Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Emisyon

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Emisyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Emisyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İran'daki çatışmalar nedeniyle 'kara yağmur' ortaya çıktı. Kirlilik on yıllarca sürebilir. Haber

İran'daki çatışmalar nedeniyle 'kara yağmur' ortaya çıktı. Kirlilik on yıllarca sürebilir.

8 Mart'ta, sosyal medyayı takip ederken ve akrabalarıyla iletişime geçmeye çalışırken, İranlı araştırmacı Nejat Rahmanian, Tahran'a yağan "kara yağmur" fenomeni hakkında bir yazı okudu. Bu görüntü ona tanıdık geldi. Saatler önce İsrail insansız hava araçları, İran'ın başkenti Tahran'ın dışındaki büyük petrol depolama tesislerine ve rafinerilerine saldırmıştı. Saldırılar yakıtın tutuşmasına ve yoğun siyah duman bulutlarının oluşmasına neden olmuştu. Yangınlardan çıkan duman, bulutlar ve yağmurla karışarak şehre "kara yağmur" olarak düşüyor ve beraberinde birçok zehirli kimyasal madde taşıyor. İsrail'in petrol rafinerilerini bombalaması, yağmur sularını kirleterek asit yağmuruna ve İran'ın başkenti Tahran üzerinde zehirli bir kara bulut oluşmasına neden oldu. Kaynak: Sosyal Medya Bradford Üniversitesi'nde (İngiltere) kimya ve petrol mühendisliği profesörü olan Rahmanian, bu sahnenin kendisine yaklaşık 35 yıl önce Tahran'da meydana gelen benzer bir olayı hatırlattığını söyledi. Dışarıda kurumaya bırakılan kıyafetlerin garip lekelerle kaplı olduğunu ve havanın ağırlaştığını anlattı, ancak yerel halk bunun nedenini anlamadı. Daha sonra bilim insanları , sisin kaynağının Körfez Savaşı sırasında ABD ve müttefikleriyle savaşırken Irak güçleri tarafından ateşe verilen Kuveyt'teki petrol kuyuları olduğunu belirledi. Çin Bilimler Akademisi'nden Jiamao Zhou liderliğindeki 2018 tarihli bir çalışma, hidrokarbon ve kükürt dioksit içeren dumanın İran üzerinde sürüklenerek yaygın kirliliğe neden olduğunu ve Himalayalar'daki buzulların erimesine katkıda bulunduğunu gösterdi. Sağlık riskleri ve uzun vadeli kirlilik Bölgedeki çatışma üçüncü haftasına girdi ve benzer kirleticileri salmaya devam ediyor. Uzmanlar, emisyon kaynağının şehre çok yakın olması nedeniyle, bu seferki etkinin Tahran ve yaklaşık 18,5 milyon insanın yaşadığı çevredeki metropol alanı için daha şiddetli olabileceğine inanıyor. Çevre ve Çatışma Gözlemevi (CEOBS) CEO'su Doug Weir, petrol tesislerinin savaşlarda sıklıkla hedef alındığını ancak Tahran gibi büyük bir şehrin yakınında nadiren bulunduğunu söyledi. CEOBS'ye göre, devam eden çatışmalar sırasında potansiyel çevresel risk oluşturan 300'den fazla olay kaydedildi. Füzeler ve bombalar patlatıldığında, havaya, toprağa ve suya ağır metaller ve zehirli maddeler salabilir; bu maddeler on yıllarca kalabilir ve uzun vadeli sağlık tehlikesi oluşturabilir. Weir, Tahran yakınlarındaki petrol depolama tesislerine yapılan saldırının mevcut çatışmanın en büyük kirlilik olayı olduğunu savunuyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) göre, İranlı yetkililer başlangıçta asit yağmurunun cilt yanıklarına ve akciğer hasarına neden olabileceği endişesiyle insanlara evde kalmalarını tavsiye etmişti. Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley'de yardımcı doçent olan David JX Gonzalez, kirleticilerin özellikle küçük çocuklar ve hamile kadınlar için solunum sistemi üzerinde ciddi etkilere sahip olabileceği konusunda uyardı. İranlı bir mühendis ise, ailesinin Tahran'dan ülkenin kuzeyine taşındığını, çünkü birçok insanın çatışmalara katlanabileceğine ancak kötü hava kalitesi ve "kara yağmur" fenomeniyle başa çıkmakta zorlanacağına inandığını söyledi. Tahran zaten ciddi bir kirlilik sorunuyla karşı karşıyaydı. Çatışmaların başlamasından önce bile Tahran ciddi kirlilik sorunlarıyla karşı karşıyaydı. Yapılan araştırmalar, şehrin havasında ve suyunda yüksek konsantrasyonlarda partikül madde ve kurşun, kadmiyum, krom ve nikel gibi ağır metallerin yanı sıra, fosil yakıtların ve atıkların yakılmasından kaynaklanan kükürt dioksit de dahil olmak üzere zehirli gazların bulunduğunu ortaya koydu. Atina Ulusal Gözlemevi'nde görevli fizikçi Dimitris Kaskaoutis'e göre, şehrin çevresindeki yoğun trafik ve ağır sanayi, emisyonların ana kaynaklarıdır. Coğrafi konumu da kirlilik sorununu daha da kötüleştiriyor; çünkü Tahran, hava sirkülasyonunu engelleyen ve sıcaklık tersine dönmesine neden olan Alborz Dağları'nın eteklerinde yer alıyor ve bu da kirleticilerin haftalarca hatta aylarca alt atmosferde hapsolmasına yol açıyor. Normalde yağmur kirliliği temizlemeye yardımcı olur, ancak 8 Mart olayında şiddetli yağışlar durumu daha da kötüleştirmiş olabilir. Kaskaoutis'e göre, petrol yangınları yağmurla birleştiğinde, suda çözünmüş kirleticiler daha zehirli hale gelir ve vücuda kolayca emilir; bu da sinir sistemini, dolaşım sistemini, böbrekleri, karaciğeri ve diğer birçok organı etkileyebilir.

Çin’den Avrupa Birliği’nin CBAM kısıtlamalarına tepki geldi Haber

Çin’den Avrupa Birliği’nin CBAM kısıtlamalarına tepki geldi

Bugün yürürlüğe giren CBAM kapsamında son günlerde yayımlanan yasa teklifleri ile uygulamalara dikkat çeken Bakanlık Sözcüsü yaptığı açıklamada, bunlar arasında karbon emisyon yoğunluğu için varsayılan değerlerin belirlenmesi ve kapsamın genişletilmesi planlarının yer aldığını belirti. AB’nin Çin’in yeşil ve düşük karbonlu kalkınma alanında elde ettiği önemli başarıları görmezden gelerek, Çin menşeli ürünler için belirgin şekilde yüksek varsayılan değerler belirlediğine işaret eden sözcü, AB’nin önümüzdeki üç yıl içinde söz konusu varsayılan değerleri her yıl artırmayı planladığını hatırlattı. Bu planın, Çin'in mevcut seviyesi ve gelecekteki gelişim eğilimine uygun olmadığını, aynı zamanda Çin’e karşı adaletsiz ve ayrımcı bir muamele olduğunu belirten sözcü, AB’nin bu uygulamalarının Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTÖ) "en çok kayrılan ülke muamelesi" ve "ulusal muamele" ilkelerini ihlal ettiğini ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ndeki "ortak ancak farklılaştırılmış sorumluluklar" ilkesine de aykırı olduğunu vurguladı. Sözcü, AB’in 2028'den itibaren CBAM kapsamını makine ekipmanları, otomobil ve parçaları ve ev aletleri gibi yaklaşık 180 çelik ve alüminyum yoğun ürünü de içerecek şekilde genişletmeyi öngören bir yasa tasarısı sunduğunu ifade etti. Bu tasarının iklim değişikliğiyle mücadele kapsamını aştığını ve belirgin şekilde tek taraflılık ve ticaret korumacılığı niteliği taşıdığını belirten sözcü, Çin’in bundan ciddi endişe duyduğunu ve kararlılıkla karşı çıktığını dile getirdi. Sözcü, Çin’in AB'nin yakın zamanda 2035 yılı fosil yakıtlı yeni araç yasağını değiştirerek birlik içindeki kontrol düzenlemelerini gevşettiğini de not ettiğini belirtti. AB’in dışarıya karşı yeşil adı altında korumacılık yaparken, içeride düzenlemeleri gevşeterek emisyon azaltma gereksinimlerini düşürdüğünü hatırlatan sözcü, bu çelişkili yaklaşımın tipik bir çifte standart olduğunu kaydetti. Sözcü, sözlerine şöyle devam etti: “AB, tarihsel emisyon sorumluluğunu, ülkelerin kalkınma aşamalarını ve teknoloji seviyelerini görmezden gelerek, ‘karbon kaçağını’ önleme bahanesiyle yeni ticaret korumacılığı uygulayarak, kendi karbon standartlarını gelişmekte olan ülkelere dayatıyor. Bu iklim ve ticaret yönetim kuralları arasında çatışmaya neden olurken, gelişmekte olan ülkelerin iklim eylemi maliyetlerini artırıyor ve uluslararası toplumun karşılıklı güvenine ciddi zarar veriyor. Bu, tarafların iklim değişikliğine karşı işbirliği yapma ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etme çabalarına tamamen aykırıdır. AB’nin iklim ve ticaret ile ilgili uluslararası kurallara uymasını, tek taraflılık ve korumacılığı terk etmesini, piyasa açıklığını korumasını ve adil, bilimsel ve ayrımcı olmayan ilkeler doğrultusunda yeşil alanda ticaret ve yatırımı serbestleştirme ve kolaylaştırmayı teşvik etmesini umuyoruz. Çin, AB ile işbirliği içinde küresel iklim değişikliğiyle mücadele etmeye isteklidir, ancak herhangi bir adaletsiz ticaret kısıtlamasına yanıt vermek, kendi kalkınma çıkarlarını, Çinli şirketlerin meşru haklarını ve küresel endüstri ve tedarik zincirlerinin istikrarını korumak için gerekli tüm önlemleri kararlılıkla alacaktır.”

İklim değişikliğiyle mücadele için kritik adım... 6 yeni 'Mevcut En İyi Teknikler' tebliği Resmi Gazete'de Haber

İklim değişikliğiyle mücadele için kritik adım... 6 yeni 'Mevcut En İyi Teknikler' tebliği Resmi Gazete'de

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, endüstriyel emisyonları azaltmak ve yeşil dönüşümü hızlandırmak amacıyla 6 kritik sektöre yönelik “Mevcut En İyi Teknikler Tebliği”ni bugünkü Resmi Gazete’de yayımladı. Tebliğler, 1 Aralık 2025 tarihi itibariyle yürürlüğe girecek. ANKARA (İGFA) - Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan sanayi ve enerji sektörlerine 'yeşil dönüm' hamlesi için adımlar atıldı. 6 ayrı en iyi teknikler tebliğleri bugünkü Resmi Gazete'de yayımlandı. Tebliğler, 1 Aralık 2025’te yürürlüğe girecek “Endüstriyel Emisyonların Yönetimi Yönetmeliği”nin temelini oluşturarak, sanayi tesislerini emisyon sınırları ve verimlilik standartlarına uyumlu hale getirecek. Bakanlık, Avrupa Birliği standartlarını içselleştiren ve uluslararası “Mevcut En İyi Teknikler” (MET) referans belgelerine dayanan 6 sektörel tebliğ ile sanayi tesislerinin çevresel performansını A’dan F’ye kadar sınıflandıracak. Bu düzenleme, hava, su, toprak kirliliğini kaynağında önlemeyi, enerji ve su verimliliğini artırmayı hedeflendi Tebliğler, 14 Ocak 2025’te yayımlanan Endüstriyel Emisyonlar Yönetmeliği’nin uygulama esaslarını belirledi. Yaklaşık 6 bin sanayi tesisini kapsayan süreçte, tesisler su/kimyasal kullanımı, emisyon seviyeleri ve atık yönetimi açısından değerlendirilecek. Bakanlık, yeşil dönüşüm belgelendirme için sektörel toplantılar düzenleyerek paydaş görüşlerini aldı. YAYIMLANAN TEBLİĞLER VE KAPSAMLARI ŞÖYLE: Atık İşleme Sektörüne İlişkin Mevcut En İyi Teknikler Tebliği Atık geri dönüşüm teknikleri, emisyon azaltımı, sıfır atık entegrasyonu. Diğer Üretim Faaliyetlerinde Mevcut En İyi Teknikler Tebliği Genel üretim süreçlerinde verimlilik, kirlilik önleme, karma endüstriyel emisyonlar. Enerji Üretiminde Mevcut En İyi Teknikler Tebliği Fosil yakıt santralleri, yenilenebilir enerji geçişi, karbon emisyon sınırları. Kimya Endüstrisinde Mevcut En İyi Teknikler Tebliği Kimyasal proseslerde atık minimizasyonu, tehlikeli madde yönetimi, su verimliliği. Metal Üretimi ve İşlenmesinde Mevcut En İyi Teknikler Tebliği Çelik/alüminyum eritme, toz emisyonları, metal atık geri kazanımı. Mineral Endüstrisinde Mevcut En İyi Teknikler Tebliği Madencilik ve mineral işleme, toz/gürültü kontrolü, arazi rehabilitasyonu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.