Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enflasyon

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Enflasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enflasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Fitch’ten Türkiye’ye fren: Kredi notu pozitiften, durağana çekildi Haber

Fitch’ten Türkiye’ye fren: Kredi notu pozitiften, durağana çekildi

Fitch Ratings, Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmesini açıkladı. Kredi derecelendirme kuruluşundan yapılan açıklamada, Türkiye'nin uzun vadeli döviz cinsinden kredi notunun "BB-" olarak teyit edildiği, not görünümünün ise "pozitif"ten "durağan"a güncellendiği bildirildi. Görünüm revizyonunun, İran savaşının başlamasından bu yana Türkiye'nin döviz rezervlerinde yaşanan belirgin düşüşten kaynaklandığı belirtildi. Bu süreçte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) Türk lirasını desteklemek amacıyla piyasaya 50 milyar doların üzerinde döviz sattığı belirtilirken, savaşın uzaması halinde dış borç ödemeleri ve enflasyon görünümünde daha fazla bozulma yaşanabileceği kaydedildi. Açıklamada, Türkiye'nin enerji ithalatına yüksek bağımlılığının bu riskleri artıran temel unsurlardan biri olduğu vurgulandı. Fitch, Türkiye'nin kredi profilini destekleyen unsurlar arasında güçlü ve çeşitlendirilmiş ekonomik yapı, görece düşük kamu borcu, zorlu dönemlerde dahi dış finansmana erişim kapasitesi ve bankacılık sektörünün dayanıklılığını öne çıkardı. Buna karşılık, kronikleşen yüksek enflasyon, para politikasına yönelik siyasi baskılar, tekrarlayan döviz krizi riskleri, rezervlerin dış borca kıyasla sınırlı kalması ve kurumsal zayıflıklar kredi notu üzerinde baskı oluşturan başlıca faktörler olarak sıralandı. Öte yandan Fitch, değerlendirmesini olağan takvim dışında yayımlamasına da açıklık getirdi. Kuruluşa göre mevcut düzenlemeler, bir ülkenin kredi görünümünde ani ve önemli değişikliklerin yaşanması halinde planlı değerlendirme tarihinin beklenmeden güncellenmesine imkân tanıyor. Fitch, Türkiye için bir sonraki planlı kredi notu gözden geçirme tarihinin 17 Temmuz 2026 olduğunu bildirdi.

Putin: Sadece petrol değil, sanayi malları üretimi de zarar görüyor Haber

Putin: Sadece petrol değil, sanayi malları üretimi de zarar görüyor

Rusya Devlet Başkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre; Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, enerji sektörü temsilcileri ve yetkililerle bir araya gelerek Orta Doğu'daki gerilimin küresel yakıt kompleksine etkilerini ele aldı. Orta Doğu'daki istikrarsızlığın kaçınılmaz sonuçlarına dikkat çeken Putin, "Orta Doğu'daki durumu istikrarsızlaştırma girişimlerinin kaçınılmaz olarak küresel yakıt ve enerji kompleksini tehdit edeceğini açıkça belirtmiştik. Petrol ve gaz fiyatlarını artırmak, arzı kısıtlamak ve uzun vadeli yatırım planlarını bozmak... Öyle görünüyor ki tam olarak olan şey bu" dedi. Lojistik sorunların tüm dünyayı etkilediğini vurgulayan Putin, şu ifadeleri kullandı: "Bugün hidrokarbonlarda lojistik sorunlar, ulaşım yollarında aksamalar görüyoruz. Bu durum küresel üretim zincirleri ve tüm uluslararası ekonomik ilişkiler sistemi üzerinde son derece olumsuz bir etki yaratıyor. Tedariklerdeki aksaklıkları enflasyon yükselişi takip ediyor; sadece petrol ve gaz sektörü değil, sanayi malları üretimi de zarar görüyor." Hürmüz Boğazı'nın stratejik önemine sayısal verilerle değinen Putin, "Geçen sene dünyanın deniz petrol ihracatının yaklaşık üçte biri -günde yaklaşık 14 milyon varil- Hürmüz Boğazı'ndan geçiyordu. Şu anda bu rota etkili bir şekilde kapalıdır. Boğazın kullanılamaması nedeniyle petrol üretiminin önümüzdeki ay tamamen durma noktasına gelme riski var. Bölgedeki depolama tesisleri ihraç edilemeyen petrolle dolmuş durumda” diye konuştu. Alternatif rotaların kısa vadede çözüm olmayacağını belirten Rus lider, "Orta Doğu petrol arzının Hürmüz Boğazı kullanılmadan tamamen yönlendirilmesi şu an için gerçekçi değildir. Lojistiği değiştirmek sadece uzun sürmekle kalmaz, aynı zamanda devasa altyapı harcamaları ve yüksek siyasi riskler gerektirir" açıklamasını yaptı.

Öztrak: Enflasyonun yükünü dar gelirli vatandaşlar taşıyor Haber

Öztrak: Enflasyonun yükünü dar gelirli vatandaşlar taşıyor

NATO-PA Ekonomi Komitesi Başkanı Öztrak, Şubat 2026 enflasyon verilerini değerlendirerek Türkiye’deki ekonomik tabloya ilişkin eleştiriler yöneltti. TÜİK verilerine göre aylık enflasyon yüzde 2,96, yıllık yüzde 31,53 olurken; İTO’ya göre aylık yüzde 3,85, yıllık yüzde 37,88; EN-AG verilerine göre ise aylık yüzde 4,01, yıllık yüzde 54,14 olarak kaydedildi. Öztrak, “TÜİK’in makyajıyla bile dünyada en yüksek enflasyon yaşanan 5 ülkeden biriyiz. Gıda enflasyonunda ise ilk üçteyiz” dedi. Finans haberleri Başkan Öztrak, aylık yüzde 2,96’lık enflasyonun yüzde 1,71’inin gıda fiyatlarından kaynaklandığını, gıda fiyatlarının son iki ay üst üste yüzde 6’nın üzerinde arttığını belirtti. Dar ve sabit gelirli vatandaşların temel harcamalarının gıda, barınma ve ulaştırma olduğunu vurgulayan Öztrak, “Tabelaya yazılan enflasyon yüzde 3’ün altında, ama mutfaktaki ateş emeklinin, emekçinin, dar gelirli milyonların cebini yakmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı. Öztrak, hükümetin emekli ikramiyelerine zam yapmamak için çeşitli gerekçeler öne sürdüğünü, Hazine ve Maliye Bakanı’nın ise gıda fiyatlarındaki artışların hava şartlarına bağlı olarak telafi edileceğini belirttiğini aktardı. Ayrıca, Merkez Bankası’nın 2026 için enflasyon tahmininin yüzde 21’in üst bandında olduğunu, ancak bu tahminlerin brent petrol fiyatı ve jeopolitik belirsizlikler gibi gerçekçi olmayan öngörülere dayandığını söyledi. Başkan Öztrak, yaklaşan ekonomik riskler karşısında “Talih sadece hazırlıklı zihinlere güler” diyerek, hükümetin günübirlik popülizmle hareket ettiğini, milletin sorunlarına çözüm üretmek yerine iyimser tahminlerle yetindiğini eleştirdi. Öztrak, çözümün güven veren bir yönetim, program, öngörüler ve kadrolardan geçtiğini belirterek, “Sorunun sebebi haline gelenleri sandıkla evine göndermek, milletin derdine derman olacak kadroları iş başına getirmek gerekir” ifadelerini kullandı.

TÜRK-İŞ Şubat 2026 Raporu: Açlık Sınırı 32.365 TL, Yoksulluk Sınırı 105.425 TL Oldu Haber

TÜRK-İŞ Şubat 2026 Raporu: Açlık Sınırı 32.365 TL, Yoksulluk Sınırı 105.425 TL Oldu

Gıda harcamasına barınma, ulaşım, eğitim, sağlık ve diğer temel ihtiyaçlar eklendiğinde ise yoksulluk sınırı 105.425 TL’ye yükseldi. Açlık Sınırı Şubat 2026’da 32.365 TL’ye Yükseldi TÜRK-İŞ’in verilerine göre, dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda için yapması gereken asgari aylık harcama tutarı (açlık sınırı) 32.365,44 TL olarak hesaplandı. Bu rakam, bir önceki aya göre yüzde 3,65 oranında artış gösterdi. Yoksulluk Sınırı 105.424 TL’yi Aştı Gıda harcamasının yanı sıra; Kira, elektrik, su ve yakıt giderleri Ulaşım Eğitim Sağlık Giyim ve diğer zorunlu ihtiyaçlar dahil edildiğinde dört kişilik bir ailenin hanesine girmesi gereken toplam gelir tutarı (yoksulluk sınırı) 105.424,90 TL oldu. Bu rakam, temel yaşam maliyetlerindeki artışın aile bütçesi üzerindeki baskısını ortaya koyuyor. Bekâr Çalışanın Yaşama Maliyeti 41.900 TL Raporda ayrıca bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti de hesaplandı. Buna göre, tek başına yaşayan bir çalışanın aylık yaşam maliyeti 41.899,77 TL’ye yükseldi. Bu veri, asgari ücret ile geçim arasındaki farkın yeniden gündeme gelmesine neden oldu. Mutfak Enflasyonu Verileri Açıklandı TÜRK-İŞ’in “mutfak enflasyonu” olarak tanımladığı gıda fiyatlarındaki değişim Şubat 2026 itibarıyla şu şekilde gerçekleşti: Aylık artış: %3,65 İki aylık artış: %7,37 On iki aylık artış: %38,76 Yıllık ortalama artış: %39,43 Gıda fiyatlarındaki bu artış, özellikle dar ve sabit gelirli kesimler üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Açlık ve Yoksulluk Sınırı Neden Önemli? TÜRK-İŞ tarafından her ay açıklanan açlık ve yoksulluk sınırı verileri; Çalışanların geçim koşullarını Temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişimini Aile bütçesindeki reel kaybı ortaya koyması açısından önemli bir ekonomik gösterge olarak kabul ediliyor. Şubat 2026 verileri, özellikle enflasyon ve gelir politikaları tartışmalarında referans alınacak kritik rakamlar arasında yer aldı.

Trump, Kongre'deki "Birliğin Durumu" konuşmasında başarılarını övdü: ABD “altın çağını” yaşıyor Haber

Trump, Kongre'deki "Birliğin Durumu" konuşmasında başarılarını övdü: ABD “altın çağını” yaşıyor

ABD Başkanı Donald Trump, yıllık “Birliğin Durumu” konuşmasında ekonomik başarılarıyla övünürken, başkanlığının kritik bir döneminde başarı havası yaratmak amacıyla ABD’nin ‘altın çağını’ yaşadığını söyledi. Önümüzdeki kasım ayında zorlu ara seçimlerle karşı karşıya olan Cumhuriyetçilerin çağrılarına yanıt veren Trump, televizyon ekranlarında yayınlanan konuşmasının ilk saatinde ekonomiye odaklandı ve enflasyonu dizginlediğini, borsayı rekor seviyelere çıkardığını, kapsamlı vergi indirimlerini onayladığını ve ilaç fiyatlarını düşürdüğünü söyledi. Cumhuriyetçi Kongre üyelerinin “Amerika, Amerika” sloganları eşliğinde kürsüye çıkan Trump, Demokratların tamamen sessiz kaldığı bu ortamda, “Ülkemiz geri döndü... Artık her zamankinden daha büyük, daha iyi, daha zengin ve daha güçlü” dedi. Televizyon ekranlarından yayınlanan konuşma, Trump'a seçmenleri Cumhuriyetçilerin iktidarda kalması için ikna etme fırsatı verse de bu konuşma, Trump'ın yurt içinde ve yurt dışında zorlu siyasi koşullarla karşı karşıya olduğu bir dönemde gerçekleşti. Öte yandan bu Trump’ın, Beyaz Saray'a dönüşünden bu yana 13 ay içinde yaptığı ikinci ‘Birliğin Durumu’ konuşmasıydı. Trump konuşmasına ekonomi hakkında konuşarak başladı ve gıda, konut, sigorta ve kamu hizmetleri fiyatlarının birkaç yıl öncesine göre çok daha yüksek olmasına rağmen enflasyonun ‘hızla düştüğünü’ açıkladı. Beyaz Saray danışmanları, Trump'a Amerikalıların ekonomik endişelerine odaklanması için baskı yapmıştı. Trump'ın 2024 seçimlerindeki zaferi, büyük ölçüde yaşam maliyetini düşürme vaatlerine dayanıyordu, ancak seçmenler şimdiye kadar yaptıklarına pek ikna olmuş görünmüyor. Reuters ve Ipsos'un ortak anketine göre Amerikalıların sadece yüzde 36'sı Trump'ın ekonomiyi yönetme şeklinden memnun. Trump, abartmayı sevdiği bilinen eski bir reality televizyon yıldızına yakışır şekilde, pazar günü Kış Olimpiyatları'nda altın madalya kazanan ABD erkek hokey takımı önünde ülkenin elde ettiği tüm ‘zaferlerle’ övündü. Konuşmasında selefi Joe Biden'ı sert bir şekilde eleştiren Trump, “On iki ay önce, kriz içindeki bir ülkeyi devraldım. Bir yıl sonra, daha önce hiç kimsenin görmediği değişiklikler başardık. Biden bize tarihin en kötü enflasyonunu miras bıraktı, ben ise bunu düşürdüm” ifadelerini kullandı. Trump, “Reçeteli ilaç fiyatlarındaki büyük enflasyonu sona erdireceğim. Bu, önceki başkanların girişimlerine rağmen daha önce hiç başarılmamış bir şey” diye açıkladı. Washington’ın Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu görevden almasından bu yana ABD'nin Venezuela'dan 80 milyon varilden fazla petrol aldığını açıklayan Trump, “Yeni dostumuz ve ortağımız Venezuela'dan 80 milyon varilden fazla petrol aldık. ABD'nin petrol üretimi günde 600 bin varilden fazla arttı” dedi. ABD’nin ‘kısa bir süre önce ölü bir ülke’ olduğunu, şimdi ise ‘dünyanın en çekici ülkesi’ haline geldiğini söyleyen Trump, “Gümrük vergileri konusunda Yüksek Mahkeme'nin hayal kırıcı kararına rağmen, daha karmaşık alternatif prosedürler aracılığıyla para akışını hala güvence altına alıyoruz” diye devam etti. Sınırdan geçen ölümcül fentanil akışıyla ilgili olarak Trump, “bir yıl içinde rekor bir düşüşle yüzde 56 azaldı” dedi. İran'ı ‘ABD'yi vurabilecek füzeler geliştirmeye çalışmakla’ suçlayan Trump, konuşmasında, “İran, Avrupa'yı ve yurtdışındaki üslerimizi tehdit edebilecek füzeler geliştirdi bile ve yakında ABD'ye ulaşabilecek füzeler üretmek için çalışıyor” ifadelerini kullandı. Bununla birlikte ‘tercih ettiği seçeneğin’ İran'ın nükleer sorununu diplomasi yoluyla çözmek olduğunu açıkladı. Kongre’deki 20'den fazla Demokrat Partili temsilci oturumu boykot edeceklerini açıklarken, sivil toplum örgütleri Washington'da yönetimin politikalarına karşı protesto gösterileri düzenlemeye hazırlandı. Trump, konuşması sırasında yaklaşık bir saat boyunca alışılmadık bir şekilde ölçülü davrandı, çoğunlukla yazılı metne sadık kaldı ve her zamanki doğaçlama tarzından kaçındı. Trump, her zamanki gibi Demokrat Partili selefi Joe Biden ve Demokrat Parti temsilcilerine bazı eleştirilerde bulunsa da cuma günü onun imzalı gümrük vergisi politikasını iptal eden ABD Yüksek Mahkemesini eleştirmedi. Kararın ardından yargıçlara kişisel hakaretler yağdırdığı saatlerin aksine, salona girerken duruşmaya katılan dört yargıçla tokalaştı ve kararı sadece ‘talihsizlik’ olarak nitelendirdi. Demokratlarla çatışmalar Konuşmasına devam ederken gerginlik artmaya başladı. Trump en sevdiği konu olan göçmenlik konusuna geçtiğinde, 2024 seçim kampanyasının merkezinde yer alan aynı söylemi tekrarladı ve birçok araştırma bunun aksini kanıtlamasına rağmen, yasadışı göçmenlerin şiddet suçları dalgasından sorumlu olduğunu söyledi. Demokratlara dönerek, “Kendinizden utanmalısınız!” diyen Trump, Trump yönetimi altında Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) yetkililerinin uyguladığı sert taktikleri engelleyecek önlemler alınmadıkça İç Güvenlik Bakanlığı'na fon sağlamayı reddeden Demokratları eleştirdi. Anketler, Minneapolis'te maskeli federal ajanlar tarafından Amerikan vatandaşlarının öldürülmesinin ardından, Amerikalıların çoğunluğunun Trump'ın göçmenlere yönelik sert önlemlerinin çok ileri gittiğine inandığını gösteriyor. Trump göçmenlik yasalarını uygulamakla övünürken, ABD Temsilciler Meclisi'nde Minneapolis'i temsil eden Demokrat Partili temsilci İlhan Ömer ona “Sen Amerikalıları öldürdün!” diye bağırdı.

Özdağ: Biz sanayi devrimi yaşanırken var olan sanayisi küçülen bir ülkeyiz Haber

Özdağ: Biz sanayi devrimi yaşanırken var olan sanayisi küçülen bir ülkeyiz

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, “Türk Milleti Basın Toplantısı” kapsamında ekonomi, güvenlik ve terörle mücadele başlıklarında değerlendirmeler yaptı. Ramazan ayının yüksek enflasyon ve özellikle gıda fiyatlarının arttığı bir dönemde karşılandığını belirten Özdağ, gelir dağılımındaki bozulmaya dikkat çekti. Tüm milletin ramazan ayını kutlayarak, hayırlara vesile olmasını dileyen Özdağ, "Ramazan ayını yüksek enflasyon, özellikle yüksek gıda enflasyonunun yaşandığı bir ortamda idrak ediyoruz. 16 milyon 800 bin emekli, dul ve yetimin, milyonlarca asgari ücretlinin aldıkları sosyal yardım niteliğindeki maaş ile zaten zorunlu olarak oruç tutmak zorunda kaldıkları bir ekonomik buhranda Ramazan'ı idrak ediyoruz. Buna karşılık küçük bir azınlık servetine servet katıyor. En zengin yüzde 1 servetin yüzde 20'sini kontrol ediyor. En zengin yüzde 10 servetin yüzde 68'ini kontrol ediyor. 44 milyon yurttaşımız ise toplam servetin ancak 2,7'sini kontrol ediyor. İşte bu Türkiye'deki bütün zenginliğin yüzde 68'ini kontrol eden yüzde 10 haksız bir zenginlik ve lüks içinde yaşarken, lüks araçları peynir ekmek gibi alırken, servetin ancak yüzde 2,7'sine ulaşabilen 44 milyon vatandaşımız pazardan 2 kilo domates, 2 kilo soğan almakta zorlanıyor. OECD ülkeleri arasında et, balık, tavuk eti tüketiminde son sıradayız. Birileri lüks içinde yaşarken milyonlarca insan pazardan iki kilo sebze almakta zorlanıyor.” dedi. Özdağ, 2002'den bu yana polis olmanın zorluklarına dikkat çekerek "Önce emniyet teşkilatını denetimi bir terör ve casusluk örgütünün eline geçti. Ve vatansever polisler, Anayasaya, devlete bağlı polisler kendi teşkilatlarının içerisinde bir terör ve casusluk örgütünün mensupları tarafından taciz edildiler, tasfiye edildiler, komplolara maruz kaldılar. Sonra başka cemaat ve tarikatların etkinlik kurduğu bir döneme girdik ve şimdi o dönemden geçiyoruz. Polislik meslek kimlik aidiyetinde ciddi bir zayıflamanın olduğunu görüyoruz. 2026'nın ilk 45 gününde 10 emniyet mensubu intihar etti arkadaşlar. Bu terörle mücadelede verdiğimiz şehit sayısından daha fazla. Mobbing, aşırı çalışma, ekonomik sorunlar ve ikinci-üçüncü şark gibi uygulamalar polisleri tükenmişliğe sürüklüyor. İçişleri Bakanlığı artık bu sorunu görmezden gelemez” açıklamasını yaptı. Uyuşturucu ve organize suç konusuna değinen Özdağ, “Türkiye uyuşturucuda transit ülke olmaktan çıkıp hedef ülke haline geldi. Organize suçta Avrupa’da birinci, dünyada 14’üncü sıradayız. Yılda 200 milyar dolara yakın kara paradan söz ediliyor. Uyuşturucu ve sanal kumar aileleri dağıtıyor. Gerekirse zorunlu tedavi sistemini devreye sokacağız. Baronlara göz açtırmayacağız. Türkiye tertemiz olacak” ifadelerine yer verdi. Sanayide daralma yaşandığını öne süren Özdağ, “Türk sanayisi çok ağır bir kriz içerisinde. 1996’da sanayinin milli gelirdeki payı yüzde 25’ti, bugün yüzde 17’ye geriledi. Yani Türkiye sanayisizleşiyor. Dünya yapay zeka eksenli yeni bir sanayi devrimine giderken biz bu sanayi devrimi yaşanırken var olan sanayisi küçülen bir ülkeyiz. Türk sanayicisi rekabet gücünü kaybediyor. Tarım azalıyor, üretim düşüyor. Çözüm planlı ekonomidir, Devlet Planlama Teşkilatı yeniden kurulmalıdır” dedi. TBMM’de yayımlanan ortak rapora yönelik eleştirilerinde ise Özdağ şu ifadeleri kullandı: “Bu rapor Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin çıkarmış olduğu ilk milli, üniter, laik devleti ortadan kaldırmaya dönük resmi rapordur. Evet, terörsüz bir Türkiye'yi bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları istiyor. Ancak bunu terör örgütüyle pazarlık yaparak, terör örgütünün taleplerini kabul ederek ve Türkiye'yi etnisiteler, mezhepler ekseninde bölerek yapamazsınız. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde tek bir Türk milleti yaşar. Türk, Kürt, Arap diye ayrı halklar üzerinden siyaset üretmek Türkiye’yi Lübnanlaştırmak demektir. Bu, Türkiye'yi Iraklaşmaya sürüklemek, Türkiye'yi Yugoslavyalaştırmak demektir. On yıllardır süren acıların kaynağı Kürt sorunu değil, dış destekli PKK terör örgütü ve onun yandaşlarıdır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.