Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Fao

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Fao haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fao haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dünya genelinde Gıdanın Geleceği Mercek Altına Alındı Haber

Dünya genelinde Gıdanın Geleceği Mercek Altına Alındı

Dünya genelinde gıdanın ekonomik, çevresel ve toplumsal boyutlarını inceleyen Gıda Sistemleri Geri Sayım Girişimi’nin yeni araştırması, mevcut ilerleme hızıyla küresel 2030 hedefleri arasındaki ciddi farkı ortaya koydu. Araştırmaya göre pestisit kullanımından sera gazı emisyonlarına kadar pek çok alanda kapsamlı adımlar atılması gerekiyor. TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, ilerlemenin hızlanması halinde 2050’ye kadar hedeflere ulaşılabileceğini belirtti. Küresel hedeflere en çok yaklaşan ülkeler arasında ise Japonya ve Kanada yer aldı. İklim krizi, artan maliyetler ve doğal kaynakların tahribi; güvenilir, besleyici ve erişilebilir gıdaya ulaşmayı dünyanın en kritik sorunlarından biri haline getiriyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Johns Hopkins Üniversitesi, Cornell Üniversitesi ve Küresel Beslenmeyi İyileştirme İttifakı (GAIN) tarafından ortaklaşa yürütülen Gıda Sistemleri Geri Sayım Girişimi (FSCI) araştırması, dünya genelinde gıdanın üretimden tüketime uzanan yapısının 2030 hedeflerinin önemli ölçüde gerisinde kaldığını gösterdi. Gıda kaynaklı emisyonlar “sıfır” hedefine çok uzak Nature Food dergisinde yayınlanan araştırmada 197 ülke, beslenme ve sağlık, çevre ve doğal kaynaklar, geçim kaynakları, yoksulluk ve eşitlik, yönetim ve dayanıklılık olmak üzere beş ana alanda ve 44 gösterge üzerinden değerlendirildi. Bu kapsamda 22 göstergede küresel ortalama bakımından ilerleme kaydedildiği, 15 göstergede belirgin bir değişiklik yaşanmadığı, 7 göstergede ise tablonun kötüleştiği tespit edildi. Suya güvenli erişim, bilgiye erişim, kamu yönetiminin etkinliği ve tarımsal verimlilik olumlu gelişme kaydedilen alanlar arasında yer aldı. Sivil toplumun karar süreçlerine katılımı, kamu yönetiminde hesap verebilirlik, sağlıklı beslenmenin maliyeti, gıda güvencesizliği, pestisit kullanımı, ultra işlenmiş gıda satışları ve sera gazı emisyonları ise olumsuz yönde ilerledi. Araştırmada özellikle gıda kaynaklı sera gazı emisyonlarında bugünkü eğilimlerin devam etmesi durumunda hiçbir ülkenin ‘sıfır emisyon’ hedefine ulaşamayacağına dikkat çekildi. Japonya, İzlanda ve Kanada küresel gıda hedeflerinde öne çıktı Ülkelerin küresel hedeflere ne ölçüde yaklaştığı dünyanın farklı coğrafyaları açısından da değerlendirildi. Yeni Zelanda 14 göstergede Okyanusya’da, Tunus 16 göstergede Afrika’da, İzlanda 21 göstergede Avrupa’da, Kanada 17 göstergede Kuzey ve Güney Amerika’da, Japonya ise 16 kriterde Asya kıtasında hedeflenene en yakın sonuçları kaydetti. Hedeflere ulaşmak için gereken ilerleme hızı da coğrafyalara göre belirgin biçimde değişiyor. Afrika’nın gıda güvencesizliği, tarımsal su kullanımı, kamu idaresi ve çocuk işçiliğinin de aralarında bulunduğu 16 kriterde küresel ölçütleri yakalayabilmesi için her yıl yüzde 20’nin üzerinde iyileşme sağlaması gerekiyor. Avrupa’da ihtiyaç duyulan iyileşme oranları ise diğer bölgelere kıyasla daha düşük seviyede. “Hedeflere 2050’ye kadar ulaşmak mümkün” Araştırmayı değerlendiren TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, artan nüfusun, iklim değişikliğinin ve doğal kaynaklardaki tahribatın gıda ekosistemi üzerindeki yükü her geçen gün artırdığını belirterek şunları söyledi: “Gıda alanındaki başarıyı üretim miktarı tek başına belirlemiyor. Üretilen gıdanın güvenilir ve besleyici olması, tüketicinin bu gıdaya erişebilmesi, üretimde kullanılan suyun, enerjinin ve hammaddenin verimli yönetilmesi de büyük önem taşıyor. Araştırma, bütün bu konuların bir arada ele alınması gerektiğini ve bugüne kadar kaydedilen ilerlemenin 2030 hedefleri için yeterli olmadığını gösteriyor. Bugünden itibaren daha hızlı hareket edilirse hedeflerin büyük bölümüne 2050’ye kadar ulaşmak mümkün. Bunun için üretim ve tüketimi geleceğin ihtiyaçları doğrultusunda vakit kaybetmeden yeniden şekillendirmeliyiz.” Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesi ve gıda sanayisindeki uzmanlığının önemli bir avantaj sağladığını belirten Sidar, “Güçlü bir üretim altyapısına ve uzun yıllara dayanan sektör deneyimine sahibiz. Bu potansiyeli uzun vadeli politikalarla desteklediğimizde Türk gıda sanayisini iklim, tedarik ve fiyat dalgalanmalarına karşı daha dayanıklı hâle getirebiliriz” dedi. Gıda sektörünün paydaşları 12. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde buluşuyor Sidar, araştırmanın gündeme taşıdığı konuların TÜGİS ve Sürdürülebilirlik Akademisi iş birliğiyle düzenlenecek 12. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde sektörün farklı paydaşlarıyla birlikte değerlendirileceğini söyledi. “Gıdanın Geleceği için Dönüşüm” temasıyla 24 Aralık’ta Swissôtel The Bosphorus’ta gerçekleştirilecek zirvenin programında iklim krizi, gıda israfı, sürdürülebilir üretim, gıda ekonomisi, rejeneratif tarım ve tedarik zincirindeki dönüşüm gibi başlıklar yer alıyor. İş dünyası, kamu, akademi ve sivil toplum temsilcilerini buluşturacak zirvede, gıdanın geleceğine ilişkin çözüm önerileri ve yeni iş birliği imkanları paylaşılacak.

Bursa Nilüfer’in gıda modeli Bükreş’te anlatıldı Haber

Bursa Nilüfer’in gıda modeli Bükreş’te anlatıldı

Nilüfer Belediyesi, kentsel gıda direnci ve tarım alanlarının korunması konularındaki uygulamalarını Romanya’da düzenlenen “Bükreş Gıda Sohbetleri” (Bucharest Food Conversations) konferansında aktardı. Bükreş’in gıda politikası oluşturma sürecinin ilk adımı sayılan toplantıda, Nilüfer’in tarımsal altyapısı ve gıda tedarik zincirindeki rolü paylaşıldı. Institut Français de Roumanie’de yapılan ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Eurocities ile Let’s Food Association temsilcilerinin katıldığı zirvede Nilüfer Belediyesi’ni, Sağlıklı Kentler Proje Koordinatörü ve Nilüfer Planlama ve Kalkınma Ajansı (PlaKA) Sorumlusu Mehmet Can Yılmaz temsil etti. Hızlı kentleşme ve sanayi baskısı altındaki tarım topraklarını korumanın önemine değinen Yılmaz, arazilerdeki yapılaşma riskine karşı yürütülen çalışmaları anlattı. Yılmaz, belediyenin, kırsal ile kent arasındaki bağları güçlendirmek amacıyla Hasanağa Gıda Merkezi ve Nilüfer Bostan satış noktaları üzerinden üretimi doğrudan kentliyle buluşturduğunu ve sürdürülebilir bir ekonomik model oluşturduklarını ifade etti. 107 NOKTADA GIDA AĞI Sistemin, 64 mahalle komitesi ve Nilüfer Kent Konseyi’nin dahil olduğu katılımcı bir yapıyla şekillendiğini belirten Yılmaz; tohum kütüphanesinden aşevlerine, kompost tesisinden çocuklara yönelik “Bostan Kaşifleri” eğitimlerine kadar 107 noktada faaliyet gösterdiklerini vurguladı. Toplantıda ayrıca, Nilüfer Belediyesi’nin test aşamasındaki tarım-gıda mobil uygulaması ile toprak kullanım haritaları ve analiz raporlarını içeren dijital altyapısı hakkında katılımcılara bilgi verildi. Yılmaz sunumunda, “Bu sistem, kadın derneklerinden mahalle komitelerine kadar tüm Nilüferlilerin desteğiyle oluşturulan kolektif bir yapıdır. Belediye olarak hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği dirençli bir kent için sistemdeki eksiklikleri gidermeye devam ediyoruz. Bu ekosistem, emek ve zaman verildiğinde yerel yönetimlerin neleri başarabileceğinin bir göstergesidir” ifadelerini kullandı.

TÇE Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün analizi ortaya koydu: Türkiye’de öğrencilerin gıda yoksulluğu riski artıyor Haber

TÇE Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün analizi ortaya koydu: Türkiye’de öğrencilerin gıda yoksulluğu riski artıyor

PISA 2022 VERİLERİ VE SON YILLARDAKİ GIDA ENFLASYONU TABLOYU AĞIRLAŞTIRIYOR. Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün OECD ve PISA verileriyle hazırladığı analiz, Türkiye’de öğrencilerin yaşadığı gıda yoksulluğunun boyutunu bir kez daha ortaya koydu. Türkiye, 60 ülke arasında en çok öğün atlayan öğrenciye sahip 5. ülke konumunda bulunuyor. Araştırmaya göre; son 30 gün içinde en az haftada bir kez maddi yetersizlik nedeniyle öğün atlayan öğrencilerin oranı %11’e ulaştı. OECD ortalamasının yalnızca %3 olduğu düşünüldüğünde, Türkiye’nin bulunduğu konum dikkat çekici bir soruna işaret ediyor. Veriler, düşük gelirli ülkelerde parasızlık nedeniyle öğün atlama oranlarının yüksek olduğunu doğrularken; Türkiye’nin, OECD ülkeleri içinde belirgin biçimde ayrıştığını gösteriyor. Kamboçya (%22), Filipinler (%15), Tayland (%13) ve Fas’ın (%12) ardından gelen Türkiye, gelişmiş ülkelerin çok üzerinde bir risk düzeyi ile karşı karşıya. "Bu tablo yalnızca ekonomik değil, sosyal bir alarmdır" Toplum Çalışmaları Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyesi ve Analisti Yağmur Uzunırmak, PISA verilerini son yıllardaki gıda enflasyonu ile birlikte değerlendirerek Türkiye’de öğrencilerin gıda yoksulluğunun derinleştiğini vurguladı. Uzunırmak, Türkiye’nin uzun süredir küresel ortalamanın çok üzerinde seyreden gıda enflasyonu nedeniyle çocukların ve gençlerin beslenme koşullarının ciddi risk altında olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Türkiye, gıda enflasyonu açısından son yıllarda küresel ortalamanın çok üzerinde seyreden bir ülkedir. TÜİK verilerine göre, gıda ve alkolsüz içecekler grubunda Aralık ayı yıllık değişimi 2022’de %77.86, 2023’te %72.01, 2024’te %43.5 ve 2025 yılı itibarıyla şu ana kadar %34.8 olarak ölçülmüştür. Buna karşılık Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) yayımladığı küresel gıda enflasyonu verileri, aynı yıllarda dünya genelinde artış oranlarının sırasıyla %12.6 (2022), %5.45(2023) ve %3.38(2024) seviyelerinde gerçekleştiğini göstermektedir.” Uzunırmak, FAO’nun küresel sıralamasının Türkiye açısından çarpıcı olduğunun altını çizerek şöyle devam etti: “FAO’nun ülke karşılaştırmalarına göre Türkiye, 2022 yılında veri bulunan 202 ülke içinde dünya)nın en yüksek gıda enflasyonuna sahip 5. ülkesi olmuş; Türkiye’nin üzerinde yalnızca Venezuela, Zimbabwe, Lübnan ve Arjantin yer almıştır. 2024 yılında da tablo değişmemiş, bu kez Sudan, Arjantin, Zimbabwe ve Filistin Türkiye’nin önünde yer almış ve Türkiye 5. sıradaki yerini korumuştur.“ “Türkiye’de öğrencilerin gıda yoksulluğu riskinin 2022’ye kıyasla daha da yükselmiş olabileceği bir değerlendirme olarak ortaya çıkmaktadır.” PISA verileriyle birlikte bakıldığında ortaya çıkan tablonun ağırlaştığını belirten Uzunırmak, şu değerlendirmeyi yaptı: “OECD-PISA testleri belirli periyotlarla uygulandığından, öğrencilerin gıda yoksunluğuna ilişkin en güncel mikro veri 2022 yılına aittir. 2022 PISA verilerine göre Türkiye’de öğrencilerin %11’i, son 30 gün içinde parasızlık nedeniyle haftada en az bir kez öğün atladığını bildirmiştir. Ancak yukarıda özetlenen ve 2022 sonrası dönemi de kapsayan karşılaştırmalı gıda enflasyonu verileri dikkate alındığında, Türkiye’de öğrencilerin gıda yoksulluğu riskinin 2022’ye kıyasla daha da yükselmiş olabileceği makul bir değerlendirme olarak ortaya çıkmaktadır.” PISA 2022 datası hem de son yıllardaki gıda enflasyonu, Türkiye’de çocukların ve gençlerin beslenme koşullarının ciddi bir sosyal risk altında olduğunu açıkça gösteriyor. Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün analizine göre gıda yoksulluğu, yalnızca ekonomik bir sorun olmaktan çıkıp eğitim ve fırsat eşitliği açısından kritik bir kırılganlık alanına dönüşmüş durumda.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.