Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Düzenleme

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Düzenleme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Düzenleme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Borsa İstanbul’da açığa satış işlemleri yasaklandı Haber

Borsa İstanbul’da açığa satış işlemleri yasaklandı

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), son dönemde bölgede yaşanan jeopolitik gelişmelerin sermaye piyasaları üzerindeki olası olumsuz etkilerini en aza indirmek için bir dizi ihtiyati tedbir kararı aldı. SPK tarafından yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi “Bu sebeple, 02.03.2026 tarihinden 06.03.2026 tarihi seans sonuna kadan, Borsa İstanbul AS pay piyasalarında açığa satış işlemlerinin yasaklanmasına, kredili sermaye piyasası işlemlerinin devamı süresince öz kaynak oranının esnetilerek uygulanmasına karar verilmiştir” Marmara Üniversitesi Finansal Bilimler Fakültesi Bankacılık Bölümü Öğretim Üyesi Gökhan Işıl, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) Borsa İstanbul pay piyasasında açığa satış işlemlerini geçici olarak yasaklama kararını değerlendirdi. Işıl, söz konusu kararın genel nitelikte bir açığa satış yasağı olduğunu ve SPK tarafından alınan bir tedbir olarak Borsa İstanbul pay piyasalarında uygulanacağını belirtti. Karar kapsamında, 2 Mart 2026’dan 6 Mart 2026 seans sonuna kadar açığa satış işlemlerinin yasaklandığını hatırlatan Işıl, düzenlemenin jeopolitik risklerin arttığı ve piyasalarda volatilitenin yükseldiği bir dönemde devreye alındığına dikkat çekti. Doç. Dr. Işıl’a göre bu adım, piyasalarda satış baskısını artırabilecek mekanizmaları geçici olarak yavaşlatmayı hedefliyor. Açığa satış işlemlerinin yüksek oynaklık dönemlerinde negatif geri besleme etkisi yaratabildiğini belirten Işıl, “Fiyat düşerken teminat baskısı artabilir, zorunlu satışlar devreye girebilir ve bu da düşüşü hızlandırabilir. SPK’nın amacı fiyat hareketlerini ortadan kaldırmak değil, paniğe dönüşebilecek mikro yapı dinamiklerini kısa süreliğine frenlemek.” dedi. Kararın yalnızca klasik açığa satış işlemlerini değil, gün içinde sahip olunmadan satılıp aynı gün kapatılan ve açığa satışa benzeyen işlemleri de kapsadığına işaret eden Işıl, bu tür işlemlerin takibinin yatırım kuruluşlarının sorumluluğunda olduğunun vurgulandığını ifade etti. Kredili işlemlerde esneklik vurgusu Işıl, aynı düzenleme paketi içinde kredili işlemlerde özkaynak oranına ilişkin esneklik sağlandığını da belirtti. Bu adımın sert düşüş anlarında teminat kaynaklı zorunlu satışları azaltmaya yönelik bir tampon işlevi görebileceğini kaydeden Işıl, böylece piyasadaki zincirleme satış riskinin sınırlandırılmasının amaçlandığını dile getirdi. TCMB Adımlarıyla Birlikte Okunmalı Işıl, kararın Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) son dönemde attığı adımlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. TCMB’nin daha çok kur, likidite ve enflasyon beklentileri kanalını yönetmeye odaklandığını ifade eden Işıl, SPK’nın ise pay piyasasında oynaklığı ve satış ivmesini sınırlamaya dönük bir piyasa düzeni tedbiri aldığını belirtti. “Bir tarafta TL’nin taşıma maliyeti ve döviz piyasası dengesi, diğer tarafta hisse piyasasında güven ve istikrar hedefleniyor” diyen Işıl, düzenleyici kurumların eş zamanlı adımlarının piyasa bütünlüğünü korumaya yönelik olduğunu vurguladı. Marmara Üniversitesi Finansal Bilimler Fakültesi Bankacılık Bölümü Öğretim Üyesi Gökhan Işıl, açığa satış yasağının kısa vadede düşüşü frenleyebileceğini ancak likiditeyi azaltma ve alış-satış farklarını (spread) genişletme riski taşıdığını da dile getirdi. Hedge ihtiyacı bulunan yatırımcıların bir kısmının türev piyasalara yönelebileceğini belirten Işıl, bu tür yasakların genellikle kısa süreli uygulandığını hatırlattı. Işıl, “Bu tür tedbirler genellikle yangın anında piyasanın aşırı tepkisini sınırlamak için devreye alınır” açıklamasını yaptı.

Marka başvuruları sınıflandırılmalarında yeni dönem Haber

Marka başvuruları sınıflandırılmalarında yeni dönem

Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından hazırlanan “Marka Tescil Başvurularına Ait Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ bugünkü Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni tebliğ, Türkiye’nin taraf olduğu Markaların Tescili Amacıyla Mal ve Hizmetlerin Uluslararası Sınıflandırılmasına İlişkin Nis Anlaşması hükümleri doğrultusunda hazırlanan Nis Sınıflandırması esas alınarak düzenlendi. Dayanak olarak ise Sınai Mülkiyet Kanunu gösterildi. Yeni tebliğle birlikte marka tescil başvurularında sınıflandırma uygulamasında birlik ve güncellik sağlanması hedeflendi. 34 MAL, 11 HİZMET SINIFI Tebliğe göre EK-1’de yer alan Mal ve Hizmet Sınıflandırma Listesi’nde mallar 34, hizmetler ise 11 sınıfta toplandı. Listede bazı gruplar genel başlıklar halinde düzenlenirken, bu başlıkların ilgili Nis sınıfındaki tüm mal veya hizmetleri kapsadığı kabul edilecek. Listede açıkça yer almayan mal veya hizmetler ise; aynı sınıfta benzer nitelik, amaç ya da fonksiyona sahip gruplarla birlikte değerlendirilebilecek. 35. SINIFA ÖZEL DÜZENLEME Başvurularda 35’inci sınıfta yer alan “malların bir araya getirilmesi hizmetleri” ifadesi kullanıldığında, ilgili bölüme yalnızca mal veya mal gruplarının yazılması gerekecek. Hizmet gruplarına bu kapsamda yer verilemeyecek. Söz konusu güncellenen sınıflar ve detaylarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz

Staj ve çıraklık mağduriyeti Meclis gündeminde Haber

Staj ve çıraklık mağduriyeti Meclis gündeminde

Vatandaşlardan gelen başvurulara dikkat çeken Altaca Kayışoğlu, staj ve çıraklık döneminde çalışmış kişilerin ciddi bir mağduriyet yaşadığını ifade etti. Altaca Kayışoğlu, “Staj ve çıraklıkta geçen günlerin emeklilik için sayılmaması önemli bir sorun. Bu arkadaşlarımız Türkiye’nin dört bir yanında örgütlendiler ve sık sık bu mağduriyeti gündeme getiriyorlar. Ellerinde devlet tarafından verilmiş sigorta kartları var. ‘Biz bunu devlet verdiği için sigortalı olduğumuzu sandık’ diyorlar” ifadelerini kullandı. “FİİLEN ÇALIŞTILAR AMA EMEKLİLİKTEN SAYILMADI” Altaca Kayışoğlu, “Bu kişiler adı stajyer ya da çırak olsa da fiilen çalıştılar, emek verdiler. Hastaneye o sigorta kartıyla gittiler, yıllarca sigortalı olduklarını düşündüler. Ancak yıllar sonra bunun yalnızca sağlık sigortası olduğu, emeklilik başlangıcı sayılmadığı söylendi. Bu nedenle ciddi hak kayıpları ortaya çıktı” dedi. “BİR GÜN İÇİN 17 YIL KAYBEDENLER VAR” Emeklilik başlangıç tarihinin sayılmaması nedeniyle büyük mağduriyetler yaşandığını belirten Altaca Kayışoğlu, bazı vatandaşların bir günlük fark nedeniyle yıllarca geç emekli olmak zorunda kaldığını ifade etti. Altaca Kayışoğlu, “Bir gün nedeniyle 17 yıl kaybeden vatandaşlarımız var. O dönemde fiilen çalıştıkları hâlde emeklilik başlangıcı sayılmadığı için yıllarını kaybediyorlar. Bu nedenle staj ve çıraklıkta geçen sürelerin emeklilikten sayılması için yasal düzenleme yapılması gerekiyor” dedi.

Ekmen: İktidarın kontrolündeki dizi sektörüne bir çekidüzen vermenizi bekliyoruz Haber

Ekmen: İktidarın kontrolündeki dizi sektörüne bir çekidüzen vermenizi bekliyoruz

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, RTÜK’e ‘izinsiz verici’ tesis edilmesi halinde ağır yaptırımlar tanınmasına imkan getiren bir düzenlemenin söz konusu olduğunu belirtti. DEVA Partili Ekmen,"İdarenin, kamunun kendi hatasından dolayı uygulamacılara karşı büyük bir ceza sopasını eline almasını doğru ve adil bulmuyoruz. Çünkü hatırlatmak isteriz ki RTÜK tarafından 1993 yılında yapılan karasal sınırlı yayın lisanslarına dair ihale Danıştay tarafından iptal edilmiştir. Aradan geçen otuz yıl boyunca idare yeni bir düzenleme yapmamıştır. Bunun arkasında hangi gözetim vardır, bilmiyoruz; çünkü her yeri disipline edip her yere çökmeye çalışıyorlar. Ancak burada bir başıboşluk hali vardır ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun 2013 yılında yaptığı ihale de Danıştay tarafından iptal edilmiştir. Bütün yayıncılar mecburen geçici statüde yayın yapmaktadır. RTÜK’ün yıllardır tamamlamadığı lisanslama sürecinin bedelinin yayıncılara ödetilmesi, hukuk devletinin idari istikrar ve belirlilik ilkeleriyle açıkça çelişmektedir." ifadelerini kullandı. Dizi sektörüne ilişkin bir düzenleme beklentisini RTÜK Başkanı Mehmet Daniş’e seslenerek dile getiren Ekmen, şunları kaydetti: “Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, milletvekilliği performansından tanıdığımız Sayın Mehmet Daniş’in RTÜK’ün başına gelişini bir şans olarak değerlendirdik. Aradan üç ay geçti; bu büyüklükte bir idari yapı için çok aceleci olmamak, en azından altı ay kadar gelişmeleri takip etmek gerekir. Ancak bu vesileyle Sayın Daniş’e seslenmek istiyorum: Meclis’e göndereceğiniz ilk düzenleme, yeni bir sansür sopasına dönüşecek bir düzenleme olmamalıydı. Biz sizden, öncelikle iktidarın kontrolündeki dizi sektörüne bir çekidüzen vermenizi bekliyoruz. Bunun bir özgürlük alanı olarak tartışılmasını doğru bulmuyorum; çünkü başta Sözcü TV, Halk TV, İlke TV ve benzeri kanalların dizi ve eğlence sektöründe herhangi bir payı yok. Dizi ve eğlence sektörü, İletişim Başkanlığı’nın kontrolünde yayın yapan kanallarda yer alıyor. Bu dizilerden herhangi birini açtığınızda ise en çapraşık aile ilişkilerini, insanların iki kişi arasında konuşmaya dahi utanacağı ahlaksızlıkları, mafyayı ve çeteleşmeleri ekranda görmek mümkün.”

Bursa’da okullardaki güvenlik kameraları yasal sınırlara çekiliyor Haber

Bursa’da okullardaki güvenlik kameraları yasal sınırlara çekiliyor

Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri , bazı okullarda güvenlik kameralarının okul müdürü odasında veya sürekli kullanılan idari alanlarda canlı olarak izlendiğine dair başvurular ve denetim bulguları üzerine harekete geçti. Müdürlük tarafından, güvenlik kamera sistemlerinin yalnızca can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla, hukuki sınırlar içinde ve sürekli gözetim algısı yaratmayacak şekilde kullanılması istendi. Ayrıca, kamera kayıtlarına yalnızca fiziksel zorunluluk hallerinde yetkilendirilmiş kişilerin erişebileceği belirtildi. Bazı okul müdürlerinin odalarında bulunan anlık izleme ekranlarının ve odalardaki kameraların yasal düzenlemelere uygun hale getirilmesi talimatı verildi. İl genelindeki tüm resmi ve özel okul müdürlüklerine konuyla ilgili gerekli bilgilendirme yapıldı. Eğitim-İş Bursa Şube Başkanı Özkan Rona, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Okullarda güvenlik amacıyla bulunması gereken güvenlik kameraları son yıllarda adeta uzaktan izleme ve mobbing aracına dönüştürülmüştür. Güvenlik kameralarının yasal sınırlarına çekilmesi için şubemizin yaptığı başvurular sonucunda Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından tüm okul ve kurum müdürlüklerine gerekli talimatlar verilmiş, yasal sınırlar hatırlatılarak düzenleme yapılması istenmiştir. Eğitim-İş olarak eğitim çalışanlarının insan onuruna yaraşır bir ortamda çalışmalarının önündeki engelleri ortadan kaldırmak için sonuna kadar mücadele edeceğiz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.