Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Erken Müdahale

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Erken Müdahale haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Erken Müdahale haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı: Ülkemiz genelinde 138’i orman dışında olmak üzere 218 yangına müdahale edildi. Haber

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı: Ülkemiz genelinde 138’i orman dışında olmak üzere 218 yangına müdahale edildi.

Açılış törenine katılan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, hem yeni tesisin önemine dikkat çekti hem de Türkiye'nin orman yangınlarıyla mücadelesine ilişkin güncel verileri kamuoyuyla paylaştı. Bakan Yumaklı, yangınlarda en kritik unsurun erken müdahale olduğunu vurgulayarak, hedeflerinin Türkiye genelindeki ortalama müdahale süresini 11 dakikadan 10 dakikaya düşürmek olduğunu açıkladı. "Bir dakika bile binlerce hektarı kurtarabilir" Konuşmasında yangınlarda geçen her saniyenin büyük önem taşıdığına dikkat çeken Bakan Yumaklı, ilk müdahale ekiplerinin sahadaki başarısının yangının büyümesini önlediğini belirtti. Yumaklı, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bugün yangınlara ortalama 11 dakikada müdahale ediyoruz. Bunu 10 dakikaya indirebilmek bile çok büyük bir kazanım anlamına geliyor. Belki dışarıdan bakıldığında bir dakika önemsiz gibi görülebilir ancak yangınla mücadelede o bir dakika, binlerce ağacın, doğal yaşamın ve yerleşim alanlarının kurtarılması anlamına gelebilir." Bakan, açılışı yapılan yeni müdahale merkezinin de bu hedef doğrultusunda önemli katkı sağlayacağını ifade etti. Son 3 günde 218 yangına müdahale edildi Türkiye'nin birçok bölgesinde etkili olan sıcak hava dalgası ve kuvvetli rüzgarlar nedeniyle son günlerde yangın riskinin ciddi şekilde arttığını belirten Yumaklı, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile AFAD'ın günler öncesinden vatandaşları uyardığını hatırlattı. Paylaşılan verilere göre; Son 3 günde Türkiye genelinde 218 yangın çıktı. Bunların 138'i orman dışı alanlarda meydana geldi. 213 yangın tamamen kontrol altına alındı. Halen 5 bölgede çalışmalar sürüyor. Bakan Yumaklı, devam eden yangınların büyük bölümünde riskin önemli ölçüde azaldığını belirterek şu bilgileri verdi: "Balıkesir Gömeç, Antalya Alanya ve Mersin Gülnar başta olmak üzere devam eden yangınlarda büyük ölçüde kontrol sağlandı. Şu anda yalnızca doğal süreç gereği devam eden küçük tütmeler bulunuyor. Genel anlamda ciddi bir risk görünmüyor." Türkiye'nin yangın müdahale ağı büyüyor Orman Genel Müdürlüğü son yıllarda özellikle ilk müdahale kapasitesini artırmaya yönelik yatırımlarını hızlandırdı. Bakan Yumaklı'nın verdiği bilgilere göre Türkiye genelinde: 1.600 ilk müdahale noktası 882 orman yangınları ilk müdahale ekip binası Binlerce personel Kara ve hava araçlarından oluşan geniş bir filo aktif olarak görev yapıyor. Bu yaygın ağ sayesinde ekiplerin yangın ihbarı almasının ardından olay yerine ulaşma süresi her geçen yıl daha da kısalıyor. Uzmanlara göre yangınların ilk 10-15 dakika içerisinde kontrol altına alınması, büyük felaketlerin önüne geçilmesinde belirleyici rol oynuyor. Yeni merkez üç ile aynı anda hizmet verecek Takmak mevkiinde açılan yeni tesis yalnızca Eskişehir'e değil, aynı zamanda Kütahya ve Bilecik illerine de hizmet verecek stratejik bir noktada bulunuyor. Bu sayede olası yangınlarda ekiplerin olay yerine daha kısa sürede ulaşması hedefleniyor. Yetkililer, bölgenin özellikle yaz aylarında yüksek risk taşıyan ormanlık alanlara yakın olması nedeniyle merkezin önemli bir görev üstleneceğini belirtiyor. İklim değişikliği yangın riskini artırıyor Uzmanlar, son yıllarda artan sıcaklıklar, kuraklık ve düzensiz yağış rejiminin Türkiye'de orman yangını sezonunu uzattığına dikkat çekiyor. Özellikle düşük nem oranı ve kuvvetli rüzgarın aynı anda görüldüğü günlerde küçük bir kıvılcımın bile kısa sürede büyük yangınlara dönüşebildiği belirtiliyor. Bu nedenle yalnızca söndürme kapasitesinin artırılması değil, vatandaşların da daha dikkatli davranması büyük önem taşıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, yaz boyunca özellikle ormanlık alanlarda ateş yakılmaması, sigara izmaritlerinin doğaya atılmaması, anız yakılmaması ve kaynak gibi kıvılcım oluşturabilecek çalışmaların gerekli tedbirler alınmadan yapılmaması konusunda uyarılarını sürdürüyor. Erken müdahale, büyük felaketleri önlüyor Son yıllarda yapılan yatırımlar sayesinde Türkiye'nin yangınla mücadele altyapısı önemli ölçüde güçlendirilirken, erken müdahale sistemleri de geliştiriliyor. Yeni ilk müdahale ekip binaları, hava araçlarının koordinasyonu, teknolojik takip sistemleri ve eğitimli personel sayesinde yangınların büyümeden kontrol altına alınması hedefleniyor. Yetkililer, özellikle yaz sezonunun en sıcak dönemine girildiği bu günlerde vatandaşların yapacağı küçük ihmallerin büyük felaketlere yol açabileceğini hatırlatarak, herkesin orman yangınlarına karşı azami hassasiyet göstermesi çağrısında bulunuyor.

Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği Başkanı Sadık Yurtman: Orman yangınlarına çözüm fosil yakıtlar Haber

Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği Başkanı Sadık Yurtman: Orman yangınlarına çözüm fosil yakıtlar

Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği Başkanı Sadık Yurtman, yaptığı açıklamada, “Son yıllarda ülkemizde ve dünyada artarak devam eden orman yangınları, artık basit bir doğa olayı olmaktan çıkıp, insanlığın ve gezegenimizin karşı karşıya kaldığı varoluşsal bir krize dönüşmüştür. Geçtiğimiz yıl Eskişehir Seyitgazi’de alevlerin arasında kalarak şehit düşen 5 orman işçisi ve 5 AKUT gönüllüsü olmak üzere toplam 10 canımızın acısı hala yüreklerimizde tazeliğini korumaktadır. Bu kayıpların önüne geçmek ve yeşil vatanımızın küle dönmesini engellemek ancak iklim krizinin temel nedenlerine inmekle mümkündür. Bilimsel veriler net bir şekilde ortaya koymaktadır ki; bu yangınların arkasındaki en temel tetikleyici küresel ısınmadır. Küresel ısınmayı hızlandıran ana unsur ise atmosferi bir battaniye gibi saran kömür, petrol ve gaz gibi fosil yakıtların kontrolsüzce tüketilmesidir. Dünyamızı yaşanabilir tutmak ve yangın felaketlerini durdurmak adına fosil yakıtlardan ivedilikle uzaklaşmalı ve şu radikal adımları uygulamaya koymalıyız: FOSİL YAKITLARDAN UZAKLAŞMAK İÇİN ATILMASI GEREKEN ADIMLAR Yenilenebilir Enerji Dönüşümü: Enerji üretim sürecinde kömürlü termik santraller kapatılmalı; rüzgar, güneş ve hidrolik enerji yatırımları sistemin ana omurgası haline getirilmelidir. Ulaşımda Elektrifikasyon: İçten yanmalı motorlu araç üretimi ve kullanımı kademeli olarak sonlandırılmalı, toplu taşıma ve bireysel araç kullanımında tamamen elektrikli sistemlere geçiş sağlanmalıdır. Enerji Verimliliği ve Yeşil Binalar: Sanayi tesislerinde ve konutlarda enerji tasarrufu sağlayan, kendi enerjisini üretebilen yalıtımlı yeşil bina teknolojileri zorunlu hale getirilmelidir. ORMANLARIMIZI VE DÜNYAMIZI KORUMAK İÇİN ATILMASI GEREKEN ADIMLAR Bütçe ve Erken Müdahale: Orman Genel Müdürlüğü bütçeleri artırılmalı, yangın emniyet şeritleri ve bakım çalışmaları yangın mevsimi başlamadan önce eksiksiz şekilde tamamlanmalıdır. Caydırıcı Cezalar ve Koruma: Ormanlık alanlarda yangına yol açan ihmal ve kasıtlı eylemlere yönelik yasal yaptırımlar en üst düzeye çıkarılmalıdır. Küresel İklim Anlaşmalarına Uyum: Paris İklim Anlaşması ve karbon nötr hedefleri sadece kağıt üzerinde kalmamalı, bir devlet politikası olarak kararlılıkla yürütülmelidir. Yeni Seyitgaziler yaşanmaması, daha fazla şehit verilmemesi ve gelecek nesillere çölleşmiş bir dünya bırakmamak adına hükümetleri, yerel yönetimleri ve tüm insanlığı fosil yakıt bağımlılığına karşı acil önlemler almaya davet ediyor ve bu konunun COP 31 gündemine gelmesini arzuluyoruz. Unutmayalım ki; iklim kriziyle mücadele etmek, orman yangınlarını önlemenin tek kalıcı yoludur.” ifadelerini kullandı.

Yeme Bozuklukları Vaka Örnekleriyle Ele Alındı Haber

Yeme Bozuklukları Vaka Örnekleriyle Ele Alındı

Etkinlikte konuşan Sözan, yeme bozukluklarının yalnızca kilo kaybı ya da aşırı yeme davranışı üzerinden değerlendirilmesinin eksik ve yanıltıcı sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekti. Bu tabloların bireyin beden algısı, duygu durumu, stresle baş etme biçimleri, benlik algısı ve sosyal çevresiyle yakından ilişkili, çok boyutlu rahatsızlıklar olduğunu belirten Sözan, değerlendirme sürecinde yalnızca beslenme alışkanlıklarına odaklanmanın yeterli olmadığını ifade etti. Bireyin yaşam öyküsünün, psikososyal geçmişinin ve mevcut yaşam koşullarının birlikte ele alınmasının hem doğru tanıya ulaşmada hem de sürdürülebilir bir tedavi planı oluşturmada belirleyici bir rol oynadığını vurguladı. Bu bütüncül yaklaşımın özellikle erken müdahale ve uzun vadeli iyileşme açısından kritik öneme sahip olduğunu aktardı. “Beslenme Öyküsü, Tanı ve Tedavinin Temel Taşıdır” Beslenme öyküsü alma sürecinin klinik değerlendirmedeki yerine de değinen Sözan, sağlıklı ve güvenilir bir değerlendirme yapabilmek için danışanın beslenme öyküsünün doğru, detaylı ve sistematik biçimde alınmasının büyük önem taşıdığını dile getirdi. Antropometrik ölçümler, laboratuvar bulguları ve davranışsal göstergelerle birlikte yürütülen bu sürecin, yalnızca mevcut tabloyu anlamakla kalmadığını; aynı zamanda tanı, ayırıcı tanı ve tedavi planının oluşturulmasında da belirleyici rol üstlendiğini kaydetti. Bu kapsamda etkinliğin içeriğinde; beslenme öyküsü alma süreci, antropometrik ölçümler, davranışsal göstergeler ve klinik değerlendirme aşamalarına ilişkin bilgiler katılımcılarla paylaşıldı. Gerçek vaka örnekleri üzerinden yürütülen oturumlarda tanı ve ayırıcı tanı yaklaşımları tartışılarak, farklı klinik tabloların değerlendirilmesine yönelik uygulamaya dönük örnekler ele alındı. “Yeme Bozukluklarında Başarı, Multidisipliner Ekip Çalışmasıyla Mümkündür” Yeme bozukluklarının tedavisinde ekip çalışmasının vazgeçilmez olduğuna dikkat çeken Sözan, bu alanda tek bir disiplinle ilerlemenin mümkün olmadığını söyledi. Diyetisyen, hekim ve psikolog ya da psikiyatristten oluşan multidisipliner ekip yaklaşımının etkili ve sürdürülebilir bir tedavi süreci için zorunlu olduğunu belirten Sözan, her meslek grubunun sürece farklı bir bakış açısı ve uzmanlık alanı sunduğunu vurguladı. Bu iş birliğinin yalnızca klinik başarıyı değil, aynı zamanda danışanın sürece uyumunu ve tedaviye olan güvenini de güçlendirdiğini ifade etti. “Etkili İletişim, Tedavinin Sürdürülebilirliğini Belirler” Hasta ile kurulan iletişimin, teknik bilgi kadar belirleyici bir unsur olduğuna da değinen Sözan, danışanlarla yürütülen süreçte yargılayıcı olmayan, empatik ve destekleyici bir dil kullanılmasının tedavinin başarısı açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Güven ilişkisi kurulmadan yapılan hiçbir müdahalenin uzun vadede sürdürülebilir olamayacağını belirten Sözan, danışmanlık sürecinin etik ilkelere bağlı, danışanın sürece aktif katılımını teşvik eden ve bireysel ihtiyaçları gözeten bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

Anoreksiya: Zayıflık Takıntısı Hayatı Tehdit Ediyor! Haber

Anoreksiya: Zayıflık Takıntısı Hayatı Tehdit Ediyor!

Günümüzde zayıflık idealinin giderek yaygınlaştığını belirten uzmanlar, kilo verme davranışının bazı bireylerde tehlikeli bir takıntıya dönüşebildiğini söylüyor. Anoreksiya Nervoza’nın diyet yapıp kilo vermekten ileri bir durum olduğunu vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Bu beyindeki bir takım aksamalardan ortaya çıkan bir zayıflamadır. Anoreksiyaya sahip kişilerin kendilerini güzel bulmalarının temelinde psikiyatrik sorunlar olabilir.” dedi. Hastaların çoğunun kendilerini kilolu görmeye devam ettiklerini, ancak çevrelerindekilerin durumun ciddiyetini fark edebildiklerini dile getiren Prof. Dr. Erkmen, erken başvuru ve hastalığın kabul edilmesinin tedavide başarıyı belirleyen en önemli faktörler arasında yer aldığını aktardı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, Anoreksiya Nervoza’nın estetik bir tercih değil, erken müdahale edilmezse hayati risk taşıyan ciddi bir psikiyatrik hastalık olduğu konusunda detaylı açıklamalarda bulundu. Takıntılı kilo verme davranışına sahip kişiler vakit kaybetmeden bir psikiyatri uzmanına başvurmalı! Günümüzde herkesin ‘daha zayıf olmalıyım’ düşüncesine sahip olduğunu dile getiren Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Her mahallede, her sokakta, küçük şehirlerde bile spor salonları var.” dedi. Buraya gidenlerin zayıflamak için gittiğini, ‘spor yapayım kalori kaybedeyim’ düşüncesinde olduklarını kaydeden Prof. Dr. Erkmen, “Böyle bir durumda olan birisi varsa, çok fazla vakit geçirmeden bir psikiyatri uzmanına başvurmaları uygun olur. Basit işlerde bile başlangıçta işi bitirmek çok daha kolayken zaman geçtikçe daha zor olur. Atalarımız söylemiş; ağaç yaşken eğilir. Bir fidanı herkes eğebilir, büyük ağaç olduğu zaman kimse eğemez. Bunun için çok vakit kaybetmemek önemli. Aklınıza gelen her türlü tıbbi olayda vakit kaybetmemek, bir an evvel doktora başvurmak gerekir.” uyarısında bulundu. Anoreksik zayıflık, beyindeki aksamalardan kaynaklanan ciddi bir psikiyatrik hastalık! Anoreksiyanın genellikle huzursuz aile ortamında büyüyen kişilerde daha fazla göründüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Anoreksiyaya sahip kişilerin kendilerini güzel bulmalarının temelinde psikiyatrik sorunlar olabilir.” dedi. Bazı kadınların kalçalarını ve göğüslerini yok ederek kadınlık yönlerini reddetmeye çalıştıklarını, bazılarının da ‘ne kadar zayıf o kadar iyi’ algısını ön plana taşıdıklarını belirten Prof. Dr. Erkmen, “Sonuç olarak bu beyindeki bir takım aksamalardan ortaya çıkan bir zayıflamadır. Basitçe, bir insanın diyet yapıp kilo vermesinden çok daha ileri bir şeydir. Her kilo verdiğinde anoreksik olduğunu zannetmemek demektir. Hatta bazen aşırı kusmaya bağlı olarak bir sebeple diş hekimine giderse, diş hekimleri dişlerinin arka kısımlarının aşınmış olduğunu fark ederler. Kusarken çıkarılan asit dişleri tahrip eder ve bir süre sonra dişler dökülmeye başlar. Kesinlikle bir güzellik ortaya çıkmaz. Aksine olabildiğince çirkin bir tablo ortaya çıkar. İyi beslenemedikleri için saçlar dökülebilir.” şeklinde konuştu. 30 kilonun altı hastane yatışı gerektiren ciddi bir durum! Anoreksiya Nervoza’da zayıflama hızının başlangıçta yavaş olduğuna ve giderek arttığına değinen Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, bunun nedeninin de hiçbir şekilde gıda almayıp, aldıklarında da kusarak çıkarma, ishalle çıkarma veya aşırı spor yapma gibi eylemler olduğunu söyledi. “Bu hastaların çok ilginç olan tarafı da her türlü gıdanın ne kadar kalori vereceği hakkında çok ciddi bilgileri vardır.” diyen Erkmen, sözlerine şöyle devam etti: “Onlar bir ekmek, bir tabak et kaç kalori bilirler. Dolayısıyla da ona dikkat ederek yemek yemeye başlarlar. Başlangıçta diyet gibi görünebilir ama ne yazık ki sonu çok tatsız bir şekilde gelir. İşin kötü olan tarafı da herkes bunun kötü bir zayıflık olduğunu fark eder. Hastalar ise ‘daha şişmanım biraz daha kilo vermem gerekiyor’ gibi kendilerinin daha şişman olduğunu iddia ediyor olabilirler. Ancak ne yazık ki iş kötüye gidiyor manasına gelir. Özellikle 30 kilonun altına düşerse ciddi tehlike vardır. Hastaneye yatırmak gerekir. Belki zorla besleme metotları uygulanabilir.” Tedavide başarıyı sağlamak için kişinin hastalığı kabul etmesi gerekir! Tedavi süresi ve başarı oranının hastadan hastaya değişiklik gösterdiğini aktaran Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Çok kötü hastalığa tutulmuş bir insan ameliyat olur, bir bakarsın bir şey olmadan güzel bir şekilde yaşar ya da çok basit bir hastalıktan dolayı da ölebilir.” dedi. Anoreksiyada da benzer bir durum söz konusu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Erkmen sözlerini şöyle tamamladı: “Dereceleri vardır. Mantıklı miktarda zayıfladıktan sonra ‘bu işin tadı kaçtı ben burada durayım’ diyenler de var, sonuna kadar gidenler de var. Otuz kilonun altına düşmüş, çocuk ağırlığında neredeyse ama hala yemek yememeye, kusmaya veya başka şeyler yapmaya çalışabilir. Yaşamı kısaltan bir hastalıktır. Belli bir tanıyı geçtikten sonra bir ölüm olmasa bile vücut her türlü hastalığa açık hale gelir. Başka türlü bir hastalığa tutulabilir. Tedavide başarıyı sağlamak içinse kişinin hastalığı kabul etmesi ve tedavi için erken başvurması gerekir. 1-2 senedir devam eden bir şey halinde gelinirse ve hasta iyi uyum sağlarsa tedaviye iyileşir. Ancak eğer ilaçlarını kullanmaz ve kilo vermek için aynı davranışlarına devam ederse bu iş kötüye doğru gider ne yazık ki.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.