Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Eğitim

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Eğitim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eğitim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TÜRK-İŞ Şubat 2026 Raporu: Açlık Sınırı 32.365 TL, Yoksulluk Sınırı 105.425 TL Oldu Haber

TÜRK-İŞ Şubat 2026 Raporu: Açlık Sınırı 32.365 TL, Yoksulluk Sınırı 105.425 TL Oldu

Gıda harcamasına barınma, ulaşım, eğitim, sağlık ve diğer temel ihtiyaçlar eklendiğinde ise yoksulluk sınırı 105.425 TL’ye yükseldi. Açlık Sınırı Şubat 2026’da 32.365 TL’ye Yükseldi TÜRK-İŞ’in verilerine göre, dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda için yapması gereken asgari aylık harcama tutarı (açlık sınırı) 32.365,44 TL olarak hesaplandı. Bu rakam, bir önceki aya göre yüzde 3,65 oranında artış gösterdi. Yoksulluk Sınırı 105.424 TL’yi Aştı Gıda harcamasının yanı sıra; Kira, elektrik, su ve yakıt giderleri Ulaşım Eğitim Sağlık Giyim ve diğer zorunlu ihtiyaçlar dahil edildiğinde dört kişilik bir ailenin hanesine girmesi gereken toplam gelir tutarı (yoksulluk sınırı) 105.424,90 TL oldu. Bu rakam, temel yaşam maliyetlerindeki artışın aile bütçesi üzerindeki baskısını ortaya koyuyor. Bekâr Çalışanın Yaşama Maliyeti 41.900 TL Raporda ayrıca bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti de hesaplandı. Buna göre, tek başına yaşayan bir çalışanın aylık yaşam maliyeti 41.899,77 TL’ye yükseldi. Bu veri, asgari ücret ile geçim arasındaki farkın yeniden gündeme gelmesine neden oldu. Mutfak Enflasyonu Verileri Açıklandı TÜRK-İŞ’in “mutfak enflasyonu” olarak tanımladığı gıda fiyatlarındaki değişim Şubat 2026 itibarıyla şu şekilde gerçekleşti: Aylık artış: %3,65 İki aylık artış: %7,37 On iki aylık artış: %38,76 Yıllık ortalama artış: %39,43 Gıda fiyatlarındaki bu artış, özellikle dar ve sabit gelirli kesimler üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Açlık ve Yoksulluk Sınırı Neden Önemli? TÜRK-İŞ tarafından her ay açıklanan açlık ve yoksulluk sınırı verileri; Çalışanların geçim koşullarını Temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişimini Aile bütçesindeki reel kaybı ortaya koyması açısından önemli bir ekonomik gösterge olarak kabul ediliyor. Şubat 2026 verileri, özellikle enflasyon ve gelir politikaları tartışmalarında referans alınacak kritik rakamlar arasında yer aldı.

Nur: Türkiye ile kardeşliğimiz şartlar ne olursa olsun varlığını korudu Haber

Nur: Türkiye ile kardeşliğimiz şartlar ne olursa olsun varlığını korudu

Somali Federal Cumhuriyeti Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Mohamed Nur, Türkiye ve Somali arasındaki diplomatik ilişkilerin tarihsel derinliğine ve son yıllarda kazandığı stratejik ivmeye dair açıklama yaptı. Bağımsızlık dönemine atıfta bulunan Nur, “Türkiye ile kardeşliğimiz şartlar ne olursa olsun varlığını korudu Bağımsızlığımızı ilan ettiğimizde Türk dostlarımız yine yanımızdaydı. Bu yalnızca diplomatik bir adım değil, tarihsel hafızanın yeniden canlanmasıydı” dedi. 1961-1966 yılları arasında resmi diplomatik ilişkilerin temellerinin atıldığını belirten Nur, sonrasında savaş yıllarında da diplomatik bağların sürdüğünü ancak küresel dengeler, mesafeler ve sınırlı imkanlar nedeniyle ilişkilerin potansiyelini tam anlamıyla yansıtamadığını belirtti. “Küresel dengeler daraltıcıydı, mesafeler uzaktı, imkanlar sınırlıydı. Ancak tarihsel bağımız hiçbir zaman zayıflamadı” diyen Nur, asıl dönüşümün Ağustos 2011’de başladığını vurguladı. 19 Ağustos 2011 tarihinde dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Somali’ye gerçekleştirdiği ziyareti “tarihin akışını değiştiren bir dönüm noktası” olarak nitelendiren Nur, “Gidilmez denilen yere gitti, düzelmez denilen yere umut oldu” ifadelerini kullandı. Bu ziyaretin yalnızca bir devlet ziyareti olmadığını belirten Nur, Erdoğan’ın ailesi, bakanları ve sivil toplum temsilcileriyle birlikte Somali’ye geldiğini, riskleri göze alarak sahada bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin o süreçte sadece diplomatik ilgi göstermediğini, “kader ortaklığı bilinciyle” hareket ettiğini dile getirdi. Türkiye’nin sahadaki varlığına dikkat çeken Nur, Dışişleri Bakanlığı başta olmak üzere Türk kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının Somali’de aktif rol üstlendiğini belirtti. “Türkiye uzaktan konuşmadı, sahada çalıştı. Sadece rapor yazmadı, insan hayatına dokundu ve umudu inşa etti” dedi. Binlerce Somalili öğrencinin Türkiye’de eğitim almasının Somali’nin geleceğine yapılan stratejik bir yatırım olduğunu ifade eden Nur, Türkiye’nin yalnızca bugünü değil Somali’nin yarınını da düşündüğünü söyledi. Türkiye’nin Mogadişu’daki büyükelçiliğini açarak kalıcı diplomatik varlık tesis ettiğini hatırlatan Nur, bugün Somali’de çok sayıda büyükelçiliğin faaliyet göstermesinde Türkiye’nin öncü rol oynadığını dile getirdi. 2011 sonrasında Türk–Somali ilişkilerinin insani yardımdan stratejik ortaklığa evrildiğini belirten Nur, 8 Şubat 2024’te imzalanan savunma ve ekonomik iş birliği çerçeve anlaşmasıyla ilişkilerin “geri dönülmez bir stratejik ortaklık seviyesine” taşındığını kaydetti. Uzay iş birliğinden enerjiye, balıkçılıktan limanlara, askeri eğitimden güvenliğe kadar geniş bir yelpazede iş birliğinin derinleştiğini vurgulayan Nur, “2011 yılında bu tabloyu hayal etmek bile zordu. Ancak kararlılık, sabır ve karşılıklı güvenle bunu başardık” dedi. Nur, 2024 çerçeve anlaşmasının yalnızca ikili ilişkileri güçlendirmekle kalmadığını, ortak bir gelecek vizyonunu da ortaya koyduğunu ifade ederek, bu stratejik ortaklığın sadece iki ülkeye değil, başta İslam âlemi olmak üzere tüm insanlığa katkı sunacağını söyledi. Konuşmasının sonunda Nur, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Somali Cumhurbaşkanı Hassan Sheikh Mohamud’a teşekkür ederek, iki ülke ilişkilerinin daha da güçlenmesi temennisini iletti.

MSB: Somali’de güvenlik ve istikrara desteğimiz artarak sürüyor Haber

MSB: Somali’de güvenlik ve istikrara desteğimiz artarak sürüyor

MSB tarafından Somali’deki son gelişmelere ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, Türkiye’nin uluslararası istikrara sunduğu katkılar kapsamında Somali’de güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yönelik faaliyetlerin artarak devam ettiği belirtilerek, “Dost ülke Somali’de güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yönelik eğitim, danışmanlık ve destek faaliyetlerimiz artarak devam etmektedir.” denildi. Bakanlık, Somali’de yürütülen çalışmalara ilişkin olarak, “Sondaj faaliyetleri ve Somali’de inşa edilen ‘Uzay Limanı ve Test Atış Alanı’nın emniyetini sağlamaya, Somali Milli Ordusu tarafından icra edilen terörle mücadele operasyonlarına azami destek vermeye devam etmekteyiz.” ifadelerine yer verdi. Açıklamada ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Somali’deki varlığına dikkat çekilerek, “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Somali’deki varlığı ve sağladığı destekle etkin caydırıcılığını sürdürecektir.” denildi. MSB: Yunanistan’ın tek taraflı ve hukuksuz faaliyetlerinin karşısındayız Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Yunanistan’ın Girit’in güneyindeki hidrokarbon sahalarına yönelik uluslararası şirketlerle yürüttüğü faaliyetlerin uluslararası hukuka ve iyi komşuluk ilişkilerine aykırı olduğu açıklandı. MSB tarafından, Yunanistan ile Chevron arasında Girit’in güneyindeki hidrokarbon sahalarına yönelik yürütülen faaliyetlere ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, Yunanistan’ın söz konusu bölgede uluslararası şirketlerle tek taraflı olarak yürüttüğü faaliyetlerin doğrudan Türkiye’nin deniz yetki alanlarını etkilemediği ancak uluslararası hukuka ve iyi komşuluk ilişkilerine aykırılık teşkil ettiği belirtildi. Bakanlık, Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan Deniz Yetki Alanlarına İlişkin Mutabakat Muhtırası’na ve Libya’nın Birleşmiş Milletler’e bildirdiği deniz yetki alanlarına aykırı şekilde yürütülmeye çalışılan faaliyetlere tepki göstererek, “Libya ile ülkemiz arasındaki 2019 tarihli Deniz Yetki Alanlarına İlişkin Mutabakat Muhtırasına ve Libya’nın Birleşmiş Milletler’e bildirdiği deniz yetki alanları hilafına yürütülmeye çalışılan bu hukuksuz faaliyetin karşısındayız.” ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, Yunanistan’ın tek taraflı girişimlerine karşı Libya makamlarının gerekli adımları atabilmesi için desteğin sürdürüleceği vurgulandı.

Memişoğlu: 2025 yılında 2 milyon 200 bin kadına ücretsiz meme kanseri taraması yapıldı Haber

Memişoğlu: 2025 yılında 2 milyon 200 bin kadına ücretsiz meme kanseri taraması yapıldı

Sağlık Bakanı Memişoğlu, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nda üyelerle bir araya geldi. Bakanlığın fırsat eşitliği kapsamındaki sorumluluk alanları, yürütülen çalışmalar, iş birlikleri ve “Sağlıklı Türkiye Yüzyılı” hedefleri doğrultusundaki planlamaların paylaşıldığını belirten Memişoğlu, daha sonra koruyucu sağlık hizmetleri alanında yapılan çalışmaları anlattı. 2025 yılında 40-69 yaş aralığındaki 2 milyon 200 bin kadına ücretsiz kanser taraması yapıldığını dile getiren Bakan Memişoğlu, bu sayede kanserin erken teşhis edilebildiğini ve tedavi başarı şansının önemli ölçüde arttığını söyledi. Doğurganlık çağındaki kadınlarda riskli durumların tespiti ve gebelik öncesi danışmanlık için 15-49 yaş kadınlara yılda 2 kez olmak üzere izlem yapıldığını belirten Bakan Memişoğlu, bu kapsamda 2025 yılında 24 milyon 194 bin 308 izlem gerçekleştirildiğini kaydetti. 2025 yılında izlem yapılan gebe sayısının 1 milyon 38 bin 484 olduğunu açıklayan Sağlık Bakanı Memişoğlu, 69 bin 939 yüksek riskli gebeye danışmanlık hizmeti verilerek randevu önceliği tanındığını duyurdu. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 2025 yılında; 44 bin 942 kadına yönelik şiddetle mücadele, 105 bin 687 kişisel gelişim, 63 bin 368 obezite ve egzersiz, 127 bin 904 kadına ise davranışsal bağımlılıklar konusunda eğitim verildiğini aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Afrika Boynuzu, yabancı güçlerin mücadele alanına çevrilmemeli Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Afrika Boynuzu, yabancı güçlerin mücadele alanına çevrilmemeli

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şu şekilde: "11 yıl aradan sonra Addis Ababa'yı ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Başbakan Abiy ve Etiyopya makamlarına, şahsıma ve heyetime göstermiş oldukları sıcak misafirperverlikten dolayı teşekkür ediyorum. Etiyopya, bölgedeki ağırlığıyla Afrika kıtasında oynadığı öncü rol bakımından son derece önemli bir ülkedir. Sahra Altı Afrika’daki en eski büyükelçiliğimizim 1926 yılında Addis Ababa’da açılması bu şehri kıtayla ilişkilerimizin kalbine yerleştiriyor. Bu ziyaretimin, büyükelçiliğimizin açılışının 100’üncü yılına denk gelmesi de bizler için ayrı bir gurur kaynağıdır. Biraz önce yaptığımız görüşmelerde, Sayın Başbakan ve heyetiyle ticari yatırımlar, enerji, madencilik, tarım, iletişim ve eğitim alanlarındaki ilişkilerimizi etraflıca görüştük. Diğer birçok alandaki potansiyel iş birliklerini nasıl değerlendirebiliriz, 1 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefimize nasıl ulaşırız bunları da ele aldık. Etiyopya’daki en büyük ikinci yatırımcı ülke olmaktan memnuniyet duyuyoruz. 200’ü aşkın firmamızın 2.5 milyar doları bulan yatırımlarıyla yaklaşık 20 bin Etiyopyalının istihdamına destek olması bizler için kıvanç vesilesidir. Türk müteahhitlik firmaları, Etiyopya’da demiryolu, ulaşım, özellikle fabrika, turistik tesis ve enerji nakil hatları gibi faaliyet alanlarında 2,6 milyar dolar değerinde 15 projeyi üstlendiler. Dost Etiyopya halkıyla yüzyıllara sari münasebetlerimizin geliştirilmesine büyük önem veriyoruz. Etiyopya, İslam kültürü bakımından paha biçilemez bir değer niteliği taşıyor. Afrika’daki ilk Müslüman yerleşim yeri olarak bilinen Necaş Köyü’ndeki Necaşi Türbesi ve Cami kültürel bağlarımız bakımından çok önemlidir. TİKA’nın destekleriyle tadilatı ve tamiratı yapılan bu projeyle Afrika tarihinin önemli bir kültürel mirasını yaşatmakla kalmamış, Etiyopya ile aramızdaki kadim dostluk bağlarını da güçlendirmiş olduk. Maarif Vakfımızın eğitim alanındaki faaliyetlerinin yanı sıra TİKA Ofisimiz aracılığıyla aramızda kültür köprüleri kurmaya devam edeceğiz. Eşit ortaklı ve karşılıklı anlayış temelinde bu samimi coğrafyanın güzel insanlarının her daim yanındayız. Başbakan Abiy’in göreve başlamasından bu yana Etiyopya’nın siyasi, sosyal ve ekonomik dönüşümü için kendisini tebrik ediyorum. Tüm dünyanın gözleri Afrika Boynuzuyla buraya çevrilmişken Etiyopya’nın köklü devlet yapısı, örnek gösterilecek yönetiminin önemi daha da çok hissediliyor. Türkiye olarak bölgenin yeterince çektiği çatışma ve acılara yenilerinin eklenmesini asla istemiyoruz. Biz bölgenin sorunlarına yine bölge ülkelerinin çözüm geliştirmesini ve Afrika Boynuzu’nun yabancı güçlerin mücadele alanına çevrilmemesi gerektiğine inanıyoruz. Bu minvalde İsrail’in Somaliland’i tanımasının ne Somaliland’e ne de Afrika Boynuzu’na faydası olmadığını tekrar vurguluyorum. Bu vesileyle yakın geçmişte Etiyopya ve Somali arasında arabuluculuğunu yürüttüğümüz Ankara sürecindeki tutumları için her iki tarafa da tekrar teşekkür ediyorum. Türkiye olarak BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı’na bu sene Kasım ayında ev sahipliği yapacağız. Etiyopya’nın da önümüzdeki yıl tertipleyeceği bu toplantı bağlamında yakın iş birliğimizi sergileyeceğiz."

Bursa Osmangazi’de Macide Gazioğlu Kreş ve Gündüz Bakımevi’ne temel atıldı Haber

Bursa Osmangazi’de Macide Gazioğlu Kreş ve Gündüz Bakımevi’ne temel atıldı

Bursa'da Osmangazi Belediyesi tarafından ilçeye kazandırılacak Macide Gazioğlu Kreş ve Gündüz Bakımevi için temel atma töreni düzenlendi. Yeni yatırımın, annelerin iş hayatına katılımını artırması ve erken çocukluk eğitimine katkı sağlaması hedefleniyor. Osmangazi Belediyesi tarafından ilçeye kazandırılacak olan Macide Gazioğlu Kreş ve Gündüz Bakımevi için temel atma töreni düzenlendi. Törene belediye yöneticilerinin yanı sıra siyasi parti temsilcileri, meclis üyeleri, muhtarlar ve çok sayıda vatandaş katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından program, protokol konuşmalarıyla devam etti. Törende konuşan Erkan Aydın, Gazioğlu Ailesi’ne eğitime ve topluma kazandırdıkları eserler için teşekkür ederek, “İnşallah bugün temelini attığımız bu eseri de kısa sürede tamamlayarak hizmete açacağız” dedi. "Herkese nasip olmayacak şekilde bu dünyada yalnızca bir değil, birçok kalıcı eser bıraktılar. İnşallah bugün temelini attığımız bu eseri de kısa sürede tamamlayarak hep birlikte hizmete açacağız" diyen Başkan Aydın, "Geçen hafta beşinci kreşimizi açtık. Devam eden bir kreşimizi de bayramdan sonra hizmete kazandırmayı planlıyoruz. Burası ve dört yeni kreşin daha temelini atarak, iki buçuk yılın sonunda toplam sayıyı ona çıkarmayı hedefliyoruz" dedi. Belediye olarak kreş yatırımlarına hız verdiklerini belirten Aydın, geçen hafta beşinci kreşin açıldığını, bayram sonrası bir kreşin daha hizmete gireceğini ifade etti. İki buçuk yılın sonunda toplam kreş sayısını 10’a çıkarmayı hedeflediklerini vurgulayan Aydın, tam gün hizmet veren kreşler sayesinde annelerin iş hayatına katılım oranının yüzde 25’e ulaştığını söyledi. “Eğitim çok erken yaşlarda başlar ve ömür boyu devam eder” diyen Başkan Aydın, çocuklara ve ailelere destek olmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. Kreş inşaatının ardından bölgedeki pazar alanının da düzenleneceğini ifade eden Aydın, Kükürtlü Mahallesi’nin hak ettiği değeri alacağını dile getirdi. Başkan Aydın, "Kükürtlü gerçekten hak ettiği değeri alacak. Benim annem de burada. Bir öğretmen çocuğu olarak eğitime böyle bir eser kazandırmanın ayrı bir mutluluğunu yaşıyorum. Tekrar hayırlı olsun diyor, hepinize teşekkür ediyorum" diye konuştu. Törende konuşan CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk ise en önemli yatırımın insana yapılan yatırım olduğunu belirterek, projenin yalnızca bir kreş değil aynı zamanda bir sağlık ocağını da bünyesinde barındırmasının önemli bir kazanım olduğunu söyledi. Milletvekili Öztürk, yatırımın hem çocukların gelişimine katkı sağlayacağını hem de annelerin sosyal ve ekonomik hayata katılımını destekleyeceğini ifade etti.

Türkiye İMSAD, Deprem Riski Altında Yaşam Bilinci Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı Haber

Türkiye İMSAD, Deprem Riski Altında Yaşam Bilinci Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı

Türkiye İMSAD'ın sonuçlarını açıkladığı “Deprem Riski Altında Yaşam Bilinci” araştırması, Türkiye genelinde 7 bölgeden bin 67 kişiyle yürütüldü. Örneklem, TÜİK verileriyle uyumlu olacak şekilde cinsiyet, yaş, sosyoekonomik statü ve eğitim düzeylerine göre dengeli biçimde oluşturuldu. Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti: “Ülkemiz topraklarının yüzde 66’sı, nüfusumuzun ise yüzde 71’i orta ve yüksek riskli deprem bölgelerinde yaşıyor. Risk alanı tanımı genişletildiğinde bu oran yüzde 90’a kadar çıkıyor. Her büyük depremin ardından toplum olarak tüm dünyaya örnek bir dayanışma sergiliyoruz. Arama kurtarmada, yardımlaşmada ve yaraları sarmada çok büyük bir güç ortaya koyuyoruz. Bu tablo, korkuya teslim olmayan bir toplum olduğumuzu gösteriyor." İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Küçükoğlu, zamanla gündemin değiştiğine dikkat çekerek, deprem sonrası gösterilen refleksin çok güçlü olduğunu belirtti. "Ancak zaman geçtikçe hayat normale dönüyor, korkuyu yeniyoruz ve deprem gündemden düşüyor. Oysa depremle mücadeleyi anlık reflekslerle sınırlamadan, kalıcı bir kolektif bilinç ve topyekûn mücadele anlayışıyla yürütmek zorundayız." ifadelerini kullanan Küçükoğlu, Türkiye’de her gün onlarca, her yıl on binlerce deprem olduğunu, depremin bu coğrafyada yaşamanın doğal bir parçası olduğunu aktardı. Araştırmanın ortaya koyduğu tabloyu da değerlendiren Küçükoğlu, “Deprem Riski Altında Yaşam Bilinci araştırmamız toplumun depremi nasıl algıladığını ne kadar kaygı duyduğunu ne kadar hazırlandığını ve en önemlisi nerede tıkandığımızı gösteriyor. Veriler çok net: Türkiye depremi biliyor, depremden korkuyor ama yeterince depreme hazırlanmıyor." dedi. “Deprem Riski Altında Yaşam Bilinci” araştırmasının sonuçlarına göre katılımcıların yüzde 58,3’ü deprem konusunda kaygı taşıdığını belirtirken, her 10 kişiden yaklaşık 6’sı gündelik hayatında “ya olursa” duygusunu zihninin bir köşesinde taşıyor. Bu kaygı kadınlarda daha da belirginleşiyor; kadın katılımcılarda oran yüzde 67,7’ye yükseliyor. Toplumun yüzde 59,8’i hayatını ciddi biçimde etkileyen bir deprem deneyimi yaşamış durumda. Katılımcıların yüzde 40,6’sı önümüzdeki beş yıl içinde yıkıcı bir deprem yaşanma ihtimalini yüksek görürken, yüzde 45,5’i ise kendisini depreme hazır hissetmediğini ifade ediyor. Araştırma kapsamında katılımcılara yaşadıkları bölgeyi ne kadar riskli gördükleri sorulduğunda ortaya çıkan tabloya göre katılımcıların yüzde 54’ü yaşadığı bölgeyi deprem açısından “çok riskli” olarak tanımlıyor. Zorunlu Deprem Sigortası (DASK) sahiplik oranı yüzde 41,6 seviyesinde kalırken, toplumun yarıdan fazlası olası bir deprem sonrasında ekonomik güvenceye sahip olmadan yaşamını sürdürüyor. Ayrıca katılımcıların yüzde 55,2’si acil durumlarda toplanma alanının yerini bilmediğini belirtiyor. Araştırmaya göre toplumun yüzde 73,1’inin evinde deprem çantası bulunmuyor. Katılımcıların yüzde 45,6’sı evinde hiçbir eşyayı sabitlemediğini belirtirken, yüzde 22,1’i yalnızca bazı eşyaları sabitlediğini ifade ediyor. Tüm eşyalarını sabitleyenlerin oranı ise yüzde 32,2’de kalıyor. Bununla birlikte katılımcıların yüzde 59,4’ü oturduğu binayı deprem açısından güvenli bulduğunu belirtirken, yüzde 74,5’i binası için bugüne kadar hiçbir risk tespiti yaptırmadığını söylüyor. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların yüzde 42,5’i güçlendirme ve dönüşüm süreçleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını belirtirken, yüzde 57,7’si kentsel dönüşüm desteklerini tanımadığını ifade ediyor. Ayrıa katılımcıların yüzde 71,2’si doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmakta zorlandığını söylüyor. Katılımcıların yüzde 39,7’si kişisel çabaların sonucu etkilemeyeceğini düşünürken, yüzde 60,3’ü ise alınan önlemlerin depremde çok şeyi değiştireceğine inanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.