Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ekrem İmamoğlu

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Ekrem İmamoğlu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekrem İmamoğlu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ: Türkiye'de sandıktan başka yol kalmadı Haber

Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ: Türkiye'de sandıktan başka yol kalmadı

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ı ziyaretinin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Özdağ, Özcan’ı geçen ziyarete göre daha sağlıklı ve moralli gördüğünü belirterek, önümüzdeki günlerde görülecek karar duruşmasında beraat beklediğini söyledi. Türkiye’de muhalefete yönelik baskıların arttığını savunan Özdağ, “Türkiye artık bir hukuk devleti değildir” dedi. “DÜŞMAN CEZA HUKUKU UYGULANIYOR” Muhalefet, basın ve sosyal medyaya yönelik uygulamaları eleştiren Özdağ, ceza yasasındaki bazı maddelerin siyasi amaçlarla araçsallaştırıldığını öne sürdü. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığını belirten Özdağ, adalete güvenin zedelendiğini ifade etti. Prof. Dr. Özdağ, Türkiye’de baskılara son vermenin, hukuk devletini ve özgür basını yeniden tesis etmenin yolunun sandık olduğunu vurgulayarak, “Sandıktan başka bir şey değildir” ifadesini kullandı. HALK TV’YE KAYYUM VE GÖZALTI KARARINA TEPKİ Halk TV’ye yönelik operasyon ve kayyum kararını da değerlendiren Özdağ, bunun şaşırtıcı olmadığını ancak üzücü olduğunu söyledi. Kararın, Ekrem İmamoğlu’nun savunma duruşmalarının başladığı güne denk gelmesine dikkat çeken Özdağ, bunun bir mesaj niteliği taşıdığını savundu. Özdağ, suç varsa soruşturma yapılması gerektiğini, yayınların kapatılmasının ise “düşman ceza hukuku” uygulaması olduğunu dile getirdi. “FON YOLSUZLUĞUNDA İKTİDARA AYRICALIK VAR” Fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özdağ, iktidar partisinden bir isme yönelik uygulamanın muhalefet mensubu olsaydı çok daha ağır olacağını savundu. Özdağ, yolsuzluk iddialarında şeffaflık çağrısı yaparken, sorumluların hesap vermesi gerektiğini söyledi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin fon soruşturmasına ilişkin şeffaflık çağrısını da yorumlayan Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Bahçeli’nin iktidar üzerindeki etkisinin büyük olduğunu belirterek, bunun samimiyetinin önümüzdeki günlerde görüleceğini ifade etti. Yemen ve Suudi Arabistan konusundaki sorulara da cevap veren Özdağ, Türk askerinin Suudi Arabistan’ın menfaatleri için görev yapmasına karşı olduğunu söyledi. Türkiye’nin Asya ticaretinin büyük bölümünün Kızıldeniz üzerinden gerçekleştiğini hatırlatan Özdağ, bu hattın hedef alınmasının ekonomik riskler doğurabileceğini dile getirdi. Prof. Dr. Ümit Özdağ, “Türk askerinin kanı Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğü veya Suudi ailesinin serveti için dökülemez” dedi.

İBB davasında Yakup Öner’in beyanları: Sistemin içindeki ve dışındaki aktörleri anlattı Haber

İBB davasında Yakup Öner’in beyanları: Sistemin içindeki ve dışındaki aktörleri anlattı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yolsuzluk davasında sanık Yakup Öner’in daha önce etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeler ve mahkemedeki beyanları gündeme geldi. Öner, belediye içerisindeki ve dışındaki yapılanmaya ilişkin iddialarda bulunurken, dosyada yer alan para talepleri ve çeşitli iş süreçleri hakkında da açıklamalar yaptı. İBB soruşturmasında hazırlanan iddianame Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu sanıklar hakkında yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamede, İmamoğlu “örgüt kurucusu ve lideri” olmakla suçlandı. İddianamede çok sayıda sanık için farklı suçlamalar ve hapis cezaları talep edildi. Dosyada Yakup Öner de “örgüt üyesi” olmakla suçlanan isimler arasında yer aldı. Öner hakkında daha önce rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve nitelikli dolandırıcılık gibi suçlamalar yöneltildi. Öner ise soruşturmanın çeşitli aşamalarında hakkındaki suçlamalara karşı savunma yaptı. Öner, belediye içindeki yapılanmaya ilişkin iddialarda bulundu Etkin pişmanlık kapsamında ifade veren Öner’in anlatımlarında, İBB içerisindeki bazı isimlerin görev ve ilişkilerine yönelik iddialar yer aldı. Öner’in ifadelerinde belediye içerisindeki bazı isimlerin yanı sıra belediye dışındaki iş insanları ve şirketlerle ilgili çeşitli bağlantılardan söz edildi. Dosyada ayrıca farklı iş süreçleri, imar ve ruhsat işlemleri ile para ve bağış taleplerine ilişkin iddialar bulunuyor. Ancak Öner’in mahkeme aşamasındaki beyanlarında, bazı işlemlerin mevzuata uygun şekilde yürütüldüğünü ve bağış taleplerinin işlerin tamamlanmasının ardından gündeme geldiğini söylediği aktarıldı. Bu nedenle dosyadaki iddialar ile sanıkların mahkemedeki savunmaları arasında farklılıklar bulunuyor. “Kardeşlik ilişkisi suç delili gibi sunuluyor” Duruşmada firari sanık Emrah Bağdatlı’nın kardeşi tutuksuz sanık Özge Bağdatlı da savunma yaptı. Özge Bağdatlı, Emrah Bağdatlı’nın öz abisi olduğunu ancak kardeşlik ilişkisinin iş ortaklığı anlamına gelmeyeceğini belirtti. Özel sektörde daha önce karşı karşıya geldiklerini ve uzun süre küs kaldıklarını anlatan Bağdatlı, şirketlerinin birlikte hareket ettiği yönündeki değerlendirmelere itiraz etti. Bağdatlı, iddianamenin çeşitli bölümlerinde bireysel kimliği yerine Emrah Bağdatlı’nın kardeşi olarak anıldığını belirterek, aile bağının suç delili gibi değerlendirilmemesi gerektiğini savundu. Mehmet Pehlivan’dan sevk tepkisi Duruşmada İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan da söz aldı. Yaklaşık 16 aydır tutuklu olduğunu belirten Pehlivan, avukat olması nedeniyle herhangi bir ayrıcalık talep etmediğini söyledi. Gece saatlerinde başka bir cezaevine sevk edilmesine tepki gösteren Pehlivan, Silivri’de devam eden duruşmaya sabah saatlerinde yaklaşık 3,5 saat kelepçeli şekilde getirildiğini ifade etti. Pehlivan, yaşanan sevkin savunma faaliyetlerini ve ailesiyle görüşmesini zorlaştırdığını savundu. Mahkeme başkanı ise sevkle ilgili doğrudan mahkemenin sorumlu olmadığını belirterek, sorunun çözümü için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi. Duruşmalar devam ediyor İBB davasında ikinci duruşmanın 28’inci gününde Özge Bağdatlı ve diğer bazı sanıkların savunmaları alındı. 5 Ekim 2026 tarihli duruşmada tutuksuz sanıkların beyanlarına geçilirken, davanın ilerleyen günlerinde diğer sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilmesi bekleniyor. Dosyada yer alan suçlamalar ve sanıkların savunmaları yargılamanın konusu olurken, mahkemenin vereceği kararlar kesinleşmeden iddianamede veya beyanlarda yer alan suçlamalar hüküm niteliği taşımıyor.

Yakup Öner mahkemede anlattı: İBB’deki rüşvet ağına ilişkin dikkat çeken beyanlar Haber

Yakup Öner mahkemede anlattı: İBB’deki rüşvet ağına ilişkin dikkat çeken beyanlar

İBB’ye yönelik yolsuzluk davasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan Yakup Öner, mahkemedeki savunmasında belediye içindeki ve dışındaki bazı isimlerin yer aldığını öne sürdüğü gayriresmi yapılanmaya ilişkin beyanlarda bulundu. Öner, para talepleri ve çeşitli imar süreçleriyle ilgili iddialarını da mahkeme heyetine anlattı. Belediye içindeki ve dışındaki isimleri anlattı İBB’de harita mühendisi olarak görev yapan Yakup Öner, devam eden yolsuzluk davasında mahkeme huzurunda ifade verdi. Öner, daha önce soruşturma kapsamında verdiği etkin pişmanlık ifadelerinde olduğu gibi belediye içerisindeki işleyişe ilişkin çeşitli iddialarını sürdürdü. Öner’in beyanlarına göre belediye içerisindeki yapılanmada Fatih Keleş, Ertan Yıldız ve Murat Ongun’un; belediye dışındaki yapılanmada ise Adem Soytekin ve Murat Gülibrahimoğlu’nun bulunduğu öne sürüldü. Öner, bazı iş insanlarından “bağış” adı altında para veya farklı menfaatler talep edildiğini iddia ederken, para süreçlerinin belirli isimler üzerinden yürütüldüğünü ileri sürdü. Söz konusu iddialar yargılama kapsamında değerlendiriliyor. Yaklaşık 50 milyon dolarlık para talebi iddiası Öner, mahkeme beyanında farklı dosyalar üzerinden toplamda yaklaşık 50 milyon dolarlık para trafiğinden söz etti. Beyanlarda Gülaylar Altın’ın Erenköy’deki arazisine ilişkin imar süreci için 22 milyon dolar, Doğuş Holding ve Torunlar GYO için ayrı ayrı 10 milyon dolar talep edildiği iddiaları yer aldı. Öner ayrıca Vaniköy’deki bir villanın tadilatı için 800 bin dolar, Avni Çelik’ten 3 milyon dolar ve Murat Özyeğin’den 400 bin dolar istendiğini ileri sürdü. Bunun yanında bazı restoran ve otellere ilişkin milyonlarca liralık menfaat taleplerinden de söz etti. “Talimatları İmamoğlu’ndan aldım” iddiası Yakup Öner, mahkemedeki anlatımında bazı işlemlerle ilgili talimatları dönemin İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan aldığını öne sürdü. Öner, belediye içerisindeki para süreçlerinin ise başka isimler tarafından takip edildiğini iddia etti. Öner’in bu yöndeki beyanları, davada tarafların savunmaları ve diğer delillerle birlikte değerlendiriliyor. Hakkında iddialarda bulunulan kişiler açısından suçluluk, ancak yargılama sonucunda kesinleşebilecek. İmar süreçleri ve “gayriresmi sistem” anlatımı Öner, belediyedeki farklı birimlerin belirli alanlarda ayrı şekilde çalıştığını da savundu. Mahkemede kendisine yöneltilen sorular üzerine daha önce kullandığı “korunaklı hiyerarşi” ifadesinin bir durum tespiti olduğunu belirtti. Davanın önceki aşamalarında da Öner’in İBB Meclisi, Boğaziçi İmar Müdürlüğü ve çeşitli imar süreçlerine ilişkin beyanları gündeme gelmişti. Öner, bazı dosyalarda teknik ve hukuki süreçleri yürüttüğünü, para taleplerinin ise farklı kişiler tarafından gerçekleştirildiğini öne sürmüştü. İBB’ye yönelik yolsuzluk davasında sanıkların savunmalarının alınmasına ve dosyadaki delillerin değerlendirilmesine devam ediliyor.

Özgür Özel’den Üsküdar’da sert mesaj: “Kendine güveniyorsan seçimleri yenileyelim” Haber

Özgür Özel’den Üsküdar’da sert mesaj: “Kendine güveniyorsan seçimleri yenileyelim”

Üsküdar’da düzenlenen mitingde kalabalığa seslenen Özel, belediye başkanlığı seçiminde ortaya çıkan iradenin daha sonra farklı yollarla değiştirilmeye çalışıldığını savundu. “Sinem Dedetaş cezaevinde, seçimi kaybedenler makamda” Konuşmasına 12 Eylül darbesinin yıl dönümünü hatırlatarak başlayan Özel, partisinin tüm darbelere karşı olduğunu söyledi. Siyasette çifte standartlı yaklaşımları kabul etmediklerini belirten Özel, Üsküdar’daki seçim sonuçları üzerinden iktidara yüklendi. Özel, Sinem Dedetaş’ın seçimde 157 bin oy aldığını belirterek, tutuklanmasının ardından belediyede yaşanan gelişmelerin seçmen iradesini zedelediğini öne sürdü. Özel, “Milletin rızasıyla alamadığı bir ilçeyi alabilmek için, milletin seçtiği pırıl pırıl bir Cumhuriyet kadınını haksız yere tutuklayanlara bugün burada söyleyecek sözümüz var. Sinem Dedetaş cezaevinde, seçimi kaybedenler belediyede başkanlık makamında” ifadelerini kullandı. Erdoğan’a da doğrudan seslenen Özel, “Bu mu senin demokratlığın? Bu mu senin cesaretin?” diye konuştu. Miting sırasında Sinem Dedetaş’ın cezaevinden gönderdiği mektup da katılımcılara okundu. Dedetaş, mektubunda anayasal güvence altındaki egemenlik ilkesine dikkat çekerek tutuklamaların cezalandırma aracına dönüşmemesi gerektiğini ifade etti. Üsküdar’daki meclis seçimi üzerinden suçlamalar Özel, 5 Ağustos’ta gerçekleştirilen belediye başkanvekilliği seçiminde bazı meclis üyelerinin taraf değiştirdiğini ve yapılan seçimin daha sonra mahkeme kararıyla iptal edildiğini söyledi. 5 Eylül öncesindeki süreçte ise partisinden üç belediye meclis üyesinin gözaltına alındığını, bunlardan ikisinin tutuklandığını belirten Özel, taraf değiştiren bazı isimlerle ilgili çeşitli iddialar ortaya attı. Özel, Ahmet Başbaydar, Hüseyin Kazan, Ayhan Aydın, Tahsin Usta ve Onur Bayav'ın isimlerini anarak, söz konusu kişilerin karar değişikliklerinin arkasında baskı veya farklı beklentiler bulunduğunu ileri sürdü. Konuşmasında yargı makamlarına yönelik de ağır eleştirilerde bulunan Özel, belediye meclis üyelerinin savcılığa çağrılması sırasında baskı gördüklerini iddia etti. Özel, “Bu, yargı erkinin yürütmenin emrine ve siyasete alet edilmesidir” diyerek, konuya ilişkin suç duyurusunda bulunduklarını ve sürecin takipçisi olacaklarını söyledi. İstanbul Valisi’ne yönelik sert eleştiri Üsküdar’daki seçim sürecinde İstanbul Valiliği’nin aldığı kararları da eleştiren Özel, farklı siyasi partilere yönelik uygulamaların adil olmadığını savundu. Valiliğin seçim takvimi ve belediye binasına giriş konusunda aldığı kararları gündeme getiren Özel, İstanbul Valisi’ni tarafsız davranmamakla suçladı. Özel, “Seni devletin valisi olmaktan çıkıp AKP’nin il başkanından çok AKP’ye çalışan valiye yazıklar olsun” sözleriyle tepkisini dile getirdi. “Bize Sinemler, Ekremler, Amine Cansu Çelikler yeter” Konuşmasının devamında farklı belediye başkanları ve siyasetçilere teşekkür eden Özel; Amine Cansu Çelik, İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel ve Ekrem İmamoğlu’nun isimlerini andı. AKP’ye geçtiğini belirttiği bazı siyasetçileri de eleştiren Özel, partisinin “Sinemler ve Ekremler” olarak nitelendirdiği isimlerle yoluna devam edeceğini söyledi. Özel, “Hainleri, satılmışları tepe tepe kullansınlar” ifadelerini kullandı. Erdoğan’a seçim çağrısı: “Kendine güveniyorsan çık karşımıza” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rize’de yaklaşan seçimlere ilişkin açıklamalarına da yanıt veren Özel, seçimlerin halk iradesiyle yapılması gerektiğini belirtti. Üsküdar’da seçmenin iradesine güvendiklerini söyleyen Özel, Erdoğan’a doğrudan seçim çağrısında bulundu: “Kendine güveniyorsan çık karşımıza, yenileyelim seçimleri.” Özel, belediye meclisindeki bazı isimlerin değiştirilmesi, tehdit iddiaları ve yargı süreçleri üzerinden bir ilçenin yönetiminin değiştirilmesinin seçim başarısı olarak değerlendirilemeyeceğini savundu. “Seçim atlatılacak bir şey değildir” diyen Özel, ekonomik sorunlara da dikkat çekerek emeklilerin ve gençlerin yaşadığı sıkıntılar çözülmeden iktidarın seçimleri kolayca geride bırakamayacağını söyledi. “İktidar siyasi ve ekonomik olarak çöktü” Türkiye’nin ekonomik durumuna ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özel, emekli ve asgari ücretlilerin gelirleri üzerinden iktidarı eleştirdi. Özel, iktidarın uzun süren yönetim döneminin siyasi, ahlaki ve ekonomik açıdan tükenme noktasına geldiğini öne sürdü. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü üzerinden de iktidara yüklenen Özel, kamu varlıklarının uzun vadeli gelirlerinin devredilmesine karşı olduklarını belirterek, iktidarın seçim döneminde kaynak arayışında olduğunu savundu. “Bütün demokratların birleşme vakti geldi” Özgür Özel, konuşmasının son bölümünde farklı siyasi kesimlere birlik çağrısı yaptı. Eski siyaset anlayışıyla yeni siyaset arasında ayrım yapan Özel, yeni dönemde önceliğin kişisel veya parti çıkarları değil, milletin kazanması olduğunu söyledi. Özel, Türkiye’de siyasi saflaşmanın demokratlarla otokratlar arasında gerçekleşeceğini savunarak, demokratik muhalefetin birlikte hareket etmesi gerektiğini belirtti. “Artık bütün demokratların birleşme vakti gelmiştir” diyen Özel, konuşmasını umut ve sandık mesajıyla tamamladı. Özel, “Korkuya karşı umudun mücadelesini veriyoruz. Kimse enseyi karartmasın, biz o sandığa varacağız, o seçimi alacağız” ifadelerini kullandı.

Ekrem İmamoğlu'na Şadi Yazıcı davasında 2 yıl 1 ay hapis cezası Haber

Ekrem İmamoğlu'na Şadi Yazıcı davasında 2 yıl 1 ay hapis cezası

Şadi Yazıcı'ya yönelik sözleri nedeniyle yargılanıyordu Ekrem İmamoğlu hakkında, 25 Ekim 2022'de Tuzla'da düzenlenen bir açılış programında dönemin Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı'ya yönelik sözleri nedeniyle dava açılmıştı. "Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret" suçlamasıyla görülen davada İmamoğlu daha önce iki kez beraat etmişti. İstinaf incelemesinin ardından dosyanın yeniden görülmesine karar verilmesi üzerine yargılama tekrar başladı. Mahkeme 2 yıl 1 ay hapis cezası verdi İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 11 Eylül'deki duruşmasında mahkeme kararını açıkladı. Mahkeme, İmamoğlu'nu hakaret suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezasına mahkum etti. Ayrıca TCK'nın 53. maddesinde düzenlenen belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hükmün uygulanmasına karar verildi. Bu kapsamda siyasi yasak kararı da gündeme geldi. Karar kesinleşmedi İmamoğlu hakkında verilen kararın kesinleşmesi için kanun yollarının tamamlanması gerekiyor. Dolayısıyla siyasi yasak kararının da bu aşamada kesinleşmiş bir sonuç olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Davanın önceki aşamalarında verilen beraat kararlarının istinaf incelemesinde kaldırılmasının ardından yeniden yargılama süreci başlamıştı. Mahkeme kararının ardından İmamoğlu'nun karara tepki gösterdiği ve yargılama sürecine ilişkin eleştirilerde bulunduğu bildirildi.

İBB davasında Eyüp Subaşı'nın savunması: “Yapmadığım bir fiilin sorumluluğunu kabul etmiyorum” Haber

İBB davasında Eyüp Subaşı'nın savunması: “Yapmadığım bir fiilin sorumluluğunu kabul etmiyorum”

Subaşı, hakkındaki suçlamalara ilişkin savunma yaptı İddianamede, Eyüp Subaşı'nın Beylikdüzü döneminden itibaren Ekrem İmamoğlu'nun açık hava reklam çalışmalarını yürüttüğü, İmamoğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmasının ardından ise açık hava reklam işlerinin usulsüz ihalelerle Subaşı'na verildiği ileri sürüldü. Subaşı'nın yetkilisi olduğu şirketler üzerinden Kültür A.Ş.'den çeşitli işler aldığı ve Murat Ongun ile Fatih Keleş'e bağlı hareket ettiği iddiasına da iddianamede yer verildi. Savunmasında bu suçlamalara karşı çıkan Subaşı, şirketlerinin kendi sermayeleriyle kurulduğunu ve kamu kaynaklarından finansman sağlanmadığını söyledi. İhalelerin tamamının belgeli ve ticari nitelikte olduğunu savunan Subaşı, şirketleri aracılığıyla kamuya ve belediyeye yüksek miktarlarda kira ödemesi yaptıklarını ifade etti. Subaşı, şirketler grubu olarak 20 milyon doların üzerinde yatırım yaptıklarını belirterek, “kamu zararı” suçlamasını kabul etmediğini dile getirdi. “Devir bedeli 75 milyondan 46 milyona indirildi” Eyüp Subaşı, savunmasının devamında reklam ekranlarının Reklamist firmasına devredilmesi sürecine ilişkin de açıklamalarda bulundu. Subaşı, Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz ile yaptığı görüşmelerin ardından Murat Ongun ile devir sürecine ilişkin görüşmeler gerçekleştirdiğini söyledi. İlk aşamada 75 milyon liranın üzerinde bir bedel üzerinde sözlü olarak anlaşmaya varıldığını öne süren Subaşı, daha sonra Murat Ongun'un yönlendirmesiyle bu rakamın 46 milyon liraya düşürüldüğünü iddia etti. Reklam alanlarının bir bölümünün görüşmelerin ardından azaltıldığını belirten Subaşı, yaşananları kendisini anlaşmaya zorlayan sistematik bir baskı olarak değerlendirdiğini ifade etti. Subaşı, ekonomik açıdan zor durumda kaldığını ve ticari faaliyetlerine devam edebilmek amacıyla reklam ekranlarını Kültür A.Ş.'ye olan borcuna mahsuben devretmek zorunda kaldığını savundu. “Etkin pişmanlık ifadelerimin arkasındayım” Etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeleri reddetmediğini belirten Subaşı, soruşturma kapsamında bildiği ve yaşadığı olayları anlattığını söyledi. Subaşı, verdiği ifadelerin örgüt üyeliği şeklinde yorumlanmasını kabul etmediğini belirterek, kendisini suç örgütünün parçası değil, ticari süreçlerde mağdur olan bir kişi olarak gördüğünü savundu. Şirket yönettiğini, ihalelere katıldığını ve yatırım yaptığını kabul eden Subaşı, bazı para hareketlerinin içerisinde bulunduğunu da inkar etmedi. Ancak üzerine atılı suçları ve herhangi bir örgüt üyeliğini kabul etmediğini ifade etti. Mahkeme başkanı “sistem” ifadesini sordu Savunmanın ardından Subaşı'nın çapraz sorgusuna geçildi. Mahkeme başkanı, sanığın etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadelerde geçen “sistem” ifadesinin ne anlama geldiğini sordu. Subaşı, özellikle bazı danışmanların bu ifadeyi sık kullandığını belirterek, belediye içerisindeki yönlendirmeleri bu şekilde tanımladığını söyledi. Bir işin yapılması sırasında Fatih Keleş veya Ertan Yıldız tarafından bir talep iletilmesi ya da sistematik bir yönlendirme yapılması halinde bunu “sistem” olarak değerlendirdiğini anlatan Subaşı, “sistem” ifadesini danışmanların ağzından duyduğunu savundu. Para hareketleri de duruşmada gündeme geldi Duruşmada savcılık tarafından Subaşı'nın ifadelerinde yer alan para hareketlerine ilişkin sorular da yöneltildi. Savcının, bazı işler karşılığında yüzde 10 pay istendiğine ve bu paraların nakit olarak verildiğine ilişkin beyanlarını hatırlatması üzerine Subaşı, söz konusu paraların bazılarını Florya'da, bazılarını ise Mermerciler Sanayi Sitesi'ndeki iş yerinde verdiğini söyledi. Ertan Yıldız'a verildiği belirtilen paralarla ilgili de konuşan Subaşı, ödemelerin doğrudan Yıldız tarafından alınmadığını, bir aracının gönderildiğini öne sürdü. Subaşı, farklı tarihlerde 5 milyon, 5 milyon ve 10 milyon liralık ödemeler yapıldığını ifade etti. Savcının, daha önce verdiği ifadelerde Fatih Keleş ve Murat Ongun'un kendisine Ertan Yıldız'a verilmesi gereken paranın tamamlanıp tamamlanmadığını sorduklarını söylediğini hatırlatması üzerine Subaşı, bu ifadesinin doğru olduğunu belirtti. Duruşmada Subaşı'nın savunma ve çapraz sorgu işlemleriyle ilgili süreç devam ediyor.

İBB’ye yönelik yolsuzluk davasında 71’inci duruşma sona erdi Haber

İBB’ye yönelik yolsuzluk davasında 71’inci duruşma sona erdi

Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan 3 bin 809 sayfalık iddianamede çok sayıda suçlama yer alıyor. İddianamede İmamoğlu’nun 142 ayrı eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. Adnan Çebi suçlamaları reddetti Duruşmada savunma yapan tutuksuz sanık Adnan Çebi, Makyol A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı olduğunu belirterek, iddianamede yer alan yapılar ve kreş projesine ilişkin iddiaları kabul etmedi. Çebi, Makyol İnşaat’ın söz konusu kreş inşaatını ticari teamüller çerçevesinde yürüttüğünü savunarak, Asoy İnşaat ile çalışma ilişkisinin Ekrem İmamoğlu’nun belediye başkanlığı döneminden çok önce başladığını söyledi. İnşaat firmasına yapılan ödemelerin işin ilerleme aşamalarına göre gerçekleştirildiğini ifade eden Çebi, inşaat sürecinin yetkili personel tarafından denetlendiğini ve ödemelerin verilen onaylar doğrultusunda yapıldığını öne sürdü. “İmamoğlu’nun bulunduğu toplantılara katılmadım” Adnan Çebi, Makyol İnşaat olarak Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde İBB’den herhangi bir iş almadıklarını savundu. Otel binasında gerçekleştirildiği öne sürülen toplantılarla ilgili de açıklama yapan Çebi, Ekrem İmamoğlu’nun katıldığı herhangi bir toplantıda bulunmadığını ve söz konusu görüşmelerin organizatörü olmadığını ifade etti. Dosyada yer alan kameraların bantlanması iddiasına da değinen Çebi, bunun otelin sahibi olarak kendisinin verdiği bir talimatla yapılmadığını savundu. Mustafa Akın’dan tahliye talebi Ekrem İmamoğlu’nun koruma müdürü olan tutuklu sanık Mustafa Akın ise savunmasında, kendisine yöneltilen “haberleşmenin engellenmesi” suçlamasına ilişkin somut delil bulunmadığını ileri sürdü. Akın, otelde herhangi bir iletişimin engellendiğine dair dosyada yeterli bilgi ve belgenin yer almadığını savunarak tahliyesini talep etti. Duruşmanın tamamlanmasının ardından mahkeme heyeti, yargılamaya 31 Ağustos Pazartesi günü saat 10.00’da devam edilmesine karar verdi.

Aziz İhsan Aktaş’tan İmamoğlu Davasında Dikkat Çeken Savunma: “Belediye Başkanlığı Makamı Para Toplamak İçin Kullanıldı” Haber

Aziz İhsan Aktaş’tan İmamoğlu Davasında Dikkat Çeken Savunma: “Belediye Başkanlığı Makamı Para Toplamak İçin Kullanıldı”

Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen “Çıkar Amaçlı Suç Örgütü” davasının ikinci duruşmasında savunma yapan tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş, belediyedeki bazı işlemler üzerinden iş insanları üzerinde baskı kurulduğunu ve para taleplerinin İmamoğlu’nun talimatıyla yapıldığının kendisine söylendiğini öne sürdü. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen “Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü” davasının ikinci duruşmasına devam edildi. Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde görülen duruşmanın dördüncü gününde tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş savunma yaptı. Aktaş, daha önce verdiği ifadelerin ve etkin pişmanlık kapsamındaki beyanlarının arkasında olduğunu belirterek, soruşturmanın temelinde iş insanları üzerinde baskı oluşturulduğu ve “sistem” adı altında para toplandığı iddiasının bulunduğunu savundu. “Kurulan düzenin baskısına maruz kalan kişilerden biriyim” Önceki ifadelerini tekrar ettiğini belirten Aktaş, etkin pişmanlık kapsamında yaptığı açıklamaların ardından kendisi hakkında kamuoyunda olumsuz bir algı oluşturulmaya çalışıldığını iddia etti. Ticari faaliyetlerini kanunlara uygun şekilde yürüttüğünü ifade eden Aktaş, kendisine tahsis edilen korumaların ise daha önce yaşadığını belirttiği suikast girişimi nedeniyle devlet tarafından görevlendirildiğini söyledi. Aktaş, 13 Ocak 2025’te Beşiktaş Belediyesi soruşturması kapsamında gözaltına alınıp tutuklandığını, Nisan 2025’te ise kendi iradesiyle etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla ifade verdiğini belirtti. Beyanlarının banka kayıtları, HTS ve baz tespitleri ile diğer sanık ve tanık ifadeleriyle doğrulandığını öne süren Aktaş, kendisini “kurulan düzenin baskısına maruz kalan ve işleyişini açıklayan kişilerden biri” olarak tanımladı. İmamoğlu hakkında dikkat çeken iddialar Savunmasının devamında Aktaş, Ekrem İmamoğlu liderliğinde bir yapı oluşturulduğunu iddia etti. İmamoğlu’nun para taleplerinin, bazı belediye yöneticileri, danışmanlar ve aracılar üzerinden iş insanlarına iletildiğini öne sürdü. Aktaş, belediyelerden doğan hak ediş ve alacak ödemelerinin baskı aracı olarak kullanıldığını, belediyeyle mevcut iş ilişkilerinin sona erdirilmesi veya çeşitli yaptırımlar uygulanması tehdidinin gündeme getirildiğini savundu. Ayrıca imar ve ruhsat süreçleri üzerinden de kendilerinden pay talep edildiğini ileri süren Aktaş, siyasi faaliyetlerin iş insanları üzerinde baskı oluşturularak finanse edilmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi. “Para yeni iş almak için değil, hak edişleri alabilmek için verildi” Aktaş, para teslimlerinin yeni iş elde etmek amacıyla değil, belediyelerden doğan yasal hak edişlerin alınabilmesi için gerçekleştirildiğini öne sürdü. İddiasına göre ödemeler doğrudan karar vericilere değil, bazı danışmanlar, şoförler veya aracılar üzerinden gerçekleştirildi. Paraların belediye kasasına ya da resmi banka hesaplarına yatırılmadığını savunan Aktaş, nakit olarak çekilen paraların aracılara teslim edildiğini ve “sistem” olarak adlandırılan yapıya aktarıldığını iddia etti. Aktaş ayrıca, kendisine iletilen para taleplerinin Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla yapıldığının söylendiğini öne sürerek, “İmamoğlu, belediye başkanlığı makamını sisteme para toplamak için kullanmıştır” iddiasında bulundu. Özgür Karabat iddiası Aktaş savunmasında CHP İstanbul Milletvekili ve eski Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat hakkında da bir iddia dile getirdi. 2024 yerel seçimleri döneminde Karabat’ın kendisinden para istediğini öne süren Aktaş, para taleplerinin farklı aracılar üzerinden ilerlediğini savundu. Aktaş’ın duruşmadaki iddiaları mahkeme tutanaklarına geçerken, davada diğer sanıkların savunmalarının alınmasına devam ediliyor. Duruşmanın, sanık savunmalarının tamamlanması amacıyla 25 Ağustos Salı gününe ertelendiği bildirildi.

Muhittin Böcek'ten cezaevinde ifadesini yineledi: Ekrem İmamoğlu adaylık için benden 15 milyon euro istedi Haber

Muhittin Böcek'ten cezaevinde ifadesini yineledi: Ekrem İmamoğlu adaylık için benden 15 milyon euro istedi

Tutuklu bulunan ve görevden uzaklaştırılan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, cezaevinden verdiği ek ifadede daha önce gündeme getirdiği iddialarını tekrarladı. Böcek, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun adaylık sürecinde kendisinden 15 milyon euro talep ettiğini öne sürdü. Böcek'in iddiaları, daha önce haziran ayında verdiği ek ifadede anlattığı olayların devamı niteliğinde. Sabah'ta yer alan habere göre Böcek, ifadesinde söz konusu sürecin 30 Kasım 2023'te İstanbul'da gerçekleştirdiğini belirttiği bir görüşmeyle başladığını anlattı. Böcek, özel kalemi Yasin Yellice ile İstanbul'a gittiğini ve aynı gün Renaissance İstanbul Polat Bosphorus Hotel'de Ekrem İmamoğlu ile görüştüğünü iddia etti. Görüşmede İmamoğlu'nun başka bir isme adaylık sözü vermediğini ve tercihini kendisinden yana kullanacağını söylediğini öne süren Böcek, bunun karşılığında yaklaşık 15 milyon euro istendiğini savundu. Paranın gönderilmesi için farklı bir yöntem iddiası Muhittin Böcek, ifadesinde elindeki paranın 5 milyon euro’nun altında olduğunu, aradaki miktarı ise bir arkadaşından borç aldığını ileri sürdü. Böcek'in anlatımına göre, ismini açıklamak istemediği bir kişinin yönlendirmesi üzerine paranın "havala" olarak adlandırılan bir yöntemle gönderilmesi konusunda anlaşmaya varıldı. Bu yöntemin daha güvenli ve hızlı olduğu yönündeki tavsiye nedeniyle parayı elden götürmekten vazgeçtiğini belirten Böcek, ödeme sürecine ilişkin ayrıntıları da ifadesinde anlattı. "100 liralık banknotun fotoğrafı çekildi" Böcek'in iddiasına göre, para transferinde kullanılacak yöntemin doğrulanması amacıyla arkadaşının yanında bulunan 100 liralık banknotun fotoğrafı çekildi ve bu görüntü İstanbul'da ödemeyi alacak kişiye gönderildi. Daha sonra aynı banknotun, üzerinde isim ve telefon numarasının bulunduğu bir notla birlikte zarfa konularak kendisine teslim edildiğini belirten Böcek, Kapalıçarşı'daki işlem sırasında paranın gönderileceği adresin not kağıdında "Taç Döviz" olarak yer aldığını söyledi. Böcek, paranın İstanbul'daki alıcıya fiilen teslim edilip edilmediği konusunda ise bilgisinin bulunmadığını öne sürdü. İkinci görüşmede zarfı teslim ettiğini öne sürdü Muhittin Böcek, 16 Aralık 2023'te Ekrem İmamoğlu'nu telefonla arayarak yüz yüze görüşmek için randevu istediğini belirtti. Ertesi gün Yasin Yellice ile yeniden İstanbul'a gittiğini anlatan Böcek, İmamoğlu ile seçim ofisi olduğunu düşündüğü yüksek katlı bir plazanın giriş katında baş başa görüştüğünü iddia etti. Bu görüşme sırasında daha önce hazırlanan ve içerisinde 100 lira ile not kağıdı bulunan zarfı bizzat teslim ettiğini öne süren Böcek, 15 milyon euroluk talebin kalan kısmının ise olası Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde tamamlanmasının planlandığını savundu. Böcek, İmamoğlu'nun daha sonra tutuklanması nedeniyle kalan ödemenin gerçekleşmediğini iddia etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.