Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Donald Trump

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Donald Trump haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Donald Trump haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD, İran'ın güneyindeki çeşitli hedeflere hava saldırıları düzenledi. Haber

ABD, İran'ın güneyindeki çeşitli hedeflere hava saldırıları düzenledi.

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), birliklerinin bölge sularında mayın döşeyen küçük sürat teknelerini hedef alan çok sayıda hava saldırısı düzenlediğini, ayrıca ABD füzelerinin İran'ın mobil füze fırlatma rampalarını da hedef aldığını açıkladı. İran'da, sosyal medyada birçok kişi Bandar Abbas şehrinde çok sayıda şiddetli patlama sesi duyduklarını bildirdi. CENTCOM yaptığı açıklamada, bunun "ABD güçlerini İran güçlerinin oluşturduğu tehditlerden korumayı" amaçlayan savunma amaçlı bir askeri harekat olduğunu belirtti. Bu saldırılarla ilgili bilgiler AP, CNN ve Reuters haber ajansları tarafından doğrulandı. Aynı zamanda, bu bilgiler CENTCOM Sözcüsü Deniz Albayı Tim Hawkins tarafından da açıklandı. Hawkins, ABD Donanmasının savunma önlemlerine devam ettiğini ancak ABD ile İran arasında devam eden barış görüşmeleri nedeniyle itidal gösterdiğini belirtti. Bu arada, ABD ve İran dolaylı ve bazı doğrudan kanallar aracılığıyla teklif alışverişine devam ediyor. Başkan Donald Trump yakın zamanda müzakerelerin "iyi ilerlediğini" ve iki tarafın çoğu konuda anlaşmaya vardığı bir mutabakat zaptına ulaştığını belirtti. Ancak iki taraf henüz anlaşmayı nihai hale getirmedi. Özellikle, iki taraf birkaç önemli konuda henüz uzlaşmaya varamadı. Washington, İran'ın nükleer programını önemli ölçüde kısıtlamak istiyor, ancak Tahran bu talebe tam olarak boyun eğmedi. Ayrıca, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, yaptırımların kısmen kaldırılması ve dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması konularında da anlaşmazlık yaşıyorlar.

Trump : Kaybedenlere kulak asmayın, en iyi anlaşmayı ben yapacağım Haber

Trump : Kaybedenlere kulak asmayın, en iyi anlaşmayı ben yapacağım

Obama dönemindeki nükleer anlaşmayı "nükleer silaha giden açık bir yol" olarak tanımlayan Trump, kendisinin "iyi ve doğru" bir anlaşmaya imza atacağını savundu. ABD Başkanı Donald Trump, İran ile Washington arasında devam eden diplomatik trafik ve anlaşma taslağına yönelik gelen tepkiler üzerine sessizliğini bozdu. "Obama İran’a nakit para verip yolu açtı" Bugün yaptığı paylaşımda Trump, 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmayı hedef aldı. Trump, "İran ile bir anlaşma yaparsam bu iyi ve doğru bir anlaşma olacak; Obama'nın yaptığı gibi İran'a yüklü miktarda nakit para verip nükleer silaha giden yolu ardına kadar açan bir anlaşma olmayacak" ifadelerini kullandı. "Kimse ne olduğunu bilmiyor" Trump, halihazırda yürütülen müzakerelerin içeriğine dair eleştiri getirenlerin henüz taslağı görmediğini belirtti. Anlaşmanın henüz tamamlanmadığını vurgulayan ABD Başkanı, "Yeni anlaşma eskisinin tam tersi olacak. Henüz kimse onu görmedi veya ne olduğunu bilmiyor. Hatta üzerinde tam olarak müzakere bile edilmedi" diyerek sürecin devam ettiğine işaret etti. Eleştirenlere "kaybedenler" yakıştırması Kendi müzakere stratejisine yönelik şüpheleri "kaybedenlerin yaygarası" olarak nitelendiren Trump, şu sert ifadeleri kullandı: "Bu yüzden o kaybedenlere kulak asmayın; hakkında hiçbir şey bilmedikleri bir şeyi eleştiriyorlar. Bu sorunu yıllar önce çözmesi gereken benden öncekilerin aksine, ben kötü bir anlaşma yapmayacağım."

Trump’tan İran mesajı: Anlaşma olana kadar abluka sürecek Haber

Trump’tan İran mesajı: Anlaşma olana kadar abluka sürecek

Donald Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, Tahran yönetimi ile yürütülen diplomatik süreç ve nükleer pazarlıklara ilişkin mesajlar verdi. Trump, kendi dönemindeki müzakerelerin, Barack Obama dönemindeki anlaşmanın "tam aksine" profesyonelce yürütüldüğünü iddia etti. "Obama dönemi bir felaketti" Eski Başkan Barack Obama ve yönetimini "amatörlükle" suçlayan Trump, 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmayı (JCPOA) "ülkemizin şimdiye kadar yaptığı en kötü anlaşmalardan biri" olarak nitelendirdi. Trump, o dönemki anlaşmanın İran’ın nükleer silah geliştirmesine doğrudan yol açtığını savundu. "Zaman bizim lehimize, acele etmiyoruz" İran ile mevcut müzakerelerin düzenli bir şekilde ilerlediğini belirten Trump, temsilcilerine "acele etmemeleri" yönünde talimat verdiğini söyledi. "Zaman bizim tarafımızda" diyen Trump, sürecin her iki taraf için de doğru şekilde sonuçlanması gerektiğini ve hata payına yer olmadığını ifade etti. Abluka ve nükleer silah kırmızı çizgisi ABD Başkanı, İran’a yönelik uygulanan askeri ve ekonomik ablukanın geleceğine dair de net konuştu. Trump, "Yeni bir anlaşmaya varılana, bu anlaşma onaylanana ve imzalanana kadar abluka tam güçle yürürlükte kalmaya devam edecektir" dedi. Trump ayrıca, İran’ın asla nükleer silah veya bomba geliştiremeyeceğini ve tedarik edemeyeceğini bir kez daha kırmızı çizgi olarak belirledi. İran’a ‘İbrahim Anlaşmaları’ daveti Açıklamasının sonunda Ortadoğu ülkelerine verdikleri destek ve iş birliği için teşekkür eden Trump, tarihi "İbrahim Anlaşmaları"na (Abraham Accords) vurgu yaptı. Bölgedeki barış halkasının genişleyeceğini belirten Trump, esprili veya ironik bir dille; "Kim bilir, belki de İran İslam Cumhuriyeti de bu anlaşmalara katılmak ister!" ifadelerini kullandı. Rubio’dan İran mesajı: Bugün yeni haberler gelebilir ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran ile olası anlaşmaya ilişkin taslakta ilerleme kaydettiklerini, gün içinde bu konuda yeni haberler gelebileceğini bildirdi. Rubio, Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar ile Yeni Delhi'deki görüşmesinin ardından ortak basın toplantısında konuştu. İran ve Hürmüz Boğazı konusunda günün ilerleyen saatlerinde yeni haberler gelebileceğini belirten Rubio, bu konuda açıklamaları ABD Başkanı Donald Trump'ın yapacağını söyledi. Rubio, İran'la anlaşmaya varma konusunda "ciddi ilerleme" kaydedilse de nihai bir sonuca varılmadığını vurgulayarak, "Nihai hedefin, İran'ın nükleer silaha sahip olamayacağı olduğunu hatırlatmak isterim" dedi. Bakan Rubio, Körfez bölgesindeki ortaklarıyla son 48 saatte, "Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılması ve geçiş ücreti olmamasının hedeflendiği taslak üzerinde ilerleme kaydettiklerini" ifade etti. Hindistan ile ikili ilişkilerde de "büyük ilerleme" kaydettiklerini aktaran Rubio, "her iki taraf için de faydalı", "sürdürülebilir" ve "kalıcı" bir ticaret anlaşmasına varacaklarını inandığını dile getirdi. Rubio, ayrıca, ABD'nin son yıllarda "göç krizi içinde" olduğunu, ülkede göçe ilişkin yapılan düzenlemelerin Hindistan'a özel alınan tedbirler olmadığını vurguladı. Hindistan Dışişleri Bakanı Jaishankar, Ortadoğu'daki durumu ele aldıklarını belirtti Jaishankar, ABD ile Hindistan'ın stratejik ortak olduğunu ifade ederek, Rubio ile görüşmelerinde Ortadoğu'daki durum ve son gelişmeleri, savunma ve ekonomi gibi alanlarda ikili ilişkileri ele aldıklarını belirtti. Hindistan'ın ABD, Körfez ülkeleri, İran ve İsrail ile ilişkilerinin iyi olduğunu, bu nedenle bölgeye ilgi duyduklarını kaydeden Jaishankar, Ortadoğu'da barış ve istikrar istediklerini, aynı zamanda ilişkilerinin korunması için çaba harcamaları gerektiğini söyledi ve enerji fiyatlarının düşmesi temennisinde bulundu.

Trump: İran ile anlaşma büyük ölçüde müzakere edildi, Hürmüz açılacak Haber

Trump: İran ile anlaşma büyük ölçüde müzakere edildi, Hürmüz açılacak

Donald Trump sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Bugün Beyaz Saray’da çok sayıda ülkenin lideri ile görüştüğünü ifade den Trump şunları söyledi: “Beyaz Saray’daki Oval Ofis’teyim; az önce Suudi Arabistan’dan Veliaht Prens Muhammed bin Selman El Suud, Birleşik Arap Emirlikleri’nden Muhammed bin Zayed El Nahyan, Katar Emiri Tamim bin Hamad bin Al Sani, Katar Başbakanı Muhammed Bin Abdulrahman bin Jassim bin Caber Al Sani ve Bakan Ali al-Thawadi, Pakistan’dan Mareşal Asim Münir, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Ürdün Kralı II. Abdullah ve Bahreyn Kralı Hamad bin İsa El Halife ile İran İslam Cumhuriyeti ve barışa ilişkin bir Mutabakat Zaptı ile ilgili her konuda çok iyi bir telefon görüşmesi gerçekleştirdik. “Hürmüz Boğazı açılacaktır” Amerika Birleşik Devletleri, İran İslam Cumhuriyeti ve listede adı geçen diğer çeşitli ülkeler arasında nihai hale getirilmek üzere bir anlaşma üzerinde büyük ölçüde uzlaşmaya varıldı. Ayrıca, İsrail Başbakanı Bibi Netanyahu ile de bir görüşme yaptım ve bu görüşme de aynı şekilde çok iyi geçti. Anlaşmanın son aşamaları ve detayları şu an görüşülmekte olup kısa süre içinde duyurulacaktır. Anlaşmanın diğer birçok maddesine ek olarak, Hürmüz Boğazı açılacaktır. Bu konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim!”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İran'la varılacak mutabakatın uygulanmasında desteğe hazırız Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İran'la varılacak mutabakatın uygulanmasında desteğe hazırız

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran'la varılabilecek mutabakatın uygulanması aşamasında Türkiye olarak her türlü desteği sağlamaya hazır olduklarını bilidrdi. Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve birçok mevkidaşıyla telekonferans yoluyla görüştü. Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşıma göre, görüşmede, Bahreyn Kralı Hamed bin İsa Al-i Halife, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ürdün Kralı II. Abdullah ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir ile ABD Başkanlık Kabine üyeleri de yer aldı. “Dünya ekomomisini rahatlatır” Erdoğan, İran ve Orta Doğu'daki gelişmelerin ele alındığı görüşmede, Türkiye'nin her zaman sorunların diyalog ve diplomasiyle çözülmesini savunduğunu, İran'la diplomatik sürecin ABD Başkanı Trump'ın ifade ettiği seviyeye gelmesinden memnuniyet duyduğunu, varılacak mutabakatın Hürmüz Boğazı'ndan serbest geçişleri temin etmek suretiyle bölgenin istikrarını destekleyeceğini, bu durumun dünya ekonomisini de rahatlatacağını belirtti. Müzakere sürecine katkı veren ülkelere teşekkür eden Erdoğan, İran'la varılabilecek mutabakatın uygulanması aşamasında Türkiye olarak her türlü desteği sağlamaya hazır olduklarını, Türkiye'nin bölgenin tümünde barışın hakim kılınması için çaba gösterdiğini, İran bağlamında nükleer mesele dahil pürüzlü görünen konularda süreç içinde uygun çözümler bulunulabileceğine inandığını dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede, Türkiye'nin bölge ülkelerinin birbirlerine tehdit oluşturmayacağı yeni bir dönem arzu ettiğini ve adil bir barışın kaybedeni olmayacağını vurguladı.

Reuters : ABD ile İran taslak üzerine anlaştı Haber

Reuters : ABD ile İran taslak üzerine anlaştı

Cumartesi günü ABD, İran ve Pakistan, üç aydır süren savaşı sona erdirmeye yönelik görüşmelerde önemli ilerleme kaydedildiğini açıkladı. İslamabad ise arabuluculuk rolü üstleniyor. Pakistan ordusu, Genelkurmay Başkanı Asım Munir’in Tahran’da İranlı üst düzey yetkililerle görüşüp ülkesine dönmesinin ardından yapılan görüşmelerin “umut verici” sonuçlar verdiğini duyurdu. Reuters’a konuşan iki Pakistanlı kaynağa göre, şu anda üzerinde görüşülen anlaşma “savaşı sona erdirmeye yönelik kapsamlı ve iyi bir anlaşma.” ABD’de yayımlanan Washington Times gazetesi de bilgili bir kaynağa dayandırdığı haberinde, İran ile ABD’nin Cumartesi günü bir taslak üzerinde uzlaştığını ve anlaşmanın Pazar günü resmen duyurulmasının beklendiğini yazdı. Anlaşmanın detayları Reuters’ın aktardığı bilgilere göre anlaşma taslağı üç aşamadan oluşuyor: 1- Savaşı sona erdirme: Savaşın resmen sona erdiğinin ilan edilmesi ve taraflar arasındaki saldırıların durdurulması. 2- Hürmüz Boğazı krizinin çözülmesi: Stratejik su yolunun gemi trafiğine yeniden açılması ve ABD’nin İran limanlarına yönelik ambargoları kaldırması. 3- Yeni müzakerelerin başlatılması: Tarafların nükleer mesele gibi büyük sorunlar üzerine daha derin görüşmelere başlaması için 30 günlük bir sürenin belirlenmesi. Bu sürenin uzatılabileceği de belirtiliyor. Reuters, tarafların taslak üzerinde anlaşması halinde Kurban Bayramı’nın (Cuma günü sona eriyor) hemen ardından yeni görüşmelerin başlayacağını aktardı. Washington Times’a konuşan kaynak ise tarafların uzlaştığını ve yalnızca anlaşmanın duyurulmasının kaldığını söyledi. ABD ve İran’ın şartları ABD ne istiyor? ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ülkesinin şartlarını yineledi: İran hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmamalı.Zenginleştirilmiş uranyumunu teslim etmeli.Hürmüz Boğazı hiçbir vergi veya ücret alınmadan yeniden açılmalı. İran ne istiyor? Tahran ise barışçıl amaçlarla uranyum zenginleştirmenin kendi hakkı olduğunu ve nükleer silah üretme niyetinin bulunmadığını söylüyor. Buna karşılık İran: Hürmüz Boğazı üzerinde denetim hakkı talep ediyor.ABD’nin limanlara yönelik ambargoları kaldırmasını istiyor.Petrol satışına yönelik yaptırımların sona erdirilmesini talep ediyor. İran ayrıca Lübnan’da İsrail ile Hizbullah arasında süren savaşın da sona ermesini istiyor. Trump’ın tehditleri ve İran’ın hazırlıkları Akaryakıt fiyatlarının yükselmesi nedeniyle ABD içinde eleştirilerle karşı karşıya kalan ABD Başkanı Donald Trump, Pazar günü savaşın yeniden başlayıp başlamayacağı ya da anlaşmaya varılıp varılmayacağı konusunda nihai kararını verecek. Trump, “Ya iyi bir anlaşma yaparız ya da onları cehenneme gönderirim” dedi. Bu kapsamda Trump’ın Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Mısır, Türkiye ve Pakistan liderleriyle telefon görüşmeleri yaptığı belirtildi. Buna karşılık İran Meclis Başkanı Mohammad Bagher Ghalibaf, İran müzakere heyetine başkanlık ettiğini belirterek ABD’ye hiçbir zaman güvenmediklerini söyledi. Galibaf, ABD’nin “akılsızlık yaparak” savaşı yeniden başlatması halinde İran’ın bu kez “çok daha sert ve acı” bir karşılık vereceği uyarısında bulundu. Savaşın haftalardır sürmesine rağmen İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarını, füzelerini, insansız hava araçlarını ve Hizbullah gibi müttefik güçlerini korumayı başardığı ifade edildi.

Beyaz Saray yakınlarında Ateş açan şüpheli öldürüldü Haber

Beyaz Saray yakınlarında Ateş açan şüpheli öldürüldü

ABD'nin başkenti Washington'da akşam saatlerinde Beyaz Saray çevresinde duyulan silah sesleri güvenlik görevlilerini alarma geçirdi. ABD Gizli Servisi, Beyaz Saray yakınlarında çok sayıda silah sesi duyulmasıyla ilgili detayları kamuoyu ile paylaştı. Gizli Servis açıklamasında, şüpheli şahsın 17. Cadde ve Pennsylvania Avenue köşesine gelerek çantasından çıkardığı silahla ateş etmeye başladığı ve bunun üzerine Gizli Servis görevlilerinin şüpheliyi hedef aldığı bildirildi. Ağır yaralı olarak en yakın hastaneye kaldırılan şüphelinin hastanede hayatını kaybettiği kaydedilirken, o esnada çevrede bulunan bir kişinin de hafif yaralandığı ancak durumunun iyi olduğu açıklandı. Açıklamada herhangi bir güvenlik görevlisinin yara almadığı belirtildi. Canlı yayına yansımıştı ABD'nin başkenti Washington'da akşam saatlerinde Beyaz Saray çevresinde duyulan silah sesleri Beyaz Saray'ın içinde canlı yayın yapan bazı muhabirlerin yayınlarına da yansımış, seslerin Beyaz Saray'a yakın bir bölgede bulunan 17. Cadde ve Pennsylvania Avenue köşesinden geldiği bildirilmişti. Bahçedeki basın mensuplarını brifing salonuna toplayan Gizli Servis, Beyaz Saray çevresinde güvenlik önlemlerini artırmıştı. Öte yandan FBI Direktörü Kash Patel olayla ilgili bir paylaşımda bulunarak "olay yerinde olduğunu" ve "Gizli Servis ile birlikte çalıştıklarını" ifade etmişti. Söz konusu silah seslerinin duyulduğu esnada ABD Başkanı Donald Trump'ın da Beyaz Saray'da olduğu bildirilmişti. Beyaz Saray yakınlarında silah sesleri: Ateş açan şüpheli öldürüldü https://t.co/2YNKOlbFUw pic.twitter.com/EeCL7raxjI — Rudaw Türkçe (@RudawTurkce) May 24, 2026

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli 'den Batı uyarısı Haber

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli 'den Batı uyarısı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Siyaset ve Liderlik Okulu Sertifika Töreni’nde yaptığı konuşmada, şu ifadelere yer verdi: “Siyaset ve Liderlik Okulu’muzun 23’üncü dönem programına katılan ve sertifika almaya hak kazanan kardeşlerimi huzurlarınızda gönülden kutluyor, başarılar diliyorum. Milliyetçi Hareket Partisi Siyaset ve Liderlik Okulu ortaya koyduğu faaliyetler açısından adından sıkça söz ettiren bir konumdadır. Türklerde bilginin ana dayanağı Türk Töresi’dir. Töre, bir toplumun kolektif tecrübesiyle şekillenen; hayat tarzı, insan anlayışı ve evren algısının toplamını temsil eden bilgelik manzumesidir. Bilgece kararlar alabilmek için bir meşruluk zemini gerekir ve Türk Töresi bu zemini sağlar. Türk düşünce mirasında bilgi, ancak erdem ve ahlakla birleştiğinde gerçek değerini bulur. Bilgelik bir kibir değil, aksine bir tevazu pratiğidir. Bilge kişi, bilgisini toplumun yararına kullanan ve olaylar karşısında dirayetli davranan bir rehberdir. Diyebiliriz ki Türklerde bilgi, hayattan kopuk bir malumat yığını değil; töre ile şekillenen, bilgelik ile uygulanan ve dil ile kuşaktan kuşağa aktarılan canlı bir kültürel mirastır. Bütün politikalarımızı; güçlü devlet, huzurlu millet anlayışı çerçevesinde şekillendiriyoruz. Elbette ki zihin ve değer dünyası karışık olanların, fikrî tutarlılıktan yoksun bulunanların, ilkeleri belirsiz siyaset cambazlarının bizi anlayabilmelerine imkân yoktur. Milletin derdiyle dertlenmeyen, menfaatiyle sevinmeyen, acısıyla kederlenmeyenlerin bizimle olmaları mümkün değildir. Devletin temel yapısını hedef alanların, devlet ile kavgaya tutuşanların, yaptıkları siyaset değil, olsa olsa faydacı bir etkinlik, anlamsız bir meşguliyettir. 21. yüzyılda dünya farklı bir yöne gitmekte, dünya düzeni yeniden şekillenmektedir. Dünya düzeni yeniden şekillenirken Batı ve Doğu’nun değerler sistemi çatışmakta, bu gidişat bütün milletleri büyük bir öngörülemezliğin içine doğru sürüklemektedir. Bugün teknolojik ve bilimsel bağlamda geliştiği somut olan batılı sistemin çöküşünden bahsedilmektedir. Bu çöküşün belli nedenlerle ve belirli koşullarda gerçekleştiği kesindir. Rusya-Ukrayna çatışması ve Donald Trump’ın Amerika Birleşik Devletleri başkanı olması, İsrail’i kayıtsız şartsız desteklemesi ve ortaklaşa katliamlara imza atmaları, dünyayı istikrarsızlaştırmış ve güvensizliğin parantezine almıştır. Bütün bu olanlarla birlikte Batı’nın yüzlerce yıldır inşa ettiği değer dünyası; reel dünyada karşılığı olmayan, kendi çıkarları söz konusu olduğunda hiçbir anlam ve önem ihtiva etmeyen bir boşluğa düşmüştür. Modern dünyanın değerlerini kendi toplumlarının refahı ve ötekileri sömürmenin aracı olarak kullanmaları, Batılı ülkelerin ikiyüzlülüğünü açık bir şekilde ortaya koymuştur. Bugünkü dünya sisteminin aktörlerinin, idealize ederek batı dışı dünyaya dayatmaya çalıştıkları değerleri sömürü düzenlerini devam ettirmenin bir aracı olarak kullanmaları, bu değerleri içi boş, sadece kavramsal gerçekliği olan ama ameli karşılığı bulunmayan retoriğe dönüştürmüştür. Batı, “ötekisi” olarak gördüğü bütün toplumları daha fazla sömürmek için “kültürel ve moral değerler” ile oynamıştır. Onları tarihsel bağlarından koparmış ve kendi zenginliklerini devam ettirmeye hizmet edecek bir yaşam biçimine mahkûm etmiştir. Batı, batı dışı milletleri kendi çıkarları doğrultusunda kategorize etmekten, tanımlamaktan da geri kalmamıştır. Bugün, az gelişmiş ya da gelişmekte olan devletler şeklinde kalıplaşan tanımlamalar tam anlamıyla batılı akılla yapılan sınıflandırmanın ürünüdür. Az gelişmiş ya da gelişmekte olan devletler yoktur. Gelişmesi emperyalist, sömürgeci politikalarla engellenmiş, geride bırakılmış ve tarih dışına itilmeye çalışılmış toplumlar ve devletler vardır. Soğuk savaş döneminde bu tanımlamalar Batı açısından oldukça düşük maliyetle sürdürülebilen bir düzen üretmiş iken bugün astarı yüzünden pahalı gelmiş ve çok maliyetli bir sürece dönüşmüştür. 21. yüzyılın belirsizliğe tutsak olmuş dünya durumu, henüz çökmese de derin bir krizde olduğu aşikar olan Batı hegemonyasının eski alışkanlıklarını devam ettirme çabasının bir sonucu olarak değerlendirilmelidir. Günümüzde Batı Avrupa ve ABD’nin temsil ettiği klasik sanayileşmiş ülkelerin küresel sermayeden aldığı pay düşmekte, dolayısıyla bu durum dünyanın ekonomik pastasından alınan payı da batı dışı dünya lehine değiştirmektedir. Batının halen özellikle “düşünce ve dil” üretimi noktasında hegemonyasını devam ettirme çabaları görülse de iktisadi gelişmelerin bu dil ve düşünceyi havada bırakacağı muhakkaktır. Bugün küresel hegemonik güçlerin İran’a karşı sarf ettiği sözler yarın Türkiye’ye yönelecektir. Nitekim bazı platformlar ve tarih bilmez aktörler aracılığıyla İran’dan sonraki hedefin Türkiye olduğu beyan edilmektedir. Kuşkusuz söz önce zihne, sonra dile ve son olarak eyleme dönüşür. Bu beyanlar derin bir yanılgı, rasyonel olmayan bir tutum, denenmemesi gereken bir hamle, boşa düşürülecek bir çabadır. Unutulmamalıdır ki burada var olan milli irade modern bir inşa değildir. Bu irade tarihin derinliklerinden gelmektedir. İlhamını köklerinden almakta, nerede ve hangi şartlarda olursa olsun varoluş bilincini gelecek kuşaklara aktarma amaç ve gayretindedir. Dünyanın medeniyet kuşağı ve milletlerin tarihsel hikâyesi buradadır. İnsanlığın ortak kaderi buraya bağlıdır, bu coğrafya dünyanın kalbidir. Yaşadığımız coğrafya ve tarihimizin sırtımıza yüklediği sorumlulukla biz; dünya, bölge ve ülkemizde cereyan eden hadiselere, “çözümsüz”, “imkânsız”, gibi kavramlarla bakmıyoruz. Bizim siyaset anlayışımızda “imkânsızlığın diline teslim olmak” yoktur. Biz, iman varsa imkân da vardır diyenleriz. İman varsa her engelin aşılacağına inananlarız. Akıl varsa, bilgi varsa çözüm bulanacağını bilenleriz. Kendilerini çıkmaz içinde görenler, sürekli olarak içinde bulunduğumuz çağda zamanın hızla aktığından ve böylesi koşullarda çeşitli sorunlara kalıcı çözümler üretilemeyeceğinden bahsediyorlar. Zamanın hızlı aktığı kuşkusuz bir gerçekliktir. Lakin zamanın hızlı akması başka, yönsüz ve hedefsiz akması bambaşka bir şeydir. Yön ve hedefin tayini hamasetten uzak değerlendirmelerin konusu kılınmalı, tarihte birçok defa başarıldığı gibi tekrar “Türkçe bir dünya kurumanın eşiğinde olduğumuz bilinmelidir”. Bunun adı “Türk ve Türkiye Yüzyılıdır” ve tarih ırmağı bu yatağa doğru akmaktadır. Unutulmamalıdır ki; bu coğrafyada gerçekleşen her olay sonuçları itibariyle sadece bölge ile sınırlı kalmayacak ve bütün dünyayı etkileyecektir. Bu coğrafya yüzlerce devletin beşiğini sallamış ve salasını vermiştir. Bu tarihin herkese tembihi, şüphe götürmez bir gerçekliğidir. Üzerinde yaşadığımız coğrafya büyük imparatorluklar coğrafyasıdır, anılar ve tarih burada çok güçlüdür. Bunun aksini iddia edenler, tarihle ve Türk ile kavga etmeyi göze almalıdır.”

Trump "Küba'yı özgürleştireceklerini" savundu Haber

Trump "Küba'yı özgürleştireceklerini" savundu

ABD Başkanı Trump, Connecticut eyaletinde katıldığı bir mezuniyet töreninden Washington'a dönüşünde havalimanında basın mensuplarının Küba ile ilgili sorularını yanıtladı. Küba'da ekonomik ve siyasi durumun "çok kötü" olduğunu savunan Trump, Küba halkının kendilerinden yardım istediğini ifade ederek, "Onlara yardım edeceğiz." dedi. Küba'da gıda ve elektrik sıkıntısı olduğunu anlatan Trump, Küba halkının ise "harika insanlar" olduğunu söyledi. ABD Başkanı, Küba konusunda uzmanlıklarının olduğunu ve halkın 65 yıldır bugünü beklediğini dile getirerek, "Küba'yı özgürleştireceğiz." yorumunu yaptı. Küba'ya yönelik ambargonun ne zaman kaldırılacağına ilişkin soru üzerine Trump, somut bir tarih vermekten kaçındı, ancak yakında bu konuyla ilgili açıklama yapacaklarını dile getirdi. Trump, ABD'nin Küba'da tansiyonu artırıp artırmayacağı konusunda ise "Tansiyon yükselmeyecek, buna gerek yok. Bakın, ülke parçalanıyor. Orası tam bir felaket, (yönetim) kontrolü kaybetmiş durumdalar, Küba'nın kontrolünü gerçekten kaybettiler." değerlendirmesini yaptı. Trump'ın Küba ile ilgili değerlendirmeleri, ABD Adalet Bakanı Vekili Todd Blanche'nin, eski Küba Devlet Başkanı Raul Castro ve diğer yetkilileri "ABD vatandaşlarını öldürmek amacıyla komplo kurmak"la suçlayan iddianameyi açıklamasından kısa süre sonra geldi. Küba'nın eski lideri Castro hakkındaki iddianameyi açıklayan Blanche, "Bugün, Raul Castro ve diğer bazı kişileri 4 ABD vatandaşını öldürmek amacıyla komplo kurmakla suçlayan bir iddianameyi duyuruyoruz." ifadelerini kullanmıştı. Blanche, Fidel Castro'nun kardeşi olan 94 yaşındaki Castro ve isimlerini belirtmediği bazı diğer kişilerin, Küba'nın 1996'da insani yardım grubu "Brothers to the Rescue'ya (Kurtarma Kardeşleri) ait uçakları düşürme ve başka suçlarla" itham edildiklerini açıklamıştı. ABD basınına göre, 2021'de Küba Komünist Partisi liderliğinden resmen istifa eden Raul Castro, hala ülkenin en güçlü figürlerinden biri olarak kabul ediliyor. ABD, Küba ile gerilim devam ederken USS Nimitz uçak gemisini Karayipler'e konuşlandırdı ABD ile Küba arasındaki gerilim sürerken Washington yönetimi, "USS Nimitz (CVN 68)" uçak gemisini Karayipler'e konuşlandırdığını duyurdu. ABD Güney Saha Komutanlığının (SOUTHCOM) ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu hesabından konuyla ilgili açıklamada bulunuldu. Açıklamada, ABD'nin 17. Uçak Gemisi Hava Kanadı (CVW-17) biriminin bulunduğu USS Nimitz uçak gemisini, USS Gridley (DDG 101) ve USNS Patuxent (T-AO 201) savaş gemileriyle Karayipler'e konuşlandırdığı bildirildi. USS Nimitz'in, Tayvan Boğazı'ndan Arap Körfezi'ne kadar dünyanın dört bir yanında görevlerde bulunarak "savaş yeteneğini kanıtladığı" belirtilen açıklamada, bu durumun "hazırlık ve varlığın" en iyi örneği olduğu savunuldu. ABD Donanmasından martta yapılan açıklamada, dünyanın en büyük savaş gemileri arasında yer alan "USS Nimitz"in görev süresini yaklaşık 1 yıl daha uzatma kararı alındığı duyurulmuş ancak bu süreçte yeni görev yerine dair detay paylaşılmamıştı. ABD ile Küba arasındaki kriz ABD Başkanı Donald Trump, 30 Ocak'ta Küba'ya petrol satan veya sağlayan ülkelerden gelen tüm mallara gümrük vergisi uygulanmasını öngören başkanlık kararnamesini imzalamıştı. Beyaz Saray, bu kararın, Küba'nın "zararlı eylem ve politikalarına" karşı ABD'nin ulusal güvenlik ve dış politika çıkarlarını korumayı amaçladığını savunmuştu. Küba ile ilgili açıklamalarında, İran'dan sonra bu ülkeye yönelerek Havana yönetimiyle görüşeceklerini ifade eden Trump, Küba'nın "çökmüş bir devlet" olduğunu ve ancak ABD'nin bu ülkedeki siyasi ve ekonomik sorunları çözebileceğini savunuyor. Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel ise ABD'nin ülkesine askeri olarak müdahalede bulunmak için "bahane" aradığını belirterek, böyle bir durumda bölgenin "kan gölüne döneceği" uyarısı yapıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.