Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#E-Ticaret

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - E-Ticaret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, E-Ticaret haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Japonya'da şaşırtan dolandırıcılık vakası: Manga ürünlerini 2 bin 100 kez sipariş edip iptal etti Haber

Japonya'da şaşırtan dolandırıcılık vakası: Manga ürünlerini 2 bin 100 kez sipariş edip iptal etti

Japonya'da manga dünyasının en popüler serileri arasında yer alan One Piece ve Naruto ürünleri üzerinden gerçekleştirildiği öne sürülen sıra dışı bir dolandırıcılık vakası gündeme geldi. Tokyo Metropol Polis Departmanı, bir restoran çalışanı olan 32 yaşındaki Yoşida Mayu hakkında, bir ticari işletmenin faaliyetlerini dolandırıcılık yoluyla engellediği gerekçesiyle işlem başlatıldığını açıkladı. İddialara göre Yoşida, manga yayıncısı Shueisha Inc.'in çevrim içi alışveriş platformundan yaklaşık 10 aylık dönemde 2 bin 100'den fazla sipariş verdi. Ancak siparişlerin parasını ödemek yerine farklı yöntemlerle iptal edilmesini sağladı. Olayın dikkat çeken noktalarından biri ise şüphelinin aynı işlemi yüzlerce farklı hesap üzerinden gerçekleştirmesi oldu. 238 farklı hesap kullandığı iddia edildi Polis soruşturmasında Yoşida'nın siparişleri gerçekleştirmek amacıyla tam 238 farklı hesap kullandığı ileri sürüldü. İddianameye göre şüpheli, Temmuz 2024 ile Mayıs 2025 arasındaki dönemde Shueisha'nın internet mağazasında One Piece ve Naruto temalı çok sayıda ürün sipariş etti. Ancak ürünlerin bedellerini son ödeme tarihine kadar ödemediği ve bu nedenle siparişlerin sistem tarafından otomatik olarak iptal edilmesini beklediği belirtildi. Bazı siparişlerde ise kapıda ödeme yöntemini tercih ettiği, ürünler teslim edilmek üzere gönderildiğinde paketleri kabul etmediği öne sürüldü. Bu yöntem sayesinde siparişlerin tamamlanmadan iptal edildiği ve ürünlerin yeniden satışa sunulmasının geciktiği ifade edildi. İptal edilen siparişlerin değeri 4,3 milyar yeni aştı Olayın boyutunu ortaya koyan en dikkat çekici detay ise siparişlerin toplam değerine ilişkin oldu. Japonya'daki ulusal basında yer alan bilgilere göre, Yoşida tarafından verilen ancak daha sonra iptal edilen siparişlerin toplam tutarının 4,3 milyar yeni, yani yaklaşık 27,2 milyon dolar seviyesini aştığı kaydedildi. Buradaki rakamın şüphelinin gerçekten ödediği para değil, sipariş verilip sonrasında iptal edilen ürünlerin toplam değeri olduğu belirtildi. Bu durum, tek başına doğrudan 4,3 milyar yenlik bir ürün hırsızlığı anlamına gelmese de şirketin stok yönetimi, satış planlaması ve lojistik operasyonları üzerinde ciddi bir yük oluşturduğu değerlendiriliyor. Shueisha: "Büyük mali kayıp yaşandı" One Piece ve Naruto gibi dünya çapında milyonlarca hayrana ulaşan serilerin yayıncısı olan Shueisha Inc., olayın şirket açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu açıkladı. Şirket tarafından yapılan açıklamada, ürünlerin geçici olarak stokta tükenmesi, gerçek müşterilerin satın alma fırsatlarını kaybetmesi ve teslimat şirketlerine yapılan ödemelerin aksaması gibi çeşitli nedenlerle önemli miktarda mali kayıp meydana geldiği bildirildi. Özellikle sınırlı sayıda üretilen veya yüksek talep gören ürünlerde sahte ya da gerçek olmayan siparişlerin oluşturulması, şirketlerin stok yönetimini doğrudan etkileyebiliyor. Bu nedenle olay yalnızca siparişlerin iptal edilmesiyle sınırlı bir e-ticaret problemi olarak değil, dijital satış sistemlerinin kötüye kullanılması açısından da dikkat çekiyor. "Animeyi seviyorum" diyerek savunma yaptı 32 yaşındaki Yoşida, polise verdiği ifadede suçlamaları kabul etti. Şüphelinin eylemlerinin arkasında maddi kazançtan ziyade farklı bir motivasyon bulunduğunu söylediği aktarıldı. Yoşida'nın, günlük hayatında biriken stres nedeniyle bu davranışlara yöneldiğini belirttiği ve animeye genel olarak ilgi duyduğunu söylediği ifade edildi. Şüphelinin, ürünleri sipariş etmenin kendisine arzularını tatmin etme duygusu verdiğini söylediği aktarıldı. Ancak soruşturma makamlarının değerlendirmesinde, yüzlerce farklı hesap kullanılması ve aynı yöntemin binlerce kez tekrarlanması nedeniyle olayın münferit bir alışveriş davranışının ötesine geçtiği görülüyor. E-ticaret platformlarında yeni güvenlik tartışması Japonya'da yaşanan olay, çevrim içi alışveriş platformlarının sipariş doğrulama sistemlerini de gündeme taşıdı. Özellikle çok sayıda hesap üzerinden verilen ve sürekli iptal edilen siparişler, satıcıların stoklarını gerçek müşteriler için kullanılamaz hale getirebiliyor. Kapıda ödeme seçeneğinin kötüye kullanılması ise yalnızca satıcıyı değil, kargo ve lojistik şirketlerini de etkiliyor. Uzmanların bu tür olayların ardından hesap doğrulama, sipariş sıklığı, ödeme davranışları ve şüpheli iptal oranlarının daha yakından takip edilmesini önerdiği belirtiliyor. Soruşturmanın sonucu bekleniyor Tokyo Metropol Polis Departmanı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Yoşida hakkında "ticari işletmeyi dolandırıcılıkla engelleme" suçlaması yöneltildi. Şüphelinin suçlamaları kabul ettiği belirtilirken, olayın hukuki boyutunun yargı sürecinde netleşmesi bekleniyor. Japonya'da gündem olan olay, popüler manga ürünlerine yönelik yoğun talebin yanı sıra e-ticaret sistemlerinin kötüye kullanılması halinde şirketlerin karşı karşıya kalabileceği operasyonel ve finansal riskleri de gözler önüne serdi.

İçerik üretiminin hızla yaygınlaşması dolayısıyla son bir yılda kamera ve fotoğraf kategorisine olan talep yüzde 70'in üzerinde Haber

İçerik üretiminin hızla yaygınlaşması dolayısıyla son bir yılda kamera ve fotoğraf kategorisine olan talep yüzde 70'in üzerinde

Kullanıcılar artık yalnızca bir kamera satın almak yerine ışık, mikrofon ve diğer ekipmanları da aynı anda tercih ederek kendi içerik üretim stüdyolarını oluşturuyor. E-ticaret altyapı sağlayıcısı ikas'ın Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Çağrı Menteş, içerik üretiminin niş bir hobi olmaktan çıkarak çok daha geniş kitleler için bir yatırım alanına dönüştüğünü belirterek, sosyal medya ve dijital ticaretin büyümesiyle birlikte kaliteli içerik üretme ihtiyacının doğrudan alışveriş alışkanlıklarına yansıdığını ifade etti. KOBİ'LER DE KENDİ STÜDYOLARINI KURUYOR İçerik üretiminin artık yalnızca profesyonellerin değil, bireylerden KOBİ'lere kadar geniş bir kitlenin gündeminde olduğunu vurgulayan Menteş, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin ürünlerini tanıtmak, reklam maliyetlerini azaltmak ve sosyal medyada daha görünür olmak amacıyla kendi içeriklerini üretmeye başladığını söyledi. Bu değişim; kamera, ışık, mikrofon ve diğer çekim ekipmanlarına olan talebi doğrudan artırıyor. Öte yandan akıllı telefon kameralarındaki teknolojik gelişmeler de pazardaki dönüşümü şekillendiriyor. Pek çok kullanıcı profesyonel kamera yerine telefonuyla çekim yapmayı tercih ederken, ışık, mikrofon ve tripod gibi tamamlayıcı ekipmanlara olan talep hızla yükseliyor. Böylece kullanıcılar ihtiyaçlarına göre kendi mobil içerik üretim setlerini oluşturuyor. VLOG KAMERALARI AÇIK ARA ÖNDE Kamera kategorisinde son bir yılın en dikkat çekici yükselişi vlog kameralarında yaşandı. Türkiye genelinde bu kategoride yaklaşık yüzde 300'lük büyüme kaydedildi. İçerik üretiminin sosyal medya kullanıcılarından girişimcilere, KOBİ'lerden eğitmenlere kadar çok daha geniş bir kesim tarafından benimsenmesi, bu artışın temel nedenleri arasında yer alıyor. Analog ve şipşak kameralara olan ilgi de özellikle genç kullanıcılar arasında artmaya devam ederken, büyüme hızı açısından vlog kameraları açık ara öne çıkıyor. Bu tablo, içerik üretiminin geçici bir trend olmaktan çıkarak kalıcı bir alışkanlığa dönüştüğünü gösteriyor. Kamera kategorisinin geniş ürün yelpazesi nedeniyle tek bir ortalama fiyat artışı vermenin doğru olmayacağını belirten Menteş, son bir yılda bazı ürün gruplarında fiyat artışlarının yüzde 60 seviyelerine ulaştığını söyledi.

BTSO’nun hizmet kalitesinde 7 yıldızlı akreditasyon belgesini almaya hak kazandı. Haber

BTSO’nun hizmet kalitesinde 7 yıldızlı akreditasyon belgesini almaya hak kazandı.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın katılımıyla düzenlenen TOBB 2026 Akreditasyon Sertifika Töreni, Ankara’daki TOBB İkiz Kuleler Konferans Salonu’nda yapıldı. Güncellenen sistemle birlikte Türkiye'de ilk kez takdim edilen 7 yıldızlı akreditasyon belgesini almaya hak kazanan 4 oda ve borsadan biri olan BTSO, 60 bini aşan üyesine sağladığı hizmet kalitesini ve kurumsal gelişim vizyonunu en üst düzeyde kanıtlamış oldu. Burkay: “Dönüşüm Sürecimizin Güçlü Bir Meyvesi” Törende değerlendirmelerde bulunan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, 7 yıldızlı akreditasyon belgesini almanın kendileri için büyük bir gurur kaynağı olduğunu ifade etti. Bu başarının 2013 yılından bu yana kararlılıkla yürütülen dönüşüm hamlelerinin bir sonucu olduğunu belirten Burkay, şunları söyledi: “Yenilenen TOBB Akreditasyon Sistemi’nde en yüksek seviye olan 7 yıldızlı akreditasyona layık görülen 4 oda ve borsadan biri olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu sonuç, 2013 yılından beri azimle sürdürdüğümüz dönüşüm yolculuğumuzun, üyelerimizi odak noktasına alan hizmet anlayışımızın, yenilikçi projelerimizin ve kurumsal gelişim hedefimizin somut bir göstergesidir.” Burkay, bu başarıda emeği geçen tüm BTSO personelini kutlayarak, belgenin 60 binden fazla BTSO üyesi ve Bursa iş dünyasına hayırlı olmasını temenni etti. Türkiye’deki oda ve borsa yapısının gelişmesine öncülük eden TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na teşekkürlerini sunan Burkay, akreditasyon sisteminin uluslararası düzeyde örnek alınan bir yapıya evrilmesinde Hisarcıklıoğlu’nun vizyoner yaklaşımının kritik bir rol oynadığını dile getirdi. Hisarcıklıoğlu: “Şehrinizi Markalaştırmak İçin Liderlik Sizde” TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise törendeki konuşmasında, 11’i ilk kez olmak üzere toplam 73 oda ve borsaya akreditasyon sertifikası verildiğini açıkladı. Akreditasyon sisteminin oda ve borsaların kurumsal dönüşüm sürecinde temel bir taş olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, bu sistem sayesinde kurumların kendilerini yenilediğini, yeni projeler geliştirdiğini ve küresel iş birlikleri kurduğunu belirtti. Oda ve borsaların şimdiye kadar 2 bin 750 projeyi hayata geçirdiğini kaydeden Hisarcıklıoğlu, 30’u aşkın ülkede benzer kurumlarla ortak çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti. Oda ve borsaların uluslararası yarışmalardan ödüllerle döndüğüne değinen Hisarcıklıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Akreditasyon sistemiyle oda ve borsalarımız dönüşüm gerçekleştiriyor, gelişiyor, proje üretiyor, dünyaya açılıyor ve bölgelerine kaynak yaratıyor. Ürettikleri projelerle dünya genelindeki oda ve borsaların katıldığı yarışmalarda ödüller kazanıp dünya şampiyonu oluyorlar. Kurumlarımız, girişimcilerimize en kaliteli hizmeti sunan merkezler haline geldi.” Şehirlerin markalaşma yolculuğunda oda ve borsaların kritik bir sorumluluğu olduğunu hatırlatan Hisarcıklıoğlu, “İl ve ilçelerin kanaat önderleri sizlersiniz. Şehrinizi marka yapmak için liderlik sorumluluğunu sizler üstleneceksiniz. Camiamıza ve girişimcilerimize rehberlik etmeniz gerekiyor.” dedi. Akreditasyon Sistemine Yeni Kriterler Geldi Hisarcıklıoğlu, değişen ticari ve ekonomik koşullara adapte olabilmek adına TOBB Akreditasyon Sistemi standartlarının güncellendiğini bildirdi. Yeni dönemde e-ticaret, tedarik zinciri yönetimi, AR-GE, sosyal sorumluluk, yerel değerlerin tanıtılması, dijital ve yeşil dönüşüm gibi başlıkların değerlendirme kapsamına alındığını belirten Hisarcıklıoğlu, eski A, B ve C sınıfı kategorilerin yerini 4, 5, 6 ve 7 yıldızlı puanlama sisteminin aldığını belirtti. Bolat: “Akreditasyon Modeli İslam Dünyasına Yayılıyor” Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise TOBB tarafından yürütülen akreditasyon çalışmalarının, Türkiye genelindeki oda ve borsaların çalışma disiplini ile hizmet kalitesini artırmayı amaçladığını söyledi. Sistemin meslek kuruluşlarının kurumsal kapasitesini yükselttiğini belirten Bolat, bu modelin Türkiye sınırlarını aşarak İslam ülkelerindeki ticaret odaları tarafından da örnek alınmaya başlandığını vurguladı. Küresel ekonomideki korumacılık eğilimlerine ve dijital dönüşümün rekabeti yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken Bolat, Türk sanayisinin ihracat ve üretim gücünün korunmasının hayati önem taşıdığını ifade etti. Bakan Bolat, Türkiye’nin ticari diplomasi ve uluslararası müzakere süreçlerini TOBB ve özel sektörle koordineli şekilde sürdürdüğünü belirterek, oda ve borsaların iş dünyasına rehberlik eden güçlü yapılar olmasının Türkiye ekonomisine yüksek katkı sağladığını belirtti. BTSO, 60 Bini Aşkın Üyesine Sunduğu Hizmet Kalitesini Tescilledi TOBB Akreditasyon Kurulu Başkanı Faik Yavuz’un, sistemin kurumsal kapasiteye katkıları üzerine yaptığı konuşmaların ardından, belge almaya hak kazanan kurumlara sertifikaları verildi. Toplam 289 oda ve borsanın akreditasyon sürecini tamamladığı sistemde BTSO, en üst derece olan 7 yıldızlı akreditasyon belgesiyle Bursa iş dünyasına sunduğu hizmetlerin niteliğini ulusal düzeyde bir kez daha tescillemiş oldu. BTSO’nun kazandığı 7 yıldızlı akreditasyon; üyeyi merkeze alan hizmet anlayışının, kurumsal gelişim hamlelerinin, yenilikçi projelerinin ve sürdürülebilir dönüşüm vizyonunun güçlü bir kanıtı olarak kaydedildi.

Fahiş fiyata rekor ceza Haber

Fahiş fiyata rekor ceza

Ticaret Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu, 2026 yılı boyunca gerçekleştirilen denetimlerde piyasadaki fahiş fiyat uygulamalarına karşı kapsamlı yaptırımlar uyguladı. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, yılın ilk dört ayında gerçekleştirilen dört ayrı kurul toplantısında temel gıda ürünlerinden e-ticarete, sebze-meyve piyasasından ekmek ve simit satışlarına kadar birçok alanda inceleme yapıldı. Denetimler sonucunda toplam bin 258 işletmeye 389 milyon 430 bin 962 lira idari para cezası kesildi. Denetimlerde temel gıda ve tüketim ürünlerinde fahiş fiyat artışı yaptığı belirlenen 13 işletmeye yaklaşık 9,6 milyon lira ceza uygulanırken, ekmek ve simit tarifelerine aykırı satış yaptığı tespit edilen 75 işletmeye yaklaşık 13 milyon lira yaptırım uygulandı. Özellikle yabancı menşeli e-ticaret platformlarına yönelik ithalat kısıtlamalarının ardından yerli e-ticaret sitelerinde yaşanan fiyat artışları da mercek altına alındı. Bu kapsamda 840 işletmeye toplam 151,7 milyon lira ceza verildi. Meyve ve sebze fiyatlarında görülen olağanüstü artışlara ilişkin incelemelerde ise 330 işletmeye toplam 215,1 milyon lira idari para cezası uygulanmasına karar verildi. Bakanlık açıklamasında, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde alışveriş merkezleri, zincir marketler, bayramlık ürün satışı yapan işletmeler, otogarlar ve toptan satış merkezlerinin yakın takip altında olduğu belirtildi. Ticaret Bakanlığı, vatandaşların mağduriyetine yol açabilecek her türlü uygulamaya karşı denetimlerin aralıksız sürdürüleceğini ve mevzuata aykırı hareket eden işletmelere gerekli yaptırımların kararlılıkla uygulanacağını vurguladı.

MHP’li Mustafa Kalaycı: Esnaf vergi affı değil, uygun yapılandırma istiyor Haber

MHP’li Mustafa Kalaycı: Esnaf vergi affı değil, uygun yapılandırma istiyor

MHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Kalaycı, esnafın “vergi affı” talep etmediğini, bunun yerine uygun şartlarda yapılandırma beklentisi içinde olduğunu belirtti. TBMM’de görüşülen düzenlemeye değinen MHP'li Kalaycı, kamu alacaklarının tecilinde azami taksit süresinin 36 aydan 72 aya çıkarılmasını ve teminatsız tecil tutarının 250 bin liradan 1 milyon liraya yükseltilmesini olumlu bir adım olarak değerlendirdi. Ancak esnafın özellikle tecil faizleri ve borçların yeniden yapılandırılması konusunda daha kapsamlı düzenleme beklediğini ifade etti. Aynı zamanda Konya Milletvekili olan Kalaycı, daha önce uygulanan 7440 sayılı kanun benzeri bir yapılandırmanın yeniden hayata geçirilmesinin beklendiğini aktararak, sık yapılandırma uygulamalarının vergi sistemine güveni zedelediğini ancak mevcut ekonomik koşulların da dikkate alınması gerektiğini söyledi. Vergi adaletinin sağlanması gerektiğini vurgulayan Kalaycı, herkesin mali gücüne göre vergi ödemesini sağlayacak bir vergi reformu yapılması gerektiğini belirtti. MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekilimiz Mustafa Kalaycı: Esnaf vergi affı değil, uygun şartlarda yapılandırma talep ediyor. ????????@MKalayci42: Kanun teklifiyle kamu alacaklarının tecilinde azami taksitlendirme süresi otuz altı aydan yetmiş iki aya çıkarılmakta ve… pic.twitter.com/QLyaYVZsur — MHP TBMM Grubu #MHP (@MhpTbmmGrubu) May 13, 2026 Basit usul vergi uygulamasına da değinen Mustafa Kalaycı, yaklaşık 850 bin esnafın bu kapsamda olduğunu hatırlatarak, bazı düzenlemelerin küçük esnaf üzerinde ek yük oluşturduğunu ve sistemin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ifade ederken, Bağ-Kur prim gün sayısının 7200’e düşürülmesinin küçük esnaf ve çiftçilerin vergi ve prim yüklerinin azaltılması, sübvansiyonlu krediye erişimin kolaylaştırılması gerektiğini kaydetti. Perakende sektöründe AVM ve zincir marketlerin şehir merkezlerindeki faaliyetlerinin düzenlenmesi gerektiğini dile getiren MHP'li Kalaycı, e-ticaret platformlarının yüksek komisyon oranlarının da esnafı zorladığını belirtti. Bankaların POS komisyonlarının düşürülmesi gerektiğini ifade eden Kalaycı, esnafın rekabet gücünün korunması için kapsamlı düzenlemelere ihtiyaç olduğunu sözlerine ekledi.

SEO Artık Yeterli Değil, Güvenilir Olmak Gerekiyor Haber

SEO Artık Yeterli Değil, Güvenilir Olmak Gerekiyor

Dijital ekonominin yıllardır üzerine kurulu olduğu trafik modeli köklü bir dönüşümden geçiyor. Arama motorlarının link listeleri yerine doğrudan yanıt üretmeye başlaması, yalnızca teknolojik bir güncelleme değil; görünürlük, rekabet ve kullanıcı davranışlarının yeniden tanımlandığı yeni bir dönemin işareti. Yapay zekâ destekli arama deneyimlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte kullanıcılar artık onlarca sonuç arasında gezinmek yerine, tek ekranda sunulan derlenmiş ve net cevapları tercih ediyor. Bu değişim, klasik “arama ve keşif” modelini geride bırakırken, dijital dünyada rekabetin kurallarını da yeniden şekillendiriyor. GÖRÜNÜRLÜK ARTIK GÜVENİLİR OLMAKTAN GEÇİYOR TOBB E-ticaret Meclis Üyesi ve Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli’ye göre bu dönüşüm, özellikle e-ticaret markaları açısından kritik bir eşik anlamına geliyor. Artık üst sıralarda yer almak tek başına yeterli değil; asıl fark yaratan, yapay zekâ sistemlerinin yanıtlarında referans gösterilen kaynaklardan biri olabilmek. Bu yeni düzende görünürlük, “tıklanmak” üzerinden değil, “güvenilir kaynak olarak seçilmek” üzerinden tanımlanıyor. Kullanıcı davranışının sadeleşmesiyle birlikte rekabet alanı daralıyor; yüzlerce linkin yerini birkaç güçlü referans alıyor. Bu da markalar için görünürlüğü hem daha zor hem de çok daha değerli hale getiriyor. Dijital dünyada rekabetin kurallarının yeniden yazıldığına işaret eden Çiğdemli, bu dönüşüme hazırlık kapsamında geliştirdikleri yapay zekâ destekli içerik sistemlerinin e-ticaret sitelerine önemli avantaj sağladığını belirterek, “Bu sistemler, markaların web sitelerini analiz ederek kullanıcıların sorularına yanıt veren içerik başlıkları ve blog yazıları üretiyor. Örneğin bir moda markası için yalnızca ürün sayfası değil, ‘hangi ortamda ne giyilir’ gibi karar sürecini etkileyen içerikler öne çıkarılıyor. Bu yaklaşımın sonuçları da dikkat çekici. Yapay zekâ odaklı içerik stratejileriyle desteklenen e-ticaret sitelerinde organik trafik artışının katlanarak yükseldiğini gördük. Ancak burada kritik nokta yalnızca trafik değil; kullanıcı karar anında görünür olabilmek” dedi. SEO ARTIK YETERLİ DEĞİL Yeni dönemde klasik SEO’nun tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Çiğdemli, “Artık içerik yalnızca ziyaretçi çekmek için değil, doğrudan kararları etkilemek için üretiliyor. Bu nedenle ürün anlatımları, kullanıcı senaryoları ve deneyim odaklı içerikler e-ticaretin merkezine yerleşiyor. Öte yandan bu dönüşüm, platform çeşitliliğini de beraberinde getiriyor. Arama motorları hâlâ güçlü bir kanal olsa da, video platformları, sosyal medya ve pazar yerleri yeni stratejinin ayrılmaz parçaları haline geliyor. Markaların artık yalnızca algoritmalara değil, yapay zekânın içerikleri nasıl analiz ettiğine de odaklanması gerekiyor” açıklamasında bulundu. Sonuç olarak, arama motorlarının yapay zekâ ile evrimi dijital ekonomide yeni bir oyun alanı yaratıyor. Bu yeni düzende kazananlar, yalnızca görünür olanlar değil; doğru anda, doğru cevap içinde yer alabilen markalar olacak. Çiğdemli, “Kısacası, arama motorlarının yapay zekâ ile evrimi yalnızca teknik bir güncelleme değil; dijital ekonominin işleyişini yeniden tanımlayan bir kırılma. Kazanan tarafın kim olacağı henüz net değil. Ancak kesin olan şu ki, bu yeni dönemde görünür olmak isteyen markalar, artık yalnızca algoritmalara değil, aynı zamanda yapay zekânın nasıl düşündüğüne de hitap etmek zorunda” diye konuştu. TİCİ AI İLE YENİ DÖNEM Google'ın AI çözümü henüz Türkiye'ye gelmeden önce Ticimax olarak buna yönelik e-ticaret sitelerinin LLM'lerin dikkatini çekebilmesi üzerine bir yapay zeka asistanı geliştirdiklerini ve müşteri tabanındaki e-ticaret sitelerine bunu entegre ettikleri bilgisini de veren Çiğdemli şunları aktardı: “Tici AI büyüme asistanı adını verdiğimiz bu yapay zeka aracı, markaların web sitesini analiz ediyor ve siteye özel içerik konuları ve blog yazıları oluşturup yayına alıyor. Örneğin abiye satan bir tekstil sitesi için, ‘Kır düğününde ne giyilir?’, ‘Kırmızı abiye giyince nasıl makyaj yapılır?’ gibi LLM odaklı konu başlıkları belirleyerek blog yazıları oluşturuyor asistanımız. Bu sayede, Google'ın AI çözümü Türkiye'ye geldikten sonra bizim altyapı hizmeti verdiğimiz e-ticaret şirketlerinin organik trafikleri 50 kata kadar artmış durumda. Artık SEO yeterli değil. Söyleyecek bir sözü, verecek bir aklı, bir felsefesi olan markalar ayakta kalacak. Tici AI asistanı bu nedenle var. Yeni dönem için e-ticarette akıl oyunları başladı diyebiliriz. Bu yeni kullanım biçimi, aramayı bir keşif süreci olmaktan çıkarıp, doğrudan bir ‘cevap deneyimine’ dönüştürüyor. Üstelik bu dönüşüm yalnızca ChatGPT benzeri yeni nesil platformlarla sınırlı değil. Arama motorlarının kendisi de bu yeni paradigma doğrultusunda yeniden şekilleniyor. Ticimax olarak biz, yakında Türkiye’ye gelmesi beklenen AI üzerinden alışverişe de hazırız.”

Bursa'da iş dünyasının dönüşümüne yön veriyor Haber

Bursa'da iş dünyasının dönüşümüne yön veriyor

Bursa Business School, dijital dönüşüm ve küresel rekabette öne çıkmak isteyen firmalara yönelik eğitim programlarını sürdürürken, iş dünyasının ihtiyaçlarına yönelik yeni nesil içerikleriyle dikkat çekiyor. Bu kapsamda BBS ve BÜYEM iş birliğinde Yapay Zekâ Destekli E-Ticaret ve E-İhracat Dönüşüm Programı düzenlendi. Bursa Business School Uludağ Kampüsü’nde gerçekleşen programda, Boğaziçi Üniversitesi ve UC Berkeley Üniversitesi Öğretim Üyesi Ahmet Rasim Çağın tarafından katılımcı firmalara yapay zekayı e-ticaret ve e-ihracat süreçlerine entegre etmelerine katkı sağlayacak teorik ve pratik bilgiler aktarıldı. Eğitmen Ahmet Rasim Çağın, Boğaziçi Üniversitesi’nde uygulamaya yönelik yapay zekâ dersleri verdiğini belirterek, “Uludağ’da yapay zekânın ticaret, sanayi, ihracat ve e-ticaret alanlarında nasıl kullanılabileceğini ele aldığımız son derece verimli bir program gerçekleştirdik. Teknolojideki dönüşümün doğrudan iş hayatına nasıl uygulanabileceğini tartıştık. Doğanın içinde böyle bir iş okulu ve tesis yapısını ülkemize kazandırdıkları için BTSO’ya ve eğitimdeki işbirliği için Boğaziçi Üniversitesi’ne teşekkür ederim.” dedi. Yapay zekânın internete ve cep telefonlarına benzer bir kırılma noktası oluşturduğunu vurgulayan Çağın, “Yapay zekâ hayatımızın her alanında yer almaya başladı. Üzerinde çalıştığımız projelerde yapay zekâ hem maliyetlerin azalması hem de ciroyu destekleme açısından şirketlere ciddi değer katıyor. Bu teknolojinin geri dönüşü yok; gelip geçici değil kalıcı bir teknoloji. Ne kadar hızlı öğrenip iş hayatına uygularsak rakiplerimizin o kadar önüne geçeriz.” ifadelerini kullandı. “ARTIK E-TİCARETİN BAŞINDA ‘E’ KALKMALI” BTSO E-Ticaret Meslek Komitesi Başkanı Barış Sülün ise eğitimlerin önemine dikkat çekerek, “BBS’de gerçekleştirilen eğitimler çok kıymetli. Ben de burada katılımcı olarak yer alıyorum. Mevcut içerikleri uygulamalı olarak yapay zekâ üzerinden çalıştırıyoruz. Yapay zekâ kullanımı herkese hız kazandıracak. Artık e-ticarette her şey hız üzerine kurulu. 40 kişinin yaptığı işleri tek kişiye düşürebilecek AI agent’lerin (yapay zekâ aracıları) sayısı artıyor.” dedi. Bu tür etkinlikleri artırmak istediklerini belirten Sülün, “Geleneksel ticaret anlayışını kırmakta zorlanıyoruz. Artık e-ticaretin başındaki ‘e’ kalkmalı; ticaretin kendisi bu dönüşüme evriliyor. Bundan sonraki eğitimlerimizi sektördeki paydaşlarımızın taleplerine göre şekillendireceğiz. Devletimiz de ivmesini e-ihracata çevirmiş durumda. Eğitim planlamalarımızı bu doğrultuda yapacağız.” diye konuştu. Eğitimde yer alan Ehiltek Kalıp Tasarım Kıdemli E-Ticaret Yöneticisi Taha Taştekin de ilk kez BBS eğitimine katıldığını belirterek, “Gerek düzenlendiği yer gerek organizasyon gerek eğitmen kalitesi ve işlenen içerik açısından çok iyi bir eğitimdi. E-ticaret sektöründe faaliyet gösteriyoruz ve bu eğitimin iş akışımıza olumlu katkı sağlayacağına inanıyorum. Aldığımız çıktılarla operasyonumuzu daha da geliştireceğiz. BTSO, BBS ve değerli eğitmenimize teşekkür ederim. Bundan sonraki eğitimlere de mutlaka katılmak isterim.” dedi. “EĞİTİM BEKLENTİMİN ÜZERİNDEYDİ” Bil Plastik Yönetim Kurulu Üyesi Alihan Biliktü ise, “Bursa Business School ve Boğaziçi Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen yapay zekâ eğitiminde çok kıymetli bilgiler edindik. Aynı ilgi alanlarına sahip kişilerle tanışma fırsatı bulduk. Beklentimin çok üzerindeydi. Uludağ’da düzenlenmesi de ayrı bir değer kattı. Bundan sonra da sektörümle ilgili eğitimlere katılmayı düşünüyorum.” ifadelerini kullandı. Pakkens firmasında satış bölümünde çalışan Can Demiralay da eğitimin kendisine farklı bir bakış açısı kazandırdığını belirterek, “Eğitimin ilk bölümünde teknik bir başlangıç yapıldı ve yapay zekânın tarihçesi, altyapısı ve temel oluşumu çok iyi anlatıldı. Daha önce katıldığım eğitimlerden farklı bir yaklaşımla hazırlanmıştı. Uygulamalı örnekler teorik bilgileri pekiştirmede oldukça etkili oldu ve bana yeni bir perspektif kazandırdı.” dedi. Eğitim sonunda katılımcılara BBS ve BÜYEM ortaklığında hazırlanan katılım belgesi verildi.

Kadın Girişimciler Perakendede Dönüşüm Yaratıyor Haber

Kadın Girişimciler Perakendede Dönüşüm Yaratıyor

Beko’nun, “Kadının İşi, Gücü” projesi kapsamında Türkiye’nin dört bir yanında kendi işini kuran kadın girişimcileri; yalnızca mağaza yöneten iş insanları değil, bulundukları şehirlerde istihdam yaratan, eğitime katkı sunan, gençlere rol model olan ve yerel topluluklarda dönüşümü tetikleyen aktörlere dönüşüyor. Erkek egemen kabul edilen perakende dünyasında kendi kepengini açan bu kadınlar, ticaretin ötesine geçen etkileriyle bulundukları bölgelerde yeni bir sosyal denge kuruyor. Kadınların eğitimden iş hayatına, girişimcilikten spora uzanan yolculuklarında ortaya koydukları kararlı adımları uzun yıllardır destekleyen Avrupa’nın lider beyaz eşya markası Beko, kadın girişimcilerin iş dünyasında bağımsız ve güçlü bir şekilde var olma yolculuklarına eşlik ediyor. “Kadının İşi, Gücü” projesiyle kalıpları kırarak cesaretle attıkları adımlarla daha görünür hale gelen kadın bayiler; sadece ticari başarılarıyla değil, bulundukları şehirlerde yarattıkları sosyal etkiyle de fark yaratıyor. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında kadın bayiler; erkek esnafın yıllardır hâkim olduğu sokaklarda kendi kepenklerini açarak “Bu sokağın ilk kadın esnafıyım” özgüveniyle yeni bir hikâye yazıyor. Türkiye’nin farklı şehirlerinde ortaya çıkan bu hikâyeler, kadın bayilerin cesaret ve kararlılıkla attıkları adımların güçlü başarı yolculuklarına nasıl dönüştüğünü ortaya koyuyor. İzmir’de kendi girişim yolculuğunu başlatan Özenç Bektaş’ın hikayesi, ticaretle tanıştığı çocukluk yıllarından edindiği deneyimi, “Kadının İşi, Gücü” projesiyle somut bir iş modeline dönüştürmesiyle başlıyor. Kısa sürede ikinci mağazasını açarak büyüyen bu yolculuk, bireysel bir başarı hikâyesinin ötesinde; Anadolu’nun farklı şehirlerinde genç kadınlara “Ben de yapabilirim” duygusunu aşılayan bir rol modele dönüştü. Balıkesir’de Nisa Dernek ise, kadın girişimciliğinin bir mirasın devamı olabileceğini gösteriyor. Babasından devraldığı ticaret kültürünü yeni nesil bir girişimcilik anlayışıyla birleştirerek, kadınların yalnızca çalışan değil, işveren ve lider olarak da iş dünyasında var olabileceğini ortaya koydu. İzmir’den Aysel Kahvecioğlu ise çocuklarını büyütüp meslek sahibi yaptıktan sonra, 50’li yaşlarının başında ev hanımı olarak yaşamını sürdürmek yerine hep hayalini kurduğu girişimi hayata geçirerek kendi mağazasını açtı. Kısa sürede elde ettiği başarılarla girişimine yeni mağazalar ekledi. Onun hikâyesi, tüm ev hanımlarına ve “artık emeklilik yaşım geldi” diyerek geri planda kalmayı düşünen kadınlara ilham oluyor. Iğdır’da bayi sahibi Derya Kayla ise kadın bayiliğinin toplumsal etki yaratma potansiyelini eğitime taşıdı. Hürriyet Ortaokulu’nda kendi imkânlarıyla hayata geçirdiği proje sınıfı sayesinde, çocukların akademik, sanatsal ve sosyal gelişimlerini destekleyen kalıcı bir öğrenme alanı oluşturdu. Bu hikâyelerin etkisi bireysel başarılarla sınırlı kalmıyor. Erkek egemen olarak kabul edilen beyaz eşya sektöründe kadınların bayilik, servis ve teknik alanlarda aktif şekilde yer alması; birçok genç kadına ilham veriyor. Anadolu’nun küçük şehirlerinde bile, bir kadının ticaretin merkezinde durabileceği fikri daha fazla kabul görüyor. Farklı yaş ve geçmişlere sahip kadınlar; ev hanımlarından emeklilere, öğretmenlerden yeni mezunlara kadar geniş bir yelpazede girişimcilik yolculuğuna adım atarak kısa sürede başarılı işletmelere dönüşüyor. Bu çeşitlilik ekonomik kazanımların yanı sıra, yaşadıkları çevrede olumlu bir değişim yaratıyor. Kadınların iş dünyasında daha görünür hale gelmesi, aile içindeki rollerin yeniden tanımlanmasına ve kadın sesinin hem ekonomik hem sosyal kararlarda daha güçlü duyulmasına katkı sağlıyor. Bugün birçok kadın bayi, başarılı bir iş insanı olmanın ötesinde bulundukları bölgelerde yerel girişimleri destekleyen, dayanışmayı güçlendiren ve çevrelerine ilham veren birer rol modele dönüşüyor. Mağazalarında eğitim ve dayanışma kültürünü de yaşatan yapılar kuruyorlar. Kadın bayiler bugüne kadar 495 kişiye istihdam sağlayarak yerel ekonomiye katkı sunarken, bu istihdamın önemli bir bölümünü kadın çalışanlar oluşturuyor. Böylece girişimci kadınlar, başka kadınların da iş hayatına katılmasını destekleyen bir etki zinciri yaratıyor. İzmir’den Iğdır’a uzanan kadın bayi hikâyeleri, erkek egemen kabul edilen bayilik sisteminde yeni bir denge yaratırken; müşteriyle kurulan empati, detaycılık ve sürdürülebilir ilişki yaklaşımıyla yalnızca satış performansını değil, müşteri deneyimini de zenginleştiriyor. Kadın bayiler, işlerini büyütürken bulundukları şehirlerde ilham veren, istihdam yaratan ve yerel kalkınmanın aktif bir parçası haline geliyor. “Kadının İşi, Gücü” Projesi Toplumsal Algıları Dönüştürmeyi Hedefliyor Beko’nun toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın girişimciliğini destekleme vizyonuyla 2019 yılında “Beko 100 Kadın Bayi” adıyla hayata geçirdiği proje, hedeflenen 100 kadın bayiye ulaşılmasının ardından 2023 yılı Ekim ayında daha kapsayıcı bir yaklaşımla “Kadının İşi, Gücü” adını aldı. Erkek egemen bir yapı olarak görülen bayilik ekosisteminde kadın temsilini artırmayı amaçlayan proje, sayısal büyümeyle birlikte; kadın girişimciliğinin bütünsel olarak güçlendirilmesini hedefliyor. Bu kapsamda kadın bayilere kira, dekorasyon, prim ve reklam desteklerinin yanı sıra eğitim, mentorluk, e-ticaret altyapısı ve operasyonel danışmanlık gibi çok boyutlu destekler sunuluyor. 2025 yılı itibarıyla 140 kadın bayi ve 172 mağazaya ulaşan “Kadının İşi, Gücü” projesi, Türkiye genelinde 43 il ve 98 ilçede faaliyetlerini sürdürüyor. Kadın çalışan oranının 2030 yılına kadar %60’a, 2040 yılına kadar ise %70’e çıkarılması hedeflenirken; proje kapsamının Türkiye’nin tüm illerine yayılması ve kadın girişimcilerin liderlik, finansal yönetim ve dijital yetkinliklerini geliştirecek yeni eğitim programlarıyla desteklenmesi planlanıyor. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında kendi işini kurarak hem ekonomik hem sosyal yaşamda güçlü bir yer edinen kadın bayilerin hikâyeleri, bu yaklaşımın en somut yansımalarını oluşturuyor. Beko 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü, bu ilham veren başarı yolculuklarını görünür kılarak karşılıyor ve kadınların iş dünyasında bağımsız ve güçlü bir şekilde var olma yolculuklarını desteklemeyi sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şikayetvar 2025 Verilerini Açıkladı:  Dolandırıcılık ve Bahis Siteleri Gündemi Sarstı Haber

Şikayetvar 2025 Verilerini Açıkladı: Dolandırıcılık ve Bahis Siteleri Gündemi Sarstı

Çözüm platformu Şikayetvar, 2025 yılı verilerini açıkladı. Aylık 20 milyonu aşan ziyaretin gerçekleştiği platformda bir yıl içerisinde yarım milyonu aşkın şikayet çözüme kavuştu. En çok şikayet; e-ticaret, finans ve iletişim sektörüne gelirken Türk Telekom, Garanti BBVA ve Akbank en çok merak edilen markalar oldu. . Platform, yıl içerisinde gündemin nabzını da tuttu. Verilere göre dolandırıcılık, sanal bahis ve TOKİ en çok konuşulanlar arasında yer aldı. Şikayetvar’ın açıkladığı verilere göre 2025 yılı genelinde platforma toplam 2 milyon 868 bin 914 şikayet ulaştı. Yıl boyunca gelen şikayetlere toplam 436 bin 342 yorum yazıldı. 2025’te yeni kullanıcı sayısı yüzde 11 artışla 1 milyon 359 bin 51 olarak kaydedildi. Yıl içinde toplam 533 bin 117 şikayet çözüme kavuştu. Platforma kayıtlı olan marka sayısıysa 2025’te 33 bin 500’e yaklaştı. En çok şikayet Aralıkta Açıklanan verilere göre şikayetlerin en yoğun olduğu ay 267 bin 49 şikayetle Aralık olurken yılın 47. hafta (63 bin 577) en çok şikayet artışının yaşandığı hafta olarak kaydedildi. Öğretmenler Günü’ne denk gelen 24 Kasım tarihi ise 2025’te en çok şikayetin geldiği gün olarak tarihe geçti. Yorum sayısında zirve Ocak ayında Peki, 2025, yorum sayıları açısından nasıl bir tablo ortaya koydu? Verilere göre yorum sayısının en çok olduğu ay 44 bin 533 yorum sayısıyla Ocak olarak kaydedildi. Yılın ilk haftası 11 bin 39 yorumla yılın yorum şampiyonu olurken 9 Ocak’ta bin 854 yorumla bu kulvarda liderliğini korudu. E-ticaret şikayetleri yine zirvede Şikayetvar tarafından açıklanan verilere göre e-ticaret sektörü 365 bin 395 şikayet sayısıyla tüketicilerin en çok çözüm beklediği sektör oldu. 2. sırada 312 bin 396 şikayet sayısıyla finans sektörü olurken, iletişim sektörü 286 bin 811 sayısıyla 3. sırada yer aldı. İnternet platformları (200 bin 880), şans oyunları ve bahis (163 bin 484), kargo ve nakliyat (141 bin 851), giyim (127 bin 258), beyaz eşya (116 bin 266), kamu (90 bin 394) ve ulaşım sektörü en çok şikayet edilen sektörler olarak sıralamada yerini aldı. E-ticarette en çok şikayet iade ve değişim sürecine… E-ticaret sektöründe şikayetlerin odağında “iptal–iade–değişim” süreçleri yer aldı. Bu başlık, toplam şikâyetlerin yüzde 63’ünü oluştururken, fiyat–fatura–ödeme konuları yüzde 56 ile ikinci sıraya çıktı. Ürünlerin teslim edilmediğine dair şikayetler ise yüzde 34 oranıyla dikkat çekti. Ürün tarafında kalite, ayıplı ürün ve eksik/yanlış ürün bildirimleri öne çıkan diğer başlıklar arasında sıralandı. Finans sektöründe en çok şikayet hesap işlemlerinde Finans sektöründe şikayetlerin lideri hesap işlemleri oldu (yüzde 36). Kredi kartı şikayetleri yüzde 31 ile üst sıralarda yer alırken, ATM ve şube kaynaklı bildirimler yüzde 22 seviyesinde gerçekleşti. Dijital kanallarda web sitesi sorunları da öne çıkarken (yüzde 19), transfer işlemleri ve personel davranışı şikayetleri sektörün gündeminde yerini korudu. 2025’in iletişim karnesi: Fatura ve internet hızı zirvede İletişim sektöründe en yoğun şikayet başlığı fiyat–fatura–ödeme oldu (yüzde 35). İnternet erişim ve hız şikayetleri yüzde 30 ile ikinci sıraya yerleşirken, web sitesi kaynaklı sorunlar yüzde 28 oranına ulaştı. Abonelik süreçlerinde taahhüt cayma bedeli, teknik tarafta modem/cihaz ve teknik destek şikâyetleri de dikkat çeken başlıklar arasında yer aldı. Bahis siteleri yıla damgasını vurdu Platformun aktardığı verilere göre bu yıl en çok şikayet edilen kategori, 155 bin 180 şikayetle Türkiye’nin gündeminden düşmeyen bahis siteleri oldu. 2023’te 75 bin 99 olan şikayet sayısı, 2024’te 110 bin 10’a yükseldi. Bu sayı 2025’te ise 155 bin 180’e ulaştı. GSM operatörleri ve internet servis sağlayıcıları yine gündemde GSM operatörlerinde şikayet sayısı 142 bin 419, internet servis sağlayıcılarında ise 135 bin 211 şikayet platforma ulaştı. Özel bankalarda 134 bin 944 şikayet sayısı, kargo kategorisinde 118 bin 232, pazaryeri sitelerinde 108 bin 299, giyim marka mağaza zincirinde şikayetler 56 bin 969 olarak kaydedildi. Kamu bankaları, karayolu ulaşım firmaları, zincir marketler, indirim marketleri ve dolandırıcılık kategorisi en çok şikayet edilen kategoriler olarak sıralandı. Temizlik sektörü çözüm oranında bu yılda parladı Temizlik sektörü bir önceki yıla kıyaslandığında yüzde 29,7 artışla çözüm oranı en yüksek sektörlerde bu yıl ilk sırada yer aldı. Emlak ve inşaat sektöründe bir önceki yılda 5 bin 391 olan çözüm sayısı yüzde 26’lık çözüm oranıyla 20 bin 494’e yükseldi. Kargo ve nakliyat, internet platformları, gıda ve sigortacılık çözüm oranıyla yılı zirvede kapatan sektörler oldu. “İstenmeyen numaralar” bu yıl da durmadı Çözüm oranı en düşük olan sektörler 2025 yılı için şu şekilde sıralandı: Ulaşım, kamu, turizm, spor, sağlık, cep telefonu, eğitim, enerji, otomotiv, alışveriş ve içecek… 2025 yılı kategori bazında değerlendirildiğinde herkesin kabusu olan “istenmeyen aramalar” 10 bin 49 şikayetle ilk sırada yerini aldı. Devlet üniversitesi hastaneleri çözüm üretmede sorun yaşayan 2. kategori oldu. Karayolu ulaşım firmaları, ulusal hava yolları ve ikinci el giyim siteleri diğer kategori olarak öne çıktı. En çok merak edilen sektörler: E-ticaret, finans, beyaz eşya… Şikayetvar verilerine göre 41 milyon 333 bin 518 ziyaretçi sayısıyla en çok şikayet edilen sektör e-ticaret oldu. Onu 26 milyon 985 bin 893 ziyaretçi sayısıyla finans, 18 milyon 951 bin 290 ziyaretçi sayısıyla beyaz eşya, 18 milyon 447 bin 237 ziyaretçi sayısıyla otomotiv sektörü izledi. Kamu, elektrikli ev-mutfak aletleri, alışveriş ve ses & görüntü sistemleri öne çıkan diğer sektörler arasındaydı. Merak edilen markalarda zirve değişmedi 3 milyon 597 bin 926 ziyaretçi sayısıyla Türk Telekom 2025’in en çok merak edilen ve Şikayetvar’da en çok araştırılan marka olarak kaydedildi. Ortalama 2 milyon ziyaretçi sayısıyla Garanti BBVA ikinci sırada, 1 milyon 977 bin 49 ziyaretçi sayısıyla Akbank üçüncü sırada yerini aldı. Vodafone, Instagram, Eminevim, Trendyol ve Arçelik en çok merak edilen markalar olarak öne çıktı. Dolandırıcılık şikayetleri 40 bini aştı Türkiye’nin 2025’te en çok konuştuğu konular arasında dolandırıcılık vakaları da yer aldı. Son bir yılda platforma konuyla ilgili toplam 40 bin 105 şikayet ulaştı. Çeşitli yollarla kullanıcıları ağlarına düşüren dolandırıcıların kullandıkları yollar platforma yansıdı. 2025’te “dolandırıcılık” alanında dava / icra SMS dolandırıcılığı yöntemi bir önceki yılla kıyaslandığında yüzde 162’lik artışla 11 bin 368 sayısını gördü. Sahte bahis sitelerinde yıllık şikayet artışı yüzde 67 oranında gözlemlendi ve şikayet sayısı 5 bin 868’e ulaştı. Evde paketleme dolandırıcılığı, sahte web sitesi dolandırıcılığı, Instagram dolandırıcılığı, kripto para yatırım dolandırıcılığı öne çıkan diğer yöntemler oldu. “Sosyal yardım” en çok yorum alan şikayet oldu Şikayetvar, 2025 yılında gelen ilginç şikayetlere de yer verdi. Verilere göre geçtiğimiz yıl en çok yorum alan şikayet şu oldu: “Arkadaşlar merhaba, iyi geceler. 2025 mayıs SED (Sosyal ve Ekonomik Destek) ödemesi yatan var mı acaba? İzmir henüz yatmadı. Nerelerde yattı arkadaşlar, yatan bilgi verebilir mi lütfen? Normalde 14'i gecesi 01:30'a kadar yatıyordu ama saat kaç oldu, hâlâ yatan yok. Hesabına yatan varsa il olarak bilgi verelim lütfen.” 2025’te en çok görüntülenen şikayet dolandırıcılık üzerine En çok görüntülenen şikayetse şu oldu: “29 Temmuz 2025 tarihinde saat 13:58’de ‘Ceza dosyanızın son günüdür mağdur olmamak için arayın’ diye mesaj geldi. Bu mesajın dolandırıcılık olduğunu düşünüyorum. E-devlet ve UYAP üzerinden yaptığım kontrolde böyle bir cezaya ait bir kaydın olmadığını gördüm. Bu numara, site veya hukuk bürosu tarafından adıma yapılan veya yapılacak hiçbir suçlamayı, hesap açılışını, kredi başvurusunu, para transferini, kumar işlemini, alım-satımı, devri, kefaleti veya bahis işlemlerini onaylamıyorum.” Gıda sektöründe kaliteden ödün şüphesi 2025 yılı özelinde gıda şikayetlerindeki artışın ana motoru artık sadece "pahalı olması" değil, kalitesinin bozulması olarak gözlemlendi. Girdi maliyetleri artan firmaların, ürün içeriğini değiştirmesi veya raflardaki ürünlerin yüksek fiyat nedeniyle yavaş dönmesi tüketicinin en hassas olduğu noktalardan biri olarak gözlemlendi. Tüketici, "Bu kadar para veriyorsam, ürün taze ve kaliteli olmak zorunda" diyerek hata payını sıfıra indirgemek istedi. "Harcama pişmanlığı" ve iptal ve iade fırtınası Hemen hemen tüm büyüyen kategorilerde (giyim, e-ticaret, hobiler vb) "iptal / iade / değişim" ve "fiyat / fatura / hesap / ödeme" konuları ilk iki sırada yer alıyor. Böylesi bir ortamda yapılan her harcama, tüketicinin bütçesinde büyük bir delik açıyor. Bu da "satın alma sonrası pişmanlık" veya "beklentinin karşılanmaması" durumunda iade sürecini bir "hak arama savaşına" dönüştürüyor. Lüks ve keyfi tüketimden kaçış… Bazı kategorilerde şikayetlerin azalması, o sektördeki memnuniyetin arttığı anlamına gelmiyor; aksine tüketicinin o üründen/hizmetten tamamen elini çektiğini gösteriyor. 2024’ün büyük trendleri olan air fryer ve oyun konsolu kategorisinde yaşanan sert şikayet düşüşleri "keyfi" harcamaların bıçak gibi kesildiğini kanıtlıyor. İnsanlar artık teknolojik oyuncaklar yerine temel ihtiyaçlara bütçe ayırıyor. Ev dekorasyonu ve yenileme harcamaları ertelenen harcamalar listesinin başında yer alıyor. "Online’dan fiziksele" dönüş: Teslimat ücreti etkisi Market alışveriş siteleri kategorisinde yaşanan yüzde 45’lik düşüş oldukça kritik bir veri olarak değerlendirilebilir. Öyle ki 2024’te 17 bin olan şikayet sayısı 2025’te 9 bine kadar gerilediği gözlemleniyor. Ekonomik zorluklar nedeniyle artan kurye ücretleri, servis bedelleri ve uygulama içi fiyat farkları, tüketiciyi “online konforu”ndan vazgeçip fiziksel marketlere özellikle indirim marketlerine geri döndürdü. İnsanlar artık 3-5 TL daha ucuza almak için artık kendi poşetini kendi taşıyor. 2025’te finansal "kış uykusu" yaşandı Bireysel emeklilik sisteminde 2025 yılında yaşanan yüzde 45’lik düşüş yeni katılımın azalmış olabileceğini veya insanların sistemdeki paralarına dokunmadan beklemeye geçtiğini gösteriyor. Öte yandan banka aracı yatırım şirketlerinin şikayetlerindeki yüzde 57’lik gerileme borsa veya yatırım araçlarındaki hacim daralması veya tüketicinin riskli yatırımlardan kaçıp mevduat gibi daha stabil alanlara çekilmesi bu düşüşü açıklıyor. E-ticaret: "Konfordan tasarrufa" geçiş E-ticaret sektörü geçen yıla oranla genel toplamda eksi yüzde 4 ile yatay bir seyir izlemiş gibi görünse de alt kırılımlar büyük bir kabuk değişimini gösteriyor. Market alışveriş sitelerinde yaşanan yüzde 45’lik sert düşüş, tüketicinin “kapıya gelsin” konforundan vazgeçip 5-10 TL daha ucuza ürün bulabileceği indirim marketlere geçiş yaptığını işaret ediyor. Yemek siteleri kategorisinde yüzde 13’lük artış, dışarıda yemek yemenin aşırı pahalılaşmasıyla “eve sipariş”in devam ettiğini gösteriyor. Beyaz eşya: "Yenisini alamıyoruz, eskiyi yaşatmalıyız" Verilere göre 2025 yılında beyaz eşya kategorisinde şikayetler yüzde 3.7’lik hafif bir düşüş yaşadı. Bu düşüş aslında bir "satın alma daralması”na işaret ediyor. Beyaz eşya fiyatlarındaki fahiş artışlar, tüketicinin "bozulana kadar kullan" moduna geçmesine neden oldu. Sektörün en büyük şikayet konuları "arıza-çalışmama" ve "servis" olarak öne çıktı. İnsanlar yeni bir buzdolabı almak yerine mevcut olanı tamir ettirmeye çalışıyor ve bu süreçteki yetersiz/yavaş servis hizmetleri en büyük gerginlik kaynağı olarak gözlemleniyor. Öte yandan elektrik zamları sonrası beyaz eşyaların "ne kadar yaktığı" konusu, ilk kez bu kadar üst sıralarda bir şikayet konusu haline geldi. 2025’te "fatura şokları” yaşadık Yüzde 3,5'lik artışla iletişim sektörü 2025'in en hareketli sektörlerinden biri olarak öne çıktı. Fiyat ve fatura konulu 82 bin şikayetle operatörlerin enflasyon güncellemesi altında yaptığı zamlar, tüketicinin en çok ses çıkardığı başlık oldu. Kullanıcılar "bir sonraki faturam ne olacak?" endişesiyle web sitelerini ve taahhüt yenileme süreçlerini (63 bin şikayet) didik didik etti. Verilere göre sektör artık "hizmet kalitesi"nden ziyade "fiyat adaleti" üzerinden eleştirilerin odağında yer aldı. Kargo sektöründe çarklar yavaşlıyor Kargo ve nakliyat sektöründe yüzde 21’lik şikayet düşüşü sektörün mükemmelleşmesinden ziyade, e-ticaret hacminin (özellikle mobilya, kırtasiye, teknoloji gibi büyük kalemlerde) daralmasıyla ilgili olabilir. Şikayetlerin hala açık ara lideri "geç teslimat" konusundan geldi. Tüketici, yüksek kargo ücretleri ödediği bir dönemde "hızlı teslimat" beklentisinden ödün vermedi. 2025’te TOKİ şikayetleri zirveyi gördü 2025 yılında en çok konuştuğumuz konulardan biri de TOKİ oldu. 439 bin 239 ziyaretçi sayısıyla kasım, aramaların zirve yaptığı ay olarak kaydedildi. Öte yandan bir önceki ay ile kıyaslandığında kasımda ziyaret oran artışı yüzde 639 olarak kaydedildi. Yine aynı dönemde şikayetler bir önceki aya göre yüzde 495’e yükseldi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.