Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Duruşma

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Duruşma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Duruşma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akın Gürlek: Alo Adalet Hattı kuruyoruz Haber

Akın Gürlek: Alo Adalet Hattı kuruyoruz

Adalet Bakanı Akın Gürlek, vatandaşların mağduriyet yaşadığı davalarla ilgili Alo Adalet Hattı kuracaklarını açıkladı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, A Haber canlı yayınında soruları yanıtladı. Son yıllarda vatandaşların yaşadığı dava süreçlerine ilişkin konuşan Akın Gürlek, “Vatandaşların mağduriyetlerini giderecek Alo Adalet Hattı kuracağız. Bu hat direk Adalet Bakanlığı’na ulaşacak. Davalara ilişkin komisyon başkanlarına şikayetleri ileteceğiz. Ev sahibi kiracı ve boşanma davaları konusunda en çok şikayet edilen davalar. Bu konularla ilgili hukuki sorunlarla ilgili yeni bir proje hazırlayacağız. Uzun süren dava süreçleri, her iki tarafları da ekonomik ve psikolojik olarak olumsuz etkiliyor. Aylar süren davaları hızlandıracak çözüm odaklı projelerimiz hayata geçecek.” dedi. Gürlek, 86 milyon vatandaşın Adalet Bakanı olduğunu vurgulayarak, “86 milyon vatandaşımızın Adalet Bakanıyım. Bu makamın sahibi değil, emanetçisiyim. Hakka, hukuka kim ihtiyaç duyuyorsa onların yanındayım. Benim kapım herkese açık, her siyasi partiye açık. 86 milyon vatandaşımızın hak ve hukuk sorunlarının mağduriyetlerini dinlemek için bu göreve atandım. Vatandaşlarımızın İhtiyaçları varsa, mağduriyetleri varsa haktan hukuktan yana onların yanında olacağım. Adaletin bu konuda hizmetçisiyim.” ifadelerini kullandı. TBMM Genel Kurulu'ndaki yemin töreninde yaşananlara ilişkin değerlendirmeleri sorulan Bakan Gürlek, Anayasa’nın 81. Maddesi uyarınca bakanların göreve başlamadan önce yemin etmesi gerektiğini hatırlattı. Yemin töreninde yaşanan olayların Gazi Meclise yakışmadığını anlatan Bakan Gürlek, yaşanan olayların kendisini üzdüğünü söyledi. Bakan Gürlek Meclisin Türkiye’nin en seçkin yeri olduğunu belirterek, yaşanan olayların planlı olup olmadığına yönelik soru üzerine, "Ben bunun örgütlü bir iş olup olmadığını bilemem ama ben şahsım adına üzüldüm. Benim şahsım önemli değil. Burada Adalet Bakanı olarak bir kurum adına yemin yapıyoruz. Gazi Meclisimiz, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu bir Meclis. Oradaki olayların yaşanması gerçekten beni üzdü. Şaşkınlık yaşadım. Bunlar keşke yaşanmasaydı. Kurumları yıpratmamamız lazım. Orası milletin iradesinin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi. Buradaki şahıs Akın Gürlek değil. Burada Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığının yemin töreni var. Bunlar bize yakışmadı, milletvekillerini seçen milli iradeye yakışmadı." ifadelerini kullandı. Bakan Gürlek, yemin töreni öncesi iktidar ve muhalefet milletvekilleriyle gayet samimi bir ortamda görüştüğünü ve tebrikleri kabul ettiğini belirtti. CUMHURİYET SAVCISI MAKUL ŞÜPHE ÜZERİNE SORUŞMAYI BAŞLATMAZSA GÖREV İHMAL SUÇU OLUR Bakan Gürlek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) soruşturmasına yönelik bir soruya yargılama aşamasının devam ettiğini dile getirerek Cumhuriyet savcılarının resen ve ihbar üzerine harekete geçildiğini söyledi. Mahkemelere, hakimlere hiç kimsenin talimat veremeyeceğini kaydeden Bakan Gürlek, Cumhuriyet savcıları kimsenin makamına, siyasi kimliğine ve unvanına bakmadığının altını çizdi. Bakan Gürlek, “Bir şüphe varsa Cumhuriyet savcısı soruşturmayı başlatmak zorunda. Eğer Cumhuriyet savcısı makul şüphe üzerine soruşmayı başlatmazsa görev ihmal suçu olur.” ifadelerini kullandı. Bakan Gürlek, "Gizli tanıklara baskı yapıldığı" iddialarını yalanlayarak, soruşturmada tanık beyanlarına göre işlem yapılmadığını, delillere göre hareket ettiklerini vurguladı Bakan Gürlek, İBB soruşturmasının gizli tanıklarla değil MASAK raporları, HTS kayıtları gibi maddi delillerle yürütüldüğünün altını çizdi. İBB soruşturması kapsamında çok kişinin etkin pişmanlık başvurusunda bulunduğunu bilgisini paylaşan Bakan Gürlek, etkin pişmanlık kapsamında verilen ifadelerin de son derece titiz şekilde değerlendirildiğini aktardı. Mahkemelerin siyasi propaganda sahası olmadığını kaydeden Bakan Gürlek, duruşma salonlarından görüntü alınmasının kanunen suç olduğunu belirtti. Bakan Gürlek, avukatların cezaevlerinden dışarıya doküman taşımasına yönelik bir soruya da, “Burada bir mevzuat boşluğumuz var maalesef. Ben yani Adalet Bakanlığı sürecimde bu konuyla ilgili arkadaşlara talimat verdim. Bir yasal düzenleme yapacağız.” ifadelerini kullandı. MAHKEME SALONLARI SİYASET ARENASI DEĞİL Bakan Akın Gürlek'e, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin bazı belediyelere yönelik soruşturmalar kapsamındaki duruşmaların canlı yayımlanmasına ilişkin çağrısı hatırlatıldı. Bu davaların televizyondan yayınlanmasıyla ilgili değerlendirmesi sorulan Gürlek, "Buna mevzuatın izin vermesi gerekiyor. Şu an kanunumuzda bu davaların canlı olarak yayınlanmasına ilişkin bir düzenleme yok ama yüce Meclis bu konuda bir irade gösterirse elbette yayınlanabilir. Ben şunu söylemek istiyorum, mahkeme salonları kesinlikle siyaset arenası değildir, siyasi şov, propaganda yapılamaz. Hakimler, millet adına dosyadaki delillere göre karar verir. Bunun özellikle altını çizmemiz gerekiyor. Mahkeme salonlarında siyasi propaganda yapılmaması gerekiyor. Hakimler bu propagandadan da etkilenmez. Çünkü hakimler yüce Türk milleti adına karar verir." dedi. "Cezaevindeki bir kişi her an ziyaret edilebiliyor mu? Onun mesajları dışarıya rahatlıkla taşınabiliyor mu?" sorusu yöneltilen Gürlek, şunları söyledi: "Burada bir mevzuat boşluğumuz var. Adalet Bakanlığı sürecimde bu konuyla ilgili arkadaşlara talimat verdim. Bir yasal düzenleme yapacağız. Tutuklu ve hükümlü ayrımı var. Tutuklularda cezaevinde avukatlar istediği zaman görüşebilir. Gece 3'te de avukatı gitse tutukluyla görüşebilir ama hükümlülerde böyle bir şey yok. Özellikle tutuklularda böyle bir boşluk var. Avukatlar rahat bir şekilde görüşebiliyor, ona şahsi notlarını, mektubunu verebiliyor. Kanunda düzenleme yapılması gerekiyor. Özellikle tutuklularla avukatların görüşmesi, birbirlerine not vermesi, bunların rahat bir şekilde dışarı gitmesi konusunda bir eksiklik var. Normalde bütün mektuplar, notlar cezaevi idaresi tarafından 'görüldü' kaşesi yapılıyor. Eğer uygun değilse bunlar gönderilmiyor ama tutuklularda yasal mevzuat boşluğu olduğu için notlar rahat bir şekilde avukatlara verilebiliyor, avukatlar aracılığıyla diğer şahıslara verilebiliyor. Bununla ilgili inşallah kısa sürede bir çalışma yapıp Meclis'e sunmayı düşünüyoruz." YASADIŞI BAHİS VE ŞİKE OPERASYONLARI Bakan Gürlek, yasadışı bahis ve şike operasyonlarına yönelik bir soruya da yasa dışı bahsin kanayan bir yara haline geldiğini belirterek “Görev yaptığım süre içerisinde yasadışı bahisle sonuna kadar mücadele ettim. Bu konuda büyük operasyonlar yaptığımı düşünüyorum. Yani yasadışı bahis sistemini çözdük.” şeklinde konuştu. Yasa dışı bahisle mücadelede yeni yasal düzenlemelerin gerektiğini kaydeden Bakan Gürlek, “Yasadışı bahis şirketleri sürekli olarak teknolojiyi takip ediyorlar. Bu aynı dolandırıcılık gibi. Dolandırıcılıkta sürekli yöntem değişiyor. Yasadışı bahiste de öyle biz bir siteyi kapatıyoruz. Ben bizzat Başsavcı olarak görev yaptığım zaman 2 dakika sonra sitenin sonuna bir nokta konularak yeniden açılıyor. Önemli olan kaynağın tamamını kurutmak lazım.” dedi. Bakan Gürlek, iki ayrı sanal bahis hesabının 460 milyon Euro ve 500 milyon Dolar kripto varlığına el konularak hazineye aktarıldığını belirtti. Yasadışı bahisi bitirmeyi hedeflediklerini kaydeden Bakan Gürlek, HSK Genelgesiyle kurulan aklama bürolarının yasa dışı bahisten gelen kara paranın izini başarılı şekilde sürdüğünü aktardı. Bakan Gürlek, futbolda şike davalarıyla ilgili önemli operasyonlara imza attıklarını belirterek, İstanbul Adliyesinde özel bir büronun bu konuda başarılı şekilde çalışma yaptığını anlattı. Bakan Gürlek, uyuşturucuyla mücadelede kamuoyunda baronlar yakalanmıyor algısının da doğru bir algı olmadığını, torbacılardan başlayarak baronlara uzanan büyük operasyonların yapıldığını belirtti. Sanal bahis ve uyuşturucunun adının geçtiği ülkelerle ilişkilerin nasıl yürütüldüğüne yönelik bir soruya da Bakan Gürlek, uyuşturucuyla mücadelenin bir devlet politikası olduğunu ve ilgili bakanlıkların bu konuda tam bir koordinasyon içinde çalıştığını, ilgili ülkelerin de suçluları iade ettiğini söyledi. Bakan Gürlek, uyuşturucu mücadelesinde toplumun her kesiminin yapılan operasyonlara yüzde 80 oranında destek verdiğini kaydetti. SOSYAL MEDYADA BİR ŞAHIS YORUM YAPACAKSA BİR YAZI YAYINLAYACAKSA KİMLİĞİ BELLİ OLACAK Bakan Gürlek, sosyal medya kullanım yaşına yönelik bir soru üzerine sosyal medyada çok büyük bilgi kirliliği olduğunu vurgulayarak “Sosyal medyayla ilgili bildiğim kadarıyla bir yasa çalışması var. Yani sosyal medyada bir şahıs yorum yapacaksa bir yazı yayınlayacaksa kesinlikle kimliği belli olacak. Bu kimliği doğrulanmadan sahte hesapla ya da yurt dışından bir fake hesapla bunu yapmayacak. Yani biliyoruz itibar suikastları oluyor. Yargılamayı etkilemeye çalışıyorlar. Bunlar yanlış. Eğer sosyal medyada şahıs bir açıklama yapıyorsa bir hedef gösteriyorsa o kişinin kimliği belli olduğu için artık onun da cezai sorumluluğu başlayacak. Bu konuda sosyal medyayla ilgili yasa çalışmasına önem veriyorum.” şeklinde konuştu. ALO ADALET HATTI KURACAĞIZ Bakan Gürlek, yargılamaların gecikmesinin önüne geçmek için Alo Adalet hattını hayata geçirmeyi planladığını dile getirdi. Bakan Gürlek, “İlk kez açıklıyorum. Biliyorsunuz zaten CİMER var. Ben Alo Adalet diye bir hat kuracağım. Vatandaş Alo Adalet hattına ulaşacak. Bu telefonla da olabilir, maille de olabilir, aynı şekilde CİMER üzerinden de olabilir. Bakın şunu da ayırmamız gerekiyor. Biz kesinlikle hakim savcılara talimat veremeyiz. Ama biz şunu yapabiliriz. HSK'da yargının etkinliği bürosuna bildireceğiz.” dedi. Bakan Gürlek, üzerinde çalıştığı projelerden birinin de ticaret mahkemelerin tek bir binada toplanması olduğunu ve buna pilot il olarak İstanbul’dan başlayacaklarını söyledi. Bakan Gürlek, 20 yılı aşkın süredir Adalet Bakanlığı bünyesinde çeşitli görevlerde bulunduğunu kaydederek, adalet teşkilatının bütün fertlerinin özveriyle çalıştığını belirtti. Bakan Gürlek, gençlerin suç çeteleri tarafından kullanılmasının önüne geçmek üzere çalışmalara devam ettiklerini aktararak, 11. Yargı Paketi’nde bu konuda düzenlemeler yapıldığını kaydetti. 12. Yargı Paketi hazırlıklarının devam ettiğini anlatan Bakan Gürlek, suç örgütlerinin kanuni boşluklardan faydalandığını dile getirdi. Atlas ve Minguzzi cinayetleri sonrasında acılı aileleri aradığını anlatan Bakan Gürlek, “Yani çocuk kavramını biraz ele almamız gerekiyor. Yani 12-18 yaş aralığı çocuk kavramı sayılıyor. İşte bizim ceza kanunumuzda 12-15 yaş grubu var. Bir de 15-18 yaş grubu var. Bunlarla ilgili inşallah Meclis irademizle aynı yönde düşüneceğini düşünüyorum. Bu konuda çalışma yapacağız. Biz kesinlikle sokak çetelerine göz açtırmayacağız.” dedi. GAZZE KIRMIZI ÇİZGİMİZ Gazze’ye yönelik bir soru üzerine Bakan Gürlek, “Gazze bizim kırmızı çizgimiz. Bunu her ortamda da söylüyoruz. Bu konuda gerekli bütün adımları atacağız. Daha önceden zaten başlayan bir süreç var. Yani İsrail'in barbarlığı, hukuk tanımazlığı belli ama bu süreçleri biz Adalet Bakanı olarak takip edeceğiz. Daha önceden Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yakalama kararları çıkartıldı. Biz bu süreçlerin takipçisi olacağız. Özellikle yeni taze çıkarttığımız 37 kişi hakkında Netanyahu dahil operasyonu yapanlar hakkındaki süreçleri de aynı şekilde Uluslararası Ceza Mahkemesi'ndeki yargılamalara taşıyacağız.” dedi. Bakan Gürlek, yakın zamanda 15 bin personel alım sürecini başlatacaklarını açıkladı.

Eşini 25 bıçak darbesi ile öldüren kadına istenen ceza belli oldu Haber

Eşini 25 bıçak darbesi ile öldüren kadına istenen ceza belli oldu

Konya'da 17 yıllık eşini bıçaklayarak öldürdükten sonra polise teslim olan 35 yaşındaki Şerife Ç. hakkında yürütülen davada savcı mütalaasını mahkemeye sundu. Savcı, sanığın cinayeti eşinden gördüğü şiddet ve hakaretler nedeniyle "haksız tahrik" altında işlediğine vurgu yaparak 24 yıla kadar hapis cezası talep etti. Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, tutuklu sanık Şerife Ç., mağdurlar ve taraf avukatları hazır bulundu. Duruşma esnasında tanıkların verdiği ifadeler, olay günü çift arasında yaşanan şiddet ve gerginliği ortaya koydu. "Doğum günü tartışması şiddetle sonuçlandı" Duruşmada tanık olarak ifade veren Ali Erkan Ş., olay günü maktul Ömer Ç.’nin doğum günü olduğunu ve kutlama için toplandıklarını açıkladı. Tanık, maktulün alkollü olmasından dolayı çiftin tartıştığını belirterek şunları söyledi: "Ömer sarhoştu, Şerife bu duruma sinirlendi ve tartışma yaşandı. Arabayla eve dönerken tartışma daha da alevlendi. Ömer, Şerife’ye yumruk attı ve küfür etti. Şerife arabayı polis merkezine sürmemi talep etti fakat ben bunu ailevi bir mesele olarak düşündüm ve evde çözerler diye onları evlerine bıraktım." Diğer tanık Abdurrahman A. da araçta bulunarak çiftin yol boyunca tartıştığını onayladı. Savcı: Eşe karşı kasten öldürme ama tahrik var Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı, sanığın eyleminin "eşe karşı kasten öldürme" suçunu oluşturduğunu belirtti. Ancak savcı, maktulün eşine yönelik fiziksel saldırı ve hakaretlerini "haksız tahrik" olarak değerlendirdi. Bu değerlendirme kapsamında sanık Şerife Ç. için 18 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası istendi. Mahkeme heyeti, Şerife Ç.'nin tutukluluğuna devam kararı vererek, savunma tarafına mütalaaya karşı beyanlarını hazırlamaları için süre verdi ve duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Olay nasıl gelişmişti Olay, 23 Şubat'ta Konya'nın Selçuklu ilçesi Sakarya Mahallesi'nde meydana geldi. 35 yaşındaki Şerife Ç., 17 yıllık eşi Ömer Ç.'yi evlerinde çıkan bir tartışmanın ardından bıçaklayarak öldürdü, ardından polisi arayarak teslim oldu.

Fatih Altaylı davasında karar çıktı: Altaylı'ya 4 yıl hapis cezası verildi, tutukluluğu devam edecek Haber

Fatih Altaylı davasında karar çıktı: Altaylı'ya 4 yıl hapis cezası verildi, tutukluluğu devam edecek

"Cumhurbaşkanı’nı tehdit" suçlamasıyla 22 Haziran'da tutuklanan ve YouTube programında söylediği bazı sözleri nedeniyle yargılanan gazeteci Fatih Altaylı, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde hakim önüne çıktı. Altaylı için en az beş yıl hapis cezası talep edildiği duruşmada karar açıklandı. Mahkeme heyeti, Fatih Altaylı'ya 4 yıl 2 ay hapis cezası verilmesine hükmetti. Altaylı’nın tutukluluğu sürecek. Altaylı kararı protesto ederek elindeki dosyaları ve notları havaya fırlatıp mahkemeyi terk ederken, davaya katılanlar mahkeme heyetini protesto etti. Heyet, kararı açıkladıktan sonra salonu terk etti. Kararda, 2 yıl 8 ay cezaevinde kalmasının gerekeceği ve mevcut tutukluluk süresinin hesaba katılacağı belirtildi. Fatih Altaylı Neden Tutuklanmıştı ? Fatih Altaylı, YouTube programında "Cumhurbaşkanı’nı tehdit" suçlamasıyla gözaltına alındı. Altaylı, emniyette Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı şahsen tanıdığını ve tehdit kastı olmadığını savundu. Altaylı, savcılık ifadesinin ardından 22 Haziran’da mahkemede tutuklandı. Fatih Altaylı söz konusu videoda, Türkiye’de yüzde 70’in AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “ömür boyu iktidarda kalmasına” hayır dediği bir anketi yorumlamış ve şöyle demişti: “Şu anda AKP seçmeninin önemli bir bölümü ve MHP seçmeninin bir bölümü dışında hiç kimse böyle bir şeye onay vermez. Geçmişine bak bu milletin, uzak geçmişine bak. Bu millet padişahını boğmuş bir millettir, hoşuna gitmediği ve istemediği zaman. Az uz değildir öldürülen, suikasta giden Osmanlı padişahı.” Fatih Altaylı emniyet sorgusunda, söz konusu yayın ve cümlelerin kendisine ait olduğunu kabul etti ancak cumhurbaşkanını tehdit ve hakaret maksadı olmadığını belirtti. Programlarında tarihi bilgiler ışığında yayın yaptığını söyleyen Altaylı şu ifadeleri kullandı: “Bir araştırma şirketinin yapmış olduğu ankette vatandaşlara Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kaydı Hayat şartı ile cumhurbaşkanlığı yapmasına onay verip vermedikleri sorulmuş, vatandaşların yüzde 70’i de böyle bir Anayasa değişikliğine onay verip vermeyeceklerini söylemişti.” Altaylı bu konu ile ilgili yorumunda Türk halkının Tanzimat’tan bu yana oy kullanarak devlet yönetiminde etkin olmayı sevdiğini belirtti, herhangi bir kişiye kendi isteği ve denetimi dışında devlette üst düzey görev yapma iznini peşinen vermekten hoşlanmadığını söyledi. Türk halkının kendini yönetenlere karşı her zaman eleştirel bir tutum takınabildiğini belirten Altaylı, padişahlık döneminde bile cuma selamlıklarında padişahları eleştirdiğini söyledi. Ayrıca Altaylı, yakın tarihimiz üzerine uzman bilim insanları ile defalarca televizyonlarda entelektüel kimliği ile bu örnekleri ifade ettiğini belirtti. Altaylı “Açıkçası bu tarihi bilgilerden mevcut cumhurbaşkanına bir tehdit algısı çıkabileceği aklımdan dahi geçmezdi” dedi. Duruşmada Neler Oldu? Avukatlar, basın mensupları ve milletvekilleri hızlıca salonda yerlerini aldı. İzleyiciler arasında Celal Şengör, Murat Bardakçı, Faruk Süren, Sezgin Tanrıkulu, Ruşen Çakır, Murat Ağırel, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Şule Aydın ve Timur Soykan gibi isimler yer aldı. Ayrıca Altaylı’nın Galatasaray Lisesi'nden arkadaşları, Galatasaray atkılarıyla duruşma salonunda hazır bulundu. Altaylı’nın savunmasını Av. Emine Rezzan Aydınoğlu, Av. Ömer Teker ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Erinç Sağkan üstlendi. Duruşma savcısı, Altaylı’nın cezalandırılmasını talep ederken Cumhurbaşkanı’nın avukatı da bu talebi destekledi. Fatih Altaylı savunmasında, "Hoşgeldiniz Silivri’ye. İddia makamına 23 gün önce tezini hazırladığı için teşekkür ederim" diyerek başladığı sözlerine, "Benim daha ağır sözlerim beraatle sonuçlandığında görüyoruz" ifadeleri ile ekleme yaptı. Altaylı ayrıca, Cumhurbaşkanı’nın sözlerinden çekinmesi gereken bir tavrının olmadığını belirterek, "Cumhurbaşkanı neden sözlerimden çekinsin, böyle bir çevrem yok" dedi. Ayrıca, "Koruma Dairesi’ne sordum, programda değişiklik olup olmadığını; cevap olumsuzdu. Ciddiye alınacak bir şey söylememişim demek ki" dedi. “Örgüt Üyesi Değilim, Şiddete Başvurmadım” Altaylı şöyle devam etti: "Cumhurbaşkanı İsrail ile bile tartışmış, Mossad’tan çekinmemiş, 15 Temmuz’da İstanbul'a gelmiş. Yani Cumhurbaşkanı korkak değil. Ben örgüt üyesi değilim, şiddet ile işim olmadı, sade biriyim. Cezaevinde olmamdan değil ama fikren haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Şu an huzurunuzda olmaktan utanç duymuyorum ama çok gereksiz buluyorum. Tehdit kastım yoktur, beraatımı talep ediyorum." Savcılık, Altaylı’nın "cumhurbaşkanına tehdit" suçundan 5 yıldan az olmamak kaydıyla hapisten cezalandırılmasını ve tutukluluğun sürdürülmesini istedi. Avukat Metin Sinan Aslan, "Savcılık, Cumhurbaşkanlığına saldıran pilotların dosyalarını örnek olarak vermiş. Bu dosyayla ne alakası var. Ne umuyor savcılık?" dedi. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Avukat Erinç Sağkan ise şöyle konuştu: "Savcılığın iddialarını Altaylı’ya yönelik hukuka aykırılığın bir yansıması olarak gördüm. Savcı, bahis konusunu yanlış yorumlamış, aynı Cumhurbaşkanı başdanışmanının yaptığı gibi. Üzülerek böyle tesbit ediyorum. Anayasamızda hiç kimseye ömür boyu Cumhurbaşkanlığı verilmez. Sadece belirli süreler için yapılabilir. Tutukluluk gerekçeleri sona erdi. Bu cezalandırma ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğüne bir tehditti. Talep edilen ceza haksızdı, ve ilk duruşmada ortadan kaldırılmalıydı. Tahliyeyi talep ediyoruz." Mahkeme heyeti, Altaylı’ya 4 yıl 2 ay hapis cezası verdi. Altaylı’nın tutukluluğu sürdürülecek. Önceki Duruşmada Neler Yaşandı? Altaylı ilk kez 3 Ekim'de hakim karşısına çıktı. Fatih Altaylı savunmasında, "Cumhurbaşkanı’nı tehdit ettiğim iddiasıyla yargılanmak beni şaşırtıyor" dedi. Mahkeme heyeti tutukluluğun devamına karar verdi. Duruşma 26 Kasım’a ertelendi. Duruşma esnasında Fatih Altaylı'nın eşi Hande Altaylı, CHP’den Deniz Atalar, Burhanettin Bulut, Sezgin Tanrıkulu, Ali Gökçek, Utku Çakırözer, Bülent Tezcan; İYİ Parti’den Hakan Şeref Olgun, Selçuk Türkoğlu ve akademisyen Celal Şengör salonu izleyenler arasındaydı. Fatih Altaylı ifadesinde, "Burada olmamın nedeni, insanların çocukları için daha iyi bir dünya isteğim" dedi. Altaylı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın müşteki olduğuna inanmadığını belirterek, "Tarihi bir olay örnek olarak veriyorum. Konuşmamı eksik aktarıyorlar. Ben halkın demokrasiyi sevdiğini söylüyorum. Tarihi bir olay anlattım diye Cumhurbaşkanı mı rahatsız olur?" sorusunu yöneltti. Savcı, Fatih Altaylı’nın tutukluluğunun devamını istedi ve mahkeme bu doğrultuda karar verdi. Altaylı, kanalında çalışanlara yorum, analiz ve kulis haberleri gönderdikten sonra duruşmanın ardından bu faaliyetleri bırakmıştı. Karara Gelen Tepkiler Fatih Altaylı'nın davasında verilen karara gazeteciler, siyasetçiler tepki gösterdi. CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, şu sözleri kullandı: "TCK 106. maddesi tehdit suçunu düzenler; mahkeme bu madde üzerinden hüküm verdi. Suikast veya fiili saldırı gerekçesiyle 10 yıl ceza verildi, ancak 4 yıl 2 aya indirilip tahliye sağlanmadı. Böyle sözlerle Cumhurbaşkanı’na suikast veya fiziki saldırı yapılmaz. Fatih Altaylı 148 gündür tutuklu. Söz ile nasıl suikast olur? Bu dönemde Cumhurbaşkanının davalarındaki beraat ihtimali neredeyse yoktur." Gazeteci Hilal Köylü, "Yok artık! Fatih Altaylı 4 yıl 2 ay hapisle cezalandırılarak tutukluluk kararı verildi" dedi. Ruşen Çakır, "Hepimiz tahliye bekliyorduk, şaşkınız" diye konuştu. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin açıklaması şöyleydi: "Basın Özgürlüğü Ödülü sahibi meslektaşımız Fatih Altaylı'nın ve tutuklu tüm gazetecilerin serbest kalmasını ve tutuksuz yargılanmalarını diliyoruz. Gazetecilik suç değildir. Gazetecilik, halkın haber alma hakkı için yapılır. Bu yüzden gazetecilik, tutukluluk nedeni olmamalıdır. Tüm tutuklu meslektaşlarımızla dayanışma içerisindeyiz." Gazeteci Derya Sazak, "Demokrasi ve özgürlük ihtiyacının olduğu bir dönemde gazetecilerin hapsedilmesi, özgürlük bağlayıcı cezaların verilmesi hukuku lekeliyor" şeklinde yazdı. Türkiye Gazeteciler Sendikası da "Altaylı neden cezaevinde? Gazeteci Fatih Altaylı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik çarpıtılan sözlerden dolayı tutuklu yargılandığı davada ceza aldı. Altaylı’ya, 4 yıl 2 ay hapis cezası verildi ve bir gazetecinin özgürlüğü elinden alındı. Tekrar soruyoruz: Altaylı neden cezaevinde?" diye bir açıklama yaptı. Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, karara sosyal medyadan tepki gösterdi: "Bugün Türk gazeteci Fatih Altaylı ünlü YouTube kanalında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik iddia edilen bir tehdit nedeniyle 4 yıl 2 ay hapis cezası aldı. Bu tamamen saçma; rejimin en ufak eleştiriyi, hatta sadece Türkiye tarihine yapılan basit göndermeleri bile bastırmaya çalışmasının bir başka örneği.”

CHP’nin kurultay davası ertelendi Haber

CHP’nin kurultay davası ertelendi

CHP'nin 38'inci Olağan Kurultayı'nda "birlikte hareket edip, bazı delegelere karşılığında oy kullandırdıkları" iddiasıyla Ekrem İmamoğlu, Cemil Tugay, Rıza Akpolat, Erkan Aydın ve Özgür Çelik'in de aralarında olduğu 12 kişi hakkında "seçim kanununa muhalefet" suçlamasıyla açılan dava, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk duruşmasını gördü. Sanıklar duruşmaya katılmadı ancak taraf avukatları hazır bulundu. CHP avukatı Mehmet Can Keysen ve Lütfü Savaş’ın avukatı Onur Yusuf Üregen, Anayasa Mahkemesi'ne yapılan norm denetimi başvuru süresinin dolmasının beklenmesini ve ardından tarafların savunmalarının alınmasını talep etti. CHP'nin kurultay davası ertelendi Bu taleplerin ardından hakim ara kararı açıkladı. Dosyadaki eksik hususların giderilmesi ve AYM’ye yapılan norm denetimi başvurusunun tamamlanmasının beklenmesine karar verildi, duruşma 13 Ocak’a ertelendi. CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı'na dair "birlikte hareket ederek, bazı delegelere menfaat karşılığında oy kullandırdıkları" iddiasıyla açılan davada, "asliye ceza mahkemesi" ile "ağır ceza mahkemesi" arasındaki "görev" çatışması Anayasa Mahkemesi'ne taşındı. Görevsizlik kararı reddedilen Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi, "görevsizlik" itirazlarına dayanak olan Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili maddesindeki "Adli yargı içerisindeki mahkemeler hakkında verilen görevsizlik kararlarına itiraz edilebilir" hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu düşüncesiyle iptali için AYM'ye başvurmuştu. AYM başvuruyu "davada uygulanacak kural bulunmadığı" gerekçesiyle reddetmişti. AYM’nin ret kararı henüz resmi olarak açıklanmadı. Norm denetimi başvuru süresi nedir? Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nin bekleme gereği duyduğu norm denetimi başvuru süresi, Anayasa Mahkemesi'nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’da, "Anayasa Mahkemesi işin kendisine noksansız gelişinden itibaren 5 ay içinde kararını verir ve açıklar" hükmünü içeriyor. Asliye Ceza Mahkemesi, AYM'nin bu başvuruyu reddetme kararının henüz resmi olarak açıklanmamış olması sebebiyle 5 aylık sürenin dolmasını bekleme kararı aldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.