Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enerji Güvenliği

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Enerji Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Enerjide tam bağımsızlık Türkiye’nin Kızılelma’sıdır Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Enerjide tam bağımsızlık Türkiye’nin Kızılelma’sıdır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Değişen Küresel Manzarada Enerji Güvenliği: Bağlantısallık ve İş Birliği” temasıyla düzenlenen 2. İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi’nde konuştu. Zirvede Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’dan Orta Doğu’ya geniş bir coğrafyadan temsilcileri Türkiye’de ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirten Erdoğan, etkinliğin ülkeler arası iş birliğine katkı sağlayacağını ifade etti. “TÜRKİYE ENERJİ KÖPRÜSÜ KONUMUNDA” Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından kritik bir rol üstlendiğini vurgulayan Erdoğan, ülkenin enerji kaynaklarına sahip bölgeler ile bu kaynaklara ihtiyaç duyan ülkeler arasında güçlü bir köprü olduğunu söyledi. Enerjinin artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda milli güvenlik ve bölgesel istikrarın da merkezinde yer aldığını belirten Erdoğan, petrol ve doğal gazın stratejik önemini koruduğunu ifade etti. Konuşmasında Rusya-Ukrayna savaşı ve bölgesel gerilimlere değinen Erdoğan, bu süreçlerin enerji arz güvenliğini doğrudan etkilediğini ve fiyatlarda ciddi artışlara yol açtığını dile getirdi. Türkiye’nin diplomasi ve diyalog odaklı politikalarla krizlerin dışında kalmaya çalıştığını belirten Cumhurbaşkanı, ülkenin güvenilir bir enerji ortağı haline geldiğini söyledi. “DOĞAL GAZ KAPASİTESİ 5 KAT ARTTI” Enerji alanındaki yatırımlara da değinen Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin doğal gaz giriş kapasitesinin 90 milyon metreküpten 495 milyon metreküpe yükseldiğini açıkladı. Türkiye’nin 39 ülkeden 50’den fazla şirketle doğal gaz tedarik eden büyük bir enerji altyapısına sahip olduğunu ifade etti. Karadeniz’deki Sakarya Gaz Sahası’ndaki üretimin günlük 9,5 milyon metreküpe ulaştığını belirten Erdoğan, yeni yatırımlarla bu rakamın artırılacağını söyledi. Şırnak Gabar’daki petrol keşfine de değinen Cumhurbaşkanı, buradaki üretimin Türkiye’nin enerji arz güvenliğine önemli katkı sağladığını ifade etti. Enerji, madencilik ve kritik mineraller alanında Türkiye’nin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini vurgulayan Erdoğan, Türkiye’nin artık bu alanlarda “oyun kurucu” bir aktör olduğunu söyledi. Akkuyu Nükleer Güç Santrali ve yenilenebilir enerji yatırımlarına da dikkat çeken Erdoğan, “Enerjide tam bağımsızlık Türkiye’nin Kızılelma’sıdır” ifadelerini kullandı. Programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ve çok sayıda davetli katıldı. Zirve sonunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a merhum hattat Hasan Çelebi’nin kaleme aldığı bir eser takdim etti.

ABD ve Çin'in İran konusunda anlaştıkları iddia edildi: 'Tahran nükleer silaha sahip olmayacak' Haber

ABD ve Çin'in İran konusunda anlaştıkları iddia edildi: 'Tahran nükleer silaha sahip olmayacak'

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, ABD ve Çin’in İran’ın “asla nükleer silaha sahip olmaması” konusunda ortak tutum benimsediği belirtildi. Açıklamada ayrıca iki ülkenin Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması konusunda da mutabakata vardığı ifade edildi. Beyaz Saray, Çin lideri Şi Cinping’in boğazın askerileştirilmesine ve geçişlerden ücret alınmasına karşı çıktığını aktardı. Açıklamada, Çin’in enerji tedarikinde Hürmüz Boğazı’na bağımlılığı azaltmak amacıyla daha fazla Amerikan petrolü satın almaya ilgi gösterdiği kaydedildi. Gündemde İran ve enerji güvenliği vardı Uluslararası basında yer alan haberlere göre görüşmenin ana gündem maddeleri arasında İran’ın nükleer programı, Körfez’de yükselen askeri gerilim ve enerji arz güvenliği yer aldı. Reuters ve The Guardian’ın aktardığına göre Washington yönetimi, Pekin’den İran üzerindeki etkisini kullanmasını isterken, Çin tarafı ise bölgede geniş çaplı bir savaşın küresel ekonomi üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Dünya petrol ticaretinin önemli bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı’na ilişkin mesajlar ise piyasalarda yakından takip edildi. Son haftalarda bölgede artan gerilim nedeniyle yükselen petrol fiyatlarının, diplomatik temasların ardından dengelenebileceği değerlendiriliyor. Ekonomik ilişkiler de masadaydı Trump’ın Pekin ziyareti, yalnızca İran ve Ortadoğu’daki gelişmeler açısından değil, ABD-Çin ilişkilerinin geleceği bakımından da kritik temaslardan biri olarak değerlendirildi. Görüşmelerde ticaret, teknoloji, enerji ve üretim alanlarında iş birliği ihtimallerinin ele alındığı belirtildi. Diplomatik kaynaklara göre Washington yönetimi Çin ile ekonomik gerilimi kontrollü biçimde azaltmayı hedeflerken, Pekin yönetimi de yeni yaptırım risklerini önlemek için daha esnek bir yaklaşım sergiliyor. Putin’in Çin ziyareti hazırlığı Öte yandan Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Çin’e gerçekleştireceği resmi ziyaretin hazırlıklarının büyük ölçüde tamamlandığını açıkladı. Peskov, ziyaret tarihinin ilerleyen günlerde duyurulacağını belirterek Moskova ile Pekin arasındaki stratejik iş birliğinin yeni dönemde daha da güçlenmesinin beklendiğini söyledi. Rusya ile Çin arasındaki enerji, savunma ve ticaret alanlarındaki yakınlaşma uluslararası kamuoyu tarafından yakından izleniyor.

Çernobil nükleer felaketinin üzerinden 40 yıl geçti: Acılar ve alınan pahallı dersler. Haber

Çernobil nükleer felaketinin üzerinden 40 yıl geçti: Acılar ve alınan pahallı dersler.

Çernobil nükleer felaketinin üzerinden kırk yıl geçmesine rağmen, Kuzey Ukrayna ve Güney Belarus sakinleri, tarihin en kötü nükleer kazasının yıkıcı sonuçlarından kurtulmak için hâlâ mücadele ediyor. Çernobil nükleer santralinin 4 numaralı reaktöründeki patlamanın olduğu yer. Fotoğraf: CC BY-SA 2.0 26 Nisan 1986'da, saat 01:23'te, eski Sovyetler Birliği'ndeki Çernobil nükleer santralinin 4 numaralı reaktörü patlayarak garip bir mavi ışık yaydı ve çevreye büyük miktarda radyasyon saldı. Korogod köyü ve Pripyat şehri sakinleri de dahil olmak üzere yüz binlerce kişiye "sadece birkaç gün içinde" tahliye emri verildi, ancak gerçekte asla geri dönmediler. Afetin etkisi Bu felaket 350.000'den fazla insanı yerinden etti ve binlerce kurtarma görevlisi ve itfaiyeci, yangınları kontrol altına alma çabaları sırasında ölümcül radyasyona maruz kaldı. İlk resmi rakamlarda sadece 30 civarında ölüm kaydedilmiş olsa da, birçok uluslararası çalışma, özellikle tiroid kanseri olmak üzere radyasyona bağlı hastalıklar nedeniyle gerçek sayının çok daha yüksek olduğunu öne sürüyor. Verimli topraklar on yıllarca kirlendi, ormanlar kızıl kahverengiye döndü ve Korogod gibi kasabalar, onlarca kilometreye yayılan bir yasak bölge içinde "hayalet şehirler" haline geldi. Birçok aile, sevdiklerinin birbiri ardına hastalanıp öldüğüne tanık oldu. Çernobil sadece çevresel sonuçlar bırakmakla kalmadı, aynı zamanda derin sosyal ve psikolojik travmalara da neden oldu. Slavutych şehri tahliye edilenleri ağırlamak için inşa edilmişti, ancak birçok kişi için doğadan ve ev hatıralarından yoksun, yabancı bir yerdi. Pripyat'ın, özellikle terk edilmiş panayır alanının ıssız görüntüleri, sadece birkaç saat içinde gerçekleşen ancak nesiller boyu kalıcı sonuçlar bırakan bir felaketin akılda kalıcı bir sembolü haline geldi. Bugün, Ukrayna'da askeri çatışmalar devam ederken ve Çernobil ile Zaporijya nükleer santrali gibi bölgelerdeki faaliyetler yoğunlaşırken, benzer bir felaketin tekrarlanması korkusu yeniden ortaya çıkıyor. Hayatta kalanlar, tarihin tekerrür etme riski konusunda derin bir endişe duyuyorlar. Şubat 2025'te bir insansız hava aracı patlayarak Ukrayna'daki Çernobil nükleer santralinin reaktörünün dış gövdesine hasar verdi. (Fotoğraf: [Resim alt yazısı]) Kırk yıl sonra bile, radyasyonun uzun vadeli etkileri hala tartışma konusu olmaya devam ediyor. Ancak, terk edilmiş bölgede bir paradoks ortaya çıktı. Çernobil yasak bölgesi, insan yokluğunda vahşi yaşamın geliştiği Avrupa'nın en büyük doğa rezervlerinden biri haline geldi. Bazı bilim insanları, ekosistemin felaketten önceki halinden daha iyi bir şekilde iyileştiğini bile savunuyor. Mevcut Çernobil santrali Çernobil nükleer santrali 2000 yılından bu yana tamamen kapalı durumda. Şu anda devre dışı bırakma ve radyoaktif atık bertarafı işlemleri devam ediyor. Devasa, kemerli çelik bir kubbe 2016'da hizmete açıldı. Bu, 4 numaralı reaktörü çevrelemek ve radyoaktif serpintiyi en az önümüzdeki 100 yıl boyunca kontrol altında tutmak için tasarlanmış, dünyanın en büyük hareketli metal yapısıdır. Projenin maliyeti yaklaşık 2,1 milyar avro olup, Avrupa Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve 40'tan fazla ülkenin katkılarıyla finanse edilmiştir. Avrupa Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası, Çernobil santralindeki koruma yapısını onarmak için yaklaşık 500 milyon euro (586 milyon ABD doları) kaynak sağlamayı planlıyor. Kırk yıl sonra, Çernobil sadece dünyanın en kötü nükleer felaketinin sembolü değil, aynı zamanda teknolojik hataların, şeffaflık eksikliğinin ve nesiller boyu süren kalıcı sonuçlarının bedelini de hatırlatan bir yer haline geldi. Nükleer enerji, enerji güvenliği ve çevre güvenliği hakkındaki tartışmalar devam ediyor, ancak olayı yaşayanlar için o kader dolu günün anısı asla silinmiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor

Dünya Ekonomik Forumu ((WEF) Türkiye Ülke Stratejisi Toplantısı, İstanbul’da gerçekleşti. Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde düzenlenen toplantıya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türkiye’de yatırımı bulunan çok uluslu şirketlerin küresel CEO’ları, uluslararası finans kuruluşlarının üst düzey temsilcileri ve dev fon yöneticileri katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ev sahipliğinde düzenlenen toplantı, dünyanın önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticilerini Türkiye’nin ekonomi yönetimi ve ekonomi bürokrasisiyle bir araya getirdi. "Şu bir gerçek ki, çatışmalar sona ermezse, ödenecek fatura da kabaracaktır" Toplantıda katılımcılara hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün burada hem sizlerin Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirmelerinizi dinlemek, hem de şirketlerinizin gelecek vizyonunda ülkemizi nasıl konumlandıracağınızı anlamak üzere, bir araya gelmiş bulunuyoruz. Malumunuz son yıllarda küresel ekonomi, salgın sonrası toparlanma süreci, yeşil ve dijital dönüşüm, artan ticaret gerilimleriyle jeopolitik gelişmelerle şekillenen bir gündemin içinde sürükleniyor. Enerji piyasalarında üretim, bilişim, ulaşım ve ticaret ağlarının işleyişine kadar, geniş bir alanda savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor. Daha önce farklı vesilelerle ifade ettiğim gibi, bir aydır bölgemizi sarsan bu anlamsız, hukuksuz ve gereksiz savaşın faturasını çatışmaların tarafı kadar tüm insanlık da ödüyor. Diplomasi ve diyalog yoluyla ortak bir paydada buluşma imkanı varken, bu yolların sabote edilmesinin yükünü insanlık ailesi olarak hepimiz birlikte çekiyoruz. Şu bir gerçek ki, çatışmalar sona ermezse, ödenecek fatura da kabaracaktır. Coğrafi mesafenin bu süreçte bir anlamı olmayacak. Hatta farklı kıtalarda yer alan ülkeler, anlaşıldığı kadarıyla enerji boyutuyla daha çok etkilenecektir. Küresel risk analizleri, uluslararası sistemde daha rekabetçi ve daha kırılgan bir döneme girildiğini ortaya koymaktadır. Bu yeni dönemde global ekonomik düzen birçok cepheden tehdide maruz kalmaktadır. Enerji güvenliği ve tedarik zincirlerinin aşınması uluslararası ticaret rejiminin erozyona uğraması ve korumacı politikalar kırılganlıkları arttırmakta, tüm bu gelişmeler istikrarlı ekonomilerin sayısını azaltmaktadır" ifadelerini kullandı. "Küresel Bir Merkezde Büyüme, Rekabet Gücünü ve Dayanıklılığı Güçlendirmek" temasıyla gerçekleştirilen toplantıda, küresel ekonomide Türkiye’nin konumu ve iş birliği imkanları ele alındı. Toplantı kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık ettiği ve 16 ülkeden imalat, teknoloji, enerji, finans, altyapı, varlık yönetimi, sağlık, gıda ve havacılık gibi farklı sektörlerden toplam değeri 1,2 trilyon doları bulan 23 uluslararası yatırımcının katıldığı stratejik diyalog oturumu, Türkiye’nin küresel ekonomik sistemdeki rolü, yatırım potansiyeli ve uzun vadeli büyüme perspektifi üzerine kapsamlı değerlendirmelere sahne oldu. Stratejik diyalog oturumuna Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, AK Parti Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci’nin yanı sıra BlackRock Başkan ve Yönetim Kurulu Başkanı ve Dünya Ekonomik Forumu Eş Başkanı Laurence Fink ile Dünya Ekonomik Forumu Başkan ve İcra Kurulu Başkanı Alois Zwinggi, katıldı. Toplantı çerçevesinde gerçekleştirilen oturumlarda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ekonomik istikrar ve makroekonomik politika alanında kapsamlı bir sunum gerçekleştirerek, Türkiye’nin reform gündemi, mali disiplin yaklaşımı ve yatırım ortamının güçlendirilmesine yönelik politikaları değerlendirdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise enerji güvenliği ve kaynak yönetimi başlıklı oturumda, Türkiye’nin enerji arz güvenliği, çeşitlendirme stratejileri ve enerji merkezi olma hedeflerini ele aldı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin bölgesel istikrar ve güvenlikteki rolü, jeoekonomik dönüşüm sürecinde üstlendiği konum ve uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesine yönelik perspektifleri içeren oturumu yönetti. Küresel ekonomide artan belirsizlikler, jeopolitik gelişmeler ve değer zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde gerçekleştirilen toplantı, kamu ve özel sektör arasında diyalog ve iş birliğini güçlendirmeyi, yatırım odaklı büyümeyi desteklemeyi ve Türkiye’nin küresel ekonomide bir "bağlantı noktası" olarak konumunu daha da pekiştirmeyi hedefliyor. Toplantıda ayrıca Türkiye’nin rekabet gücünün artırılması, ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesi, sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi ve uluslararası doğrudan yatırımların hızlandırılmasına yönelik somut iş birliği alanları ele alındı. Dünya Ekonomik Forumu Türkiye Ülke Stratejisi Toplantısı, Türkiye’nin küresel ekonomideki stratejik rolünü pekiştiren, çok taraflı iş birliğini teşvik eden ve geleceğe yönelik ortak vizyonun güçlendirilmesine katkı sağlayan önemli bir platform olarak öne çıkıyor.

Suudi Arabistan ve BAE’den Hürmüz’e alternatif: İki dev boru hattı devreye alındı Haber

Suudi Arabistan ve BAE’den Hürmüz’e alternatif: İki dev boru hattı devreye alındı

Hürmüz Boğazı’nın ulaşıma kapanmasıyla birlikte Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), petrol sevkiyatı için stratejik öneme sahip iki boru hattını ana güzergah olarak kullanmaya başladı. Petroline ve ADCOP hatları, küresel enerji güvenliği için "can simidi" haline geldi. ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı operasyonların ardından Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin sarsılması, bölgedeki enerji devlerini alternatif rotalara yöneltti. Boğazdan geçemeyen petrolün dünya pazarlarına ulaştırılması için iki dev boru hattı tam kapasiteyle çalıştırılıyor. Suudi Arabistan’ın Petroline hattı Alternatiflerin ilki, Suudi Arabistan’ın "Doğu-Batı Boru Hattı" olarak da bilinen yaklaşık 750 mil uzunluğundaki Petroline hattı. Bu hat, ham petrolü Körfez’in doğu kıyısındaki Abkayk’tan alarak Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı’na taşıyor. Genişletme çalışmalarının ardından günlük 7 milyon varil kapasiteye ulaşan hattın, Suudi ulusal petrol şirketi Aramco tarafından yapılan açıklamaya göre önümüzdeki birkaç gün içinde tam kapasiteyle faaliyete geçmesi bekleniyor. BAE’nin ADCOP hattı İkinci kritik güzergah ise BAE’nin ADCOP (Abu Dhabi Crude Oil Pipeline) olarak bilinen hattı. Yaklaşık 248 mil uzunluğundaki bu hat, Habşan’daki petrol sahalarından Umman Körfezi kıyısındaki Füceyre (Fujairah) terminaline uzanıyor. Günlük 1,5 milyon varil sevkiyat kapasitesi olan ADCOP hattının kapasitesi, zorunlu hallerde 1,8 milyon varile kadar çıkarılabiliyor. Her iki hat da İran’ın gemileri hedef aldığı Hürmüz Boğazı’nı tamamen devre dışı bırakıyor. Analistler: Hürmüz’deki boşluğu kısmen doldurabilir Enerji uzmanları, Petroline ve ADCOP hatlarının Hürmüz Boğazı’ndan günlük olarak geçen yaklaşık 20 milyon varillik petrolün bir kısmını ikame edebileceğini belirtiyor. Ancak bölgedeki gerilim nedeniyle enerji altyapılarının hedef alınma riski en büyük endişe kaynağı. Enerji veri analiz şirketi Kpler’in kıdemli analisti Naveen Das, "Suudi Arabistan ve BAE, Hürmüz’ü bypass eden bu boru hatlarını öncelikli hale getirdi. Tahminlerimize göre BAE’nin ADCOP hattı şu an yüzde 71 kapasiteyle çalışıyor ve günlük 440 bin varil ek sevkiyat alanı bulunuyor. Gerekirse bu kapasite geçici olarak 1,8 milyon varile çıkarılabilir" değerlendirmesinde bulundu. Rafinerilerde üretim kısıtlaması riski Öte yandan BAE’nin günlük 922 bin varil işleme kapasiteli dev Ruveys (Ruwais) rafinerisinin, tesislerdeki bir yangın nedeniyle kapatıldığı bildirildi. Rystad Energy Enerji Araştırma Başkan Yardımcısı Pankaj Srivastava, Körfez’de sıkışıp kalan ham petrol miktarının artmasıyla rafinerilerin üretimlerini iç pazara göre ayarlamak veya üretimi düşürmek zorunda kalabileceğini belirtti. Srivastava, "ADCOP hattı ham petrol ihracatına izin veriyor ancak Ruveys gibi tesislerden çıkan işlenmiş ürünler halen büyük oranda Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğine bağımlı" uyarısında bulundu.

Putin'den Zaporijya için orduya talimat: Tam kontrol istiyorum Haber

Putin'den Zaporijya için orduya talimat: Tam kontrol istiyorum

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2025'in sonlarında düzenlenen askeri değerlendirme toplantısında, Zaporijya'daki operasyonların hızlandırılması yönünde emir verdi. Kremlin tarafından yapılan açıklamada, bölgenin idari sınırlarına ulaşmanın stratejik bir öncelik teşkil ettiği belirtildi. Cephe hattında çatışmalar yoğunlaştı Putin’in talimatıyla Rus kuvvetleri, Zaporijya'nın kuzeyindeki Stepnohirsk ve Prymorskyi hatlarında yeni bir saldırı dalgası başlattı. Bölgede edinilen bilgilere göre, özellikle Huliaipole çevresinde çatışmaların arttığı ve lojistik hatların füze saldırıları ile hedef alındığı bildiriliyor. Nükleer santralde önemli gelişmeler Çatışmanın hassas noktalarından biri olan Zaporijya Nükleer Santrali'nde (ZNPP) enerji güvenliği için yeni bir adım atıldı. Savaş nedeniyle hasar gören ana besleme hattı, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) denetiminde tamamlanan onarım çalışmaları sonrasında dün itibarıyla tekrar hizmete girdi. Rus yetkililer, güvenlik sağlandığı takdirde santralin 2027'de tam kapasite elektrik üretimine başlayabileceğini öngörüyor. Müzakerelerde "Zaporijya" şartı Diplomatik cephede ise gerilim devam ediyor. Putin, barış görüşmelerinin başlaması için Ukrayna birliklerinin Zaporijya ve diğer ilhak edilen bölgelerden tamamen çekilmesi gerektiğini yeniden ifade etti. Ukrayna ise bu talepleri "egemenlik ihlali" olarak değerlendirerek reddetmeyi sürdürüyor. Bölgedeki askeri hareketliliğin, Ocak 2026'da gerçekleştirilmesi planlanan uluslararası güvenlik zirvesi öncesinde tarafların pozisyonunu güçlendirme çabası olduğu düşünülüyor.

Edsis, Energy Storage Systems Summıt Europe 2025’te Türkiye’yi Temsil Etti Haber

Edsis, Energy Storage Systems Summıt Europe 2025’te Türkiye’yi Temsil Etti

Enerji depolama sektörünün küresel yol haritasını şekillendiren Energy Storage Systems Summit Europe 2025, bu yıl Münih’te gerçekleştirildi. Avrupa’nın önde gelen teknoloji sağlayıcıları, yatırım grupları ve politika yapıcılarını bir araya getiren zirvede, enerji depolama teknolojilerinin Avrupa enerji dönüşümündeki rolü kapsamlı şekilde masaya yatırıldı. Türkiye’de enerji depolama sistemlerinin gelişimini desteklemek ve sektörde farkındalık yaratmak amacıyla faaliyet gösteren EDSİS – Enerji Depolama Sistemleri Derneği, bu stratejik zirvede Türkiye’yi temsil ederek Avrupa’daki dönüşümün nabzını sahadan takip etti. Etkinlik süresince EDSİS heyeti, pazar dinamiklerini, yatırım eğilimlerini ve regülasyon vizyonlarını yerinde inceleyerek Türkiye’nin enerji depolama dönüşümüne yön verecek önemli kazanımlar elde etti… Enerji dönüşümünün merkezinde yer alan depolama teknolojileri artık yalnızca kapasite oluşturan sistemler olarak değil, esneklik, dengeleme ve sürdürülebilirlik stratejilerinin temel bileşeni olarak konumlanıyor. Bu kapsamda sürdürülebilir bir gelecek için kritik önem taşıyan enerji depolama sistemleri, Münih’te gerçekleştirilen zirvede teknoloji, yatırım eğilimleri ve politika vizyonları çerçevesinde kapsamlı biçimde değerlendirildi. AVRUPA ENERJİ DÖNÜŞÜM STRATEJİLERİ “UZUN SÜRELİ DEPOLAMA” ÜZERİNE KURULUYOR Zirveden elde edilen bulgularla ilgili değerlendirmelerde bulunan EDSİS Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı, “Bu yıl Münih’te çok net bir tablo vardı; enerji depolama, Avrupa’nın enerji dönüşüm stratejisinin merkezine yerleşmiş durumda. Ülkeler, enerji sistemini yalnızca saatlik değil; günler ve haftalar düzeyinde dengeleyebilen çözümler için yatırımlarını artırıyor. Zirvede, depolama teknolojilerinin enerji güvenliği ve sürdürülebilirlik hedeflerindeki kritik rolü farklı oturumlarda kapsamlı şekilde ele alındı. Ayrıca enerji yönetiminde dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamalarının giderek daha fazla önem kazandığı yönünde ortak bir görüş hâkimdi” dedi. TÜRKİYE İÇİN STRATEJİK BİR DÖNÜŞÜM EŞİĞİ Türkiye açısından ortaya çıkan tabloyu değerlendiren Tutaşı, “Enerji depolama artık yalnızca bir teknoloji değil; enerji sistemlerinin kaderini belirleyen stratejik bir kapasite. Depolamaya yatırım yapan ülkeler dönüşümü yönetecek, yapmayanlar geride kalacak. Türkiye, doğru adımlar ve güçlü bir sanayi yapılanmasıyla bu dönüşümün yalnızca takipçisi değil, bölgesel lideri olabilir. EDSİS olarak hedefimiz Türkiye’nin depolama teknolojilerini sadece kullanan değil; geliştiren, üreten, ihraç eden ve bölgesine yön veren bir güç haline gelmesine katkı sağlamak. Münih’te elde ettiğimiz bilgi ve iş birlikleri, önümüzdeki on yılın yol haritası açısından büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.