Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Doğu Akdeniz

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Doğu Akdeniz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğu Akdeniz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye sokağa teslim edilecek bir ülke değildir Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye sokağa teslim edilecek bir ülke değildir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye olarak yayılmacı emellerle coğrafyamızdaki ateşe benzin dökenlerin karşısında tüm imkânlarımızla bu ateşi söndürmek, acıları dindirmek, akan kanı durdurmak için samimiyetle mücadele ediyoruz." dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde toplandı. Saat 15:38'de başlayan Kabine Toplantısı, yaklaşık 3 saatin ardından sona erdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi. Zonguldak'ta özel bir maden ocağında geçen hafta meydana gelen grizu patlamasında hayatını kaybeden 3 madenciye Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralı madencilere acil şifalar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara'daki askerî araç kazasında şehit olan Albay Sayit Gökgöz'e rahmet niyaz edip, ailesine, silah arkadaşlarına ve Silahlı Kuvvetlere başsağlığı dileklerini iletti. Kabine toplantısında iç siyaset, ekonomi, güvenlik ve dış politikaya ilişkin güncel gelişmeleri istişare ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Bölgemizde istikrarsızlığın arttığı, yeni gerilim alanlarının baş gösterdiği bir dönemde hükûmet olarak ülkemizi istikrar ve kalkınma yörüngesinde tutmaya devam ediyoruz. Dünyanın gidişatı ülkemizdeki huzur ve istikrar ortamının korunmasının Türkiye için önümüzdeki dönemde daha önemli hâle geleceğini gösteriyor. Hangi görüşe, kökene, mezhebe mensup olursa olsun vatandaşlarımızın bu huzur ve istikrar ortamının korunmasında en az bizim kadar titiz davrandığını biliyor, milletimize sağduyusu için teşekkür ediyorum. Türkiye olarak yayılmacı emellerle coğrafyamızdaki ateşe benzin dökenlerin karşısında tüm imkânlarımızla bu ateşi söndürmek, acıları dindirmek, akan kanı durdurmak için samimiyetle mücadele ediyoruz. Balkanlar'dan Türk cumhuriyetlerine nerede bir kardeşimiz, soydaşımız, dostumuz varsa her platformda haklarını en güçlü şekilde savunuyoruz. Komşularımızdan başlayarak hemen her ülkeyle dostane ilişkiler, karşılıklı saygıya dayalı iyi ilişkiler tesis etmenin gayretindeyiz. Bununla kalmıyor uzun yıllar farklı sebeplerle kısıtlı münasebetlerimizin olduğu ülkelerle yeni ortaklıklar kurmaya ağırlık veriyoruz. "Kanada ile ticaret hacmimizi 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, son kabine toplantısından itibaren uluslararası ilişkiler bağlamında Türkiye'nin etki alanını genişleten gelişmelere hep beraber şahitlik edildiğini ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü: "16 Ekim'de Kamboçya Başbakanı Sayın Hun Manet ve beraberindeki heyeti İstanbul'da ağırladık. Sayın Manet ile ticaret ve yatırımlardan enerji, eğitim ve savunma sanayine uzanan geniş bir yelpazede yeni iş birliği imkanlarını ele aldık. İki ülke arasında imzalanan askerî çerçeve anlaşması yeni dönemde Kamboçya ile ilişkilerimizin istikametini belirleyen bir referans oldu. Attığımız diğer bir tarihî adım Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetinin ülkemize gerçekleştirdiği resmî ziyaretti. Kanada ile 83 yıllık diplomatik ilişkilerimizde bir dönüm noktası teşkil eden bu ziyareti münasebetlerimizi stratejik ortaklık seviyesine yükselterek adeta taçlandırdık. Ayrıca, savunma, hava ulaştırma ve enerji alanlarında işbirliğimizi güçlendirecek üç yeni anlaşma imzaladık. Ticaret ve yatırımlarımızı artırmak üzere serbest ticaret anlaşması müzakerelerine yıl bitmeden başlanması konusunda mutabık kaldık. Şu anda 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi önce 5 milyar dolara, devamında ise 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz." "Kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına dikileceğiz" Türkiye'nin hafta sonu 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı ile R4 ve R4+E4 Dışişleri Bakanları Toplantıları'na ev sahipliği yaptığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28 Ekim'de Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'i Ankara'da misafir edeceklerini söyledi. Cumhuriyet'in 103. yıl dönümünü Türk dünyasından seçkin konuklarla büyük bir coşkuyla kutlayacaklarını duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti: "Aynı gün Cumhurbaşkanlığı Külliyemizin incisi olan Beştepe Millet Ormanı'nı halkımızın kullanımına açacağız. 30 Ekim Cuma günü aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatının 13. Zirvesi'ne yine Ankara'da ev sahipliği yapacağız. Türk dünyası olarak sarsılmaz kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına inanıyorum ki yine birlik ve beraberlikle dikileceğiz. Ardından nasipse Güney Kore ziyaretimiz olacak. Seul dönüşünde de çok sayıda devlet ve hüküûmet başkanının katılımıyla COP31 Zirvesi'ni Antalya'da tertipleyeceğiz. İnşallah bu ziyaret ve zirveleri Türkiye'nin bölgesel ve küresel rolünü daha da güçlendirmek için en verimli şekilde değerlendireceğiz." "Ne Libya'da ne de bir başka İslam beldesinde ayrılık görmek istemiyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek iç siyasete gerekse dış politikaya günlük kazanımların çok ötesinde, asırlara sari köklü devlet geleneğinin zaviyesinden baktıklarını belirterek "Günü kurtarmanın değil istikbali inşa etmenin peşindeyiz. Bunun en somut örneği Libya politikamızdır. En zor zamanlarında kardeş Libya halkının yanında dimdik durduk. Kardeşlik hukukumuzun gereği neyse onu yerine getirmeye çalıştık." ifadelerini kullandı. Türkiye'nin 27 Kasım 2019'da Libya Ulusal Mutabakat Hükûmeti ile stratejik önemi haiz Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakatı imzaladığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Bu mutabakat Türkiye ve Libya'nın Doğu Akdeniz'deki meşru haklarını garanti altına alan büyük bir adım olmuştu. Geçen hafta güzel bir gelişme daha yaşandı. Mutabakat, Libya Temsilciler Meclisi tarafından oy birliğiyle onaylandı. Oy birliğinin yanı sıra şurası ayrıca takdire şayandır. Türkiye'nin ilk günden beri savunageldiği 'Tek Libya, tek devlet' ilkesinin mutabakat özelinde vücut bulması gerçekten çok kıymetlidir. Kararın bir diğer önemli yönü Libyalı kardeşlerimizin siyasi farklılıklarına rağmen, millî menfaatlerine dair hususlarda müşterek hareket etmesidir. Bu ruhun gelişmesini Libya'nın müreffeh ve güvenli geleceği adına son derece umut verici buluyorum. Şunu bu arada tüm kalbimle ifade etmek istiyorum. Biz huzura, refaha, güvenliğe giden yolun birlik ve beraberlikten geçtiğine inanıyoruz. Bunun için coğrafyamızın tamamında ihtilafları azaltmanın, ittifakları büyütmenin samimi çabası içindeyiz. Türkiye olarak ne Libya'da ne de bir başka İslam beldesinde artık ayrılık gayrılık görmek istemiyoruz. İnşallah bu arzumuz Libya'da da kuvveden fiile geçecektir. Türkiye bunun için tüm aktörlerle diyalog içinde olmaya devam edecektir." Türkiye ile Libya arasında 2019'da imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat ile ilgili bir gerçeğin altını çizmek durumunda olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, mutabakatın onaylanması sonrasında Avrupa Birliği başta olmak üzere verilen tepkilerin hiçbir meşru gerekçesinin olmadığını söyledi. Türkiye'nin Doğu Akdeniz ile ilgili politikasının çok net olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz, Doğu Akdeniz'de tabiri caizse birilerine gol atmanın peşinde değiliz. Sadece deniz yetki alanı, hak ve menfaatlerimizi korumanın derdindeyiz. Anlaşmazlıkların barışçıl yöntemlerle ele alınmasını ve bütün kıyıdaşlarla diyalog yoluyla çözülmesini savunuyoruz. Avrupa Birliği başta olmak üzere tüm aktörlerden de aynı yapıcı iradeyi sergilemelerini bekliyoruz." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerçeklerden kopuk, agresif söylemlerin hiç kimseye faydasının olmayacağını vurgulayarak Türkiye'nin, bu tür söylemlere prim veren, onlara göre politika belirleyen bir ülke olmadığının altını çizdi. Siyasette de dış politikada da tek pusulalarının Türkiye'nin çıkarları olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ucunda bedel ödemek dahi olsa Türkiye için, Türk milleti için doğru olanı, hayırlı olanı yapmakta asla tereddüt göstermeyiz. Türkiye'yi Doğu Akdeniz'den dışlamaya çalışanlara ülkemiz ile Libya'nın ortak iradesine saygı gösterilmesini beklediğimizi tekrar hatırlatıyorum." diye konuştu. Libya Temsilciler Meclisi'ne ve kardeş Libya halkına selamlarını yollayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabb'im dayanışmamızı daim eylesin" temennisinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu vesileyle aynı mutabakat dolayısıyla daha önce bizi kıyasıya eleştiren 'Libya'da ne işimiz var?' diyen siyasetçilerin bugün hakkımızı teslim eder noktaya gelmelerini Türk dış politikası adına, Türk siyasetinin geleceği adına kıymetli bulduğumu özellikle ifade ediyorum." dedi. "Türkiye, bölgesinin huzur adası olan bir ülkedir" Siyaseti, demokratik zeminde mutabakat içinde rekabetten çıkartıp adeta bir husumetliler kavgasına dönüştürmenin yanlış olduğu kadar tehlikeli bir yaklaşım olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Son günlerde muhalefetin diline doladığı, kime ve neye hizmet ettiği belli olmayan ama Türkiye'ye hizmet etmediği çok aşikar olan savaş jargonu bu sorumsuzluğun en bariz örneklerinden biridir. Türkiye, hamdolsun her karışında sulh-u sükunun hakim olduğu bir ülkedir. Türkiye, 86 milyonun birlik ve dirlik içinde kardeşçe yaşadığı, bölgesinin huzur adası olan bir ülkedir. Fakat Avrupa'nın kimi ülkelerinde yaşanan olaylardan cesaret alarak benzer bir teşebbüsün hayalini kuranlar varsa şunu bilsinler ki Türkiye, sokakta bulunmamıştır, sokağa teslim edilecek bir ülke de değildir. Basın özgürlüğü bahanesiyle hükûmetimize saldıranlar nümayişle suç bastırmaya çalışmadan önce eğer yapabiliyorlarsa çıksınlar, çarpık ve kirli ilişkilerini açıklasınlar." "Kimse kusura bakmasın. Daha düne kadar meydanlarda basın kuruluşlarını, gazetecileri, televizyon kanallarını alenen tehdit edenler, bize basın özgürlüğü dersi veremezler." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın özgürlüğü ve eleştirel seslerle bir sorunun olmadığını, Türkiye'nin, medya çeşitliliği açısından dünyanın en ileri ülkelerinden biri olduğunu söyledi. Avrupa'da televizyon kanalı sayısı itibarıyla Türkiye'nin ilk sıralarda yer aldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Her görüşten yüzlerce televizyon kanalı, binlerce radyo kanalı, ülkemizde özgürce yayın yapıyor. Hakaret, yalan ve dezenformasyon içermediği sürece isteyen istediğini söylüyor, yazıyor, konuşuyor. Biz de bunu Türkiye'nin sosyolojik çeşitliliğinin bir sembolü olarak görüyor, farklı sesleri memnuniyetle karşılıyoruz." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın bütün demokratik ülkeleri gibi Türkiye'nin de alengirli ilişkiler üzerinden kendisine operasyon çekilmesine müsaade etmeyeceğinin altını çizdi. "Yatırım, istihdam, üretim ve ihracatımızı güçlendireceğiz" İster iktidar ister muhalefet olsun, ülkeye ve millete hizmet etmekle mükellef olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Makamlarımız, ünvanlarımız, bugün sahip olduğumuz payelerin tamamı milletimizin kendisine hizmet için bizlere verdiği vasıtalardan ibarettir. Hepimizin önceliği Türkiye olmalı, ülkemizin huzuru ve istikrarı olmalıdır. Millet olarak uzun yıllar sonra çok zor yakaladığımız istikrar ve güven ortamını bozmak için ellerini ovuşturanlara fırsat vermemeliyiz." dedi. 2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Teklifini geçen hafta TBMM'nin takdirine sunduklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "2027 yılında bütçe giderlerinin 27 trilyon 276 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 23 trilyon 408 milyar lira olacağını hesaplıyoruz. Toplumsal refahı ve sosyal adaleti merkeze alarak hazırladığımız 2027 yılı bütçesiyle ülkemizin üretim gücünü ve rekabet kapasitesini artıracak, ekonomimizi dış şoklara karşı inşallah daha dayanıklı hâle getireceğiz. Makroekonomik istikrarımızı koruyacak, dezenflasyon sürecini hızlandıracak ve kamu kaynaklarını daha etkin kullanacağız. Tüm bunları yaparken ekonomide kırmızı çizgimiz olan yatırım, istihdam, üretim ve ihracatımızı güçlendireceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehirleri deprem başta olmak üzere doğal afetlere karşı dirençli hâle getirmekte kararlı olduklarını vurgulayarak "Bunun için 2027 yılı bütçemizde kentsel dönüşüm ödeneklerini yüzde 176 artırarak 276 milyar liraya çıkardık. Sosyal konut ödeneğini yüzde 150 artırarak 250 milyar liraya yükselttik." diye konuştu. "İşsizlik oranının yüzde 8'e gerilemesini öngörüyoruz" Deprem hasarlarının giderilmesi ve afetlere karşı dayanıklılığın artırılması amacıyla 2027 bütçesinde 769 milyar lira ayırdıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: "2026 yılı sonu itibarıyla depremden etkilenen illerimiz için yaptığımız harcama güncel fiyatlarla 5,4 trilyon liraya ulaştı. Milletimize söz verdiğimiz şekilde 11 ilimizde 455 bin konut ve iş yerini hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. Bir diğer önceliğimiz sağlıklı büyümenin sürdürülmesidir. 2026'yı yüzde 3,3 büyümeyle tamamlamayı öngörüyoruz. 2027'de ise küresel görünüm ve dış talepteki iyileşmenin de etkisiyle bu oranın yüzde 4,2 seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Zorlu şartlara rağmen ihracatımızı ve turizm gelirlerimizi artırmaya devam ediyoruz. Gelecek yıl istihdamın 657 bin kişi artmasını, iş gücüne katılım oranının yüzde 53,4'e yükselmesini, işsizlik oranının yüzde 8'e gerilemesini öngörüyoruz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2027 bütçesinde yüzde 13,7 ile aslan payını yine eğitime verdiklerini, Millî Eğitim Bakanlığına 2 trilyon 459 milyar liralık ödenek ayırdıklarını belirtti. Yükseköğretim dahil eğitim bütçesini toplam 3 trilyon 747 milyar lira gibi rekor bir seviyeye taşıdıklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sağlıkla ilgili hassasiyetimiz zaten biliniyor. Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde yararlanması için bu sene sağlığa 2 trilyon 134 milyar lira ödenek ayırdık. Sosyal Güvenlik Kurumundan yapılacak harcamaları da eklediğimizde sağlığa ayrılan toplam miktar 4 trilyon 532 milyar lirayı buluyor. Ülkemizin ürettiği refahın toplumun her kesimine adil ve kapsayıcı biçimde ulaştırılması temel ilkemizdir. Bu anlayışla bütçemizde sosyal yardım ve desteklere 1 trilyon 341 milyar lira ödenek ayırdık." diye konuştu. Emekli maaşlarına düzenleme Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2022'de başlattıkları asgari ücrete kadar tüm ücretleri vergi dışı tutma uygulamasını devam ettirdiklerini dile getirdi. Bu kapsamda 2027'de vergi istisnası yoluyla çalışanların gelirlerine 1 trilyon 460 milyar lira katkı sağlayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: "Emeklilerimizin yaşadığı zorlukların farkında olduğumuzu daha önce pek çok defa samimiyetle ifade ettim. Bu konuda her zaman yapıcı olmaya, şartları zorlama pahasına elimizden geleni yapmaya gayret ettik. İnşallah 2027 bütçesinde başımızın tacı olan emeklilerimizin durumunu biraz daha iyileştirecek mali imkanları oluşturuyoruz. Bunun için ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeyi adalet ve hakkaniyet çerçevesinde Türkiye Büyük Millet Meclisimizin de takdiriyle sene sonuna kadar hayata geçirmeyi ümit ediyoruz." "Savunma ve güvenlik harcamalarımız için 3 trilyon 454 milyar lira belirledik" Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarımın ülke için stratejik önemi yüksek bir sektör olduğunu dile getirdi. Tarıma toplam 1 trilyon 305 milyar lira, reel sektör desteklerine ise tarımsal krediler, sübvansiyon desteği hariç 658 milyar lira ayırdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "2 trilyon 206 milyar lirası savunma, 1 trilyon 248 milyar lirası iç güvenlik olmak üzere savunma ve güvenlik harcamalarımız için toplam 3 trilyon 454 milyar lira belirledik. Büyükşehir ve diğer belediyelerimiz ile il özel idarelerimize ise 2 trilyon 384 milyar liralık kaynak tahsis ettik. 2027 yılı bütçemizin yüzde 10,4'üne karşılık gelen 2 trilyon 849 milyar lirayı ise yatırımlara ayırdık. Yeni bütçemizin şimdiden ülkemiz ve milletimiz için hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum." İran'a saldırı haberleri Cumhurbaşkanı Erdoğan, komşu İran'a yönelik saldırı haberlerinin son günlerde yoğunlaşmasının, akaryakıt fiyatlarının tekrar yükselmesine yol açtığını dile getirdi. Temennilerinin bölgeyi yeni bir şiddet sarmalına sürükleyecek her türlü adımdan uzak durulması olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Biz bölgemizde yeni gerilim ve çatışma alanları görmek istemiyoruz. Biz başkalarının çıkardığı savaşın bedelini de ödemek istemiyoruz. Her ne kadar ekonomimiz bölgemizi sürekli diken üstünde tutan bu büyük badireyi mümkün olan en az hasarla atlatacak kapasiteye sahip olsa da bölgemizin en büyük ihtiyacı artık istikrar ortamının egemen olmasıdır. Asırlardır medeniyetlere ev sahipliği yapmış insanlık tarihine yön vermiş bu kadim coğrafya barışı, istikrarı, güvenliği fazlasıyla hak etmektedir. Bizim için burada önemli olan istikrarı kaybetmeden, rotadan şaşmadan, tempomuzu düşürmeden bu yolda gayretlerimizi artırarak sürdürmektir. Bugün farklı sebeplerle yaşadığımız zorlukları elbette aşacak, birbirimize inanıp güvenerek inşallah aydınlık yarınlarımızı birlikte inşa edeceğiz. Rabb'im yar ve yardımcımız olsun. Bu düşüncelerle kabine toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, hepinizi tekrar sevgiyle, saygıyla selamlıyorum."

Türkiye-Libya deniz yetki anlaşmasında yeni gelişme: Libya Temsilciler Meclisi onayladı Haber

Türkiye-Libya deniz yetki anlaşmasında yeni gelişme: Libya Temsilciler Meclisi onayladı

Türkiye ile Libya arasında 2019’da imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması mutabakatı, Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi tarafından da onaylandı. 20 Ekim 2026’da alınan kararın, iki ülke arasındaki ilişkiler ve Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları tartışmaları açısından önem taşıdığı değerlendiriliyor. Türkiye ile Libya arasında Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin imzalanan mutabakatla ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Libya’nın doğusunda faaliyet gösteren Temsilciler Meclisi, 2019 yılında imzalanan anlaşmayı 20 Ekim 2026’da onayladı. Anlaşma, ilk olarak Türkiye ile Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında imzalanmıştı. Son kararla birlikte, Libya’nın doğusundaki siyasi kurum da mutabakata destek vermiş oldu. DW Türkçe’nin haberine göre oylamada anlaşma oy birliğiyle kabul edildi. 【turn254270search1】 MSB’den anlaşmanın onaylanmasına ilişkin açıklama Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Libya Temsilciler Meclisi’nin kararını memnuniyetle karşıladı. Bakanlık, 22 Ekim’de yaptığı açıklamada mutabakatın iki ülkenin Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerinin korunmasına katkı sağladığını belirtti. Açıklamada, kararın Türkiye ile Libya arasındaki stratejik işbirliğini güçlendirdiği ifade edildi. MSB ayrıca Libya’nın doğusu ile batısının ortak bir gelecek etrafında buluştuğu, birlik ve bütünlüğün korunduğu bir Libya hedefini desteklediklerini bildirdi. 【turn254270search0】 Türkiye-Libya deniz yetki anlaşması neden önemli? Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019’da imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması mutabakatı, Doğu Akdeniz’de iki ülke arasındaki deniz yetki alanlarının belirlenmesini amaçlıyor. Anlaşma, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına ilişkin yaklaşımının önemli unsurlarından biri olurken, Yunanistan ve Avrupa Birliği çevrelerinden itirazlarla da karşılaştı. Libya Temsilciler Meclisi’nin son kararı, Türkiye’nin Libya’nın doğusundaki siyasi aktörlerle ilişkileri açısından da dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Doğu ve batı Libya arasında siyasi yakınlaşma mesajı Libya’da uzun süredir farklı siyasi ve askeri aktörler ülkenin doğusu ve batısında etkili oluyor. Türkiye’nin Trablus merkezli yönetimle imzaladığı mutabakatın doğudaki Temsilciler Meclisi tarafından da kabul edilmesi, anlaşmaya yönelik siyasi desteğin genişlemesi bakımından önem taşıyor. Ancak meclisin onayı, Doğu Akdeniz’deki tüm deniz yetki alanları anlaşmazlıklarının sona erdiği anlamına gelmiyor. Anlaşmanın uluslararası düzeydeki hukuki değerlendirmeleri ve bölgedeki diğer ülkelerin itirazları ayrı başlıklar olarak gündemdeki yerini koruyor.

Meteoroloji’den birçok il için kuvvetli yağış uyarısı: Sağanak ve toz taşınımı bekleniyor Haber

Meteoroloji’den birçok il için kuvvetli yağış uyarısı: Sağanak ve toz taşınımı bekleniyor

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Türkiye genelinde çok sayıda bölgede sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış beklendiğini duyurdu. Kıyı Ege ve Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere bazı bölgelerde yağışların kuvvetli olacağı tahmin edilirken, Doğu Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu için toz taşınımı uyarısı yapıldı. Güney ve batı kesimlerde hava sıcaklıklarının 4 ila 6 derece azalması bekleniyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün son değerlendirmelerine göre Türkiye genelinde parçalı ve çok bulutlu hava etkili olacak. Marmara’da Kocaeli ve Sakarya dışında kalan iller, Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Doğu Anadolu’nun büyük bölümü ve Güneydoğu Anadolu ile Karadeniz’in bazı kesimlerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış görülecek. Yağışların Kıyı Ege ve Güneydoğu Anadolu’da, ayrıca Edirne, Çanakkale, Antalya, Isparta, Hatay, Elazığ, Tunceli ve Şırnak çevrelerinde yerel olarak kuvvetli olması bekleniyor. Meteoroloji’den kuvvetli yağış uyarısı Meteoroloji, kuvvetli yağışların neden olabileceği olumsuzluklara karşı vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmasını istedi. Özellikle kısa sürede etkili olabilecek sağanakların görüleceği bölgelerde güncel hava durumu tahminlerinin takip edilmesi önem taşıyor. Kuvvetli yağış beklenen bölgeler arasında Kıyı Ege ve Güneydoğu Anadolu’nun yanı sıra Edirne, Çanakkale, Antalya, Isparta, Hatay, Elazığ, Tunceli ve Şırnak bulunuyor. Doğu Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’da toz taşınımı Meteoroloji’nin değerlendirmesine göre Doğu Akdeniz ile Güneydoğu Anadolu’da toz taşınımı bekleniyor. Yetkililer, toz taşınımı sırasında yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli olunması gerektiğini bildirdi. Hava sıcaklıkları 4 ila 6 derece düşecek Güney ve batı kesimlerde hava sıcaklıklarının 4 ila 6 derece azalacağı tahmin ediliyor. Rüzgârın ise genel olarak güneyli yönlerden hafif, zaman zaman orta kuvvette esmesi bekleniyor. Bursa’da öğleden sonra sağanak bekleniyor Bursa’da havanın parçalı ve çok bulutlu olması, öğle saatlerinden itibaren yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların görülmesi bekleniyor. Kentte günün en yüksek sıcaklığının 27 derece olacağı tahmin ediliyor. İstanbul’da akşam ve gece saatlerinde sağanak beklenirken, Çanakkale’de yağışların öğle saatlerinde yer yer kuvvetli olacağı öngörülüyor. İzmir ve Muğla’da kuvvetli yağış ihtimali Ege Bölgesi genelinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların etkili olması bekleniyor. İzmir’de öğle saatlerinde kıyı kesimlerinde, Muğla’da ise sabah ve öğle saatlerinde yerel olarak kuvvetli yağış görülebilir. Denizli ve Manisa’da da öğle ve akşam saatlerinde aralıklı sağanak geçişleri tahmin ediliyor. Akdeniz’de sağanak etkili olacak Akdeniz Bölgesi’nde Adana, Antalya, Burdur ve Hatay çevrelerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış bekleniyor. Antalya’da sabah ve öğle saatlerinde, Hatay’da ise gün boyunca yer yer kuvvetli yağış görülebileceği bildirildi. İç Anadolu’da yağışlı hava Ankara, Çankırı, Eskişehir ve Konya’da parçalı ve çok bulutlu havayla birlikte sağanak geçişleri bekleniyor. Ankara’da yağışların öğle saatlerinden itibaren başlaması, Çankırı ve Eskişehir’de ise öğle ve akşam saatlerinde etkili olması tahmin ediliyor. Karadeniz’de bazı illere sağanak uyarısı Batı Karadeniz’de Bolu, Kastamonu ve Karabük çevrelerinde; Orta ve Doğu Karadeniz’de ise Tokat, Çorum, Gümüşhane ve Bayburt çevrelerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış bekleniyor. Düzce, Zonguldak, Amasya, Rize, Samsun ve Trabzon’da ise parçalı ve çok bulutlu havanın etkili olacağı tahmin ediliyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yağış bekleniyor Doğu Anadolu’da Ardahan ve Iğdır dışında kalan bölgelerde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış görülebilir. Tunceli çevreleri ile Elazığ’ın doğusunda yağışların yer yer kuvvetli olması bekleniyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde de sağanakların etkili olacağı, Diyarbakır, Mardin, Siirt ve Şanlıurfa çevrelerinde yer yer kuvvetli yağış görülebileceği bildirildi. Bölgede toz taşınımı da bekleniyor. Denizlerde fırtına uyarısı Denizlerde yapılan değerlendirmeye göre Doğu Karadeniz’in doğusunun açıklarında ve Doğu Akdeniz’in doğusunda fırtına bekleniyor. Doğu Karadeniz’in doğusunun açıklarında dalga yüksekliğinin 2,5 ila 3,5 metreye, Doğu Akdeniz’in doğusunda ise sabah saatlerinde yer yer 3,5 metreye ulaşabileceği tahmin ediliyor. Meteoroloji, denizlerde etkili olması beklenen kuvvetli rüzgâr ve yağışlara karşı dikkatli olunması gerektiğini bildirdi.

Yaşar Güler: Terörsüz Türkiye süreciyle terör ve şiddetin ülke gündeminden tamamen çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi Haber

Yaşar Güler: Terörsüz Türkiye süreciyle terör ve şiddetin ülke gündeminden tamamen çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, kuvvet komutanları ve bakan yardımcılarıyla birlikte Millî Savunma Üniversitesinin 2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılı Açılış Töreni’ne katıldı. Törende konuşan Bakan Güler, Türkiye’nin stratejik konumu nedeniyle bölgesel ve küresel gelişmeleri yakından takip ettiğini belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde etkin diplomasi, güçlü devlet iradesi ve proaktif güvenlik anlayışıyla ülkenin hak ve menfaatlerinin korunduğunu ifade etti. “ULUSLARARASI BARIŞ VE GÜVENLİĞE KATKI SUNUYORUZ” Karadeniz, Kafkasya, Orta Doğu, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin Türkiye’nin güvenlik politikalarının öncelikli başlıkları olduğunu belirten Güler, Türkiye’nin krizlerin çözümüne yönelik diplomatik girişimleri ve uluslararası görevleriyle küresel barış ve güvenliğe katkı sunduğunu söyledi. Karadeniz’de savaşın bölgesel güvenlik üzerindeki etkilerinin yakından takip edildiğini aktaran Güler, Kafkasya’da ise kalıcı barış ve bölgesel istikrarın tesis edilmesini desteklediklerini kaydetti. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Kuvvet Komutanları ve Bakan Yardımcıları ile Millî Savunma Üniversitesinin 2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılı Açılış Töreni’ne katıldı. Törende bir konuşma yapan Bakan Yaşar Güler, özetle şunları söyledi: ULUSLARARASI BARIŞ VE GÜVENLİĞE ÖNEMLİ KATKILAR SUNUYORUZ Türkiye, sahip olduğu stratejik konum itibarıyla tüm dünyayı doğrudan etkileyen gelişmelerin yaşandığı bir coğrafyanın merkezindedir. Bu nedenle risk ve tehditleri yakından takip ediyor, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde etkin diplomasi, güçlü devlet iradesi ve proaktif güvenlik anlayışıyla hak ve menfaatlerimizi kararlılıkla koruyoruz. Krizlerin çözümüne yönelik diplomatik girişimlerimiz, üstlendiğimiz uluslararası görev ve sorumluluklar ve sahadaki etkinliğimizle uluslararası barış ve güvenliğe önemli katkılar sunuyoruz. Bu stratejik yaklaşımımızın önemi, özellikle yakın coğrafyamızda yaşanan gelişmeler dikkate alındığında çok daha açık bir şekilde görülmektedir. Karadeniz’de devam eden savaş ve güvenlik riskleri, Kafkasya’da şekillenen yeni dengeler, Orta Doğu’daki gelişmeler, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerimiz, güvenlik politikamızın öncelikli meseleleridir. Bu çerçevede Karadeniz’de, savaşın bölgesel güvenlik üzerindeki etkilerini yakından takip ederek, istikrarın korunmasına yönelik sorumlu ve dengeli yaklaşımımızı sürdürüyoruz. Kafkasya’da da kalıcı barışın tesis edilmesini, bölgesel istikrarın güçlendirilmesini ve iş birliği imkânlarının geliştirilmesini destekliyoruz. KIBRIS TÜRKÜ’NE YÖNELİK HAZIMSIZLIK POLİTİKASI DEVAM EDİYOR Bölgemizi en çok etkileyen Orta Doğu’da ise yaşanan krizlere sessiz kalmadığımız gibi kurduğumuz ittifaklarla da bölgenin güvenlik ve istikrarına yönelik önemli adımlar atıyoruz. En son Mekke’de imzaladığımız Ortak Savunma Anlaşması da bu politikamızın etkin ve güçlü bir yansıması olmuştur. Yine bu politikalarımız kapsamında Kıbrıs Türkü’nün güvenliğinin ve meşru haklarının korunmasına yönelik kararlılığımızı muhafaza ediyor, Doğu Akdeniz’de ülkemizin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatlerini hassasiyetle gözetiyoruz. Bu çerçevede Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin siyasi etkinliğini artırma ve dış desteklerle askerî kapasitesini geliştirme adımlarını yakından takip ediyor, millî güvenliğimiz doğrultusunda gerekli tüm tedbirleri kararlılıkla alıyoruz. Yeri gelmişken belirtmek isterim ki Kıbrıs Türkü’ne yönelik 1960’lardan süregelen sindirme ve hazımsızlık politikası hâlâ en güçlü şekilde devam etmektedir. Öyle ki Barcelona Futbol Akademisinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Eylül ayında düzenlemeyi planladığı kampa karşı UEFA nezdinde girişimde bulunulması daha önce de bir müzik festivaline karşı yapılan benzer girişimler, Rum tarafının içinde bulunduğu hezeyanın ve uzlaşmazlığın bir yansımasıdır. Uluslararası nitelikteki eğitim, sportif, kültürel ve gençlik faaliyetlerine dahi tahammül edemeyip bunları engellemek için çaba içerisine girenlerle hangi önemli konuda uzlaşılabileceği hususunu da bu kapsamda üçüncü taraf ülkelerin dikkatine sunmak isteriz. Şu bir gerçek ki Türkiye hem uluslararası hukuktan doğan garantörlük hakları hem de tarihî sorumlulukları gereği Kıbrıs Türkü’nün güvenliğini, egemenliğini ve meşru çıkarlarını koruma azim ve kararlılığındadır. GÜVENLİK KAZANIMLARININ KALICI HALE GETİRİLMESİNE BÜYÜK ÖNEM VERİYORUZ Stratejik bakış, güvenliği yalnızca askerî tehditler üzerinden değerlendirmemeyi bir ülkenin iç huzurunu, millî birliğini ve toplumsal bütünlüğünü de güvenliğin ayrılmaz unsurları olarak görmeyi gerektirir. Bu bakımdan kırk yılı aşkın süredir asil milletimizin huzuruna ve ülkemizin bütünlüğüne kasteden teröre karşı yürüttüğümüz mücadelede elde edilen güvenlik kazanımlarının kalıcı hâle getirilmesine büyük önem veriyoruz. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen Terörsüz Türkiye süreciyle terörü ve şiddeti ülkemizin gündeminden tamamen çıkarmayı, bin yıllık kardeşliğimizi daha da tahkim etmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda Gazi Meclisimiz tarafından ezici bir çoğunlukla kabul edilen ilgili Kanun çerçevesinde oluşturulan Millî Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulumuz da çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir. Kurul bünyesinde oluşturulan Alt Komisyonlarla birlikte Kanunun uygulanmasına yönelik yürütülen faaliyetler ile önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi planlanan çalışmalar, ilgili kurumlarımızla tam bir koordinasyon ve eşgüdüm içerisinde yürütülmektedir. Bu sürecin taşıdığı anlamı, siz silah ve mesai arkadaşlarımın da çok iyi idrak etmesi gerekiyor. Zira güvenlik, tehdidi bertaraf etmekle tamamlanan bir faaliyet değildir. Aynı zamanda elde edilen kazanımları korumayı ve tehdidin yeniden ortaya çıkmasını önleyecek sosyolojik şartların oluşturulmasını da gerektirir. Aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin fedakârlıklarıyla elde ettiğimiz kazanımlardan taviz vermeden, milletimizin birlik ve beraberliğini daha da güçlendirmek, ülkemizin geleceğine bırakacağımız en kıymetli miras olacaktır. #MillîSavunmaBakanlığı #YaşarGüler — T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) October 7, 2026 KIBRIS MESAJI: “GEREKLİ TÜM TEDBİRLERİ ALIYORUZ” Kıbrıs Türkü’nün güvenliği ve meşru haklarının korunmasına yönelik kararlılıklarının sürdüğünü belirten Güler, Doğu Akdeniz’de Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatlerinin gözetildiğini söyledi. Bakan Güler, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin askerî kapasitesini artırmaya yönelik adımlarını yakından takip ettiklerini ve millî güvenlik doğrultusunda gerekli tedbirlerin alındığını belirtti. Kıbrıs Türkü’ne yönelik politikaların devam ettiğini savunan Güler, Rum tarafının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki uluslararası eğitim, spor ve kültür faaliyetlerine yönelik girişimlerini de eleştirdi. Konuşmasının önemli bölümünü terörle mücadeleye ayıran Güler, güvenliğin yalnızca askerî tehditlerin ortadan kaldırılmasıyla sınırlı olmadığını, toplumsal huzur ve millî birlik ile bütünlüğün de güvenliğin parçası olduğunu söyledi. Güler, 40 yılı aşkın süredir terörle mücadelede elde edilen güvenlik kazanımlarının kalıcı hale getirilmesinin önemine dikkat çekerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: Bu kapsamda oluşturulan Millî Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulunun çalışmalarını sürdürdüğünü, ilgili kurumlarla koordinasyon içerisinde yeni çalışmalar yürütüldüğünü belirten Bakan Güler, güvenlik anlayışının yalnızca mevcut tehditleri ortadan kaldırmakla sınırlı olmadığını vurgulayarak, elde edilen kazanımların korunması ve tehditlerin yeniden ortaya çıkmasını engelleyecek şartların oluşturulması gerektiğini söyledi. Silah ve mesai arkadaşlarına da seslenen Bakan Güler, “Aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin fedakârlıklarıyla elde ettiğimiz kazanımlardan taviz vermeden, milletimizin birlik ve beraberliğini daha da güçlendirmek, ülkemizin geleceğine bırakacağımız en kıymetli miras olacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan, BM 81. Genel Kurulu'nda  'Dünya 5’ten büyüktür' vurgusu Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan, BM 81. Genel Kurulu'nda 'Dünya 5’ten büyüktür' vurgusu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81’inci Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Gazze’deki insani tabloya, Filistin Devleti’nin tanınmasına, küresel adaletsizliklere ve bölgesel gelişmelere ilişkin önemli mesajlar verdi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81'inci Genel Kurulu’nda (#ErdoganTheVoiceOfJustice) konuştu: "(Adaletin Sesi Erdoğan) Üye ülkelerin kahir ekseriyetinin resmen tanıdığı Filistin Devleti’nin Değerli Başkanı Sayın Mahmud Abbas üst üste iki yıldır… pic.twitter.com/NS6r7nzMca — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) September 22, 2026 Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında Filistin Devleti’nin tanınmış olmasına rağmen Mahmud Abbas’ın üst üste iki yıldır Genel Kurul salonunda yer alamadığını hatırlatarak, bu durumun vicdanları yaraladığını söyledi. Filistin halkının mücadelesini kürsüden dünyaya duyurmaya devam edeceklerini belirten Erdoğan, henüz Filistin Devleti’ni tanımayan ülkelere de kararlarını gözden geçirme çağrısı yaptı. “GAZZE, DÜNYANIN EN BÜYÜK ÇOCUK KABRİSTANI” Konuşmasında son bir yılda dünyada yaşanan çatışmalara da değinen Erdoğan, Gazze’den Ukrayna-Rusya savaşına, Myanmar’dan Darfur’a kadar birçok bölgede büyük insani dramlar yaşandığını ifade etti. Gazze’de çoğu çocuk ve kadın 74 bin kişinin İsrail saldırılarında hayatını kaybettiğini belirten Erdoğan, bölgeyi “dünyanın en büyük çocuk kabristanı” olarak nitelendirdi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81'inci Genel Kurulu’nda (#ErdoganTheVoiceOfJustice) konuştu: "(Adaletin Sesi Erdoğan) Gazze, bugün sadece dünyanın en büyük çocuk kabristanı değildir. Aynı zamanda dünyada en yüksek çocuk ampute oranına sahip… pic.twitter.com/6OHxuBT56q — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) September 22, 2026 Gazze’de çocukların protezlerle hayata tutunmaya çalıştığını söyleyen Erdoğan, ateşkes sonrasında dahi ölümlerin sürdüğünü vurguladı. “UNRWA YOK EDİLMEK İSTENİYOR” Erdoğan, Batı Şeria’da yerleşimci şiddetinin ağırlaştığını, Kudüs’te kutsal mekânlara erişimin engellendiğini ve UNRWA’nın ortadan kaldırılmak istendiğini dile getirdi. Filistin direnişinin barış planının ikinci aşamasına geçişi kabul etmesine rağmen İsrail hükümetinin işgali durdurmaya yanaşmadığını söyledi. “DÜNYA 5’TEN BÜYÜKTÜR” VURGUSU Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısına da değinen Erdoğan, 190’dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin kararına bağlı olmasının adil olmadığını belirterek, “Dünya 5’ten büyüktür” ilkesine göre Güvenlik Konseyi’nin reforme edilmesi gerektiğini ifade etti. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81'inci Genel Kurulu’nda (#ErdoganTheVoiceOfJustice) konuştu: "(Adaletin Sesi Erdoğan) Gazze’de çocuklar, güven içinde olacak. Filistinli yavrular gökyüzüne bakınca savaş uçaklarını, İHA’ları, SİHA’ları değil;… pic.twitter.com/UoZtujH9Bc — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) September 22, 2026 FİLİSTİN, SURİYE, IRAK, KIBRIS VE AVRUPA MESAJLARI Erdoğan, Gazze’nin yeniden inşasına vakit kaybetmeden başlanması gerektiğini söyledi ve İsrail’e baskının artırılması çağrısında bulundu. 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin Devleti’nin kurulacağı günlerin görüleceğine inandığını dile getirdi. Konuşmasında Suriye’ye de değinen Erdoğan, 8 Aralık Devrimi sonrası ülkenin yeni bir yola girdiğini, Türkiye’nin kardeş Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğini söyledi. Irak’ta ise devlet otoritesinin güçlendirilmesine destek verdiklerini belirtti. Ege ve Doğu Akdeniz’de sorunların iyi komşuluk ve uluslararası hukuk temelinde çözülmesini istediklerini ifade eden Erdoğan, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi gerektiğini vurguladı. Uluslararası topluma KKTC’yi tanıma çağrısında bulundu. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81'inci Genel Kurulu’nda (#ErdoganTheVoiceOfJustice) konuştu: "(Adaletin Sesi Erdoğan) Ege ve Doğu Akdeniz’de, mevcut meselelerin iyi komşuluk ilişkileri temelinde ve uluslararası hukuka uygun biçimde çözülmesini… pic.twitter.com/31EHlKqrg5 — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) September 22, 2026 “AVRUPA’NIN GÜVENLİĞİ TÜRKİYE’SİZ DÜŞÜNÜLEMEZ” Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca Türkiye’nin gelişen savunma sanayisi ve dirençli ekonomisiyle bölgesinde istikrar adası olmayı sürdürdüğünü belirtti. Avrupa’nın güvenliği ve refahında Türkiye’nin kritik rol oynadığını söyleyen Erdoğan, Türkiye’nin dışlandığı bir Avrupa’nın daha güçlü ve güvenli olamayacağını ifade etti.

Girit-Güney Kıbrıs elektrik projesinde gerilim hazırlığı: Yunanistan’dan üç aşamalı plan iddiası Haber

Girit-Güney Kıbrıs elektrik projesinde gerilim hazırlığı: Yunanistan’dan üç aşamalı plan iddiası

Yaklaşık 2 milyar avro değerindeki GSI projesi, Yunanistan ile Kıbrıs'ın elektrik sistemlerinin denizaltı kablosuyla birbirine bağlanmasını amaçlıyor. Proje kapsamında daha sonraki aşamada bağlantının İsrail'e kadar uzatılması planlanıyor. Projenin uygulanması konusunda Türkiye ile Yunanistan arasında ise deniz yetki alanları ve güzergah konusunda anlaşmazlık bulunuyor. Atina projeyi yeniden hızlandırıyor Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un 9 Eylül'deki görüşmesinde GSI projesinin sonraki aşamaları da ele alındı. Yunanistan Başbakanlığı, görüşmede Yunanistan-Kıbrıs elektrik bağlantısının uygulanmasına ilişkin adımların değerlendirildiğini açıkladı. 5 Ağustos'ta ise Fransız yatırım grubu Meridiam'ın GSI şirketinde çoğunluk hissedarı olması için anlaşma imzalandı. Aynı süreçte deniz tabanı araştırmalarının yürütülmesine ilişkin GSI, Yunanistan Elektrik İletim Operatörü (IPTO) ve Nexans arasında da anlaşma yapıldı. Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis de projenin deniz araştırmaları ve kablo döşeme çalışmalarının yıl sonundan önce yeniden başlamasının beklendiğini açıkladı. Gerapetritis, Yunanistan'ın kendi deniz yetki alanı olarak değerlendirdiği bölgelerde proje için başka bir ülkenin iznine ihtiyaç olmadığını savundu. Yunan basınında üç aşamalı kriz planı iddiası Yunan basınında yer alan haberlere göre Atina, GSI çalışmaları sırasında Türkiye'den gelebilecek olası bir müdahaleye karşı üç aşamalı bir senaryo üzerinde duruyor. İlk aşamada Türk Sahil Güvenlik unsurlarının bölgeye gelmesi ihtimaline karşı Yunan Sahil Güvenlik birimlerinin devreye girmesi öngörülüyor. Gerilimin devam etmesi halinde ikinci aşamada diplomatik kanalların işletilmesi ve Yunanistan Dışişleri ile Savunma bakanlıklarının sürece dahil olması planlanıyor. Üçüncü ve daha ciddi senaryonun ise savaş gemilerinin bölgeye gönderilmesi ihtimali olduğu öne sürülüyor. Bu durumda Yunanistan'ın deniz kuvvetlerini bölgeye sevk etmesinin değerlendirildiği belirtiliyor. Yunan basınındaki değerlendirmelerde Atina'nın olası bir kriz halinde Fransa'nın yanı sıra ABD ve Avrupa Birliği kurumlarından diplomatik destek sağlamayı hedeflediği de ileri sürülüyor. Ancak söz konusu üç aşamalı planın ayrıntıları, Yunan hükümeti tarafından kamuoyuna açıklanmış resmi bir kriz planı olarak doğrulanmış değil. Fransız şirketinin rolü arttı GSI projesinde Fransız yatırım grubu Meridiam'ın çoğunluk hissesini alması, Paris'in projedeki ekonomik rolünü belirgin biçimde artırdı. Yunanistan Başbakanlığı, Meridiam'ın projeye dahil olmasını GSI açısından önemli bir ilerleme olarak duyurdu. Yunanistan'ın, Fransa'nın siyasi ve ekonomik desteğinin Türkiye ile yaşanabilecek olası bir anlaşmazlıkta projeye katkı sağlayacağını değerlendirdiği Yunan basınında yer alıyor. Kathimerini de Atina'nın Fransa'nın projeyle ilgili Türkiye'nin itirazlarının yönetilmesinde daha aktif rol üstlenmesini beklediğini bildirdi. GSI'nin yeniden ilerletilmesi, son yıllarda Türk-Yunan ilişkilerinde yaşanan yumuşama döneminin ardından Doğu Akdeniz'deki enerji ve deniz yetki alanları başlıklarını yeniden gündeme taşıyan gelişmelerden biri olarak değerlendiriliyor.

Ünal Üstel’den GKRY’nin silahlandırılmasına tepki: “Güvenlik dengeleri dikkatle takip edilmeli” Haber

Ünal Üstel’den GKRY’nin silahlandırılmasına tepki: “Güvenlik dengeleri dikkatle takip edilmeli”

Üstel: Karar KKTC açısından güvenlik meselesi Ünal Üstel, yaptığı yazılı açıklamada ABD’nin GKRY’ye yönelik silah ambargosunu kaldırma kararını bir yıl daha uzatmasını değerlendirdi. Üstel, kararın KKTC açısından doğrudan bir güvenlik meselesi olduğunu belirterek, Güney Kıbrıs’ın silahlanmasını kolaylaştıran gelişmelerin Ada’daki mevcut dengeleri etkileyebileceğini savundu. ABD’nin söz konusu kararı 30 Eylül 2027’ye kadar uzatması, Türkiye tarafından da Kıbrıs Adası’ndaki hassas dengeler ve güven ortamı açısından eleştirildi. “Yabancı askeri varlığın artışı takip edilmeli” Doğu Akdeniz’de son dönemde askeri hareketliliğin arttığını ifade eden Üstel, GKRY’nin farklı ülkelerle geliştirdiği askeri iş birliklerine dikkat çekti. Üstel, GKRY’nin yeni silah sistemleri tedarik ettiğini ve İsrail yapımı hava savunma sistemleri konuşlandırdığını öne sürerken, İsrail ve Fransa ile askeri iş birliğinin de geliştirildiğini belirtti. Yunanistan’ın askeri unsurlarını Güney Kıbrıs’a konuşlandırdığını da savunan Üstel, şöyle dedi: “Yabancı askeri varlığının artması Ada’daki güvenlik dengeleri açısından dikkatle takip edilmesi gerekiyor.” Doğu Akdeniz'deki gelişmelere dikkat çekti KKTC Başbakanı Üstel, Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanları, enerji kaynakları ve ulaşım güzergahları üzerinden yeni bir rekabet yaşandığını ifade etti. Üstel ayrıca Rum yönetiminin mülkiyet konusunu siyasi ve ekonomik baskı unsuru olarak kullandığını ileri sürdü. KKTC hükümetinin bölgedeki gelişmeleri Türkiye ile koordinasyon halinde takip ettiğini belirten Üstel, güvenlik riskleri ile GKRY’nin silahlanması dahil bölgesel gelişmelerin Türkiye ile yapılan temaslarda değerlendirildiğini kaydetti. “Türkiye’nin garantörlüğü ve Türk askeri vazgeçilmez” KKTC’nin güvenliği konusunda gerekli değerlendirmelerin yapıldığını ve ilgili tedbirlerin alındığını belirten Üstel, Türkiye’nin garantörlüğü ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Ada’daki varlığının KKTC açısından önemini vurguladı. Üstel, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin siyasi tartışmaların üzerinde tutulması gerektiğini ifade ederek, Ulusal Birlik Partisi’nin egemen eşitlik, Türkiye’nin garantörlüğü ve Türk askerinin Ada’daki varlığı konusundaki politikasını sürdüreceğini söyledi. ABD’nin GKRY’ye yönelik silah ambargosunu kaldırma kararını bir yıl daha uzatması, son dönemde Türkiye ve KKTC tarafından Kıbrıs’taki güvenlik dengeleri bağlamında yapılan açıklamaların gündeminde yer aldı.

MSB’den Meis mesajı: Türkiye tarafından kabul edilmeyecek Haber

MSB’den Meis mesajı: Türkiye tarafından kabul edilmeyecek

MSB Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Bakanlığın son bir haftalık faaliyetlerine ilişkin basın bilgilendirme toplantısında terörle mücadele, hudut güvenliği, uluslararası askeri faaliyetler ve savunma sanayisine ilişkin gelişmeleri de açıkladı. MSB’den Meis Adası açıklaması Bakanlığın açıklamasında, Yunanistan Başbakanı’nın beraberindeki heyetle Meis Adası’na yaptığı ziyaretin ve adada konuşlu askeri unsurlarla gerçekleştirdiği temasların yakından takip edildiği belirtildi. MSB, 1947 Paris Barış Antlaşması kapsamında gayriaskeri statüde olmak kaydıyla Yunanistan’a devredilen Meis’te askeri unsurlar ve savaş gemilerinin bulundurulmasının adanın statüsüyle bağdaşmadığını savundu. Açıklamada, askeri unsurların üst düzey ziyaretler sırasında kamuoyuna açık şekilde sergilenmesinin de bölgedeki barış ve istikrara katkı sağlamadığı ifade edildi. Bakanlık, Türkiye kıyılarına son derece yakın konumdaki Meis’in gayriaskeri statüsüne aykırı fiili durum oluşturulmasına yönelik girişimlerin uluslararası yükümlülüklerle bağdaşmadığını ve Türkiye tarafından kabul edilmeyeceğini vurguladı. “İyi komşuluk ve diyalogdan yanayız” MSB açıklamasında Türkiye’nin Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’in barış ve istikrar alanı olmasını ve Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin iyi komşuluk ile diyalog temelinde geliştirilmesini desteklediği belirtildi. Bununla birlikte bu yaklaşımın, uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülüklerin göz ardı edilmesi anlamına gelmediği kaydedildi. Bakanlık, Yunanistan’a uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülüklerine uyma ve gayriaskeri statüdeki adalarda bu statüyle bağdaşmayan faaliyetlerden kaçınma çağrısında bulundu. Hudutlarda 878 kişi yakalandı Toplantıda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terörle mücadele ve hudut güvenliği faaliyetlerine ilişkin son veriler de paylaşıldı. Aktürk, geçen hafta içerisinde bir PKK mensubunun teslim olduğunu, hudutlarda ise 2’si terör örgütü mensubu olmak üzere 878 kişinin yakalandığını açıkladı. 1 Ocak’tan bu yana yasa dışı yollarla sınırı geçmeye çalışırken yakalananların sayısının 11 bin 323’e ulaştığı, sınırı geçmeleri engellenenlerle birlikte bu yıl içerisinde toplam 50 bin 269 kişinin engellendiği belirtildi. Orta Doğu ve Gazze mesajı MSB Sözcüsü Aktürk, Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Suudi Arabistan’ı hedef alan İHA saldırısı ile Husilerin eylemlerini kınayan Aktürk, Kızıldeniz ve Babülmendep’teki Husi tehdidinin bölgesel güvenliğin yanı sıra uluslararası deniz ticaretini de etkilediğini söyledi. Aktürk, İsrail’in Lübnan, Suriye ve Filistin’e yönelik saldırılarının bölgedeki istikrarsızlığı derinleştirdiğini savundu. Uluslararası topluma Gazze ve Lübnan’daki gelişmeler karşısında somut ve caydırıcı tedbirler alma çağrısında bulundu. İZMİT fırkateyninin deniz kabul testleri başladı Savunma sanayisine ilişkin gelişmeleri de aktaran Aktürk, MİLGEM 6-12’nci Gemiler Tedariki Projesi kapsamında Sedef Tersanesi’nde inşa ve donatım faaliyetleri sürdürülen 3’üncü İstif sınıfı fırkateyn İZMİT’in deniz kabul testlerinin 15 Eylül’de başladığını açıkladı. Aktürk ayrıca Roketsan tarafından Antalya’da gerçekleştirilen atış testleri ile MKE’nin savunma sanayisi paydaşlarına yönelik teslimatları hakkında bilgi verdi. 51’inci Komando Tugayı Aydın’a konuşlandırılacak MSB, 51’inci Komando Tugay Komutanlığı’nın Aydın’ın Söke ilçesine taşınmasına ilişkin de açıklama yaptı. Bakanlık, birliklerin teşkilat yapısı ve konuş durumlarına ilişkin düzenlemelerin Türk Silahlı Kuvvetleri’nin görev ve harekat ihtiyaçları doğrultusunda gerçekleştirildiğini, 51’inci Komando Tugayı’nın konuş yerinin değiştirilmesine ilişkin kararın haziran ayında onaylandığını bildirdi. GKRY’ye silah ambargosu kararına tepki ABD’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne (GKRY) yönelik silah ambargosunun kaldırılmasına ilişkin kararının bir yıl daha uzatılmasını da değerlendiren MSB, bu adımın Kıbrıs Adası’ndaki hassas dengeleri ve güven ortamını olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Bakanlık, üçüncü taraflardan Kıbrıs’taki hassas dengelere zarar verecek faaliyetlerden kaçınmalarını ve Kıbrıs Türk halkını yok sayan uygulamalara son vermelerini istedi. “Mekke Savunma İttifakı herhangi bir ülkeye karşı değil” MSB açıklamasında Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na ilişkin de bilgi verildi. Bakanlık, anlaşmanın üç ülke arasındaki savunma iş birliğini ve kolektif caydırıcılığı geliştirmeyi amaçladığını belirtti. Anlaşmanın herhangi bir ülkeye karşı olmadığı ve tarafların üçüncü ülkelerle mevcut ilişkilerine alternatif oluşturmadığı ifade edildi. Açıklamada, üç ülke arasındaki askeri iş birliğinin geliştirilmesi, birlikte çalışabilirliğin artırılması ve savunma kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların koordinasyon içerisinde sürdürüldüğü kaydedildi. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan anlaşma kapsamında oluşturulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin ilk toplantısı da 31 Ağustos’ta İstanbul’da gerçekleştirilmişti. Gaziler Günü için özel program Aktürk ayrıca 19 Eylül Gaziler Günü kapsamında Kara Harp Okulu Komutanlığı’nda anma töreni düzenleneceğini açıkladı. Törene Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden ve Azerbaycan’dan gazilerin katılacağı, Mehteran Birlik ve Armoni Mızıkası Komutanlıkları tarafından konserler verileceği bildirildi. Ankara’da 20-27 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek Kültür Yolu Festivali kapsamında da Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki çeşitli bando ve orkestraların konserler gerçekleştireceği belirtildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.