Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Diyalog

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Diyalog haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Diyalog haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İran'la varılacak mutabakatın uygulanmasında desteğe hazırız Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İran'la varılacak mutabakatın uygulanmasında desteğe hazırız

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran'la varılabilecek mutabakatın uygulanması aşamasında Türkiye olarak her türlü desteği sağlamaya hazır olduklarını bilidrdi. Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve birçok mevkidaşıyla telekonferans yoluyla görüştü. Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşıma göre, görüşmede, Bahreyn Kralı Hamed bin İsa Al-i Halife, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ürdün Kralı II. Abdullah ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir ile ABD Başkanlık Kabine üyeleri de yer aldı. “Dünya ekomomisini rahatlatır” Erdoğan, İran ve Orta Doğu'daki gelişmelerin ele alındığı görüşmede, Türkiye'nin her zaman sorunların diyalog ve diplomasiyle çözülmesini savunduğunu, İran'la diplomatik sürecin ABD Başkanı Trump'ın ifade ettiği seviyeye gelmesinden memnuniyet duyduğunu, varılacak mutabakatın Hürmüz Boğazı'ndan serbest geçişleri temin etmek suretiyle bölgenin istikrarını destekleyeceğini, bu durumun dünya ekonomisini de rahatlatacağını belirtti. Müzakere sürecine katkı veren ülkelere teşekkür eden Erdoğan, İran'la varılabilecek mutabakatın uygulanması aşamasında Türkiye olarak her türlü desteği sağlamaya hazır olduklarını, Türkiye'nin bölgenin tümünde barışın hakim kılınması için çaba gösterdiğini, İran bağlamında nükleer mesele dahil pürüzlü görünen konularda süreç içinde uygun çözümler bulunulabileceğine inandığını dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede, Türkiye'nin bölge ülkelerinin birbirlerine tehdit oluşturmayacağı yeni bir dönem arzu ettiğini ve adil bir barışın kaybedeni olmayacağını vurguladı.

Çin, ABD'ye Tayvan ve İran'la ilgili mesajlar verdi Haber

Çin, ABD'ye Tayvan ve İran'la ilgili mesajlar verdi

Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, 13-15 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen ziyarette tartışılan konulara dair basına yazılı değerlendirmede bulundu. ABD Başkanı Trump'ın, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile 9 saate yakın birlikte vakit geçirdiğini ifade eden Vang, liderlerin iki ülke ilişkilerinin yanında dünya barışı ve kalkınmasını ilgilendiren konularda da uzun tartışmalar yaptıklarını belirtti. Vang, Çin'in egemenlik ihtilafı içinde olduğu Tayvan ile yeniden birleşmesinin Çin ulusunun ortak özlemi, Çin Komünist Partisinin (ÇKP) tarihi misyonu ve İkinci Dünya Savaşı sonrası uluslararası düzenin önemli bir parçası olduğuna işaret ederek şunları kaydetti: "(Tayvan sorunu) Eğer uygun şekilde ele alınırsa ABD-Çin ilişkileri istikrarlı olacak ve taraflar karşılıklı işbirliğini ilerletmeye daha fazla enerji ayırabilecektir. Aksi halde, iki ülke arasında gerginlikler ve hatta çatışmalar yaşanabilir, ilişkilerin geneli tehlikeye girebilir." Çinli Bakan, ABD'nin "tek Çin" ilkesine ve iki ülke arasında siyasi ilişkilerin temelini oluşturan Üç Ortak Bildiri'deki Tayvan konusundaki taahhütlerine uyacağını umduklarını vurguladı. İran ile kalıcı ve kapsamlı ateşkes çağrısı Ziyarette Devlet Başkanı Şi'nin, Ortadoğu'daki savaş konusunda Çin'in pozisyonunu dile getirdiğini, burada güç kullanımın sorunları çözmeyeceğini ve diyaloğun tek doğru tercih olduğunu vurguladığını aktaran Vang, müzakerelerden hemen sonuç alınamasa da diyalog yolu hazır açılmışken yeniden kapanmaması gerektiğini söylediğini belirtti. Vang, Çin'in ABD'yi İran ile nükleer sorunu dahil farklılıklarını ve anlaşmazlıklarını müzakerelerle çözmeyi sürdürmeyi teşvik ettiğini, ateşkesin sürdürülerek Hürmüz Boğazı'nın en kısa zamanda yeniden açılması çağrısı yaptığını, burada yaşanan açmazın temel çözümünün kalıcı ve kapsamlı ateşkesin sağlanması olduğunu dile getirdiğini kaydetti. Çin ve ABD liderlerinin, temaslarının ardından iki ülke arasında "yapıcı stratejik istikrar ilişkisi" olarak tanımladıkları bir vizyon oluşturma konusunda siyasi mutabakata vardıklarını aktaran Vang, tarafların, dış politika, askeri ilişkiler, ekonomi, ticaret, halk sağlığı, tarım, turizm, halklar arası bağlar, kanun koruma dahil tüm alanlarda ve her seviyede temasların artırılmasında anlaştıklarını belirtti. İki ülke ilişkilerinde stratejik istikrarın tesisine odaklanan bu yeni vizyonun, büyük güç ilişkilerinde yeni bir paradigma ihtiyacına yanıt verdiğine işaret eden Vang, Çin'in, bundan, işbirliğinin temel dayanak olduğu, rekabetin uygun sınırlar içinde sürdürüldüğü ve savaş ve çatışma yerine barış odaklanan bir istikrar ilişkisini anladığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Erivan’da temaslarını sürdürüyor Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Erivan’da temaslarını sürdürüyor

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Erivan’da düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu 8. Zirvesi’ne, Recep Tayyip Erdoğan’ı temsilen katıldı. “Geleceği İnşa Etmek: Avrupa’da Birlik ve İstikrar” temasıyla gerçekleştirilen zirvede liderlerle açılış oturumunda bir araya gelen Yılmaz, aile fotoğrafı çekimine katıldı. Zirve kapsamında diplomasi trafiğini sürdüren Yılmaz, Jonas Gahr Støre ile yaptığı görüşmede Türkiye-Norveç ilişkilerinin yanı sıra ekonomi, ticaret, enerji, savunma sanayii ve terörle mücadele başlıklarını ele aldı. Türkiye’nin Norveç ile çok yönlü iş birliğini geliştirmeye önem verdiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ayrıca AGİT Genel Sekreteri Feridun Sinirlioğlu ile görüşerek, teşkilatın Avrupa-Atlantik ve Avrasya coğrafyasında barış ve istikrara katkı sağlamaya devam etmesi temennisinde bulundu. Romanya Cumhurbaşkanı Nicuşor Dan ile yapılan görüşmede ise ikili ilişkiler, ticaret hacminin artırılması ve bölgesel gelişmeler değerlendirildi. Türkiye-Romanya ilişkilerinin farklı alanlarda daha da ileri taşınması yönündeki kararlılık ifade edildi. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile de kapsamlı bir görüşme gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, iki ülke arasındaki ilişkiler, ulaştırma, enerji, gümrük ve dijital altyapı alanlarında iş birliği imkanlarını ele aldı. Görüşmede, normalleşme sürecinde atılan adımların somut sonuçlar üretmesinden duyulan memnuniyet dile getirildi. Taraflar ayrıca Ani Köprüsü’nün ortak restorasyonuna ilişkin mutabakat zaptını da değerlendirdi. Yılmaz, bu tür iş birliklerinin kalıcı barış ve güven ortamına katkı sunacağına inandıklarını belirtti. Zirve kapsamında gerçekleştirilen temaslarda, bölgesel barış, diyalog ve ekonomik iş birliğinin güçlendirilmesi yönünde mesajlar öne çıktı.

Hakan Fidan: İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde Haber

Hakan Fidan: İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) teması, "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" olarak belirlendi. 17-19 Nisan tarihleri arasında Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumun ikinci gününde, ADF Sohbetleri kapsamında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun her geçen yıl daha da önem kazandığını belirterek, forumun özellikle bölgesel meselelerin ele alınması bakımından ayrı bir zemin sunduğunu söyledi. "Antalya Diplomasi Forumu bölgemiz için eşsiz bir fırsat" Antalya Diplomasi Forumu’nun dünya siyasetinde daha etkili bir yer edinmeye başladığını kaydeden Fidan, "Antalya Diplomasi Forumu her geçen yıl çok verimli bir yönde gelişiyor; katılımcı sayısı da, ele alınan konu başlıklarının sayısı da artıyor ve dünya siyasetinde çok daha etkili bir yer edinmeye başlıyor. Aslında Antalya Diplomasi Forumu ile yapmaya çalıştığımız şey, bu platformu özellikle bölgesel meselelerimiz açısından öne çıkarmaktır" ifadelerini kullandı. Dünyadaki benzer platformlarda çoğunlukla küresel ve Batı merkezli sorunların ele alındığını belirten Fidan, "Bölgesel meseleler, özellikle bizim bölgemizle çok yakından ilgili konular, belki Ukrayna meselesi dışında, derinlemesine tartışılmıyor. Ama bunun dışında, örneğin Orta Doğu, Kuzey Afrika, hatta Balkanlar ve Akdeniz’e ilişkin meselelerde çok fazla platform görmüyoruz. Bu bakımdan Antalya Diplomasi Forumu’nun bölgemiz için bölgesel tartışmalar yürütme, bölgesel çözümler ve fikirler ortaya koyma açısından eşsiz bir fırsat sunduğunu düşünüyorum" dedi. "Diplomasiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç var" Uluslararası sistemde çok taraflılığın ve kurallara dayalı yapının zayıfladığını belirten Fidan, mevcut dönemde diplomasinin daha da hayati hale geldiğini söyledi. Fidan, "Diplomasinin her zamankinden daha ilgili ve her zamankinden daha gerekli olduğu bir dönemdeyiz. Çünkü çok taraflılığın ve uluslararası düzenin çöktüğünü gördüğümüz bir çağda, çok daha fazla diyaloğa ihtiyaç duyuyoruz" diye konuştu. Yerleşik bir sistemin işlediği dönemlerde devletlerin daha az temas ihtiyacı hissettiğini, ancak sistemin zayıfladığı anlarda koordinasyonun zorunlu hale geldiğini belirten Fidan, "Uluslararası sistemin çökmekte olduğunu ve hukuksuzluğun ortaya çıktığını gördüğünüzde, daha fazla koordinasyona başlamanız gerekir. Diğer taraflarla daha fazla iletişim kurmanız gerekir; aksi halde ezilirsiniz ve kendinizi bir kazanın içinde bulabilirsiniz" dedi. Soğuk Savaş sonrasındaki dönemin 1990’lardan itibaren değişmeye başladığını, 2010-2011 sonrasının ise "serbest düşüş" dönemi olduğunu söyleyen Fidan, insanlığın artık yıkım ve savaş yaşandıktan sonra öğrenen bir döngüden çıkması gerektiğini vurguladı. "Bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim" Fidan, Orta Doğu başta olmak üzere Türkiye’nin çevresindeki bölgelerde uzun süredir güç siyasetinin belirleyici olduğunu belirterek, bunun ciddi yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini ifade etti. Fidan, savaşların sadece bölgeyi değil, kısa sürede diğer ülkeleri de olumsuz etkilediğini kaydederek, "Ne yazık ki bizim bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim durumda. Bu yüzden bir tür düzen getirmemiz gerekiyor. Çünkü sorunları çözmenin eski yöntemi, çoğu zaman savaşı içeriyor ve bu da bize yardımcı olmuyor" şeklinde konuştu. Bölgede kalıcı istikrarın temel şartının egemenliğe, toprak bütünlüğüne ve güvenliğe saygıdan geçtiğini söyleyen Fidan, "Bakın, her ulusun kendi sınırı var. Dolayısıyla hiçbir ülke başka bir ülkenin toprağının peşinde değil; İsrail hariç. İsrail yayılmacı politikaların peşinde. Ama İsrail dışında, bölgedeki ülkelerin kendi sınırları, kendi bayrakları ve kendi devletleri var. O halde, bölgede diğer ulus devletlerin toprak bütünlüğüne, egemenliğine, emniyetine ve güvenliğine saygı duyduğumuz sürece, bu çok temel bir başlangıç noktasıdır. Bence sorunların yüzde 80’inden fazlasını çözeriz" ifadelerini kullandı. "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz" Türkiye’nin bölgesel krizlerdeki yaklaşımını da anlatan Fidan, diplomasinin çatışmalarda tüm taraflarla temas kurmayı zorunlu kıldığını vurguladı. Fidan, "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz. Savaşta taraf tutmanız gerekir; ama diplomaside çatışmaya dâhil olan her tarafla, bütün taraflarla temas kurmanız gerekir. Bizim için başlangıç noktası budur" dedi. Bölgede dış politika önceliklerinin savaşların önlenmesi ve süren çatışmaların sonlandırılması olduğunu belirten Fidan, "Bölgede dış politika önceliğimiz ise savaşların patlak vermemesini sağlamak, eğer süren bir çatışma varsa bunun durdurulması ya da sona erdirilmesidir. Bölgemizde ticaretin, kalkınmanın, emniyetin, güvenliğin ve istikrarın mümkün olmasının tek yolu budur" diye konuştu. Türkiye’nin Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar çok sayıda kriz alanında yoğun çaba yürüttüğünü söyleyen Fidan, "İşte bu nedenle bölgemizde hâlihazırda süren yangınları söndürmek için çok yoğun çalışıyoruz; Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki bazı çatışmalara kadar, gerekirse zaman zaman Balkanlar’da da devreye giriyoruz" dedi. "İran’daki savaş, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itti" Ukrayna-Rusya savaşına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, sürecin inişli çıkışlı seyrettiğini ancak tarafların ve arabulucuların görüşmeleri sürdürme iradesini koruduğunu söyledi. Fidan, "Ne yazık ki Ukrayna-Rusya savaşı inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Ancak olumlu olan taraf şu ki, her iki tarafın ve arabulucuların en azından süreci sürdürme konusunda hâlâ istekli olduğunu görüyoruz. Bu hepimiz için büyük bir artı" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin tarafları ateşkes ve kalıcı çözüme yönlendirmeye çalıştığını belirten Fidan, Ukrayna’daki savaşın büyük bir yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini söyledi. Fidan, "Şu anda Ukrayna görüşmeleri bakımından karşı karşıya olduğumuz tek olumsuzluk, İran’daki savaştır. Bu durum, Rusya-Ukrayna görüşmelerini bir kenara itmiş durumda. İnşallah, İran’la ilgili ateşkes ya da barış anlaşması sağlanır sağlanmaz, dikkatimizi derhal yeniden Ukrayna görüşmelerine çevireceğiz. Bu çok önemli. O meseleye olan odağımızın kaymasına izin veremeyiz" dedi. Söz konusu savaşın yalnızca iki ülkeyi değil, bölgesel ve küresel dengeleri de etkilediğini vurgulayan Fidan, tırmanma riskine de dikkat çekti. "İsrail kendi güvenliğinin değil, daha fazla toprağın peşinde" İsrail’in uzun süredir kendi güvenliğini gerekçe göstererek uluslararası kamuoyunda bir algı oluşturduğunu belirten Fidan, son yıllarda bunun arkasında daha fazla toprak hedefinin bulunduğunun netleştiğini söyledi. Fidan, "İsrail, uluslararası alanda, kendi güvenliğinin peşinde olduğu yönünde bir yanılsama oluşturdu. Ancak özellikle son yıllarda çok daha net hale geldi ki, bu kavramın altında İsrail’in peşinde olduğu şey daha fazla topraktır. Gerçekte olan budur. İsrail kendi güvenliğinin peşinde değil; daha fazla toprağın peşinde. Güvenlik, Netanyahu hükümeti tarafından daha fazla toprağı işgal etmek için bir gerekçe olarak kullanılıyor" diye konuştu. Bu sürecin Filistin topraklarından başladığını, Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ten Lübnan ve Suriye’ye uzanan bir yayılmacılık politikası izlendiğini belirten Fidan, "Bu, bölgede süregelen bir işgal ve yayılmacılık politikasıdır. Bence bunun durması gerekiyor" dedi. İsrail’in ancak diğer ülkelerin güvenlik, egemenlik ve özgürlüklerine saygı göstermesi halinde bölgede kalıcı barış içinde yaşayabileceğini vurgulayan Fidan, "İsraillilerin daha fazla toprak elde etmeye dönük yayılmacı politikaları, bölgesel ölçekte çok büyük bir sorun oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Avrupa Birliği, İsrail’i sınırlamak için daha fazlasını yapmalı" İsrail’e verilen Batı desteğinin meseleyi daha da karmaşık hale getirdiğini belirten Fidan, özellikle Avrupa Birliği’nin son dönemde bazı adımlar atsa da bunun yeterli olmadığını söyledi. Fidan, "Avrupa’nın, Avrupa Birliği olarak ve kurumsal bir yapı olarak bir araya gelmesi, kendi gücünü gerçekten İsrail’in bölgesel ve küresel güvenliği istikrarsızlaştıran eylemlerini sınırlamak için kullanması gerekiyor. Şu anda Avrupa Birliği’nden görmediğimiz şey tam olarak budur" dedi. Batı Şeria’daki bazı aşırı yerleşimcilerin yaptırım listesine alınmasını hatırlatan Fidan, buna rağmen İsrail’in işgal, saldırı ve insani hukuk ihlalleri karşısında daha güçlü adımlar gerektiğini söyledi. Fidan, "İsrail’in bölgede nasıl davranması gerektiğini gerçekten sağlamak için daha fazlasını yapmaları gerekiyor. Soykırım işlemeyi durdurmalı. Yerleri işgal etmeyi durdurmalı. Batı Şeria ve Gazze’de olduğu gibi başkasına ait toprakları çalmayı durdurmalı" ifadelerine yer verdi. "Gazze Planı’nın ilk aşamasındaki insani yükümlülükler yerine getirilmedi" Gazze’deki son duruma ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, geçen yıldan itibaren Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerin ABD ile birlikte Gazze Barış Planı’na öncülük ettiğini söyledi. Planın savaşın durdurulmasında etkili olduğunu belirten Fidan, "Geçen yıldan itibaren, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bir dizi ülke, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte hareket ederek Gazze Barış Planı’na öncülük etti. Bu da Gazze’de savaşı durdurmayı mümkün kıldı. Özellikle o zamana kadar aktif bir soykırım söz konusuydu. Şimdi İsrailliler Gazze halkını hâlâ kasıtlı olarak öldürüyor, ancak en azından kitlesel öldürme düzeyi durdu" dedi. Planın aşamalardan oluştuğunu kaydeden Fidan, şu anda Kahire’de devam eden görüşmelerde birinci aşamanın performansının değerlendirildiğini ve ikinci aşamaya geçiş zemininin ele alındığını ifade etti. Fidan, "Her iki taraf da farklı şeyler ileri sürüyor. Ancak genel olarak şunu söyleyebilirim: Özellikle anlaşmanın insani boyutu söz konusu olduğunda, İsrail’in birinci aşamayla ilgili yükümlülüklerini fiilen yerine getirdiğini görmedik" diye konuştu. İlk aşamanın gerekleri arasında daha fazla insani yardım, tıbbi destek, barınak girişine izin verilmesi ve Filistin teknik komitesinin Gazze’de çalışmaya başlamasının yer aldığını söyleyen Fidan, "Daha fazla insani yardıma, daha fazla tıbbi yardıma ihtiyacımız var. Barınakların içeri sokulmasına izin verilmesi gerekiyor. Filistin teknik komitesinin Gazze’de kendi çalışmalarına başladığını görmemiz gerekiyor; ancak henüz başlamış değiller. Gazze’ye girişlerine izin verilmiyor. Bunlar birinci aşamanın gerekleridir" dedi. Fidan, bu yükümlülüklerin yerine getirilmesinin ardından ikinci aşamaya geçilerek daha somut sonuçların görülebileceğini belirterek, "Ama şu anda insani durum, birinci aşama şartlarının gerektirdiği şekilde tam anlamıyla ele alınmıyor. Şu an bulunduğumuz nokta budur. Ve umarım Kahire’de devam eden görüşmeler, inşallah, olumlu bir sonuç verecektir" şeklinde konuştu.

Pakistan: İslamabad’da masaya oturabilirler ABD ve İran bize güveniyor, Haber

Pakistan: İslamabad’da masaya oturabilirler ABD ve İran bize güveniyor,

Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, Washington ve Tahran yönetimlerinin aralarındaki savaşı sona erdirmek için Pakistan’ın arabuluculuğuna ve sağlayacağı diyalog zeminine güvendiğini açıkladı. Pakistan’ın başkenti İslamabad, Ortadoğu’da bir ayı geride bırakan savaşı durdurmak amacıyla düzenlenen kritik bir dörtlü zirveye ev sahipliği yaptı. Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar; Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile bir araya geldi. “ABD ve İran İslamabad’da görüşebilir” Zirvenin ardından açıklama yapan İshak Dar, toplantıyı "oldukça verimli" olarak nitelendirdi. Dar, her iki tarafın (ABD ve İran) Pakistan’a olan güvenine dikkat çekerek şunları söyledi: "ABD ve İran’ın, diyalog zemini oluşturma konusunda Pakistan’a duydukları güvenden memnuniyet duyuyoruz. İslamabad, mevcut çatışmaya kapsamlı ve kalıcı bir çözüm bulmak amacıyla önümüzdeki günlerde her iki taraf arasında yapılacak ciddi görüşmelere ev sahipliği yapmaya ve bu yolu açmaya hazırdır." Dörtlü zirveden ‘Savaşı Durdurun’ çağrısı İshak Dar, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır mevkidaşlarıyla; savaşın sadece ölüm ve yıkım getirdiği, Ortadoğu’daki gerilimin bir an önce kontrol altına alınması ve çatışmaların yayılmasının önlenmesi gerektiği konusunda mutabık kaldıklarını belirtti. Dar, bölge barışı için Pakistan’ın çabalarına destek veren Hakan Fidan ile Suudi ve Mısırlı mevkidaşlarına teşekkür etti. BM ve Çin’den destek, İran’a ‘saldırıları durdur’ talebi İshak Dar ayrıca BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile de telefon görüşmeleri gerçekleştirdiğini, her iki ismin de Pakistan’ın hamlelerine tam destek verdiğini bildirdi. Öte yandan Dar, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile de bir görüşme yaparak, Tahran’dan gerilimi düşürmesini ve özellikle Körfez ülkelerine yönelik füze ve dron saldırılarını durdurmasını talep etti. Trump ‘Müzakere var’ diyor, Tahran yalanlıyor Diplomatik trafik hızlanırken taraflardan çelişkili açıklamalar gelmeye devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz günlerde İran ile "çok verimli" görüşmeler yapıldığını ve bu nedenle enerji tesislerine saldırıları ertelediğini duyurmuştu. Buna karşın İranlı üst düzey askeri yetkililer, Washington ile herhangi bir resmi müzakere içinde olmadıklarını savunuyor. Hatemü’l Enbiya Karargahı Komutanı Ali Abdullahi, ABD’nin İran’da "bataklığa saplandığını" ve Trump’ın bu savaştan kurtulmak için üçüncü ülkeler üzerinden çıkış aradığını iddia etmişti. 28 Şubat’ta başlayan ve bölgeyi sarsan savaşın 31. gününde, İslamabad’daki bu diplomatik seferberliğin 6 Nisan mühleti öncesi somut bir ateşkesle sonuçlanıp sonuçlanmayacağı dünya kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.

Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM) 2026 tamamlandı. Haber

Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM) 2026 tamamlandı.

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM) 2026’nın iki gün süren programının ardından değerlendirmelerde bulundu. Zirvenin yoğun katılım ve verimli panellerle başarıyla tamamlandığını belirten Duran, uluslararası güvenlikten diplomasiye kadar birçok kritik başlığın ele alındığını söyledi. Duran, küresel ölçekte yaşanan hızlı değişimlerin devletler arası iş birliği ve stratejik iletişimin önemini artırdığını vurgulayarak, STRATCOM’un ulusal ve uluslararası aktörler arasında önemli bir diyalog platformu sunduğunu ifade etti. Zirveye üst düzey katılımın dikkat çektiğini belirten Duran, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın küresel sistemdeki dönüşüm ve liderliğin rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunduğunu, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Türkiye’nin diplomatik vizyonuna dair önemli mesajlar verdiğini aktardı. Ayrıca MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün’ün güvenlik ve savunma alanında katkılar sunduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünya 5’ten büyüktür” ve “Daha adil bir dünya mümkündür” mesajlarını hatırlatan İletişim Başknı Burhanettin Duran, son yıllarda yaşanan gelişmelerin bu söylemleri doğruladığını ifade etti. Türkiye’nin stratejik iletişim alanında önemli bir direnç geliştirdiğini belirten Duran, STRATCOM’un temel amaçlarından birinin Türkiye’nin tezlerini dünyaya anlatmak olduğunu söyledi. “Kendi hikâyemizi kendimiz yazalım” diyen Duran, zirveyle farklı ülkelerden katılımcıların ortak bir perspektifte buluşmasının hedeflendiğini vurguladı. Uluslararası sistemde yaşanan kırılmanın çok kutuplu bir yapıyı beraberinde getirdiğini belirten Duran, bu sürecin henüz netleşmediğine dikkat çekti. Küresel krizlerin savaş ve çatışmalarla derinleştiğini ifade eden Duran, Türkiye’nin bu noktada diplomasi, uzlaşı ve iş birliğini önceleyen bir yaklaşım benimsediğini söyledi. “Savaş ve çatışma değil, diyalog ve çözüm odaklı bir dünya arıyoruz” diyen Duran, mevcut sistemin adaletsizlik ürettiğini ve yeni bir düzen arayışının kaçınılmaz olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin bölgesel ve küresel politikalarında istikrar ve güvenliği öncelediğini belirten Duran, savunma sanayii alanındaki gelişmelerin de bu hedefle bağlantılı olduğunu ifade etti. Bölgesel barışın sağlanması için diplomasi kanallarının aktif şekilde kullanıldığını vurguladı. Duran, STRATCOM’un önümüzdeki dönemde de farklı ülkelerde yapılacak etkinliklerle devam edeceğini ve her yıl İstanbul’da düzenlenerek küresel ölçekte ortak bir mesaj üretmeyi sürdüreceğini sözlerine ekledi.

Nilüfer'de Frankofon Film Festivali başladı Haber

Nilüfer'de Frankofon Film Festivali başladı

Bursa Nilüfer Belediyesi ev sahipliğinde, Institut Français, Fransa, Belçika, Kanada, Lüksemburg ve İsviçre büyükelçilikleri ile Alliance Française Bursa ve Türk-Fransız Kültür Derneği iş birliğiyle düzenlenen Frankofon Film Festivali’nin açılışı Konak Kültürevi’nde gerçekleştirildi. Açılışa, Nilüfer Belediye Başkan Vekili Akın Uludağ, Kültür Etkinlikleri ve İşbirliği Müsteşarı ve Türkiye Fransız Kültür Merkezi Genel Müdürü Gilles Roulland, Fransız Kültür Ataşesi Valentin Rodriguez, Bursa Türk-Fransız Alliance Française Kültür Derneği Başkanı Halil Akgül, Fransa Fahri Konsolosu Nuri Cem Erbak ve çok sayıda sinemasever katıldı. KADIN HİKAYELERİ Nilüfer Belediye Başkanı Akın Uludağ yaptığı konuşmada, festivalin kentin kültür sanat hayatında çok önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. 2 Nisan’a kadar Konak Kültürevi’nde devam edecek festivalin ana temasının kadın hikayeleri olduğunu dile getiren Uludağ, “Fransızca konuşulan ülkelerden seçilmiş filmlerde güçlü kadın karakterleri izleyeceğiz. Onların dünyasına, farklı bakış açılarına şahit olacağız. Toplam 19 gösterimle sizlerle buluşacağız” diye konuştu. 9 UZUN 4 KISA METRAJ Türkiye Fransız Kültür Merkezi Genel Müdürü Gilles Roulland ise, festival kapsamında 9 uzun, 4 kısa metraj filmin gösterileceğini belirterek, birçoğunun Türkiye’de ilk kez izleyici ile buluşacak ödüllü filmler olduğunu söyledi. Filmlerin neredeyse yarısının kadın yönetmenler tarafından çekildiğini anlatan Roulland, “Hikayelerin büyük kısmı da kadın karakter etrafında şekilleniyor. Bu, Frankofoni’nin savunduğu diyalog, eşitlik ve açıklık değerlerine sadık kalınarak yapılmış bilinçli bir tercihtir” dedi. Bursa Türk-Fransız Alliance Française Kültür Derneği Başkanı Halil Akgül de, iki ülke arasındaki ortak değerlere dikkat çekti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.