Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Emekli

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Emekli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Emekli haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ümit Özdağ: Vatandaşlığı değiştirenler vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir, Buna izin vermeyiz. Haber

Ümit Özdağ: Vatandaşlığı değiştirenler vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir, Buna izin vermeyiz.

Ümit Özdağ'ın konuşmasındaki satırbaşları şöyle ; Bir ramazanda daha iftar sofrasında bir araya geldik. Var olun. Davetimizi kabul ettiniz geldiniz. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ne yazık ki ramazanların tadı kalmadı, bayramların tadı kalmadı. Ramazan sabır ayıdır, kanaat ayıdır, şükür ayıdır. Biz de millet olarak sabrediyoruz, şükrediyoruz ve Allah biliyor ya, milletimiz kanaat ediyor; kanaat etmek zorunda kalıyor. Çünkü adaletin olmadığı, kul hakkının yendiği, bayramların bayram, ramazanların ramazan tadı vermediği günlerden geçiyoruz. Değerli Antalyalılar, Geçen sene sahurları ve iftarları, bu salonda yaptığım bir konuşmadan dolayı Silivri Cezaevi’nde gerçekleştiriyordum. Nasip oldu, bu ramazanda yine aynı salonda, bu sefer sizlerle birlikte iftar sofrasında bir araya geldik. Biz bir araya geldik ama haksız yere tutuklu olan yurttaşlarımız hâlâ hapishanelerde kalmaya devam ediyor ve haksız yargılanmalar sürüyor. Belki sizler de görmüşsünüzdür; birkaç gün önce sosyal medyada küçük bir video dolaştı. Bir vatandaş, orada gördüğü bir başkasına, ‘Acaba İstanbul’da Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’ne nasıl gidebilirim’ diye soruyor. Soruyu sorduğu kişi ise, ‘Twitter kullanıyor musun’ diyor. ‘O zaman Twitter’a ‘Hükümet istifa’ yaz, seni hemen götürürler’ diyor. Maalesef böyle bir dönemden geçiyoruz ve düşman ceza hukuku uygulamaları devam ediyor. Öte yandan, 14 kişiyi diri diri yakarak öldüren bir terörist hapishaneden serbest bırakılıyor ve şimdi şehir şehir dolaştırılıyor. Gittiği şehirlerde belirli bir grup tarafından kahraman gibi karşılanıyor, konuşmalar yaptırılıyor. Bu adalet mi arkadaşlar? Bu adalet değil. Adaletsizlik sadece yargı sisteminde de değil; pazarda, çarşıda da var. Kul hakkının yenmesi, piyasada her gün yaşadığımız bir şey. Toplumun yüzde 10’u bütün servetin yüzde 68’ini kontrol ederken, 44 milyon insanın sahip olduğu servet Türkiye’nin toplam servetinin yüzde 2,47’si. Bazıları parfüm banyosu yapıp en lüks araçlara binip yurt dışında villalar satın alırken, ithal mal patlaması yaşanırken; 20 bin lira maaşla geçinmeye çalışan emekli, 250 lirayı cebine koyup pazar alışverişine gitmek zorunda kalıyor. 16 bin lira maaş alan bir dul, o 16 bin lirayla ayın sonunu getirebilmek için çalışıyor. Bakın, Hazreti Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi; sizden önceki toplulukların helak olmasına neden olan şeylerin başında şu gelir: İçlerinden zengin ve soylu birisi suç işlediği zaman cezasız bırakılır, fakir ve zayıf birisi suç işlerse ona ceza verilir. İşte bu toplumlar helak olur. Eski Kızılay Genel Müdürü’nün kızı ölümlü bir trafik kazası yaptı. Bir gün bile hapishaneye girmedi. Aynı kazayı fakir veya muhalif bir insan yapsaydı, şu anda hapisteydi. İşte bu adil değil. Biz, herkesin yasalar önünde eşit olduğu bir Türkiye istiyoruz. Anayasa’nın 10. maddesinin, yani bütün yurttaşların yasalar önünde eşit olduğunu söyleyen maddenin uygulandığı bir Türkiye istiyoruz. Türk halkının büyük çoğunluğu fakirleşirken, küçük bir azınlığın kontrolsüz bir şekilde zenginleşmesine, bu ülkenin zenginliklerini talan etmesine ‘hayır’ diyoruz. Herkese aynı yasaların, aynı adalet anlayışıyla uygulandığı bir Türkiye’nin mücadelesini veriyoruz. Değerli Antalyalılar, değerli Zafer Partililer, Bütün bunlar olurken, bir de bütün bu sürecin içerisinde İmralı’daki bir teröristin yapılan pazarlıklar neticesinde yeni bir statü elde ettiğini görüyoruz. Bir taraftan MHP, öbür taraftan DEM; Öcalan için barışa olan hizmetlerinden dolayı yeni bir statü istiyor. Öcalan Türkiye’ye huzur getiriyormuş. Sanki 1976’dan 2026’ya kadar geçen 50 yıl içerisinde on binlerce yurttaşımızın ölümüne bu adam neden olmamış gibi; kadın, erkek, çocuk, bebek demeden binlerce insanı öldürtmemiş gibi; beşikteki bebeği, kümesteki tavuğu öldürün emrini vermemiş gibi, ‘Öcalan Türkiye’ye barış getiriyor, ona yeni bir statü lazım’ diyorlar. Demek ki Öcalan’ın İmralı’daki mahkûm statüsü sona erdi, artık yeni bir statü verecekler. Peki bu statü nasıl verilecek? Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Öcalan Komisyonu’nu çıkardığı raporla, Öcalan’ın nasıl serbest kalacağına ve PKK’lılara nasıl af getirileceğine ilişkin yol haritasını zaten çizdi. Öcalan’ın yeni statüsünün ne olacağını ise, Öcalan yapmış olduğu ikinci açıklamasında ortaya koyuyor. Öcalan kendisini baş müzakereci ve Cumhuriyet’in yeniden kuruluşunun kurucu önderi olarak gösteriyor. Öcalan bu utanmaz açıklamasında, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl yanlış kurulduğunu ve devletin nasıl yeniden kurulması gerektiğini anlatıyor. Öcalan bize demokrasi ve hukuk dersi veriyor. Öcalan vatandaşlığı yeniden tanımlayacağımızı bize öğretiyor. Buradan, Anayasa’nın 66. maddesinde tanımlanan Türk vatandaşlığını değiştirmeyi düşünenlere sesleniyoruz: Vatandaşlığı değiştirenler, vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir. Buna izin vermeyiz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Alın terinin değerini çok iyi bilirim Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Alın terinin değerini çok iyi bilirim

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: “Sizlerin şahsında 81 ilimizin tamamında alın teriyle, emeğiyle, gayretiyle ülkemize değer katan tüm çalışanlarımıza, tüm işçi kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerif’inizi tebrik ediyorum. İftarını bizimle açan siz emekçi kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Müslümanlar olarak, bir taraftan 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’e erişmenin coşkusunu yaşıyor, diğer taraftan da Gazze’de, Sudan’da ve daha birçok yerde sıkıntı çeken, eziyet gören, bir kuru ekmek, bir tas çorba ile iftar yapmak zorunda kalan kardeşlerimizin sızısını yüreğimizde hissediyoruz. 10 Ekim’de bizim de çabalarımızla sağlanan ateşkese rağmen hukuk tanımaz İsrail hükümeti, Gazze ve Batı Şeria’ya yönelik saldırılarını artırarak sürdürüyor. İsrail’in saldırıları sonucu 11 Ekim’den bu yana 615 Filistinli şehit oldu, 2 bine yakın Filistinli kardeşimiz yaralandı. İnsani yardım malzemelerinin girişinde halen ciddi güçlükler çekiliyor. Gazze’nin nefes borusu olan Refah Sınır Kapısı’nda kısıtlamalar, zulümler, İsrail’in keyfi davranışları maalesef devam ediyor. Yıkıntılar arasında, kurşun ve şarapnel izleriyle dolu derme çatma binalarda iftar yapan, son derece çetin şartlar altında oruç tutan ama bunlara rağmen zalime boyun eğmeyen Gazzeli kardeşlerimiz, bir kez daha imanlarıyla tüm Müslümanlara örnek oluyor. Bu mübarek günlerin, en başta Filistin’in kahraman evlatları olmak üzere dünyanın dört bir yanında onurunu, haysiyetini ve hürriyetini korumak için mücadele eden tüm mazlumların kurtuluşuna, hasretle bekledikleri huzura kavuşmalarına vesile olmasını canı gönülden tebrik ediyorum. Gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesindeki kardeşlerimize buradan selamlarımı iletiyor, dualarımızın onlarla olduğunu ifade ediyorum. Cenab-ı Allah, Gazze’deki mazlumlarla birlikte zulüm ve eziyet gören tüm kardeşlerimizin yardımcısı olsun. ‘Emek, alın teri ve helal kazanç’ medeniyetimizin, tam merkezinde yer alan kutsal değerlerdir. Bu kavramlar; adaletle, hakkaniyetle ve refahla yoğrulmuş tarihimizin köşe taşlarıdır. Emeği mukaddes gören ve alnındaki ter kurumadan emeğin karşılığının ödenmesini emreden bir dinin mensupları olarak 2002 yılından beri siz değerli kardeşlerimin hakkını vermeye, adil ve huzurlu bir çalışma iklimi inşa etmeye gayret gösterdik. İlk günden itibaren hedefimiz, işçi, işveren ve kamu görevlisi dahil herkesin hukukunun korunduğu, iş barışının en ideal seviyede sağlandığı bir sistemi ülkemize kazandırmaktı. Ne ülkemizdeki malum çevreler gibi sermaye düşmanlığı yaptık, ne sermayeyi renklere ayırdık ne de rızkını alın teri dökerek kazanan emekçi kardeşlerimizin haklarının gasp edilmesine göz yumduk. Dengeli, sağduyulu ve rasyonel politikalarla işçilerimizin, memurlarımızın, sendikalarımızın şartlarını iyileştirmek, refah seviyelerini yükseltmek için çaba harcadık. Yıllardır bizden önceki siyasilerin vaatlerinden öteye gitmeyen alanlarda devrim niteliğinde adımlar attık. İşçi kardeşlerimizin daha emniyetli koşullarda çalışmalarını temin etmek için İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nu çıkardık. Sendikaların kuruluş şartlarını biz kolaylaştırdık. Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nu revize ederek iyileştirdik. Sendikal güvenceleri ve grev hakkını biz güçlendirdik. Kamu görevlilerimize toplu sözleşme hakkı tanıdık. Ana muhalefet partisinin, Anayasa Mahkemesi’ne taşıyıp iptal ettirdiği toplu sözleşme ikramiyesini yeniden biz yürürlüğe koyduk. Kamuda başörtüsü yasağını kaldırarak kadınların çalışma hayatındaki hak ve özgürlüklerini garanti altına aldık. Kamu çalışanlarımız, artık cuma izni, Hac izni gibi haklardan tam ve etkin şekilde yararlanabiliyor. Yıllarca örselenen, yıllarca hakları yok sayılan, keyfi yasaklarla on yıllar boyunca mağdur edilen insanlarımıza yönelik bu düzenlemelerin ülkemizdeki kimi çevreleri ciddi manada rahatsız ettiğini görüyoruz. Milletin Anayasamızın amir hükümlerine uygun şekilde din ve vicdan hürriyetine sahip olması, inancını kamusal alanda özgürce yaşaması nedense bunlara dokunuyor, bunları adeta zıvanadan çıkartıyor. Laiklik kavramının korkakça arkasına saklanıp milletin inanç değerlerine ateş eden, 27 Mayıs’tan beri milli iradeye yönelik darbe girişimlerinde cuntacılara sivil alanlarda tetikçilik yapma dışında hiçbir görevi olmayan, Türkiye’nin 23 yılda yaşadığı değişimi içlerine sindiremeyen, zihnen ve fikren fosilleşmiş bu güruhun hezeyanlarına sadece gülüp geçiyoruz. Onlar ne derse desin, hangi bildiriyi yayınlarsa yayınlasın biz, toplumun her kesiminin hak ve özgürlüklerini genişletmeye odaklanıyoruz. İnşallah bundan sonra da aynı hassasiyetle hareket edeceğiz. Çalışma hayatına henüz genç yaşlarında İETT’de işçi olarak adım atmış bir Cumhurbaşkanı olarak, alın terinin değerini çok iyi bilirim. İster özel sektörde ister kamuda olsun helal rızık peşinde koşmanın nasıl bir mücadele gerektirdiğinin gayet farkındayım. Aynı şekilde çalışmak, üretmek, ülkemiz ekonomisine katkı sunmak kadar emeğinin karşılığını almanın da ehemmiyetinin bilincindeyiz. Bunun için siyasi hayatımızın hiçbir döneminde bazıları gibi siyasi emelleri için emeği ve emekçiyi istismar edenlerden olmadık. Meydanlarda emekli ve emekçiye bol keseden vaat dağıttığı halde göreve gelince verdiği sözleri unutanlardan olmadık. Kendi işçisi maaş alamadığı için belediye önünde eylem yaparken tropik adalarda zevki sefa içinde keyif çatanlar gibi olmadık. Hep sırtımızda yumurta küfesi taşıdığımızın, 86 milyonun emanetini ve sorumluluğunu taşıdığımızın şuuruyla hareket ettik. Devletimizin imkanları genişledikçe bundan 86 milyonun tamamının, elbette emekçilerin, emeklilerimizin, memurlarımızın da adil bir şekilde yararlanmasını sağladık. Maaş artışları, disiplin affı, refakat izni ve ek ödemeler gibi alanlarda yaptığımız düzenlemelerle memurlarımızın özlük haklarını iyileştirdik. Kamu görevlilerimizin, ücret artış oranlarını, zam ve tazminatlarını, sosyal desteklerini enflasyona ezdirmeyecek şekilde biz düzenledik. Emeklilerimizin, yılda 2 defa olmak üzere bayram ikramiyesi ve banka promosyonu gibi yeni haklardan istifade etmelerini temin ettik. Geçmişte ilaç ve hastane kuyruklarında ömür tüketen vatandaşlarımızın, tüm sorunlarını giderdik. Sağlık ve sosyal güvenlik sistemini sorunsuz şekilde işler hale getirdik. Kamu kurumlarındaki alt işveren işçilerine ve sözleşmeli personele kadro verdik. Geçici işçilerin, tam yıl çalışabilmesinin önünü açtık. Daha nice düzenlemeyi, yeniliği, projeyi devreye alarak çalışanlarımızı her alanda destekledik. Teşvik ettik, güçlendirdik, inşallah bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Bu düşüncelerle ramazan ayının, milletçe birliğimizin, beraberliğimizin, kardeşliğimizin güçlenmesine vesile olmasını temenni ediyorum. Her birinize kazasız, belasız, verimli, huzurlu çalışmalar diliyorum. İftar soframıza teşrif ettiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sağ olsun, var olun, Allah’a emanet olun. Kalın sağlıcakla.”

Özgür Özel: Lüks vergisi; Mutfak tüpünde var, doğalgazda var ama elmasta, pırlantada yok Haber

Özgür Özel: Lüks vergisi; Mutfak tüpünde var, doğalgazda var ama elmasta, pırlantada yok

Özel, Cumhuriyet Halk Partisi TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Konuşmasına partilileri ve vatandaşları selamlayarak başlayan Özel, 19 Mart’tan sonra İstanbul’da başlatılan sürece değinerek, “26 Mart Çarşamba akşamı Saraçhane’deki son mitingimizi yaptığımızda bir karar ilan etmiştik. Her cumartesi Türkiye’de bir şehirde ve her çarşamba akşam İstanbul’da bir ilçede olacağız demiştik” dedi. Özel, İstanbul’daki 39 ilçede eylem yaptıklarını belirterek, “46 derecede yaptık, eksi 4 derecede yaptık. Üzerimize kar yağdı, dolu yağdı. 12 kişinin bayıldığı da oldu. Geçen hafta 39’uncu ilçeyi Ataşehir’de tamamladık. 91’inci eylemde Kocaeli’ndeydik” ifadelerini kullandı. “Hukuksuzluklar ve siyasi operasyonlar sürdükçe mücadelemiz devam edecek” diyen Özel, İstanbul il örgütüne ve katılım gösterenlere teşekkür etti. Ramazan ayının üçüncü gününde Saadet Partisi’nin düzenlediği iftara katıldıklarını belirten Özel, “DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve Yeniden Refah Partisi genel başkanları oradaydı. AK Parti Genel Başkan Vekili de oradaydı. Kürsüde siyaset yoktu, sadece Gazze ve Filistin vardı” dedi. İftarla ilgili eleştirilere değinen Özel, “Bu iftarı Saadet Partisi yapmadı, İBB kaynaklarıyla yapıldı dediler. O masada AK Parti’nin genel başkan vekilini bile görmeden husumet çıkarmaya çalıştılar. Vallahi de billahi de iyilik kazanacak, kötülük kaybedecek” diye konuştu. Şubat ayının son haftasının vergi haftası olduğunu hatırlatan Özel, Türkiye’de vergi sisteminin adaletsiz olduğunu savundu. “Türkiye’de toplanan vergilerin yüzde 62,5’i dolaylı vergiler. Elektrik yakarken, doğalgaz öderken, çocuğuna ayakkabı alırken ödediğin vergi bu” dedi. Gelir vergisinin maaşlı çalışanlardan kesildiğini belirten Özel, “12 maaş alan bir çalışanın 3 maaşı vergiye gidiyor” ifadelerini kullandı. Özel tüketim vergisine (ÖTV) ilişkin de konuşan Özel, “Lüks vergisi diye getirildi ama mutfak tüpünde var, doğalgazda var. Ama elmasta, pırlantada yok” dedi. Yeni çıkan bir cep telefonu modelini örnek gösteren Özel, “Türkiye’de fiyatı 108 bin lira. Bunun 54 bin 959 lirası vergi. 53 bin lirası telefon. Yani vergisi telefondan fazla” dedi. Telefon üzerinden alınan vergileri sıralayan Özel, “Yüzde 50 ÖTV, yüzde 20 KDV, yüzde 12 TRT bandrolü, yüzde 1 Kültür Bakanlığı payı var. Üstelik verginin de vergisi alınıyor” diye konuştu. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın vergi haftası paylaşımında köprü görseli kullandığını hatırlatan Özel, Boğaz köprüleri ve otoyolların özelleştirilmesine yönelik iddiaları gündeme getirdi. “Birinci ve ikinci köprü ile 7 otoyolu satmaya niyet ettiler” diyen Özel, mevcut geçiş ücretinin 59 TL olduğunu, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde ise ücretin 959 TL olduğunu söyledi. Köprülerin yıllık 600 milyon dolar gelir getirdiğini savunan Özel, “25 yıllık geliri, 5 yıllık kira bedeli karşılığında bırakmak istiyorlar” dedi. Satış iddialarına ilişkin sorularına yanıt alamadığını belirten Özel, “Yüzde 90 karşı, yüzde 10 destekliyor. Altın yumurtlayan tavuğu satmak istiyorlar” ifadelerini kullandı. Özel, köprü gelirlerinin emekli maaşlarının artırılması, asgari ücret düzenlemesi, çiftçi destekleri ve gençlere ilk telefon ve bilgisayarda vergi muafiyeti için kullanılabileceğini söyledi. Özel, Ankara Soğuksu, Uludağ, Bolu Abant ve Trabzon Altındere milli parklarının 49 ya da 99 yıllığına kiralanmasına yönelik kanun teklifi hazırlandığını ileri sürdü. Kamuoyu araştırmalarına da değinen Özel, “Önümüzdeki anketlerin hepsinde Türkiye’nin birinci partisi Cumhuriyet Halk Partisi” dedi. Özel, konuşmasının sonunda iktidarı eleştirerek, “Bu zor günler geçecek ama emekli, emekçi, öğrenci, esnaf yapılanları unutmayacak, sandıkta hesabı soracak” ifadelerini kullandı.

Özdağ: Türk devletini milletimize geri vereceğiz Haber

Özdağ: Türk devletini milletimize geri vereceğiz

Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, partisinin düzenlediği 1. Türkiye Sağlık Çalıştayı’nın kapanış konuşmasında, AK Parti’nin 2002’den bu yana iktidarda olduğu dönemi eleştirerek, “Bu 25 yılda Türkiye ekonomisi dünyanın 16. büyük ekonomisinden 24. sıraya geriledi. Devletin kurumsal yapısı ağır şekilde zarar gördü” dedi. Özdağ, ekonomik sıkıntılara dikkat çekerek, memur, emekli ve esnafın fakirleştiğini, küçük bir azınlığın ise zenginleşmeye devam ettiğini ifade etti. Ayrıca sağlık ve eğitim sisteminde yaşanan olumsuzluklara işaret eden Özdağ, sağlık alanındaki sorunların, devletin tarikat ve cemaatlerin denetimine bırakılmasından kaynaklandığını belirtti. Zafer Partisi’nin kuruluş amaçlarının başında “Türk devletini Türk milletine geri vermek” olduğunu vurgulayan Özdağ, partilerinin iktidara gelmesi durumunda uygulanacak kapsamlı yol haritasını paylaştı. Bu yol haritası kapsamında devlet planlama teşkilatının tekrar kurulması, askeri okulların ve yargı sisteminin güçlendirilmesi, eğitim ve sağlık alanında reformlar, meslek liselerine ağırlık verilmesi ve göç yönetimi ile mücadele edileceği belirtildi. Özdağ, çalıştayın Zafer Partisi’nin iktidar yol haritasına son şeklini vermek açısından önemli olduğunu ifade ederek, “Her ay bir çalıştayla Türkiye’nin temel meselelerinden birini gündeme getirip iktidar yol haritamızı milletimizle paylaşacağız” dedi.

CHP’den istifa eden Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır, memleketi Mersin’de coşkuyla karşılandı Haber

CHP’den istifa eden Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır, memleketi Mersin’de coşkuyla karşılandı

CHP’den istifa eden Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır, memleketine dönüşünde coşkulu bir karşılamayla ağırladı. Çakır, Gözne gişelerinde davul-zurna eşliğinde, alkışlarla ve omuzlarda taşınarak karşılandı, burada kurban kesildi. Toplantı yapılmadan toplanan kalabalığı vurgulayan Çakır, "Çok değerli hemşerilerim. Burada herhangi bir toplantı duyurusu yapmadık. Allah’a şükürler olsun, Mersin’in dört bir yanından gelen destek ve ilgiye minnettarım" dedi. "Mezarlıkta rakı içenlere lanet olsun" Kendisine yönelik iddialara yanıt veren Çakır, "Bildiğiniz gibi, sahte 'oto hırsızlığı' suçlamasıyla şahsıma iftira attılar. Bunu yapanları ve medya organını lanetliyorum. Ulusal medyada karşılık verdiğim için partim beni disipline sevk etmedi. Bu sebeple de istifa edip, halkıma döndüm. Halkım da burada. Beni ihraç edenlere, mezarlıkta rakı içenlere lanet olsun" sözlerini kullandı. Bağımsız olarak devam ettiğini belirten Çakır, kararlarını vatandaşlarla tartışarak alacağını söyleyerek, "Bu vesileyle her daim sizin yanınızdayım. Evet, bağımsız milletvekiliyim. 'Bağımsız kal' derseniz bağımsız olurum, 'emekli ol' derseniz emekli olurum. Ancak size danışarak gereğini yapacağım" dedi. Karşılama etkinliğinin büyüklüğüne dikkat çeken Çakır, "Bu bir karşılamadır, binlerce araç yolda kaldı, bu kadar vatandaş bekledi. Mersin'de bana zarar vermeye çalıştıklarında bir 'mobilet' bile karşılamamıştı. Millet, 'Bizim Hasan Ufuk Çakır’a ne oldu?' diyor. O da gülüyor. Şimdi milletin sıra gülmesinde, meydanı bırakıyorum. İslam'ın beş şartı var, altıncısı olsaydı 'haddini bilmek' olurdu. Elhamdülillah, biz haddimizi biliriz" dedi. Çakır, sahalarda olmaya devam edeceğini belirterek, "Buradan haykırıyorum; size ezdirmedim. Emrinde oldum, haysiyetimle ve onurumla sizin itibarınızı korudum. Tek tek ziyaret edeceğim, evlere, ilçelere, dükkanlara uğrayacağım. Siz ne istiyorsanız onu yapacağım. Oyunuzla buradayım, onu itibarla koruyorum" dedi. Siyasi tutumuna dair düşüncelerini paylaşan Çakır, "Televizyon odalarından çıkmayan, klimalı odalarda siyaset yaptığını sananlar nerede? Millet burada. Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy veren dürüst insanlara sesleniyorum, haysiyetli kişilere sesleniyorum; sizin hayal kırıklığına düşmenize izin vermedim. Yemin ederim vermedim. Peşime düşün, aldatmam, yalan söylemem, kandırmam. Kendimi önce Allah’a, sonra size emanet ediyorum" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.