımızla her geçen gün büyüyen bir aile olarak çocukları geleceğe hazırlayan, etki alanı geniş ve sürdürülebilir bir yapıda STK olma vizyonumuzla çalışıyoruz. Yeni yaşımızda da aynı kararlılık ve azimle çalışmaya devam edeceğiz.” Türkan Şoray’ın Yer Aldığı Kamu Spotu Filmi Yayında Türk sinemasında “Sultan” unvanıyla gönüllerde taht kuran usta sanatçı Türkan Şoray’ın yer aldığı yeni TEGV filmi de ekranlarda yerini aldı. Usta sanatçı Türkan Şoray, TEGV’in 30’uncu yılı vesilesiyle İstanbul’daki Zeyrek Öğrenim Birimi’ni ziyaret ederek çocuklarla unutulmaz bir gün geçirmişti. TEGV’in yeni kamu spotu filminde çocuklarla bir araya gelen, etkinliklere katılan ve onlarla sohbet eden Şoray’ın bu buluşmadan yansıyan samimi anları izleyiciyle buluşuyor. Filmde, eğitimin toplumun geleceği için taşıdığı hayati öneme dikkat çeken Türkan Şoray, herkesi TEGV’e destek olmaya davet ediyor. “Bu Bir Gelecek Çağrısıdır” adlı kamu spotunda Şoray şu sözleriyle izleyiciye sesleniyor: “Eğitim… Bir toplumun geleceğini aydınlatan en güçlü ışık. Haydi, hep birlikte TEGV’e destek olalım, çocukları nitelikli eğitimle buluşturalım. Unutmayın… Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir!”. Topluma mal olmuş değerli sanatçının, eğitimin toplumun geleceği için taşıdığı önemi bu denli içten bir dille sahiplenmesi, film aracılığıyla güçlü bir farkındalık mesajına dönüştü. TEGV’in 30 yılı geride bıraktığı eğitim yolculuğuna iz bırakan bu özel kamu spotu çocukların potansiyeline, nitelikli eğitimin iyileştirici gücüne ve dayanışmanın yarattığı umuda dair güçlü bir hatırlatma niteliği taşıyor. Uluslararası Standartlarda Güçlü ve Şeffaf Bir Yapı TEGV, yaygın organizasyonunu güçlü bir kurumsal yönetişim anlayışıyla destekleyerek sürdürülebilir bir yapı oluşturdu. Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda her yıl bağımsız denetimlerden geçen vakıf, Entegre Faaliyet Raporları aracılığıyla uluslararası standartlarda bilgi paylaşımı yapıyor. Birleşmiş Milletler Global Compact imzacısı ve Türkiye Yönetim Kurulu’na giren ilk sivil toplum kuruluşlarından biri olan TEGV ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi ve ISO 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi sertifikalarına sahip öncü STK’lardan. Ölçme ve Değerlendirme metodolojisinin Harvard Üniversitesi tarafından vak’a çalışması olarak kabul edilmesi, vakfın eğitim alanındaki örnek konumunu pekiştiriyor. 31. Yılında da Türkiye’nin Dört Bir Yanındaki Çocukların Yanında Nitelikli eğitimin her çocuğun hakkı olduğuna inanan TEGV, 31. yılında da Türkiye’nin dört bir yanındaki çocukların yaratıcılıklarını ve potansiyellerini geliştiren programlarla etki alanını genişletmeyi hedefliyor. Dijitalleşme odağını sürdüren vakıf, tegvakademi.org adlı dijital platformunda yer alan içerikleri ile eğitimde dönüşümü destekleyip daha fazla çocuğa ulaşırken afet bölgelerinde yürüttüğü çalışmalar, deprem farkındalığı projeleri ve yenilikçi uygulamalarıyla eğitim ekosistemine katkı sunmaya devam ediyor. TEGV, 31. yaşında da çocukların hayallerini eğitimle destekleyerek, daha aydınlık bir gelecek için çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor.

Neden Dijital Detoks Yapmalıyız ? Haber

Neden Dijital Detoks Yapmalıyız ?

Günlük yaşamın merkezine yerleşen dijital cihazlar, son yıllarda ekran süresinin kayda değer biçimde artmasına neden oldu. Uzmanlara göre bu artış yalnızca fiziksel yorgunlukla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda dikkat dağınıklığı, uyku düzensizliği, stres artışı ve sosyal ilişkilerde zayıflama gibi psikolojik sorunları da beraberinde getiriyor. Bu noktada “dijital detoks”, hem zihinsel hem fiziksel iyilik halini destekleyen önemli bir dengeleme yöntemi olarak öne çıkıyor. İstanbul Rumeli Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, uzun süreli ekran maruziyetinin özellikle genç yetişkinlerde zihinsel yorgunluğu artırdığını belirterek, “Dijital uyaranlara sürekli maruz kalmak, beynin dinlenme kapasitesini azaltıyor. Bildirimlerin yarattığı dikkat kesintileri, bireylerin odaklanma becerilerini zayıflatıyor ve içsel ritimlerini bozuyor. Dijital detoks, bu döngüyü kırmak ve zihni yeniden dengeye kavuşturmak açısından son derece etkili bir yöntemdir,” dedi. Uzmanlar, ekran süresinin artmasının beynin ödül sistemini etkileyerek dopamin dengesini bozduğunu, bunun da motivasyon kaybı, huzursuzluk ve odaklanma güçlüğü gibi sorunlara yol açtığını ifade ediyor. Ayrıca ekranlardan yayılan mavi ışığın uyku kalitesini düşürdüğü, bu durumun da gün içindeki enerji düzeyini ve bilişsel performansı olumsuz etkilediği belirtiliyor. Yapılan araştırmalar, düzenli dijital detoks yapan bireylerde stres seviyelerinin azaldığını, uyku kalitesinin yükseldiğini ve yaşam doyumunun arttığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, ekran süresini yönetmenin yalnızca zihinsel sağlık açısından değil, aynı zamanda kişilerarası ilişkilerde daha sağlıklı iletişim kurmak için de büyük önem taşıdığını vurguluyor. Prof. Dr. Şimşek, dijital detoks uygulamalarının teknolojiyi tamamen terk etmek anlamına gelmediğini vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “Dijital detoks, teknolojiyle aramıza sağlıklı bir mesafe koymayı öğretir. Amaç dijital dünyayı reddetmek değil; teknolojiyle olan ilişkimizi yeniden tanımlamaktır. Kişi, teknolojiyi nasıl ve ne kadar kullandığını fark ettiğinde, dijital araçları kendi yaşam ritmine uygun hale getirebilir. Günün belirli saatlerinde ekranlardan uzaklaşmak, sosyal medya kullanımını bilinçli biçimde sınırlandırmak, çevrimdışı etkinliklere ve doğayla temas içeren uğraşlara yönelmek zihinsel yenilenme açısından büyük fayda sağlar. Dijital detoks; zihni susturup duygusal dengeyi yeniden kurmak için bilinçli bir tercihtir. Bu uygulama, dikkat süresini uzatır, uyku kalitesini artırır ve bireyin kendi iç dünyasıyla temasını güçlendirir.” Prof. Dr. Şimşek, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Teknoloji çağında tamamen kopmak mümkün değil, ancak dengeyi kurmak bizim elimizde. Dijital detoks, bireyin hem zihinsel hem duygusal kapasitesini yenileyen bir öz farkındalık sürecidir. Ekran süresini kontrol altına almak, dijital çağın hızına karşı kendimize alan açmak anlamına gelir. Bu farkındalık, modern yaşamın getirdiği zihinsel yorgunluğu azaltmanın ve sürdürülebilir bir ruhsal denge kurmanın en etkili yoludur.”

TEGV’de “Sokak Tiyatroları” Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri Desteğiyle Başladı Haber

TEGV’de “Sokak Tiyatroları” Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri Desteğiyle Başladı

Türkiye’nin eğitim alanında faaliyet gösteren en yaygın sivil toplum kuruluşu Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın (TEGV) Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nin desteğiyle hayata geçirdiği “Sokak Tiyatroları” projesinin gösterimleri 9 Ocak 2026’da başladı. Çocuk haklarını konu alan projenin ilk tiyatro oyunu, TEGV Ankara Semahat - Dr. Nüsret Arsel Eğitim Parkı çocukları tarafından Ankara Etimesgut Belediyesi, Kongre ve Kültür Merkezi’nde sahnelendi. Projenin devamında Türkiye’nin farklı illerinde sahnelenecek oyunlarla, çocukların hak temelli farkındalık kazanmaları ve kendilerini sanatla ifade etmeleri hedefleniyor. “Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir” vizyonuyla çağdaş nesillerin yetişmesi için Türkiye genelindeki etkinlik noktalarında nitelikli eğitim desteği sunan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nin desteğiyle hayata geçirdiği, çocuk haklarını konu alan “Sokak Tiyatroları” projesinin ilk oyun gösterimi 9 Ocak’ta başladı. TEGV’in 30. yılını kutladığı bu özel dönemde hazırlıklarına başlanan projenin ilk oyunu, Ankara Etimesgut Belediyesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde sahnelendi. Projenin uygulandığı farklı illerdeki dört TEGV etkinlik noktasında çocuklar, yıl boyunca oyunlarını seyirciyle buluşturacak. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri ve TEGV iş birliğiyle hayata geçirilen “Sokak Tiyatroları” projesinde çocukların tiyatro aracılığıyla haklarını öğrenmeleri ve yaratıcı sanatlarla tanışmaları amaçlanıyor. 15 yıl sonra “Sokak Tiyatroları” ile çocuklar yeniden sahnede İlk olarak “Okuyorum Oynuyorum” projesi kapsamında 2011 yılında çocuk hakları temalı özel bir proje olarak başlatılan “Sokak Tiyatroları”, Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nin desteği ve TEGV ekibinin güncellemeleriyle 2026 yılında yeni içeriklerle yeniden hayat buluyor. “Sokak Tiyatroları” projesiyle, 2011’deki temel yapıyı koruyarak çocukların tiyatro yoluyla hak farkındalığının artırılması ve yaratıcı gelişimlerinin desteklenmesi hedefliyor. Çocuk Hakları Bildirgesi’nden ilham alan farklı ilkeler dramatize edilirken; çocuklar yalnızca sahnede değil; kostüm, sahne dekoru ve müzik gibi tiyatronun çeşitli alanlarında da sorumluluk alacak. Proje kapsamında TEGV’in 4 farklı ildeki 4 etkinlik noktasında, Çocuk Hakları Bildirgesi’nin temel ilkeleri çocuklar tarafından kendi performanslarıyla sahnelenecek. Van Nirun Şahingiray Eğitim Parkı, Ankara Semahat Nüsret Arsel Eğitim Parkı, Gaziantep Öğrenim Birimi ve Kocaeli Selma Mesut Kavurt Öğrenim Birimi’nde yürütülecek projenin tiyatro gösterileri yıla yayılarak seyircisiyle buluşacak. Böylece çocukların; tiyatro yoluyla yaratıcılıklarını geliştirmeleri, çocuk hakları konusunda farkındalık kazanmaları, ekip çalışması, özgüven ve iletişim becerilerini güçlendirmeleri, toplumsal hayata aktif katılımlarının artması amaçlanıyor.

Büyükşehir’den akran zorbalığını önlemeye yönelik atölye Haber

Büyükşehir’den akran zorbalığını önlemeye yönelik atölye

Mersin Büyükşehir Belediyesi, akran ilişkilerini güçlendirmek ve zorbalığa karşı farkındalık oluşturmak amacıyla “Akran Zorbalığını Önleme Atölyesi” düzenledi. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’na bağlı MERCİ Öğrenci Danışmanlık Merkezinde gerçekleştirilen atölyeye 7–10 yaş grubundaki çocuklar katıldı. “Zorbalığın Panzehri: Empati” başlığıyla yapılan atölyede, çocuklara akran zorbalığının ne olduğu, zorbalık türleri, zorbalıkla karşılaşıldığında izlenebilecek yollar ve empati kurmanın önemi anlatıldı. Etkinlikte, çocukların akranlarıyla sağlıklı ilişkiler kurmalarına yönelik uygulamalı çalışmalar gerçekleştirildi. Katılımın ücretsiz olduğu atölyede, çocukların zorbalığa karşı bilinçlenmesi amaçlandı. MERCİ Öğrenci Danışmanlık Merkezi’nde görev yapan psikolog Özlem Özkan, atölyede akran zorbalığına ilişkin temel bilgilerin ele alındığını belirterek, çocuklara zorbalıkla karşılaştıklarında kimlerden destek alabilecekleri konusunda bilgilendirme yapıldığını ifade etti. Özkan, Büyükşehir Belediyesi olarak akran zorbalığına yönelik yeni projeler üzerinde çalıştıklarını, ailelere yönelik bilgilendirme faaliyetlerinin de planlandığını aktardı. Atölyeye katılan veliler, çocukların okul ortamında zaman zaman zorbalıkla karşılaşabildiğini belirterek, bu tür çalışmaların farkındalık açısından önemli olduğunu dile getirdi. Veliler, hem çocuklara hem de ailelere yönelik bilgilendirme çalışmalarının yaygınlaştırılmasının faydalı olacağını ifade etti. Atölyeye katılan öğrenciler ise etkinlikte empati kurma, arkadaş ilişkileri ve zorbalıktan kaçınma konularında bilgi edindiklerini belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.