Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ekonomik Koşullar

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Ekonomik Koşullar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomik Koşullar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili İdris Şahin: CMK ücret tarifesi, günün ekonomik koşullarına uygun olarak düzenlenmelidir Haber

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili İdris Şahin: CMK ücret tarifesi, günün ekonomik koşullarına uygun olarak düzenlenmelidir

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili İdris Şahin, CMK görevi yapan avukatların yaşadıkları sıkıntıları ve bu konuya ilişkin önerler yaptı. DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili İdris Şahin, CMK görevi yapan avukatların yaşadıkları sıkıntıları ve bu konuya ilişkin önerlerde bulundu. Savunma hakkının etkin kullanımı ile insan haklarına dayalı sosyal hukuk devleti ilkesinin zorunlu bir gereği olarak, CMK kapsamında kendisine müdafi seçebilecek durumda olmayan şüpheli ve sanıklar ile mağdur veya müştekilere; talepleri üzerine veya kanunun öngördüğü hallerde talep aranmaksızın görevlendirme yapıldığını hatırlatan Şahin, CMK görevi yapan avukatların uygulamada çeşitli zorluk ve engellemelerle karşılaştığını, ayrıca ücretlendirme ve vergilendirme sistemi nedeniyle CMK avukatlığı hizmetinin sürdürülebilirliğinin zor olduğunu belirtti. İdris Şahin, “Tarife ile belirlenen ücretler avukatın yargılama sürecinde üstlendiği sorumluluğun, emek ve mesaisinin karşılığını vermekten çok uzak. CMK müdafiliği görevi kapsamında avukatlar; ifade süreçlerinde hazır bulunmakta, nöbetçi mahkemelerde duruşmalara katılmakta, dosyaları sonuna kadar takip etmekte ve yol giderleri dahil birçok zorunlu masrafları karşılamaktadır. Türkiye Barolar Birliği ve Barolar tarafından CMK ücret tarifesinde talep edilen artış oranları, ekonomik koşullar bahane edilerek kabul görmemektedir. CMK ücret tarifesinin, avukatın görev ve sorumluluklarının niteliği ile fiili emek ve mesaiyi karşılayacak şekilde günün ekonomik koşullarına uygun olarak düzenlenmesi kaçınılmazdır” ifadelerine yer verdi. CMK avukatlarının ücret artış talebini dile getiren Şahin, “Buna karşın ücretlerin aylar sonra tahsil edilebilmesi, enflasyonist ortamda ödenen tutarların fiilen değer kaybetmesine ve hizmetin angarya niteliğine bürünmesine neden olmakta, düşük ücret, geciken ödemeler ve vergi yükü meslektaşlarımızın için ciddi bir geçim sorununa yol açmaktadır. CMK ödemelerinde yaşanan gecikmelerin gecikmenin enflasyon karşısında ücretleri fiilen erittiği gözetilerek ödemelerinin gecikmeksizin ve düzenli bir takvimle yapılmasının sağlanması zaruridir” dedi.

Ekonomik koşullar altında da sağlıklı beslenmek mümkün Haber

Ekonomik koşullar altında da sağlıklı beslenmek mümkün

Ekonomik koşullar altında da sağlıklı beslenmek mümkün İstanbul Rumeli Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Dyt. Pınar Kural Enç, artan gıda fiyatları ve ekonomik dalgalanmalara rağmen sağlıklı beslenmenin doğru planlama ve bilinçli tercihlerle sürdürülebileceğini vurguladı. Kural Enç’e göre, beslenme bilimi gösteriyor ki dengeli bir diyet yalnızca pahalı ürünlerle değil; doğru planlama, mevsiminde tüketim ve besin değeri yüksek uygun maliyetli alternatiflerle mümkündür. Sağlıklı beslenmenin ekonomik koşullara rağmen sürdürülebileceğini belirten Dr. Dyt. Kural Enç, “Besin yoğunluğu kavramı bu konuda en temel bilimsel dayanağı oluşturur. Bir gıdanın içerdiği vitamin, mineral, lif ve protein miktarı onun gerçek değerini belirler,” diyerek kuru baklagiller, bulgur, yulaf, mevsim sebzeleri ve yumurtanın hem düşük maliyetli hem de yüksek besleyici değere sahip olduğunu ifade etti. Ekonomik Tabak Modeliyle Bilimsel Denge Dünya Sağlık Örgütü tarafından da önerilen ekonomik tabak modeli, her bütçeye uygun, dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme yaklaşımı sunuyor. Modelde tabağın yarısını mevsim sebzeleri, diğer yarısını ise uygun maliyetli tahıllar ve ekonomik protein kaynakları oluşturuyor. Dr. Dyt. Kural Enç, “Kış sebzeleri yüksek lif ve antioksidan içerikleriyle tokluk hissini uzatır; bulgur ve tam tahıllar enerji dengesini sağlar. Kuru baklagiller, yumurta, yoğurt veya tavuk gibi protein kaynakları ise maliyeti düşük ama biyolojik değeri yüksek besinlerdir,” diyerek modelin uygulanabilirliğini anlattı. İsrafı Azalt, Sağlığı Artır FAO verilerine göre Türkiye’de hane halkı gıda israfının büyük kısmı sebze ve meyvelerde yaşanıyor. Dr. Dyt. Kural Enç, yemeklerin önceden planlanmasının, saklama kapları kullanılmasının ve haftalık menülerin hazırlanmasının maliyeti düşürdüğünü ve sağlıklı beslenmeyi kolaylaştırdığını belirtti. İşte Pahalı Besinlere Uygun Fiyatlı Alternatifler Dr. Dyt. Pınar Kural Enç, bazı pahalı gıdaların yerine aynı besin değerini sunan daha ekonomik alternatiflerin tercih edilebileceğini belirtti. Dr. Dyt Kural Enç’e göre; Somon yerine sardalya veya uskumru tercih edildiğinde omega-3 alımı büyük ölçüde korunurken, sardalya ayrıca kalsiyum açısından da daha zengin bir kaynak oluşturuyor. Avokado yerine zeytinyağı ve mevsim yeşillikleri, tekli doymamış yağ asitleri ve lif içeriğiyle benzer bir fayda sağlıyor. Badem ve ceviz yerine ay çekirdeği veya kabak çekirdeği tercih edilerek E vitamini, magnezyum ve sağlıklı yağ alımı sürdürülüyor; kabak çekirdeği çinko yönünden de avantaj sağlıyor. Beyaz pirinç yerine bulgur kullanımı lif, B vitamini ve mineral içeriğini artırıyor; kırmızı et yerine kuru baklagil ve yumurta kombinasyonu ise aminoasit kalitesini yükselterek lif, folat ve demir alımını destekliyor. Dr. Dyt Kural Enç, ayrıca füme et veya işlenmiş ürünler yerine haşlanmış yumurta ya da yoğurt gibi daha düşük sodyumlu ve yüksek biyolojik değerde protein kaynaklarının tercih edilmesinin hem sağlık hem de bütçe açısından daha uygun bir seçim olacağını vurguladı. Fiyat Değil, Besleyicilik Önemli Dr. Dyt. Kural Enç, sağlıklı beslenmenin bütçeyle sınırlı olmadığını vurgulayarak, “Önemli olan yalnızca besinlerin fiyatı değil, besleyici değer–fiyat dengesidir. Bilinçli tercihlerle hem hane bütçesini korumak hem de toplumun genel sağlık düzeyini desteklemek mümkündür,” mesajını verdi.

Çalışanların Ruh Sağlığı Alarm Veriyor: Uzmanlardan şirketlere kritik uyarı Haber

Çalışanların Ruh Sağlığı Alarm Veriyor: Uzmanlardan şirketlere kritik uyarı

“Tükenmişlik Artıyor, Erken Destek dört kat geri dönüş sağlıyor” Tüm dünyada modern çalışma yaşamının baskıları çalışanların ruh sağlığında derin yaralar açıyor. Stres, tükenmişlik, performans baskısı, savaşlar, ekonomik belirsizlikler ve iş–özel hayat dengesizliği, verimliliği tehdit eden en önemli faktörler arasında yer alıyor. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi ev sahipliğinde düzenlenen OnlyHR 3. İstanbul Sempozyumunda, iş hayatındaki kritik konular masaya yatırdı. Sempozyumda konuşan Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Kültegin Ögel ve Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi, Bilim ve Etik Kurulu Üyesi Prof. Dr. Bedirhan Üstün, kurumlara hem bilimsel kanıtlara dayanan hem de yol gösterici nitelikte uyarılarda bulundu: “Ruh sağlığına yapılan yatırım, verimlilik olarak geri dönüyor. Üstelik katlanarak…” Prof. Dr. Kültegin Ögel: “Stres yönetilemiyorsa tükenmişlik kaçınılmazdır” İş hayatının, bireyin tüm yaşam alanlarını etkileyen bir faktör haline geldiğini belirten Prof. Dr. Kültegin Ögel, modern çalışanların yalnızca iş yükü ile değil; kaygı, performans baskısı, öfke, hiperaktivite ve şehir yaşamının yoğun stresi ile mücadele ettiğini söyledi. Ögel, iş–özel hayat dengesinin korunmasının hayati önem taşıdığını vurgulayarak şunları ifade etti: “İş hayatında stres kaçınılmaz ama yönetilmediğinde tükenmişlik gelişiyor. Erken dönemde psikolojik destek almaktan çekinilmemeli. Damgalanma korkusu nedeniyle başvuru gecikiyor ve sorun büyüyor.” Ayrıca çalı şanlar arasında hızla artan sanal kumar bağımlılığına dikkat çeken Prof. Dr. Ögel, özellikle beyaz yakalılar arasında yükselişin belirgin olduğunu söyledi. Bağımlılığın hem iş performansını hem aile yaşamını zayıflattığını belirterek, Türkiye’de bu konuda kapsamlı araştırmalara ihtiyaç olduğunu vurguladı. Sempozyumun bir diğer konuşmacısı Prof. Dr. Bedirhan Üstün, çalışan psikolojisinin ancak doğru kurgulanmış bir kurumsal yapı ile korunabileceğini belirterek şirketlere şu çağrıda bulundu: “Sorunlar ortaya çıkmadan önce önleyici ruh sağlığı politikaları geliştirilmeli.” Üstün, insanca iletişim, adalet duygusu, eşitlik ve saygı gibi temel unsurların çalışan motivasyonunda belirleyici rol oynadığını vurguladı: “Kişilik haklarına saygı duyulmayan ortamda çalışanlar işine yabancılaşır; tükenmişlik , depresyon ve verim kaybı kaçınılmaz olur.” İŞYERLERİNDE HER 100 ÇALIŞANIN EN AZ 20’Sİ DEPRESYONA ADAY Kişinin mutsuzluğunun üretimde aksamalara, hatalara ve verim kaybına yol açabileceğini belirten, Prof. Dr. Bedirhan Üstün, “Toplumlarda yoksulluk, yaşam zorlukları gibi birçok etken zaten insanları aşağı çekiyor. Buna bir de işyerindeki baskı eklenince insanlar kendilerini robot gibi hissetmeye başlıyor. Zaten günümüzde ‘robotlar yerimizi alacak’ kaygısı da var. Bu güvensizlik ve tedirginlik depresyona yol açabiliyor. Araştırmalarımız gösteriyor ki toplumlarda ve iş yerlerinde her 100 çalışanın en az 20’si depresyona aday. Bu da gizli bir iş gücü kaybına neden oluyor. Kişinin mutsuzluğu üretimde aksamalara, hatalara, verim kaybına yol açabiliyor. Benim amacım insanların bir iş beygiri gibi çalışması değil; anlamlı bir üretim yapabilmeleri. Eğer bunu destekleyen prog ramlar geliştirebilirsek ki Amerika, Hindistan, Çin gibi ülkelerde bu konuda çalışmalar yaptık. Türkiye’de de benzer uygulamalar yapılmalı” diye konuştu. Prof. Dr. Üstün; “Sektörlerin, çalışanların ruh sağlığına sırf göstermelik bir ilgi yerine gerçekten özen gösteren, onları dikkate alan bir yaklaşım sergilemesi gerekiyor. Depresyon yalnızca kişisel bir mesele değil; dış etmenlerle de tetikleniyor. Dünya giderek zorlaşıyor: Ekonomik koşullar, iş gücü kaygısı, işsizlik, robotların gelişi, savaşlar, ekonomik çöküş ihtimalleri. Bu karamsar tablo, en güçlü insanı bile etkileyebilir. Ben bile otuz yıllık yurt dışı hayatımda üç kez depresyona girdim. Bunların ikisi doğrudan iş yeri sorunlarıyla ilgiliydi ve aslında önlenebilirdi. Depresyon öyle kötü bir şey değil; içinden çıkınca Nietzsche’nin dediği gibi insanı güçlendirebiliyor. Ama o üç-altı ay boyunca yaşadıklarımı yeniden yaşamak istemem. Bilgisayara bakıyordum, bilgisayar da bana bakıyordu. Bu nedenle ne yaparsak yapalım, ülke olarak, sektör olarak, kurumlar olarak insanları bu tür etkilerden koruyacak sistemler geliştirmemiz gerekiyor. Bir kişi depresyona girdiğinde bunu tıpkı bir grip, bir böbrek hastalığı ya da bir kol kırılması gibi bedensel bir sağlık sorunu düzeyinde ele alabilmeliyiz.” Ekonomik belirsizliklerin çalışanlar üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Üstün, işini kaybetme korkusunun yorgunluk, uykusuzluk ve depresyona uzanan bir tabloya yol açtığını söyledi. Harvard Üniversitesi’nde yürüttüğü çalışmalara değinen Prof. Dr. Üstün, şirketler için çarpıcı bir veri paylaştı: “Depresyon ortaya çıkmadan önce erken tanı ve destek sağlanırsa yapılan yatırım en az dört kat kazanç olarak geri dönüyor. Görünmeyen kazançlarla bu oran otuz kata kadar çıkıyor.” Bu nedenle ruh sağlığının bi r “maliyet kalemi” değil, kurumsal sürdürülebilirliğin zorunlu bir parçası olduğunu belirtti. Psikolojik Destek Kurumsal Standart Olmalı Sempozyumun ortak mesajı: “Psikolojik destek bir tercih değil, gereklilik” Uzmanlara göre iş yerlerinde: * İş–özel hayat dengesinin korunması, * Ruhsal destek için damgalanmanın önüne geçilmesi, * Çalışanların destek almaya teşvik edilmesi, * Önleyici kurumsal politikaların geliştirilmesi kurumsal başarının temel bileşenleri haline geldi. Ruh sağlığına yapılan her yatırım ise doğrudan: * Çalışan bağlılığını artırıyor, * İş gücü kaybını azaltıyor, * Verimliliği yükseltiyor, * Kurumsal sürdürülebilirliği güçlendiriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.