Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Diyabet

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Diyabet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Diyabet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DSÖ, İsrail saldırıları nedeniyle Lübnan'ın sağlık sisteminin çökme noktasına geldiği konusunda uyarıda bulundu. Haber

DSÖ, İsrail saldırıları nedeniyle Lübnan'ın sağlık sisteminin çökme noktasına geldiği konusunda uyarıda bulundu.

İsrail'in 8 Nisan'da düzenlediği geniş çaplı hava saldırılarında yaşanan kitlesel kayıpların ardından rezervlerin azalmasıyla birlikte ortaya çıktı. Savaşta yaralanan hastaların tedavisi için gerekli travma kitleri arasında bandajlar, antibiyotikler ve anestezikler bulunur. Lübnan'daki DSÖ temsilcisi Dr. Abdinasir Abubakar şunları söyledi: "Bazı travma malzemeleri yetersiz ve önümüzdeki birkaç gün içinde tükenebilir." Lübnan'ın sağlık sistemi çökme noktasına geldi. Bu kıtlık, büyük çoğunluğu sivillerden oluşan kayıpların artmasıyla daha da kötüleşti. Abubakar, üç haftalık malzeme tedarikinin tek bir günde tüketildiğini de sözlerine ekledi. Bu uyarı, İsrail'in 9 Nisan'da Lübnan'daki birçok hedefi bombalamaya devam etmesinin ardından geldi. Bundan önce, savaşın başlangıcından bu yana en büyük saldırılar 8 Nisan'da gerçekleşmiş, 250'den fazla kişi ölmüş ve 1000'den fazla kişi yaralanmıştı. İsrail son günlerde Lübnan'a yönelik geniş çaplı hava saldırılarını yoğunlaştırdı. Mevcut duruma değinen Sayın Abubakar, "Dün yaşanan gibi bir başka kitlesel can kaybı olayı yaşanırsa, bu bir felaket olur" dedi. Ayrıca en kötü senaryo konusunda da uyararak, "Yeterli malzeme olmadığı için daha da fazla can kaybı yaşayabiliriz" diye ekledi. Acil tıbbi malzeme kıtlığı sadece acil tıbbi ekipmanlarla sınırlı değil; kronik hastalıklar için kullanılan ilaçlarda da önümüzdeki haftalarda kıtlık yaşanacak. Bunun en önemli örneği, diyabet hastaları için insülin eksikliğidir. Bu aksama, Körfez Savaşı ve Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının ardından tedarik zincirinde yaşanan bozulmalardan kaynaklanmaktadır.

Türkiye'de   Her 7 Kişiden Biri Böbrek Hastası Haber

Türkiye'de   Her 7 Kişiden Biri Böbrek Hastası

Böbrek hastalıkları konusunda, Türkiye genelindeki çeşitli bilimsel çalışmalar ve farkındalık projeleri ile bilinen Türk Nefroloji Derneği ise 12 Mart Dünya Böbrek Günü kapsamında, T.C. Sağlık Bakanlığı ve Ankara Aile Hekimliği Derneği iş birliğinde, Vantive Sağlık Hizmetleri Şirketi sponsorluğunda, önemli bir bilinçlendirme programına imza attı. Ankara Üniversitesi İbni Sina Tıp Fakültesi'nde gerçekleşen ve yoğun ilgi gören programda, Sağlık Politikaları Zirvesi ve Aile Hekimleri Eğitim Toplantısı ile kronik böbrek hastalıkları konusu kapsamlı bir şekilde ele alındı. Türk Nefroloji Derneği ve Sağlık Bakanlığı'nın güncel verilerine göre Türkiye'de her 7 yetişkinden biri kronik böbrek hastası. Bu verilere göre, Türkiye'de yaklaşık 10 milyon kişi kronik böbrek hastalığıyla (KBH) karşı karşıya olmakla birlikte, hastaların yüzde 94’ü hastalığa yakalandığından habersiz şekilde yaşamlarını sürdürmekte. Bu alanda, kamuoyunu bilinçlendirmeyi misyon edinen Türk Nefroloji Derneği, sağlık hizmetleri konusundaki önemli global markalar arasında yer alan Vantive Türkiye sponsorluğu ve T.C. Sağlık Bakanlığı iş birliği ile 12 Mart Dünya Böbrek Günü’nde anlamlı bir farkındalık programına imza attı. “Ülkemizde her yıl 10.000’den fazla hasta diyaliz tedavilerine başlıyor” Ankara Üniversitesi İbni Sina Tıp Fakültesi'nde gerçekleşen programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, “Türk Nefroloji Derneği olarak halkımızın bilinçlenmesi, meslektaşlarımızın en yüksek düzeyde bilimsel bilgilerle donanması ve bunu sağlık hizmetine yansıtmalarına yönelik çalışmalarımızı aralıksız sürdürmekteyiz. Ülkemizde her yıl 10.000’den fazla hasta diyaliz tedavilerine başlamakta ve bu sayının giderek artmasından endişe duymaktayız. Ülke olarak, bu konuda özellikle de toplumsal bilinç oluşturmak için kapsamlı ve uzun soluklu çalışmalara ihtiyaç duymaktayız” şeklinde sözlerini tamamladı. Türk Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri, Sağlık Bakanlığı Araştırma, Geliştirme ve Sağlık Teknolojisi Değerlendirme Daire Başkanlığı’ndan Olgun Şener, Vantive Pazar Erişim ve Kurumsal İlişkiler Yöneticisi Volkan Doğan, T.C. Sağlık Bakanlığı Doku, Organ Nakli ve Diyaliz Daire Başkanı Prof. Dr. Erkan Ölçücüoğlu’nun katılımı ile gerçekleşen Sağlık Politikaları Zirvesi’nde, böbrek sağlığı konusu tüm boyutları ile ele alınırken, Aile Hekimleri Eğitim Toplantısı’nda ise böbrek sağlığına yönelik olarak, önleyici ve koruyucu hekim hizmetleri noktasında çok önemli bilgilere yer verildi. TND Yönetim Kurulu üyelerinden Prof.Dr. Aydın Türkmen, böbrek nakline verilen önemin arttırılması, Prof.Dr.Ercan Ok, tuz tüketimine dikkat edilmesi, Prof.Dr. Özkan Güngör, ülkemizde nefrolog sayısının giderek azalması ve bunun nedenleri, Prof.Dr. Galip Güz, obezite, diyabet ve KBH ilişkisi, Prof.Dr. Şükrü Ulusoy, hipertansiyon kontrolü, Prof.Dr. İsmail Koçyiğit, periton diyalizi, Prof.Dr. Elif Arı Bakır, diyabetik böbrek hastalığı açıklamalarda bulundu. Yine Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden Prof.Dr.Şehsuvar Ertürk’de KBH’nin erken teşhisine vurgu yaptı. "Hastaları Hastaneye Değil, Tedaviyi Evlere Taşıyoruz" Konuşmasında, böbrek sağlığının iyileştirilmesine yönelik Vantive’in çözüm ve bilinçlendirme yaklaşımlarına vurgu yapan Vantive Ülke Müdürü Fuat Çukadar ise “Türkiye’de diyaliz tedavisine başlayan her hastanın zihninde aynı korku belirir: ‘Artık haftamın üç günü hastanede geçecek.’ Bu inanış, maalesef pek çok hastamızın tedaviden uzak durmasına ya da yaşam kalitesinden ciddi ödünler vermesine yol açıyor. Oysa bugün bu tablo köklü biçimde değişti. Evde diyaliz; bir hayal değil, binlerce hastamızın her gün yaşadığı somut ve erişilebilir bir gerçektir. Vantive olarak geliştirdiğimiz ileri teknoloji sayesinde hastalarımız çocuklarını okula uğurlayabilir, seyahat edebilir, çalışmaya devam edebilir; kısacası yaşamlarının kontrolünü yeniden ellerine alabilir. Böbrek hastalığı, bir insanın hayatını durma noktasına getirmek zorunda değil. Periton diyalizi başta olmak üzere sunduğumuz evde tedavi seçenekleri, hastalarımıza yalnızca bir tedavi yöntemi değil, özgürlüklerini geri veriyor. Misyonumuz açık ve nettir: Tedaviyi hastanın hayatına entegre etmek; hastanın hayatını tedavinin etrafında şekillendirmek zorunda bırakmamak.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Gözden kaçan tehlikeli YAĞ ! - Ense Hörgücü Haber

Gözden kaçan tehlikeli YAĞ ! - Ense Hörgücü

OMURGADA AŞIRI YÜKLENME VE KRONİK AĞRI RİSKİ Prof. Dr. Ahmet Karacalar , ense kökünde oluşan hacim artışının, başın doğal ekseninden öne doğru konumlanmasına neden olabileceğini belirtti. Bu durumun servikal omurgada aşırı yüklenme, boyun kaslarında kronik gerginlik, üst trapez ve levator scapula spazmı ile sık baş ağrısına yol açtığı vurgulanıyor. Ayrıca, büyük dorsoservikal yağ yastığının üst sırtın daha kambur görünmesine, zamanla omuzların öne düşmesine ve şiddetli sırt ağrılarına neden olduğu bildiriliyor. -SİSTEMİK HASTALIKLARIN HABERCİSİ OLABİLİR Büyük hacimli vakalarda servikal sinir basısına bağlı uyuşma yaşandığını ifade eden Karacalar, Buffalo hump’ın bazen altta yatan bir hastalığın belirtisi olabileceğine dikkat çekiyor: "Cushing sendromu, hipertansiyon, diyabet ve osteoporoz bunlardan bazıları." Özellikle uzun süreli oturma ve bilgisayar kullanımında ağrı artışının bu hastalar için kaçınılmaz olduğu belirtiliyor. "SIRADAN BİR YAĞ DEĞİL, TEKNİK BİR BAKIŞ AÇISI ŞART" Tedavi konusunda ise Prof. Dr. Ahmet Karacalar tek çözümün liposuctionla yağın alınması olduğunu söylüyor. Ancak cerrahi teknik konusunda çok kritik bir ayrımın altını çiziyor: "Ancak bu doku sadece yağ dokusu değildir. Fibröz dediğimiz sert bağ dokusu ile karışık yağdır. Bu nedenle teknik olarak farklı bir bakış açısı gerektirir."

Hareketsiz Yaşam Alarm Veriyor: Uzmanlardan Ofis ve Ev Çalışanlarına Kritik Uyarılar Haber

Hareketsiz Yaşam Alarm Veriyor: Uzmanlardan Ofis ve Ev Çalışanlarına Kritik Uyarılar

Hareketsiz Yaşam Alarm Veriyor: Uzmanlardan Ofis ve Ev Çalışanlarına Kritik Uyarılar Günümüzde masa başı çalışma düzeni ve uzaktan çalışma modelinin yaygınlaşmasıyla birlikte hareketsiz yaşam, sağlık açısından giderek büyüyen bir risk haline geliyor. Uzmanlara göre günün büyük bölümünü oturarak geçirmek yalnızca kas-iskelet sistemini değil, dolaşım sisteminden metabolizmaya, ruh sağlığından yaşam kalitesine kadar birçok alanı olumsuz etkiliyor. İstanbul Rumeli Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Gamze Başkent, özellikle ofis ve evden çalışan bireylerin günlük yaşamlarına düzenli hareket ve basit egzersizleri dahil etmelerinin uzun vadeli sağlık sorunlarının önlenmesinde kritik rol oynadığını belirtti. Uzun Süreli Oturma Vücut Dengesini Bozuyor Uzun süre hareketsiz kalmanın omurga sağlığı üzerinde ciddi etkiler oluşturduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Gamze Başkent, yanlış oturma pozisyonlarının zamanla kas zayıflığına, eklem sertliğine ve duruş bozukluklarına yol açabildiğini söyledi. Özellikle masa başında geçirilen uzun saatlerin bel ve boyun bölgesine binen yükü artırdığını belirten Başkent, hareketsizliğin kasların yeterince çalışmamasına ve dolaşımın yavaşlamasına neden olarak kronik ağrıların ortaya çıkmasına zemin hazırladığını vurguladı. Boyun, Bel ve Sırt Ağrılarında Artışın Nedeni Hareketsizlik Bilgisayar ekranına doğru eğilerek çalışmanın ve ergonomik olmayan çalışma ortamlarının boyun, bel ve sırt ağrılarının en önemli nedenleri arasında yer aldığını ifade eden Başkent, stresin de kasların sürekli gergin kalmasına yol açarak ağrı şikâyetlerini artırdığını belirtti. Bu tür ağrıların ihmal edilmesinin ilerleyen süreçte fıtık, sinir sıkışması ve hareket kısıtlılığı gibi daha ciddi sağlık sorunlarına dönüşebileceğine dikkat çekti. Hareketsiz yaşamın yalnızca kas-iskelet sistemiyle sınırlı kalmadığını belirten Başkent, uzun süre oturmanın kan dolaşımını yavaşlattığını, bunun da bacaklarda uyuşma, ödem ve varis riskini artırırken kalp-damar sağlığını olumsuz etkileyebildiğini ifade etti. Metabolizmanın yavaşlamasıyla birlikte kilo alımı, insülin direnci ve tip 2 diyabet riskinin de artabileceğini söyledi. Hareketsizlik Ruh Halini ve Verimliliği de Etkiliyor Uzun süre kapalı ortamlarda ve ekran karşısında kalmanın göz yorgunluğu, baş ağrısı ve odaklanma sorunlarına neden olabildiğini belirten Başkent, fiziksel hareketsizliğin stres hormonlarını artırarak yorgunluk, motivasyon kaybı ve ruh halinde olumsuz değişimlere yol açabileceğini ifade etti. Uzmanlar, bu olumsuz etkilerin önüne geçebilmek için gün içinde düzenli aralıklarla ayağa kalkmanın, kısa yürüyüşler yapmanın ve basit esneme hareketleriyle vücudu aktif tutmanın önemine dikkat çekiyor. Başkent’e göre küçük ama düzenli hareket alışkanlıkları, uzun vadede ciddi sağlık sorunlarının önlenmesine katkı sağlıyor. Gün İçinde Yapılan Küçük Egzersizler Büyük Fark Yaratıyor Yoğun iş temposu nedeniyle spor salonuna gitmeye zaman ayıramayan bireyler için gün içinde kısa molalarla yapılabilecek basit egzersizlerin etkili bir çözüm sunduğunu belirten Başkent, boyun ve omuz bölgesini rahatlatan esneme hareketleri, bel bölgesini destekleyen hafif germe egzersizleri ve belirli aralıklarla ayağa kalkarak yapılan kısa yürüyüşlerin kasları aktif tuttuğunu söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Gamze Başkent, hareketsiz yaşamın oluşturduğu risklere karşı atılacak küçük adımların bile uzun vadede daha sağlıklı, enerjik ve sürdürülebilir bir yaşamın kapısını aralayacağını vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.