Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ekonomik Kalkınma

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Ekonomik Kalkınma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomik Kalkınma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Bayraktar: Enerji altyapısı geleceğin iklim koşullarına göre kurulmalı Haber

Bakan Bayraktar: Enerji altyapısı geleceğin iklim koşullarına göre kurulmalı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Finans Merkezi tarafından, “COP31 Vizyonundan İklim Eyleminin Finansmanı” temasıyla düzenlenen zirvede konuşan Bayraktar, enerji dönüşümü ile enerji güvenliğinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı. “Üç kritik hedefi aynı anda gerçekleştirmeliyiz” Bayraktar, Türkiye'nin enerji politikalarında enerji arz güvenliğinin sağlanması, ithal kaynaklara bağımlılığın azaltılması ve 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi doğrultusunda iklim taahhütlerinin yerine getirilmesinin öncelikli başlıklar arasında bulunduğunu belirtti. Son yıllarda pandemi, tedarik zinciri sorunları, jeopolitik gerilimler, savaşlar ve küresel piyasalardaki dalgalanmaların enerji piyasalarını doğrudan etkilediğine işaret eden Bayraktar, enerji fiyatlarındaki yükselişin enerji güvenliğinin önemini yeniden ortaya koyduğunu ifade etti. Bayraktar, Türkiye açısından enerji dönüşümünün temel unsurlarından birinin elektrifikasyon olduğunu söyledi. Elektrik talebinin artması bekleniyor Ulaşım, sanayi ve binalar başta olmak üzere birçok sektörün giderek elektrikli hale geleceğini belirten Bayraktar, önümüzdeki yıllarda elektrik talebinde önemli bir artış beklendiğini dile getirdi. Artan ihtiyacın daha temiz, güvenli ve rekabetçi kaynaklarla karşılanması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, yenilenebilir enerjinin bu dönüşümün merkezinde yer alacağını kaydetti. Türkiye'nin güneş, rüzgar, hidroelektrik ve jeotermal enerji bakımından önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Bayraktar, yenilenebilir kurulu gücün artırılmasının yanı sıra değişken yenilenebilir enerji üretimini sisteme dahil edebilecek güçlü bir elektrik altyapısının da oluşturulduğunu söyledi. Enerji verimliliği için 20 milyar doların üzerinde yatırım Enerji arzını artırmanın tek başına yeterli olmadığını ifade eden Bayraktar, enerji verimliliğinin de stratejik bir enerji kaynağı olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Mevcut Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı'nın 2024-2030 döneminde 20 milyar doların üzerinde yatırım öngördüğünü belirten Bayraktar, yatırımların sanayi, binalar, ulaştırma, tarım ve enerji sektörlerini kapsadığını aktardı. 2030 sonrasına yönelik daha iddialı hedefler içeren Üçüncü Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı'nın da hazırlanacağını kaydetti. Nükleer enerji vurgusu Bayraktar, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğinin yanı sıra nükleer enerjinin de Türkiye'nin düşük karbonlu elektrik üretiminde önemli bir yere sahip olacağını belirtti. Nükleer enerjinin güvenilir ve büyük ölçekli baz yük elektrik üretimi sağladığını ifade eden Bayraktar, mevcut nükleer programın sürdürüleceğini, küçük modüler reaktörler dahil yeni nesil teknolojilerin de yakından takip edildiğini söyledi. Elektrik tüketiminin giderek arttığı bir ekonomide nükleer enerji ile yenilenebilir kaynakların rakip değil, birbirini tamamlayan unsurlar olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Elektrik şebekeleri için büyük yatırımlar gerekiyor Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte ülke genelinde şarj altyapısına duyulan ihtiyacın artacağını belirten Bayraktar, batarya depolama sistemlerinin de elektrik şebekesinin dengelenmesinde ve yenilenebilir enerjinin sisteme entegrasyonunda kritik rol oynayacağını ifade etti. Bayraktar, yalnızca elektrik üretimine yatırım yapmanın yeterli olmadığını belirterek iletim ve dağıtım şebekelerinde büyük ölçekli yatırımlara ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Elektrik altyapısının daha güçlü, akıllı ve esnek hale getirilmesi gerektiğini kaydeden Bayraktar, şebekelerin yenilenebilir enerji yatırımlarını, depolama sistemlerini ve elektrikli araçları destekleyebilecek kapasitede olması gerektiğini dile getirdi. Kritik mineraller için küresel yarış İletim hatları ve batarya teknolojilerinde kullanılan kritik minerallere erişimin stratejik önem taşıdığını belirten Bayraktar, dünyada bu kaynaklar için yoğun bir rekabet yaşandığını söyledi. Kritik minerallere erişimde sorun yaşayan ülkelerin yenilenebilir enerji, veri merkezleri, yapay zeka ve geleceğin sanayilerinde geride kalabileceğini ifade eden Bayraktar, madencilik projeleri ve bu alanlardaki yatırımların finansmanının önemine dikkati çekti. “Altyapı gelecek on yılların iklim gerçeklerine göre tasarlanmalı” Küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle sıcak hava dalgaları, seller, fırtınalar, kuraklıklar ve orman yangınlarının daha sık ve şiddetli yaşandığını belirten Bayraktar, bu gelişmelerin elektrik üretimi, iletimi ve dağıtımını doğrudan etkileyebildiğini söyledi. İklim finansmanının yalnızca emisyonların azaltılmasına değil, iklim değişikliğine uyum ve altyapının dayanıklılığının artırılmasına da yönelmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti: “Bugün inşa ettiğimiz altyapı, geçmişin iklim koşullarına değil, gelecek on yılların iklim gerçeklerine göre tasarlanmalıdır.” Bu dönüşüm için kamu kaynaklarının tek başına yeterli olmayacağını belirten Bayraktar; özel sektör, uluslararası finans kuruluşları, kalkınma bankaları ve uzun vadeli yatırımcıların harekete geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Bayraktar, temiz enerji ve iklim değişikliğine dayanıklı altyapı yatırımlarının finansmanını kolaylaştıracak, riskleri azaltacak ve sermaye maliyetini düşürecek mekanizmalara ihtiyaç bulunduğunu belirtti. Enerji dönüşümünün yalnızca çevre politikası olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen Bayraktar, sürecin aynı zamanda enerji güvenliği, ekonomik kalkınma ve sanayi rekabetçiliği açısından da stratejik önem taşıdığını vurguladı.

Mekke'de tarihi anlaşma: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ortak savunma mekanizması kurdu Haber

Mekke'de tarihi anlaşma: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ortak savunma mekanizması kurdu

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında savunma ve güvenlik alanındaki ilişkileri yeni bir seviyeye taşıyan Ortak Savunma Anlaşması imzalandı. Mekke'de gerçekleştirilen temaslar sırasında imzalanan anlaşmayla üç ülke arasındaki savunma iş birliğinin kurumsal bir zemine taşınması ve kolektif caydırıcılık kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Anlaşma, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman'ın daveti üzerine gerçekleştirdiği Mekke ziyareti sırasında imzalandı. Görüşmelerde Erdoğan'ın yanı sıra Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de yer aldı. Üç ülke arasındaki anlaşma, bölgesel güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği bir dönemde dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıktı. Erdoğan: "Hiçbir ülkeyi hedef almıyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşmanın ardından yaptığı açıklamada, yeni savunma mekanizmasının temelinde kolektif caydırıcılık bulunduğunu belirtti. Erdoğan, anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını özellikle vurgularken, bölgenin huzur, refah ve istikrarına katkı sağlayacak diğer kardeş ülkelerin de bu iş birliğine katılımına açık olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı'nın açıklamasında, anlaşmanın yalnızca askeri bir iş birliği çerçevesi olmadığı mesajı da öne çıktı. Güvenlik ve savunma alanındaki ilişkilerin geliştirilmesinin yanı sıra savunma sanayisinde ortak projeler oluşturulması ve terörizmle mücadelede koordinasyonun artırılması hedefleniyor. BM Şartı'nın 51. maddesine vurgu Anlaşmanın dikkat çeken unsurlarından biri de Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesine yapılan atıf oldu. Erdoğan, Mekke'de imzalanan anlaşmanın devletlerin savunma hakkını teyit ettiğini belirtti. Bu yaklaşım, üç ülke arasındaki savunma iş birliğinin uluslararası hukuk temelinde şekillendirileceği mesajını taşıyor. Anlaşmanın "savunma odaklı" bir iş birliği niteliği taşıdığı ve herhangi bir ülkeye karşı oluşturulmadığı vurgusu da bu çerçevede önem kazanıyor. Suudi Arabistan: Stratejik ilişkilerin derinliğini gösteriyor Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan da anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bin Ferhan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nın üç ülke arasındaki kardeşlik ve stratejik ilişkilerin ulaştığı seviyeyi gösterdiğini belirtti. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Bin Ferhan, anlaşmayı üç ülkenin savunma iş birliği sürecinde önemli bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. Suudi Bakan, bölgenin güvenliği ve istikrarını tehdit eden zorluklara karşı üç ülkenin güç birliği yapma yönündeki ortak iradesinin anlaşmayla somutlaştığını ifade etti. "Bölgenin tamamı üzerinde olumlu etki oluşturacak" Bin Ferhan'ın açıklamasında ekonomik ve sosyal istikrar da savunma anlaşmasının dolaylı hedefleri arasında gösterildi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, anlaşmanın bölgenin tamamında olumlu bir etki oluşturmasını beklediklerini belirterek, güvenliğin güçlendirilmesinin kalkınma ve refah açısından yeni fırsatlar ortaya çıkarabileceğini vurguladı. Bu yaklaşım, Mekke Anlaşması'nın yalnızca askeri kapasite oluşturmayı değil, güvenlik ile ekonomik kalkınma arasındaki bağlantıyı güçlendirmeyi amaçladığı yönünde bir çerçeve ortaya koyuyor. Savunma sanayisinde yeni ortaklıklar gündeme gelebilir Anlaşmanın Türkiye açısından önemli başlıklarından biri savunma sanayisi olacak. Türkiye'nin insansız hava araçları, hava savunma sistemleri, zırhlı araçlar, elektronik harp ve farklı savunma teknolojilerinde geliştirdiği kapasite, Suudi Arabistan ve Pakistan'la yürütülen mevcut iş birliklerinin genişletilmesi açısından önemli bir zemin oluşturuyor. Anlaşmayla birlikte üç ülkenin ortak savunma projeleri geliştirmesi, teknoloji ve deneyim paylaşımını artırması ve savunma sanayisindeki karşılıklı bağımlılığı güçlendirmesi beklenebilir. Pakistan'ın Güney Asya'daki stratejik konumu ile Suudi Arabistan'ın Körfez bölgesindeki ağırlığı, Türkiye'nin NATO üyeliği ve bölgesel savunma kapasitesiyle birleştiğinde ortaya farklı coğrafyaları birbirine bağlayan bir iş birliği modeli çıkıyor. Bölgesel güvenlik açısından yeni denklem Mekke'de imzalanan anlaşmanın zamanlaması da dikkat çekiyor. Ortadoğu'da devam eden çatışmalar, Körfez güvenliği, terör tehdidi ve küresel güç rekabeti, bölge ülkelerinin savunma kapasitelerini yeniden değerlendirmesine neden oluyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın ortak savunma mekanizması oluşturması, bu ortamda üç ülkenin güvenlik politikaları arasında daha güçlü koordinasyon kurulmasını sağlayabilir. Ancak Erdoğan ve Suudi Arabistan tarafının anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını vurgulaması, mekanizmanın doğrudan yeni bir askeri blok şeklinde konumlandırılmadığını gösteriyor. Erdoğan'dan diplomasi mesajı Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma anlaşmasının yanı sıra Türkiye'nin bölgesel krizlere yönelik diplomatik yaklaşımını da yineledi. Türkiye'nin çatışma ve krizlerin uluslararası hukuka saygı, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesine yönelik politikasını sürdüreceğini belirten Erdoğan, bölgesel sahiplenme vizyonunun devam edeceğini ifade etti. Bu mesaj, Türkiye'nin bir taraftan savunma ve caydırıcılık kapasitesini artırırken diğer taraftan diplomatik çözüm arayışlarını koruyacağına işaret ediyor. Mekke Anlaşması'nın geleceği merak ediliyor Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Ortak Savunma Anlaşması, üç ülkenin savunma ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Kolektif caydırıcılık, savunma sanayisi, terörle mücadele ve ortak güvenlik anlayışı anlaşmanın temel başlıklarını oluştururken, mekanizmanın ilerleyen dönemde hangi somut projelerle destekleneceği önem kazanacak. Suudi Arabistan'ın anlaşmayı üç ülke arasındaki stratejik ilişkilerin derinliğinin göstergesi olarak tanımlaması ve Türkiye'nin anlaşmanın diğer kardeş ülkelere açık olduğunu açıklaması, Mekke'de başlayan bu yeni iş birliği modelinin ileride daha geniş bir bölgesel çerçeveye taşınabileceği mesajını veriyor.

Erdoğan'dan TBMM'ye sunulacak yasal düzenleme mesajı: "Önümüzdeki günlerde Meclisimizin takdirine sunacağız" Haber

Erdoğan'dan TBMM'ye sunulacak yasal düzenleme mesajı: "Önümüzdeki günlerde Meclisimizin takdirine sunacağız"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı'nın ardından gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasının önemli bölümünü "Terörsüz Türkiye" sürecine ayıran Erdoğan, hükümetin uzun süredir üzerinde çalıştığı yasal düzenlemenin kısa süre içerisinde TBMM'nin gündemine geleceğini açıkladı. Erdoğan, Türkiye'nin terörle mücadelesinde yeni bir döneme girildiğini belirterek, atılacak yasal adımların hem toplumsal huzuru hem de ekonomik kalkınmayı destekleyeceğini ifade etti. Erdoğan: "Yasal düzenlemeyi Meclisimizin takdirine sunacağız" Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında hazırlıkları devam eden yasa teklifine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Önümüzdeki günlerde bir süredir üzerinde çalıştığımız yasal düzenlemeyi Gazi Meclisimizin takdirine sunacağız." Düzenlemenin içeriğine ilişkin ayrıntı paylaşmayan Erdoğan, sürecin tamamlanmasının ardından Türkiye'nin güvenlikten ekonomiye kadar birçok alanda yeni bir döneme gireceğini söyledi. "Türkiye ekonomisi yeni bir hikâye yazacak" Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör tehdidinin tamamen ortadan kalkmasının ekonomik kalkınma açısından da kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Terörün oluşturduğu mali yükün sona ermesiyle birlikte yatırım ortamının güçleneceğini ifade eden Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu: "Terör engeli ortadan kalktığında Türkiye ekonomisi her alanda artık yeni bir hikâye yazmaya başlayacaktır. Biz buna yürekten inanıyoruz." Ekonomik büyüme, yatırım, istihdam ve bölgesel kalkınmanın önündeki engellerin azalacağını belirten Erdoğan, yeni dönemde Türkiye'nin üretim ve yatırım kapasitesinin daha da artacağını dile getirdi. Cumhur İttifakı vurgusu Cumhurbaşkanı Erdoğan, yürütülen sürecin Cumhur İttifakı'nın tam dayanışmasıyla devam ettiğini belirtti. Sürecin yalnızca hükümetin değil, milli meseleleri ön planda tutan tüm siyasi partilerin desteğiyle başarıya ulaşacağını ifade eden Erdoğan şöyle konuştu: "Cumhur İttifakı olarak çeşitli zorluklara rağmen tam bir dayanışma içinde yürüttüğümüz bu önemli süreci, milli meseleleri şahsi çıkarlarının önüne koyan siyasi partilerimizin de desteğiyle inşallah hedefine ulaştıracağız." "Terörsüz Türkiye" hedefi Erdoğan, açıklamasında "Terörsüz Türkiye" hedefinin yalnızca güvenlik politikaları açısından değil, toplumsal huzur bakımından da önemli sonuçlar doğuracağını söyledi. Terörün sona ermesiyle birlikte vatandaşların daha güvenli bir ortamda yaşayacağını belirten Cumhurbaşkanı, ekonomik kaynakların da kalkınma projelerine yönlendirilebileceğini ifade etti. Konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Terörsüz Türkiye süreci menzile vardığında, analar başlarını yastığa gönül huzuruyla koymakla kalmayacak, ülkemiz ağır ekonomik faturadan kurtulmuş olacaktır." Gözler TBMM'ye çevrildi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamasının ardından gözler TBMM'ye sunulacak yasal düzenlemenin ayrıntılarına çevrildi. Hükümetin hazırladığı teklifin önümüzdeki günlerde Meclis Başkanlığı'na sunulması beklenirken, düzenlemenin komisyon ve Genel Kurul süreçlerinin ardından yasalaşması hedefleniyor. Düzenlemenin kapsamı ve içeriğine ilişkin ayrıntıların, teklifin TBMM'ye sunulmasının ardından netleşmesi bekleniyor. Yeni düzenlemeden beklentiler Uzmanlar, hazırlanacak yasal düzenlemenin güvenlik politikalarının yanı sıra yatırım ortamı, bölgesel kalkınma ve ekonomik istikrar üzerinde de etkili olabileceğini değerlendiriyor. Özellikle uzun yıllardır terör nedeniyle ekonomik potansiyelini tam olarak kullanamayan bölgelerde yatırım ortamının güçlenmesi, istihdamın artması ve özel sektör yatırımlarının hız kazanması beklentiler arasında yer alıyor. Hükümet cephesi ise yeni düzenlemenin Türkiye'nin güvenlik, ekonomi ve sosyal bütünleşme hedeflerine katkı sağlayacağını vurguluyor.

Zelenskyy, Ukrayna'nın ABD'li yetkililere revize edilmiş barış planları sunacağını bildirdi. Haber

Zelenskyy, Ukrayna'nın ABD'li yetkililere revize edilmiş barış planları sunacağını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Volodymyr Zelenskyy, Ukrayna'nın en son barış önerilerini Çarşamba günü ABD'li müzakerecilere sunmasının beklendiğini, Kiev'in Rusya ile savaşı kabul edilebilir şartlarda sona erdirme çabalarını destekleyen yaklaşık 30 ülkeden liderler ve yetkililerle acil görüşmelerden bir gün önce beklendiğini söyledi. Washington'un 2022'nin başlarında Rusya'nın tam ölçekli işgalini takip eden savaşı durdurmak için hızlı bir uzlaşma hedefi, Kiev'in manevra alanını azaltıyor. Zelenskyy, Moskova'nın maksimalist taleplerinden kıpırdadığına dair hiçbir işaret göstermese bile, Ukrayna çıkarlarını savunmak ve ABD Başkanı Donald Trump'a bazı tavizler vermeye istekli olduğunu işaret etmek arasında bir ip üzerinde yürüyor. Ukrayna'nın Avrupalı müttefikleri, Avrupa'nın savunma çıkarlarını karşılarken Zelenskyy'nin herhangi bir anlaşmanın adil olmasını sağlama ve gelecekteki Rus saldırılarını caydırma çabalarını destekliyor. Fransız hükümeti, "İsteyenler Koalisyonu" olarak adlandırılan Ukrayna'nın müttefiklerinin Perşembe günü müzakereleri video ile tartışacağını söyledi. Zelenskyy, bu ülkelerin liderlerini de içereceğini söyledi. "30 meslektaşımızı çok hızlı bir şekilde bir araya getirmemiz gerekiyor. Ve bu kolay değil, ama yine de yapacağız," dedi Salı günü geç saatlerde. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Berlin'de barış çabalarında "şu anda önemli bir diplomatik ivmeye tanık olduğumuzu" söyledi. Zelenskyy, Çarşamba günü yapılması planlanan ABD ile yapılan görüşmelerin, Ukrayna'nın savaş sonrası yeniden inşası ve ekonomik kalkınma planlarını özetleyen bir belgeye odaklanacağını söyledi. Ayrıca Ukrayna, savaşı sona erdirmek için Zelenskyy'nin yakın gelecekte Washington'a sunacağı 20 maddelik ayrı bir çerçeveyi tamamlıyor. Trump'ın uzlaşma baskısı ve Ukrayna'da seçim çağrıları etrafında gerginlik artarken, Zelenskyy, ortakların savaş zamanında güvenli oylamayı garanti edebilirse ve seçim yasası değiştirilebilirse ülkesinin üç ay içinde böyle bir oylamaya hazır olacağını söyledi. Zelenskyy'nin seçime açıklığı, Trump'ın Ukrayna'nın demokrasisini sorguladığı ve Ukrayna liderinin savaşı seçmenlerin önünde durmamak için bir bahane olarak kullandığını öne sürdüğü yorumlarına bir yanıttı. Bu yorumlar, Moskova'nın Kiev'deki hükümeti meşrulaştırmak için sıklıkla yaptığı benzer sözleri yansıtıyor. Zelenskyy Salı günü geç saatlerde gazetecilere seçime "hazır" olduğunu, ancak güvenliğini sağlamak için ABD'den ve muhtemelen Avrupa'dan yardıma ihtiyacı olacağını söyledi. Bu şart yerine getirilirse Ukrayna'nın 60 ila 90 gün içinde oylamaya hazır olabileceğini öne sürdü. Zelenskyy, "Seçimlerin yapılması için iki konunun ele alınması gerekir: öncelikle güvenlik - bunların nasıl yürütüleceği, saldırılar altında, füze saldırıları altında nasıl yapılacağı; ve ordumuzla ilgili bir soru - nasıl oy kullanacakları" dedi. "Ve ikinci konu, seçimlerin meşruiyetini sağlamak için gereken yasal çerçevedir" dedi. Daha önce Zelenskyy, Rusya'nın işgalinden sonra uygulanan sıkıyönetim yürürlükte kalırken bir oylamanın yasal olarak gerçekleşemeyeceğine dikkat çekmişti. Ayrıca, Ukrayna'nın sivil bölgeleri Rusya tarafından bombalandığında ve ülkenin neredeyse %20'si Moskova'nın işgali altındayken bir oylamanın nasıl gerçekleşebileceğini de sordu. Zelenskyy, Ukrayna sıkıyönetim altındayken partisinden milletvekillerinden seçime izin veren yasama önerileri hazırlamalarını istediğini söyledi. Ukraynalılar genel olarak Zelenskyy'nin argümanlarını desteklediler ve seçim talep etmediler. Yürürlükteki yasaya göre, Zelenskyy'nin kuralı meşrudur. Ukrayna'ya verilen askeri destek azaldı Bununla birlikte, Avrupa'nın desteği eşit değil ve bu, Trump yönetimi bu yıl diğer NATO ülkeleri ödeme yapmadıkça Kiev'e tedariki kestiğinden bu yana askeri desteğin azalması anlamına geliyor. Ukrayna'ya yönelik uluslararası yardımı takip eden bir Alman organı Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Ukrayna'ya yönelik yabancı askeri yardımın yaz boyunca keskin bir şekilde düştüğünü ve bu eğilimin Eylül ve Ekim ayları boyunca devam ettiğini söyledi. Esas olarak ABD ve Avrupa tarafından sağlanan yıllık ortalama yardım, 2022 ve 2024 yılları arasında yaklaşık 41,6 milyar Euro idi. Ancak Kiel Enstitüsü, bu yıl şimdiye kadar Kiev'in sadece 32,5 milyar Euro aldığını söyledi. Bu yıl Danimarka, Finlandiya, Norveç ve İsveç Ukrayna'ya yardımlarını önemli ölçüde artırdı. Bu arada Kiel Enstitüsü, Almanya'nın ortalama aylık tahsisatlarını neredeyse üç katına çıkardığını, Fransa ve Birleşik Krallık'ın katkılarını iki kattan fazla artırdığını söyledi. Öte yandan, İspanya 2025'te Kiev için yeni bir askeri destek vermezken, İtalya düşük katkılarını 2022'den 2024'e kıyasla %15 azalttı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.