Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ekonomi

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Ekonomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çilek Mobilya’nın kurucusu Muzaffer Çilek, yeniden 16 yıldır sürdürdüğü Bosna Hersek Bursa F. Konsolosluğu görevinde Haber

Çilek Mobilya’nın kurucusu Muzaffer Çilek, yeniden 16 yıldır sürdürdüğü Bosna Hersek Bursa F. Konsolosluğu görevinde

Çilek Mobilya’nın kurucusu Muzaffer Çilek, 16 yıldır başarıyla sürdürdüğü Bosna Hersek Bursa F. Konsolosluğu görevinde yeni döneme adım attı. Çilek, yeni dönem buyrultusunu Bosna Hersek Ankara Büyükelçisi Mirsada Çolakoviç’ten aldı. Türkiye ile Bosna Hersek arasında ticari, kültürel ve diplomatik bağları güçlendiren çalışmalar gerçekleştiren Muzaffer Çilek, Bosna Hersek Bursa F. Konsolosluğu görevine yeniden atandı. Bosna Hersek Ankara Büyükelçisi Mirsada Çolakoviç, yeni dönem F. Konsolosluk buyrultusunu düze nlenen törenle Muzaffer Çilek’e takdim etti. Bosna Hersek Ankara Büyükelçisi Mirsada Çolakoviç, dost ve kardeş iki ülkenin ilişkilerinin her geçen yıl daha da geliştiğini, bunda Bursa F. Konsolosluğu’nun da önemli bir payı olduğunu belirterek, F. Konsolosluk buyrultusunu Muzaffer Çilek’e takdim etmekten mutluluk duyduğunu kaydetti. Çolakoviç, “Muzaffer Çilek’e 16 yıllık üstün emekleri için çok teşekkür ediyorum. Bundan sonrası için de başarılı çalışmalarının artarak devamını temenni ediyorum” dedi. "İki Ülke Arasındaki Dostluğu ve Ticareti Büyütmeye Devam Edeceğiz" Yeni dönem görevlendirmesine ilişkin değerlendirmede bulunan Muzaffer Çilek, "2009 yılından bu yana gururla yürüttüğüm bu göreve yeniden layık görülmekten büyük mutluluk duyuyorum. Yeni dönemde de Türkiye ile Bosna Hersek arasındaki köklü dostluğu pekiştirmek, iki ülke arasındaki ticari ve sosyal iş birlikl erini daha ileriye taşımak için çalışmayı sürdüreceğiz” dedi. Bebek, çocuk ve genç odası sektöründe 5 kıtada 50’den fazla ülkeye ihracat yapan Çilek Mobilya’nın kurucusu olan Bosna Hersek kökenli iş insanı Muzaffer Çilek, 2009 yılından bu yana Bosna Hersek’te tarım, inşaat, enerji ve turizm alanlarında önemli yatırımlara imza attı. Bosna Hersek’teki hizmetleri nedeniyle ülke vatandaşlığı da bulunan Çilek, aynı zamanda kurucusu ve başkanı olduğu Bosna Hersek ile İlişkileri Geliştirme Merkezi Vakfı (BİGMEV) aracılığıyla iki ülke arasında ekonomi, eğitim ve kültür alanlarında stratejik projeler yürütüyor. Türkiye’de eğitim gören Boşnak öğrencileri destekleyen BİGMEV, üniversiteler, kalkınma ajansları ve kardeş belediyelerle ortak projeler hayata geçiriyor, karşılıklı ticaretin geliştirilmesi için ara yüz olarak büyük destek veriyor. Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi eski Üyesi Bakir İzzetbegoviç’in resmi danışmanlığı görevini de yapan Muzaffer Çilek, halen Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye Bosna-Hersek İş Konseyi Başkanı. Çilek, İzzetbegoviç ailesi ile birlikte Alija Izetbegoviç Vakfı kurucuları arasında bulunuyor. Bugün çalışmalarını dünyada az örneği bulunan bir binada gerçekleştiren F. Konsolosluk ve BİGMEV, yeni dönemde ilişkileri daha da pekiştirmek amacıyla projelerine devam edecek.

Türkiye-Azerbaycan enerji iş birliğinde yeni dönem: Bayraktar ve Şahbazov Bakü’de görüştü Haber

Türkiye-Azerbaycan enerji iş birliğinde yeni dönem: Bayraktar ve Şahbazov Bakü’de görüştü

Bayraktar, petrol ve doğal gazdan elektrik bağlantılarına, yenilenebilir enerjiden madenciliğe kadar birçok alanda Türkiye ile Azerbaycan arasındaki iş birliğinin geliştirilmesinin değerlendirildiğini belirtti. Enerjide yeni iş birliği alanları masaya yatırıldı Bakan Bayraktar, Bakü temasları kapsamında Azerbaycan Enerji Bakanı Parviz Şahbazov ile ikili görüşme gerçekleştirdi. Görüşmenin ardından açıklama yapan Bayraktar, iki ülke arasındaki köklü enerji ortaklığının mevcut durumunun değerlendirildiğini ve önümüzdeki dönemde uygulanabilecek yeni iş birliği alanlarının ele alındığını bildirdi. Görüşmede petrol ve doğal gaz projelerinin yanı sıra elektrik bağlantıları, yenilenebilir enerji ve madencilik alanlarında atılabilecek ortak adımlar üzerinde duruldu. Türkiye ile Azerbaycan’ın yanı sıra üçüncü ülkelerin de dahil olabileceği enerji projelerinin geliştirilmesine yönelik imkanların da değerlendirildiği belirtildi. "Bölgenin enerji arz güvenliğine katkı sağlayacağız" Bayraktar, iki ülke arasındaki enerji iş birliğinin yalnızca Türkiye ve Azerbaycan açısından değil, bölgenin enerji arz güvenliği ve ekonomik refahı bakımından da önem taşıdığını vurguladı. Türkiye-Azerbaycan enerji ortaklığının yeni projelerle daha ileri taşınacağını belirten Bayraktar, iki ülke liderlerinin ortaya koyduğu ortak vizyon doğrultusunda çalışmaların sürdürüleceğini ifade etti. Türkiye ve Azerbaycan'ın enerji alanındaki iş birliği, doğal gaz ve petrolün yanı sıra elektrik iletimi ve yenilenebilir enerji gibi alanlara da genişliyor. Türkiye'nin bölgesel enerji bağlantılarındaki rolü, Azerbaycan'la yürütülen projelerle birlikte güçlendirilmeye devam ediyor. 5’inci Türkiye-Azerbaycan Enerji Forumu Bakü’de düzenlenecek Bayraktar ve Şahbazov'un görüşmesi, 5’inci Türkiye-Azerbaycan Enerji Forumu öncesinde gerçekleştirildi. Forumun, iki ülke arasındaki enerji ortaklığının geleceğine ilişkin yeni hedeflerin değerlendirilmesi ve önümüzdeki dönemin yol haritasının şekillendirilmesi açısından önemli bir platform olması bekleniyor. Bakan Bayraktar, forum kapsamında gerçekleştirilecek görüşmelerin Türkiye-Azerbaycan enerji ilişkilerinin daha da derinleştirilmesine katkı sağlayacağını belirtti. İş birliği petrol ve doğal gazın ötesine taşınıyor Türkiye ile Azerbaycan arasındaki enerji ilişkilerinde petrol ve doğal gaz projeleri önemli bir yer tutarken, son dönemde elektrik iletimi ve yenilenebilir enerji alanlarında da yeni iş birlikleri gündeme geliyor. İki ülke, bölgesel enerji altyapısının güçlendirilmesi ve enerji arz güvenliğinin artırılması hedefi doğrultusunda ortak projeler geliştirmeyi sürdürüyor. Bu kapsamda Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye ve Bulgaristan arasında yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin iletimi ve ticaretine yönelik çalışmalar da yürütülüyor.

Türkiye-Somali ilişkilerinde yeni dönem: Mogadişu'da stratejik ortaklık vurgusu Haber

Türkiye-Somali ilişkilerinde yeni dönem: Mogadişu'da stratejik ortaklık vurgusu

“Türkiye-Somali İlişkilerinde Yeni Dönem: Güven, İş Birliği ve Stratejik Ortaklık” başlıklı panel, SETA Vakfı Dış Politika Araştırmacısı Dr. Tunç Demirtaş'ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panele Somali Federal Cumhuriyeti Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Abdulfatah Kasım Mohamud, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Deniz Demir, Somaville Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Yahya Amir Hagi İbrahim, Somali Federal Parlamentosu Halk Meclisi Başkanlık Ofisi Direktörü Mohamed Haji Yussuf ve Somali'nin Afyonkarahisar Fahri Konsolosu Onur Çelik katıldı. Türkiye-Somali ilişkilerinin geleceği ele alındı Panelde iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihsel gelişimi, mevcut iş birliğinin kapsamı ve stratejik ortaklığın gelecekte geliştirilebileceği alanlar akademik ve bütüncül bir yaklaşımla değerlendirildi. Programda Türkiye ile Somali arasındaki ilişkilerin insani yardım ve kalkınma çalışmalarından diplomasi, ekonomi ve savunma gibi farklı alanları kapsayan çok boyutlu bir ortaklığa dönüşümü üzerinde duruldu. Somali Parlamentosu Halk Meclisi Başkanı Abdülkadir Mohamed Nur da program kapsamında yaptığı değerlendirmede, iki ülke arasındaki iş birliğinin zaman içinde stratejik ortaklık seviyesine ulaştığını belirtti. Nur, ilişkilerin gelişmesine paralel olarak Türkiye-Somali ortaklığını hedef alan dezenformasyon faaliyetlerinin de arttığını ifade etti. Burhanettin Duran'dan "kazan-kazan" vurgusu Program kapsamında Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın video mesajı katılımcılara sunuldu. Duran, Türkiye'nin Somali politikasının “kazan-kazan” anlayışı üzerine kurulduğunu belirterek, Afrika'ya yönelik yaklaşımın uzun vadeli ve kapasite geliştirmeye odaklanan projelerle şekillendiğini ifade etti. Türkiye'nin Somali'deki çalışmalarında Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ile Türkiye Maarif Vakfı gibi kurumların önemli faaliyetler yürüttüğüne dikkat çeken Duran, iki ülke arasındaki iş birliğinin farklı alanlarda sürdüğünü belirtti. Somaliland konusunda Türkiye'nin tutumu Duran, Afrika Boynuzu'nun çeşitli sınamalarla karşı karşıya olduğunu belirterek Somaliland meselesine de değindi. Türkiye'nin Somali'nin egemenliği ve toprak bütünlüğü konusunda kararlı bir tutum sergilediğini vurgulayan Duran, Ankara'nın bölgesel barış ve istikrarı desteklediğini ifade etti. Türkiye-Somali ilişkilerinin karşılıklı saygı, güven ve kardeşlik temelinde ilerlediğini belirten Duran, iki ülke arasındaki ilişkilere yönelik dezenformasyon kampanyalarının sonuç vermeyeceğini söyledi. 2011'deki Erdoğan ziyareti ilişkilerde dönüm noktası oldu Duran, video mesajında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2011 yılında Mogadişu'ya gerçekleştirdiği ziyaretin Türkiye-Somali ilişkilerinde yeni bir dönem başlattığına da işaret etti. Türkiye ile Somali arasındaki ilişkilerin kalkınma, güvenlik, ekonomi ve kurumsal kapasite geliştirme gibi alanları kapsayan kapsamlı bir ortaklığa dönüştüğünü belirten Duran, 2026'nın iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 60'ıncı yılı olması nedeniyle de özel bir anlam taşıdığını ifade etti. Duran ayrıca Türkiye ile Somali'nin savunma, deniz güvenliği, enerji, balıkçılık ve ekonomik kapasitenin geliştirilmesi gibi alanlarda iş birliğini sürdürdüğünü belirterek, düzenlenen panelin iki ülke arasında ortak bir geleceğin inşasına katkı sunacağına inandığını kaydetti.

Avrupa Merkez Bankası (ECB) faiz arttırdı Haber

Avrupa Merkez Bankası (ECB) faiz arttırdı

ECB faiz oranlarını 25 baz puan artırdı ECB Yönetim Konseyi’nin aldığı kararla üç temel faiz oranında 25 baz puanlık artış gerçekleştirildi. Yeni oranların 16 Eylül itibarıyla uygulanması bekleniyor. Buna göre bankanın para politikasında temel gösterge olarak kullandığı mevduat faiz oranı yüzde 2,50, ana refinansman faiz oranı yüzde 2,65 ve marjinal borç verme faiz oranı yüzde 2,90 seviyesine çıkarıldı. Faiz artışının temel gerekçeleri arasında enerji fiyatlarındaki yükseliş ve bunun Avro Bölgesi enflasyonu üzerindeki etkisi öne çıktı. Enflasyon beklentileri yukarı yönlü ECB’nin yeni projeksiyonlarında Avro Bölgesi'nde enflasyonun 2026 yılında ortalama yüzde 3 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Enflasyon tahmini 2027 için yüzde 2,5 olarak açıklanırken, 2028'de yüzde 2,1 seviyesinde olması öngörülüyor. Orta Doğu’daki çatışmaların enerji maliyetleri üzerinden fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturmaya devam ettiği belirtilirken, ECB’nin yüzde 2’lik orta vadeli enflasyon hedefinin üzerinde kalınabileceği değerlendiriliyor. Büyüme tahminleri de revize edildi ECB, Avro Bölgesi ekonomisine ilişkin büyüme beklentilerini de güncelledi. Buna göre ekonominin 2026 yılında yüzde 0,9, 2027 yılında ise yüzde 1,4 büyümesi bekleniyor. 2028 yılı için büyüme tahmini ise yüzde 1,5 seviyesinde tutuldu. Merkez bankası, enerji fiyatlarındaki gelişmelerin enflasyon ve ekonomik aktivite üzerindeki etkisini yakından izlerken, gelecek dönemdeki faiz kararlarının ekonomik veriler ve enflasyon görünümüne bağlı olarak şekilleneceğini belirtiyor.

TCMB Para Politikası Kurulu, politika faizini yüzde 37’de sabit tuttu Haber

TCMB Para Politikası Kurulu, politika faizini yüzde 37’de sabit tuttu

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı sabit tutarken, gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te sabitledi. “ENFLASYONUN ANA EĞİLİMİNDE GERİLEME VAR” TCMB açıklamasında, aylık dalgalanmalara karşın son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergelerin, enflasyonun ana eğiliminde gerilemeye işaret ettiği belirtildi. İktisadi faaliyete ilişkin veriler ile arz şoklarının yurt içi fiyatlara yansımasının sınırlı kalmasının, iç talepteki zayıf seyri teyit ettiği ifade edildi. Buna karşın, jeopolitik gelişmeler nedeniyle yüksek seyreden enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğu vurgulandı. Fatih Karahan başkanlığındaki toplantı sonrası Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamada, fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunun sürdürüleceğini bildirdi. Açıklamada, politika faizine ilişkin adımların; enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilim ve beklentiler dikkate alınarak, dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleneceği kaydedildi. Kurul, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması halinde para politikasının daha da sıkılaştırılacağını bildirdi. LİKİDİTE VE KREDİ PİYASALARI YAKINDAN İZLENECEK Açıklamada, kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler yaşanması halinde parasal aktarım mekanizmasının ilave makroihtiyati adımlarla destekleneceği belirtildi. Likidite koşullarının yakından izlenmeye devam edileceği de ifade edildi. Banka, politika kararlarının enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde alınacağını kaydetti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal: Hükümetin Enflasyon hedefleri tutmayacak Haber

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal: Hükümetin Enflasyon hedefleri tutmayacak

CHP'li Sarıbal, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında yeni OVP'nin ekonomi ve özellikle tarım politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Enflasyon hedefinde büyük revizyon yapıldı" Sarıbal, önceki OVP'de 2026 yılı enflasyonu için yüzde 16'lık hedef belirlendiğini, yeni programda ise 2026 sonu beklentisinin yüzde 28 seviyesine çıkarıldığını savundu. Yeni programda 2026 yılı enflasyonunun yüzde 28,4 olarak gerçekleşmesinin, ardından enflasyonun 2027'de yüzde 21'e, 2028'de yüzde 13,5'e ve 2029'da yüzde 9'a gerilemesinin hedeflendiğini hatırlatan Sarıbal, bu değişimin ekonomi yönetiminin önceki öngörülerinin gerçekleşmediğini gösterdiğini öne sürdü. Sarıbal, enflasyon tahminindeki değişimin yalnızca bölgedeki savaş ve jeopolitik gelişmelerle açıklanamayacağını ifade ederek, ekonomi politikalarının sonuçlarının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Tarım bütçesindeki düşüşü eleştirdi Orhan Sarıbal, OVP kapsamında stratejik alanlara ayrılan bütçe paylarının artırıldığı belirtilmesine rağmen tarıma yönelik kaynakların azaltıldığını savundu. Tarım sektöründeki üreticilerin artan maliyetler karşısında desteklenmesi gerektiğini belirten Sarıbal, mazot, gübre ve tarımsal ilaç gibi temel girdilerde yaşanabilecek fiyat artışlarına karşı çiftçiyi koruyacak mekanizmaların programda yeterince yer almadığını ileri sürdü. Sarıbal, özellikle enflasyonun yüzde 21'e indirilmesinin hedeflendiği bir dönemde tarımsal girdi maliyetlerinin de kontrol altında tutulması gerektiğini dile getirdi. "Sözleşmeli tarımda çiftçinin güvencesi ne olacak?" CHP Genel Başkan Yardımcısı Sarıbal, OVP'de yer verilen sözleşmeli tarım modeline ilişkin de eleştirilerde bulundu. Sözleşmeli üretimde çiftçinin ürününü hangi koşullarda satacağı, ödemelerin güvence altına nasıl alınacağı ve maliyetlere göre fiyatlandırmanın nasıl yapılacağı konusunda yeterli düzenleme bulunmadığını savunan Sarıbal, devletin üretici ile alıcı arasındaki sözleşmelerde güvence sağlayacak bir mekanizma oluşturması gerektiğini söyledi. Sarıbal, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından girdi maliyetleri, taban fiyat ve kamu desteğinin birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, mevcut programın çiftçinin temel sorunlarına çözüm üretmediğini iddia etti. CHP'li Sarıbal, OVP'nin uygulanma sürecinde özellikle tarım sektörüne yönelik politikaların yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti.

Cevdet Yılmaz açıkladı: 2026 büyüme ve enflasyon tahminleri güncellendi Haber

Cevdet Yılmaz açıkladı: 2026 büyüme ve enflasyon tahminleri güncellendi

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen toplantıda OVP'yi açıklayan Cevdet Yılmaz'a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan eşlik etti. Yılmaz, programın Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın ortak çalışmasıyla hazırlandığını, kamu kurumlarının yanı sıra özel sektör ve meslek kuruluşlarının görüşlerinin de hazırlık sürecine dahil edildiğini belirtti. Küresel ekonomide büyüme beklentileri geriledi Dünya ekonomisinin ekonomik, teknolojik ve jeopolitik gelişmelerin birbirini etkilediği yeni bir dönemden geçtiğini belirten Yılmaz, savaşlar, enerji ve emtia fiyatlarındaki hareketlilik ile ticaret politikalarındaki belirsizliklerin küresel görünümü olumsuz etkilediğini söyledi. Yılmaz'ın verdiği bilgilere göre, önceki OVP'de yüzde 3,1 olarak öngörülen küresel büyüme tahmini yüzde 3'e çekildi. Türkiye'nin ticaret ortaklarının büyüme beklentisi yüzde 2,4'ten yüzde 1,6'ya, Avro Bölgesi büyüme tahmini ise yüzde 1,2'den yüzde 0,9'a indirildi. Savaşın etkilerinin belirgin şekilde hissedildiği Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde ise daha önce yüzde 3,4 olarak öngörülen büyümenin yüzde eksi 0,5'e gerilemesinin beklendiği açıklandı. 2026 büyüme tahmini yüzde 3,3'e çekildi Cevdet Yılmaz, enerji ve emtia fiyatlarındaki yükseliş ile Türkiye'nin önemli ticaret ortaklarındaki ekonomik yavaşlamanın 2026 beklentilerine de yansıdığını ifade etti. Yılmaz, 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 3,3 olarak güncellediklerini, sanayi büyümesi beklentisini ise yüzde 2,3'e indirdiklerini açıkladı. Yıl sonu enflasyon tahmini de yüzde 28,4'e yükseltildi. Enerji maliyetlerindeki artış nedeniyle enerji ithalatı beklentisinin 63 milyar dolardan 71 milyar dolara çıkarıldığı belirtildi. Dış ticaret açığı tahmini 96 milyar dolardan 105 milyar dolara, cari işlemler açığının milli gelire oranı beklentisi ise yüzde 2,6'ya yükseltildi. Turizm gelirleri tahmini de savaşın etkileri nedeniyle 68 milyar dolardan 65 milyar dolara revize edildi. 2027'de küresel ekonomide toparlanma beklentisi Yılmaz, 2026'nın küresel büyüme ve dünya ticaretinin ivme kaybettiği bir yıl olduğunu, ancak 2027'de toparlanma beklentisinin güçlendiğini söyledi. Buna göre küresel büyümenin 2027'de yüzde 3,4'e, küresel ticaret hacmindeki artışın ise yüzde 4,3'e yükselmesi bekleniyor. Türkiye'nin dış talep koşullarının da bu toparlanmadan olumlu etkilenmesinin öngörüldüğü belirtildi. Türkiye'nin ihracatının yaklaşık yüzde 43'ünü gerçekleştirdiği Avrupa Birliği'nde büyümenin 2026'da yüzde 1,2'ye gerilemesi, 2027'de ise yüzde 1,4'e yükselmesi bekleniyor. MENA bölgesinde ise 2026'da yüzde 0,5 daralma, 2027'de yüzde 7,3 büyüme tahmini bulunuyor. Yılmaz, ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi ve Türkiye'nin dış ticaretinin bölgesel ve küresel şoklara karşı daha dirençli hale getirilmesi yönündeki çalışmaların sürdürüleceğini ifade etti. Rezervlerde 188,2 milyar dolara ulaşıldı Ekonomi politikalarının uygulanmasıyla Türk lirasına güvenin arttığını savunan Yılmaz, TL mevduatının toplam mevduat içerisindeki payının yüzde 31,6'dan 28 Ağustos itibarıyla yüzde 61,5'e yükseldiğini söyledi. Brüt rezervlerin 89,7 milyar dolarlık artışla 188,2 milyar dolara ulaştığını belirten Yılmaz, Türkiye'nin risk priminin de 700'lü seviyelerden 220'nin altına gerilediğini kaydetti. Yılmaz, rezervlerdeki yükselişin Türkiye ekonomisinin dış şoklara karşı dayanıklılığını güçlendirdiğini ve kamu ile özel sektörün yabancı para cinsinden borçlanma maliyetlerini düşürdüğünü belirtti. İhracatta yüksek teknolojili ürünlerin payı arttı Yıllıklandırılmış ihracatın ağustos itibarıyla 280 milyar dolar seviyesine ulaştığını açıklayan Yılmaz, ihracatın teknoloji kompozisyonunda da iyileşme yaşandığını söyledi. Buna göre orta ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracattaki payı 2024 Ağustos'unda yüzde 40 seviyesindeyken, 2026 Ağustos'unda yüzde 44,1'e çıktı. Yılmaz, enerji ve emtia fiyatlarındaki yükselişin cari denge üzerinde geçici baskı oluşturduğunu belirterek, 2026 Haziran itibarıyla cari işlemler açığının milli gelire oranının yüzde 2,3 olduğunu açıkladı. Enflasyonun yıl sonunda yüzde 28,4 olması bekleniyor Yılmaz, 2024 Mayıs ayında yüzde 75,5 seviyesine kadar çıkan enflasyonun uygulanan politikalarla gerilediğini, ancak savaş nedeniyle oluşan arz yönlü baskıların düşüş hızını yavaşlattığını ifade etti. Ağustos 2026 itibarıyla enflasyonun yüzde 31,5 seviyesinde bulunduğunu belirten Yılmaz, yılın son çeyreğinde yeniden düşüş beklediklerini ve 2026 sonunda enflasyonun yüzde 28,4 seviyesinde gerçekleşmesini öngördüklerini söyledi. Yılmaz ayrıca, savaşın enflasyon üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkilerinin yaklaşık 7 puan olarak hesaplandığını aktardı. 2029 için yüzde 5 büyüme hedefi 2027-2029 dönemine ilişkin yeni OVP'nin temel hedeflerini de açıklayan Yılmaz, büyümenin kademeli olarak güçlendirilmesinin planlandığını belirtti. Program kapsamında büyüme hedefleri şöyle sıralandı: 2026: yüzde 3,3 2027: yüzde 4,2 2028: yüzde 4,6 2029: yüzde 5 Yılmaz, büyümenin üretim kapasitesini ve verimliliği artıran, enflasyonist baskı oluşturmayan sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasının hedeflendiğini söyledi. İşsizlikte 2029 hedefi yüzde 7,6 Programda istihdam da öncelikli başlıklar arasında yer aldı. Yılmaz, 2026 yılında yüzde 8,1 olması beklenen işsizlik oranının 2027'de yüzde 8'e, 2028'de yüzde 7,8'e ve 2029'da yüzde 7,6'ya düşürülmesinin hedeflendiğini açıkladı. Program dönemi boyunca yaklaşık 2,1 milyon kişiye ilave istihdam sağlanması ve iş gücüne katılımın artırılması hedefleniyor. Enflasyon 2029'da tek haneye indirilecek OVP'nin en önemli hedeflerinden birinin dezenflasyon sürecinin sürdürülmesi olduğunu belirten Yılmaz, enflasyonun kademeli olarak düşürülmesinin öngörüldüğünü açıkladı. Yeni programdaki enflasyon hedefleri şöyle: 2026: yüzde 28,4 2027: yüzde 21 2028: yüzde 13,5 2029: yüzde 9 Yılmaz, program dönemi sonunda enflasyonun yeniden tek haneli seviyelere indirilmesinin hedeflendiğini söyledi. Bütçe açığında kademeli düşüş hedefleniyor Program kapsamında bütçe disiplininin korunacağını belirten Yılmaz, 2026 yılı için daha önce yüzde 3,5 olarak öngörülen bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3,1 seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini açıkladı. 2027 yılı için yüzde 3,5 olarak öngörülen bütçe açığı oranının ise program dönemi sonunda yüzde 2,8'e düşürülmesi hedefleniyor. Yılmaz, deprem sonrası harcamalar devam ederken savunma, personel ve sosyal güvenlik giderlerindeki artışa rağmen mali disiplinin korunacağını ifade etti. Cari açık 2029'da yüzde 1,6'ya indirilecek Bölgedeki savaşın etkilerinin azalmasıyla cari işlemler açığının kademeli olarak gerilemesi bekleniyor. Programda cari işlemler açığının milli gelire oranının 2027'de yüzde 1,9, 2028'de yüzde 1,8 ve 2029'da yüzde 1,6 seviyesine düşürülmesi hedeflendi. Gıda fiyatlarındaki oynaklığın azaltılması için ise tarımsal üretimde verimliliğin artırılması, üretim planlamasının güçlendirilmesi ve maliyet baskılarını azaltacak yapısal adımların hızlandırılması planlanıyor. Türkiye ekonomisinin 2026'da 1,8 trilyon doları aşması bekleniyor Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin ekonomik büyüklüğüne ilişkin beklentileri de paylaştı. Buna göre milli gelirin 2026 sonunda ilk kez 1,8 trilyon doları aşması, kişi başına milli gelirin ise 20 bin doların üzerine çıkması bekleniyor. Yılmaz, Türkiye'nin 2026 yılında yüksek gelirli ülkeler grubuna geçiş eşiğini aşmasının beklendiğini, nominal olarak dünyanın 16'ncı, satın alma gücü paritesine göre ise 11'inci büyük ekonomisi konumunun korunacağını ifade etti. Dijital Türk lirası için çalışmalar sürecek Programda finansal teknolojiler ve dijital Türk lirası da yer aldı. Yılmaz, dijital Türk lirasının kullanıma sunulması ve yaygınlaştırılması için çalışmaların devam edeceğini söyledi. Sermaye piyasalarının daha derin ve etkin hale getirilmesi, Türk lirası cinsinden tasarruf ve yatırım araçlarının çeşitlendirilmesi ve şirketlerin sermaye piyasalarından daha fazla finansman sağlaması da programın hedefleri arasında gösterildi. Yılmaz, önümüzdeki dönemde temel hedefin fiyat istikrarını kalıcı hale getirerek enflasyonu tek haneli seviyelere indirmek, mali disiplini korumak, istihdamı artırmak ve enerji başta olmak üzere kritik girdilerde arz güvenliğini güçlendirmek olduğunu belirtti.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat: 2029’da mal ihracatının 450 milyar dolara hedefleniyor Haber

Ticaret Bakanı Ömer Bolat: 2029’da mal ihracatının 450 milyar dolara hedefleniyor

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 2027-2029 Orta Vadeli Program (OVP) dönemine ilişkin ticaret politikası hedeflerini açıklayarak, ihracatı önceleyen, haksız ithalata karşı üreticiyi koruyan ve ticari diplomasiyle pazarları genişleten bir yaklaşımın sürdürüleceğini bildirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın koordinasyonunda hazırlanan OVP’nin kamuoyuyla paylaşıldığını hatırlatan Bolat, son üç yılda uygulanan program sayesinde makro finansal istikrarın güçlendiğini ve ekonominin daha dayanıklı bir yapıya kavuştuğunu ifade etti. TİCARET POLİTİKASINDA TEMEL ÖNCELİKLER Bakan Bolat’ın değerlendirmesinde, 2027-2029 döneminde ticaret politikasının başlıca öncelikleri arasında; enflasyonla mücadelenin kesintisiz sürdürülmesi, rekabet gücünün ve halkın satın alma gücünün artırılması, dış ticarette verimlilik artışı ve haksız uygulamalara karşı etkili tedbirler alınması, orta yüksek ve yüksek teknolojili ihracatın güçlendirilmesi, ihracatı önceleyen aktif bir dış ticaret rejiminin uygulanması, ticaret altyapısı ve finansmana erişimin güçlendirilmesi, pazara erişim, bağlantısallık ve ticari diplomasinin etkinleştirilmesi, yatırım-üretim-istihdam-ihracat eksenli kalkınma modelinin desteklenmesi 2027 VE 2029 HEDEFLERİ Bakan Bolat, küresel ekonomideki olumsuz koşullara ve artan belirsizliklere rağmen, 2027 yılında mal ihracatını 292 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini belirtti. OVP’nin son yılı olan 2029’da ise mal ve hizmet ihracatının 450 milyar dolara ulaşmasının hedeflendiğini kaydetti. Petrol ve emtia fiyatlarındaki artışın etkisiyle 2027 yılı için mal ithalatı hedefi 397 milyar dolar olarak belirlendi. Bolat, aynı dönemde cari işlemler açığının GSYH’ye oranının yüzde 1,9 seviyesinde kalmasının beklendiğini söyledi. YEŞİL VE DİJİTAL DÖNÜŞÜME VURGU Bolat, program döneminde yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürünlerin ihracattaki payının artırılacağını, yeni nesil hizmet alanlarının geliştirileceğini ve firmaların küresel değer zincirlerindeki konumunun güçlendirileceğini ifade etti. Ayrıca yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerine uyumun destekleneceğini, gümrüklerde dijital ve fiziki altyapının güçlendirilerek ticaretin kolaylaştırılacağını, yasa dışı ticaretle mücadelede ise denetimlerin sürdürüleceğini vurguladı. Bolat, dünya ticaretinin ağırlık merkezinin coğrafyaya yaklaşmasıyla Türkiye’nin stratejik öneminin arttığını belirterek, Orta Koridor, Kalkınma Yolu ve Hicaz Yolu gibi projelerle Türkiye’nin üretim, ticaret ve yatırımda cazibe merkezi haline getirilmesi için çalışmaların sürdüğünü aktardı. Ticaret Bakanı Bolat, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu “Yatırım-Üretim-İstihdam-İhracat” odaklı kalkınma vizyonunun önümüzdeki dönemde de kararlılıkla sürdürüleceğini belirterek, Ticaret Bakanlığı olarak bu hedefler doğrultusunda çalışmaya devam edeceklerini ifade etti.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu: Özel sektör güçlü olursa, Türkiye güçlü olur Haber

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu: Özel sektör güçlü olursa, Türkiye güçlü olur

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a ilişkin değerlendirmede bulundu. OVP’nin Türkiye ve iş dünyası açısından hayırlı olmasını dileyen Hisarcıklıoğlu, programda yer alan enflasyonun kalıcı olarak tek haneye indirilmesi, mali disiplinin korunması ve üretim odaklı büyüme hedeflerini önemsediklerini belirtti. İŞ DÜNYASININ ÖNCELİKLERİ SIRALANDI Hisarcıklıoğlu, özellikle dış kaynaklı haksız rekabetle mücadele, ticaret politikası araçlarının etkin kullanılması, girdi maliyetlerinin düşürülmesi ve reel sektörle düzenli istişarenin kurumsallaştırılmasının iş dünyası açısından önem taşıdığını ifade etti. Küresel ve bölgesel belirsizliklerin yanı sıra korumacılık ve ticaret savaşlarının arttığına dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, bu dönemde Türkiye’nin üretim ve ihracat kapasitesinin korunmasının kritik olduğunu vurguladı. “KAPSAMLI SANAYİ KORUMA STRATEJİSİ OLUŞTURULMALI” Hisarcıklıoğlu, iş dünyasının OVP dönemindeki temel beklentilerini de sıraladı. Buna göre özel sektör, üretim, yatırım, istihdam ve ihracat kapasitesini koruyacak adımların hızla atılmasını, finansal istikrarın güçlendirilmesini ve finansmana erişimin kolaylaştırılmasını bekliyor. İhracatçıların desteklenmesi gerektiğini belirten TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ayrıca kapsamlı bir Sanayi Koruma Stratejisi oluşturulması çağrısında bulundu. Hisarcıklıoğlu, iş dünyasının Türkiye’nin hedefleri doğrultusunda çalışmaya devam edeceğini belirterek mesajını, “Özel sektör güçlü olursa, Türkiye güçlü olur” ifadeleriyle tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.