Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dünya Haberleri

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Dünya Haberleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dünya Haberleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nepal’de sel felaketinde can kaybı 157’ye yükseldi Haber

Nepal’de sel felaketinde can kaybı 157’ye yükseldi

Nepal ile Çin’in Tibet Özerk Bölgesi sınırında bulunan Bhotekoshi Nehri’nde meydana gelen sel felaketinde hayatını kaybedenlerin sayısı 157’ye yükseldi. Bölgede arama ve kurtarma çalışmaları devam ederken, yüzlerce kişiden halen haber alınamadığı bildirildi. Nepal polisi, taşkının ardından yürütülen çalışmalar sırasında çok sayıda cansız bedene ulaşıldığını açıkladı. Kayıp kişiler arasında 28 polis memurunun da bulunduğu belirtildi. Tibet’te de can kaybı yaşandı Çin makamları, Tibet’te sel nedeniyle 3 kişinin hayatını kaybettiğini, yüzlerce kişinin ise kayıp olduğunu duyurdu. Selden en fazla etkilenen bölgelerden Gyirong ilçesinde ekiplerin, arama-kurtarma çalışmalarına ulaşabilmek için kapanan yolları açmaya çalıştığı aktarıldı. Devam eden yağışlar ve bölgede oluşan yoğun çamur tabakasının çalışmaları zorlaştırdığı ifade edildi. 341 yabancı uyruklu kişiden haber alınamıyor Nepal Turizm Bakanlığı'nın açıklamasına göre 341 yabancı uyruklu kişi hâlâ kayıp. Kayıplar arasında ABD, Hindistan, Rusya, Ukrayna, Portekiz, Güney Kore ve İtalya vatandaşlarının bulunduğu bildirildi. Uluslararası bilim insanlarından oluşan bir ekip ise felaketin, dağlık bölgelerdeki bir buzuldan kopan büyük buz kütlesinin yol açtığı ani taşkınla bağlantılı olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Uluslararası yardım seferberliği Afetin ardından bölge ülkeleri ve uluslararası kuruluşlar yardım çalışmalarını hızlandırdı. Çin’in, Tibet’teki acil müdahale ve yardım faaliyetleri için yaklaşık 17 milyon dolarlık afet fonu ayırdığı bildirildi. Hindistan’ın Nepal’e 10 ton insani yardım ve temel tıbbi malzeme göndermesi bekleniyor. Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu'nun (IFRC) Nepal Kızılhaçı'nın acil yardım çalışmalarına destek amacıyla 1,2 milyon dolar kaynak sağlayacağı belirtildi. Avrupa Birliği de bölgeye destek vermeye hazır olduğunu açıklarken, afetin etkilerinin izlenmesi için AB'nin uydu gözlem programı Copernicus sisteminin devreye alındığı ifade edildi. Bölgede olumsuz hava koşullarının sürmesi nedeniyle arama-kurtarma çalışmalarının güçlükle devam ettiği, can kaybı ve kayıp sayısına ilişkin tablonun netleşmesi için çalışmaların sürdüğü bildirildi.

Kanada’dan ABD’ye 20 Milyar Dolarlık Misilleme: 700’den Fazla Ürüne Yeni Tarife Haber

Kanada’dan ABD’ye 20 Milyar Dolarlık Misilleme: 700’den Fazla Ürüne Yeni Tarife

Kanada hükümeti, ABD ile tırmanan ticaret gerilimine karşı yeni gümrük vergilerini açıkladı. 8 Eylül’de yürürlüğe girmesi planlanan düzenleme kapsamında, yaklaşık 20 milyar dolar değerindeki 700’den fazla ABD menşeli ürüne yüzde 15 ila yüzde 50 arasında değişen misilleme tarifeleri uygulanacak. Kanada ile ABD arasındaki ticaret anlaşmazlığı yeni bir aşamaya taşındı. Kanada hükümeti, Washington yönetiminin Kanada ürünlerine yönelik tarifeleri artırmasının ardından ABD'den ithal edilen çok sayıda ürüne ek gümrük vergisi getirme kararı aldı. Kanada Maliye Bakanı François-Philippe Champagne, diğer hükümet üyeleriyle düzenlediği basın toplantısında, yeni tarifelerin 8 Eylül itibarıyla uygulanmaya başlanacağını duyurdu. 700’den fazla ABD ürünü hedefte Yeni misilleme tarifeleri kapsamında ABD'den Kanada'ya ithal edilen 700’den fazla ürün hedef alınacak. Düzenlemenin toplam ticaret hacminin yaklaşık 20 milyar dolar seviyesinde olduğu belirtildi. Tarifelerin oranı ürün grubuna göre değişecek. Çelik, süt ürünleri, beyaz eşya, tarım makineleri, kağıt ve elektronik ürünlerinde yüzde 15, 25 ve 50 arasında değişen oranlarda ek vergi uygulanacak. Bazı alüminyum ürünleri, mobilya ve giyim ürünlerinde ise tarife oranının yüzde 50'ye kadar çıkacağı bildirildi. Beyaz eşya, peynir ve diğer bazı süt ürünleri, balık ve deniz ürünleri ile belirli çelik ve alüminyum ürünleri için yüzde 25 oranında vergi uygulanması planlanıyor. ABD menşeli otomobillere yönelik Kanada'nın daha önce yürürlüğe koyduğu karşı tarifelerin ise devam edeceği açıklandı. Kanada: Ekonomik egemenlik pazarlık konusu değil Maliye Bakanı Champagne, ABD'nin uyguladığı tarifelerin Kanada'daki çalışanlar, şirketler ve yerel topluluklar üzerinde etkiler oluşturduğunu belirtti. Kanada'nın ticaret anlaşmazlığını başlatan taraf olmadığını savunan Champagne, ülkesinin buna karşılık vermek zorunda kaldığını ifade etti. Champagne, ekonomik ilişkilerin karşılıklı fayda sağlayan bir ortaklık yerine baskı aracı olarak kullanılmasına karşı olduklarını belirterek, “Ekonomik egemenliğimizi korumak müzakere konusu değil” mesajını verdi. İşletmelere 5,4 milyar dolarlık destek Kanada hükümeti, ABD tarifelerinden etkilenen çalışan ve işletmeleri desteklemek amacıyla yaklaşık 5,4 milyar dolarlık yeni bir paket de açıkladı. Yetkililer, karşılıklı tarifelerin bazı sektörlerde işletmelerin maliyetlerini ve tüketici fiyatlarını artırabileceğini kabul ederken, düzenlemelerin Kanada ekonomisi üzerindeki genel etkisinin sınırlı kalmasının beklendiğini belirtti. Hükümetin 2025'in başından bu yana ABD tarifelerinin etkilerini azaltmak amacıyla sağladığı toplam desteğin ise 21,7 milyar doları aştığı bildirildi. Kanadalılara yerli ürün çağrısı Kanada Sanayi Bakanı Melanie Joly, ticaret geriliminin etkilerini azaltmak için vatandaşlara yerli ürünleri tercih etme çağrısında bulundu. Joly, ABD'nin ticaret politikalarına karşı Kanada'da bir “direniş hareketinin” başlatıldığını ifade etti. Çalışma ve Aile Bakanı Patty Hajdu ise tarifelerin ekonomik belirsizliği artırdığını söyledi. Hajdu, gümrük vergilerinin yalnızca şirketleri değil, vatandaşların günlük ekonomik kararlarını da etkilediğine dikkat çekti. Hajdu'ya göre belirsizlik, vatandaşların yatırım yapma, ev satın alma, tatile çıkma veya işletmelerini büyütme gibi konularda karar vermelerini zorlaştırıyor. Ticaret savaşı yeniden sertleşiyor Kanada'nın yeni misilleme kararı, iki ülke arasında devam eden ticaret müzakerelerinin sonuçsuz kalmasının ardından geldi. ABD yönetiminin Kanada ürünlerine uyguladığı tarifeleri artırması sonrasında Ottawa'nın da kapsamlı bir karşılık vermesi, Kuzey Amerika'daki ticaret geriliminin yeniden tırmandığını gösteriyor. Yeni tarifelerin 8 Eylül'de yürürlüğe girmesiyle birlikte ABD ve Kanada arasındaki ticaret ilişkilerinde özellikle çelik, alüminyum, tarım, beyaz eşya ve tüketim ürünleri sektörlerinde yeni maliyet baskılarının oluşması bekleniyor.

Hürmüz Boğazı’nda Yeni Dönem: İran ve Umman Geçici Deniz Koridoru İçin Anlaştı Haber

Hürmüz Boğazı’nda Yeni Dönem: İran ve Umman Geçici Deniz Koridoru İçin Anlaştı

İran ve Umman, Hürmüz Boğazı’nda güvenli deniz ulaşımının yeniden sağlanması amacıyla aşamalı bir çerçeve üzerinde mutabakata vardı. Plan kapsamında geçici ortak denizcilik koridoru oluşturulması ve boğazdaki mayınların temizlenmesi için ortak çalışma yürütülmesi öngörülüyor. İran ile Umman, küresel enerji taşımacılığı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin yeniden güvenli şekilde yürütülmesi için önemli bir adım attı. Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi’nin Tahran ziyareti sırasında İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından iki ülke, geçici bir denizcilik koridoru oluşturulmasını içeren aşamalı bir çerçeve üzerinde ilerleme sağladı. İki ülkenin ortak açıklamasında, güvenli seyrüseferin yeniden başlatılması için teknik çalışmaların sürdürüleceği belirtildi. Hürmüz’de geçici koridor oluşturulacak İran ve Umman tarafından üzerinde çalışılan düzenlemenin temel unsurlarından biri, Hürmüz Boğazı üzerinden ortak geçici bir denizcilik koridoru oluşturulması. Taraflar ayrıca boğazdaki mayınların temizlenmesine yönelik ortak bir projenin uygulanması konusunda da mutabakata vardı. Bu adımların, son dönemde bölgede yaşanan çatışmaların deniz ulaşımı üzerindeki etkilerini azaltması ve ticari gemilerin daha güvenli şekilde seyretmesini sağlaması hedefleniyor. Umman Dışişleri Bakanı Busaidi, görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada geçici koridorun ve güvenli deniz ulaşımına yönelik pratik düzenlemelerin kısa süre içinde duyurulmasını umduğunu belirtti. Kalıcı güzergah için müzakereler devam edecek İki ülke arasındaki anlaşma yalnızca geçici koridorla sınırlı kalmayacak. İran ve Umman, kalıcı bir denizcilik koridorunun oluşturulması ve Hürmüz Boğazı'nın gelecekteki yönetimine ilişkin düzenlemeler üzerinde teknik görüşmeleri sürdürme kararı aldı. Plan kapsamında bilgi paylaşımı, deniz trafiğinin yönetimi ve ilgili denizcilik ile güvenlik hizmetlerinin sağlanmasına yönelik ortak bir mekanizma oluşturulması da gündemde. Taraflar ayrıca Körfez sularına kıyısı bulunan diğer bölge ülkeleriyle ortak görüşmeler yapılmasının önemine dikkat çekti. Ortak açıklamada uluslararası hukuka uyulması ve kıyı devletlerinin egemenlik haklarına saygı gösterilmesi gerektiği vurgulandı. Haftalardır teknik görüşmeler yürütülüyordu İran ve Umman arasında Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin nasıl düzenleneceğine ilişkin görüşmeler haftalardır devam ediyordu. İran Dışişleri Bakanlığı daha önce müzakerelerde ilerleme sağlandığını ve iki ülkenin gemilerin kullanacağı güzergâh konusunda bir harita üzerinde anlaşmaya yaklaştığını açıklamıştı. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi de geçici düzenlemeye ilişkin teknik görüşmelerin sürdüğünü belirtmişti. Umman ise haziran ayında Uluslararası Denizcilik Örgütü ile koordinasyon halinde, Hürmüz Boğazı'ndan geçiş için geçici bir denizcilik koridoru seçeneğinin oluşturulduğunu duyurmuştu. Geçici düzenleme henüz nihai çözüm değil İran ve Umman'ın ortak açıklaması, Hürmüz Boğazı'nda deniz ulaşımının tamamen normale döndüğü anlamına gelmiyor. Taraflar, geçici koridorun ardından kalıcı bir sistem üzerinde çalışmaya devam edecek. Ortak açıklamada geçici koridorun kesin coğrafi güzergahı ve daha önce gündeme gelen geçiş düzenlemelerinin tüm ayrıntıları açıklanmadı. Bu nedenle yeni düzenlemenin, boğazdaki deniz trafiğinin uzun vadeli yönetimine ilişkin müzakerelerin ilk aşaması olduğu değerlendiriliyor. Geçiş ücretleri konusunda netlik yok İran'ın daha önce Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemiler için çeşitli hizmet ve geçiş ücretleri üzerinde çalıştığı yönünde açıklamalar yapılmıştı. Ancak İran ve Umman'ın son ortak açıklamasında belirli bir ücret oranına yer verilmedi. Umman ise daha önce Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ulaşımının uluslararası hukuk ve seyrüsefer özgürlüğü ilkeleri çerçevesinde sürdürülmesini savunmuştu. Dolayısıyla geçici koridorun uygulanmasıyla birlikte ücretlendirme, güvenlik hizmetleri ve gemi trafiğinin yönetimi gibi başlıkların da ilerleyen teknik görüşmelerde netleşmesi bekleniyor. Hürmüz Boğazı neden önemli? Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi ile Umman Körfezi'ni birbirine bağlayan ve dünya enerji ticareti açısından stratejik öneme sahip bir deniz geçiş noktası. Boğazda güvenli deniz ulaşımının yeniden sağlanmasına yönelik İran-Umman mutabakatı, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkiler açısından değil, küresel enerji ve deniz taşımacılığı açısından da yakından takip ediliyor. İran ve Umman'ın yeni düzenlemeyi uygulamaya koymasının ardından, bölgedeki diğer kıyı ülkeleriyle yapılacak görüşmelerin ve kalıcı denizcilik sistemine ilişkin teknik müzakerelerin sürecin geleceğini belirlemesi bekleniyor.

Tunus açıklarında göçmen teknesi battı: 8 kişi hayatını kaybetti, 6 kişi kayıp Haber

Tunus açıklarında göçmen teknesi battı: 8 kişi hayatını kaybetti, 6 kişi kayıp

Tunus’un güneydoğusundaki Zarzis açıklarında göçmenleri taşıyan bir teknenin batması sonucu 8 kişi hayatını kaybetti, 6 kişi kayboldu. Teknede bulunan 15 kişiden yalnızca 1 kişinin kurtarıldığı bildirildi. Tunus Ulusal Muhafızları, olayın cuma gecesi Zarzis kıyılarının yaklaşık 25 kilometre açığında meydana geldiğini açıkladı. Arama-kurtarma ekiplerinin çalışmaları sonucunda cumartesi günü 3, pazar günü ise 5 kişinin cansız bedenine ulaşıldı. Kayıp 6 kişiyi bulmak için arama çalışmalarının sürdüğü belirtildi. Kayıp göçmenler için gösteri düzenlendi Teknede bulunan 14 kişinin Libya sınırındaki Ben Guerdane kentinden olduğu bilgisi üzerine bölgede protesto gösterisi düzenlendi. Cumartesi gecesi gerçekleştirilen eylemde göstericiler bazı yolları trafiğe kapatırken, araç lastiklerini ateşe verdi. Göstericilerin, denizde kaybolan kişilerin bulunması ve olayın aydınlatılması yönünde tepki gösterdiği belirtildi. Tunus, Avrupa'ya geçişte önemli güzergahlardan biri Tunus kıyıları, İtalya'ya bağlı Lampedusa Adası'na yaklaşık 145 kilometre mesafede bulunuyor. Bu coğrafi konum nedeniyle Tunus, Avrupa'ya ulaşmaya çalışan düzensiz göçmenlerin kullandığı başlıca rotalardan biri olarak öne çıkıyor. Uluslararası Göç Örgütü (IOM) verilerine göre, 2026'nın ilk dört ayında Orta Akdeniz güzergahında en az 914 göçmen hayatını kaybetti veya kayboldu. Kurum, bu sayının geçen yılın aynı dönemine göre iki kattan fazla arttığını bildirdi. AB ile göç anlaşması yapılmıştı Tunus ile Avrupa Birliği arasında 2023 yılında 255 milyon avro değerinde bir anlaşma imzalanmıştı. Anlaşma kapsamında sağlanan finansmanın yaklaşık yarısının düzensiz göçle mücadele ve Tunus'un göçmen teknelerinin Avrupa'ya hareketini engelleme kapasitesinin artırılması amacıyla kullanılması öngörülmüştü. Zarzis açıklarındaki son tekne faciası, Orta Akdeniz'de göçmenlerin karşı karşıya kaldığı ölümcül yolculukları bir kez daha gündeme getirdi.

ABD-Kanada ticaret gerilimi tırmanıyor: Trump yönetiminden sert mesaj Haber

ABD-Kanada ticaret gerilimi tırmanıyor: Trump yönetiminden sert mesaj

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi ile Kanada arasındaki ticaret gerilimi yeni bir aşamaya taşındı. Washington, Kanada’yı ticaret savaşını büyütmemesi konusunda uyarırken, iki ülke karşılıklı gümrük vergileri üzerinden yeniden karşı karşıya geldi. ABD ile Kanada arasında yürütülen müzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından Washington, Kanada’dan ithal edilen bazı ürünlere yüzde 50 oranında gümrük vergisi uygulamaya başladı. Söz konusu tarifelerin yaklaşık 20 milyar dolar değerindeki Kanada ürününü kapsadığı ve bunların Kanada’nın ABD’ye yaptığı toplam ihracatın yaklaşık yüzde 5,5’ine karşılık geldiği belirtildi. Kanada yönetimi ise ABD’nin kararına karşılık verme hazırlığında olduğunu duyurdu. Ottawa, 8 Eylül’den itibaren ABD menşeli çelik ve süt ürünlerine yeni gümrük vergileri uygulanacağını açıkladı. ABD'den Kanada'ya "ticaret savaşı" uyarısı ABD Ulaştırma Bakanı Sean Duffy, Kanada'nın Washington ile ticaret savaşını tırmandırması halinde ekonomik açıdan daha fazla zarar göreceğini savundu. Duffy, Kanada'nın ABD ile ticaretten elde ettiği ekonomik faydanın, ABD'nin Kanada ile ticaretinden sağladığı kazanımdan daha yüksek olduğunu öne sürerek Ottawa'nın bu mücadelede Washington'a karşı üstünlük sağlayabileceğini düşünmesini eleştirdi. ABD'li Bakan ayrıca Kanada Başbakanı Mark Carney'nin kısa süre içerisinde yeniden müzakere masasına dönmesini beklediğini söyledi ve mevcut tablonun Kanada ekonomisi açısından ağır sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Carney: "Bize saldırıldı" Kanada Başbakanı Mark Carney ise ABD'nin yeni tarifelerine sert tepki gösterdi. Carney, Washington'ın kararını bir saldırı olarak nitelendirerek Kanada'nın buna karşılık vermek zorunda olduğunu belirtti. Kanada yönetimi bu kapsamda ABD ürünlerine yönelik yeni vergileri devreye sokmaya hazırlanırken, iki ülke arasındaki ticaret anlaşmazlığının daha da büyümesi ihtimali gündeme geldi. Trump'tan Kanada'ya sert eleştiri ABD Başkanı Donald Trump da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Kanada'nın ABD ile ilişkilerinden önemli ekonomik kazanımlar elde ettiğini savundu. Trump, Kanada'nın ABD'nin bir eyaleti olmadan Washington'dan faydalanmak istediğini ileri sürerken, Kanada'nın uzun süredir ABD'li çiftçilere yüksek vergiler uyguladığını belirtti. Karşılıklı tarife kararları, ABD ile Kanada arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir gerilim başlatırken, gözler iki ülkenin yeniden müzakere masasına dönüp dönmeyeceğine çevrildi.

Trump’tan İran’a “Eşi benzeri görülmemiş boyutta bir ekonomik operasyon olacak” tehdidi Haber

Trump’tan İran’a “Eşi benzeri görülmemiş boyutta bir ekonomik operasyon olacak” tehdidi

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik eşi benzeri görülmemiş boyutta bir "ekonomik operasyon" ilan ettiğini belirtti. Trump, Tahran yönetimine destek veren ülkelerin, şirketlerin ve finans kuruluşlarının da ağır ekonomik yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İran’a anlaşma için fırsat sunduğunu ancak Tahran’ın bu fırsatı değerlendirmediğini savundu. Bunun üzerine Washington’ın şimdiye kadar herhangi bir ülkeye karşı uygulanmış en kapsamlı ekonomik baskı politikalarından birini hayata geçireceğini söyledi. Trump, yeni dönemi “eşi benzeri görülmemiş ölçekte ekonomik savaş ve izolasyon” olarak tanımladı. İran’a ekonomik destek sağlayan ülkeler hedefte ABD Başkanı, yalnızca İran yönetimini değil, Tahran’ın ekonomik bağlantılarını sürdüren üçüncü ülkeleri de hedef aldı. Trump; finans kuruluşları, şirketler, havalimanları ve devlet kurumları üzerinden İran’a ekonomik kaynak aktarılmasına izin veren ülkelerin ciddi ekonomik sonuçlarla karşılaşacağını belirtti. Özellikle İran'ın gelir elde etmesini sağlayan petrol ticareti, nakit transferleri, döviz işlemleri, gemi sicilleri ve paravan şirketler Washington’ın merceğinde olacak. Bu yaklaşım, ABD'nin İran'a yönelik yaptırım politikasında yalnızca Tahran'ı değil, İran ekonomisinin uluslararası bağlantılarını da baskı altına alma hedefinin güçlendiğini gösteriyor. Washington’dan “ekonomik kuşatma” mesajı Trump’ın açıklaması, ABD Hazine Bakanlığının İran’ın ekonomik kaynaklarını sınırlandırmaya yönelik son dönemdeki girişimlerinin devamı niteliğinde. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de 14 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, Washington’ın İran’a yönelik politikalarının dünya ekonomisinin daha önce görmediği ölçekte bir izolasyon oluşturacağını savunmuştu. Yeni hamlenin, Birleşik Arap Emirlikleri’nin İran’la ekonomik işlemlerini durdurma kararı sonrasında gelmesi de dikkat çekti. Böylece Washington’ın İran’ın bölgesel ticaret ve finans ağlarını daraltma çabası daha geniş bir ekonomik baskı kampanyasına dönüşüyor. Trump: İran nükleer silaha sahip olamayacak Trump açıklamasında İran’ın nükleer kapasitesine de değindi. ABD Başkanı, İran’ın hiçbir koşulda nükleer silaha sahip olmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Trump ayrıca müttefiklerinden Washington ile birlikte hareket etmelerini istedi. İran’ın bölgesel ve küresel ölçekte tehdit oluşturduğunu savunan ABD Başkanı, uygulanan ekonomik önlemlerin Tahran’ın dış kaynaklara erişimini ve bölgesel faaliyetlerini sınırlandıracağını ileri sürdü. Bu açıklamalar, ekonomik yaptırımların Washington açısından yalnızca İran ekonomisini hedefleyen bir araç değil, aynı zamanda İran’ın askeri ve bölgesel kapasitesini sınırlandırma stratejisinin bir parçası olarak görüldüğüne işaret ediyor. Hürmüz Boğazı’nda petrol trafiği geriledi ABD ile İran arasındaki çatışmaların etkisi enerji piyasalarında da hissediliyor. Yaklaşık altı aydır devam eden savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği önemli ölçüde yavaşladı. Trump, gemilerin boğazdan geçişlerini sürdürdüğünü belirtse de uluslararası basına yansıyan verilere göre Hürmüz’den taşınan petrol miktarı savaş öncesi seviyelerin yaklaşık yarısına kadar geriledi. Dünya petrol ticaretinin önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki hareketliliğin azalması, çatışmanın yalnızca İran ve ABD arasındaki askeri dengeleri değil, küresel enerji arzını da doğrudan etkilediğini gösteriyor. Ekonomik baskı yeni bir cephe açabilir Trump’ın son açıklamasıyla birlikte İran’a yönelik mücadelenin askeri boyutunun yanında finans, enerji ve uluslararası ticaret alanlarında daha sert bir döneme girmesi bekleniyor. Washington’ın İran’la ekonomik ilişkilerini sürdüren üçüncü ülkeleri de tehdit etmesi, önümüzdeki dönemde ABD ile İran arasındaki çatışmanın doğrudan taraflar arasındaki bir mücadele olmaktan çıkıp daha geniş bir ekonomik baskı ağına dönüşebileceği mesajını veriyor.

İsrail’den Suriye’ye Türkiye uyarısı: “Güvenlik mutabakatı ihlal edilmek üzere” Haber

İsrail’den Suriye’ye Türkiye uyarısı: “Güvenlik mutabakatı ihlal edilmek üzere”

İsrail Başbakanlık Ofisi, Suriye’nin Türkiye’nin Halep yakınlarında bir hava üssüne asker konuşlandırmasına izin vermesinin, iki ülke arasında mevcut güvenlik düzenine ilişkin mutabakatı ihlal etme riski taşıdığını açıkladı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, Şam yönetiminin söz konusu askeri konuşlanmanın İsrail açısından tehdit oluşturabileceği yönündeki uyarılara rağmen adım attığı öne sürüldü. Açıklamada, İsrail’in güvenliğine yönelik tehditleri kabul etmeyeceği belirtilirken, daha önce üzerinde uzlaşılan güvenlik düzenine dönülmesinin olumlu karşılanacağı ifade edildi. İsrail, Ebu el-Zuhur Havaalanı’nı hedef aldı İsrail’in açıklaması, İsrail ordusunun 18 Ağustos’ta Suriye’nin İdlib ilindeki Ebu el-Zuhur Havaalanı’na düzenlediği hava saldırısının ardından geldi. İsrail, operasyonun temel amacının Türkiye’nin havaalanına askeri güç konuşlandırmasını önlemek olduğunu savundu. Havaalanına en az sekiz saldırı düzenlendiği, pist ve bazı tesislerde hasar meydana geldiği bildirildi. Saldırıda can kaybı yaşanmadığı aktarıldı. Saldırı Türkiye, Suriye ve ABD tarafından tepkiyle karşılandı. ABD’den İsrail’e “gerilimi tırmandırmayın” mesajı ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, saldırıyı “gereksiz bir gerilim tırmanışı” olarak değerlendirdi. Barrack, Suriye’deki yeni yönetimin saldırgan bir tutum izlemediğini ve gerilimi düşürmeye yönelik adımlar attığını savundu. ABD’li temsilci, bölgedeki sorunların askeri yöntemler yerine diplomasi yoluyla çözülmesi çağrısında bulundu. Türk heyeti saldırıdan önce havaalanındaydı Suriye’deki yerel kaynaklara göre İsrail saldırısı, Türk askeri heyetinin Ebu el-Zuhur Havaalanı’nı ziyaret etmesinden kısa süre sonra gerçekleşti. Heyetin havaalanındaki onarım çalışmaları kapsamında incelemelerde bulunduğu belirtildi. Suriye resmi medyası ise saldırılar sırasında piste sekiz füzenin isabet ettiğini ve maddi hasar meydana geldiğini bildirdi. Suriye Dışişleri Bakanlığı saldırıyı “haksız bir saldırı” olarak nitelendirerek uluslararası topluma İsrail’e tepki gösterme çağrısında bulundu. Türkiye de saldırıyı Suriye’nin egemenliğinin ihlali olarak kınadı. Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığı gerilimin yeni başlığı Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinin ardından İsrail, Suriye’deki askeri hedeflere yönelik operasyonlarını sürdürürken Golan Tepeleri çevresindeki askeri varlığını da genişletti. Buna karşın İsrail ile Suriye arasında ABD’nin arabuluculuğunda güvenlik ve sınır konularına ilişkin temaslar devam ediyor. Ocak 2026’da siyasi diyaloğun yeniden başladığı açıklanmıştı. Son gelişmeyle birlikte Türkiye’nin Suriye’deki askeri faaliyetleri, İsrail’in güvenlik kaygıları ve Şam yönetiminin egemenlik politikası arasındaki gerilim yeniden öne çıktı. Washington’ın ise Türkiye, İsrail ve Suriye arasında yanlış anlaşılmaları ve olası askeri karşılaşmaları önlemek amacıyla yeni bir çatışmasızlık ve koordinasyon mekanizması oluşturulması için girişimlerde bulunduğu belirtiliyor.

Trump’tan Umman’a Hürmüz Boğazı Tehdidi Haber

Trump’tan Umman’a Hürmüz Boğazı Tehdidi

Fox News’in aktardığına göre ABD Başkanı Donald Trump, Umman’ın ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki faaliyetlerini engellemesi durumunda ülkeyi bombalamakla tehdit etti. Trump’ın ayrıca İran Devrim Muhafızları yetkilileriyle gizli iletişim kanallarının bulunduğunu ve Hamas ile de farklı kanallar üzerinden görüştüklerini söylediği belirtildi. Fox News muhabiri Trey Yingst’in aktardığına göre Trump, Umman’ın ABD’nin faaliyetlerine müdahale etmesi halinde, “Onları fena halde bombalarız” ifadelerini kullandı. İran’la gizli iletişim kanalları Trump, İran Devrim Muhafızları Ordusu yetkilileriyle gizli iletişim kanallarının bulunduğunu söyledi. İran’ın elindeki ABD yapımı mühimmatın yalnızca küçük bir bölümünü kullandığını öne süren Trump, Tahran’ın çok sayıda orta seviyeli silaha sahip olduğunu savundu. İran’la yaşanan gerilime ilişkin Trump, “Acelem yok” derken, Tahran yönetiminin teslim olması gerektiğini ifade etti. ABD'nin deniz ablukasının İran üzerinde ekonomik baskı oluşturduğunu ve İran’ın bu konuda blöf yaptığını ileri sürdü. Hamas ile de iletişim Trump, Hamas ile farklı kanallar üzerinden iletişim kurulduğunu da açıkladı. Hamas’ın silah bırakacağını öne süren Trump, İsrail’in Gazze’ye saldırı düzenlememesi gerektiğini söyledi. İsrail’de ekim ayında yapılması planlanan seçimlere ilişkin de konuşan Trump, seçimlerin dışında kalmasının kendisi açısından daha uygun olacağını ancak adaylardan birini destekleyebileceğini belirtti. Hürmüz Boğazı gerilimi Haberde aktarılan gelişmelere göre İran ile ABD arasındaki gerilim, Hürmüz Boğazı çevresinde yeniden tırmanmış durumda. İran, ABD’nin mutabakat kapsamında verdiği taahhütleri yerine getirmediğini savunurken, Washington ise boğazdaki geçişler için Umman kara sularından alternatif bir rota belirledi. İran'ın geçişleri kısıtlamasının ardından bölgede çatışmalar yaşanırken, İran ve Umman'ın Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin güvenli şekilde sürdürülmesi ve gemilerin geçiş güzergâhlarının belirlenmesi amacıyla yeniden görüşmelere başladığı aktarıldı.

BM'den Türkiye'deki çözüm sürecine destek: “Atılan tüm adımları teşvik ediyoruz” Haber

BM'den Türkiye'deki çözüm sürecine destek: “Atılan tüm adımları teşvik ediyoruz”

Birleşmiş Milletler, TBMM'de kabul edilen çözüm sürecine ilişkin yasal düzenlemeyi memnuniyetle karşıladı. BM Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, Türkiye'nin PKK dahil Kürt gruplarla barışın sağlanmasına yönelik attığı adımları desteklediklerini açıkladı. Birleşmiş Milletler (BM), Türkiye'de Kürt sorununa ilişkin yürütülen çözüm sürecinde TBMM'den geçen yasal düzenlemeye ilişkin değerlendirmede bulundu. BM Genel Sekreter Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, Türkiye'nin barış sürecine yönelik attığı adımları yakından takip ettiklerini ve desteklediklerini söyledi. Haq, Rûdaw'ın sorularını yanıtlarken, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Türkiye'deki sürece ilişkin yaklaşımını değerlendirdi. BM'den çözüm sürecine destek mesajı Farhan Haq, Türkiye'de yürütülen sürecin gelişimine paralel olarak durumu değerlendirmeye devam ettiklerini belirtti. Haq, Türkiye hükümetinin PKK dahil Kürt gruplarla barışın sağlanmasına yönelik attığı adımlara ilişkin, “Sürecin ilerlemesine paralel olarak durumu değerlendiriyoruz. Ancak elbette, Türkiye hükümetinin PKK dahil Kürt gruplarla barışı sağlamak için ileriye dönük attığı tüm adımları teşvik ediyoruz” ifadelerini kullandı. BM'nin açıklaması, TBMM'de kabul edilen yasal düzenlemenin ardından uluslararası kuruluşlardan gelen ilk önemli değerlendirmelerden biri olarak öne çıktı. TBMM'de çözüm süreci yasası kabul edildi Ankara'daki gelişmelerin ardından TBMM Genel Kurulu'nda çözüm sürecine ilişkin 12 maddelik yasa tasarısı oylanarak kabul edildi. Verilen bilgilere göre oylamaya 563 milletvekili katıldı. Tasarı 467 evet, 87 hayır ve 7 çekimser oyla kabul edilerek yasalaştı. Yasal düzenlemeyle birlikte Türkiye'de terörün sona erdirilmesi, silahların bırakılması ve kalıcı barışın sağlanmasına yönelik sürecin yeni bir aşamaya taşınması hedefleniyor. Sürecin yeni aşamasında gözler silah bırakma adımlarında Yasanın kabul edilmesinin ardından sürecin nasıl uygulanacağına ilişkin ayrıntılar da gündeme gelmeye başladı. Paylaşılan bilgilere göre, sürecin önemli başlıklarından birini PKK'nin silah bırakmasına ilişkin 10 maddelik yol haritasıoluşturuyor. Söz konusu yol haritasının, silah bırakma sürecinin aşamalarını ve izlenecek yöntemi ortaya koyması bekleniyor. Ancak verilen kaynak metinde yol haritasının 10 maddesinin tamamına ilişkin ayrıntılar yer almıyor. BM süreci yakından takip ediyor Birleşmiş Milletler'in açıklaması, Türkiye'deki gelişmenin yalnızca iç siyasette değil, uluslararası alanda da yakından takip edildiğini gösterdi. BM Sözcü Yardımcısı Farhan Haq'ın açıklamasında özellikle barışın sağlanmasına yönelik adımların teşvik edildiği vurgulandı. Bununla birlikte BM'nin sürecin ilerleyişini aşamalara göre değerlendirmeye devam edeceği belirtildi. TBMM'de yasal düzenlemenin kabul edilmesiyle birlikte bundan sonraki süreçte uygulama aşaması önem kazanacak. Özellikle silah bırakma, güvenlik, siyasi düzenlemelerin uygulanması ve toplumsal mutabakat başlıkları sürecin geleceği açısından belirleyici olacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.